İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/14777 E. 2012/5260 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yenileme dilekçesi↗ usulüne uygun tebligat↗ tebligat kanunu m.35↗ işlemden kaldırma↗ usulüne uygun tebliğ↗ davanın açılmamış sayılması↗ cy/cy şerhi↗ açılmamış sayılma↗ yenileme↗ tebligat↗ dava sebebi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin 16.04.2009 ve 22.12.2009 tarihli duruşmalarda davayı takip etmeyerek dosyanın HUMK m.409 gereğince işlemden kaldırılmasına karar verildiği, yine davacı vekilinin 15.04.2010 tarihli duruşmaya gelmediği, davayı takip etmediği, dosyanın 3. defa işlemden kaldırıldığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nun 409. maddesi uyarınca işlemden kaldırılan dosyanın yenilenmesi üzerine belirlenen duruşma gününün davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği ve aynı madde kapsamında davanın açılmamış sayılmasına karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17 maddesi ve Tebligat Tüzüğü'nün 23. maddelerinde belirli bir yerde devamlı olarak meslek ve sanatı icra edenlere yapılacak tebligatların, önce muhatap şahsın aranıp varsa ona tebliğ edilmesi, bu şahıs bulunmadığı taktirde, aynı yerde daimi memur veya müstahdemlerinden biri bulunarak ona yapılması hükmü yer almaktadır. Aynı Kanun'un 23. maddesi hükmüne göre de, memur ve müstahdeme yapılan tebligatın muhatabın kendisine yapılamamasının nedeni ve tebligat yapılan kimsenin kimliğinin tebliğ mazbatasında açıkça belirtilmesi öngörülmüştür.
Somut olayda, yenileme dilekçesi üzerine 15.04.2010 tarihli duruşma gününe ilişkin tebligatın davacı vekiline, daimi çalıştığını beyan eden evrağı almaya reşit ve ehil işçisi Cansun Ceyran'a tebliğ edildiği yazılmak suretiyle yapıldığı ancak, muhatabın kendisine tebligat yapılamaması sebebinin şerh düşülmediği, muhatabın adreste aranıp da bulunamadığının belirtilmediği, tebligatın bu şekli ile usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır. O halde, davacıya usulüne uygun olarak tebligat yapıldığı kabul edilerek tebliğ edilen duruşma gününde dava takip edilmediğinden bahisle, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11746 E. 2011/4277 K.
Ortak:işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme · tebligat
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nun 409. maddesi uyarınca «işlemden kaldırılan» dosyanın «yenilenmesi» üzerine belirlenen duruşma gününün davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği ve aynı madde kapsamında «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin 16.04.2009 ve 22.12.2009 tarihli duruşmalarda davayı takip etmeyerek dosyanın HUMK m.409 gereğince «işlemden kaldırılmasına» karar verildiği, yine davacı vekilinin 15.04.2010 tarihli duruşmaya gelmediği, davayı takip etmediği, dosyanın 3. defa işlemden kaldırıldığı gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
O halde, davacıya usulüne uygun olarak «tebligat» yapıldığı kabul edilerek tebliğ edilen duruşma gününde dava takip edilmediğinden bahisle, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tarafların 31.07.2007 günlü oturumdan haberdar oldukları halde oturuma gelmedikleri, «mazeret» bildirmedikleri, bu nedenle dava dosyasının «yenileninceye» kadar «işlemden kaldırıldığı», davanın 3 aylık yasal sürede yenilenmediği gerekçesiyle davanın HUMK 409/5 maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, taraflara usulünce «tebligat» yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «usulsüz tebliğe» dayanarak «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın «takipsiz» bırakılması nedeniyle HUMK 409/5 maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tebliğ · mazeret · takipsizlik kararı · bozma sonrası karar
Benzer bu karardaMahkemece, tarafların 31.07.2007 günlü oturumdan haberdar oldukları halde oturuma gelmedikleri, «mazeret» bildirmedikleri, bu nedenle dava dosyasının «yenileninceye» kadar «işlemden kaldırıldığı», davanın 3 aylık yasal sürede yenilenmediği gerekçesiyle davanın HUMK 409/5 maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın «takipsiz» bırakılması nedeniyle HUMK 409/5 maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Somut olayda «bozma sonrası» duruşma günü davacı vekiline “Birlikte sakin muhatabın tebellüğe ehil işçisi ...’e tebliğ olundu” şeklinde «tebligat» parçasına meşruhat düşülmek suretiyle tebliğ edilmiş ise de, Tebligat Kanunu'nun 17 nci maddesine göre, belli bir yerde devamlı olarak meslek ve sanatını icra eden …
Mahkemece, taraflara usulünce «tebligat» yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «usulsüz tebliğe» dayanarak «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13841 E. 2012/4329 K.
Ortak:tebligat
İncelediğiniz kararda7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17 maddesi ve Tebligat Tüzüğü'nün 23. maddelerinde belirli bir yerde devamlı olarak meslek ve sanatı icra edenlere yapılacak «tebligatların», önce muhatap şahsın aranıp varsa ona tebliğ edilmesi, bu şahıs bulunmadığı taktirde, aynı yerde daimi memur veya müstahdemlerinden biri bulunarak ona yapılması hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanun'un 23. maddesi hükmüne göre de, memur ve müstahdeme yapılan «tebligatın» muhatabın kendisine yapılamamasının nedeni ve tebligat yapılan kimsenin kimliğinin tebliğ mazbatasında açıkça belirtilmesi öngörülmüştür.
Somut olayda, «yenileme dilekçesi» üzerine 15.04.2010 tarihli duruşma gününe ilişkin «tebligatın» davacı vekiline, daimi çalıştığını beyan eden evrağı almaya reşit ve ehil işçisi Cansun Ceyran'a tebliğ edildiği yazılmak suretiyle yapıldığı ancak, muhatabın kendisine tebligat yapılamaması «sebebinin» «şerh» düşülmediği, muhatabın adreste aranıp da bulunamadığının belirtilmediği, tebligatın bu şekli ile usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Benzer bu kararda1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13., Tebligat Tüzüğünün 17. ve 18. maddesi hükümlerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Şti. adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “tebliğ evrakının adreste şirketin daimi çalışanı ...'ya tebliğ edildiği” yazılı bulunsa da mazbatada Tebligat Kanunu ve Tüzüğü'nün yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair meşruhat bulunmadığından, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı Propap Kağıt Sanayi Ve Dış Ticaret Ltd.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişiye tebligat · usulsüz tebliğ · hükümsüzlüğün tespiti · iptal davası · karar verilmesine yer olmadığına · temsil · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… onu marka başvurusunda bulunan “matbaa ve ciltleme malzemeleri, badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar, büro makineleri” dışında kalan emtia yönünden kısmen «iptaline, davaya» konu marka başvurusu hükümden düştüğünden markanın «hükümsüzlüğünün tespiti» istemine ilişkin dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13., Tebligat Tüzüğünün 17. ve 18. maddesi hükümlerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Şti. adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “tebliğ evrakının adreste şirketin daimi çalışanı ...'ya tebliğ edildiği” yazılı bulunsa da mazbatada Tebligat Kanunu ve Tüzüğü'nün yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair meşruhat bulunmadığından, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı Propap Kağıt Sanayi Ve Dış Ticaret Ltd.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1503 E. 2015/6189 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaSomut olayda, «yenileme dilekçesi» üzerine 15.04.2010 tarihli duruşma gününe ilişkin «tebligatın» davacı vekiline, daimi çalıştığını beyan eden evrağı almaya reşit ve ehil işçisi Cansun Ceyran'a tebliğ edildiği yazılmak suretiyle yapıldığı ancak, muhatabın kendisine tebligat yapılamaması «sebebinin» «şerh» düşülmediği, muhatabın adreste aranıp da bulunamadığının belirtilmediği, tebligatın bu şekli ile usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17 maddesi ve Tebligat Tüzüğü'nün 23. maddelerinde belirli bir yerde devamlı olarak meslek ve sanatı icra edenlere yapılacak «tebligatların», önce muhatap şahsın aranıp varsa ona tebliğ edilmesi, bu şahıs bulunmadığı taktirde, aynı yerde daimi memur veya müstahdemlerinden biri bulunarak ona yapılması hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanun'un 23. maddesi hükmüne göre de, memur ve müstahdeme yapılan «tebligatın» muhatabın kendisine yapılamamasının nedeni ve tebligat yapılan kimsenin kimliğinin tebliğ mazbatasında açıkça belirtilmesi öngörülmüştür.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davalı ... adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “daimi çalışan sekreter ...’e tebliğ edildi” yazılı bulunsa da tebligat evrakına, Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair «şerh» düşülmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 20. ve 21. maddelerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin herhangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişiye tebligat · usulsüz tebliğ · ayırt edicilik · temsil · görevli mahkeme
Benzer bu kararda1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 20. ve 21. maddelerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin herhangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Somut uyuşmazlıkta davalı ... adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “daimi çalışan sekreter ...’e tebliğ edildi” yazılı bulunsa da tebligat evrakına, Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair «şerh» düşülmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların markalarına konu ibarelerin «ayırt edicilik» düzeyinin düşük olduğu ancak bunun markaların hiç korunmayacakları anlamına gelmediği, “...” ibaresinin her iki grup markanın ilk ve ön plandaki ibareleri olduğu, …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16617 E. 2014/14172 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaSomut olayda, «yenileme dilekçesi» üzerine 15.04.2010 tarihli duruşma gününe ilişkin «tebligatın» davacı vekiline, daimi çalıştığını beyan eden evrağı almaya reşit ve ehil işçisi Cansun Ceyran'a tebliğ edildiği yazılmak suretiyle yapıldığı ancak, muhatabın kendisine tebligat yapılamaması «sebebinin» «şerh» düşülmediği, muhatabın adreste aranıp da bulunamadığının belirtilmediği, tebligatın bu şekli ile usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17 maddesi ve Tebligat Tüzüğü'nün 23. maddelerinde belirli bir yerde devamlı olarak meslek ve sanatı icra edenlere yapılacak «tebligatların», önce muhatap şahsın aranıp varsa ona tebliğ edilmesi, bu şahıs bulunmadığı taktirde, aynı yerde daimi memur veya müstahdemlerinden biri bulunarak ona yapılması hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanun'un 23. maddesi hükmüne göre de, memur ve müstahdeme yapılan «tebligatın» muhatabın kendisine yapılamamasının nedeni ve tebligat yapılan kimsenin kimliğinin tebliğ mazbatasında açıkça belirtilmesi öngörülmüştür.
Benzer bu karardaKatibi imzasına tebliğ edilmiştir.” «şerhi» ile tebliğ edildiği, diğer davalı şirkete de aynı adreste aynı şekilde dava «dilekçesinin tebliğ» olunduğu, daha sonra kararın da aynı adreste tebliğe çıkarıldığı, davalının tanınmadığından bahisle tebliğ evrakının iadesi üzerine aynı adreste Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ işleminin yapıldığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi hükmüne göre «tebligat», tebliğ yapılacak şahsın bilinen «son» adresine yapılır.
K..'nın taşımayı gerçekleştiren aracın sürücüsü olduğu iddia edilmiş olup diğer davalı ile aynı adreste ikamet ettiğine veya tebliğ yapılan adreste devamlı olarak meslek veya sanatını icra ettiğine dair dosyada herhangi bir kayıt olmadığından dava dilekçesinin kendisinin bilinen «son» adresine yapılması gerektiği gibi esasen «tebligat» yapılan kişinin de davalı K..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki dinlenilme hakkı · alt taşıyıcı · nakliyat sigortası · savunma hakkının kısıtlanması · sahtelik · dava dilekçesinin tebliği · trafik kazası · savunma hakkı
Benzer bu kararda… avacı tarafından sigortalanan emtianın, davalı şirket tarafından temin edilen ve diğer davalının idaresindeki araçla Bursa'dan Irak'a taşındığı sırada meydana gelen «trafik kazası» sonucu «hasara» uğradığı, hasarın davacı tarafça ödendiği, oluşan hasardan davalı «taşıyıcının» CMR'nin 17. maddesi uyarınca sorumlu bulunduğu, davalı sürücünün sorumluluğunun ise «haksız fiil» hükümlerinden kaynaklandığı, her ne kadar davalı şirket tarafından söz konusu taşıma ilişkisi ile bir ilgilerinin bulunmadığı savunulmuş ise de dosyada mevcut 26.12.2008 tarihli teyit mektubu altındaki imzanın davalı şirket yetkilisine ait bulunduğunun açıkça anlaşıldığı, bu mektubun «sahteliğinin» de savunulmadığı, bu durumda davalı şirketin davaya konu taşımada «alt taşıyıcı» sıfatıyla yer aldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 30.182 TL'nin ödeme tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline tahsiline karar verilmiştir.
K.. vekili, davanın müvekkiline tebliğ edilmediğini ve müvekkilinin «savunma hakkının kısıtlandığını» ileri sürmüştür.
1-Dava, «nakliyat sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Katibi imzasına tebliğ edilmiştir.” «şerhi» ile tebliğ edildiği, diğer davalı şirkete de aynı adreste aynı şekilde dava «dilekçesinin tebliğ» olunduğu, daha sonra kararın da aynı adreste tebliğe çıkarıldığı, davalının tanınmadığından bahisle tebliğ evrakının iadesi üzerine aynı adreste Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ işleminin yapıldığı anlaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3489 E. 2019/5773 K.
Ortak:davanın açılmamış sayılması · cy/cy şerhi · açılmamış sayılma · tebligat · dava sebebi
İncelediğiniz karardaSomut olayda, «yenileme dilekçesi» üzerine 15.04.2010 tarihli duruşma gününe ilişkin «tebligatın» davacı vekiline, daimi çalıştığını beyan eden evrağı almaya reşit ve ehil işçisi Cansun Ceyran'a tebliğ edildiği yazılmak suretiyle yapıldığı ancak, muhatabın kendisine tebligat yapılamaması «sebebinin» «şerh» düşülmediği, muhatabın adreste aranıp da bulunamadığının belirtilmediği, tebligatın bu şekli ile usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.
O halde, davacıya usulüne uygun olarak «tebligat» yapıldığı kabul edilerek tebliğ edilen duruşma gününde dava takip edilmediğinden bahisle, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin 16.04.2009 ve 22.12.2009 tarihli duruşmalarda davayı takip etmeyerek dosyanın HUMK m.409 gereğince «işlemden kaldırılmasına» karar verildiği, yine davacı vekilinin 15.04.2010 tarihli duruşmaya gelmediği, davayı takip etmediği, dosyanın 3. defa işlemden kaldırıldığı gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ılan yargılama sonucunda; dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c bendi uyarınca, havaleden kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan hukuk davalarının «mutlak ticari» davalardan olup 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesi uyarınca, bu davalarda «görevli» mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine», karar kesinleştiğinde iki hafta içinde tarafların başvurması halinde dosyanın yetkili ve görevli asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine, iki hafta içinde başvurulmadığı takdirde «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Bu ek kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce; mahkemenin 02.03.2019 tarihinde verdiği "«davanın açılmamış sayılmasına»" dair ek kararının taraflara tebliğinin sağlanması ve yasal temyiz süresinin beklenilmesinden sonra herhalükarda davacı vekilinin temyiz istemleri incelenmek üzere dosyanın Dairemize gönderilmesi husunda «geri çevirme» kararı verilmiştir.
Dairemiz geri çervirme kararı doğrultusunda mahkemece, 02.03.2018 tarihli "«davanın açılmamış sayılmasına»" dair kararı taraflara tebliğ edilmiş olup, bu ek karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geri çevirme · mutlak ticari dava · görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… ılan yargılama sonucunda; dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c bendi uyarınca, havaleden kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan hukuk davalarının «mutlak ticari» davalardan olup 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesi uyarınca, bu davalarda «görevli» mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine», karar kesinleştiğinde iki hafta içinde tarafların başvurması halinde dosyanın yetkili ve görevli asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine, iki hafta içinde başvurulmadığı takdirde «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
… a aracılığıyla gönderilen paranın hak sahipleri dışında 3. kişiye ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece 25.12.2017 tarihinde «görevsizlik» kararı verildiği, bu kararın 08.01.2018 tarihinde daimi çalışanına kaydıyla tebliğ edildiği, davalı vekiline ise 09.01.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, tarafların temyiz talebinde bulunmaması üzerine kararın 24.01.2018 tarihinde kesinleşmiş olduğu, karar kesinleştikten sonra iki haftalık süre içerisinde taraflarca dosyanın «görevli» ticaret mahkemesine gönderilmesi talep edilmediği gerekçesiyle mahkemece, 02.03.2018 tarihinde HMK md.20/1 uyarınca "«davanın açılmamış sayılması»"na dair ek karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Ancak davacı vekili, temyiz itirazı olarak, «görevsizlik» kararının usulüne uygun olarak kendisine tebliğ edilmediğini, bu nedenle dosyanın «görevli» mahkemeye gönderilmesi için gereken iki haftalık süresinin başlamadığını iddia etmektedir.
Mahkemece, 29.01.2019 tarihli ek karar ile; kararının 08.01.2018 tarihinde davacı vekilinin yanında daimi çalışanı olan ...'ye usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, tarafların iki haftalık süre içerisinde dosyanın «görevli» mahkemeye gönderilmesini talep etmediği ve kesinleşmiş olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4830 E. 2011/15704 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müstahsil makbuzu · zayi belgesi · zayi · e-defter
Benzer bu karardaDava, TTK.nun 68 nci maddesi hükmüne dayalı «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkeme kararında denetlemeye elverişli yasal dayanakları da gösterilmeden «müstahsil makbuzlarının» TTK. nun 68 nci maddesi kapsamında sayılan «defter» ve belgelerden olmadığı sonucuna varılması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, «zayii» istenen belgelerin TTK' nun 68. maddesinde sayılan «defter» ve belgelerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/14777 E. , 2012/5260 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/04/2010 tarih ve 2009/63-2010/69 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde tüm ev sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan dairede 31.01.2008 tarihinde davalının dairesinde çıkan yangın sebebiyle meydana gelen hasarın sigortalıya ödendiğini, 12.144,56 TL alacağın rucuen tahsili için icra takibi başlatılmış ise de, davalının itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yangının meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini, %40'dan az olmamak üzere haksız takip tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin 16.04.2009 ve 22.12.2009 tarihli duruşmalarda davayı takip etmeyerek dosyanın HUMK m.409 gereğince işlemden kaldırılmasına karar verildiği, yine davacı vekilinin 15.04.2010 tarihli duruşmaya gelmediği, davayı takip etmediği, dosyanın 3. defa işlemden kaldırıldığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nun 409. maddesi uyarınca işlemden kaldırılan dosyanın yenilenmesi üzerine belirlenen duruşma gününün davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği ve aynı madde kapsamında davanın açılmamış sayılmasına karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17 maddesi ve Tebligat Tüzüğü'nün 23. maddelerinde belirli bir yerde devamlı olarak meslek ve sanatı icra edenlere yapılacak tebligatların, önce muhatap şahsın aranıp varsa ona tebliğ edilmesi, bu şahıs bulunmadığı taktirde, aynı yerde daimi memur veya müstahdemlerinden biri bulunarak ona yapılması hükmü yer almaktadır. Aynı Kanun'un 23. maddesi hükmüne göre de, memur ve müstahdeme yapılan tebligatın muhatabın kendisine yapılamamasının nedeni ve tebligat yapılan kimsenin kimliğinin tebliğ mazbatasında açıkça belirtilmesi öngörülmüştür.
Somut olayda, yenileme dilekçesi üzerine 15.04.2010 tarihli duruşma gününe ilişkin tebligatın davacı vekiline, daimi çalıştığını beyan eden evrağı almaya reşit ve ehil işçisi Cansun Ceyran'a tebliğ edildiği yazılmak suretiyle yapıldığı ancak, muhatabın kendisine tebligat yapılamaması sebebinin şerh düşülmediği, muhatabın adreste aranıp da bulunamadığının belirtilmediği, tebligatın bu şekli ile usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır. O halde, davacıya usulüne uygun olarak tebligat yapıldığı kabul edilerek tebliğ edilen duruşma gününde dava takip edilmediğinden bahisle, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056181600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz