Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/12477 E. 2014/19732 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müddeabih↗ aktif dava ehliyeti↗ tüzel kişilik↗ taraf ehliyeti↗ kâr payı↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının otomotiv kiralama hizmetleri yönünden ilgili dönemde az sayıda da olsa markasal kullanımının bulunduğu, davalının bu sınıf yönünden markasını ayırt edici unsurunu değiştirmeksizin kullandığı, davalının markasını ayakkabılar, ayak giysileri, botlar, spor ayakkabılar, çizmeler yönünden ciddi ve pazar payı yaratacak kullanımının bulunduğu, ibraz edilen az sayıdaki giyim eşyası numunelerinin ne zaman üretildiklerinin belli olmadığı, ibraz edilen reklam bandının markasal kullanımı ispata yeterli olmadığı, helikopter üretimi için ar-ge çalışması yapılmasının markasal kullanımı göstermediği, yurt dışında bir otele ait olduğu anlaşılan çok az miktarda ve tescilden farklı tanıtımların kullanıma delil teşkil
edemeyeceği gerekçesiyle davalı adına tescilli 97/006235 nolu HUMMER+Şekil markası yönünden hükümsüzlük talebinin reddine, 98/010642 nolu HUMMER ibareli markanın sadece ayak giysileri, ayakkabılar, botlar, spor ayakkabılar, çizmeler bakımından kullanıldığı anlaşılmakla bu emtialar yönünden hükümsüzlük talebinin reddine, bu emtialar dışındaki tüm mallar yönünden kullanmama nedeniyle markanın hükümsüzlüğüne, 98/010640 nolu HUMMER ibareli marka ile 98/010643 nolu HUMMER +Şekil ibareli markaların kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı şirketin tamamen iptal edildiğini, kapandığını, hali hazırda hukuken geçerli bir tüzel kişiliğinin bulunmadığını belirterek davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Davalı vekilinin temyiz dilekçesi ekinde yer alan 23.1.2014 tarihli tercüme evrakında da […]C.. adlı şirketin varlığını sürdürmediği, tüm belgelerin General Motors LLC olarak belirtilmesinin gerektiğine değinilmiştir. Benzer hukuki sebeplerle açılan Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2006/448 esas 2011/235 karar sayılı dava dosyasında da davacı […]. Corporation şirketinin dava konusu edilen markayı devrettiği, bu doğrultuda müddeabihi devralan sıfatıyla General Motors LLC şirketinin davaya iştirak ettiği görülmüştür. Yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekli hususlardan olan taraf ve dava ehliyeti HMK'nın 114. maddesinde dava şartları içerisinde sayılmıştır. Bu açıklamalar uyarınca mahkemece öncelikle davacının taraf ve dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususu araştırılmaksızın işin esası incelenmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7782 E. 2011/7040 K.
Ortak:ibraz · Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz kararda… kasını ayırt edici unsurunu değiştirmeksizin kullandığı, davalının markasını ayakkabılar, ayak giysileri, botlar, spor ayakkabılar, çizmeler yönünden ciddi ve pazar «payı» yaratacak kullanımının bulunduğu, «ibraz» edilen az sayıdaki giyim eşyası numunelerinin ne zaman üretildiklerinin belli olmadığı, ibraz edilen reklam bandının markasal kullanımı ispata yeterli olmadığı, he …
Benzer bu karardaCiddi kullanımın ispatı için salt lisans faturalarının «ibrazı» yeterli olmayıp ayrıca lisans verilen dava dışı şirketlerinde sözkonusu ürünler üzerinde markasal kullanımları bulunduğunun ispatı gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · uyuşmazlık konusu · iflas · taşıyan · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, davalı markalarının tescilli olduğu sınıflardaki mal/hizmet üzerinde kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı tarafından kullanıma yönelik olarak sunulan faturalardan «uyuşmazlık konusu» HUMMER markasını «taşıyan» emtialara ilişkin lisans ve franchise bedelinin tahsiline ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
… ru ve tüm dosya kapsamına göre, İstanbul 1 nolu FSHHM’nin 2005/399 esas sayılı dosyasının tarafları aynı olmakla birlikte konularının farklı olduğu, davalı şirketin «iflas» etmesinin markanın kullanılmaması için başlı başına haklı bir neden oluşturmayacağından, davanın esasına girilerek gerekli araştırma ve incelemenin yapıldığı, dava …
556 Sayılı KHK'nin 14. maddesine göre, markanın tescil tarihinden itibaren haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz «ara» verilmesi halinde marka iptal edilir.
Markanın tescil edildiği tarihten itibaren kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz «ara» verilmesinin müeyyidesi ise, yukarıda açıklanan hükümlerde belirtilen koşulların oluşması halinde açılacak dava sonunda markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesidir.
-
Marka hükümsüzlüğü | Ticaret unvanından çıkarılma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/621 E. 2022/4503 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · mükerrerlik · ara karar · garantörlük · komisyon · taşıyıcı · kötü niyet · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «tasfiye» sürecine girdiği davacının dayanak markalarının GENERAL MOTORS LLC’ye devir edildiği bildirildiğinden HMK 125/2 madde kapsamında GENERAL MOTORS LLC’ davacı olarak Uyap kayıtlarına işlendiği, hükümsüzlük sebepleri arasında tanınmışlık iddiasına da dayanmakta olup, hükümsüzlüğü istenen davalı markalarının başvuru tarihinde davacıya ait markanın Türkiye'de hiç kullanılmamış olması halinde dahi HUMMER markasının Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesi anlamında Türkiye'de toplumun ilgili kesimi nezdinde tanınmışlık düzeyine ulaşmış bir marka vasfında olup olmadığının keza tanınmış ise bu tanınmışlığın hangi tarihte başladığı ve farklı mal ve hizmetler yönünden davacının markasının itibarına zarar verebileceği veya tescil edilen markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlara neden olup olmayacağının tespiti kapsamında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması için mahkememizce «ara» karar oluşturulmuş ancak davacı vekili dosyadaki delillerin tanınmışlık incelemesi için yeterli olduğunu, bu nedenle «bilirkişi ücretini» yatırmadıklarını beyan etmesi nedeniyle dosyaya sunulan deliller dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, Paris Sözleşmesinin 1.mükerrer 6. maddesinde, KHK’nın gerek 7/1-i gerekse 8/4 maddeleri anlamında tanınmış markalardan ne anlamak gerektiği konusunda açık bir hüküm bulunmadığı, ancak yüksek mahkeme ilamlarına göre tanınmış markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız yararlanma ve itibarına zarar verme koşullarının gözetilmesi gerektiğine işaret edildiği, WIPO nezdinde oluşturulan «komisyon» ise tanınmış markalarla ilgili bir kısım kriterler belirlediği, buna göre de tanınmışlığın tespitinde, markanın kullanım süresi, kapsamı ve coğrafik alanının geniş …
… ibaret olduğu, dolayısıyla da markanın korunması için benzer sınıfların 3. şahıslar tarafından tescilinin yasaklandığı, bu kurala markaların uluslararası korumasını «garantileyen» TRİPS 16 ve 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesiyle sadece tanınmış markalar yönünden belli şartlarla istisna getirilerek "markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verilebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyeceği, sonuçlar doğurabileceği durumlarda 3. şahısların tescil başvurularının reddedileceğinin öngörüldüğü, markanın kötü niyetle tescili durumunda da spesyalite prensibinin geçerli olduğu, ancak marka kapsamındaki aynı veya benzer sınıflar için tescili halinde marka sahibi kötü niyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük isteyebileceği, ancak tescil kapsamındaki ürün ve hizmetlerden farklı sınıflar için markanın tescili serbest olduğundan ve burada korunan bir hak mevcut olmadığından ve 3. şahısların bunları zaten serbestçe kullanım hakkı bulunduğundan, farklı ürün ve sınıflar için gerçekleşen tescillere karşı marka sahibinin ileri sürülebilir yasal bir hakkı bulunmadığından kötü niyetli tescil iddiası ileri sürülemeyeceği, çünkü marka haklarının çerçevesi yasa ve uluslararası anlaşmalarla çizilmiş olup, sadece tanınmış markalar için bir tek istisna getirildiği, hatta bu istisnanın da belli koşulların varlığına tabi tutulduğu, dolayısıyla da kötü niyetli tescil durumunda markanın farklı ürün ve hizmetler için de hükümsüzlüğünün isteneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle markanın davacının marka kapsamında kalan otomobil ve benzeri ürün ve sınıflar için hükümsüzlüğünün «kötü niyet» nedeniyle istenebilirse de farklı olan sınıflar için hükümsüzlüğünün istenemeyeceği, bu açıdan Ankara 1.
FSHHM'nin 2006/448 E. ve 2011/235 K sayılı ilamı gerek «kötüniyet», gerek tanınmışlık ile ilgili tespitler yönünden delil olarak değerelendirilecekse de; huzurdaki davada davalının diğer emtia sınıfları için hükümsüzlük istemi yönünden haksız yarar sağlanacağı, itibarının zarara uğrayacağı ve risk altında bulundukları hususlarının farklı emtia sınıfı yönünden bu alandaki uzman bilirkişilerce değerlenderilmesi gerekli olup, davacının ise bu yönde bir inceleme yaptırmadığı gerekçesiyle davalı adına tescilli 181840 nolu markanın hükümsüzlüğüne, davalı adına tescilli 199307 nolu markanın lokomotifler, trenler, tramvaylar, vagonlar, deniz taşıtları ve parçaları, sandallar, motorlar, gemiler, yatlar, kotralar, botlar, feribotlar, kanolar, sandallar, gemiler için avara dişlileri, dümenler, seren direkleri, gemi gövdeleri, uskurlar, parvaneler, tekneleri indirme kaldırma ve suya indirme donanımları vb. uzay taşıtları da «dahil» hava taşıtları ve parçaları: balonlar, uçaklar, helikopterler, uzaya gönderilen roketler, paraşütler, çocuk arabaları, tekerlekli sandalyeler, pusetler, yürüteçler, el arabaları, pazar arabaları, tek veya çok tekerlekli el arabaları, market arabaları, ev eşyaları için tekerlekli «taşıyıcılar» dışındaki tüm ürünler yönünden markanın hükümsüzlüğüne, davalı adına tescilli 201392 nolu marka yönünden talebin reddine, davalı adına tescilli 200022 nolu markanı …
Dairemizin 01.07.2015 tarih 2015/2322 Esas- 2015/8775 Karar sayılı bozma ilamında, davacının iddiasına mesnet “Hummer” ibareli markasının Paris Sözleşmesi'nin 2. «mükerrer» ve TRIPS Anlaşması 16. maddeleri kapsamında tanınmış olup olmadığı hususunun tespit ve incelenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olup, dosyaya sunulan deliller itibariyle taraflar arasında görülen Ankara 1.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/12477 E. , 2014/19732 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 27/03/2014
NUMARASI 2011/334-2014/58
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/03/2014 tarih ve 2011/334-2014/58 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirketin otomotiv sektöründe dünyanın en büyük üreticisi olduğunu ve Türkiye’de de yakından bilindiğini, HUMMER markalı araçların ilk versiyonunun 1979 yılında hazırlandığını, Amerikan ordusunda kullanılageldiğini, daha sonra sivil versiyonlarının üretildiğini, markanın tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin 5.5.2000 tarih ve 2000/8650 nolu markanın sahibi olduğunu, yine 21.03.2005 tarihinde HUMMER ibaresi için başvuru yaptığını, davalının bir dönem HUMMER markalı araçların Türkiye’deki distribütörlüğünü üstlendiğini ve bu dönemde davaya konu 4.8.1998 tarih ve 200022 nolu HUMMER, 04.08.1998 tarih ve 201392 nolu HUMMER, 07.05.1997 tarih ve 181840 nolu HUMMER+şekil;
4. 8.1998 tarih ve 199307 nolu HUMMER+şekil markalarını kendi adına tescil ettirdiğini, davalının sadece ibareleri değil, silueti kendilerine ait araçları da marka olarak tescil ettirdiğini ancak davalının bu markaları kullanmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli 181840 numaralı HUMMER şekil, 199307 HUMMER şekil, 200022 numaralı HUMMER ve 201392 nolu HUMMER markalarının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının İstanbul 1 nolu Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2005/399 esas sayılı dosyasında da hükümsüzlüğe ilişkin talepte bulunduğunu ve davanın 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacının uzun bir süre sessiz kaldığını, MK.
2. maddesi uyarınca davanın reddinin gerektiğini, müvekkil şirketin markalarını ciddi şekilde kullandığını, HUMMER markasının tescilli olduğu tüm sınıflar için kullanıldığını, projeler geliştirildiğini, web sayfalarında, kataloglarında gerek kendi gerekse lisans verdiği kimseler tarafından kullanıldığını, AR-GE çalışmaları ile resmi ve özel kurumlarda kullanıldığını, davacının kötüniyetle bu davayı açtığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının otomotiv kiralama hizmetleri yönünden ilgili dönemde az sayıda da olsa markasal kullanımının bulunduğu, davalının bu sınıf yönünden markasını ayırt edici unsurunu değiştirmeksizin kullandığı, davalının markasını ayakkabılar, ayak giysileri, botlar, spor ayakkabılar, çizmeler yönünden ciddi ve pazar payı yaratacak kullanımının bulunduğu, ibraz edilen az sayıdaki giyim eşyası numunelerinin ne zaman üretildiklerinin belli olmadığı, ibraz edilen reklam bandının markasal kullanımı ispata yeterli olmadığı, helikopter üretimi için ar-ge çalışması yapılmasının markasal kullanımı göstermediği, yurt dışında bir otele ait olduğu anlaşılan çok az miktarda ve tescilden farklı tanıtımların kullanıma delil teşkil
edemeyeceği gerekçesiyle davalı adına tescilli 97/006235 nolu HUMMER+Şekil markası yönünden hükümsüzlük talebinin reddine, 98/010642 nolu HUMMER ibareli markanın sadece ayak giysileri, ayakkabılar, botlar, spor ayakkabılar, çizmeler bakımından kullanıldığı anlaşılmakla bu emtialar yönünden hükümsüzlük talebinin reddine, bu emtialar dışındaki tüm mallar yönünden kullanmama nedeniyle markanın hükümsüzlüğüne, 98/010640 nolu HUMMER ibareli marka ile 98/010643 nolu HUMMER +Şekil ibareli markaların kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı şirketin tamamen iptal edildiğini, kapandığını, hali hazırda hukuken geçerli bir tüzel kişiliğinin bulunmadığını belirterek davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Davalı vekilinin temyiz dilekçesi ekinde yer alan 23.1.2014 tarihli tercüme evrakında da […]C.. adlı şirketin varlığını sürdürmediği, tüm belgelerin General Motors LLC olarak belirtilmesinin gerektiğine değinilmiştir. Benzer hukuki sebeplerle açılan Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2006/448 esas 2011/235 karar sayılı dava dosyasında da davacı […]. Corporation şirketinin dava konusu edilen markayı devrettiği, bu doğrultuda müddeabihi devralan sıfatıyla General Motors LLC şirketinin davaya iştirak ettiği görülmüştür.
Yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekli hususlardan olan taraf ve dava ehliyeti HMK'nın 114. maddesinde dava şartları içerisinde sayılmıştır. Bu açıklamalar uyarınca mahkemece öncelikle davacının taraf ve dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususu araştırılmaksızın işin esası incelenmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına, (2) no'lu bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin sair, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 15/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102203200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz