6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Rücuen tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5957 E. 2023/6685 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
yetki/yetkisizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
reasürans sözleşmesi yetki ilk itirazı yetki sözleşmesi ilk itiraz sigorta ettiren yetki itirazı lehtar teminat kapsamı sigorta sözleşmesi rücuen tazminat acentelik esastan ret yetki yetkisizlik kararı sigorta poliçesi hasar yükleten (shipper) teminat istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2018/1113 E., 2020/826 K.

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı sigortalı ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş.'ye ait Termik Santral ve Liman Sahası Tesislerinin müvekkili şirket tarafından Geniş Kapsamlı İşletme Sigorta Poliçesi ile %43 oranında sigortalandığını, diğer müşterek sigortacıların %55 pay ile Güneş Sigorta A.Ş., %2 pay ile Anadolu Sigorta A.Ş. olduğunu, davalı şirketin ise 27.12.2017 tarihli Reasürans Poliçesi ile müvekkili şirkete ait riskin %5.814'üne isabet eden tutarı üstlendiğini, sigortalı dava dışı şirkete ait liman sahası tesislerinin çeşitli yerlerinde deniz kabarması sonucu meydana gelen ağır hasara ilişkin, teminat kapsamı dahilinde müvekkili şirket tarafından dava dışı sigortalıya 2.941.200,00 USD ödeme yapıldığını, davalı şirketin bu tutarın %5.814'ü olan 171.000,00 USD'den sorumlu olmasına rağmen müvekkili şirkete ödeme yapılmadığını ileri sürerek 171.000,00 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın sigorta sözleşmesinden kaynaklandığını, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 46 ncı maddesi gereği Türk Mahkemelerinin yetkili olması için, sigortacının esas yerinin Türkiye'de olması veya sigorta sözleşmesini yapan şubenin veya acentenin Türkiye'de bulunması gerektiğini, ancak somut olayda sigorta sözleşmesinin Viyana'da yapıldığını ve müvekkili şirketin Türkiye'de acentesi veya şubesi bulunmadığını, ayrıca taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi kapsamında müvekkilinin sigortacı konumunda bulunduğunu ve bu nedenle de bahsi geçen sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar olma şartlarından hiçbirini karşılamadığını, dolayısıyla Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunmadığını, esas yönünden ise davacı tarafından sigortalısına yapılan ödemenin müvekkilinden talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki yetki sözleşmesinde yetkili mahkemenin somut olarak belirlenmediği, taraflar arasında yapılmış yetki sözleşmesinin geçerli olmadığı, davanın sigorta ettirene, sigortalıya veya lehtara karşı açılmadığı, mahkemenin yetkili olmadığı 5718 sayılı Kanun'un 46 ıncı maddesinin ilk cümlesi uyarınca, sigortacının esas işyeri Türkiye'de ise veya sigorta sözleşmesini yapan şubesi veya acentesi bulunuyorsa, söz konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak esas işyeri, şube veya acentenin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu, ancak söz konusu sözleşmenin sigortacı davalının şubesi veya acentası aracılığı ile imzalanmadığı, bizzat davalı şirket tarafından akdedildiği, sigortacının esas iş yeri mahkemesinin Viyana Mahkemesi olduğu, dolayısıyla Türk Mahkemelerinin yetkisinin bulunmadığı ve yasal sürede de yetki ilk itirazında bulunulduğu gerekçesiyle Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sözleşmenin akdedildiği yer mahkemelerinin yetkisini ortadan kaldıracak bir durum söz konusu olmadığını, dosyada mübrez, yine aynı taraflar arasında geçerli olan emsal Reasürans Sözleşmesi'nde Türk Hukuku ve Yargı Yetkisinin kabul edilmiş olduğunu, bu durumun dahi tarafların iradesini ve aralarındaki mutad uygulamanın aynı şekilde devam ettiğini ortaya koyduğunu, sözleşmenin İstanbul'da akdedilmiş olduğu dikkate alındığında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun onuncu maddesi gereğince İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, bu nedenle davalı tarafın yetki itirazının haksız olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, Türk Mahkemelerinin yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.

2. 5718 sayılı Kanun'un 46 ıncı maddesi

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5277 E. 2023/5917 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Reasüröre karşı açılan davada Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5278 E. 2024/1898 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/5957 E.  ,  2023/6685 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/437 Esas, 2021/397 Karar

HÜKÜM

Esastan ret, Mahkemenin yetkisizliği

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/1113 E., 2020/826 K.

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı sigortalı ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş.'ye ait Termik Santral ve Liman Sahası Tesislerinin müvekkili şirket tarafından Geniş Kapsamlı İşletme Sigorta Poliçesi ile %43 oranında sigortalandığını, diğer müşterek sigortacıların %55 pay ile Güneş Sigorta A.Ş., %2 pay ile Anadolu Sigorta A.Ş. olduğunu, davalı şirketin ise 27.12.2017 tarihli Reasürans Poliçesi ile müvekkili şirkete ait riskin %5.814'üne isabet eden tutarı üstlendiğini, sigortalı dava dışı şirkete ait liman sahası tesislerinin çeşitli yerlerinde deniz kabarması sonucu meydana gelen ağır hasara ilişkin, teminat kapsamı dahilinde müvekkili şirket tarafından dava dışı sigortalıya 2.941.200,00 USD ödeme yapıldığını, davalı şirketin bu tutarın %5.814'ü olan 171.000,00 USD'den sorumlu olmasına rağmen müvekkili şirkete ödeme yapılmadığını ileri sürerek 171.000,00 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın sigorta sözleşmesinden kaynaklandığını, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 46 ncı maddesi gereği Türk Mahkemelerinin yetkili olması için, sigortacının esas yerinin Türkiye'de olması veya sigorta sözleşmesini yapan şubenin veya acentenin Türkiye'de bulunması gerektiğini, ancak somut olayda sigorta sözleşmesinin Viyana'da yapıldığını ve müvekkili şirketin Türkiye'de acentesi veya şubesi bulunmadığını, ayrıca taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi kapsamında müvekkilinin sigortacı konumunda bulunduğunu ve bu nedenle de bahsi geçen sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar olma şartlarından hiçbirini karşılamadığını, dolayısıyla Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunmadığını, esas yönünden ise davacı tarafından sigortalısına yapılan ödemenin müvekkilinden talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki yetki sözleşmesinde yetkili mahkemenin somut olarak belirlenmediği, taraflar arasında yapılmış yetki sözleşmesinin geçerli olmadığı, davanın sigorta ettirene, sigortalıya veya lehtara karşı açılmadığı, mahkemenin yetkili olmadığı 5718 sayılı Kanun'un 46 ıncı maddesinin ilk cümlesi uyarınca, sigortacının esas işyeri Türkiye'de ise veya sigorta sözleşmesini yapan şubesi veya acentesi bulunuyorsa, söz konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak esas işyeri, şube veya acentenin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu, ancak söz konusu sözleşmenin sigortacı davalının şubesi veya acentası aracılığı ile imzalanmadığı, bizzat davalı şirket tarafından akdedildiği, sigortacının esas iş yeri mahkemesinin Viyana Mahkemesi olduğu, dolayısıyla Türk Mahkemelerinin yetkisinin bulunmadığı ve yasal sürede de yetki ilk itirazında bulunulduğu gerekçesiyle Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sözleşmenin akdedildiği yer mahkemelerinin yetkisini ortadan kaldıracak bir durum söz konusu olmadığını, dosyada mübrez, yine aynı taraflar arasında geçerli olan emsal Reasürans Sözleşmesi'nde Türk Hukuku ve Yargı Yetkisinin kabul edilmiş olduğunu, bu durumun dahi tarafların iradesini ve aralarındaki mutad uygulamanın aynı şekilde devam ettiğini ortaya koyduğunu, sözleşmenin İstanbul'da akdedilmiş olduğu dikkate alındığında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun onuncu maddesi gereğince İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, bu nedenle davalı tarafın yetki itirazının haksız olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, Türk Mahkemelerinin yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.

2. 5718 sayılı Kanun'un 46 ıncı maddesi

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981615500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.