Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3489 E. 2019/5773 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
geri çevirme↗ mutlak ticari dava↗ tebligat kanunu m.35↗ usulüne uygun tebliğ↗ davanın açılmamış sayılması↗ cy/cy şerhi↗ açılmamış sayılma↗ görevsizlik kararı↗ tebligat↗ dava sebebi↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c bendi uyarınca, havaleden kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan hukuk davalarının mutlak ticari davalardan olup 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesi uyarınca, bu davalarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde iki hafta içinde tarafların başvurması halinde dosyanın yetkili ve görevli asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine, iki hafta içinde başvurulmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 29.01.2019 tarihli ek karar ile; kararının 08.01.2018 tarihinde davacı vekilinin yanında daimi çalışanı olan ...'ye usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, tarafların iki haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmediği ve kesinleşmiş olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu ek kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce; mahkemenin 02.03.2019 tarihinde verdiği "davanın açılmamış sayılmasına" dair ek kararının taraflara tebliğinin sağlanması ve yasal temyiz süresinin beklenilmesinden sonra herhalükarda davacı vekilinin temyiz istemleri incelenmek üzere dosyanın Dairemize gönderilmesi husunda geri çevirme kararı verilmiştir.
Dairemiz geri çervirme kararı doğrultusunda mahkemece, 02.03.2018 tarihli "davanın açılmamış sayılmasına" dair kararı taraflara tebliğ edilmiş olup, bu ek karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı banka aracılığıyla gönderilen paranın hak sahipleri dışında 3. kişiye ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece 25.12.2017 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, bu kararın 08.01.2018 tarihinde daimi çalışanına kaydıyla tebliğ edildiği, davalı vekiline ise 09.01.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, tarafların temyiz talebinde bulunmaması üzerine kararın 24.01.2018 tarihinde kesinleşmiş olduğu, karar kesinleştikten sonra iki haftalık süre içerisinde taraflarca dosyanın görevli ticaret mahkemesine gönderilmesi talep edilmediği gerekçesiyle mahkemece, 02.03.2018 tarihinde HMK md.20/1 uyarınca "davanın açılmamış sayılması"na dair ek karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Ancak davacı vekili, temyiz itirazı olarak, görevsizlik kararının usulüne uygun olarak kendisine tebliğ edilmediğini, bu nedenle dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için gereken iki haftalık süresinin başlamadığını iddia etmektedir. Sözkonusu görevsizlik kararı, davacı vekiline 08.01.2018 tarihinde "Tebliğ evrakı, adreste muhatabın sekreter/çalışanı ... imzasına tebliğ edildi" şerhi ile tebliğ edilmiştir. Ancak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17. maddesi ile Tebligat Tüzüğünün 23/1. maddesi gereğince; belli bir yerde meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları taktirde, aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılacak tebligat, öncelikle muhatap aranarak bulunmaması halinde muhatabın bulunmama sebebi belirlenip tebligata derc edildikten sonra daimi çalışanına tebliğ edilebilir. Ancak davacı vekiline yapılan tebligat parçasında, vekilin bulunup bulunmadığı ve sebebi belirtilmemiştir. Bu durumda, görevsizlik kararının usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve HMK 20. maddesinde belirtilen sürenin başladığından söz edilemeyeceğinden, mahkemece verilen davanın açılmamış sayılmasına dair kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16617 E. 2014/14172 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaSözkonusu «görevsizlik» kararı, davacı vekiline 08.01.2018 tarihinde "Tebliğ evrakı, adreste muhatabın sekreter/çalışanı ... imzasına tebliğ edildi" «şerhi» ile tebliğ edilmiştir.
Ancak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17. maddesi ile Tebligat Tüzüğünün 23/1. maddesi gereğince; belli bir yerde meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları taktirde, aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılacak «tebligat», öncelikle muhatap aranarak bulunmaması halinde muhatabın bulunmama «sebebi» belirlenip tebligata derc edildikten sonra daimi çalışanına tebliğ edilebilir.
Ancak davacı vekiline yapılan «tebligat» parçasında, vekilin bulunup bulunmadığı ve «sebebi» belirtilmemiştir.
Benzer bu karardaKatibi imzasına tebliğ edilmiştir.” «şerhi» ile tebliğ edildiği, diğer davalı şirkete de aynı adreste aynı şekilde dava «dilekçesinin tebliğ» olunduğu, daha sonra kararın da aynı adreste tebliğe çıkarıldığı, davalının tanınmadığından bahisle tebliğ evrakının iadesi üzerine aynı adreste Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ işleminin yapıldığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi hükmüne göre «tebligat», tebliğ yapılacak şahsın bilinen «son» adresine yapılır.
K..'nın taşımayı gerçekleştiren aracın sürücüsü olduğu iddia edilmiş olup diğer davalı ile aynı adreste ikamet ettiğine veya tebliğ yapılan adreste devamlı olarak meslek veya sanatını icra ettiğine dair dosyada herhangi bir kayıt olmadığından dava dilekçesinin kendisinin bilinen «son» adresine yapılması gerektiği gibi esasen «tebligat» yapılan kişinin de davalı K..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki dinlenilme hakkı · alt taşıyıcı · nakliyat sigortası · savunma hakkının kısıtlanması · sahtelik · dava dilekçesinin tebliği · trafik kazası · savunma hakkı
Benzer bu kararda… avacı tarafından sigortalanan emtianın, davalı şirket tarafından temin edilen ve diğer davalının idaresindeki araçla Bursa'dan Irak'a taşındığı sırada meydana gelen «trafik kazası» sonucu «hasara» uğradığı, hasarın davacı tarafça ödendiği, oluşan hasardan davalı «taşıyıcının» CMR'nin 17. maddesi uyarınca sorumlu bulunduğu, davalı sürücünün sorumluluğunun ise «haksız fiil» hükümlerinden kaynaklandığı, her ne kadar davalı şirket tarafından söz konusu taşıma ilişkisi ile bir ilgilerinin bulunmadığı savunulmuş ise de dosyada mevcut 26.12.2008 tarihli teyit mektubu altındaki imzanın davalı şirket yetkilisine ait bulunduğunun açıkça anlaşıldığı, bu mektubun «sahteliğinin» de savunulmadığı, bu durumda davalı şirketin davaya konu taşımada «alt taşıyıcı» sıfatıyla yer aldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 30.182 TL'nin ödeme tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline tahsiline karar verilmiştir.
K.. vekili, davanın müvekkiline tebliğ edilmediğini ve müvekkilinin «savunma hakkının kısıtlandığını» ileri sürmüştür.
1-Dava, «nakliyat sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Katibi imzasına tebliğ edilmiştir.” «şerhi» ile tebliğ edildiği, diğer davalı şirkete de aynı adreste aynı şekilde dava «dilekçesinin tebliğ» olunduğu, daha sonra kararın da aynı adreste tebliğe çıkarıldığı, davalının tanınmadığından bahisle tebliğ evrakının iadesi üzerine aynı adreste Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ işleminin yapıldığı anlaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14777 E. 2012/5260 K.
Ortak:davanın açılmamış sayılması · cy/cy şerhi · açılmamış sayılma · tebligat · dava sebebi
İncelediğiniz kararda… ılan yargılama sonucunda; dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c bendi uyarınca, havaleden kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan hukuk davalarının «mutlak ticari» davalardan olup 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesi uyarınca, bu davalarda «görevli» mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine», karar kesinleştiğinde iki hafta içinde tarafların başvurması halinde dosyanın yetkili ve görevli asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine, iki hafta içinde başvurulmadığı takdirde «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Bu ek kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce; mahkemenin 02.03.2019 tarihinde verdiği "«davanın açılmamış sayılmasına»" dair ek kararının taraflara tebliğinin sağlanması ve yasal temyiz süresinin beklenilmesinden sonra herhalükarda davacı vekilinin temyiz istemleri incelenmek üzere dosyanın Dairemize gönderilmesi husunda «geri çevirme» kararı verilmiştir.
Dairemiz geri çervirme kararı doğrultusunda mahkemece, 02.03.2018 tarihli "«davanın açılmamış sayılmasına»" dair kararı taraflara tebliğ edilmiş olup, bu ek karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, «yenileme dilekçesi» üzerine 15.04.2010 tarihli duruşma gününe ilişkin «tebligatın» davacı vekiline, daimi çalıştığını beyan eden evrağı almaya reşit ve ehil işçisi Cansun Ceyran'a tebliğ edildiği yazılmak suretiyle yapıldığı ancak, muhatabın kendisine tebligat yapılamaması «sebebinin» «şerh» düşülmediği, muhatabın adreste aranıp da bulunamadığının belirtilmediği, tebligatın bu şekli ile usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.
O halde, davacıya usulüne uygun olarak «tebligat» yapıldığı kabul edilerek tebliğ edilen duruşma gününde dava takip edilmediğinden bahisle, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin 16.04.2009 ve 22.12.2009 tarihli duruşmalarda davayı takip etmeyerek dosyanın HUMK m.409 gereğince «işlemden kaldırılmasına» karar verildiği, yine davacı vekilinin 15.04.2010 tarihli duruşmaya gelmediği, davayı takip etmediği, dosyanın 3. defa işlemden kaldırıldığı gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yenileme dilekçesi · işlemden kaldırma · yenileme
Benzer bu karardaUyuşmazlık, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nun 409. maddesi uyarınca «işlemden kaldırılan» dosyanın «yenilenmesi» üzerine belirlenen duruşma gününün davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği ve aynı madde kapsamında «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, «yenileme dilekçesi» üzerine 15.04.2010 tarihli duruşma gününe ilişkin «tebligatın» davacı vekiline, daimi çalıştığını beyan eden evrağı almaya reşit ve ehil işçisi Cansun Ceyran'a tebliğ edildiği yazılmak suretiyle yapıldığı ancak, muhatabın kendisine tebligat yapılamaması «sebebinin» «şerh» düşülmediği, muhatabın adreste aranıp da bulunamadığının belirtilmediği, tebligatın bu şekli ile usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin 16.04.2009 ve 22.12.2009 tarihli duruşmalarda davayı takip etmeyerek dosyanın HUMK m.409 gereğince «işlemden kaldırılmasına» karar verildiği, yine davacı vekilinin 15.04.2010 tarihli duruşmaya gelmediği, davayı takip etmediği, dosyanın 3. defa işlemden kaldırıldığı gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3489 E. , 2019/5773 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 25/12/2017 tarih ve 2017/542-2017/471 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Pendik ... şubesi vasıtası ile 16.12.2014 tarihinde western union sistemi kullanılarak 1.055,00.-TL havale ücreti ödeyerek 26.500.-TL'yi havale ettiğini, dekontları ibraz ederek işlem bedellerinin hesabına iadesini talep ettiğinde İngiltere'den paraların çekildiği için ödemelerin yapılamayacağının bildirildiğini, paranın kimin tarafından ve nasıl çekildiğinin anlaşılamadığını, bu olayda davalı bankanın ağır kusuru ve hatalı yönlendirilmesi olduğunu, müvekkilinin mağduriyetinden bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 26.500.-TL havale bedelinin ve 1.055,00.- TL havale işlem ücretinin 18.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın western union acentası olup acenta aleyhine dava açılamayacağını, husumetin western union'a yöneltilmesi gerektiğini, yapılan işlemde bankanın kusuru olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c bendi uyarınca, havaleden kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan hukuk davalarının mutlak ticari davalardan olup 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesi uyarınca, bu davalarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde iki hafta içinde tarafların başvurması halinde dosyanın yetkili ve görevli asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine, iki hafta içinde başvurulmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 29.01.2019 tarihli ek karar ile; kararının 08.01.2018 tarihinde davacı vekilinin yanında daimi çalışanı olan ...'ye usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, tarafların iki haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmediği ve kesinleşmiş olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu ek kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce; mahkemenin 02.03.2019 tarihinde verdiği "davanın açılmamış sayılmasına" dair ek kararının taraflara tebliğinin sağlanması ve yasal temyiz süresinin beklenilmesinden sonra herhalükarda davacı vekilinin temyiz istemleri incelenmek üzere dosyanın Dairemize gönderilmesi husunda geri çevirme kararı verilmiştir.
Dairemiz geri çervirme kararı doğrultusunda mahkemece, 02.03.2018 tarihli "davanın açılmamış sayılmasına" dair kararı taraflara tebliğ edilmiş olup, bu ek karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı banka aracılığıyla gönderilen paranın hak sahipleri dışında 3. kişiye ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece 25.12.2017 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, bu kararın 08.01.2018 tarihinde daimi çalışanına kaydıyla tebliğ edildiği, davalı vekiline ise 09.01.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, tarafların temyiz talebinde bulunmaması üzerine kararın 24.01.2018 tarihinde kesinleşmiş olduğu, karar kesinleştikten sonra iki haftalık süre içerisinde taraflarca dosyanın görevli ticaret mahkemesine gönderilmesi talep edilmediği gerekçesiyle mahkemece, 02.03.2018 tarihinde HMK md.20/1 uyarınca "davanın açılmamış sayılması"na dair ek karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Ancak davacı vekili, temyiz itirazı olarak, görevsizlik kararının usulüne uygun olarak kendisine tebliğ edilmediğini, bu nedenle dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için gereken iki haftalık süresinin başlamadığını iddia etmektedir. Sözkonusu görevsizlik kararı, davacı vekiline 08.01.2018 tarihinde "Tebliğ evrakı, adreste muhatabın sekreter/çalışanı ... imzasına tebliğ edildi" şerhi ile tebliğ edilmiştir. Ancak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17. maddesi ile Tebligat Tüzüğünün 23/1. maddesi gereğince; belli bir yerde meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları taktirde, aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılacak tebligat, öncelikle muhatap aranarak bulunmaması halinde muhatabın bulunmama sebebi belirlenip tebligata derc edildikten sonra daimi çalışanına tebliğ edilebilir.
Ancak davacı vekiline yapılan tebligat parçasında, vekilin bulunup bulunmadığı ve sebebi belirtilmemiştir. Bu durumda, görevsizlik kararının usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve HMK 20. maddesinde belirtilen sürenin başladığından söz edilemeyeceğinden, mahkemece verilen davanın açılmamış sayılmasına dair kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/538293000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz