İpotek tesis
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/15716 E. 2012/4159 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yolsuz tescil↗ ipoteğin fekki↗ iyiniyet↗ ipotek↗ terkin↗ kötüniyet↗ cy/cy kaydı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı ...'in kredi borcunun hayali hesaplardan yapılan 33.037,76 TL aktarma işlemi ile kapatıldığı ve ipoteğin fekkedildiği, davalı ...'in halen bankaya borcunun devam ettiği, emsal Şile Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ve tüm dosya kapsamına göre ipoteğin fekkinin usulsüz şekilde yapıldığı, işlemin temelde sahte olması nedeniyle iyiniyet karinesine dayanılamayacağı, diğer davalıların iyiniyetli olup olmamasının sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmaz üzerinde 27.01.2000 tarihinde terkin edilen 30.000 TL'lik ipoteğin davacı banka lehine yeniden tesisine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Dava, yolsuz olarak terkin edilen ipoteğin yeniden tesisi istemine ilişkindir. Davalı ...'in davacı bankadan kredi kullandığı ve 29.07.1998 tarihinde ...'e ait taşınmaz üzerinde kredinin teminatı olmak üzere davacı lehine ipotek tesis edildiği, banka çalışanlarının sahte işlemleri neticesinde kredi borcu gerçekte ödenmediği halde, kredi borcu kapatılarak 23.01.2000 tarihinde ipoteğin fekkedildiği anlaşılmıştır. İpoteğin fekkinden sonra davalı ...'in 26.05.2000 tarihinde taşınmazı davalı ...'e sattığı, ...'in ise 27.07.2001 tarihinde taşınmazı davalı ...'ya sattığı, davanın 09.02.2009 tarihinde açıldığı belirlenmiştir.
Hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alışverişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ileride kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyiniyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla Türk Medeni Kanununun 2. maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989, tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir. Öte yandan bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyiniyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. […]M.K.'nın 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3. kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddenin 1. fıkrasına göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3. kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür.
Somut olayda ipoteğin fekki işleminin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu, başka bir söyleyişle yolsuz olduğu sabittir. Davalı ... kötüniyetli ise de, ipoteğin fekkinden ve ilk satıştan yaklaşık 14 ay sonra taşınmazı satın alan davalı ...'nun edinmesinin iyiniyete dayalı olması halinde, Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinin koruyuculuğunda olacağı ve adına tesis edilen sicil kaydının korunacağı kuşkusuzdur. Davacı tarafından davalının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğine göre, tapu siciline iyiniyetle güvenerek taşınmazı satın alan davalının bu hakkı korunarak hakkındaki davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İpotek tesis 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11402 E. 2012/17222 K.
Ortak:ipoteğin fekki · iyiniyet · terkin · İpotek tesis
İncelediğiniz kararda… mi ile kapatıldığı ve ipoteğin fekkedildiği, davalı ...'in halen bankaya borcunun devam ettiği, emsal Şile Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ve tüm dosya kapsamına göre «ipoteğin fekkinin» usulsüz şekilde yapıldığı, işlemin temelde sahte olması nedeniyle «iyiniyet» karinesine dayanılamayacağı, diğer davalıların iyiniyetli olup olmamasının sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmaz üzerinde 27.01.2000 tarihinde «terkin» edilen 30.000 TL'lik ipoteğin davacı banka lehine yeniden tesisine karar verilmiştir.
Dava, yolsuz olarak «terkin» edilen ipoteğin yeniden tesisi istemine ilişkindir.
Hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alışverişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ileride kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin «iyiniyetinin» korunması ilkesi kabul edilmiştir.
Benzer bu kararda… mi ile kapatıldığı ve ipoteğin fekkedildiği, davalı ...'in halen bankaya borcunun devam ettiği, emsal Şile Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ve tüm dosya kapsamına göre «ipoteğin fekkinin» usulsüz şekilde yapıldığı, işlemin temelde sahte olması nedeniyle «iyiniyet» karinesine dayanılamayacağı, diğer davalıların iyiniyetli olup olmamasının sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmaz üzerinde 27.01.2000 tarihinde «terkin» edilen 30.000 TL'lık ipoteğin davacı banka lehine yeniden tesisine dair verilen karar davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19/03/2012 tarihli ka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12921 E. 2018/3552 K.
Ortak:yolsuz tescil · ipotek
İncelediğiniz karardaDavalı ...'in davacı bankadan kredi kullandığı ve 29.07.1998 tarihinde ...'e ait taşınmaz üzerinde kredinin «teminatı» olmak üzere davacı lehine «ipotek» tesis edildiği, banka çalışanlarının sahte işlemleri neticesinde kredi borcu gerçekte ödenmediği halde, kredi borcu kapatılarak 23.01.2000 tarihinde ipoteğin fekkedildiği anlaşılmıştır.
Benzer bu kararda… sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur hükmü uyarınca, genel kurul kararı olmaksızın şirket yönetisi tarafından satılan gayrimenkul veya fabrika mallarının satışı «yetkisiz» kişinin satışı niteliğinde olduğundan elde edilen tescil «yolsuz tescil» olup, kanunun 1024/1 maddesi uyarınca yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken kişilerin bu tescile dayanarak bir hak elde etmeleri mümkün olmadığı, davalıların taşınmazın devrediliş şekli ve devir alanların hepsinin şirket ve «tacir sıfatlarının» bulunması nedeniyle önceki malik ve satış şeklini bilmedikleri iddiasında bulunamayacakları, bulunsalar dahi tacir oluşları nazara alınarak «objektif özen yükümlülüklerinin» olduğu gözetildiğinde devir alan davalı şirketlerin somut durumu bilmesi gereken kişi olduğu, taşınmazları devralan davalıların yolsuz tescili bilen veya bilmesi g …
A.Ş’yi «temsilen» müşterek imzaları ile temsil ve ilzama yetkili «yönetim kurulu» üyeleri tarafından üzerlerindeki «ipoteklerle» ve ayrıca birçok icra takibi nedeniyle konulan «hacizler» ile birlikte davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · tacir sıfatı · özen yükümlülüğü · ibra · ara karar · üçüncü kişi · ispat yükü · haciz
Benzer bu kararda… sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur hükmü uyarınca, genel kurul kararı olmaksızın şirket yönetisi tarafından satılan gayrimenkul veya fabrika mallarının satışı «yetkisiz» kişinin satışı niteliğinde olduğundan elde edilen tescil «yolsuz tescil» olup, kanunun 1024/1 maddesi uyarınca yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken kişilerin bu tescile dayanarak bir hak elde etmeleri mümkün olmadığı, davalıların taşınmazın devrediliş şekli ve devir alanların hepsinin şirket ve «tacir sıfatlarının» bulunması nedeniyle önceki malik ve satış şeklini bilmedikleri iddiasında bulunamayacakları, bulunsalar dahi tacir oluşları nazara alınarak «objektif özen yükümlülüklerinin» olduğu gözetildiğinde devir alan davalı şirketlerin somut durumu bilmesi gereken kişi olduğu, taşınmazları devralan davalıların yolsuz tescili bilen veya bilmesi g …
Mahkemece davalıların taşınmazın devrediliş şekli ve devir alanların hepsinin şirket ve «tacir sıfatlarının» bulunması nedeniyle önceki malik ve satış şeklini bilmedikleri iddiasında bulunamayacakları, bulunsalar dahi tacir oluşları nazara alınarak «objektif özen yükümlülüklerinin» olduğu gözetildiğinde devir alan davalı şirketlerin somut durumu bilmesi gereken kişi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu ger …
Ancak ticari şirketlerin «objektif özen yükümlülüğü» bulunmadığı gibi davalı ...nin de ilk satışın usulsüz olduğunu bilmesi gerektiğine ilişkin dosyaya bir delil sunulmamıştır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazlar şirketler arasında satışa konu taşınmazlar olup ilk satış genel kurul kararı olmaksızın yapıldığından ve geçerli bir «ibra» mevcut bulunmadığından TTK 443/2 maddesi uyarınca yapılmayan satışın geçerli olmadığı, yargılama sırasında taşınmazın el değiştirerek davalı şirketten sonra ...
-
İpoteğin fekki | İpoteğin kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3892 E. 2017/6092 K.
Ortak:ipoteğin fekki · ipotek
İncelediğiniz kararda… mi ile kapatıldığı ve ipoteğin fekkedildiği, davalı ...'in halen bankaya borcunun devam ettiği, emsal Şile Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ve tüm dosya kapsamına göre «ipoteğin fekkinin» usulsüz şekilde yapıldığı, işlemin temelde sahte olması nedeniyle «iyiniyet» karinesine dayanılamayacağı, diğer davalıların iyiniyetli olup olmamasının sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmaz üzerinde 27.01.2000 tarihinde «terkin» edilen 30.000 TL'lik ipoteğin davacı banka lehine yeniden tesisine karar verilmiştir.
Davalı ...'in davacı bankadan kredi kullandığı ve 29.07.1998 tarihinde ...'e ait taşınmaz üzerinde kredinin «teminatı» olmak üzere davacı lehine «ipotek» tesis edildiği, banka çalışanlarının sahte işlemleri neticesinde kredi borcu gerçekte ödenmediği halde, kredi borcu kapatılarak 23.01.2000 tarihinde ipoteğin fekkedildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda «ipoteğin fekki» işleminin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu, başka bir söyleyişle yolsuz olduğu sabittir.
Benzer bu kararda2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkin olup, mahkemece, yargılama esnasında «ipoteklerin» fekkedildiği, dava tarihi itibariyle davalının haksız olmadığı gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine ve taraflar yararına «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama esnasında yapılan ödemelerle «ipoteklerin» fekkedildiği, davanın konusuz kaldığı, davalının, dava tarihi itibariyle haksız olmadığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine ve taraflar yararına «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama esnasında yapılan ödemelerle «ipoteklerin» fekkedildiği, davanın konusuz kaldığı, davalının, dava tarihi itibariyle haksız olmadığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine ve taraflar yararına «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkin olup, mahkemece, yargılama esnasında «ipoteklerin» fekkedildiği, dava tarihi itibariyle davalının haksız olmadığı gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine ve taraflar yararına «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece, davalının dava tarihi itibariyle haksız olmadığı kabul edildiğine göre, kendini vekil ile «temsil» ettiren davalı yararına «vekalet ücretine» hükmolunması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8261 E. 2022/2845 K.
Ortak:yolsuz tescil · iyiniyet · kötüniyet · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaDavalı ... «kötüniyetli» ise de, ipoteğin fekkinden ve ilk satıştan yaklaşık 14 ay sonra taşınmazı satın alan davalı ...'nun edinmesinin «iyiniyete» dayalı olması halinde, Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinin koruyuculuğunda olacağı ve adına tesis edilen sicil «kaydının» korunacağı kuşkusuzdur.
Davacı tarafından davalının «kötüniyetli» olduğu ispat edilemediğine göre, tapu siciline «iyiniyetle» güvenerek taşınmazı satın alan davalının bu hakkı korunarak hakkındaki davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
… mi ile kapatıldığı ve ipoteğin fekkedildiği, davalı ...'in halen bankaya borcunun devam ettiği, emsal Şile Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ve tüm dosya kapsamına göre «ipoteğin fekkinin» usulsüz şekilde yapıldığı, işlemin temelde sahte olması nedeniyle «iyiniyet» karinesine dayanılamayacağı, diğer davalıların iyiniyetli olup olmamasının sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmaz üzerinde 27.01.2000 tarihinde «terkin» edilen 30.000 TL'lik ipoteğin davacı banka lehine yeniden tesisine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş.'ye ait bir parça gayrimenkulün, anılan şirketin 27.12.2007 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan karara istinaden yapılan satış işleminin «yolsuz tescil» niteliğinde olması nedeniyle, taşınmazı bilahare devralan davalı adına oluşturulan tescil «kaydının» iptali ile satıcı şirket adına tapuya kayıt ve tescili istemine ilişkindir.
A.Ş. arasında fiili bir ilgi ve bağlantının bulunmadığı, alıcı Hüseyin'in «kötüniyetli» olarak satışa iştirak ettiğine ve satışta iki taraf açısından «muvazaa» yada «hile» olduğunun ispat edilemediği, davacı satıcı Akşehir Cam Sistemleri San.
TMK’nın 1023. maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile «iyiniyetle» dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan «üçüncü kişinin» bu kazanımı korunur.", 1024/1. maddesinde; “ Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.” 1024 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:butlan · yokluk · muvazaa · hile · cy/cy şerhi · üçüncü kişi · alacak davası · ek tasfiye
Benzer bu karardaA.Ş. arasında fiili bir ilgi ve bağlantının bulunmadığı, alıcı Hüseyin'in «kötüniyetli» olarak satışa iştirak ettiğine ve satışta iki taraf açısından «muvazaa» yada «hile» olduğunun ispat edilemediği, davacı satıcı Akşehir Cam Sistemleri San.
Bu durumda gerek satış kararının ve gerekse de tapuda gerçekleştirilen işlem sırasında şirketi «temsil» eden «tasfiye» memurunun işlem sırasında şirketi temsil etmesine ilişkin kararların baştan itibaren «yokluk» ile malul olduğu anlaşılmaktadır.
… osya kapsamına göre, davacı her ne kadar alınan genel kuru kararının usulsüz olduğunu iddia etmiş ise de tapu sicilinde malik olarak bulunan ve sicilde tedbir yahut «şerh» bulunmayan taşınmazın, 3. kişi konumundaki dava dışı ...'e ve bilahare davalı şirkete satılmasında davalı tarafça bilinebilecek bir yolsuzluk bulunmadığı, tapu sic …
A.Ş. adına kayıtlı olduğu, tapu kaydında her hangi bir tedbir yahut «şerh», beyan bulunmadığı, dava dışı ... ile yine dava dışı Akşehir Cam Sistemleri San.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11721 E. 2010/13053 K.
Ortak:terkin
İncelediğiniz kararda… mi ile kapatıldığı ve ipoteğin fekkedildiği, davalı ...'in halen bankaya borcunun devam ettiği, emsal Şile Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ve tüm dosya kapsamına göre «ipoteğin fekkinin» usulsüz şekilde yapıldığı, işlemin temelde sahte olması nedeniyle «iyiniyet» karinesine dayanılamayacağı, diğer davalıların iyiniyetli olup olmamasının sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmaz üzerinde 27.01.2000 tarihinde «terkin» edilen 30.000 TL'lik ipoteğin davacı banka lehine yeniden tesisine karar verilmiştir.
Dava, yolsuz olarak «terkin» edilen ipoteğin yeniden tesisi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacılar ... ve ... tarafından açılan davanın atiye «terk» edilmesi nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına», diğer davacılar tarafından açılan davaların reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muvazaa · ara karar · mirasçılık · üçüncü kişi · tüzel kişilik · bilirkişi incelemesi · karar verilmesine yer olmadığına · temsil
Benzer bu karardaMahkemece yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonucunda bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 08.12.2006 tarihli raporda; her iki kooperatif «defter» ve katlarındaki müşterek tesbitler bölümünde; davalı her iki kooperatife ait incelenen 2000-2001 ve 2002 yılı Defterlerinden davalılardan S.S.Yol İşçileri Tüketim Kooperatifi’nin üyelerinin tamamının, diğer davalı olan S.S.Saray Yolu Konut Yapı Kooperatifi’nin de üyeleri olduğu, her iki davalı kooperatife ait Genel Kurul Toplantılarının aynı tarihlerde 30 dakika «ara» ile aynı adreste yapılarak alım-satım kararı verildiği, genel Kurul toplantısında divan heyetinin aynı kişilerden oluştuğundan her iki davalı kooperatifin ayrı «tüzel kişilik» olsalar bile, aralarında organik bir bağ bulunduğu yolundaki bilirkişi görüşü ve daha önce diğer üyeler tarafından açılan davalarda verilen mahkeme kararlarının bilinmesine rağmen davalı S.S.Yol İşçileri Tüketim Kooperatifi tarafından diğer davalı kooperatife yapılan satışların «muvazaalı» olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece, davacılar ... ve ... tarafından açılan davanın atiye «terk» edilmesi nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına», diğer davacılar tarafından açılan davaların reddine karar verilmiştir.
Karar ölü davacı ... «mirasçıları» dışındaki davacılar vekilince temyiz edilmiş, Dairemizce onanmıştır.
Bu kez ölü davacı ... «mirasçıları» ve davacı ... dışındaki davacılar vekilince karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4628 E. 2023/366 K.
Ortak:ipoteğin fekki · ipotek · terkin · cy/cy kaydı · teminat
İncelediğiniz kararda… mi ile kapatıldığı ve ipoteğin fekkedildiği, davalı ...'in halen bankaya borcunun devam ettiği, emsal Şile Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ve tüm dosya kapsamına göre «ipoteğin fekkinin» usulsüz şekilde yapıldığı, işlemin temelde sahte olması nedeniyle «iyiniyet» karinesine dayanılamayacağı, diğer davalıların iyiniyetli olup olmamasının sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmaz üzerinde 27.01.2000 tarihinde «terkin» edilen 30.000 TL'lik ipoteğin davacı banka lehine yeniden tesisine karar verilmiştir.
Davalı ...'in davacı bankadan kredi kullandığı ve 29.07.1998 tarihinde ...'e ait taşınmaz üzerinde kredinin «teminatı» olmak üzere davacı lehine «ipotek» tesis edildiği, banka çalışanlarının sahte işlemleri neticesinde kredi borcu gerçekte ödenmediği halde, kredi borcu kapatılarak 23.01.2000 tarihinde ipoteğin fekkedildiği anlaşılmıştır.
Dava, yolsuz olarak «terkin» edilen ipoteğin yeniden tesisi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava, hükmen «ipotek» tesisi istemine ilişkindir.
3.Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece anılan davalı hakkında davanın kabulü ile «dava konusu» taşınmaz üzerinde hükmen «ipotek» tesisine dair karar verilmişse de, bankaca düzenlenen ipotek fek yazısının «sahteliği» iddia ve ispat edilmemiştir.
Sadece tapu dairesinde taşınmazın «ipoteğin fekki» ile aynı gün devredilmesi devralan davalının kötü niyetli olduğunu göstermez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtelik · davanın konusu · olumsuz oy
Benzer bu kararda3.Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece anılan davalı hakkında davanın kabulü ile «dava konusu» taşınmaz üzerinde hükmen «ipotek» tesisine dair karar verilmişse de, bankaca düzenlenen ipotek fek yazısının «sahteliği» iddia ve ispat edilmemiştir.
2.Mahkemece davalılardan ... karar başlığında gösterildiğine göre anılan davalı hakkında olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu yönden davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/15716 E. , 2012/4159 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/04/2010 tarih ve 2009/56-2010/189 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...'in müvekkili bankadan kredi kullandığını ve taşınmazını ipotek olarak verdiğini, Sirkeci Şubesi Müdürü ve Müdür Yardımcısının sahte işlemleri neticesinde davalının kredi borcu gerçekte ödenmediği halde kredi borcunun kapatıldığını ve 23.01.2000 tarihinde ipoteğin fekkedildiğini, ipoteğin fekkinden sonra taşınmazın davalı ...'e, ondan da davalı ...'ya devredildiğini, ipoteğin fekkinin yolsuz işlemlerle yapıldığını, kredi borcunun ödenmediğini, davalıların iyiniyetli olmadıklarını, yolsuz yapılan işlemleri bildiklerini, banka görevlilerinin ceza mahkemesinde yargılandığını ileri sürerek taşınmaz üzerinde tekrar ipotek tesisini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin 27.07.2001 tarihinde taşınmazı davalı ...'den satın aldığını, satış işlemlerinin vefatından önce emekli albay eşi tarafından yapıldığını, 7 yıldır bu evde oturduğunu, tapu kayıtlarına güvenerek taşınmazı satın aldıklarını, iyiniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, ipoteğin usulsüz fekkini müvekkilinin bilmesinin mümkün olmadığını, davalı ...'dan taşınmazı satın aldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalı ...'in kredi borcunun hayali hesaplardan yapılan 33.037,76 TL aktarma işlemi ile kapatıldığı ve ipoteğin fekkedildiği, davalı ...'in halen bankaya borcunun devam ettiği, emsal Şile Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ve tüm dosya kapsamına göre ipoteğin fekkinin usulsüz şekilde yapıldığı, işlemin temelde sahte olması nedeniyle iyiniyet karinesine dayanılamayacağı, diğer davalıların iyiniyetli olup olmamasının sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmaz üzerinde 27.01.2000 tarihinde terkin edilen 30.000 TL'lik ipoteğin davacı banka lehine yeniden tesisine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Dava, yolsuz olarak terkin edilen ipoteğin yeniden tesisi istemine ilişkindir. Davalı ...'in davacı bankadan kredi kullandığı ve 29.07.1998 tarihinde ...'e ait taşınmaz üzerinde kredinin teminatı olmak üzere davacı lehine ipotek tesis edildiği, banka çalışanlarının sahte işlemleri neticesinde kredi borcu gerçekte ödenmediği halde, kredi borcu kapatılarak 23.01.2000 tarihinde ipoteğin fekkedildiği anlaşılmıştır. İpoteğin fekkinden sonra davalı ...'in 26.05.2000 tarihinde taşınmazı davalı ...'e sattığı, ...'in ise 27.07.2001 tarihinde taşınmazı davalı ...'ya sattığı, davanın 09.02.2009 tarihinde açıldığı belirlenmiştir.
Hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alışverişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ileride kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyiniyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla Türk Medeni Kanununun 2. maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989, tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir. Öte yandan bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyiniyetini korumak zorunluluğunu duymuştur.
[…]M.K.'nın 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3. kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddenin 1. fıkrasına göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3. kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür.
Somut olayda ipoteğin fekki işleminin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu, başka bir söyleyişle yolsuz olduğu sabittir. Davalı ... kötüniyetli ise de, ipoteğin fekkinden ve ilk satıştan yaklaşık 14 ay sonra taşınmazı satın alan davalı ...'nun edinmesinin iyiniyete dayalı olması halinde, Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinin koruyuculuğunda olacağı ve adına tesis edilen sicil kaydının korunacağı kuşkusuzdur. Davacı tarafından davalının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğine göre, tapu siciline iyiniyetle güvenerek taşınmazı satın alan davalının bu hakkı korunarak hakkındaki davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı ... yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049340100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz