Giderilemeyen gizli ayıpta sözleşmeden dönme koşulları
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/333 E. 2024/2244 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Ticari satıma konu malda teslimden sonra tekrarlanan arızalar satıcıya ihbar edilmiş ve satıcı ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin onarım yoluna gitmişse, arızaların üretim hatasından kaynaklandığı ve normal muayeneyle ortaya çıkmayan gizli ayıp niteliğinde olduğu bilirkişi incelemesiyle belirlenip kalıcı çözüm de sağlanamamışsa, ayıp elde edilecek faydayı büyük ölçüde ortadan kaldırdığından alıcı sözleşmeden dönebilir; malın iadesi karşılığında ödenen bedelin iadesine, birlikte ifa kuralı gereği iade tarihinden başlayan faiziyle hükmedilir.
Ele alınan sorunlar
Üretim hatasından kaynaklanan gizli ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme koşullarının oluşup oluşmadığı → kabul
İddia: Davalı vekili, makinenin dava tarihinden sonra da davacı tarafından kullanılmaya devam edildiğini, mevcut durumun sözleşmeden dönmeyi haklı kılmadığını, dönme hâlinde dahi davacının elde ettiği yararları geri vermekle yükümlü olduğunu, bedele hükmedilmesinin sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını, bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu ve uzman görüşlerinin dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Makinenin alıcıya tesliminden sonra her arızalanmada durum satıcıya ihbar edilmiş, satıcı da ihtirazi kayıt olmaksızın onarım yoluyla sorunları gidermeye çalışmıştır. Bilirkişi heyeti raporunda araçta tekrarlanan onarım ve parça değişimlerinin bulunduğu, arızaların üretim hatasından kaynaklandığı ve ayıpların normal bir muayene ile ortaya çıkmayan gizli ayıp niteliğinde olduğu belirlenmiştir; buna rağmen kalıcı bir çözüm bulunamamıştır. Tespit edilen ayıp nedeniyle davacının üründen faydalanması mümkün olmadığı gibi ayıp, elde edilecek faydayı büyük ölçüde ortadan kaldıracak niteliktedir; hakkaniyet kuralları da gözetildiğinde sözleşmeden dönme koşulları oluşmuştur. Davalının sunduğu özel teknik rapor ve özel hukuki mütalaa esasa etkili görülmemiştir. Birlikte ifa kuralı gereği bedele iade tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Tekrarlanan ve kalıcı olarak giderilemeyen üretim kaynaklı gizli ayıpta, ayıbın faydayı büyük ölçüde ortadan kaldırması ölçütüyle sözleşmeden dönme koşullarının oluştuğunun kabulü bakımından emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gizli ayıp↗ üretim hatası↗ sözleşmeden dönme↗ ihtirazi kayıtsız onarım↗ ayıp ihbarı↗ birlikte ifa kuralı↗ özel hukuki mütalaa↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/756 E. 2023/3399 K.
Ortak:gizli ayıp · ayıp ihbarı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 22.04.2014 tarihinde iş makinasının alıcıya «teslim» edildiği, 11.06.2014 tarihinden itibaren her arızalanmada durumun davalıya «ihbar» edildiği, davalının da «ihtirazi kayıt» olmaksızın onarım yoluyla sorunları gidermeye çalıştığı, bilirkişi heyetinin 09.07.2019 tarihli raporunda, araçta 7 kez onarımın veya parça değişiminin olduğunu, pistonların yağ kaçırdığını, yürüyüş aksamlarında arızalar meydana geldiğini, bu arızaların her seferinde davalı tarafından ihtirazi kayıt olmaksızın onarılmaya çalışıldığını ancak kalıcı bir çözüm bulunamadığını, arızaların üretim hatasından kaynaklandığını, ayıpların normal bir muayene ile ortaya çıkmayan «gizli ayıp» niteliğinde olduğunu mütalaa ettikleri, bilirkişi raporuyla tespit edilen ayıp nedeniyle, davacının üründen faydalanmasının mümkün olmadığı, ayıbın elde edilecek faydayı büyük ölçüde ortadan kaldıracak nitelikte oluşu ve «hakkaniyet» kuralları da dikkate alındığında, somut olayda «sözleşmeden dönme» koşullarının oluştuğu, davalının sunduğu özel teknik rapor ve özel hukuki mütalaanın esasa etkili bulunmadığı, «birlikte ifa kuralı» gereği iade tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu ekskavatörün, takdiyatlarından ari olarak, «masraflar» davalıya ait olmak üzere davacı tarafça davalıya iadesine, 247.500,00 euronun aracın iadesinden itibaren başlayacak 3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi uyarınca faiziy …
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ihtiyacı olan otomobili 13.02.2015 tarihinde davalı şirketten satın aldığını, «garanti süresi» içerisinde aracın dokuz kez arıza nedeni ile servis hizmeti aldığını, arızaların üretiminden kaynaklanan «gizli ayıp» niteliğinde olduğunu, küçük parça değişiklikleri yapılmış olmasına rağmen köklü çözüm üretilmediğini, aracın iadesini talep etmiş olmalarına rağmen sorunların «bedelsiz» bakım ile giderileceğinin söylendiğini, araçtan faydalanmalarının imkansız hale geldiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile araç için ödedikleri bedelin 1.000,00 TL'sinin 13.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiş, «ıslah» dilekçesi ile talebini arttırarak 162.189,54 TL'nin 13.02.2015 satın alma tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «ayıp ihbarı» süresinde yapılmadığı gibi davanın da «zamanaşımı» süresinde açılmadığını, üretimden kaynaklı ayıp olmadığını, «şikayetlerin» kullanıma bağlı gelişen durumlardan kaynaklandığını, davacının da «ücretsiz onarımdan» faydalandığını, kullanmayı engeller nitelikte bir ayıp olmadığını, davacının iade değil ancak «bedel indirimi» isteyebileceğini, üretici olmadıklarından sorumluluklarının bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Fer'i müdahil vekili temyiz dilekçesinde özetle; «ayıp ihbarı» süresinde yapılmadığı gibi davanın da «zamanaşımı» süresinde açılmadığını, üretimden kaynaklı ayıp olmadığını, «şikayetlerin» kullanıma bağlı gelişen durumlardan kaynaklandığını, davacının da «ücretsiz onarımdan» faydalandığını, kullanmayı engeller nitelikte bir ayıp olmadığını, davacının iade değil ancak «bedel indirimi» isteyebileceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ücretsiz onarım · açık ayıp · bedel indirimi · garanti süresi · garanti kapsamı · ayıplı mal · hizmet bedeli · ayıp
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «ayıp ihbarı» süresinde yapılmadığı gibi davanın da «zamanaşımı» süresinde açılmadığını, üretimden kaynaklı ayıp olmadığını, «şikayetlerin» kullanıma bağlı gelişen durumlardan kaynaklandığını, davacının da «ücretsiz onarımdan» faydalandığını, kullanmayı engeller nitelikte bir ayıp olmadığını, davacının iade değil ancak «bedel indirimi» isteyebileceğini, üretici olmadıklarından sorumluluklarının bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Fer'i müdahil vekili temyiz dilekçesinde özetle; «ayıp ihbarı» süresinde yapılmadığı gibi davanın da «zamanaşımı» süresinde açılmadığını, üretimden kaynaklı ayıp olmadığını, «şikayetlerin» kullanıma bağlı gelişen durumlardan kaynaklandığını, davacının da «ücretsiz onarımdan» faydalandığını, kullanmayı engeller nitelikte bir ayıp olmadığını, davacının iade değil ancak «bedel indirimi» isteyebileceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ayıplı mal» iddiasına dayalı «bedel iadesi» istemine ilişkin olup, uyuşmazlık gizli veya «açık ayıp» olup olmadığı, «ayıp ihbarının» süresinde olup olmadığı, ayıpların bedel iadesini gerektirecek düzeyde olup olmadığına ilişkindir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ihtiyacı olan otomobili 13.02.2015 tarihinde davalı şirketten satın aldığını, «garanti süresi» içerisinde aracın dokuz kez arıza nedeni ile servis hizmeti aldığını, arızaların üretiminden kaynaklanan «gizli ayıp» niteliğinde olduğunu, küçük parça değişiklikleri yapılmış olmasına rağmen köklü çözüm üretilmediğini, aracın iadesini talep etmiş olmalarına rağmen sorunların «bedelsiz» bakım ile giderileceğinin söylendiğini, araçtan faydalanmalarının imkansız hale geldiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile araç için ödedikleri bedelin 1.000,00 TL'sinin 13.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiş, «ıslah» dilekçesi ile talebini arttırarak 162.189,54 TL'nin 13.02.2015 satın alma tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8403 E. 2023/2313 K.
Ortak:gizli ayıp
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 22.04.2014 tarihinde iş makinasının alıcıya «teslim» edildiği, 11.06.2014 tarihinden itibaren her arızalanmada durumun davalıya «ihbar» edildiği, davalının da «ihtirazi kayıt» olmaksızın onarım yoluyla sorunları gidermeye çalıştığı, bilirkişi heyetinin 09.07.2019 tarihli raporunda, araçta 7 kez onarımın veya parça değişiminin olduğunu, pistonların yağ kaçırdığını, yürüyüş aksamlarında arızalar meydana geldiğini, bu arızaların her seferinde davalı tarafından ihtirazi kayıt olmaksızın onarılmaya çalışıldığını ancak kalıcı bir çözüm bulunamadığını, arızaların üretim hatasından kaynaklandığını, ayıpların normal bir muayene ile ortaya çıkmayan «gizli ayıp» niteliğinde olduğunu mütalaa ettikleri, bilirkişi raporuyla tespit edilen ayıp nedeniyle, davacının üründen faydalanmasının mümkün olmadığı, ayıbın elde edilecek faydayı büyük ölçüde ortadan kaldıracak nitelikte oluşu ve «hakkaniyet» kuralları da dikkate alındığında, somut olayda «sözleşmeden dönme» koşullarının oluştuğu, davalının sunduğu özel teknik rapor ve özel hukuki mütalaanın esasa etkili bulunmadığı, «birlikte ifa kuralı» gereği iade tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu ekskavatörün, takdiyatlarından ari olarak, «masraflar» davalıya ait olmak üzere davacı tarafça davalıya iadesine, 247.500,00 euronun aracın iadesinden itibaren başlayacak 3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi uyarınca faiziy …
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «zamanaşımına» uğradığını, davacının «ayıp» ihbarında bulunmadığını aracın ayıpsız olarak «teslim» edildiğini araç üzerinde giderilemeyen bir arıza ve «gizli ayıp» da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… ın ortaya çıkmadığı, bilirkişi raporuna göre esaslı onarım sayılacak ilk işlemin 09.11.2015 tarihinde yapılan işlem olduğu, motor silindir kafasının ve subaplarının «garanti kapsamında» değiştiği, bu arızanın yapılan tamir ile giderildiği daha sonra bu arızanın tekrar ettiğine ilişkin dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığı, sonraki esaslı onarımların da yine garanti kapsamında yapıldığı, her arızanın farklı olduğu ve garanti kapsamında giderilen arızaların sonradan tekrar ettiğine ilişkin dosyada bir bilgi bulunmadığı, aracın kullanım şekli, servise gelişlerindeki km saatine göre yoğun kullanılmış olması karşısında bu arızaların yoğun kullanıma bağlı olarak çıkmasının olağan olduğu, garanti kapsamında olanların yetkili servis tarafından yasal süre içinde «bedelsiz» olarak tamir edilerek giderildiği anlaşılmakla ve davacı da soyut olarak aracın sürekli arıza verdiği ve tamir için servise gittiği dışında yolcu taşıma işinde yoğun olarak kullanılan bir araçta meydana gelmesi olağan olanlar dışında «gizli ayıp» teşkil edecek bir arızanın varlığını veya yapılan onarımlara rağmen aynı arızanın tekrarladığı, aracın onarım kabul etmez durumda olduğuna dair bir iddia ve buna ilişkin delil bulunmamakla, araçta gizli ayıbın varlığı konusunda delil sunulmamış olduğundan somut olayda 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen «zamanaşımı» süresinin uygulanacağı, davalı süresinde verdiği cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunduğu, aracın satış tarihi (17.02.2014) ile dava tarihi (23.11.2016) …
… rşı itiraz dilekçelerini tekrar ettiklerini yerel mahkeme ve istinaf mahkemesinin arızaların tekrarlanmadığından bahsetmelerinin dosyada çelişik bir durum olduğunu, «delillerin toplanmadığını», «bilirkişi incelemesinin» eksik ve hadiseye uygun düşmediğini, dava konusu aracın fiziken test yapılarak yeniden incelenmesi ve araçtaki arızların olağan kullanmadan mı yoksa üretim hatası ve tekrarlanan arızlardan mı meydan geldiğinin tespit edilmesi gerektiğini, arızanın nedenin kaynağının tespit edilmesi gerektiğini ,dava konusu araçtaki «ayıp» «gizli ayıp» olduğundan buna ilişkin «zamanaşımı» süresinin geçmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:garanti kapsamı · kazanç kaybı · delillerin toplanmaması · ayıp · bedel iadesi · bedelsizlik · garantörlük · kâr kaybı
Benzer bu kararda… ın ortaya çıkmadığı, bilirkişi raporuna göre esaslı onarım sayılacak ilk işlemin 09.11.2015 tarihinde yapılan işlem olduğu, motor silindir kafasının ve subaplarının «garanti kapsamında» değiştiği, bu arızanın yapılan tamir ile giderildiği daha sonra bu arızanın tekrar ettiğine ilişkin dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığı, sonraki esaslı onarımların da yine garanti kapsamında yapıldığı, her arızanın farklı olduğu ve garanti kapsamında giderilen arızaların sonradan tekrar ettiğine ilişkin dosyada bir bilgi bulunmadığı, aracın kullanım şekli, servise gelişlerindeki km saatine göre yoğun kullanılmış olması karşısında bu arızaların yoğun kullanıma bağlı olarak çıkmasının olağan olduğu, garanti kapsamında olanların yetkili servis tarafından yasal süre içinde «bedelsiz» olarak tamir edilerek giderildiği anlaşılmakla ve davacı da soyut olarak aracın sürekli arıza verdiği ve tamir için servise gittiği dışında yolcu taşıma işinde yoğun olarak kullanılan bir araçta meydana gelmesi olağan olanlar dışında «gizli ayıp» teşkil edecek bir arızanın varlığını veya yapılan onarımlara rağmen aynı arızanın tekrarladığı, aracın onarım kabul etmez durumda olduğuna dair bir iddia ve buna ilişkin delil bulunmamakla, araçta gizli ayıbın varlığı konusunda delil sunulmamış olduğundan somut olayda 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen «zamanaşımı» süresinin uygulanacağı, davalı süresinde verdiği cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunduğu, aracın satış tarihi (17.02.2014) ile dava tarihi (23.11.2016) …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; ayıplı aracın misliyle değiştirilmesi, bu talep kabul edilmediği takdirde «bedelin iadesi», ticari «kazanç kaybı» ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… m alamadığını ileri sürerek dava konusu aracın misli ile değiştirilmesini, bu mümkün değil ise 106.222,00 TL araç bedelinin 17.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» davalıdan tahsiline, 12.000,00 TL ticari «kazanç kaybı» ile 5.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… ndığı ve kullanım süresi boyunca değişik zamanlarda bakım ve onarım için servise götürüldüğü, ancak bu servis kayıtlarının hiçbirinin aynı arızanın tekrarı olmayıp, «garanti kapsamında» yapıldığı, diğer onarımların ise yolcu taşımacılığında kullanılan araçta meydana gelebilecek yoğun kullanıma bağlı küçük arızalar olduğunun bilirkişi tarafından belirtildiği, bu haliyle meydana gelen arızalar «zamanaşımı» süresi içerisinde devam eden arıza niteliğinde olmayıp, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi atf …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3159 E. 2023/6773 K.
Ortak:sözleşmeden dönme · gizli ayıp
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 22.04.2014 tarihinde iş makinasının alıcıya «teslim» edildiği, 11.06.2014 tarihinden itibaren her arızalanmada durumun davalıya «ihbar» edildiği, davalının da «ihtirazi kayıt» olmaksızın onarım yoluyla sorunları gidermeye çalıştığı, bilirkişi heyetinin 09.07.2019 tarihli raporunda, araçta 7 kez onarımın veya parça değişiminin olduğunu, pistonların yağ kaçırdığını, yürüyüş aksamlarında arızalar meydana geldiğini, bu arızaların her seferinde davalı tarafından ihtirazi kayıt olmaksızın onarılmaya çalışıldığını ancak kalıcı bir çözüm bulunamadığını, arızaların üretim hatasından kaynaklandığını, ayıpların normal bir muayene ile ortaya çıkmayan «gizli ayıp» niteliğinde olduğunu mütalaa ettikleri, bilirkişi raporuyla tespit edilen ayıp nedeniyle, davacının üründen faydalanmasının mümkün olmadığı, ayıbın elde edilecek faydayı büyük ölçüde ortadan kaldıracak nitelikte oluşu ve «hakkaniyet» kuralları da dikkate alındığında, somut olayda «sözleşmeden dönme» koşullarının oluştuğu, davalının sunduğu özel teknik rapor ve özel hukuki mütalaanın esasa etkili bulunmadığı, «birlikte ifa kuralı» gereği iade tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu ekskavatörün, takdiyatlarından ari olarak, «masraflar» davalıya ait olmak üzere davacı tarafça davalıya iadesine, 247.500,00 euronun aracın iadesinden itibaren başlayacak 3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi uyarınca faiziy …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıdan satın aldığı araçta iddia edildiği üzere «gizli ayıp» bulunmadığı, aracın «bedelinin iadesi» ya da misli ile değiştirilmesi talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ticari netilikteki satıma konu taşıtın ayıplı olduğu iddiasıyla «sözleşmeden dönme» ve satış bedelinin tahsili, olmadığı takdirde satılanan ayıptan ari bir yenisiyle değiştirilmesi taleplerine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 266 · ayıp · bedel iadesi · fatura · cy/cy kaydı · hasar · eksik inceleme · zamanaşımı
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu araçtaki ayıbın üretim hatasından kaynaklandığını ve gizli bir «ayıp» olduğunu, aracın «teslim» alındığı ve tescil edildiği tarih olan 11.08.2014 tarihinden itibaren birçok kez arızaları olduğunu, arızaların sürekli tekrarlandığını, müvekkili şirketin servis olarak kullandığı araçta motor ile ilgili arızanın hiçbir zaman giderilemediğini, araç ile ilgili servis kayıtları ve «hasar» dosyalarının da delil olarak gösterildiğini servis hizmeti veren şirketin davalının yetkili servisi olmakla davalı taraf adına yanlı davranarak tüm «fatura» ve servis kayıtlarını dosyaya sunmadığını, davaya konu araçtaki yaşanan sıkıntıların devam etmesi nedeniyle davacının yetkili servis firmasını değiştirmek durumunda kaldığını, yeni servis firmasından alınan fatura ve servis evraklarının da dosya kapsamına sunulduğunu, bu servis «kaydı» ve faturalardan da açıkça anlaşılacağı üzere, aracın alındığı günden bu yana araçtaki bahse konu ayıp ve arızaların devam ettiğini, arızaların devam etmiş olduğunun bilirkişi raporunda da "motor arıza uyarı lambasının" yandığı şeklinde tespit edildiğini, bilirkişi raporunda bahsi geçen uyarı lambasının neden yandığı konusunda «kesin» ve net bir ibare bulunmadığını, bu kapsamda mahkemeye bu motor arıza lambasının kullanıcı hatasından mı, yoksa üretim hatasından mı kaynaklandığının belirlenmesi g …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «zamanaşımı» itirazında bulunmuş ve ayrıca araçta faydalanmayı engelleyecek nitelikte gizli veya açık bir «ayıp» olmadığını, halihazırda aracın kullanılmakta olduğunu, aracın özensiz kullanımından kaynaklı sorunlar olabileceğini, değiştirildiği iddia edilen parçaların yakıt k …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıdan satın aldığı araçta iddia edildiği üzere «gizli ayıp» bulunmadığı, aracın «bedelinin iadesi» ya da misli ile değiştirilmesi talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin servis hizmeti veren şirketin dosyaya sunmadığı belgeler olduğunu iddia ettiği ancak bunu ispatlayamadığı, dava konusu araçta üretimden kaynaklı «ayıp» bulunduğuna ilişkin iddianın kanıtlanmadığı, aracın çalışır durumda olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/333 E. , 2024/2244 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1549 E., 2022/1467 K.
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/688 E., 2022/312 K.
Taraflar arasındaki ticari satım sözleşmesinde kaynaklanan dava dolayısı ile yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.03.2024 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. ..., Av. ... ile davalı vekilleri Av. ..., Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı şirketten Liebherr marka 2013 Model Ekskavatör sınıfındaki iş makinesini Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. vasıtasıyla Kartal 4. Noterliğinin 17.04.014 tarih ve 12403 yevmiye no.lu finansal kiralama sözleşmesi yoluyla satın aldığını, söz konusu iş makinesinin 21.03.2016 tarihinde müvekkil tarafından sözleşmeye ilişkin borcun ödenmesi sonrasında adına tescil edildiğini, 17.04.2014 tarihinden itibaren kullanılmaya başlanan iş makinesinin üretimden ve davalı üretici şirketin hatasından kaynaklanan sebeplerle çeşitli arıza ve aksaklıklardan dolayı 13 kere servis gördüğünü, araçta parça değişimi ve tamir işlemleri yaptırılmak zorunda kalındığını, davalı şirkete bu konu defalarca aktarılmasına rağmen sorunun çözülmediğini, Gölpazarı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/8 Değişik iş sayılı delil tespit dosyasında alınan bilirkişi raporuyla dava konusu ekskavatörün gizli ayıplı ve üretim hatalı olduğunun belirlendiğini, dava konusu iş makinesinin sözleşme gereğince akit inikat ve makine teslim tarihi olan 17.04.2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere üç yıl ve 3000 saat süre ile garanti kapsamında olduğunu, garanti süresinin dolmadığını belirterek sözleşmenin feshine, taraflar arasında akdedilen alım satım bedelinin iadesine, aksi takdirde ürünün misli ile değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının makinenin arıza sebebiyle 13 defa servis gördüğüne ve ayıplı bulunduğuna ilişkin iddiasının gerçeği yansıtmadığını, maddi gerçeklerin çarpıtılarak sunulduğunu belirterek davanın öncelikle görev veya hukuki yarar yokluğu nedeniyle, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 22.04.2014 tarihinde iş makinasının alıcıya teslim edildiği, 11.06.2014 tarihinden itibaren her arızalanmada durumun davalıya ihbar edildiği, davalının da ihtirazi kayıt olmaksızın onarım yoluyla sorunları gidermeye çalıştığı, bilirkişi heyetinin 09.07.2019 tarihli raporunda, araçta 7 kez onarımın veya parça değişiminin olduğunu, pistonların yağ kaçırdığını, yürüyüş aksamlarında arızalar meydana geldiğini, bu arızaların her seferinde davalı tarafından ihtirazi kayıt olmaksızın onarılmaya çalışıldığını ancak kalıcı bir çözüm bulunamadığını, arızaların üretim hatasından kaynaklandığını, ayıpların normal bir muayene ile ortaya çıkmayan gizli ayıp niteliğinde olduğunu mütalaa ettikleri, bilirkişi raporuyla tespit edilen ayıp nedeniyle, davacının üründen faydalanmasının mümkün olmadığı, ayıbın elde edilecek faydayı büyük ölçüde ortadan kaldıracak nitelikte oluşu ve hakkaniyet kuralları da dikkate alındığında, somut olayda sözleşmeden dönme koşullarının oluştuğu, davalının sunduğu özel teknik rapor ve özel hukuki mütalaanın esasa etkili bulunmadığı, birlikte ifa kuralı gereği iade tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu ekskavatörün, takdiyatlarından ari olarak, masraflar davalıya ait olmak üzere davacı tarafça davalıya iadesine, 247.500,00 euronun aracın iadesinden itibaren başlayacak 3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi uyarınca faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu makinenin davanın açıldığı tarihten sonra da davacının elinde olduğunu ve davacı tarafından kullanılmaya devam ediliğini, mevcut durumun sözleşmeden dönmeyi haklı kılmadığı için kanun gereği bedelin iade edilmesine hükmedilemeyeceğini, ayrıca sözleşmeden dönmeye karar verilmesi halinde dahi makineyi işletmeye devam eden davacının elde ettiği yararları satıcıya geri vermekle yükümlü olduğunu, mahkemece mal bedeline hükmedilerek davacının açık bir şekilde sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verildiğini, bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, çelişkilerin giderilmediğini, uzman görüşlerinin dikkate alınmadığını, davacının aracı usulüne uygun kullanmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan emtia nedeniyle sözleşmeden dönülerek malın iadesi ile ödenen bedelin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 23/1-c
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 223/2, 227
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051318800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz