Reasüröre karşı açılan davada Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5278 E. 2024/1898 K. · · İlk derece: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Yurt dışında mukim reasürör şirkete karşı açılan davada, davalının esas işyeri, şubesi veya acentesi Türkiye'de bulunmuyorsa Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi yoktur. Tarafların sözleşmeye koyduğu yetki şartı, yalnızca 'Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri' biçiminde genel bir ifade taşıyor ve yetkili mahkeme veya mahkemeler somut olarak gösterilmiyorsa, yetki sözleşmesi geçerli değildir ve milletlerarası yetkiyi kuramaz; bu hâlde dava usulden reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Reasürans sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkta Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi → ret
İddia: Davacı vekili, 5718 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesi uyarınca Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibarıyla yetki kurallarının tayin edeceğini, ayrıca davanın sigortacıya değil reasürör şirkete karşı açıldığını, davalının sigortacı sıfatına sahip olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dava, davacı tarafından davalı reasürör şirkete karşı açılmıştır. Davalı reasürör şirketin esas işyeri, şubesi ya da acentesinden herhangi biri Türkiye'de mukim değildir; bu nedenle uyuşmazlıkta Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Yetkili mahkemesi somut olarak belirlenmeyen yetki sözleşmesinin geçerliliği → ret
İddia: Davacı vekili, sözleşmenin yasa seçimi ve yargı başlıklı maddesinde ihtilafın Türkiye Cumhuriyeti yasalarına tabi olarak çözümleneceğinin ve Türkiye Cumhuriyeti içerisinde herhangi bir yetkili mahkemenin kabul edildiğinin hüküm altına alındığını, hukuki uyuşmazlığın belirli olduğunu ve yetkili mahkemelerin gösterildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşmedeki yetki şartında uyuşmazlıkların Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre çözümleneceği ve tarafların Türkiye Cumhuriyeti'nde yer alan mahkemelerin yetkisini kabul ettikleri belirtilmiş ise de Türkiye'de hangi mahkemelerin yetkili olduğu açıkça kararlaştırılmamıştır. 6100 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi uyarınca yapılan yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için 18 inci maddesine göre yetkili mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi gerekir. Yetkili mahkeme somut olarak belirlenmediğinden taraflar arasında usulüne uygun düzenlenmiş bir yetki sözleşmesi bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Yetkili mahkemesi somut olarak gösterilmeyen yetki şartının geçersizliği ve reasüröre karşı açılan davada Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunmaması bakımından emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- Yetki sözleşmesinin geçerliliği için yetkili mahkeme veya mahkemelerin somut olarak gösterilmesi zorunludur; yalnızca bir ülkenin mahkemelerine genel atıf yapan şart geçerli yetki sözleşmesi oluşturmaz. Davalı reasürör/sigortacının esas işyeri, şubesi veya acentesi Türkiye'de bulunmuyorsa Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi yoktur.
- Dava şartı
- Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
reasürans sözleşmesi↗ milletlerarası yetki↗ yetki sözleşmesi↗ yetkili mahkemenin belirliliği↗ sigortacının esas işyeri↗ usulden ret↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5957 E. 2023/6685 K.
Ortak:reasürans sözleşmesi · yetki sözleşmesi · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan «reasürans sözleşmesinde» yer alan «yetki» şartında uyuşmazlıkların Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre çözümleneceği ve tarafların Türkiye Cumhuriyeti'nde yer alan mahkemelerin «yetkisini» ve bu mahkemeye yargı yetkisini vermek için tüm şartlara uymayı kabul ettiğine dair hüküm yer aldığı, Türkiye'de hangi mahkemelerin yetkili olduğu hususu açıkça kararlaştırılmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 17 nci maddesi uyarınca yapılan «yetki sözleşmesinin» geçerli olabilmesi için 6100 sayılı Kanun'un 18 nci maddesine göre yetkili mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi gerektiği, reasürans sözleşmesinde yetkili mahkemenin somut olarak belirlenmemiş olması nedeniyle taraflar arasında usulüne uygun düzenlenmiş bir yetki sözleşmesi bulunmadığı, «sigorta sözleşmesinden doğan» uyuşmazlıkta, dava «sigorta ettirene», sigortalıya veya «lehdara» karşı açılmadığından 5718 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesi uyarınca sigortacının esas işyerinin veya sigorta sözleşmesini yapan şubesi veya «acentesinin» Türkiye'de bulunması halinde esas işyeri, şube veya acentenin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olacağını, ancak dava konusu sözleşmenin sigortacı davalının şubesi veya acentası aracılığı ile imzalanmadığı bizzat davalı şirket tarafından imzalandığı, sigortacının esas iş yeri mahkemesinin Viyana Mahkemeleri olduğu, 5718 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesi uyarınca Türk Mahkemelerinin yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki «reasürans sözleşmesinin» yasa seçimi ve yargı başlıklı maddesinde taraflar arasındaki doğabilecek bir ihtilafın Türkiye Cumhuriyeti yasalarına tabi olarak çözümleneceği ve Türkiye Cumhuriyeti içerisinde herhangi bir yetkili mahkemenin kabul edildiği ve bu mahkemeye yargı «yetkisini» vermek için tüm şartlara uyulacağının açık bir şekilde hüküm altına alındığını, 5718 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesi uyarınca Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle «yetki» kurallarının tayin edeceğini, bu nedenle «yetki sözleşmesinin» geçerli olup olmadığının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) hükümlerine göre belirleneceğini, taraflar arasındaki sözleşmede hukuki uyuşmazl …
… si ya da acentasından herhangi birisinin Türkiye’de mukim olmadığı, uyuşmazlıkta Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan «reasürans sözleşmesinde» yer alan «yetki» şartında uyuşmazlıkların Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre çözümleneceği ve tarafların Türkiye Cumhuriyeti'nde yer alan mahkemelerin «yetkisini» ve bu mahkemeye yargı yetkisini vermek için tüm şartlara uymayı kabul ettiğine dair hüküm yer almakta ise de Türkiye'de hangi mahkemelerin yetkili olduğu hususu açıkça kararlaştırılmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi uyarınca yapılan «yetki sözleşmesinin» geçerli olabilmesi için 18 inci maddesine göre yetkili mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi gerektiği, reasürans sözleşmesinde yetkili mahkemenin somut olarak be …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki «yetki sözleşmesinde» yetkili mahkemenin somut olarak belirlenmediği, taraflar arasında yapılmış yetki sözleşmesinin geçerli olmadığı, davanın «sigorta ettirene», sigortalıya veya «lehtara» karşı açılmadığı, mahkemenin yetkili olmadığı 5718 sayılı Kanun'un 46 ıncı maddesinin ilk cümlesi uyarınca, sigortacının esas işyeri Türkiye'de ise veya «sigorta sözleşmesini» yapan şubesi veya «acentesi» bulunuyorsa, söz konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak esas işyeri, şube veya acentenin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu, ancak söz konusu sözleşmenin sigortacı davalının şubesi veya acentası aracılığı ile imzalanmadığı, bizzat davalı şirket tarafından akdedildiği, sigortacının esas iş yeri mahkemesinin Viyana Mahkemesi olduğu, dolayısıyla Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» bulunmadığı ve yasal sürede de «yetki ilk itirazında» bulunulduğu gerekçesiyle Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki ilk itirazı · ilk itiraz · sigorta ettiren · yetki itirazı · lehtar · teminat kapsamı · sigorta sözleşmesi · rücuen tazminat
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki «yetki sözleşmesinde» yetkili mahkemenin somut olarak belirlenmediği, taraflar arasında yapılmış yetki sözleşmesinin geçerli olmadığı, davanın «sigorta ettirene», sigortalıya veya «lehtara» karşı açılmadığı, mahkemenin yetkili olmadığı 5718 sayılı Kanun'un 46 ıncı maddesinin ilk cümlesi uyarınca, sigortacının esas işyeri Türkiye'de ise veya «sigorta sözleşmesini» yapan şubesi veya «acentesi» bulunuyorsa, söz konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak esas işyeri, şube veya acentenin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu, ancak söz konusu sözleşmenin sigortacı davalının şubesi veya acentası aracılığı ile imzalanmadığı, bizzat davalı şirket tarafından akdedildiği, sigortacının esas iş yeri mahkemesinin Viyana Mahkemesi olduğu, dolayısıyla Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» bulunmadığı ve yasal sürede de «yetki ilk itirazında» bulunulduğu gerekçesiyle Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın «sigorta sözleşmesinden» kaynaklandığını, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 46 ncı maddesi gereği Türk Mahkemelerinin yetkili olması için, sigortacının esas yerinin Türkiye'de olması veya sigorta sözleşmesini yapan şubenin veya «acentenin» Türkiye'de bulunması gerektiğini, ancak somut olayda sigorta sözleşmesinin Viyana'da yapıldığını ve müvekkili şirketin Türkiye'de acentesi veya şubesi bulunmadığını, ayrıca taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi kapsamında müvekkilinin sigortacı konumunda bulunduğunu ve bu nedenle de bahsi geçen «sigorta ettiren», sigortalı ve «lehtar» olma şartlarından hiçbirini karşılamadığını, dolayısıyla Türk Mahkemelerinin milletlerarası «yetkisinin» bulunmadığını, esas yönünden ise davacı tarafından sigortalısına yapılan ödemenin müvekkilinden talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasındaki «rücuen tazminat» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince Mahkemenin «yetkisizliğine» karar verilmiştir.
… n %5.814'üne isabet eden tutarı üstlendiğini, sigortalı dava dışı şirkete ait liman sahası tesislerinin çeşitli yerlerinde deniz kabarması sonucu meydana gelen ağır «hasara» ilişkin, «teminat kapsamı» dahilinde müvekkili şirket tarafından dava dışı sigortalıya 2.941.200,00 USD ödeme yapıldığını, davalı şirketin bu tutarın %5.814'ü olan 171.000,00 USD'den sorumlu …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5277 E. 2023/5917 K.
Ortak:reasürans sözleşmesi · yetki sözleşmesi · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan «reasürans sözleşmesinde» yer alan «yetki» şartında uyuşmazlıkların Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre çözümleneceği ve tarafların Türkiye Cumhuriyeti'nde yer alan mahkemelerin «yetkisini» ve bu mahkemeye yargı yetkisini vermek için tüm şartlara uymayı kabul ettiğine dair hüküm yer aldığı, Türkiye'de hangi mahkemelerin yetkili olduğu hususu açıkça kararlaştırılmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 17 nci maddesi uyarınca yapılan «yetki sözleşmesinin» geçerli olabilmesi için 6100 sayılı Kanun'un 18 nci maddesine göre yetkili mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi gerektiği, reasürans sözleşmesinde yetkili mahkemenin somut olarak belirlenmemiş olması nedeniyle taraflar arasında usulüne uygun düzenlenmiş bir yetki sözleşmesi bulunmadığı, «sigorta sözleşmesinden doğan» uyuşmazlıkta, dava «sigorta ettirene», sigortalıya veya «lehdara» karşı açılmadığından 5718 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesi uyarınca sigortacının esas işyerinin veya sigorta sözleşmesini yapan şubesi veya «acentesinin» Türkiye'de bulunması halinde esas işyeri, şube veya acentenin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olacağını, ancak dava konusu sözleşmenin sigortacı davalının şubesi veya acentası aracılığı ile imzalanmadığı bizzat davalı şirket tarafından imzalandığı, sigortacının esas iş yeri mahkemesinin Viyana Mahkemeleri olduğu, 5718 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesi uyarınca Türk Mahkemelerinin yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki «reasürans sözleşmesinin» yasa seçimi ve yargı başlıklı maddesinde taraflar arasındaki doğabilecek bir ihtilafın Türkiye Cumhuriyeti yasalarına tabi olarak çözümleneceği ve Türkiye Cumhuriyeti içerisinde herhangi bir yetkili mahkemenin kabul edildiği ve bu mahkemeye yargı «yetkisini» vermek için tüm şartlara uyulacağının açık bir şekilde hüküm altına alındığını, 5718 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesi uyarınca Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle «yetki» kurallarının tayin edeceğini, bu nedenle «yetki sözleşmesinin» geçerli olup olmadığının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) hükümlerine göre belirleneceğini, taraflar arasındaki sözleşmede hukuki uyuşmazl …
… si ya da acentasından herhangi birisinin Türkiye’de mukim olmadığı, uyuşmazlıkta Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan «reasürans sözleşmesinde» yer alan «yetki» şartında uyuşmazlıkların Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre çözümleneceği ve tarafların Türkiye Cumhuriyeti'nde yer alan mahkemelerin «yetkisini» ve bu mahkemeye yargı yetkisini vermek için tüm şartlara uymayı kabul ettiğine dair hüküm yer almakta ise de Türkiye'de hangi mahkemelerin yetkili olduğu hususu açıkça kararlaştırılmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi uyarınca yapılan «yetki sözleşmesinin» geçerli olabilmesi için 18 inci maddesine göre yetkili mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi gerektiği, reasürans sözleşmesinde yetkili mahkemenin somut olarak be …
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «reasürans sözleşmesinin» İstanbul'da imzalandığını, sözleşmenin akdedildiği yere göre yetkili mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10 uncu maddesine göre Türk Mahkemeleri olduğunu, İstanbul'da mukim bir sigorta şirketi «aracılığıyla sözleşmenin» imzalandığını, ayrıca reasürans sözleşmesinde Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» kabul edildiğini, davacıya gönderilen e-mail'lerin "raysigorta.com.tr" uzantılı adresten gönderildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların arasında Türk Mahkemelerini yetkili kılan bir «yetki sözleşmesinin» bulunmadığını, 5718 sayılı Kanun'un 46 ıncı maddesi uyarınca yetkili bir Türk Mahkemesinin de bulunmadığı, bu sebeple kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aracılık sözleşmesi · teminat kapsamı · acentelik · yetki · yetkisizlik kararı · sigorta poliçesi · teminat
Benzer bu kararda… acı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Eren Enerji Elektrik Üretim A.Ş.'ye ait santral ve liman sahası tesislerinin davalı şirket tarafından geniş kapsamlı işletme «sigorta poliçesi» kapsamında %38 oranında sigortalandığını, diğer müşterek sigortacıların %55 pay ile Güneş Sigorta A.Ş., %5 pay ile Axa Sigorta A.Ş., %2 pay ile Anadolu Sigorta A.Ş. olduğunu, davalı şirketin ise 28.12.2016 tarihli reasürans poliçesi ile davacı şirkete ait riskin %6.579'unu üstlendiğini, sigortalıya ait termik santral tesisleri kapsamında bulunan üçüncü ünitede yapılan A sınıfı bakım çalışmaları esnasında ünitenin buhar türbininin sabit kanatlarında çatlakların tespit edildiğini, sigorta poliçesi «teminatı kapsamında» 2.238.716,04 USD bedelli zararın davacı şirket tarafından karşılandığını, bu bedelin %6.579'u olan 147.285,13 USD'den davalının sorumlu olduğunu, ancak herhangi bi …
… tarafından akdedildiği, sigortacının esas iş yerinin bulunduğu mahkemenin Viyana Mahkemesi olduğu, 5718 sayılı Kanun'un 46 ıncı maddesi uyarınca Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» bulunmadığı gerekçesiyle Mahkemenin yetkisizliğine, dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «reasürans sözleşmesinin» İstanbul'da imzalandığını, sözleşmenin akdedildiği yere göre yetkili mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10 uncu maddesine göre Türk Mahkemeleri olduğunu, İstanbul'da mukim bir sigorta şirketi «aracılığıyla sözleşmenin» imzalandığını, ayrıca reasürans sözleşmesinde Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» kabul edildiğini, davacıya gönderilen e-mail'lerin "raysigorta.com.tr" uzantılı adresten gönderildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13447 E. 2011/5970 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu mali sorumluluk sigortası · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · maddi tazminat · yasal faiz · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… m dosya kapsamına göre, meydana gelen kazada davalı ...’in tam kusurlu olduğu, davacının içinde bulunduğu araç sürücüsünün kusurunun bulunmaması nedeniyle bu aracın «zorunlu mali sorumluluk sigortacısı» olan davalı İsviçre Sigorta A.Ş.’nin sorumluluğunun bulunmadığı, davalının kullandığı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmadığı, davacının muayene ve protez giderinin 1.525 TL olduğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, kazanın oluş şekli göz önüne alınarak davacı lehine 2.500 TL manevi tazminata hükmetmek gerektiği gerekçesiyle 2.479,60 TL «maddi tazminatın» davalı ... için olay tarihinden, davalı ... için dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte, 2.500 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’ten tahsiline, diğer davalı hakkında açılan davanın …
… Ancak, mahkemece davacının davalı Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Karayolu Trafik Garanti Sigortası hakkındaki manevi tazminat talebinin tamamının, «maddi tazminat» talebinin ise bir kısmının reddine karar verilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/4 maddesi gereğince davalı lehine, reddedilen maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olarak ayrı ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesi nedeniyle kararın bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı ge …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6439 E. 2013/9450 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:poliçe limiti · trafik kazası · kusur oranı · kusur · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, meydana gelen «trafik kazası» nedeniyle davalıların sorumlu olduğu, «kusur oranlarının» 2/8 ve 6/8 olarak tespit edilmesine karşın kusurun müteselsil borçluların iç ilişkisi açısından önem arzettiği, davalı Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği'nin kusurunun bulunmadığı ayrıca davacının bu şirkete dava açarak hasmını yanlış belirttiği, buna karşın Güvence Hesabı yönünden açılmış bir dava bulunmadığı gerekçesiyle, davanı kabulü ile 11.802,56 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, davalı ...Ş’nin sorumluluğunun «poliçe limiti» ve 5.114,93 TL ile sınırlı tutulmasına davalı Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği yönünden açılan davanın reddine, Güvence Hesabı yönünden usule uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı için bu davalıya ilişkin olarak karar «verilmesine yer olmadığına» dair verilen karar davacı vekili, davalı ... vekili ve Ak Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 31/10/2012 tarihli kararı ile bozulmuştur.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11399 E. 2012/16589 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5278 E. , 2024/1898 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/562 Esas, 2022/873 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/1144 E., 2021/509 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında reasürans sözleşmesi olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı şirket tarafından yüklenilen ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete sorumluluk tutarlarında ödeme yapılmamasının hukuken geçerli hiçbir nedeninin bulunmadığını ileri sürerek davalı şirket tarafından sigortalının 25.08.2017 tarihinde işin durması nedeniyle gerçekleşen kar kaybına ilişkin 294.538,45 USD tutarında tazminat ile davalı şirket tarafından sigortalının 18.01.2018 tarihinde gerçekleşen hasarına ilişkin haksız olarak ödenmeyen 376.200,00 USD tutarında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 46 ncı maddesi uyarınca davada Türk Mahkemelerinin yetkili olmadığını, müvekkilinin mukim bulunduğu Viyana Mahkemelerinin yetkili olduğunu ve esasa ilişkin itirazlarını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan reasürans sözleşmesinde yer alan yetki şartında uyuşmazlıkların Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre çözümleneceği ve tarafların Türkiye Cumhuriyeti'nde yer alan mahkemelerin yetkisini ve bu mahkemeye yargı yetkisini vermek için tüm şartlara uymayı kabul ettiğine dair hüküm yer aldığı, Türkiye'de hangi mahkemelerin yetkili olduğu hususu açıkça kararlaştırılmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 17 nci maddesi uyarınca yapılan yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için 6100 sayılı Kanun'un 18 nci maddesine göre yetkili mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi gerektiği, reasürans sözleşmesinde yetkili mahkemenin somut olarak belirlenmemiş olması nedeniyle taraflar arasında usulüne uygun düzenlenmiş bir yetki sözleşmesi bulunmadığı, sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkta, dava sigorta ettirene, sigortalıya veya lehdara karşı açılmadığından 5718 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesi uyarınca sigortacının esas işyerinin veya sigorta sözleşmesini yapan şubesi veya acentesinin Türkiye'de bulunması halinde esas işyeri, şube veya acentenin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olacağını, ancak dava konusu sözleşmenin sigortacı davalının şubesi veya acentası aracılığı ile imzalanmadığı bizzat davalı şirket tarafından imzalandığı, sigortacının esas iş yeri mahkemesinin Viyana Mahkemeleri olduğu, 5718 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesi uyarınca Türk Mahkemelerinin yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki reasürans sözleşmesinin yasa seçimi ve yargı başlıklı maddesinde taraflar arasındaki doğabilecek bir ihtilafın Türkiye Cumhuriyeti yasalarına tabi olarak çözümleneceği ve Türkiye Cumhuriyeti içerisinde herhangi bir yetkili mahkemenin kabul edildiği ve bu mahkemeye yargı yetkisini vermek için tüm şartlara uyulacağının açık bir şekilde hüküm altına alındığını, 5718 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesi uyarınca Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarının tayin edeceğini, bu nedenle yetki sözleşmesinin geçerli olup olmadığının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) hükümlerine göre belirleneceğini, taraflar arasındaki sözleşmede hukuki uyuşmazlığın belirli olduğunu ve yetkili mahkemelerin gösterildiğini, ayrıca davanın sigortacıya karşı değil reasürans şirketine karşı açıldığını, davalının sigortacı sıfatına sahip olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davacı tarafından davalı reasürör şirketine karşı açıldığı, davalı reasürör şirketinin esas işyeri veya şubesi ya da acentasından herhangi birisinin Türkiye’de mukim olmadığı, uyuşmazlıkta Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan reasürans sözleşmesinde yer alan yetki şartında uyuşmazlıkların Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre çözümleneceği ve tarafların Türkiye Cumhuriyeti'nde yer alan mahkemelerin yetkisini ve bu mahkemeye yargı yetkisini vermek için tüm şartlara uymayı kabul ettiğine dair hüküm yer almakta ise de Türkiye'de hangi mahkemelerin yetkili olduğu hususu açıkça kararlaştırılmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi uyarınca yapılan yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için 18 inci maddesine göre yetkili mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi gerektiği, reasürans sözleşmesinde yetkili mahkemenin somut olarak belirlenmemiş olması nedeniyle taraflar arasında usulüne uygun düzenlenmiş bir yetki sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacıvekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının sigortalıya ödediği hasar bedelinin reasürans sözleşmesi kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 17 v.d. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051059400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz