Sigorta tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/16617 E. 2014/14172 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki dinlenilme hakkı↗ alt taşıyıcı↗ nakliyat sigortası↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ sahtelik↗ dava dilekçesinin tebliği↗ trafik kazası↗ tebligat kanunu m.35↗ savunma hakkı↗ cmr↗ kısıtlılık↗ rücuen tazminat↗ cy/cy şerhi↗ taşıyıcı↗ haksız fiil↗ tebligat↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ avans faizi↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından sigortalanan emtianın, davalı şirket tarafından temin edilen ve diğer davalının idaresindeki araçla Bursa'dan Irak'a taşındığı sırada meydana gelen trafik kazası sonucu hasara uğradığı, hasarın davacı tarafça ödendiği, oluşan hasardan davalı taşıyıcının CMR'nin 17. maddesi uyarınca sorumlu bulunduğu, davalı sürücünün sorumluluğunun ise haksız fiil hükümlerinden kaynaklandığı, her ne kadar davalı şirket tarafından söz konusu taşıma ilişkisi ile bir ilgilerinin bulunmadığı savunulmuş ise de dosyada mevcut 26.12.2008 tarihli teyit mektubu altındaki imzanın davalı şirket yetkilisine ait bulunduğunun açıkça anlaşıldığı, bu mektubun sahteliğinin de savunulmadığı, bu durumda davalı şirketin davaya konu taşımada alt taşıyıcı sıfatıyla yer aldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 30.182 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, nakliyat sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. […]. K.. vekili, davanın müvekkiline tebliğ edilmediğini ve müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürmüştür. Dosyanın yapılan incelemesinde; dava dilekçesinin davalı K.. K..'nın “Ç. Mah. Nakliyeciler […] Mevkii No:. .. Mersin” adresine tebliğe çıkarıldığı, “aynı işyerinde birlikte çalışanı R.U. Katibi imzasına tebliğ edilmiştir.” şerhi ile tebliğ edildiği, diğer davalı şirkete de aynı adreste aynı şekilde dava dilekçesinin tebliğ olunduğu, daha sonra kararın da aynı adreste tebliğe çıkarıldığı, davalının tanınmadığından bahisle tebliğ evrakının iadesi üzerine aynı adreste Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ işleminin yapıldığı anlaşılmıştır. 1982 Anayasası'nın 36., HUMK'nın 73., 6100 sayılı HMK'nın 27. maddeleri hükümleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, hukuki dinlenilme hakkı nazara alınmadan karar verilemeyeceği kuşkusuzdur. Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi hükmüne göre tebligat, tebliğ yapılacak şahsın bilinen son adresine yapılır. Aynı Kanun'un 17. maddesi uyarınca da belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Somut olayda, davalı K.. K..'nın taşımayı gerçekleştiren aracın sürücüsü olduğu iddia edilmiş olup diğer davalı ile aynı adreste ikamet ettiğine veya tebliğ yapılan adreste devamlı olarak meslek veya sanatını icra ettiğine dair dosyada herhangi bir kayıt olmadığından dava dilekçesinin kendisinin bilinen son adresine yapılması gerektiği gibi esasen tebligat yapılan kişinin de davalı K.. K..'nın daimi memur veya müstahdemi olup olmadığı belli olmadığından yapılan tebligat Tebligat Kanunu'nun 17. maddesine aykırı bulunmaktadır. Bu durumda, mahkemece, davalı K.. K..'ya yukarıda anılan düzenlemeler çerçevesinde usulüne uygun biçimde tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması ve bundan sonra işin esasına geçilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, diğer davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3489 E. 2019/5773 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaKatibi imzasına tebliğ edilmiştir.” «şerhi» ile tebliğ edildiği, diğer davalı şirkete de aynı adreste aynı şekilde dava «dilekçesinin tebliğ» olunduğu, daha sonra kararın da aynı adreste tebliğe çıkarıldığı, davalının tanınmadığından bahisle tebliğ evrakının iadesi üzerine aynı adreste Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ işleminin yapıldığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi hükmüne göre «tebligat», tebliğ yapılacak şahsın bilinen «son» adresine yapılır.
K..'nın taşımayı gerçekleştiren aracın sürücüsü olduğu iddia edilmiş olup diğer davalı ile aynı adreste ikamet ettiğine veya tebliğ yapılan adreste devamlı olarak meslek veya sanatını icra ettiğine dair dosyada herhangi bir kayıt olmadığından dava dilekçesinin kendisinin bilinen «son» adresine yapılması gerektiği gibi esasen «tebligat» yapılan kişinin de davalı K..
Benzer bu karardaSözkonusu «görevsizlik» kararı, davacı vekiline 08.01.2018 tarihinde "Tebliğ evrakı, adreste muhatabın sekreter/çalışanı ... imzasına tebliğ edildi" «şerhi» ile tebliğ edilmiştir.
Ancak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17. maddesi ile Tebligat Tüzüğünün 23/1. maddesi gereğince; belli bir yerde meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları taktirde, aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılacak «tebligat», öncelikle muhatap aranarak bulunmaması halinde muhatabın bulunmama «sebebi» belirlenip tebligata derc edildikten sonra daimi çalışanına tebliğ edilebilir.
Ancak davacı vekiline yapılan «tebligat» parçasında, vekilin bulunup bulunmadığı ve «sebebi» belirtilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geri çevirme · mutlak ticari dava · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · görevsizlik kararı · dava sebebi · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… ılan yargılama sonucunda; dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c bendi uyarınca, havaleden kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan hukuk davalarının «mutlak ticari» davalardan olup 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesi uyarınca, bu davalarda «görevli» mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine», karar kesinleştiğinde iki hafta içinde tarafların başvurması halinde dosyanın yetkili ve görevli asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine, iki hafta içinde başvurulmadığı takdirde «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
… a aracılığıyla gönderilen paranın hak sahipleri dışında 3. kişiye ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece 25.12.2017 tarihinde «görevsizlik» kararı verildiği, bu kararın 08.01.2018 tarihinde daimi çalışanına kaydıyla tebliğ edildiği, davalı vekiline ise 09.01.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, tarafların temyiz talebinde bulunmaması üzerine kararın 24.01.2018 tarihinde kesinleşmiş olduğu, karar kesinleştikten sonra iki haftalık süre içerisinde taraflarca dosyanın «görevli» ticaret mahkemesine gönderilmesi talep edilmediği gerekçesiyle mahkemece, 02.03.2018 tarihinde HMK md.20/1 uyarınca "«davanın açılmamış sayılması»"na dair ek karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bu ek kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce; mahkemenin 02.03.2019 tarihinde verdiği "«davanın açılmamış sayılmasına»" dair ek kararının taraflara tebliğinin sağlanması ve yasal temyiz süresinin beklenilmesinden sonra herhalükarda davacı vekilinin temyiz istemleri incelenmek üzere dosyanın Dairemize gönderilmesi husunda «geri çevirme» kararı verilmiştir.
Bu durumda, «görevsizlik» kararının usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve HMK 20. maddesinde belirtilen sürenin başladığından söz edilemeyeceğinden, mahkemece verilen «davanın açılmamış sayılmasına» dair kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14777 E. 2012/5260 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaKatibi imzasına tebliğ edilmiştir.” «şerhi» ile tebliğ edildiği, diğer davalı şirkete de aynı adreste aynı şekilde dava «dilekçesinin tebliğ» olunduğu, daha sonra kararın da aynı adreste tebliğe çıkarıldığı, davalının tanınmadığından bahisle tebliğ evrakının iadesi üzerine aynı adreste Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ işleminin yapıldığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi hükmüne göre «tebligat», tebliğ yapılacak şahsın bilinen «son» adresine yapılır.
K..'nın taşımayı gerçekleştiren aracın sürücüsü olduğu iddia edilmiş olup diğer davalı ile aynı adreste ikamet ettiğine veya tebliğ yapılan adreste devamlı olarak meslek veya sanatını icra ettiğine dair dosyada herhangi bir kayıt olmadığından dava dilekçesinin kendisinin bilinen «son» adresine yapılması gerektiği gibi esasen «tebligat» yapılan kişinin de davalı K..
Benzer bu karardaSomut olayda, «yenileme dilekçesi» üzerine 15.04.2010 tarihli duruşma gününe ilişkin «tebligatın» davacı vekiline, daimi çalıştığını beyan eden evrağı almaya reşit ve ehil işçisi Cansun Ceyran'a tebliğ edildiği yazılmak suretiyle yapıldığı ancak, muhatabın kendisine tebligat yapılamaması «sebebinin» «şerh» düşülmediği, muhatabın adreste aranıp da bulunamadığının belirtilmediği, tebligatın bu şekli ile usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17 maddesi ve Tebligat Tüzüğü'nün 23. maddelerinde belirli bir yerde devamlı olarak meslek ve sanatı icra edenlere yapılacak «tebligatların», önce muhatap şahsın aranıp varsa ona tebliğ edilmesi, bu şahıs bulunmadığı taktirde, aynı yerde daimi memur veya müstahdemlerinden biri bulunarak ona yapılması hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanun'un 23. maddesi hükmüne göre de, memur ve müstahdeme yapılan «tebligatın» muhatabın kendisine yapılamamasının nedeni ve tebligat yapılan kimsenin kimliğinin tebliğ mazbatasında açıkça belirtilmesi öngörülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yenileme dilekçesi · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme · dava sebebi
Benzer bu karardaUyuşmazlık, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nun 409. maddesi uyarınca «işlemden kaldırılan» dosyanın «yenilenmesi» üzerine belirlenen duruşma gününün davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği ve aynı madde kapsamında «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin 16.04.2009 ve 22.12.2009 tarihli duruşmalarda davayı takip etmeyerek dosyanın HUMK m.409 gereğince «işlemden kaldırılmasına» karar verildiği, yine davacı vekilinin 15.04.2010 tarihli duruşmaya gelmediği, davayı takip etmediği, dosyanın 3. defa işlemden kaldırıldığı gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Somut olayda, «yenileme dilekçesi» üzerine 15.04.2010 tarihli duruşma gününe ilişkin «tebligatın» davacı vekiline, daimi çalıştığını beyan eden evrağı almaya reşit ve ehil işçisi Cansun Ceyran'a tebliğ edildiği yazılmak suretiyle yapıldığı ancak, muhatabın kendisine tebligat yapılamaması «sebebinin» «şerh» düşülmediği, muhatabın adreste aranıp da bulunamadığının belirtilmediği, tebligatın bu şekli ile usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.
O halde, davacıya usulüne uygun olarak «tebligat» yapıldığı kabul edilerek tebliğ edilen duruşma gününde dava takip edilmediğinden bahisle, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4036 E. 2012/11333 K.
Ortak:tebligat
İncelediğiniz karardaÖte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi hükmüne göre «tebligat», tebliğ yapılacak şahsın bilinen «son» adresine yapılır.
K..'nın taşımayı gerçekleştiren aracın sürücüsü olduğu iddia edilmiş olup diğer davalı ile aynı adreste ikamet ettiğine veya tebliğ yapılan adreste devamlı olarak meslek veya sanatını icra ettiğine dair dosyada herhangi bir kayıt olmadığından dava dilekçesinin kendisinin bilinen «son» adresine yapılması gerektiği gibi esasen «tebligat» yapılan kişinin de davalı K..
K..'nın daimi memur veya müstahdemi olup olmadığı belli olmadığından yapılan «tebligat» Tebligat Kanunu'nun 17. maddesine aykırı bulunmaktadır.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta ise bu şart yerine getirilmediğinden, 19.07.2011 tarihli «tebligat» «geçersizdir».
Elmadağ/İstanbul” adresinde “sekreter ...'e” tebliğ edilmiş, «tebligat» parçası ise 08.01.2009 tarihli dilekçe ile Av. ......isimli başka bir avukat tarafından, her ne kadar sekreterlerince sehven tebliğ alınmışsa da ... ... isimli bir müvekkillerinin bulunmadığı bildirilmek suretiyle mahkemeye iade edilmiştir.
Mahkemece bu kez doğru adrese çıkarılan «tebligat», 13.10.2009 tarihinde davacı vekiline usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolandırıcılık · havale · geçersizlik · eksik inceleme
Benzer bu karardaŞti.’ne «havale» edilmesi talimatı verdiği sabit ise de, Dairemize intikal eden dosyalardan Egebank A.Ş. yetkilileri aleyhine, müşterileri kandırarak bankayı vasıta kılmak suretiyle paraları Offshore hesabına aktarmak yoluyla «dolandırıcılık» suçunu işlediklerinden bahisle kamu davası açıldığı ve yine Egebank Offshore Ltd.
Somut uyuşmazlıkta ise bu şart yerine getirilmediğinden, 19.07.2011 tarihli «tebligat» «geçersizdir».
… rak davalı bankanın Bankalar Kanunu ve TTK hükümleri gereğince davacı zararından sorumlu olup olmadığının incelenmesi ve neticesine göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14357 E. 2014/2684 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaKatibi imzasına tebliğ edilmiştir.” «şerhi» ile tebliğ edildiği, diğer davalı şirkete de aynı adreste aynı şekilde dava «dilekçesinin tebliğ» olunduğu, daha sonra kararın da aynı adreste tebliğe çıkarıldığı, davalının tanınmadığından bahisle tebliğ evrakının iadesi üzerine aynı adreste Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ işleminin yapıldığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi hükmüne göre «tebligat», tebliğ yapılacak şahsın bilinen «son» adresine yapılır.
K..'nın taşımayı gerçekleştiren aracın sürücüsü olduğu iddia edilmiş olup diğer davalı ile aynı adreste ikamet ettiğine veya tebliğ yapılan adreste devamlı olarak meslek veya sanatını icra ettiğine dair dosyada herhangi bir kayıt olmadığından dava dilekçesinin kendisinin bilinen «son» adresine yapılması gerektiği gibi esasen «tebligat» yapılan kişinin de davalı K..
Benzer bu karardaKendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı «şerh» ve imza eder.
Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde «tebligat», 21. maddeye göre yapılır.
Dosya kapsamında bulunan, davalı vekiline kararın tebliğine dair «tebligat» evrakı incelendiğinde, tebliğin tarafın vekiline değil de sekreterine yapıldığı, ancak «vekilin tebliğ» adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · usulsüz tebliğ · tebligat usulsüzlüğü · vekile tebliğ · temsil
Benzer bu karardaYukarıda belirlenen kanun hükümleri karşısında davalı vekiline yapılan «tebligatın usulsüz» olduğu, «usulsüz tebliği» «öğrenme tarihinin» beyan edilmediği anlaşıldığından, mahkemece verilen, 15/07/2013 tarihli davalı «temsilcisinin» temyiz talebinin reddine yönelik kararın bozularak ortadan kaldırılmasına ve davalı temsilcisinin asıl karara yönelik temyiz isteminin incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemenin temyiz talebinin reddine dair kararı davalı «temsilcisi» tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamında bulunan, davalı vekiline kararın tebliğine dair «tebligat» evrakı incelendiğinde, tebliğin tarafın vekiline değil de sekreterine yapıldığı, ancak «vekilin tebliğ» adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı anlaşılmaktadır.
2-Davalı «temsilcisinin» asıl karara yönelik temyiz istemine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı temsilcisinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/16617 E. , 2014/14172 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 30/12/2011
NUMARASI 2010/6-2011/493
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/12/2011 tarih ve 2010/6-2011/493 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19/09/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. Ö A dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından dava dışı taşıyıcının yaptığı taşımaların nakliyat abonman sigorta poliçesi ile sigortalandığını, dava dışı sigortalının Bursa ile Irak arasındaki davaya konu taşımayı alt taşıyıcı sıfatıyla davalıya yaptırdığını, diğer davalının ise taşımayı gerçekleştiren aracın sürücüsü olduğunu, taşıma sırasında meydana gelen trafik kazası sonucu taşınan emtianın hasara uğradığını, hasar bedelinin müvekkilince ödendiğini ileri sürerek, 31.632 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin dava konusu taşıma ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından sigortalanan emtianın, davalı şirket tarafından temin edilen ve diğer davalının idaresindeki araçla Bursa'dan Irak'a taşındığı sırada meydana gelen trafik kazası sonucu hasara uğradığı, hasarın davacı tarafça ödendiği, oluşan hasardan davalı taşıyıcının CMR'nin 17. maddesi uyarınca sorumlu bulunduğu, davalı sürücünün sorumluluğunun ise haksız fiil hükümlerinden kaynaklandığı, her ne kadar davalı şirket tarafından söz konusu taşıma ilişkisi ile bir ilgilerinin bulunmadığı savunulmuş ise de dosyada mevcut 26.12.2008 tarihli teyit mektubu altındaki imzanın davalı şirket yetkilisine ait bulunduğunun açıkça anlaşıldığı, bu mektubun sahteliğinin de savunulmadığı, bu durumda davalı şirketin davaya konu taşımada alt taşıyıcı sıfatıyla yer aldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 30.182 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, nakliyat sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. […]. K.. vekili, davanın müvekkiline tebliğ edilmediğini ve müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürmüştür. Dosyanın yapılan incelemesinde; dava dilekçesinin davalı K.. K..'nın “Ç. Mah. Nakliyeciler […] Mevkii No:. .. Mersin” adresine tebliğe çıkarıldığı, “aynı işyerinde birlikte çalışanı R.U. Katibi imzasına tebliğ edilmiştir.” şerhi ile tebliğ edildiği, diğer davalı şirkete de aynı adreste aynı şekilde dava dilekçesinin tebliğ olunduğu, daha sonra kararın da aynı adreste tebliğe çıkarıldığı, davalının tanınmadığından bahisle tebliğ evrakının iadesi üzerine aynı adreste Tebligat Kanunu'nun 35.
maddesine göre tebliğ işleminin yapıldığı anlaşılmıştır. 1982 Anayasası'nın 36., HUMK'nın 73., 6100 sayılı HMK'nın 27. maddeleri hükümleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, hukuki dinlenilme hakkı nazara alınmadan karar verilemeyeceği kuşkusuzdur. Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi hükmüne göre tebligat, tebliğ yapılacak şahsın bilinen son adresine yapılır. Aynı Kanun'un 17. maddesi uyarınca da belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Somut olayda, davalı K.. K..'nın taşımayı gerçekleştiren aracın sürücüsü olduğu iddia edilmiş olup diğer davalı ile aynı adreste ikamet ettiğine veya tebliğ yapılan adreste devamlı olarak meslek veya sanatını icra ettiğine dair dosyada herhangi bir kayıt olmadığından dava dilekçesinin kendisinin bilinen son adresine yapılması gerektiği gibi esasen tebligat yapılan kişinin de davalı K..
K..'nın daimi memur veya müstahdemi olup olmadığı belli olmadığından yapılan tebligat Tebligat Kanunu'nun 17. maddesine aykırı bulunmaktadır. Bu durumda, mahkemece, davalı K.. K..'ya yukarıda anılan düzenlemeler çerçevesinde usulüne uygun biçimde tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması ve bundan sonra işin esasına geçilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, diğer davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı K.. K.. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 19/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102095400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz