Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/1280 E. 2024/2438 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hakimin takdir yetkisi↗ cmr belgesi↗ cmr sözleşmesi↗ asli müdahale↗ gümrük beyannamesi↗ tedbirin kaldırılması↗ terditli dava↗ taleple bağlılık↗ cmr konvansiyonu↗ tanık beyanı↗ ba beyannamesi↗ sözleşmenin iptali↗ yokluk↗ cmr↗ hakem kararı↗ acentelik↗ hakkaniyet↗ cy/cy şerhi↗ yargılama giderleri↗ ihtiyati tedbir↗ satım sözleşmesi↗ üçüncü kişi↗ olumsuz oy↗ alacak davası↗ kâr kaybı↗ taraf ehliyeti↗ taşıyıcı↗ bilirkişi incelemesi↗ ıslah↗ harç↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
dava ve sözleşmeye konu malın teslimi istemine ilişkin asli müdahale davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece asıl davanın kabulüne, asli müdahale davasının reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA VE ASLİ MÜDAHALE
1.Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin Kırgızistan'da faaliyet gösteren davalı ... firmadan pamuk satın aldığını, almış olduğu bu pamukların parasını şirkete gönderdiğini, satıcı firma ile CMR sözleşmesinin imzalandığını müvekkil şirketin çalışanlarının pamukların bulunduğu Kırgızistan’a giderek işlemleri tamamladıktan sonra pamukları taşıyıcı firmaya teslim ettiğini, taşıyıcı firma bahse konu pamuk balyaları yükledikten sonra malların gümrük işlemlerinin geçiş işlemlerinin yapılmaya başlandığını, gümrük işlemleri tamamlanan malların üzerinde bulunduğu tırların mühürlendiğini fakat bu malların Türkiye’ye gelmesinden gecikme söz konu su olmasından şüphelenen müvekkilinin yaptığı araştırma parasını vererek almış olduğu bu malların (pamuk balyalarını) Kayseri’de faaliyet gösteren başka bir firmaya teslim edileceğini öğrendiğini; müvekkilinin bu mallara yaklaşık olarak 300.000,00 USD ödeme yaptığını, ödeme dekontlarının dilekçe ekinde olduğunu, ayrıca eşyaların uluslararası taşınmasına yönelik sözleşme (CMR) gereği taşıma firması ile taşıyacak nakliye araçlarının belli olduğunu buna ilişkin belgeleri ekte sunduklarını yine ayrıca taşınacak yükün miktar ve nevine ilişkin belgelerinde dilekçe ekinde sunduklarını, bahse konu malların başka bir firmaya teslim edilmesi halinde müvekkilinin büyük zararlara uğrayacağını ileri sürerek satım sözleşmesine konu pamukların müvekkiline teslimine ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL'nin teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.02.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle talep ettikleri alacağı 535.000,00 TL artırdıklarını belirterek toplam 555.000,00 TL'nin teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
2. Asli müdahil vekili asli müdahale dilekçesinde; müvekkilinin Kırgızistan'da faaliyet gösteren Rızaev Ibrahim Nazaroviç'ten pamuk satın aldığını ve aldığı pamukların bedelini ödediğini, almış olduğu pamukları Kayseri'de faaliyet gösteren bir firmaya sattığını, malların teslim yeri olan Kayseri'ye ulaştığı aşamada işbu dava kapsamında söz konusu pamuklara üçüncü kişilere teslim edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir uygulandığını öğrendiklerini ancak söz konusu pamukların müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin ihtiyati tedbir kararı sebebiyle çok büyük miktarda zarara uğradığını ileri sürerek asıl davanın reddine, asli müdahale taleplerinin kabulü ile müvekkiline ait olan pamukların müvekkiline teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar Mahkemeye temsilcileri aracılığıyla sundukları beyanlarla davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan inceleme ve dosyaya sunulan belgelerden, davacının kendisinin olduğunu iddia ettiği pamuklar ile üzerine tedbir konulan pamukların aynı olduğunun anlaşıldığı, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu tır plakaları, pamuk miktarı, tanık beyanları ve ayrıca Kayseri Gümrük Müdürlüğünden istenen belgelerin bu hususu doğruladığı, ayrıca gümrük müdürlüğünce bildirilen şoförlerden ikisinin dinlenilmesi sonucunda da davacının davasında haklı olduğu sabit kabul edildiği, davalılardan Osoo Oşmejtrans ile davacı arasında CMR sözleşmesi olduğunun kabul edildiği, CMR sözleşmesi kapsamında: nakliyecinin, malları devraldığı tarih ile teslim ettiği tarih arasındaki sürede malların kaybı, zarar görmesi ya da gecikmesinden sorumlu olduğu, ayrıca genel olarak hizmetlilerinin, acentelerinin ve taşeronlarının eylemlerinden de sorumlu olduğu, mallarla alakalı olarak meydana gelen bir zarar, kayıp ya da gecikme nedeniyle nakliyeciden alacak talebinde bulunanların, bu zarar, kayıp ya da gecikmenin taşıma esnasında gerçekleştiğini ispatla yükümlü oldukları, yasal açıdan, nakliyecinin, bu tür sonuçları önlemesinin mümkün olmadığını kanıtlamadığı sürece, olaydan sorumlu olduğunun varsayıldığı, somut olayda ilgili davalının ihmalinden kaynaklı olarak davacı tarafça alınan emtiaların, asli müdahile devredilmeye çalışıldığı, bu kapsamda emtialar ile birlikte tırlar üzerine de ihtiyati tedbir kararı vermek gerektiği, diğer davalı ...'in ise emtiayı davacıya bedeli mukabilinde devir ettiği, buna rağmen ise aynı ürünleri bir kez daha satma girişiminde bulunarak asli müdahile devir etmeye çalıştığı, dürüstlük ve somut olay adaleti olarak isimlendirilen hakkaniyet ilkeleri gereğince somut olayımıza bakıldığında ise: davacının davalılardan ...'in almış olduğu emtiaların Osoo Oşmejtrans nakliye firmasına taşınması amacıyla CMR sözleşmesi kapsamında teslim edildiği ancak malların asli müdahile devir edilmeye çalışıldığının anlaşıldığı, bu kapsamda CMR hükümleri de nazara alındığında davacı talebinde haklı olduğu gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile Kayseri Gümrük Müdürlüğünde bulunan pamukların davacıya teslimine, asli müdahilin talebinin reddine, emtianın üzerinde bulunmuş olduğu tırlar üzerindeki tedbir kararın kaldırılmasına, tırların ilgilisine teslimine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asli müdahil vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asli Müdahil vekili vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının gerekçeden yoksun olduğunu, dava değeri gözetildiğinde işbu davanın tanıkla ispat edilemeyeceğini ancak Mahkemece yokluklarında dinlenen tanık beyanlarına dayalı olarak eksik incelemeyle davanın neticelendirildiğini, somut uyuşmazlığın Hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözüme kavuşturulmasının mümkün olmadığını ancak Mahkemece buna rağmen bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın karar verildiğini, dava kapsamında dinlenen tanıkların 2. celse duruşmasına 1 gün kala dinlenildiğini, tanık beyanlarını inceleyip beyanda bulunmak üzere süre talep etmelerine rağmen bu taleplerinin reddedildiğini, yargılama aşamasında, daha henüz öninceleme duruşması dahi yapılmaksızın dava bir öğrencinin tercümanlığında yapılan gene tanık olayındaki gibi yetkisiz kişilerin beyanları ile davalılar tarafından kabul edildiğine ilişkin zabıt düzenlendiğini, davanın alacak davası olduğunu ancak Mahkemece, dava sonucunda sadece müvekkilinin pamuklarının asıl davanın davacısına teslimine karar verilmekle yetinildiğini, pamukların değerinin tespit edilmesi gereği bile duyulmadığını, dava değerinden fazla veya eksik pamuğun verilip verilmediğinin bile belli olmadığını, kaldı ki alacak davasında mal teslimine ilişkin bir karar ihdas edilmesinin de taleple bağlılık ilkesine uygun olmadığını, yargılama aşamasında elde edilen davacının gümrük işlemlerinin Kırgızistan gümrüğünde iptal edildiğine ilişkin gümrük beyannameleri mahkemeye yeminli tercümesi yaptırılarak sunulmasına rağmen, tedbirin kaldırılmadığını, belirtilen hususun Kırgızistan makamlarından sorulmadığını, davacının ülkeye mal sokamadığını kesin bir şekilde ispat etmelerine rağmen tedbirin kaldırılmadığını, kararın gerekçesinin ağırlıklı olarak hakimin takdir yetkisi ve hukuk yaratması temelli olarak oluşturulduğunu oysa somut olayda hukuk yaratılması söz konusu olmayıp uyuşmazlığın CMR hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerektiğini, asıl davanın taraflarının iş birliği içinde müvekkilini zarara uğrattıklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava bakımından sözleşmeye konu malın teslimi ve alacak, asli müdahale davası bakımından ise ihtilaf konusu pamukların asli müdahile ait olduğunun tespiti ile asli müdahile teslimi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31 ve 65 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 199 uncu maddesi.
2. CMR Konvansiyonu'nun 17 inci maddesi.
3. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 35 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Somut olayda, davalı Osoo Oşmejtrans firması Makhmudbek Akhmedov isimli bir şahsa, diğer davalı ise ... isimli bir şahsa huzurdaki davayı kabul yetkisi de içeren bir vekaletname vermiş, adı geçen vekiller Mahkeme huzurunda tercüman vasıtasıyla verdikleri beyanlarla, vekil edenler adına davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir. Ancak davayı ancak davalı veya davalının davaya vekalet ehliyeti ve vekaletnamesinde bu hususta özel yetkisi bulunan vekili kabul edebilir. 1136 sayılı Kanun'un "Yalnızca Avukatların Yapabileceği İşler "başlığını taşıyan 35 inci maddesine göre, Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara ait olup davayı taraf adına takip edebilecek vekiller, baroya kayıtlı avukatlar, dava vekilleri ve dava takipçileridir. Zira bir davayı vekil sıfatıyla ancak baroya kayıtlı bir avukat veya bir dava vekili veya bir dava takipçisi takip edebilir. ( ..., Medeni Usul Hukukunda Davada Temsil, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2007 s.179) Avukat olmayanların bir başkasını temsilen davada bulunması mümkün değildir. Avukat olmayanların davaya vekâlet ehliyetleri yoktur. ( Kavasoğlu. s.185) Bu itibarla, davalılarca vekil tayin edilen kişilerin davalılar adına davayı kabul ettiklerine ilişkin beyanlarına kıymet verilmemiştir.
2.Yapılan bu açıklamalardan sonra uyuşmazlığın esasına dönülecek olursa, davacı vekili, müvekkilinin davalı ... firmasından pamuk satın aldığını, diğer davalının ise bu pamukların taşınmasını üstlendiğini, müvekkilinin satış bedelini ödemesine rağmen pamukların müvekkiline değil başka bir firmaya teslim edildiğini iddia etmiş, asli müdahil vekili ise, müvekkilinin, davacının mülkiyet iddia ettiği pamukları ... isimli bir şahıstan bedelini ödeyerek satın aldığını ileri sürmüş ve her iki taraf da iddiasını ispat için bir takım CMR belgelerini dosyaya ibraz etmiştir. Mahkemece, yazılı olduğu şekilde ihtilaf konusu pamukların davacıya ait olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile pamukların davacıya iadesine ve asli müdahale davasının reddine karar verilmiştir.
3.Ancak asli müdahil vekili, aşamalardaki beyanlarında, asıl davanın tarafları arasındaki satım ilişkisinin malın henüz Kırgızistan Gümrüğünde bulunduğu sırada iptal edildiğini ileri sürmüş ve bu iddiasını ispat için üzerlerinde satışın iptal edildiğine dair şerh bulunan bir takım gümrük beyannamelerini ve bunların tercümesini dosyaya ibraz etmiştir. Mahkemece, tanık olarak dinlenen tır şöförleri de asli müdahil vekilinin bu iddiasını doğrular şekilde, malları Türkoğlu/ Kahramanmaraş'a götürmek üzere teslim aldıklarını ancak daha sonra göndericinin teslim yerini Kayseri olarak değiştirdiğini belirtmiştir. Bunun yanında, davalı ... firması tarafından vekil tayin edilen ... tarafından dosyaya bir takım CMR belgeleri sunulmuş olup, belirtilen CMR belgelerin çoğunda iptal edildikleri anlamına gelecek şekilde çarpı işareti bulunduğu görülmektedir. Ancak Mahkemece bu belgelerin tercümesi yaptırılmadığı için sözü edilen çarpı işaretlerin ne anlama geldiği anlaşılamamaktadır.
4.Bu itibarla Mahkemece, ... isimli şahıs tarafından dosyaya sunulan CMR belgelerinin tercümesi yaptırıldıktan ve asıl davanın tarafları arasındaki satım sözleşmesinin iptal edilip edilmediği ile ilgili Kırgızistan Gümrük Müdürlüğü nezdinde araştırıldıktan sonra aralarında CMR ve gümrük uzmanı bilirkişilerin de bulunduğu üç kişilik bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak ihtilaf konusu pamukların kime ait olduğunun belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
5.Kabule göre de; davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu pamukların müvekkiline teslimine ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak kaydıyla 20.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesinde ise; pamukların teslimi talebine ilişkin olarak herhangi bir beyanda bulunmaksızın davacının davaya konu pamuklar için davalı satıcıya ödediği miktar olduğu anlaşılan 555.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Dava ve ıslah dilekçelerindeki talep sonucuna göre davacının, pamukların iadesiyle birlikte bedelini de mi talep ettiği yoksa terditli talepte bulunarak öncelikle pamukların bedelini mi istediği anlaşılmamaktadır. Mahkemece, 6100 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve aynı Kanun'un 31 inci maddesine göre davacıdan talep sonucunun ne olduğu sorulup bu husus aydınlatılmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi ıslah dilekçesiyle talep edilen 555.000,00 TL bakımından olumlu olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmamıştır.
6.Bunun yanında; 6100 sayılı Kanun'un 65 inci maddesiyle düzenleme altına alınan asli müdahale, iki kişi arasında belli bir şey veya hak üzerinde dava devam ederken üçüncü bir kişinin bu davaya konu olan hak veya şey üzerinde kısmen veya tamamen hak sahibi olduğunu iddia ederek aynı mahkemede bir dava açmasına verilen isimdir. Asli müdahale davası, ilk davadan bağımsız ayrı bir dava niteliğinde olup, asli müdahilin aynı mahkemede, usulüne uygun bir dava dilekçesiyle ve gerekli dava ve yargılama harçlarını da yatırmak suretiyle, bir dava açması gerekir. Zikredilen Yasa hükmünün ikinci fıkrasında; asli müdahale davasının asıl yargılama ile birlikte yürütülüp, karara bağlanacağı düzenleme altına alınmıştır. Buna göre, ilk ve asli müdahale davalarının birlikte yürütülerek aynı anda karara bağlanması ve ayrı bir dava niteliğinde olan asli müdahale davasına ilişkin olarak da ayrı bir hüküm oluşturulması gerekir. Somut olayda, Mahkemece, asıl ve asli müdahale davalarının talep sonucuna ilişkin olarak ayrı ayrı hüküm oluşturulmuş ise de bu davalara ilişkin harçlar ve yargılama giderleri bakımından ayrı ayrı hüküm tesis edilmemesi de doğru görülmemiş, Mahkemenin kabul şekline göre hükmün yukarıda 5 numaralı ve işbu bentteki sebeplerle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5892 E. 2023/545 K.
Ortak:ibraz · teslim
İncelediğiniz kararda… ın aldığını, diğer davalının ise bu pamukların taşınmasını üstlendiğini, müvekkilinin satış bedelini ödemesine rağmen pamukların müvekkiline değil başka bir firmaya «teslim» edildiğini iddia etmiş, asli müdahil vekili ise, müvekkilinin, davacının mülkiyet iddia ettiği pamukları ... isimli bir şahıstan bedelini ödeyerek satın aldığını ileri sürmüş ve her iki taraf da iddiasını ispat için bir takım CMR belgelerini dosyaya «ibraz» etmiştir.
dava ve sözleşmeye konu malın «teslimi» istemine ilişkin «asli müdahale» davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece asıl davanın kabulüne, asli müdahale davasının reddine karar verilmiştir.
… satıcı firma ile CMR sözleşmesinin imzalandığını müvekkil şirketin çalışanlarının pamukların bulunduğu Kırgızistan’a giderek işlemleri tamamladıktan sonra pamukları «taşıyıcı» firmaya «teslim» ettiğini, taşıyıcı firma bahse konu pamuk balyaları yükledikten sonra malların gümrük işlemlerinin geçiş işlemlerinin yapılmaya başlandığını, gümrük işlemleri tamamlanan malların üzerinde bulunduğu tırların mühürlendiğini fakat bu malların Türkiye’ye gelmesinden gecikme söz konu su olmasından şüphelenen müvekkilinin yaptığı araştırma parasını vererek almış olduğu bu malların (pamuk balyalarını) Kayseri’de faaliyet gösteren başka bir firmaya teslim edileceğini öğrendiğini; müvekkilinin bu mallara yaklaşık olarak 300.000,00 USD ödeme yaptığını, ödeme dekontlarının dilekçe ekinde olduğunu, ayrıca eşyaların uluslararası taşınmasına yönelik sözleşme (CMR) gereği taşıma firması ile «taşıyacak» nakliye araçlarının belli olduğunu buna ilişkin belgeleri ekte sunduklarını yine ayrıca taşınacak yükün miktar ve nevine ilişkin belgelerinde dilekçe ekinde sunduklarını, bahse konu malların başka bir firmaya teslim edilmesi halinde müvekkilinin büyük zararlara uğrayacağını ileri sürerek «satım sözleşmesine» konu pamukların müvekkiline teslimine ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL'nin teslim tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.02.2016 tarihli «ıslah» dilekçesiyle talep ettikleri alacağı 535.000,00 TL artırdıklarını belirterek toplam 555.000,00 TL'nin teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu alacağın dayanağının «çek» olduğu, davacının dava konusu çeki davalıya «ciro» ederek verdiği, çekin bir ödeme vasıtası olduğu, kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulünün gerektiği, «ispat yükü» üzerinde olan davacının bu karinenin aksini, yani dava konusu çekin satın alınan mal bedeline karşılık avans olarak verildiğini ve malın da «teslim» edilmediğini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 üncü maddesi hükmü uyarınca, yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davacının bu iddiasını ispat etmeye yönelik «yazılı delil» «ibraz» edemediği, davacının davalıya «yemin teklifinde» bulunduğu ve davalının dava konusu çekler bakımından davacıya borçlu olmadığına dair yemin ettiğinden ispatlanamayan davanın reddine, davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin şartları oluşmadığından hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların mahkemenin istediği ve kendi elinde bulunan belgeleri mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğunu aksi takdirde bu iddiayı kabul etmiş sayılacaklarını, yine mahkemenin karar vermesi halinde tarafların «ticari defterlerini» mahkemeye sunmak zorunda olduklarını, aksi takdirde karşı tarafın iddiasını kabul etmiş sayılacaklarını, yasal düzenlemeye ve dosyaya sunulan vergi dairesi cevabi yazısına rağmen davalının gerçeğe aykırı şekilde hem ticari defterinin olmadığını iddia ettiğini hem de kendi elinde bulunan ticari defterlerini Mahkemenin «ihtarına» rağmen ibraz etmediğini, davalının «yemin» sırasında davacı ile ticari ilişkisinin olduğunu «ikrar» ettiğini, davalının yemin beyanın aldığı «çek» bedellerinin, daha öncesinde «teslim» ettiği pamukların bedelleri olduğu ve davacının iddiası gibi avans mahiyetli olmadığı ikrarını içerdiğini, bu durumda «ispat külfetinin» yer değiştirdiğini, davalının önceki ticari ilişkiden dolayı pamukları teslim ettiğini, bedellerini alamadığını ve davaya konu çekleri önceden teslim edilen pamukların satış bedeli olduğunu, özellikle de bedeli ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davalının ikrarının bölünebilir «vasıflı ikrar» olduğunu, davalının davacı ile ticari ilişkisini ikrar ve kabul etmekte olduğunu, davacıya mal teslim ettiğini ve aldığı çek bedellerinin ise çeklerin keşide tarihleri öncesinde davacıya teslim ettiği ve parasını peşin olarak alamadığı pamukların satım bedeli olduğunu iddia ettiğini, bu yemin ikrarı ile davalının çeklerin keşide tarihleri öncesinde özellikle parası ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, bu ispatın da tarafların «tacir» olması nedeni ile ticari defter ve faturalarla olması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini i …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vasıflı ikrar · yemin teklifi · ispat külfeti · yazılı delil · usuli kazanılmış hak · yemin · ikrar · ciro
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu alacağın dayanağının «çek» olduğu, davacının dava konusu çeki davalıya «ciro» ederek verdiği, çekin bir ödeme vasıtası olduğu, kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulünün gerektiği, «ispat yükü» üzerinde olan davacının bu karinenin aksini, yani dava konusu çekin satın alınan mal bedeline karşılık avans olarak verildiğini ve malın da «teslim» edilmediğini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 üncü maddesi hükmü uyarınca, yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davacının bu iddiasını ispat etmeye yönelik «yazılı delil» «ibraz» edemediği, davacının davalıya «yemin teklifinde» bulunduğu ve davalının dava konusu çekler bakımından davacıya borçlu olmadığına dair yemin ettiğinden ispatlanamayan davanın reddine, davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin şartları oluşmadığından hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların mahkemenin istediği ve kendi elinde bulunan belgeleri mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğunu aksi takdirde bu iddiayı kabul etmiş sayılacaklarını, yine mahkemenin karar vermesi halinde tarafların «ticari defterlerini» mahkemeye sunmak zorunda olduklarını, aksi takdirde karşı tarafın iddiasını kabul etmiş sayılacaklarını, yasal düzenlemeye ve dosyaya sunulan vergi dairesi cevabi yazısına rağmen davalının gerçeğe aykırı şekilde hem ticari defterinin olmadığını iddia ettiğini hem de kendi elinde bulunan ticari defterlerini Mahkemenin «ihtarına» rağmen ibraz etmediğini, davalının «yemin» sırasında davacı ile ticari ilişkisinin olduğunu «ikrar» ettiğini, davalının yemin beyanın aldığı «çek» bedellerinin, daha öncesinde «teslim» ettiği pamukların bedelleri olduğu ve davacının iddiası gibi avans mahiyetli olmadığı ikrarını içerdiğini, bu durumda «ispat külfetinin» yer değiştirdiğini, davalının önceki ticari ilişkiden dolayı pamukları teslim ettiğini, bedellerini alamadığını ve davaya konu çekleri önceden teslim edilen pamukların satış bedeli olduğunu, özellikle de bedeli ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davalının ikrarının bölünebilir «vasıflı ikrar» olduğunu, davalının davacı ile ticari ilişkisini ikrar ve kabul etmekte olduğunu, davacıya mal teslim ettiğini ve aldığı çek bedellerinin ise çeklerin keşide tarihleri öncesinde davacıya teslim ettiği ve parasını peşin olarak alamadığı pamukların satım bedeli olduğunu iddia ettiğini, bu yemin ikrarı ile davalının çeklerin keşide tarihleri öncesinde özellikle parası ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, bu ispatın da tarafların «tacir» olması nedeni ile ticari defter ve faturalarla olması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini i …
Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.01.2018 tarih, 2015/702 E. ve 2018/18 K. sayılı ilamının davacı vekilince istinaf edildiği ve davacı vekilinin istinaf dilekçesinde «kötü niyet tazminatının» kaldırılması talebinde bulunduğu ve Bölge Adliye Mahkemesince sair istinaf sebepleri incelenmeksizin 6100 sayılı Kanun’un 353 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin altıncı alt bendi uyarınca davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiş olmasına göre davalı lehine «usuli kazanılmış hak» doğmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5601 E. 2024/2014 K.
Ortak:taraf ehliyeti · ibraz · teslim
İncelediğiniz kararda… ın aldığını, diğer davalının ise bu pamukların taşınmasını üstlendiğini, müvekkilinin satış bedelini ödemesine rağmen pamukların müvekkiline değil başka bir firmaya «teslim» edildiğini iddia etmiş, asli müdahil vekili ise, müvekkilinin, davacının mülkiyet iddia ettiği pamukları ... isimli bir şahıstan bedelini ödeyerek satın aldığını ileri sürmüş ve her iki taraf da iddiasını ispat için bir takım CMR belgelerini dosyaya «ibraz» etmiştir.
dava ve sözleşmeye konu malın «teslimi» istemine ilişkin «asli müdahale» davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece asıl davanın kabulüne, asli müdahale davasının reddine karar verilmiştir.
… satıcı firma ile CMR sözleşmesinin imzalandığını müvekkil şirketin çalışanlarının pamukların bulunduğu Kırgızistan’a giderek işlemleri tamamladıktan sonra pamukları «taşıyıcı» firmaya «teslim» ettiğini, taşıyıcı firma bahse konu pamuk balyaları yükledikten sonra malların gümrük işlemlerinin geçiş işlemlerinin yapılmaya başlandığını, gümrük işlemleri tamamlanan malların üzerinde bulunduğu tırların mühürlendiğini fakat bu malların Türkiye’ye gelmesinden gecikme söz konu su olmasından şüphelenen müvekkilinin yaptığı araştırma parasını vererek almış olduğu bu malların (pamuk balyalarını) Kayseri’de faaliyet gösteren başka bir firmaya teslim edileceğini öğrendiğini; müvekkilinin bu mallara yaklaşık olarak 300.000,00 USD ödeme yaptığını, ödeme dekontlarının dilekçe ekinde olduğunu, ayrıca eşyaların uluslararası taşınmasına yönelik sözleşme (CMR) gereği taşıma firması ile «taşıyacak» nakliye araçlarının belli olduğunu buna ilişkin belgeleri ekte sunduklarını yine ayrıca taşınacak yükün miktar ve nevine ilişkin belgelerinde dilekçe ekinde sunduklarını, bahse konu malların başka bir firmaya teslim edilmesi halinde müvekkilinin büyük zararlara uğrayacağını ileri sürerek «satım sözleşmesine» konu pamukların müvekkiline teslimine ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL'nin teslim tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.02.2016 tarihli «ıslah» dilekçesiyle talep ettikleri alacağı 535.000,00 TL artırdıklarını belirterek toplam 555.000,00 TL'nin teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının cevap dilekçesinden takip konusu alacağa esas pamuğu «teslim» aldığının anlaşıldığı, davalının savunmalarına istinaden davacı tarafından davalıya teslim edilen pamuğun yine davacının talimatıyla istenilen kişilere teslim edildiği beyan edilmişse de davacının talimatına ilişkin yazılı belge «ibraz» edilmediği gibi dava konusu miktar dikkate alınarak davalının teslime ilişkin tanık dinletme talebinin reddedildiği, pamukların teslim edildiği kişilerin SGK kayıtları getirtildiği, davacı ile ilgisi olmadığı, davacının davalıya teslim ettiği «257» balya pamuğun takip tarihindeki değerinin belirlenmesi için ziraat mühendisi bilirkişiden rapor alındığı, raporun bilimsel görüşlere havi, usul ve yasaya uygun hüküm kurmaya elverişli olduğunun değerlendirildiği, 257 balya pamuğun çekirdeksiz pamuk olarak ticaret borsası verileri ele alınarak belirlenen değerinin 204.581,52 TL olarak hesaplandığı, takip talebinde «ticari temerrüt faizi» talep edilmişse de tarafların gerçek kişi olduğu, işin ticari iş mahiyetinde olmadığı, takip öncesi ve takip sonrası asıl alacağa «yasal faiz» uygulanması gerektiği kanaatine varıldığı, «usul ekonomisi» gereği mahkemece hesaplaması yapılarak 6.853,50 TL faizin olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların Gaziantep 13.
Şti. adına hareket ettiğini ya da davacının adı geçen şirketin ortağı olduğunu gösteren herhangi bir delil bulunmadığı, mahkemece davacının «aktif husumet ehliyetinin» olduğunun kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, dosyada mevcut vergi levhasına göre davacının pamuk ürününü «teslim» ettiği «deponun» Aziz Pamuk Ltd.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara «257» balya pamuk «teslim» ettiğini, «ihtara» rağmen pamukların iade edilmediğini, alacağın tahsili için Gaziantep 13.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:usul ekonomisi · ticari temerrüt faizi · aktif husumet ehliyeti · i̇i̇k 257 · depo kararı · aktif husumet · husumet ehliyeti · pasif husumet yokluğu
Benzer bu karardaŞti. adına hareket ettiğini ya da davacının adı geçen şirketin ortağı olduğunu gösteren herhangi bir delil bulunmadığı, mahkemece davacının «aktif husumet ehliyetinin» olduğunun kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, dosyada mevcut vergi levhasına göre davacının pamuk ürününü «teslim» ettiği «deponun» Aziz Pamuk Ltd.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının cevap dilekçesinden takip konusu alacağa esas pamuğu «teslim» aldığının anlaşıldığı, davalının savunmalarına istinaden davacı tarafından davalıya teslim edilen pamuğun yine davacının talimatıyla istenilen kişilere teslim edildiği beyan edilmişse de davacının talimatına ilişkin yazılı belge «ibraz» edilmediği gibi dava konusu miktar dikkate alınarak davalının teslime ilişkin tanık dinletme talebinin reddedildiği, pamukların teslim edildiği kişilerin SGK kayıtları getirtildiği, davacı ile ilgisi olmadığı, davacının davalıya teslim ettiği «257» balya pamuğun takip tarihindeki değerinin belirlenmesi için ziraat mühendisi bilirkişiden rapor alındığı, raporun bilimsel görüşlere havi, usul ve yasaya uygun hüküm kurmaya elverişli olduğunun değerlendirildiği, 257 balya pamuğun çekirdeksiz pamuk olarak ticaret borsası verileri ele alınarak belirlenen değerinin 204.581,52 TL olarak hesaplandığı, takip talebinde «ticari temerrüt faizi» talep edilmişse de tarafların gerçek kişi olduğu, işin ticari iş mahiyetinde olmadığı, takip öncesi ve takip sonrası asıl alacağa «yasal faiz» uygulanması gerektiği kanaatine varıldığı, «usul ekonomisi» gereği mahkemece hesaplaması yapılarak 6.853,50 TL faizin olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların Gaziantep 13.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara «257» balya pamuk «teslim» ettiğini, «ihtara» rağmen pamukların iade edilmediğini, alacağın tahsili için Gaziantep 13.
Ltd.'ye bırakıldığını, davalıların şirketleri aracılığı ile pamuk alım satımına aracılık ettiklerini, uygulamada tacirlerin pamukları «depolarına» bıraktığını, bu pamukların ya davalılar tarafından veya pamuk sahipleri tarafından satıldığını, müvekkillerinin satması durumunda pamuk sahiplerinden belli bir ücret alındığını, davacının Cihat Pamuk Ltd.'nin sahibi olduğunu, daha önceden de aralarında ticaret ilişkisi bulunduğunu, takibe konu yapılan alışverişin de bunlardan birisi olduğunu, pamukları davalıların kendi nam ve hesaplarına almadıklarını, davanın «husumet» nedeniyle reddi gerektiğini, toplam 222 balyanın davacının gönderdiği nakliyatçılar tarafından «teslim» alınarak Adıyaman'da bulunan İnternet Teks.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11552 E. 2011/4035 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuan tazminat · kusur · hasar · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait aracın sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, «hasar» tutarının 4.405,88 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 4.405,88 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi' ne dayalı «rücuan tazminat» istemine ilişkindir.
Davacı vekili müvekkili nezdinde sigortalı pamuk emtiasının davalıya ait araçla Kırgızistan’dan Türkiye’ye taşınması esnasında meydana gelen yangında «hasar» gördüğünü ileri sürerek, sigortalıya ödenen bedelin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
T.C.Anayasası’nın 90 ncı maddesinin «son» fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmaların kanun hükmünde bulunduğunun belirtilmiş olmasına göre uluslararası taşımalarda TTK’dan daha sonra yürürlüğe giren ve Ülkemiz tarafından onaylanmak suretiyle bir iç hukuk kuralı haline gelen CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4463 E. 2023/3194 K.
Ortak:taşıyıcı · eksik inceleme · teslim
İncelediğiniz kararda… satıcı firma ile CMR sözleşmesinin imzalandığını müvekkil şirketin çalışanlarının pamukların bulunduğu Kırgızistan’a giderek işlemleri tamamladıktan sonra pamukları «taşıyıcı» firmaya «teslim» ettiğini, taşıyıcı firma bahse konu pamuk balyaları yükledikten sonra malların gümrük işlemlerinin geçiş işlemlerinin yapılmaya başlandığını, gümrük işlemleri tamamlanan malların üzerinde bulunduğu tırların mühürlendiğini fakat bu malların Türkiye’ye gelmesinden gecikme söz konu su olmasından şüphelenen müvekkilinin yaptığı araştırma parasını vererek almış olduğu bu malların (pamuk balyalarını) Kayseri’de faaliyet gösteren başka bir firmaya teslim edileceğini öğrendiğini; müvekkilinin bu mallara yaklaşık olarak 300.000,00 USD ödeme yaptığını, ödeme dekontlarının dilekçe ekinde olduğunu, ayrıca eşyaların uluslararası taşınmasına yönelik sözleşme (CMR) gereği taşıma firması ile «taşıyacak» nakliye araçlarının belli olduğunu buna ilişkin belgeleri ekte sunduklarını yine ayrıca taşınacak yükün miktar ve nevine ilişkin belgelerinde dilekçe ekinde sunduklarını, bahse konu malların başka bir firmaya teslim edilmesi halinde müvekkilinin büyük zararlara uğrayacağını ileri sürerek «satım sözleşmesine» konu pamukların müvekkiline teslimine ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL'nin teslim tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.02.2016 tarihli «ıslah» dilekçesiyle talep ettikleri alacağı 535.000,00 TL artırdıklarını belirterek toplam 555.000,00 TL'nin teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte …
… kili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının gerekçeden yoksun olduğunu, dava değeri gözetildiğinde işbu davanın tanıkla ispat edilemeyeceğini ancak Mahkemece «yokluklarında» dinlenen «tanık beyanlarına» dayalı olarak «eksik incelemeyle» davanın neticelendirildiğini, somut uyuşmazlığın Hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözüme kavuşturulmasının mümkün olmadığını ancak Mahkemece buna rağmen «bilirkişi incelemesi» yaptırılmaksızın karar verildiğini, dava kapsamında dinlenen tanıkların 2. celse duruşmasına 1 gün kala dinlenildiğini, tanık beyanlarını inceleyip beyanda bulunmak üzere süre talep etmelerine rağmen bu taleplerinin reddedildiğini, yargılama aşamasında, daha henüz öninceleme duruşması dahi yapılmaksızın dava bir öğrencinin tercümanlığında yapılan gene tanık olayındaki gibi «yetkisiz» kişilerin beyanları ile davalılar tarafından kabul edildiğine ilişkin zabıt düzenlendiğini, davanın «alacak davası» olduğunu ancak Mahkemece, dava sonucunda sadece müvekkilinin pamuklarının asıl davanın davacısına «teslimine» karar verilmekle yetinildiğini, pamukların değerinin tespit edilmesi gereği bile duyulmadığını, dava değerinden fazla veya eksik pamuğun verilip verilmediğinin bile belli olmadığını, kaldı ki alacak davasında mal teslimine ilişkin bir karar ihdas edilmesinin de «taleple bağlılık» ilkesine uygun olmadığını, yargılama aşamasında elde edilen davacının gümrük işlemlerinin Kırgızistan gümrüğünde iptal edildiğine ilişkin «gümrük beyannameleri» mahkemeye yeminli tercümesi yaptırılarak sunulmasına rağmen, «tedbirin kaldırılmadığını», belirtilen hususun Kırgızistan makamlarından sorulmadığını, davacının ülkeye mal sokamadığını «kesin» bir şekilde ispat etmelerine rağmen tedbirin kaldırılmadığını, kararın gerekçesinin ağırlıklı olarak «hakimin takdir yetkisi» ve hukuk yaratması temelli olarak oluşturulduğunu oysa somut olayda hukuk yaratılması söz konusu olmayıp uyuşmazlığın CMR hükümlerine göre çözüme kavuşturulması ge …
dava ve sözleşmeye konu malın «teslimi» istemine ilişkin «asli müdahale» davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece asıl davanın kabulüne, asli müdahale davasının reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık,uluslararası karayolu ile taşınan emtianın yanarak «zayi» olduğundan «teslim» edilmediği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zayi
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık,uluslararası karayolu ile taşınan emtianın yanarak «zayi» olduğundan «teslim» edilmediği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3317 E. 2010/9649 K.
Ortak:taşıyıcı · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… satıcı firma ile CMR sözleşmesinin imzalandığını müvekkil şirketin çalışanlarının pamukların bulunduğu Kırgızistan’a giderek işlemleri tamamladıktan sonra pamukları «taşıyıcı» firmaya «teslim» ettiğini, taşıyıcı firma bahse konu pamuk balyaları yükledikten sonra malların gümrük işlemlerinin geçiş işlemlerinin yapılmaya başlandığını, gümrük işlemleri tamamlanan malların üzerinde bulunduğu tırların mühürlendiğini fakat bu malların Türkiye’ye gelmesinden gecikme söz konu su olmasından şüphelenen müvekkilinin yaptığı araştırma parasını vererek almış olduğu bu malların (pamuk balyalarını) Kayseri’de faaliyet gösteren başka bir firmaya teslim edileceğini öğrendiğini; müvekkilinin bu mallara yaklaşık olarak 300.000,00 USD ödeme yaptığını, ödeme dekontlarının dilekçe ekinde olduğunu, ayrıca eşyaların uluslararası taşınmasına yönelik sözleşme (CMR) gereği taşıma firması ile «taşıyacak» nakliye araçlarının belli olduğunu buna ilişkin belgeleri ekte sunduklarını yine ayrıca taşınacak yükün miktar ve nevine ilişkin belgelerinde dilekçe ekinde sunduklarını, bahse konu malların başka bir firmaya teslim edilmesi halinde müvekkilinin büyük zararlara uğrayacağını ileri sürerek «satım sözleşmesine» konu pamukların müvekkiline teslimine ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL'nin teslim tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.02.2016 tarihli «ıslah» dilekçesiyle talep ettikleri alacağı 535.000,00 TL artırdıklarını belirterek toplam 555.000,00 TL'nin teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte …
… kili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının gerekçeden yoksun olduğunu, dava değeri gözetildiğinde işbu davanın tanıkla ispat edilemeyeceğini ancak Mahkemece «yokluklarında» dinlenen «tanık beyanlarına» dayalı olarak «eksik incelemeyle» davanın neticelendirildiğini, somut uyuşmazlığın Hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözüme kavuşturulmasının mümkün olmadığını ancak Mahkemece buna rağmen «bilirkişi incelemesi» yaptırılmaksızın karar verildiğini, dava kapsamında dinlenen tanıkların 2. celse duruşmasına 1 gün kala dinlenildiğini, tanık beyanlarını inceleyip beyanda bulunmak üzere süre talep etmelerine rağmen bu taleplerinin reddedildiğini, yargılama aşamasında, daha henüz öninceleme duruşması dahi yapılmaksızın dava bir öğrencinin tercümanlığında yapılan gene tanık olayındaki gibi «yetkisiz» kişilerin beyanları ile davalılar tarafından kabul edildiğine ilişkin zabıt düzenlendiğini, davanın «alacak davası» olduğunu ancak Mahkemece, dava sonucunda sadece müvekkilinin pamuklarının asıl davanın davacısına «teslimine» karar verilmekle yetinildiğini, pamukların değerinin tespit edilmesi gereği bile duyulmadığını, dava değerinden fazla veya eksik pamuğun verilip verilmediğinin bile belli olmadığını, kaldı ki alacak davasında mal teslimine ilişkin bir karar ihdas edilmesinin de «taleple bağlılık» ilkesine uygun olmadığını, yargılama aşamasında elde edilen davacının gümrük işlemlerinin Kırgızistan gümrüğünde iptal edildiğine ilişkin «gümrük beyannameleri» mahkemeye yeminli tercümesi yaptırılarak sunulmasına rağmen, «tedbirin kaldırılmadığını», belirtilen hususun Kırgızistan makamlarından sorulmadığını, davacının ülkeye mal sokamadığını «kesin» bir şekilde ispat etmelerine rağmen tedbirin kaldırılmadığını, kararın gerekçesinin ağırlıklı olarak «hakimin takdir yetkisi» ve hukuk yaratması temelli olarak oluşturulduğunu oysa somut olayda hukuk yaratılması söz konusu olmayıp uyuşmazlığın CMR hükümlerine göre çözüme kavuşturulması ge …
4.Bu itibarla Mahkemece, ... isimli şahıs tarafından dosyaya sunulan CMR belgelerinin tercümesi yaptırıldıktan ve asıl davanın tarafları arasındaki «satım sözleşmesinin iptal» edilip edilmediği ile ilgili Kırgızistan Gümrük Müdürlüğü nezdinde araştırıldıktan sonra aralarında CMR ve gümrük uzmanı bilirkişilerin de bulunduğu üç kişilik bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak ihtilaf konusu pamukların kime ait olduğunun belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «hasar» neden olan yangının, pamuk emtiasının kendi kızışma özelliğinden kaynaklandığı, CMR 17/2 maddesi gereğince yüke has kusurdan meydana gelen hasardan «taşıyıcının sorumlu» olamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, aralarında üniversitelerin kürsülerinden seçilecek yangın konusunda uzman birisininde bulunduğu, ayrıca nakliyeci ve pamuk emtiası konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişilerden müteşekkil 3 kişilik heyetten rapor alınarak, sonucuna göre hüküm kurmak gerekirken, «eksik incelemeyle» hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyıcının sorumluluğu · dava sebebi · hasar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «hasar» neden olan yangının, pamuk emtiasının kendi kızışma özelliğinden kaynaklandığı, CMR 17/2 maddesi gereğince yüke has kusurdan meydana gelen hasardan «taşıyıcının sorumlu» olamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taşımadan kaynaklandığı iddia olunan tazminat istemine ilişkin olup, olay sırasında düzenlenen ekspertiz raporunda, taşınan pamukların, balyalara sarılı metal şeritlerin araç kasasına sürtünmesinden kaynaklanan kıvılcım sonucu yandığı kayıtlandırılmış, keza İran makamlarınca düzenlenen tutanakta da yangın «sebebi» yine bu şekilde gösterilmiştir.
Her ne kadar, gerek ilk raporda gerekse hükme dayanak yapılan ikinci raporda yangın «sebebi» farklı olarak gösterilmiş ise de ilk raporu düzenleyen bilirkişi heyeti bir başka uyuşmazlıkta yangın sebebini ambalajın kasaya sürtünmesi olarak kabul etmiştir .Davacı taraf da bilirkişi raporuna bu yönden ciddi itirazlar öne sürmüştür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/1280 E. , 2024/2438 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2016/21 Esas, 2016/575 Karar
DAVALILAR 1. Osoo Oşmejtrans vekili Avukat Mehmet Yusuf Dündar
2. ...
ASLİ MÜDAHİL Başarı Teknik Yapı ve Sanayi Ürünleri İç Dış Tic. Ltd. Şti.
vekili Avukat ...
HÜKÜM
Asıl davanın kabulü, asli müdahale davasının reddi
Taraflar arasındaki sözleşmeye konu malın teslimi ve alacak istemine ilişkin asıl dava ve sözleşmeye konu malın teslimi istemine ilişkin asli müdahale davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece asıl davanın kabulüne, asli müdahale davasının reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA VE ASLİ MÜDAHALE
1.Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin Kırgızistan'da faaliyet gösteren davalı ... firmadan pamuk satın aldığını, almış olduğu bu pamukların parasını şirkete gönderdiğini, satıcı firma ile CMR sözleşmesinin imzalandığını müvekkil şirketin çalışanlarının pamukların bulunduğu Kırgızistan’a giderek işlemleri tamamladıktan sonra pamukları taşıyıcı firmaya teslim ettiğini, taşıyıcı firma bahse konu pamuk balyaları yükledikten sonra malların gümrük işlemlerinin geçiş işlemlerinin yapılmaya başlandığını, gümrük işlemleri tamamlanan malların üzerinde bulunduğu tırların mühürlendiğini fakat bu malların Türkiye’ye gelmesinden gecikme söz konu su olmasından şüphelenen müvekkilinin yaptığı araştırma parasını vererek almış olduğu bu malların (pamuk balyalarını) Kayseri’de faaliyet gösteren başka bir firmaya teslim edileceğini öğrendiğini;
müvekkilinin bu mallara yaklaşık olarak 300.000,00 USD ödeme yaptığını, ödeme dekontlarının dilekçe ekinde olduğunu, ayrıca eşyaların uluslararası taşınmasına yönelik sözleşme (CMR) gereği taşıma firması ile taşıyacak nakliye araçlarının belli olduğunu buna ilişkin belgeleri ekte sunduklarını yine ayrıca taşınacak yükün miktar ve nevine ilişkin belgelerinde dilekçe ekinde sunduklarını, bahse konu malların başka bir firmaya teslim edilmesi halinde müvekkilinin büyük zararlara uğrayacağını ileri sürerek satım sözleşmesine konu pamukların müvekkiline teslimine ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL'nin teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.02.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle talep ettikleri alacağı 535.000,00 TL artırdıklarını belirterek toplam 555.000,00 TL'nin teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
2. Asli müdahil vekili asli müdahale dilekçesinde; müvekkilinin Kırgızistan'da faaliyet gösteren Rızaev Ibrahim Nazaroviç'ten pamuk satın aldığını ve aldığı pamukların bedelini ödediğini, almış olduğu pamukları Kayseri'de faaliyet gösteren bir firmaya sattığını, malların teslim yeri olan Kayseri'ye ulaştığı aşamada işbu dava kapsamında söz konusu pamuklara üçüncü kişilere teslim edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir uygulandığını öğrendiklerini ancak söz konusu pamukların müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin ihtiyati tedbir kararı sebebiyle çok büyük miktarda zarara uğradığını ileri sürerek asıl davanın reddine, asli müdahale taleplerinin kabulü ile müvekkiline ait olan pamukların müvekkiline teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar Mahkemeye temsilcileri aracılığıyla sundukları beyanlarla davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan inceleme ve dosyaya sunulan belgelerden, davacının kendisinin olduğunu iddia ettiği pamuklar ile üzerine tedbir konulan pamukların aynı olduğunun anlaşıldığı, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu tır plakaları, pamuk miktarı, tanık beyanları ve ayrıca Kayseri Gümrük Müdürlüğünden istenen belgelerin bu hususu doğruladığı, ayrıca gümrük müdürlüğünce bildirilen şoförlerden ikisinin dinlenilmesi sonucunda da davacının davasında haklı olduğu sabit kabul edildiği, davalılardan Osoo Oşmejtrans ile davacı arasında CMR sözleşmesi olduğunun kabul edildiği, CMR sözleşmesi kapsamında: nakliyecinin, malları devraldığı tarih ile teslim ettiği tarih arasındaki sürede malların kaybı, zarar görmesi ya da gecikmesinden sorumlu olduğu, ayrıca genel olarak hizmetlilerinin, acentelerinin ve taşeronlarının eylemlerinden de sorumlu olduğu, mallarla alakalı olarak meydana gelen bir zarar, kayıp ya da gecikme nedeniyle nakliyeciden alacak talebinde bulunanların, bu zarar, kayıp ya da gecikmenin taşıma esnasında gerçekleştiğini ispatla yükümlü oldukları, yasal açıdan, nakliyecinin, bu tür sonuçları önlemesinin mümkün olmadığını kanıtlamadığı sürece, olaydan sorumlu olduğunun varsayıldığı, somut olayda ilgili davalının ihmalinden kaynaklı olarak davacı tarafça alınan emtiaların, asli müdahile devredilmeye çalışıldığı, bu kapsamda emtialar ile birlikte tırlar üzerine de ihtiyati tedbir kararı vermek gerektiği, diğer davalı ...'in ise emtiayı davacıya bedeli mukabilinde devir ettiği, buna rağmen ise aynı ürünleri bir kez daha satma girişiminde bulunarak asli müdahile devir etmeye çalıştığı, dürüstlük ve somut olay adaleti olarak isimlendirilen hakkaniyet ilkeleri gereğince somut olayımıza bakıldığında ise: davacının davalılardan ...'in almış olduğu emtiaların Osoo Oşmejtrans nakliye firmasına taşınması amacıyla CMR sözleşmesi kapsamında teslim edildiği ancak malların asli müdahile devir edilmeye çalışıldığının anlaşıldığı, bu kapsamda CMR hükümleri de nazara alındığında davacı talebinde haklı olduğu gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile Kayseri Gümrük Müdürlüğünde bulunan pamukların davacıya teslimine, asli müdahilin talebinin reddine, emtianın üzerinde bulunmuş olduğu tırlar üzerindeki tedbir kararın kaldırılmasına, tırların ilgilisine teslimine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asli müdahil vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asli Müdahil vekili vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının gerekçeden yoksun olduğunu, dava değeri gözetildiğinde işbu davanın tanıkla ispat edilemeyeceğini ancak Mahkemece yokluklarında dinlenen tanık beyanlarına dayalı olarak eksik incelemeyle davanın neticelendirildiğini, somut uyuşmazlığın Hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözüme kavuşturulmasının mümkün olmadığını ancak Mahkemece buna rağmen bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın karar verildiğini, dava kapsamında dinlenen tanıkların 2. celse duruşmasına 1 gün kala dinlenildiğini, tanık beyanlarını inceleyip beyanda bulunmak üzere süre talep etmelerine rağmen bu taleplerinin reddedildiğini, yargılama aşamasında, daha henüz öninceleme duruşması dahi yapılmaksızın dava bir öğrencinin tercümanlığında yapılan gene tanık olayındaki gibi yetkisiz kişilerin beyanları ile davalılar tarafından kabul edildiğine ilişkin zabıt düzenlendiğini, davanın alacak davası olduğunu ancak Mahkemece, dava sonucunda sadece müvekkilinin pamuklarının asıl davanın davacısına teslimine karar verilmekle yetinildiğini, pamukların değerinin tespit edilmesi gereği bile duyulmadığını, dava değerinden fazla veya eksik pamuğun verilip verilmediğinin bile belli olmadığını, kaldı ki alacak davasında mal teslimine ilişkin bir karar ihdas edilmesinin de taleple bağlılık ilkesine uygun olmadığını, yargılama aşamasında elde edilen davacının gümrük işlemlerinin Kırgızistan gümrüğünde iptal edildiğine ilişkin gümrük beyannameleri mahkemeye yeminli tercümesi yaptırılarak sunulmasına rağmen, tedbirin kaldırılmadığını, belirtilen hususun Kırgızistan makamlarından sorulmadığını, davacının ülkeye mal sokamadığını kesin bir şekilde ispat etmelerine rağmen tedbirin kaldırılmadığını, kararın gerekçesinin ağırlıklı olarak hakimin takdir yetkisi ve hukuk yaratması temelli olarak oluşturulduğunu oysa somut olayda hukuk yaratılması söz konusu olmayıp uyuşmazlığın CMR hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerektiğini, asıl davanın taraflarının iş birliği içinde müvekkilini zarara uğrattıklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava bakımından sözleşmeye konu malın teslimi ve alacak, asli müdahale davası bakımından ise ihtilaf konusu pamukların asli müdahile ait olduğunun tespiti ile asli müdahile teslimi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31 ve 65 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 199 uncu maddesi.
2. CMR Konvansiyonu'nun 17 inci maddesi.
3. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 35 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Somut olayda, davalı Osoo Oşmejtrans firması Makhmudbek Akhmedov isimli bir şahsa, diğer davalı ise ... isimli bir şahsa huzurdaki davayı kabul yetkisi de içeren bir vekaletname vermiş, adı geçen vekiller Mahkeme huzurunda tercüman vasıtasıyla verdikleri beyanlarla, vekil edenler adına davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir. Ancak davayı ancak davalı veya davalının davaya vekalet ehliyeti ve vekaletnamesinde bu hususta özel yetkisi bulunan vekili kabul edebilir. 1136 sayılı Kanun'un "Yalnızca Avukatların Yapabileceği İşler "başlığını taşıyan 35 inci maddesine göre, Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara ait olup davayı taraf adına takip edebilecek vekiller, baroya kayıtlı avukatlar, dava vekilleri ve dava takipçileridir.
Zira bir davayı vekil sıfatıyla ancak baroya kayıtlı bir avukat veya bir dava vekili veya bir dava takipçisi takip edebilir. ( ..., Medeni Usul Hukukunda Davada Temsil, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2007 s.179) Avukat olmayanların bir başkasını temsilen davada bulunması mümkün değildir. Avukat olmayanların davaya vekâlet ehliyetleri yoktur. ( Kavasoğlu. s.185) Bu itibarla, davalılarca vekil tayin edilen kişilerin davalılar adına davayı kabul ettiklerine ilişkin beyanlarına kıymet verilmemiştir.
2.Yapılan bu açıklamalardan sonra uyuşmazlığın esasına dönülecek olursa, davacı vekili, müvekkilinin davalı ... firmasından pamuk satın aldığını, diğer davalının ise bu pamukların taşınmasını üstlendiğini, müvekkilinin satış bedelini ödemesine rağmen pamukların müvekkiline değil başka bir firmaya teslim edildiğini iddia etmiş, asli müdahil vekili ise, müvekkilinin, davacının mülkiyet iddia ettiği pamukları ... isimli bir şahıstan bedelini ödeyerek satın aldığını ileri sürmüş ve her iki taraf da iddiasını ispat için bir takım CMR belgelerini dosyaya ibraz etmiştir. Mahkemece, yazılı olduğu şekilde ihtilaf konusu pamukların davacıya ait olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile pamukların davacıya iadesine ve asli müdahale davasının reddine karar verilmiştir.
3.Ancak asli müdahil vekili, aşamalardaki beyanlarında, asıl davanın tarafları arasındaki satım ilişkisinin malın henüz Kırgızistan Gümrüğünde bulunduğu sırada iptal edildiğini ileri sürmüş ve bu iddiasını ispat için üzerlerinde satışın iptal edildiğine dair şerh bulunan bir takım gümrük beyannamelerini ve bunların tercümesini dosyaya ibraz etmiştir. Mahkemece, tanık olarak dinlenen tır şöförleri de asli müdahil vekilinin bu iddiasını doğrular şekilde, malları Türkoğlu/ Kahramanmaraş'a götürmek üzere teslim aldıklarını ancak daha sonra göndericinin teslim yerini Kayseri olarak değiştirdiğini belirtmiştir. Bunun yanında, davalı ... firması tarafından vekil tayin edilen ... tarafından dosyaya bir takım CMR belgeleri sunulmuş olup, belirtilen CMR belgelerin çoğunda iptal edildikleri anlamına gelecek şekilde çarpı işareti bulunduğu görülmektedir.
Ancak Mahkemece bu belgelerin tercümesi yaptırılmadığı için sözü edilen çarpı işaretlerin ne anlama geldiği anlaşılamamaktadır.
4.Bu itibarla Mahkemece, ... isimli şahıs tarafından dosyaya sunulan CMR belgelerinin tercümesi yaptırıldıktan ve asıl davanın tarafları arasındaki satım sözleşmesinin iptal edilip edilmediği ile ilgili Kırgızistan Gümrük Müdürlüğü nezdinde araştırıldıktan sonra aralarında CMR ve gümrük uzmanı bilirkişilerin de bulunduğu üç kişilik bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak ihtilaf konusu pamukların kime ait olduğunun belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
5.Kabule göre de; davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu pamukların müvekkiline teslimine ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak kaydıyla 20.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesinde ise; pamukların teslimi talebine ilişkin olarak herhangi bir beyanda bulunmaksızın davacının davaya konu pamuklar için davalı satıcıya ödediği miktar olduğu anlaşılan 555.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Dava ve ıslah dilekçelerindeki talep sonucuna göre davacının, pamukların iadesiyle birlikte bedelini de mi talep ettiği yoksa terditli talepte bulunarak öncelikle pamukların bedelini mi istediği anlaşılmamaktadır. Mahkemece, 6100 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve aynı Kanun'un 31 inci maddesine göre davacıdan talep sonucunun ne olduğu sorulup bu husus aydınlatılmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi ıslah dilekçesiyle talep edilen 555.000,00 TL bakımından olumlu olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmamıştır.
6.Bunun yanında; 6100 sayılı Kanun'un 65 inci maddesiyle düzenleme altına alınan asli müdahale, iki kişi arasında belli bir şey veya hak üzerinde dava devam ederken üçüncü bir kişinin bu davaya konu olan hak veya şey üzerinde kısmen veya tamamen hak sahibi olduğunu iddia ederek aynı mahkemede bir dava açmasına verilen isimdir. Asli müdahale davası, ilk davadan bağımsız ayrı bir dava niteliğinde olup, asli müdahilin aynı mahkemede, usulüne uygun bir dava dilekçesiyle ve gerekli dava ve yargılama harçlarını da yatırmak suretiyle, bir dava açması gerekir. Zikredilen Yasa hükmünün ikinci fıkrasında; asli müdahale davasının asıl yargılama ile birlikte yürütülüp, karara bağlanacağı düzenleme altına alınmıştır.
Buna göre, ilk ve asli müdahale davalarının birlikte yürütülerek aynı anda karara bağlanması ve ayrı bir dava niteliğinde olan asli müdahale davasına ilişkin olarak da ayrı bir hüküm oluşturulması gerekir. Somut olayda, Mahkemece, asıl ve asli müdahale davalarının talep sonucuna ilişkin olarak ayrı ayrı hüküm oluşturulmuş ise de bu davalara ilişkin harçlar ve yargılama giderleri bakımından ayrı ayrı hüküm tesis edilmemesi de doğru görülmemiş, Mahkemenin kabul şekline göre hükmün yukarıda 5 numaralı ve işbu bentteki sebeplerle de bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Asli müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051492100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz