Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14510 E. 2011/16473 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari teamül↗ teamül↗ şirket zararı↗ ipotek↗ olumsuz oy↗ mahsup↗ uyuşmazlık konusu↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde dava dışı gurup şirketleri lehine ipotekler tesis edildiği, bu işlemde ticari teamüllere aykırı bir durumun olmadığı, gurup şirketlerin birbirleri lehine ipotek tesis etmelerinin olağan bulunduğu, zararın kanıtlanmadığı, ipoteklerle ilgili alacağın takibi için herhangi bir işlem yapılmadığı, başka bir anlatımla lehine ipotek verilen kişiler aleyhine bir dava açılmadığı, sorumluluk davasının zamansız açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyeliği yapan davalıların zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalıların, davacı şirketin önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyeliği görevinde bulundukları, şirkete ait taşınmazlar üzerinde gurup şirketler lehine ipotek tesis ettirdikleri, ipotek tesisiyle ilgili giderlerin dava dışı gurup şirketi Telsim tarafından karşılanmasına rağmen daha sonra gider tutarının davacı şirkete dekont edildiği hususu uyuşmazlık konusu değildir. Kayıtlarda olduğu halde fiilen bulunmayan davacıya ait bir miktar paranın olduğuna dair tutanak tanzim edildiği de dosya kapsamıyla sabittir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm doğru değerlendirmeler içermediği gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir.
Mahkemece de doğru olarak belirlendiği üzere, davacı şirketin taşınmazları üzerinde gurup şirketler lehine ipotek tesis ettirilmesi, ticari hayatın olağan akışına uygundur. Ancak, tesis edilen ipotek işlemleriyle ilgili giderlerin de işin mahiyeti gereği lehine ipotek tesis edilen şirketlerce karşılanması gerekmektedir. O halde, dava dışı gurup firmaları lehine davacı taşınmazları üzerinde tesis edilen ipotek giderlerinin davacı tarafından karşılanması doğrudan şirketin zararı mahiyetindedir. Böyle bir giderin yapılması halinde zarar o an doğmuştur. Davacı şirketin doğmuş zararını, önce gurup şirketlerinden tahsil etmek zorunluluğu bulunmamaktadır. Dilediği takdirde doğrudan buna neden olan yönetici ve denetçilere başvurması da mümkündür. Başka bir anlatımla, zararın tahsili için, önce lehine işlem yapılan firma veya firmalara aleyhine hukuki yollara başvurulması, tahsil edilememesi halinde yöneticiler ve denetçiler aleyhine takip veya dava yoluna gidilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Ayrıca, davacıya dekont edilen ipotek masraflarının ilgilisi firmadan mahsup veya başka bir yolla tahsil edilip edilmediği yönü de bilirkişi raporundan tam olarak anlaşılamamaktadır. Öte yandan, muhasebe kayıtlarında mevcut, ancak fiilen bulunmayan nakit para ile ilgili davacı iddiası üzerinde hiç durulmamış, bu yönde karar gerekçesinde olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır. O halde, yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu durum karşısında, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde taraf kanıtları değerlendirilip, özellikle davacıya dekont edilen ipotek giderlerinin ilgili firmalardan mahsup veya başka şekilde tahsil edilip edilmediği yönünde bilirkişi kurulundan ek rapor alınıp, davacının tüm iddiaları ayrı ayrı değerlendirilip, davacının zararının olup olmadığının tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6381 E. 2012/6194 K.
Ortak:şirket zararı · eksik inceleme · Tazminat
İncelediğiniz karardaO halde, dava dışı gurup firmaları lehine davacı taşınmazları üzerinde tesis edilen «ipotek» giderlerinin davacı tarafından karşılanması doğrudan «şirketin zararı» mahiyetindedir.
O halde, yanılgılı değerlendirme ve «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda da davacı şirket vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili «şirketi zarara» uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır.
Ayrıca, dava dilekçesinde ve ekinde bulunan denetim kurulu raporundaki davalılara atfedilen işlemlerin «şirketi zarara» uğratan işlemler olup olmadığı denetime uygun şekilde incelenmemiş, genel ifadelerle yetinilmiştir.
O halde, «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · kur farkı · sorumluluktan kurtulma · karine · temlik · anonim şirket · kusur · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… r, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, çeşitli tarihlerde gurup şirketlerine toplam 761.211.04 TL ödeme yapıldığının anlaşıldığı, bu ödemelerin «kur farkı» ve faiz tahakkukları yaptırılarak borç kaydedildiği, anılan işlemlerin gurup şirketleri arasında geçmişte olağan uygulamalar olduğu, ceza mahkemesince verilmiş tedbir kararına rağmen ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de bu kararların dosyada mevcut olmadığı, tebliğ edildiğine dair bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, gurup şirketleri ile ilgili hisse alımlarından doğan zararın da talep edildiği, söz konusu şirketlerin aynı gurup şirketler olması dolayısıyla karşılıklı borç-alacak mahsubu imkanı olduğu ve iştirak edilen şirketlerin mali durumlarının açıkça dosyada belli olmadığı, ayrıca ileride bu şirketlerin mali alımlarının ne olacağının bilinmesinin mümkün olmadığından şirkete verilebilecek bir zarardan bahsedilemeyeceği, davacı şirketin parasının çaldırmasıyla ilgili olarak sanıkların suçsuz bulunmasının, bu miktar paranın kasada bulunmayacağının göstergesi olduğu, bu nedenle yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, 5 TL’lik «kasa açığının» nasıl oluştuğunun ve varlığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir «kusur» izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu «sorumluluktan kurtulabilirler».
Kararı, «temlik» alan davacı ... vekili ile katılma yoluyla davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu «karine» olarak kabul edilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14920 E. 2013/1995 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müdahale talebi · para borcu · hakim ortak · yönetici sorumluluğu · güven kurumu · borcun üstlenilmesi · haksız eylem · rücu
Benzer bu karardaA.Ş.'nin «hakim ortaklarına» ait bir gurup şirkete kredi olarak kullandırıldığı, «güven kurumu» olarak faaliyet gösteren Banka'nın sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabülüne 64.405,90 EURO'nun davalı Banka (üstlenen sıfatı ile ...)'dan tahsiline, bu bedele ....05.1999 tarihinden ....05.2000 «vade» sonuna kadar %...,5 oranından az olmamak üzere akti «temerrüt faizi» uygulamasına, ....05.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4a maddesi hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
A.Ş. vekili, davacının davasının kabul edilmesi sonucunda «paranın borcu üstlenen» ... tarafından ödenmesi halinde ...
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının ... bankacılığını kendi bünyesinde gibi göstererek mudiyi yanıltığı, mevduat toplama gayreti ile hareket edildiği, banka «yöneticilerinin sorumluluğuna» dair ceza kararlarının kesinleştiği, dava konusu bedelin fiilen Kıbrıs'a aktarılmayıp ...
1) Dava, davalı Banka'nın «haksız eylemi» nedeniyle davacı hesabında bulunan paranın Efektif Bank ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/14510 E. , 2011/16473 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/05/2009 tarih ve 2007/134-2009/201 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06/12/2011 gününde davacı TMSF avukatı .... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalılar avukatı duruşmaya gelmediklerinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, önceki dönemde müvekkili şirketin yönetim ve denetim kurulunda görev alan davalıların, müvekkili şirkete ait taşınmazları hiçbir gereği yokken gurup şirketlerin borçlarına karşılık ipotek tesis ettirdiklerini, ipotek masraflarını güvencesiz şekilde üstlendiklerini, ayrıca şirket kasa hesabında muhasebe kayıtlarında görünmekle birlikte fiilen mevcut olmayan 19.23 YTL nakit paranın gerekli takip yapılmayarak sayım ve tesellüm noksanları hesabına atılmasına neden olduklarını, tahsil edilmemiş donuk alacaklar olduğunu, şirketin zararının meydana geldiğini, sorumluluk davası açılması yönünde genel kurulda karar alındığını ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 62.217.92 YTL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde dava dışı gurup şirketleri lehine ipotekler tesis edildiği, bu işlemde ticari teamüllere aykırı bir durumun olmadığı, gurup şirketlerin birbirleri lehine ipotek tesis etmelerinin olağan bulunduğu, zararın kanıtlanmadığı, ipoteklerle ilgili alacağın takibi için herhangi bir işlem yapılmadığı, başka bir anlatımla lehine ipotek verilen kişiler aleyhine bir dava açılmadığı, sorumluluk davasının zamansız açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyeliği yapan davalıların zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalıların, davacı şirketin önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyeliği görevinde bulundukları, şirkete ait taşınmazlar üzerinde gurup şirketler lehine ipotek tesis ettirdikleri, ipotek tesisiyle ilgili giderlerin dava dışı gurup şirketi Telsim tarafından karşılanmasına rağmen daha sonra gider tutarının davacı şirkete dekont edildiği hususu uyuşmazlık konusu değildir. Kayıtlarda olduğu halde fiilen bulunmayan davacıya ait bir miktar paranın olduğuna dair tutanak tanzim edildiği de dosya kapsamıyla sabittir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm doğru değerlendirmeler içermediği gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir.
Mahkemece de doğru olarak belirlendiği üzere, davacı şirketin taşınmazları üzerinde gurup şirketler lehine ipotek tesis ettirilmesi, ticari hayatın olağan akışına uygundur. Ancak, tesis edilen ipotek işlemleriyle ilgili giderlerin de işin mahiyeti gereği lehine ipotek tesis edilen şirketlerce karşılanması gerekmektedir. O halde, dava dışı gurup firmaları lehine davacı taşınmazları üzerinde tesis edilen ipotek giderlerinin davacı tarafından karşılanması doğrudan şirketin zararı mahiyetindedir. Böyle bir giderin yapılması halinde zarar o an doğmuştur. Davacı şirketin doğmuş zararını, önce gurup şirketlerinden tahsil etmek zorunluluğu bulunmamaktadır. Dilediği takdirde doğrudan buna neden olan yönetici ve denetçilere başvurması da mümkündür.
Başka bir anlatımla, zararın tahsili için, önce lehine işlem yapılan firma veya firmalara aleyhine hukuki yollara başvurulması, tahsil edilememesi halinde yöneticiler ve denetçiler aleyhine takip veya dava yoluna gidilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Ayrıca, davacıya dekont edilen ipotek masraflarının ilgilisi firmadan mahsup veya başka bir yolla tahsil edilip edilmediği yönü de bilirkişi raporundan tam olarak anlaşılamamaktadır. Öte yandan, muhasebe kayıtlarında mevcut, ancak fiilen bulunmayan nakit para ile ilgili davacı iddiası üzerinde hiç durulmamış, bu yönde karar gerekçesinde olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır. O halde, yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu durum karşısında, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde taraf kanıtları değerlendirilip, özellikle davacıya dekont edilen ipotek giderlerinin ilgili firmalardan mahsup veya başka şekilde tahsil edilip edilmediği yönünde bilirkişi kurulundan ek rapor alınıp, davacının tüm iddiaları ayrı ayrı değerlendirilip, davacının zararının olup olmadığının tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, taktir edilen 825.00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 06/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039510100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz