Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/2687 E. 2019/1684 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
objektif iyiniyet kuralları↗ kıymet takdiri↗ 6183 sayılı kanun↗ objektif iyiniyet↗ iyiniyet kuralları↗ gecikme faizi↗ iyiniyet↗ pasif husumet yokluğu↗ denetime elverişlilik↗ mahsup↗ pasif husumet↗ komisyon↗ husumet yokluğu↗ protokol↗ bilirkişi incelemesi↗ taahhütname↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ ibraz↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalılar arasındaki devir protokolünün hükümleri gözetildiğinde ...'ın faaliyet alanında kalan enerji nakil hatları bedelinden doğan alacağın tahsili için açılan davada husumetin ...'a yöneltilmesinin mümkün olmadığı, 04/04/2002 tarihli protokolün dava tarihi itibariyle ve ödenmesi gereken yıllar itibariyle yürürlükte olduğu, bu protokol uyarınca 2002 yılında ve sonraki yıllarda ödenecek arazi bedelleri için her yıl deflatör katsayısı oranında artış yapılması gerektiği, davalı ...'ın 12/03/2009 tarihinde temerrüde düştüğü, bu tarihten itibaren gecikme zammının talep edilebileceği, gecikme zammının 6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesi uyarınca hesaplanması gerektiği, 26740 sayılı Orman Sayılan Alanlarda Verilecek İzinler Hakkında Yönetmeliğin 64. maddesinde ödenmeyen bedeller için 6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesinde düzenlenen oranda gecikme zammı alınacağının açıkça düzenlenmesi karşısında alınması gereken gecikme faizinin 6183 sayılı Yasa hükümlerinde belirtilen gecikme zammı oranı kadar olacağı ve yine 3065 sayılı KDV Yasasının 24/c hükmü uyarınca söz konusu alacağa KDV'nin de uygulanması gerektiği, bu nedenle ödenmemiş olan izin bedeline ve bu bedel üzerinden ödenecek KDV miktarına ayrı ayrı gecikme zammı yürütülebileceği gibi ödenmeyen izin bedelinin bu bedel üzerinden ödenmesi gereken KDV miktarı ile toplanarak, tespit edilecek miktara gecikme zammı uygulanmasının mümkün olduğu gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12/03/2009 tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince işleyecek aylık gecikme zammı ve gecikme zammı KDV'si ile birlikte davalı ...'tan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekili ile davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, sözleşme ve taahhüt senedi hükümleri gereği 1999 ile 2009 yılları arasındaki döneme tekabül eden arazi tahsis bedeli ve KDV'si ile gecikme zammı ve KDV'sinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece 02/06/2016 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak sonuca gidilmiştir. Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1999 yılına ilişkin ödenmesi gereken tahsis bedelinin 3.050,49 TL'den ödenen 290,60 TL mahsup edilerek alacağın 2.759,89 TL olduğunu bildirmişse de, bedelin nasıl bulunduğu taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olarak açıklanmamıştır. Şayet bu bedel taahhüt senedinin 7-a maddesi gereği komisyonca belirlenmişse bu belirlemenin yöntemine uygun olup olmadığı, idarenin kullanım bedelini belirleme hakkını kullanırken objektif iyiniyet kuralları içerisinde hareket edip etmediği irdelenmemiş soyut olarak idarenin bildirdiği değer esas alınmıştır. Dolayısıyla rapor bu haliyle denetime elverişli değildir. Bu suretle, mahkemece, davaya dayanak protokol ve taahhüt senedinde yer alan hükümler nazara alınarak ibraz edilen 1999 yılı arazi tahsis bedeli kıymet takdir tutanağı ve 02/02/2009 tarihli ./..
inceleme raporu ile ekinde yer alan eksik ödenen enerji nakil hakkı izni bedel tablosunda yer alan hesaplamalar ile bildirilen bedellerin doğruluğunun denetlenmesi açısından bilirkişi incelemesi yaptırılarak iddia ve savunmalara göre dava konusu edilen alacakların tespitinin sağlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı ile davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11352 E. 2014/2675 K.
Ortak:pasif husumet · protokol · taahhütname · husumet · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalılar arasındaki devir «protokolünün» hükümleri gözetildiğinde ...'ın faaliyet alanında kalan enerji nakil hatları bedelinden doğan alacağın tahsili için açılan davada «husumetin» ...'a yöneltilmesinin mümkün olmadığı, 04/04/2002 tarihli protokolün dava tarihi itibariyle ve ödenmesi gereken yıllar itibariyle yürürlükte olduğu, bu protokol uyarınca 2002 yılında ve sonraki yıllarda ödenecek arazi bedelleri için her yıl deflatör katsayısı oranında artış yapılması gerektiği, davalı ...'ın 12/03/2009 tarihinde «temerrüde» düştüğü, bu tarihten itibaren gecikme zammının talep edilebileceği, gecikme zammının 6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesi uyarınca hesaplanması gerektiği, 26740 sayılı Orman Sayılan Alanlarda Verilecek İzinler Hakkında Yönetmeliğin 64. maddesinde ödenmeyen bedeller için 6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesinde düzenlenen oranda gecikme zammı alınacağının açıkça düzenlenmesi karşısında alınması gereken «gecikme faizinin» 6183 sayılı Yasa hükümlerinde belirtilen gecikme zammı oranı kadar olacağı ve yine 3065 sayılı KDV Yasasının 24/c hükmü uyarınca söz konusu alacağa KDV'nin de uygulanması gerektiği, bu nedenle ödenmemiş olan izin bedeline ve bu bedel üzerinden ödenecek KDV miktarına ayrı ayrı gecikme zammı yürütülebileceği gibi ödenmeyen izin bedelinin bu bedel üzerinden ödenmesi gereken KDV miktarı ile toplanarak, tespit edilecek miktara gecikme zammı uygulanmasının mümkün olduğu gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12/03/2009 tarihinden itibar …
Bu suretle, mahkemece, davaya dayanak «protokol» ve «taahhüt» senedinde yer alan hükümler nazara alınarak «ibraz» edilen 1999 yılı arazi tahsis bedeli «kıymet takdir» tutanağı ve 02/02/2009 tarihli ./.. inceleme raporu ile ekinde yer alan eksik ödenen enerji nakil hakkı izni bedel tablosunda yer alan hesaplamalar ile bildirilen bedellerin doğruluğunun denetlenmesi açısından «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak iddia ve savunmalara göre dava konusu edilen alacakların tespitinin sağlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı ile davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
2-Dava, sözleşme ve «taahhüt» senedi hükümleri gereği 1999 ile 2009 yılları arasındaki döneme tekabül eden arazi tahsis bedeli ve KDV'si ile gecikme zammı ve KDV'sinin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaT.. ve Orman Genel Müdürlüğü arasında imzalanan 2002 tarihli «protokol» ile taraflar arasındaki sorunların çözüme kavuşturulması amacıyla evveliyatından beri verilen izinlerin «taahhütnamelerinde» yer alan bedel artış sistemleri, ödenmeyen gecikme zamları ve izinsiz tesis edilen hatlar ile ilgili düzenlemelerin konu edildiği, davalı S..
T.. aleyhine açılan davanın «pasif husumet ehliyetinin» bulunmaması nedeniyle reddine, davalı S..
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığı düzenleyen 08/08/1970 tarihli, «lehtarı» ETİBANK Genel Müdürlüğü olan 99 yıllığına imzalanan «taahhüt» senedi ile her 5 yılda bir, geçmiş 5 yıl zarfında taşınmaz kira bedellerindeki artışlar esas alınarak tespit olunacak yıllık arazi kullanma bedeli ve hesap fiyatla …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · lehtar · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · ıslah · dahili dava · vekalet ücreti · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaS..'ın ödemediği ve eksik ödediği arazi tahsis bedelinin KDV «dahil» tutarı yönünden alacağın varlığının kabul edildiği ancak 2002 yılı arazi tahsis bedeli tutarı bilirkişi raporundan farklı olarak sehven dava dilekçesindeki tutar olarak hükme aktarılarak bu şekilde «ıslah» edilen miktardan dahi fazlaya hükmedildiği ve 2001 yılı yönünden sehven hüküm kurulmadığı, «vekalet ücretinin» de hükümde yer alan bedeller üzerinden hesaplandığı gerekçesiyle, davalı T..
T.. aleyhine açılan davanın «pasif husumet ehliyetinin» bulunmaması nedeniyle reddine, davalı S..
… çesinde, dava konusu 2002 yılı arazi tahsis bedeli tutarının bilirkişi raporundan farklı olarak sehven dava dilekçesindeki tutar olarak hükme aktarılarak bu şekilde «ıslah» edilen miktardan dahi fazlaya hükmedildiği ve 2001 yılı yönünden sehven hüküm kurulmadığı, «vekalet ücretinin» de hükümde yer alan bedeller üzerinden hesaplandığı belirtilmek suretiyle kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığı düzenleyen 08/08/1970 tarihli, «lehtarı» ETİBANK Genel Müdürlüğü olan 99 yıllığına imzalanan «taahhüt» senedi ile her 5 yılda bir, geçmiş 5 yıl zarfında taşınmaz kira bedellerindeki artışlar esas alınarak tespit olunacak yıllık arazi kullanma bedeli ve hesap fiyatla …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2004/13253 E. 2005/11148 K.
Ortak:taahhütname · eksik inceleme · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaBu suretle, mahkemece, davaya dayanak «protokol» ve «taahhüt» senedinde yer alan hükümler nazara alınarak «ibraz» edilen 1999 yılı arazi tahsis bedeli «kıymet takdir» tutanağı ve 02/02/2009 tarihli ./.. inceleme raporu ile ekinde yer alan eksik ödenen enerji nakil hakkı izni bedel tablosunda yer alan hesaplamalar ile bildirilen bedellerin doğruluğunun denetlenmesi açısından «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak iddia ve savunmalara göre dava konusu edilen alacakların tespitinin sağlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı ile davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalılar arasındaki devir «protokolünün» hükümleri gözetildiğinde ...'ın faaliyet alanında kalan enerji nakil hatları bedelinden doğan alacağın tahsili için açılan davada «husumetin» ...'a yöneltilmesinin mümkün olmadığı, 04/04/2002 tarihli protokolün dava tarihi itibariyle ve ödenmesi gereken yıllar itibariyle yürürlükte olduğu, bu protokol uyarınca 2002 yılında ve sonraki yıllarda ödenecek arazi bedelleri için her yıl deflatör katsayısı oranında artış yapılması gerektiği, davalı ...'ın 12/03/2009 tarihinde «temerrüde» düştüğü, bu tarihten itibaren gecikme zammının talep edilebileceği, gecikme zammının 6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesi uyarınca hesaplanması gerektiği, 26740 sayılı Orman Sayılan Alanlarda Verilecek İzinler Hakkında Yönetmeliğin 64. maddesinde ödenmeyen bedeller için 6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesinde düzenlenen oranda gecikme zammı alınacağının açıkça düzenlenmesi karşısında alınması gereken «gecikme faizinin» 6183 sayılı Yasa hükümlerinde belirtilen gecikme zammı oranı kadar olacağı ve yine 3065 sayılı KDV Yasasının 24/c hükmü uyarınca söz konusu alacağa KDV'nin de uygulanması gerektiği, bu nedenle ödenmemiş olan izin bedeline ve bu bedel üzerinden ödenecek KDV miktarına ayrı ayrı gecikme zammı yürütülebileceği gibi ödenmeyen izin bedelinin bu bedel üzerinden ödenmesi gereken KDV miktarı ile toplanarak, tespit edilecek miktara gecikme zammı uygulanmasının mümkün olduğu gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12/03/2009 tarihinden itibar …
2-Dava, sözleşme ve «taahhüt» senedi hükümleri gereği 1999 ile 2009 yılları arasındaki döneme tekabül eden arazi tahsis bedeli ve KDV'si ile gecikme zammı ve KDV'sinin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDavacı İdare,imzalanan «taahhütname» gereğince arazi tahsis bedellerinin her takvim yılının Ocak ayı içerisinde davalı tarafından ödenmesi gerektiğini,ancak davalının tahsis bedellerini zamanında yatırmadığını ileri sürmektedir.Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın «gecikme cezası» yönünden kabulüne karar verilmişse de,bilirkişi raporunda dayanılan 10.06.1985 tarihli taahhütname dosyada bulunmamaktadır.Dosyada bulunan dava konusu "Kandilli-Armutçuk"arasında çekilen enerji nakil hattı ile ilgili imzasız ve tarihsiz taahhütnamenin 3.maddesinin 3.fıkrasında ise ait olduğu yıl başlamadan önce arazi tahsis bedellerinin Devlet İhaleleri Genelgesindeki gayrimenkul kiralamalarında gösterilen artış oranları emsal kabul edilerek bu oranların önceki yıla ait bedele ilavesi suretiyle tespit ve tebliğ edileceği belirtilmiştir.Yine aynı yere ait enerji nakil hattı ile ilgili yıllık arazi kullanma bedeli tespiti yıllarının birinci beş yıllık dilim süresinin 03.12.1992 tarihinde dolmuş olduğu dosyada mevcut tespit tutanağından anlaşılmakla,1990 ve 1995 yıllarının bedel tespit yılları olduğuna ilişkin olarak yapılan değerlendirmenin de dosyada mevcut belgelerle uyumlu olmadığı ve davalı tarafından «bilirkişi raporuna itirazda» bulunularak, dosyada mevcut taahhüt senedi hükümleri uyarınca davacının yıllık kullanım bedellerini tespit edip, bildirmediği, bu nedenle «kusurun» davacı İdare'de olduğu belirtilmiştir.Bu durumda,davacının dayandığı taahhüt senedi ile davalının dayandığı ve dosyada bulunan taahhüt senedi hükümleri ödeme konusunda farklı hükümler içerdiğinden öncelikle,dava konusu "Kandilli-Armutçuk"arasında çekilen enerji nakil hattına ilişkin olarak yapılan ve davacının dayandığı 10.06.1985 tarihli Taahhüt Senedinin dosyaya davacı tarafından sunulmasının istenmesine,bu senet sunulduğu takdirde bu kez de senette belirtilen şekilde bedel tespitlerinin davacı idare tarafından yapılıp yapılmadığı hususlarının incelenerek, davalının taahhütname gereğince «temerrüdünün» gerçekleşip gerçekleşme-diğinin belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia,savunma,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,taraflar arasında imzalanan 10.06.1985 tarihli «taahhüt» senedinin 7-a maddesi uyarınca arazi kulanım bedellerinin 5 yılda bir hesaplanıp,bu bedelin her takvim yılının 1.ayında davacı idareye ödenmesi gerektiği,1990-1995 yıllarının bedel tespit yılları olup,aradaki yıllar için «vade» taahhütte belirlendiğinden her hangi bir «ihtar» gerekmeksizin her yılın ilk ayı ödeme yapılması gerektiği,davalı yanın arazi tahsis bedellerini ödediği 25.02.1999 tarihi itibariyle dava dilekçesinde belirtilen y …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gecikme cezası · bilirkişi raporuna itiraz · vade · ihtar · kusur
Benzer bu karardaDavacı İdare,imzalanan «taahhütname» gereğince arazi tahsis bedellerinin her takvim yılının Ocak ayı içerisinde davalı tarafından ödenmesi gerektiğini,ancak davalının tahsis bedellerini zamanında yatırmadığını ileri sürmektedir.Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın «gecikme cezası» yönünden kabulüne karar verilmişse de,bilirkişi raporunda dayanılan 10.06.1985 tarihli taahhütname dosyada bulunmamaktadır.Dosyada bulunan dava konusu "Kandilli-Armutçuk"arasında çekilen enerji nakil hattı ile ilgili imzasız ve tarihsiz taahhütnamenin 3.maddesinin 3.fıkrasında ise ait olduğu yıl başlamadan önce arazi tahsis bedellerinin Devlet İhaleleri Genelgesindeki gayrimenkul kiralamalarında gösterilen artış oranları emsal kabul edilerek bu oranların önceki yıla ait bedele ilavesi suretiyle tespit ve tebliğ edileceği belirtilmiştir.Yine aynı yere ait enerji nakil hattı ile ilgili yıllık arazi kullanma bedeli tespiti yıllarının birinci beş yıllık dilim süresinin 03.12.1992 tarihinde dolmuş olduğu dosyada mevcut tespit tutanağından anlaşılmakla,1990 ve 1995 yıllarının bedel tespit yılları olduğuna ilişkin olarak yapılan değerlendirmenin de dosyada mevcut belgelerle uyumlu olmadığı ve davalı tarafından «bilirkişi raporuna itirazda» bulunularak, dosyada mevcut taahhüt senedi hükümleri uyarınca davacının yıllık kullanım bedellerini tespit edip, bildirmediği, bu nedenle «kusurun» davacı İdare'de olduğu belirtilmiştir.Bu durumda,davacının dayandığı taahhüt senedi ile davalının dayandığı ve dosyada bulunan taahhüt senedi hükümleri ödeme konusunda farklı hükümler içerdiğinden öncelikle,dava konusu "Kandilli-Armutçuk"arasında çekilen enerji nakil hattına ilişkin olarak yapılan ve davacının dayandığı 10.06.1985 tarihli Taahhüt Senedinin dosyaya davacı tarafından sunulmasının istenmesine,bu senet sunulduğu takdirde bu kez de senette belirtilen şekilde bedel tespitlerinin davacı idare tarafından yapılıp yapılmadığı hususlarının incelenerek, davalının taahhütname gereğince «temerrüdünün» gerçekleşip gerçekleşme-diğinin belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia,savunma,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,taraflar arasında imzalanan 10.06.1985 tarihli «taahhüt» senedinin 7-a maddesi uyarınca arazi kulanım bedellerinin 5 yılda bir hesaplanıp,bu bedelin her takvim yılının 1.ayında davacı idareye ödenmesi gerektiği,1990-1995 yıllarının bedel tespit yılları olup,aradaki yıllar için «vade» taahhütte belirlendiğinden her hangi bir «ihtar» gerekmeksizin her yılın ilk ayı ödeme yapılması gerektiği,davalı yanın arazi tahsis bedellerini ödediği 25.02.1999 tarihi itibariyle dava dilekçesinde belirtilen y …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5118 E. 2024/2303 K.
Ortak:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · protokol · taahhütname · husumet · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalılar arasındaki devir «protokolünün» hükümleri gözetildiğinde ...'ın faaliyet alanında kalan enerji nakil hatları bedelinden doğan alacağın tahsili için açılan davada «husumetin» ...'a yöneltilmesinin mümkün olmadığı, 04/04/2002 tarihli protokolün dava tarihi itibariyle ve ödenmesi gereken yıllar itibariyle yürürlükte olduğu, bu protokol uyarınca 2002 yılında ve sonraki yıllarda ödenecek arazi bedelleri için her yıl deflatör katsayısı oranında artış yapılması gerektiği, davalı ...'ın 12/03/2009 tarihinde «temerrüde» düştüğü, bu tarihten itibaren gecikme zammının talep edilebileceği, gecikme zammının 6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesi uyarınca hesaplanması gerektiği, 26740 sayılı Orman Sayılan Alanlarda Verilecek İzinler Hakkında Yönetmeliğin 64. maddesinde ödenmeyen bedeller için 6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesinde düzenlenen oranda gecikme zammı alınacağının açıkça düzenlenmesi karşısında alınması gereken «gecikme faizinin» 6183 sayılı Yasa hükümlerinde belirtilen gecikme zammı oranı kadar olacağı ve yine 3065 sayılı KDV Yasasının 24/c hükmü uyarınca söz konusu alacağa KDV'nin de uygulanması gerektiği, bu nedenle ödenmemiş olan izin bedeline ve bu bedel üzerinden ödenecek KDV miktarına ayrı ayrı gecikme zammı yürütülebileceği gibi ödenmeyen izin bedelinin bu bedel üzerinden ödenmesi gereken KDV miktarı ile toplanarak, tespit edilecek miktara gecikme zammı uygulanmasının mümkün olduğu gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12/03/2009 tarihinden itibar …
Bu suretle, mahkemece, davaya dayanak «protokol» ve «taahhüt» senedinde yer alan hükümler nazara alınarak «ibraz» edilen 1999 yılı arazi tahsis bedeli «kıymet takdir» tutanağı ve 02/02/2009 tarihli ./.. inceleme raporu ile ekinde yer alan eksik ödenen enerji nakil hakkı izni bedel tablosunda yer alan hesaplamalar ile bildirilen bedellerin doğruluğunun denetlenmesi açısından «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak iddia ve savunmalara göre dava konusu edilen alacakların tespitinin sağlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı ile davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
2-Dava, sözleşme ve «taahhüt» senedi hükümleri gereği 1999 ile 2009 yılları arasındaki döneme tekabül eden arazi tahsis bedeli ve KDV'si ile gecikme zammı ve KDV'sinin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece 02.06.2021 tarih, 2019/203 E. ve 2021/130 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı TEDAŞ aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı SEDAŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12.03.2009 tarihinden tah …
… rı Dairemizin 02.06.2021 tarih, 2021/7789 E. ve 2022/8122 K. sayılı kararıyla mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmiş olduğu, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu gözetilmeden temyize konu 02.06.2021 tarihli kararda da davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı ve yerel mahkemenin kararı davacı vekilince temyiz edilmiş olduğu, davacı vekili temyiz aşamasında sunduğu 11.03.2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu borcun SEDAŞ tarafından ödendiğini bildirdiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun' un (6098 sayılı Kanun) 131 inci maddesi gereğince "«ifa»" borcu sona erdiren sebeplerden olduğu, davacı vekilinin borcun yargılama sırasında ifa edildiğine ilişkin beyanı karşısında yerel mahkemece bir karar verilmek üze …
… n Karar Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedildiği, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu hususu dikkatten kaçırılarak 02.06.2021 tarihli kararda davalı TEDAŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğinin görüldüğü, davalı TEDAŞ'ın davada davalı sıfatının bulunmadığı, bu nedenle TEDAŞ bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın «usulden reddine» ve bu kapsamda davalı TEDAŞ'ın usulü müktesep hakkı gözetilerek lehine vekâlet ücreti takdiri gerektiği, davalı SEDAŞ bakımından ise davaya konu alacağın dava devam ederken ödendiği ve bu nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına», davanın açılmasına davalı SEDAŞ'ın sebep olduğu gözetilerek «yargılama giderleri» davalı SEDAŞ'a yükletilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakediş · müktesep hak · ara karar · yargılama giderleri · ifa · usulden reddi · yargılama gideri · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… n Karar Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedildiği, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu hususu dikkatten kaçırılarak 02.06.2021 tarihli kararda davalı TEDAŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğinin görüldüğü, davalı TEDAŞ'ın davada davalı sıfatının bulunmadığı, bu nedenle TEDAŞ bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın «usulden reddine» ve bu kapsamda davalı TEDAŞ'ın usulü müktesep hakkı gözetilerek lehine vekâlet ücreti takdiri gerektiği, davalı SEDAŞ bakımından ise davaya konu alacağın dava devam ederken ödendiği ve bu nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına», davanın açılmasına davalı SEDAŞ'ın sebep olduğu gözetilerek «yargılama giderleri» davalı SEDAŞ'a yükletilmesine karar verilmiştir.
… rı Dairemizin 02.06.2021 tarih, 2021/7789 E. ve 2022/8122 K. sayılı kararıyla mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmiş olduğu, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu gözetilmeden temyize konu 02.06.2021 tarihli kararda da davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı ve yerel mahkemenin kararı davacı vekilince temyiz edilmiş olduğu, davacı vekili temyiz aşamasında sunduğu 11.03.2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu borcun SEDAŞ tarafından ödendiğini bildirdiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun' un (6098 sayılı Kanun) 131 inci maddesi gereğince "«ifa»" borcu sona erdiren sebeplerden olduğu, davacı vekilinin borcun yargılama sırasında ifa edildiğine ilişkin beyanı karşısında yerel mahkemece bir karar verilmek üze …
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/148 E. sayılı dosyasının 15.06.2023 tarihli celsede verilen kararda TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine «ara» kararda yer verilmekle birlikte davalı SEDAŞ aleyhine hükmedilen vekâlet ücretine ve «yargılama giderine» yer verilmemesine rağmen gerekçeli kararda yazılmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… de özetle; 01.11.2021 tarihli beyan dilekçesi ile 7326 sayılı Kanun kapsamında ödeme yapılması hususunda taraflarca varılan anlaşma gereği mahkeme vekâlet ücreti ve «yargılama giderinin» müvekkil şirket tarafından ödendiği ve dekontun dosyaya sunulduğu, davacının 11.03.2022 tarihli beyan dilekçesi ve eklerinden söz konusu yapılandırma kapsamında do …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/2687 E. , 2019/1684 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ....
2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 12/01/2017 tarih ve 2014/471-2017/18 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 26.02.2019 günü hazır bulunan davacı vekili Av. .... ile davalı .... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili Av. ..., davalı Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar tarafından taahhütname, protokol ve yasal mevzuat hükümleri gereği ödenmesi gereken ... Köyü Enerji Nakil Hattına ait 1999-2009 yılları arasındaki arazi tahsis bedelleri ile gecikme zammı ve KDV'nin eksik ödendiğini ileri sürerek, arazi kullanım bedeli olan 65.806,44 TL ana para ve %18 KDV'si 11.845,16 TL olmak üzere toplam 77.651,60 TL'nin son ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Yasa gereğince işleyen aylık gecikme zammı ve KDV'si ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın ormanlık alandan geçen enerji nakil hatlarının arazi tahsis bedellerine ilişkin olup, husumetin ... Genel Müdürlüğüne yöneltilmesinin yanlış olduğunu, elektrik dağıtım tesisleri kurma ve işletmenin ...'dan ayrı bir tüzel kişiliği ve varlığı bulunan ... ... Genel Müdürlüğünün faaliyet alanı içinde olduğunu, ...’ın faaliyet alanı içinde bulunan enerji nakil hatları ile ilgili izin-irtifak bedeli talebi ile ilgili davalı kurum aleyhine sorumluluk yüklenemeyeceğini, ayrıca davaya dayanak teşkil eden protokol tarihinin 04/04/2002 olduğunu, davanın açıldığı tarih itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, mahkemenin yetkisiz olduğunu, talebin yerinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, ...’ın 11/02/2009 tarihine kadar 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve şirket ana sözleşmesine göre sermayesinin tamamı ...’a bağlı ortaklık konumundaki bir devlet kuruluşu iken %100 oranındaki hissesinin tamamının ... Enerji Yatırımları A.Ş'ye satılarak özelleştirildiğini, bu özelleştirilme ile
...’a ait enerji nakil hatları ve taşınmazların mülkiyetlerinin devredilmediğini, işletme hakkının süreli olarak devredildiğini, enerji nakil hatları ve taşınmazların mülkiyetinin ...’da kaldığını, davacı idare vekilinin talep ettiği orman izin bedeli farkının 1999-2008 yılları arasını kapsadığını, şirketin özelleştiği 11/02/2009 tarihinden öncesine ait olduğunu, şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davanın dayanağı olan 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesinin 3. fıkrasının Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile iptal edildiğini, 5192 sayılı Kanun ile yeniden bir düzenleme yapıldığını, bu alanlarda devletçe yapılan veya işletilenlerden bedel alınmaz hükmünün getirildiğini, ...'ın bir devlet kuruluşu olduğunu, izin bedeli ve miktarının haksız ve çok fahiş olarak belirlendiğini, 6183 sayılı Kanun'un 51.
maddesine göre gecikme zammı talebinin mümkün olmadığını, miktarı belirlenmemiş bir bedel veya alacağın muaccel hale gelmesinin ancak bedelin hesaplanması ve hesaplanan bedelin davalı şirkete tebliğ edilmesiyle mümkün olacağını, davalıya herhangi bir ihtarname tebliğ edilmediğini, bu nedenle faiz ve KDV talebinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalılar arasındaki devir protokolünün hükümleri gözetildiğinde ...'ın faaliyet alanında kalan enerji nakil hatları bedelinden doğan alacağın tahsili için açılan davada husumetin ...'a yöneltilmesinin mümkün olmadığı, 04/04/2002 tarihli protokolün dava tarihi itibariyle ve ödenmesi gereken yıllar itibariyle yürürlükte olduğu, bu protokol uyarınca 2002 yılında ve sonraki yıllarda ödenecek arazi bedelleri için her yıl deflatör katsayısı oranında artış yapılması gerektiği, davalı ...'ın 12/03/2009 tarihinde temerrüde düştüğü, bu tarihten itibaren gecikme zammının talep edilebileceği, gecikme zammının 6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesi uyarınca hesaplanması gerektiği, 26740 sayılı Orman Sayılan Alanlarda Verilecek İzinler Hakkında Yönetmeliğin 64.
maddesinde ödenmeyen bedeller için 6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesinde düzenlenen oranda gecikme zammı alınacağının açıkça düzenlenmesi karşısında alınması gereken gecikme faizinin 6183 sayılı Yasa hükümlerinde belirtilen gecikme zammı oranı kadar olacağı ve yine 3065 sayılı KDV Yasasının 24/c hükmü uyarınca söz konusu alacağa KDV'nin de uygulanması gerektiği, bu nedenle ödenmemiş olan izin bedeline ve bu bedel üzerinden ödenecek KDV miktarına ayrı ayrı gecikme zammı yürütülebileceği gibi ödenmeyen izin bedelinin bu bedel üzerinden ödenmesi gereken KDV miktarı ile toplanarak, tespit edilecek miktara gecikme zammı uygulanmasının mümkün olduğu gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ...
aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12/03/2009 tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince işleyecek aylık gecikme zammı ve gecikme zammı KDV'si ile birlikte davalı ...'tan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekili ile davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, sözleşme ve taahhüt senedi hükümleri gereği 1999 ile 2009 yılları arasındaki döneme tekabül eden arazi tahsis bedeli ve KDV'si ile gecikme zammı ve KDV'sinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece 02/06/2016 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak sonuca gidilmiştir. Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1999 yılına ilişkin ödenmesi gereken tahsis bedelinin 3.050,49 TL'den ödenen 290,60 TL mahsup edilerek alacağın 2.759,89 TL olduğunu bildirmişse de, bedelin nasıl bulunduğu taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olarak açıklanmamıştır. Şayet bu bedel taahhüt senedinin 7-a maddesi gereği komisyonca belirlenmişse bu belirlemenin yöntemine uygun olup olmadığı, idarenin kullanım bedelini belirleme hakkını kullanırken objektif iyiniyet kuralları içerisinde hareket edip etmediği irdelenmemiş soyut olarak idarenin bildirdiği değer esas alınmıştır.
Dolayısıyla rapor bu haliyle denetime elverişli değildir. Bu suretle, mahkemece, davaya dayanak protokol ve taahhüt senedinde yer alan hükümler nazara alınarak ibraz edilen 1999 yılı arazi tahsis bedeli kıymet takdir tutanağı ve 02/02/2009 tarihli ./..
inceleme raporu ile ekinde yer alan eksik ödenen enerji nakil hakkı izni bedel tablosunda yer alan hesaplamalar ile bildirilen bedellerin doğruluğunun denetlenmesi açısından bilirkişi incelemesi yaptırılarak iddia ve savunmalara göre dava konusu edilen alacakların tespitinin sağlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı ile davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı ile davalı ... yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 28/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/492130000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz