Rücuen tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5957 E. 2023/6685 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
reasürans sözleşmesi↗ yetki ilk itirazı↗ yetki sözleşmesi↗ ilk itiraz↗ sigorta ettiren↗ yetki itirazı↗ lehtar↗ teminat kapsamı↗ sigorta sözleşmesi↗ rücuen tazminat↗ acentelik↗ esastan ret↗ yetki↗ yetkisizlik kararı↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/1113 E., 2020/826 K.
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı sigortalı ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş.'ye ait Termik Santral ve Liman Sahası Tesislerinin müvekkili şirket tarafından Geniş Kapsamlı İşletme Sigorta Poliçesi ile %43 oranında sigortalandığını, diğer müşterek sigortacıların %55 pay ile Güneş Sigorta A.Ş., %2 pay ile Anadolu Sigorta A.Ş. olduğunu, davalı şirketin ise 27.12.2017 tarihli Reasürans Poliçesi ile müvekkili şirkete ait riskin %5.814'üne isabet eden tutarı üstlendiğini, sigortalı dava dışı şirkete ait liman sahası tesislerinin çeşitli yerlerinde deniz kabarması sonucu meydana gelen ağır hasara ilişkin, teminat kapsamı dahilinde müvekkili şirket tarafından dava dışı sigortalıya 2.941.200,00 USD ödeme yapıldığını, davalı şirketin bu tutarın %5.814'ü olan 171.000,00 USD'den sorumlu olmasına rağmen müvekkili şirkete ödeme yapılmadığını ileri sürerek 171.000,00 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın sigorta sözleşmesinden kaynaklandığını, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 46 ncı maddesi gereği Türk Mahkemelerinin yetkili olması için, sigortacının esas yerinin Türkiye'de olması veya sigorta sözleşmesini yapan şubenin veya acentenin Türkiye'de bulunması gerektiğini, ancak somut olayda sigorta sözleşmesinin Viyana'da yapıldığını ve müvekkili şirketin Türkiye'de acentesi veya şubesi bulunmadığını, ayrıca taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi kapsamında müvekkilinin sigortacı konumunda bulunduğunu ve bu nedenle de bahsi geçen sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar olma şartlarından hiçbirini karşılamadığını, dolayısıyla Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunmadığını, esas yönünden ise davacı tarafından sigortalısına yapılan ödemenin müvekkilinden talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki yetki sözleşmesinde yetkili mahkemenin somut olarak belirlenmediği, taraflar arasında yapılmış yetki sözleşmesinin geçerli olmadığı, davanın sigorta ettirene, sigortalıya veya lehtara karşı açılmadığı, mahkemenin yetkili olmadığı 5718 sayılı Kanun'un 46 ıncı maddesinin ilk cümlesi uyarınca, sigortacının esas işyeri Türkiye'de ise veya sigorta sözleşmesini yapan şubesi veya acentesi bulunuyorsa, söz konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak esas işyeri, şube veya acentenin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu, ancak söz konusu sözleşmenin sigortacı davalının şubesi veya acentası aracılığı ile imzalanmadığı, bizzat davalı şirket tarafından akdedildiği, sigortacının esas iş yeri mahkemesinin Viyana Mahkemesi olduğu, dolayısıyla Türk Mahkemelerinin yetkisinin bulunmadığı ve yasal sürede de yetki ilk itirazında bulunulduğu gerekçesiyle Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sözleşmenin akdedildiği yer mahkemelerinin yetkisini ortadan kaldıracak bir durum söz konusu olmadığını, dosyada mübrez, yine aynı taraflar arasında geçerli olan emsal Reasürans Sözleşmesi'nde Türk Hukuku ve Yargı Yetkisinin kabul edilmiş olduğunu, bu durumun dahi tarafların iradesini ve aralarındaki mutad uygulamanın aynı şekilde devam ettiğini ortaya koyduğunu, sözleşmenin İstanbul'da akdedilmiş olduğu dikkate alındığında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun onuncu maddesi gereğince İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, bu nedenle davalı tarafın yetki itirazının haksız olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Türk Mahkemelerinin yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
2. 5718 sayılı Kanun'un 46 ıncı maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5277 E. 2023/5917 K.
Ortak:reasürans sözleşmesi · yetki sözleşmesi · teminat kapsamı · acentelik · yetki · yetkisizlik kararı · sigorta poliçesi · teminat · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki «yetki sözleşmesinde» yetkili mahkemenin somut olarak belirlenmediği, taraflar arasında yapılmış yetki sözleşmesinin geçerli olmadığı, davanın «sigorta ettirene», sigortalıya veya «lehtara» karşı açılmadığı, mahkemenin yetkili olmadığı 5718 sayılı Kanun'un 46 ıncı maddesinin ilk cümlesi uyarınca, sigortacının esas işyeri Türkiye'de ise veya «sigorta sözleşmesini» yapan şubesi veya «acentesi» bulunuyorsa, söz konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak esas işyeri, şube veya acentenin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu, ancak söz konusu sözleşmenin sigortacı davalının şubesi veya acentası aracılığı ile imzalanmadığı, bizzat davalı şirket tarafından akdedildiği, sigortacının esas iş yeri mahkemesinin Viyana Mahkemesi olduğu, dolayısıyla Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» bulunmadığı ve yasal sürede de «yetki ilk itirazında» bulunulduğu gerekçesiyle Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
… n %5.814'üne isabet eden tutarı üstlendiğini, sigortalı dava dışı şirkete ait liman sahası tesislerinin çeşitli yerlerinde deniz kabarması sonucu meydana gelen ağır «hasara» ilişkin, «teminat kapsamı» dahilinde müvekkili şirket tarafından dava dışı sigortalıya 2.941.200,00 USD ödeme yapıldığını, davalı şirketin bu tutarın %5.814'ü olan 171.000,00 USD'den sorumlu …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın «sigorta sözleşmesinden» kaynaklandığını, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 46 ncı maddesi gereği Türk Mahkemelerinin yetkili olması için, sigortacının esas yerinin Türkiye'de olması veya sigorta sözleşmesini yapan şubenin veya «acentenin» Türkiye'de bulunması gerektiğini, ancak somut olayda sigorta sözleşmesinin Viyana'da yapıldığını ve müvekkili şirketin Türkiye'de acentesi veya şubesi bulunmadığını, ayrıca taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi kapsamında müvekkilinin sigortacı konumunda bulunduğunu ve bu nedenle de bahsi geçen «sigorta ettiren», sigortalı ve «lehtar» olma şartlarından hiçbirini karşılamadığını, dolayısıyla Türk Mahkemelerinin milletlerarası «yetkisinin» bulunmadığını, esas yönünden ise davacı tarafından sigortalısına yapılan ödemenin müvekkilinden talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… acı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Eren Enerji Elektrik Üretim A.Ş.'ye ait santral ve liman sahası tesislerinin davalı şirket tarafından geniş kapsamlı işletme «sigorta poliçesi» kapsamında %38 oranında sigortalandığını, diğer müşterek sigortacıların %55 pay ile Güneş Sigorta A.Ş., %5 pay ile Axa Sigorta A.Ş., %2 pay ile Anadolu Sigorta A.Ş. olduğunu, davalı şirketin ise 28.12.2016 tarihli reasürans poliçesi ile davacı şirkete ait riskin %6.579'unu üstlendiğini, sigortalıya ait termik santral tesisleri kapsamında bulunan üçüncü ünitede yapılan A sınıfı bakım çalışmaları esnasında ünitenin buhar türbininin sabit kanatlarında çatlakların tespit edildiğini, sigorta poliçesi «teminatı kapsamında» 2.238.716,04 USD bedelli zararın davacı şirket tarafından karşılandığını, bu bedelin %6.579'u olan 147.285,13 USD'den davalının sorumlu olduğunu, ancak herhangi bi …
… tarafından akdedildiği, sigortacının esas iş yerinin bulunduğu mahkemenin Viyana Mahkemesi olduğu, 5718 sayılı Kanun'un 46 ıncı maddesi uyarınca Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» bulunmadığı gerekçesiyle Mahkemenin yetkisizliğine, dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «reasürans sözleşmesinin» İstanbul'da imzalandığını, sözleşmenin akdedildiği yere göre yetkili mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10 uncu maddesine göre Türk Mahkemeleri olduğunu, İstanbul'da mukim bir sigorta şirketi «aracılığıyla sözleşmenin» imzalandığını, ayrıca reasürans sözleşmesinde Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» kabul edildiğini, davacıya gönderilen e-mail'lerin "raysigorta.com.tr" uzantılı adresten gönderildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aracılık sözleşmesi
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «reasürans sözleşmesinin» İstanbul'da imzalandığını, sözleşmenin akdedildiği yere göre yetkili mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10 uncu maddesine göre Türk Mahkemeleri olduğunu, İstanbul'da mukim bir sigorta şirketi «aracılığıyla sözleşmenin» imzalandığını, ayrıca reasürans sözleşmesinde Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» kabul edildiğini, davacıya gönderilen e-mail'lerin "raysigorta.com.tr" uzantılı adresten gönderildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
-
Reasüröre karşı açılan davada Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5278 E. 2024/1898 K.
Ortak:reasürans sözleşmesi · yetki sözleşmesi · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki «yetki sözleşmesinde» yetkili mahkemenin somut olarak belirlenmediği, taraflar arasında yapılmış yetki sözleşmesinin geçerli olmadığı, davanın «sigorta ettirene», sigortalıya veya «lehtara» karşı açılmadığı, mahkemenin yetkili olmadığı 5718 sayılı Kanun'un 46 ıncı maddesinin ilk cümlesi uyarınca, sigortacının esas işyeri Türkiye'de ise veya «sigorta sözleşmesini» yapan şubesi veya «acentesi» bulunuyorsa, söz konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak esas işyeri, şube veya acentenin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu, ancak söz konusu sözleşmenin sigortacı davalının şubesi veya acentası aracılığı ile imzalanmadığı, bizzat davalı şirket tarafından akdedildiği, sigortacının esas iş yeri mahkemesinin Viyana Mahkemesi olduğu, dolayısıyla Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» bulunmadığı ve yasal sürede de «yetki ilk itirazında» bulunulduğu gerekçesiyle Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan «reasürans sözleşmesinde» yer alan «yetki» şartında uyuşmazlıkların Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre çözümleneceği ve tarafların Türkiye Cumhuriyeti'nde yer alan mahkemelerin «yetkisini» ve bu mahkemeye yargı yetkisini vermek için tüm şartlara uymayı kabul ettiğine dair hüküm yer aldığı, Türkiye'de hangi mahkemelerin yetkili olduğu hususu açıkça kararlaştırılmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 17 nci maddesi uyarınca yapılan «yetki sözleşmesinin» geçerli olabilmesi için 6100 sayılı Kanun'un 18 nci maddesine göre yetkili mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi gerektiği, reasürans sözleşmesinde yetkili mahkemenin somut olarak belirlenmemiş olması nedeniyle taraflar arasında usulüne uygun düzenlenmiş bir yetki sözleşmesi bulunmadığı, «sigorta sözleşmesinden doğan» uyuşmazlıkta, dava «sigorta ettirene», sigortalıya veya «lehdara» karşı açılmadığından 5718 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesi uyarınca sigortacının esas işyerinin veya sigorta sözleşmesini yapan şubesi veya «acentesinin» Türkiye'de bulunması halinde esas işyeri, şube veya acentenin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olacağını, ancak dava konusu sözleşmenin sigortacı davalının şubesi veya acentası aracılığı ile imzalanmadığı bizzat davalı şirket tarafından imzalandığı, sigortacının esas iş yeri mahkemesinin Viyana Mahkemeleri olduğu, 5718 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesi uyarınca Türk Mahkemelerinin yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki «reasürans sözleşmesinin» yasa seçimi ve yargı başlıklı maddesinde taraflar arasındaki doğabilecek bir ihtilafın Türkiye Cumhuriyeti yasalarına tabi olarak çözümleneceği ve Türkiye Cumhuriyeti içerisinde herhangi bir yetkili mahkemenin kabul edildiği ve bu mahkemeye yargı «yetkisini» vermek için tüm şartlara uyulacağının açık bir şekilde hüküm altına alındığını, 5718 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesi uyarınca Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle «yetki» kurallarının tayin edeceğini, bu nedenle «yetki sözleşmesinin» geçerli olup olmadığının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) hükümlerine göre belirleneceğini, taraflar arasındaki sözleşmede hukuki uyuşmazl …
… si ya da acentasından herhangi birisinin Türkiye’de mukim olmadığı, uyuşmazlıkta Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan «reasürans sözleşmesinde» yer alan «yetki» şartında uyuşmazlıkların Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre çözümleneceği ve tarafların Türkiye Cumhuriyeti'nde yer alan mahkemelerin «yetkisini» ve bu mahkemeye yargı yetkisini vermek için tüm şartlara uymayı kabul ettiğine dair hüküm yer almakta ise de Türkiye'de hangi mahkemelerin yetkili olduğu hususu açıkça kararlaştırılmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi uyarınca yapılan «yetki sözleşmesinin» geçerli olabilmesi için 18 inci maddesine göre yetkili mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi gerektiği, reasürans sözleşmesinde yetkili mahkemenin somut olarak be …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5957 E. , 2023/6685 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/437 Esas, 2021/397 Karar
HÜKÜM
Esastan ret, Mahkemenin yetkisizliği
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/1113 E., 2020/826 K.
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı sigortalı ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş.'ye ait Termik Santral ve Liman Sahası Tesislerinin müvekkili şirket tarafından Geniş Kapsamlı İşletme Sigorta Poliçesi ile %43 oranında sigortalandığını, diğer müşterek sigortacıların %55 pay ile Güneş Sigorta A.Ş., %2 pay ile Anadolu Sigorta A.Ş. olduğunu, davalı şirketin ise 27.12.2017 tarihli Reasürans Poliçesi ile müvekkili şirkete ait riskin %5.814'üne isabet eden tutarı üstlendiğini, sigortalı dava dışı şirkete ait liman sahası tesislerinin çeşitli yerlerinde deniz kabarması sonucu meydana gelen ağır hasara ilişkin, teminat kapsamı dahilinde müvekkili şirket tarafından dava dışı sigortalıya 2.941.200,00 USD ödeme yapıldığını, davalı şirketin bu tutarın %5.814'ü olan 171.000,00 USD'den sorumlu olmasına rağmen müvekkili şirkete ödeme yapılmadığını ileri sürerek 171.000,00 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın sigorta sözleşmesinden kaynaklandığını, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 46 ncı maddesi gereği Türk Mahkemelerinin yetkili olması için, sigortacının esas yerinin Türkiye'de olması veya sigorta sözleşmesini yapan şubenin veya acentenin Türkiye'de bulunması gerektiğini, ancak somut olayda sigorta sözleşmesinin Viyana'da yapıldığını ve müvekkili şirketin Türkiye'de acentesi veya şubesi bulunmadığını, ayrıca taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi kapsamında müvekkilinin sigortacı konumunda bulunduğunu ve bu nedenle de bahsi geçen sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar olma şartlarından hiçbirini karşılamadığını, dolayısıyla Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunmadığını, esas yönünden ise davacı tarafından sigortalısına yapılan ödemenin müvekkilinden talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki yetki sözleşmesinde yetkili mahkemenin somut olarak belirlenmediği, taraflar arasında yapılmış yetki sözleşmesinin geçerli olmadığı, davanın sigorta ettirene, sigortalıya veya lehtara karşı açılmadığı, mahkemenin yetkili olmadığı 5718 sayılı Kanun'un 46 ıncı maddesinin ilk cümlesi uyarınca, sigortacının esas işyeri Türkiye'de ise veya sigorta sözleşmesini yapan şubesi veya acentesi bulunuyorsa, söz konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak esas işyeri, şube veya acentenin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu, ancak söz konusu sözleşmenin sigortacı davalının şubesi veya acentası aracılığı ile imzalanmadığı, bizzat davalı şirket tarafından akdedildiği, sigortacının esas iş yeri mahkemesinin Viyana Mahkemesi olduğu, dolayısıyla Türk Mahkemelerinin yetkisinin bulunmadığı ve yasal sürede de yetki ilk itirazında bulunulduğu gerekçesiyle Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sözleşmenin akdedildiği yer mahkemelerinin yetkisini ortadan kaldıracak bir durum söz konusu olmadığını, dosyada mübrez, yine aynı taraflar arasında geçerli olan emsal Reasürans Sözleşmesi'nde Türk Hukuku ve Yargı Yetkisinin kabul edilmiş olduğunu, bu durumun dahi tarafların iradesini ve aralarındaki mutad uygulamanın aynı şekilde devam ettiğini ortaya koyduğunu, sözleşmenin İstanbul'da akdedilmiş olduğu dikkate alındığında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun onuncu maddesi gereğince İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, bu nedenle davalı tarafın yetki itirazının haksız olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Türk Mahkemelerinin yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
2. 5718 sayılı Kanun'un 46 ıncı maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981615500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz