İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5892 E. 2023/545 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vasıflı ikrar↗ yemin teklifi↗ bedel iadesi↗ ispat külfeti↗ yazılı delil↗ usuli kazanılmış hak↗ yemin↗ ikrar↗ ciro↗ mirasçılık↗ kazanılmış hak↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ kötü niyet↗ ihtar↗ ticari defter↗ esastan ret↗ iflas↗ çek↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu alacağın dayanağının çek olduğu, davacının dava konusu çeki davalıya ciro ederek verdiği, çekin bir ödeme vasıtası olduğu, kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulünün gerektiği, ispat yükü üzerinde olan davacının bu karinenin aksini, yani dava konusu çekin satın alınan mal bedeline karşılık avans olarak verildiğini ve malın da teslim edilmediğini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 üncü maddesi hükmü uyarınca, yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davacının bu iddiasını ispat etmeye yönelik yazılı delil ibraz edemediği, davacının davalıya yemin teklifinde bulunduğu ve davalının dava konusu çekler bakımından davacıya borçlu olmadığına dair yemin ettiğinden ispatlanamayan davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların mahkemenin istediği ve kendi elinde bulunan belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorunda olduğunu aksi takdirde bu iddiayı kabul etmiş sayılacaklarını, yine mahkemenin karar vermesi halinde tarafların ticari defterlerini mahkemeye sunmak zorunda olduklarını, aksi takdirde karşı tarafın iddiasını kabul etmiş sayılacaklarını, yasal düzenlemeye ve dosyaya sunulan vergi dairesi cevabi yazısına rağmen davalının gerçeğe aykırı şekilde hem ticari defterinin olmadığını iddia ettiğini hem de kendi elinde bulunan ticari defterlerini Mahkemenin ihtarına rağmen ibraz etmediğini, davalının yemin sırasında davacı ile ticari ilişkisinin olduğunu ikrar ettiğini, davalının yemin beyanın aldığı çek bedellerinin, daha öncesinde teslim ettiği pamukların bedelleri olduğu ve davacının iddiası gibi avans mahiyetli olmadığı ikrarını içerdiğini, bu durumda ispat külfetinin yer değiştirdiğini, davalının önceki ticari ilişkiden dolayı pamukları teslim ettiğini, bedellerini alamadığını ve davaya konu çekleri önceden teslim edilen pamukların satış bedeli olduğunu, özellikle de bedeli ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davalının ikrarının bölünebilir vasıflı ikrar olduğunu, davalının davacı ile ticari ilişkisini ikrar ve kabul etmekte olduğunu, davacıya mal teslim ettiğini ve aldığı çek bedellerinin ise çeklerin keşide tarihleri öncesinde davacıya teslim ettiği ve parasını peşin olarak alamadığı pamukların satım bedeli olduğunu iddia ettiğini, bu yemin ikrarı ile davalının çeklerin keşide tarihleri öncesinde özellikle parası ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, bu ispatın da tarafların tacir olması nedeni ile ticari defter ve faturalarla olması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ödenmiş bir çeki icraya vermenin kötü niyetin varlığını gösterdiğini, davacının kötü niyetli kabul edilerek %20 tazminata mahkum edilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.01.2018 tarih, 2015/702 E. ve 2018/18 K. sayılı ilamının davacı vekilince istinaf edildiği ve davacı vekilinin istinaf dilekçesinde kötü niyet tazminatının kaldırılması talebinde bulunduğu ve Bölge Adliye Mahkemesince sair istinaf sebepleri incelenmeksizin 6100 sayılı Kanun’un 353 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin altıncı alt bendi uyarınca davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiş olmasına göre davalı lehine usuli kazanılmış hak doğmamıştır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9277 E. 2013/8423 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ana sözleşme değişikliği · sermaye artırımı · bedelsizlik · kâr dağıtımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaPamuklu Mensucat A.Ş.'nin ... hisse karşılığı 100.000 eski TL paylı ortağı iken yıllar itibariyle hisse değerlerinin değişimi ve «bedelsiz» hisse «dağıtımı» ile ....304 adet hisse sahipliğine ulaştığı gerekçesiyle dava tarihi itibariyle davacının sahibi olduğu ....304 adet hisselerinin değerinin ...
A.Ş.'ye dönüşmesinden sonra aradan geçen yıllar içinde yapılan sermaye artışları sonucu en «son» yapılan sermaye tadilatı ile ....430.000.000 adet hisse karşılığı ....575.000 TL sermayeye sahip olduğu, davacının ...
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. ...- Dava, davacının davalı şirketteki ortaklığının ve bu hissenin miktarının tespitine ilişkin olup, mahkemece, davalı şirketin 1973 yılından itibaren uyguladığı nakdi «sermaye artırımlarına» oranla davacının hisse oranını tespit eden bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuştur.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususlar üzerinde hiç durulmamış ve yukarıda açıklandığı üzere sadece davalının nakdi «sermaye artırımlarına» oranla davacının davalı şirketteki hisse oranı tespit edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1280 E. 2024/2438 K.
Ortak:ibraz · teslim
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu alacağın dayanağının «çek» olduğu, davacının dava konusu çeki davalıya «ciro» ederek verdiği, çekin bir ödeme vasıtası olduğu, kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulünün gerektiği, «ispat yükü» üzerinde olan davacının bu karinenin aksini, yani dava konusu çekin satın alınan mal bedeline karşılık avans olarak verildiğini ve malın da «teslim» edilmediğini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 üncü maddesi hükmü uyarınca, yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davacının bu iddiasını ispat etmeye yönelik «yazılı delil» «ibraz» edemediği, davacının davalıya «yemin teklifinde» bulunduğu ve davalının dava konusu çekler bakımından davacıya borçlu olmadığına dair yemin ettiğinden ispatlanamayan davanın reddine, davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin şartları oluşmadığından hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların mahkemenin istediği ve kendi elinde bulunan belgeleri mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğunu aksi takdirde bu iddiayı kabul etmiş sayılacaklarını, yine mahkemenin karar vermesi halinde tarafların «ticari defterlerini» mahkemeye sunmak zorunda olduklarını, aksi takdirde karşı tarafın iddiasını kabul etmiş sayılacaklarını, yasal düzenlemeye ve dosyaya sunulan vergi dairesi cevabi yazısına rağmen davalının gerçeğe aykırı şekilde hem ticari defterinin olmadığını iddia ettiğini hem de kendi elinde bulunan ticari defterlerini Mahkemenin «ihtarına» rağmen ibraz etmediğini, davalının «yemin» sırasında davacı ile ticari ilişkisinin olduğunu «ikrar» ettiğini, davalının yemin beyanın aldığı «çek» bedellerinin, daha öncesinde «teslim» ettiği pamukların bedelleri olduğu ve davacının iddiası gibi avans mahiyetli olmadığı ikrarını içerdiğini, bu durumda «ispat külfetinin» yer değiştirdiğini, davalının önceki ticari ilişkiden dolayı pamukları teslim ettiğini, bedellerini alamadığını ve davaya konu çekleri önceden teslim edilen pamukların satış bedeli olduğunu, özellikle de bedeli ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davalının ikrarının bölünebilir «vasıflı ikrar» olduğunu, davalının davacı ile ticari ilişkisini ikrar ve kabul etmekte olduğunu, davacıya mal teslim ettiğini ve aldığı çek bedellerinin ise çeklerin keşide tarihleri öncesinde davacıya teslim ettiği ve parasını peşin olarak alamadığı pamukların satım bedeli olduğunu iddia ettiğini, bu yemin ikrarı ile davalının çeklerin keşide tarihleri öncesinde özellikle parası ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, bu ispatın da tarafların «tacir» olması nedeni ile ticari defter ve faturalarla olması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini i …
Benzer bu kararda… ın aldığını, diğer davalının ise bu pamukların taşınmasını üstlendiğini, müvekkilinin satış bedelini ödemesine rağmen pamukların müvekkiline değil başka bir firmaya «teslim» edildiğini iddia etmiş, asli müdahil vekili ise, müvekkilinin, davacının mülkiyet iddia ettiği pamukları ... isimli bir şahıstan bedelini ödeyerek satın aldığını ileri sürmüş ve her iki taraf da iddiasını ispat için bir takım CMR belgelerini dosyaya «ibraz» etmiştir.
dava ve sözleşmeye konu malın «teslimi» istemine ilişkin «asli müdahale» davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece asıl davanın kabulüne, asli müdahale davasının reddine karar verilmiştir.
… satıcı firma ile CMR sözleşmesinin imzalandığını müvekkil şirketin çalışanlarının pamukların bulunduğu Kırgızistan’a giderek işlemleri tamamladıktan sonra pamukları «taşıyıcı» firmaya «teslim» ettiğini, taşıyıcı firma bahse konu pamuk balyaları yükledikten sonra malların gümrük işlemlerinin geçiş işlemlerinin yapılmaya başlandığını, gümrük işlemleri tamamlanan malların üzerinde bulunduğu tırların mühürlendiğini fakat bu malların Türkiye’ye gelmesinden gecikme söz konu su olmasından şüphelenen müvekkilinin yaptığı araştırma parasını vererek almış olduğu bu malların (pamuk balyalarını) Kayseri’de faaliyet gösteren başka bir firmaya teslim edileceğini öğrendiğini; müvekkilinin bu mallara yaklaşık olarak 300.000,00 USD ödeme yaptığını, ödeme dekontlarının dilekçe ekinde olduğunu, ayrıca eşyaların uluslararası taşınmasına yönelik sözleşme (CMR) gereği taşıma firması ile «taşıyacak» nakliye araçlarının belli olduğunu buna ilişkin belgeleri ekte sunduklarını yine ayrıca taşınacak yükün miktar ve nevine ilişkin belgelerinde dilekçe ekinde sunduklarını, bahse konu malların başka bir firmaya teslim edilmesi halinde müvekkilinin büyük zararlara uğrayacağını ileri sürerek «satım sözleşmesine» konu pamukların müvekkiline teslimine ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL'nin teslim tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.02.2016 tarihli «ıslah» dilekçesiyle talep ettikleri alacağı 535.000,00 TL artırdıklarını belirterek toplam 555.000,00 TL'nin teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakimin takdir yetkisi · asli müdahale · gümrük beyannamesi · tedbirin kaldırılması · terditli dava · taleple bağlılık · tanık beyanı · ba beyannamesi
Benzer bu kararda… kili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının gerekçeden yoksun olduğunu, dava değeri gözetildiğinde işbu davanın tanıkla ispat edilemeyeceğini ancak Mahkemece «yokluklarında» dinlenen «tanık beyanlarına» dayalı olarak «eksik incelemeyle» davanın neticelendirildiğini, somut uyuşmazlığın Hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözüme kavuşturulmasının mümkün olmadığını ancak Mahkemece buna rağmen «bilirkişi incelemesi» yaptırılmaksızın karar verildiğini, dava kapsamında dinlenen tanıkların 2. celse duruşmasına 1 gün kala dinlenildiğini, tanık beyanlarını inceleyip beyanda bulunmak üzere süre talep etmelerine rağmen bu taleplerinin reddedildiğini, yargılama aşamasında, daha henüz öninceleme duruşması dahi yapılmaksızın dava bir öğrencinin tercümanlığında yapılan gene tanık olayındaki gibi «yetkisiz» kişilerin beyanları ile davalılar tarafından kabul edildiğine ilişkin zabıt düzenlendiğini, davanın «alacak davası» olduğunu ancak Mahkemece, dava sonucunda sadece müvekkilinin pamuklarının asıl davanın davacısına «teslimine» karar verilmekle yetinildiğini, pamukların değerinin tespit edilmesi gereği bile duyulmadığını, dava değerinden fazla veya eksik pamuğun verilip verilmediğinin bile belli olmadığını, kaldı ki alacak davasında mal teslimine ilişkin bir karar ihdas edilmesinin de «taleple bağlılık» ilkesine uygun olmadığını, yargılama aşamasında elde edilen davacının gümrük işlemlerinin Kırgızistan gümrüğünde iptal edildiğine ilişkin «gümrük beyannameleri» mahkemeye yeminli tercümesi yaptırılarak sunulmasına rağmen, «tedbirin kaldırılmadığını», belirtilen hususun Kırgızistan makamlarından sorulmadığını, davacının ülkeye mal sokamadığını «kesin» bir şekilde ispat etmelerine rağmen tedbirin kaldırılmadığını, kararın gerekçesinin ağırlıklı olarak «hakimin takdir yetkisi» ve hukuk yaratması temelli olarak oluşturulduğunu oysa somut olayda hukuk yaratılması söz konusu olmayıp uyuşmazlığın CMR hükümlerine göre çözüme kavuşturulması ge …
3.Ancak asli müdahil vekili, aşamalardaki beyanlarında, asıl davanın tarafları arasındaki satım ilişkisinin malın henüz Kırgızistan Gümrüğünde bulunduğu sırada iptal edildiğini ileri sürmüş ve bu iddiasını ispat için üzerlerinde satışın iptal edildiğine dair «şerh» bulunan bir takım «gümrük beyannamelerini» ve bunların tercümesini dosyaya «ibraz» etmiştir.
dava ve sözleşmeye konu malın «teslimi» istemine ilişkin «asli müdahale» davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece asıl davanın kabulüne, asli müdahale davasının reddine karar verilmiştir.
Asli müdahil vekili «asli müdahale» dilekçesinde; müvekkilinin Kırgızistan'da faaliyet gösteren Rızaev Ibrahim Nazaroviç'ten pamuk satın aldığını ve aldığı pamukların bedelini ödediğini, almış olduğu pamukları Kayseri'de faaliyet gösteren bir firmaya sattığını, malların «teslim» yeri olan Kayseri'ye ulaştığı aşamada işbu dava kapsamında söz konusu pamuklara üçüncü kişilere teslim edilmemesi yönünde «ihtiyati tedbir» uygulandığını öğrendiklerini ancak söz konusu pamukların müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin ihtiyati tedbir kararı sebebiyle çok büyük miktarda zarara uğradığı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5601 E. 2024/2014 K.
Ortak:mirasçılık · ihtar · ibraz · teslim · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların mahkemenin istediği ve kendi elinde bulunan belgeleri mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğunu aksi takdirde bu iddiayı kabul etmiş sayılacaklarını, yine mahkemenin karar vermesi halinde tarafların «ticari defterlerini» mahkemeye sunmak zorunda olduklarını, aksi takdirde karşı tarafın iddiasını kabul etmiş sayılacaklarını, yasal düzenlemeye ve dosyaya sunulan vergi dairesi cevabi yazısına rağmen davalının gerçeğe aykırı şekilde hem ticari defterinin olmadığını iddia ettiğini hem de kendi elinde bulunan ticari defterlerini Mahkemenin «ihtarına» rağmen ibraz etmediğini, davalının «yemin» sırasında davacı ile ticari ilişkisinin olduğunu «ikrar» ettiğini, davalının yemin beyanın aldığı «çek» bedellerinin, daha öncesinde «teslim» ettiği pamukların bedelleri olduğu ve davacının iddiası gibi avans mahiyetli olmadığı ikrarını içerdiğini, bu durumda «ispat külfetinin» yer değiştirdiğini, davalının önceki ticari ilişkiden dolayı pamukları teslim ettiğini, bedellerini alamadığını ve davaya konu çekleri önceden teslim edilen pamukların satış bedeli olduğunu, özellikle de bedeli ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davalının ikrarının bölünebilir «vasıflı ikrar» olduğunu, davalının davacı ile ticari ilişkisini ikrar ve kabul etmekte olduğunu, davacıya mal teslim ettiğini ve aldığı çek bedellerinin ise çeklerin keşide tarihleri öncesinde davacıya teslim ettiği ve parasını peşin olarak alamadığı pamukların satım bedeli olduğunu iddia ettiğini, bu yemin ikrarı ile davalının çeklerin keşide tarihleri öncesinde özellikle parası ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, bu ispatın da tarafların «tacir» olması nedeni ile ticari defter ve faturalarla olması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini i …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu alacağın dayanağının «çek» olduğu, davacının dava konusu çeki davalıya «ciro» ederek verdiği, çekin bir ödeme vasıtası olduğu, kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulünün gerektiği, «ispat yükü» üzerinde olan davacının bu karinenin aksini, yani dava konusu çekin satın alınan mal bedeline karşılık avans olarak verildiğini ve malın da «teslim» edilmediğini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 üncü maddesi hükmü uyarınca, yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davacının bu iddiasını ispat etmeye yönelik «yazılı delil» «ibraz» edemediği, davacının davalıya «yemin teklifinde» bulunduğu ve davalının dava konusu çekler bakımından davacıya borçlu olmadığına dair yemin ettiğinden ispatlanamayan davanın reddine, davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin şartları oluşmadığından hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı «mirasçıları» vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara «257» balya pamuk «teslim» ettiğini, «ihtara» rağmen pamukların iade edilmediğini, alacağın tahsili için Gaziantep 13.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının cevap dilekçesinden takip konusu alacağa esas pamuğu «teslim» aldığının anlaşıldığı, davalının savunmalarına istinaden davacı tarafından davalıya teslim edilen pamuğun yine davacının talimatıyla istenilen kişilere teslim edildiği beyan edilmişse de davacının talimatına ilişkin yazılı belge «ibraz» edilmediği gibi dava konusu miktar dikkate alınarak davalının teslime ilişkin tanık dinletme talebinin reddedildiği, pamukların teslim edildiği kişilerin SGK kayıtları getirtildiği, davacı ile ilgisi olmadığı, davacının davalıya teslim ettiği «257» balya pamuğun takip tarihindeki değerinin belirlenmesi için ziraat mühendisi bilirkişiden rapor alındığı, raporun bilimsel görüşlere havi, usul ve yasaya uygun hüküm kurmaya elverişli olduğunun değerlendirildiği, 257 balya pamuğun çekirdeksiz pamuk olarak ticaret borsası verileri ele alınarak belirlenen değerinin 204.581,52 TL olarak hesaplandığı, takip talebinde «ticari temerrüt faizi» talep edilmişse de tarafların gerçek kişi olduğu, işin ticari iş mahiyetinde olmadığı, takip öncesi ve takip sonrası asıl alacağa «yasal faiz» uygulanması gerektiği kanaatine varıldığı, «usul ekonomisi» gereği mahkemece hesaplaması yapılarak 6.853,50 TL faizin olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların Gaziantep 13.
Ltd.'ye bırakıldığını, davalıların şirketleri aracılığı ile pamuk alım satımına aracılık ettiklerini, uygulamada tacirlerin pamukları «depolarına» bıraktığını, bu pamukların ya davalılar tarafından veya pamuk sahipleri tarafından satıldığını, müvekkillerinin satması durumunda pamuk sahiplerinden belli bir ücret alındığını, davacının Cihat Pamuk Ltd.'nin sahibi olduğunu, daha önceden de aralarında ticaret ilişkisi bulunduğunu, takibe konu yapılan alışverişin de bunlardan birisi olduğunu, pamukları davalıların kendi nam ve hesaplarına almadıklarını, davanın «husumet» nedeniyle reddi gerektiğini, toplam 222 balyanın davacının gönderdiği nakliyatçılar tarafından «teslim» alınarak Adıyaman'da bulunan İnternet Teks.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usul ekonomisi · ticari temerrüt faizi · aktif husumet ehliyeti · i̇i̇k 257 · depo kararı · aktif husumet · husumet ehliyeti · pasif husumet yokluğu
Benzer bu karardaŞti. adına hareket ettiğini ya da davacının adı geçen şirketin ortağı olduğunu gösteren herhangi bir delil bulunmadığı, mahkemece davacının «aktif husumet ehliyetinin» olduğunun kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, dosyada mevcut vergi levhasına göre davacının pamuk ürününü «teslim» ettiği «deponun» Aziz Pamuk Ltd.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının cevap dilekçesinden takip konusu alacağa esas pamuğu «teslim» aldığının anlaşıldığı, davalının savunmalarına istinaden davacı tarafından davalıya teslim edilen pamuğun yine davacının talimatıyla istenilen kişilere teslim edildiği beyan edilmişse de davacının talimatına ilişkin yazılı belge «ibraz» edilmediği gibi dava konusu miktar dikkate alınarak davalının teslime ilişkin tanık dinletme talebinin reddedildiği, pamukların teslim edildiği kişilerin SGK kayıtları getirtildiği, davacı ile ilgisi olmadığı, davacının davalıya teslim ettiği «257» balya pamuğun takip tarihindeki değerinin belirlenmesi için ziraat mühendisi bilirkişiden rapor alındığı, raporun bilimsel görüşlere havi, usul ve yasaya uygun hüküm kurmaya elverişli olduğunun değerlendirildiği, 257 balya pamuğun çekirdeksiz pamuk olarak ticaret borsası verileri ele alınarak belirlenen değerinin 204.581,52 TL olarak hesaplandığı, takip talebinde «ticari temerrüt faizi» talep edilmişse de tarafların gerçek kişi olduğu, işin ticari iş mahiyetinde olmadığı, takip öncesi ve takip sonrası asıl alacağa «yasal faiz» uygulanması gerektiği kanaatine varıldığı, «usul ekonomisi» gereği mahkemece hesaplaması yapılarak 6.853,50 TL faizin olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların Gaziantep 13.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara «257» balya pamuk «teslim» ettiğini, «ihtara» rağmen pamukların iade edilmediğini, alacağın tahsili için Gaziantep 13.
Ltd.'ye bırakıldığını, davalıların şirketleri aracılığı ile pamuk alım satımına aracılık ettiklerini, uygulamada tacirlerin pamukları «depolarına» bıraktığını, bu pamukların ya davalılar tarafından veya pamuk sahipleri tarafından satıldığını, müvekkillerinin satması durumunda pamuk sahiplerinden belli bir ücret alındığını, davacının Cihat Pamuk Ltd.'nin sahibi olduğunu, daha önceden de aralarında ticaret ilişkisi bulunduğunu, takibe konu yapılan alışverişin de bunlardan birisi olduğunu, pamukları davalıların kendi nam ve hesaplarına almadıklarını, davanın «husumet» nedeniyle reddi gerektiğini, toplam 222 balyanın davacının gönderdiği nakliyatçılar tarafından «teslim» alınarak Adıyaman'da bulunan İnternet Teks.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13560 E. 2011/16032 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:makul süre · gerçek zarar · depo kararı · ticari faiz · ıslah · sigorta poliçesi · hasar · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait işyerinde yangın çıkması neticesinde «depoda» bulunan pamukların zarar gördüğü, yangın meydana gelen işyerinin davalı nezdinde sigortalı bulunduğu, davalı şirketin ekspertiz incelemesi ile tespit edilen «hasar» bedeli olan 20.690 TL'nı davacıya ödediği, «gerçek zarar» miktarının ise davacının beyanları esas alınarak düzenlenen raporda 53.892,64 TL olarak belirlendiği, davalı tarafından yapılan ödemenin gerçek zarar miktarından mahsubu halinde bakiye zararın 33.198,70 TL olduğu, faiz başlangıcı yönünden yangın «sigorta poliçesi» genel şartlarının B.8.1.8. maddesinde öngörülen 1 aylık dönemin, yapılan işte «makul sürenin» bitmesinden sonra hesaba katılması gerektiği, ekspertiz inceleme tarihinin bu nitelikte olduğu ve bu tarihten itibaren 1 ay geçtikten sonra davalının «temerrüte» düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 33.198,70 TL'nın 22.04.2006 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, yangın «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı tarafça mahkemeye sunulan 19.10.2007 tarihli dilekçede, «ıslah» yoluyla dava konusu edilen 131.327,60 TL için dava tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmuş olmasına rağmen, mahkemece HMK’nun 26. maddesine aykırı olacak biçimde istek aşılarak hüküm altına alınan meblağa dava tarihinden önceki bir tarihten itibaren faiz işletilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8001 E. 2023/2151 K.
Ortak:ikrar · ibraz · teslim
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların mahkemenin istediği ve kendi elinde bulunan belgeleri mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğunu aksi takdirde bu iddiayı kabul etmiş sayılacaklarını, yine mahkemenin karar vermesi halinde tarafların «ticari defterlerini» mahkemeye sunmak zorunda olduklarını, aksi takdirde karşı tarafın iddiasını kabul etmiş sayılacaklarını, yasal düzenlemeye ve dosyaya sunulan vergi dairesi cevabi yazısına rağmen davalının gerçeğe aykırı şekilde hem ticari defterinin olmadığını iddia ettiğini hem de kendi elinde bulunan ticari defterlerini Mahkemenin «ihtarına» rağmen ibraz etmediğini, davalının «yemin» sırasında davacı ile ticari ilişkisinin olduğunu «ikrar» ettiğini, davalının yemin beyanın aldığı «çek» bedellerinin, daha öncesinde «teslim» ettiği pamukların bedelleri olduğu ve davacının iddiası gibi avans mahiyetli olmadığı ikrarını içerdiğini, bu durumda «ispat külfetinin» yer değiştirdiğini, davalının önceki ticari ilişkiden dolayı pamukları teslim ettiğini, bedellerini alamadığını ve davaya konu çekleri önceden teslim edilen pamukların satış bedeli olduğunu, özellikle de bedeli ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davalının ikrarının bölünebilir «vasıflı ikrar» olduğunu, davalının davacı ile ticari ilişkisini ikrar ve kabul etmekte olduğunu, davacıya mal teslim ettiğini ve aldığı çek bedellerinin ise çeklerin keşide tarihleri öncesinde davacıya teslim ettiği ve parasını peşin olarak alamadığı pamukların satım bedeli olduğunu iddia ettiğini, bu yemin ikrarı ile davalının çeklerin keşide tarihleri öncesinde özellikle parası ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, bu ispatın da tarafların «tacir» olması nedeni ile ticari defter ve faturalarla olması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini i …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu alacağın dayanağının «çek» olduğu, davacının dava konusu çeki davalıya «ciro» ederek verdiği, çekin bir ödeme vasıtası olduğu, kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulünün gerektiği, «ispat yükü» üzerinde olan davacının bu karinenin aksini, yani dava konusu çekin satın alınan mal bedeline karşılık avans olarak verildiğini ve malın da «teslim» edilmediğini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 üncü maddesi hükmü uyarınca, yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davacının bu iddiasını ispat etmeye yönelik «yazılı delil» «ibraz» edemediği, davacının davalıya «yemin teklifinde» bulunduğu ve davalının dava konusu çekler bakımından davacıya borçlu olmadığına dair yemin ettiğinden ispatlanamayan davanın reddine, davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin şartları oluşmadığından hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… İ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile .davacı tarafın dosyaya bir kısım kantar fişleri ve hesap hareketleri sunduğu, malın «teslimine» yönelik başkaca delil «ibraz» etmediği, kantar fişlerini malın tesliminin ispatı için yeterli bir delil olarak görmek mümkün olmadığı gibi sunulan kantar fişleri iddia edilen 210 ton pamuk ürününe karşılık gelmediği, davacı «komisyoncu» olarak çalıştığı ve başkalarına ait pamukları davalının fabrikasına teslim ettiğini beyan etmiş ise de kimden ne kadar pamuk aldığı, hangi çiftçinin ne kadar pamuk üretimi yaptığı hususları sunulan deliller ile tespit edilemediği, yine yöre «teamülü» gereği müstahsili kesilmeyen ürünün tesliminin yaygın bir uygulama olmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… erden sadece bir kısmı olduğunu, tanıkların beyanları incelendiğinde dava dosyasının aydınlanarak iddia ve taleplerinin yerinde olduğunun anlaşılacağını, pamukların «teslim» esnasında davalının iş yerinden verilen kantar fişlerinin sunulmuş olmasına rağmen bu delilin yeterli görülmediğini, kantar fişlerinin düzenlenmiş olduğu tarihlere bakıldığında o dönemde mısır veya buğday hasadı zamanı olmadığı ayrıca bu ürünlerin fabrika stoklarında bile tükendiği dönemlere denk geldiğini, ayrıca müvekkilinin burada «komisyoncu» olduğunu, komisyonculuk yapan bir kişinin mısır veya buğday gibi ürünleri çiftçilerden alarak stok yapmasının da mümkün olmayıp bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dosyası içerine sunulan banka hesap ekstreleri incelendiğinde davalı tarafından satın alınan ürünün «birim fiyatı» da bu ürünün pamuk ürünü olduğunu gösterdğini, zira pamuk ürününün birim fiyatı ile davalının aldığını iddia ettiği mısır ve buğday ürününün birim fiyatı da birbirinden farklı olduğunu, davalı dava süresi içerisinde müvekkilinden iddia ettikleri 210 ton pamuğun aksine 40 ton pamuk aldığını beyan ettiğini, fakat yerel mahkeme bu «ikrarı» göz ardı ederek karar ve hükümde yer vermediğini, yerel mahkemece ikrar edilen 40 ton pamuk açısından kısmen kabul verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozu …
… erden sadece bir kısmı olduğunu, tanıkların beyanları incelendiğinde dava dosyasının aydınlanarak iddia ve taleplerinin yerinde olduğunun anlaşılacağını, pamukların «teslim» esnasında davalının iş yerinden verilen kantar fişlerinin sunulmuş olmasına rağmen bu delilin yeterli görülmediğini, kantar fişlerinin düzenlenmiş olduğu tarihlere bakıldığında o dönemde mısır veya buğday hasadı zamanı olmadığı ayrıca bu ürünlerin fabrika stoklarında bile tükendiği dönemlere denk geldiğini, ayrıca müvekkilinin burada «komisyoncu» olduğunu, komisyonculuk yapan bir kişinin mısır veya buğday gibi ürünleri çiftçilerden alarak stok yapmasının da mümkün olmayıp bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dosyası içerine sunulan banka hesap ekstreleri incelendiğinde davalı tarafından satın alınan ürünün «birim fiyatı» da bu ürünün pamuk ürünü olduğunu gösterdğini, zira pamuk ürününün birim fiyatı ile davalının aldığını iddia ettiği mısır ve buğday ürününün birim fiyatı da birbirinden farklı olduğunu, davalı dava süresi içerisinde iddia ettikleri 210 ton pamuğun aksine 40 ton pamuk aldığını beyan ettiklerini, fakat yerel mahkeme bu «ikrarı» göz ardı ederek karar ve hükümde buna yer vermediğini, davalı tarafından yapılan ikrarın «istinaf incelemesinde» de göz ardı edildiğini, istinaf mahkemesinin ikrar edilen 40 ton pamuk açısından kısmen kabul kararı verilmesi gerektiğini tüm delillerin dava dosyasında mevcut ol …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:birim fiyat · nispi vekalet ücreti · teamül · maktu vekalet ücreti · istinaf incelemesi · komisyon · kaldırma ve yeniden hüküm · fatura
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya davalının kabulünün aksine daha fazla pamuk sattığı ve «fatura» düzenlenmediğini ispat edemediği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf talebi üzerine yapılan «istinaf incelemesi» neticesinde, davanın nisbi harca tabi olduğu, davanın red edildiği anlaşılmakla davalı vekili yararına nisbi «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
… erden sadece bir kısmı olduğunu, tanıkların beyanları incelendiğinde dava dosyasının aydınlanarak iddia ve taleplerinin yerinde olduğunun anlaşılacağını, pamukların «teslim» esnasında davalının iş yerinden verilen kantar fişlerinin sunulmuş olmasına rağmen bu delilin yeterli görülmediğini, kantar fişlerinin düzenlenmiş olduğu tarihlere bakıldığında o dönemde mısır veya buğday hasadı zamanı olmadığı ayrıca bu ürünlerin fabrika stoklarında bile tükendiği dönemlere denk geldiğini, ayrıca müvekkilinin burada «komisyoncu» olduğunu, komisyonculuk yapan bir kişinin mısır veya buğday gibi ürünleri çiftçilerden alarak stok yapmasının da mümkün olmayıp bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dosyası içerine sunulan banka hesap ekstreleri incelendiğinde davalı tarafından satın alınan ürünün «birim fiyatı» da bu ürünün pamuk ürünü olduğunu gösterdğini, zira pamuk ürününün birim fiyatı ile davalının aldığını iddia ettiği mısır ve buğday ürününün birim fiyatı da birbirinden farklı olduğunu, davalı dava süresi içerisinde iddia ettikleri 210 ton pamuğun aksine 40 ton pamuk aldığını beyan ettiklerini, fakat yerel mahkeme bu «ikrarı» göz ardı ederek karar ve hükümde buna yer vermediğini, davalı tarafından yapılan ikrarın «istinaf incelemesinde» de göz ardı edildiğini, istinaf mahkemesinin ikrar edilen 40 ton pamuk açısından kısmen kabul kararı verilmesi gerektiğini tüm delillerin dava dosyasında mevcut ol …
… İ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile .davacı tarafın dosyaya bir kısım kantar fişleri ve hesap hareketleri sunduğu, malın «teslimine» yönelik başkaca delil «ibraz» etmediği, kantar fişlerini malın tesliminin ispatı için yeterli bir delil olarak görmek mümkün olmadığı gibi sunulan kantar fişleri iddia edilen 210 ton pamuk ürününe karşılık gelmediği, davacı «komisyoncu» olarak çalıştığı ve başkalarına ait pamukları davalının fabrikasına teslim ettiğini beyan etmiş ise de kimden ne kadar pamuk aldığı, hangi çiftçinin ne kadar pamuk üretimi yaptığı hususları sunulan deliller ile tespit edilemediği, yine yöre «teamülü» gereği müstahsili kesilmeyen ürünün tesliminin yaygın bir uygulama olmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… erden sadece bir kısmı olduğunu, tanıkların beyanları incelendiğinde dava dosyasının aydınlanarak iddia ve taleplerinin yerinde olduğunun anlaşılacağını, pamukların «teslim» esnasında davalının iş yerinden verilen kantar fişlerinin sunulmuş olmasına rağmen bu delilin yeterli görülmediğini, kantar fişlerinin düzenlenmiş olduğu tarihlere bakıldığında o dönemde mısır veya buğday hasadı zamanı olmadığı ayrıca bu ürünlerin fabrika stoklarında bile tükendiği dönemlere denk geldiğini, ayrıca müvekkilinin burada «komisyoncu» olduğunu, komisyonculuk yapan bir kişinin mısır veya buğday gibi ürünleri çiftçilerden alarak stok yapmasının da mümkün olmayıp bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dosyası içerine sunulan banka hesap ekstreleri incelendiğinde davalı tarafından satın alınan ürünün «birim fiyatı» da bu ürünün pamuk ürünü olduğunu gösterdğini, zira pamuk ürününün birim fiyatı ile davalının aldığını iddia ettiği mısır ve buğday ürününün birim fiyatı da birbirinden farklı olduğunu, davalı dava süresi içerisinde müvekkilinden iddia ettikleri 210 ton pamuğun aksine 40 ton pamuk aldığını beyan ettiğini, fakat yerel mahkeme bu «ikrarı» göz ardı ederek karar ve hükümde yer vermediğini, yerel mahkemece ikrar edilen 40 ton pamuk açısından kısmen kabul verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozu …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5892 E. , 2023/545 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıya mal alımı için çek verdiğini, davalının çekleri tahsil ettiğini ve bu çekler karşılığında davacıya mal göndermediğini, tahsil edilen çek bedellerinin de iade edilmediğini, bu nedenlerle icra takibi başlattıklarını, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının davacıya pamuk sattığını ve dava konusu çeklerin bu satıma ilişkin olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu alacağın dayanağının çek olduğu, davacının dava konusu çeki davalıya ciro ederek verdiği, çekin bir ödeme vasıtası olduğu, kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulünün gerektiği, ispat yükü üzerinde olan davacının bu karinenin aksini, yani dava konusu çekin satın alınan mal bedeline karşılık avans olarak verildiğini ve malın da teslim edilmediğini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 üncü maddesi hükmü uyarınca, yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davacının bu iddiasını ispat etmeye yönelik yazılı delil ibraz edemediği, davacının davalıya yemin teklifinde bulunduğu ve davalının dava konusu çekler bakımından davacıya borçlu olmadığına dair yemin ettiğinden ispatlanamayan davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların mahkemenin istediği ve kendi elinde bulunan belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorunda olduğunu aksi takdirde bu iddiayı kabul etmiş sayılacaklarını, yine mahkemenin karar vermesi halinde tarafların ticari defterlerini mahkemeye sunmak zorunda olduklarını, aksi takdirde karşı tarafın iddiasını kabul etmiş sayılacaklarını, yasal düzenlemeye ve dosyaya sunulan vergi dairesi cevabi yazısına rağmen davalının gerçeğe aykırı şekilde hem ticari defterinin olmadığını iddia ettiğini hem de kendi elinde bulunan ticari defterlerini Mahkemenin ihtarına rağmen ibraz etmediğini, davalının yemin sırasında davacı ile ticari ilişkisinin olduğunu ikrar ettiğini, davalının yemin beyanın aldığı çek bedellerinin, daha öncesinde teslim ettiği pamukların bedelleri olduğu ve davacının iddiası gibi avans mahiyetli olmadığı ikrarını içerdiğini, bu durumda ispat külfetinin yer değiştirdiğini, davalının önceki ticari ilişkiden dolayı pamukları teslim ettiğini, bedellerini alamadığını ve davaya konu çekleri önceden teslim edilen pamukların satış bedeli olduğunu, özellikle de bedeli ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davalının ikrarının bölünebilir vasıflı ikrar olduğunu, davalının davacı ile ticari ilişkisini ikrar ve kabul etmekte olduğunu, davacıya mal teslim ettiğini ve aldığı çek bedellerinin ise çeklerin keşide tarihleri öncesinde davacıya teslim ettiği ve parasını peşin olarak alamadığı pamukların satım bedeli olduğunu iddia ettiğini, bu yemin ikrarı ile davalının çeklerin keşide tarihleri öncesinde özellikle parası ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, bu ispatın da tarafların tacir olması nedeni ile ticari defter ve faturalarla olması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ödenmiş bir çeki icraya vermenin kötü niyetin varlığını gösterdiğini, davacının kötü niyetli kabul edilerek %20 tazminata mahkum edilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.01.2018 tarih, 2015/702 E. ve 2018/18 K. sayılı ilamının davacı vekilince istinaf edildiği ve davacı vekilinin istinaf dilekçesinde kötü niyet tazminatının kaldırılması talebinde bulunduğu ve Bölge Adliye Mahkemesince sair istinaf sebepleri incelenmeksizin 6100 sayılı Kanun’un 353 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin altıncı alt bendi uyarınca davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiş olmasına göre davalı lehine usuli kazanılmış hak doğmamıştır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920479700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz