Tapu İptali Ve Tescil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/8261 E. 2022/2845 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yolsuz tescil↗ yoklukla malul karar↗ butlan↗ yokluk↗ usulüne uygun tebliğ↗ muvazaa↗ olağanüstü genel kurul↗ hile↗ iyiniyet↗ cy/cy şerhi↗ üçüncü kişi↗ alacak davası↗ içtihadı birleştirme kararı↗ ek tasfiye↗ kötüniyet↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı her ne kadar alınan genel kuru kararının usulsüz olduğunu iddia etmiş ise de tapu sicilinde malik olarak bulunan ve sicilde tedbir yahut şerh bulunmayan taşınmazın, 3. kişi konumundaki dava dışı ...'e ve bilahare davalı şirkete satılmasında davalı tarafça bilinebilecek bir yolsuzluk bulunmadığı, tapu siciline güven ilkesi sebebiyle davalının sicile güvenerek taşınmazı satın aldığı, taşınmazın tapuda Akşehir Cam Sistemleri San. Tic. A.Ş. adına kayıtlı olduğu, tapu kaydında her hangi bir tedbir yahut şerh, beyan bulunmadığı, dava dışı ... ile yine dava dışı Akşehir Cam Sistemleri San. Tic. A.Ş. arasında fiili bir ilgi ve bağlantının bulunmadığı, alıcı Hüseyin'in kötüniyetli olarak satışa iştirak ettiğine ve satışta iki taraf açısından muvazaa yada hile olduğunun ispat edilemediği, davacı satıcı Akşehir Cam Sistemleri San. Tic. A.Ş. şirketinin ortağı olması sebebiyle kendisine karşı şirketin içini boşaltma amacıyla bu satışın yapıldığını iddia etmişse de davacının Akşehir'de yaşadığı, dava konusu taşınmazında aynı yerde bulunduğu, satıştan sonra fabrika amaçlı kullanılan taşınmaz da isim şekil ve tabela değişikliğine gidildiği, söz konusu eylemlerin 2007-2008 tarihinde yapıldığı, davacı vekilinin dilekçesinin 2. sayfasında davacının taşınmaza ilişkin olarak 2008 yılında tabelanın değişmesi üzerine ortaklarına bu durumu sorduğu ve ortakların da satışın yapıldığı ancak bedelinin ödenmediği cevabını aldığını beyan etmesi karşısında davacının satışa ilişkin bilgisinin bulunduğu, genel kurul kararının usulsüz olarak kabul edilmesinin 4721 sayılı TMK 1023 maddesi gereğince taraflar arasındaki satış işlemine etkisinin olmayacağı, zira genel kurul kararının usulsüz olmasının 3. kişi konumundaki davalıyı TMK 1023 ışığında etkilemeyeceği ancak davacıya Akşehir Cam Sistemleri San. Tic. A. Şirketine veya ortaklarına karşı tazminat yahut alacak davası açma hakkı verebileceği gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuşsa da, gerekçeli kararın davalı vekiline 06.06.2016 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak temyiz dilekçesinin 2 haftalık yasal süre geçtikten sonra 14.07.2016 tarihinde mahkemeye sunulduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, süresinde yapılmayan temyiz istemiyle ilgili olarak İlk Derece Mahkemesi tarafından karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı yan vekilinin temyiz istemine gelince; dava, davadışı Akşehir Cam Sistemleri San. Tic. A.Ş.'ye ait bir parça gayrimenkulün, anılan şirketin 27.12.2007 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan karara istinaden yapılan satış işleminin yolsuz tescil niteliğinde olması nedeniyle, taşınmazı bilahare devralan davalı adına oluşturulan tescil kaydının iptali ile satıcı şirket adına tapuya kayıt ve tescili istemine ilişkindir.
TMK’nın 1023. maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.", 1024/1. maddesinde; “ Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.” 1024/2. maddesinde; “Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.” 1024/3. maddesinde; “ Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Dava dosyası içeriği uyarınca, davadışı Akşehir Cam Sistemleri San. Tic. A.Ş.'nin 27.12.2007 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların tamamının, Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.05.2015 tarih 2011/592 Esas-2015/238 Karar sayılı ilamıyla butlanına karar verilmiş ve Dairemizin 09.05.2016 tarih 20115/15391 Esas – 2016/5230 Karar sayılı ilamıyla yerel mahkeme kararı onanarak kesinleşmiştir. Bu durumda gerek satış kararının ve gerekse de tapuda gerçekleştirilen işlem sırasında şirketi temsil eden tasfiye memurunun işlem sırasında şirketi temsil etmesine ilişkin kararların baştan itibaren yokluk ile malul olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle de anılan şirket tarafından davadışı ...'e yapılan satış işlemine dayalı oluşturulan tescilin, TMK'nın 1024/2 nci maddesi gereğince yolsuz olduğu ortadadır.
Öte yandan, davadışı ...'in adına gerçekleştirilen ve yolsuz nitelikte olduğu anlaşılan tescil işlemi sonrasında taşınmaz, ... tarafından ortağı bulunduğu davalı Ak Hel Gıda Tarım Turizm Petrol San. Tic. Ltd. Şti.'ne devredilmiştir. Bu durumda, davalı şirketin, kendisine devir yapan ortağı adına oluşturulan tescil işleminin yolsuz olduğunu bilmediğini ileri sürmesi mümkün bulunmayıp TMK'nun 1023. maddesinin korumasından yararlanamayacağı açıktır.
Tüm bu nedenlerle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12921 E. 2018/3552 K.
Ortak:yolsuz tescil · üçüncü kişi · ek tasfiye · temsil
İncelediğiniz karardaBu durumda gerek satış kararının ve gerekse de tapuda gerçekleştirilen işlem sırasında şirketi «temsil» eden «tasfiye» memurunun işlem sırasında şirketi temsil etmesine ilişkin kararların baştan itibaren «yokluk» ile malul olduğu anlaşılmaktadır.
A.Ş.'ye ait bir parça gayrimenkulün, anılan şirketin 27.12.2007 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan karara istinaden yapılan satış işleminin «yolsuz tescil» niteliğinde olması nedeniyle, taşınmazı bilahare devralan davalı adına oluşturulan tescil «kaydının» iptali ile satıcı şirket adına tapuya kayıt ve tescili istemine ilişkindir.
TMK’nın 1023. maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile «iyiniyetle» dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan «üçüncü kişinin» bu kazanımı korunur.", 1024/1. maddesinde; “ Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.” 1024 …
Benzer bu kararda… sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur hükmü uyarınca, genel kurul kararı olmaksızın şirket yönetisi tarafından satılan gayrimenkul veya fabrika mallarının satışı «yetkisiz» kişinin satışı niteliğinde olduğundan elde edilen tescil «yolsuz tescil» olup, kanunun 1024/1 maddesi uyarınca yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken kişilerin bu tescile dayanarak bir hak elde etmeleri mümkün olmadığı, davalıların taşınmazın devrediliş şekli ve devir alanların hepsinin şirket ve «tacir sıfatlarının» bulunması nedeniyle önceki malik ve satış şeklini bilmedikleri iddiasında bulunamayacakları, bulunsalar dahi tacir oluşları nazara alınarak «objektif özen yükümlülüklerinin» olduğu gözetildiğinde devir alan davalı şirketlerin somut durumu bilmesi gereken kişi olduğu, taşınmazları devralan davalıların yolsuz tescili bilen veya bilmesi g …
A.Ş’yi «temsilen» müşterek imzaları ile temsil ve ilzama yetkili «yönetim kurulu» üyeleri tarafından üzerlerindeki «ipoteklerle» ve ayrıca birçok icra takibi nedeniyle konulan «hacizler» ile birlikte davalı ...
Görüldüğü gibi, dava konusu taşınmazlar, herhangi bir tedbir kararı bulunmadığından davanın devamı sırasında «üçüncü kişiye» devredilmiş bulunmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · tacir sıfatı · özen yükümlülüğü · ibra · ara karar · ipotek · ispat yükü · haciz
Benzer bu kararda… sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur hükmü uyarınca, genel kurul kararı olmaksızın şirket yönetisi tarafından satılan gayrimenkul veya fabrika mallarının satışı «yetkisiz» kişinin satışı niteliğinde olduğundan elde edilen tescil «yolsuz tescil» olup, kanunun 1024/1 maddesi uyarınca yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken kişilerin bu tescile dayanarak bir hak elde etmeleri mümkün olmadığı, davalıların taşınmazın devrediliş şekli ve devir alanların hepsinin şirket ve «tacir sıfatlarının» bulunması nedeniyle önceki malik ve satış şeklini bilmedikleri iddiasında bulunamayacakları, bulunsalar dahi tacir oluşları nazara alınarak «objektif özen yükümlülüklerinin» olduğu gözetildiğinde devir alan davalı şirketlerin somut durumu bilmesi gereken kişi olduğu, taşınmazları devralan davalıların yolsuz tescili bilen veya bilmesi g …
Mahkemece davalıların taşınmazın devrediliş şekli ve devir alanların hepsinin şirket ve «tacir sıfatlarının» bulunması nedeniyle önceki malik ve satış şeklini bilmedikleri iddiasında bulunamayacakları, bulunsalar dahi tacir oluşları nazara alınarak «objektif özen yükümlülüklerinin» olduğu gözetildiğinde devir alan davalı şirketlerin somut durumu bilmesi gereken kişi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu ger …
A.Ş’yi «temsilen» müşterek imzaları ile temsil ve ilzama yetkili «yönetim kurulu» üyeleri tarafından üzerlerindeki «ipoteklerle» ve ayrıca birçok icra takibi nedeniyle konulan «hacizler» ile birlikte davalı ...
Ancak ticari şirketlerin «objektif özen yükümlülüğü» bulunmadığı gibi davalı ...nin de ilk satışın usulsüz olduğunu bilmesi gerektiğine ilişkin dosyaya bir delil sunulmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15716 E. 2012/4159 K.
Ortak:yolsuz tescil · iyiniyet · kötüniyet · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaA.Ş.'ye ait bir parça gayrimenkulün, anılan şirketin 27.12.2007 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan karara istinaden yapılan satış işleminin «yolsuz tescil» niteliğinde olması nedeniyle, taşınmazı bilahare devralan davalı adına oluşturulan tescil «kaydının» iptali ile satıcı şirket adına tapuya kayıt ve tescili istemine ilişkindir.
A.Ş. arasında fiili bir ilgi ve bağlantının bulunmadığı, alıcı Hüseyin'in «kötüniyetli» olarak satışa iştirak ettiğine ve satışta iki taraf açısından «muvazaa» yada «hile» olduğunun ispat edilemediği, davacı satıcı Akşehir Cam Sistemleri San.
TMK’nın 1023. maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile «iyiniyetle» dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan «üçüncü kişinin» bu kazanımı korunur.", 1024/1. maddesinde; “ Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.” 1024 …
Benzer bu karardaDavalı ... «kötüniyetli» ise de, ipoteğin fekkinden ve ilk satıştan yaklaşık 14 ay sonra taşınmazı satın alan davalı ...'nun edinmesinin «iyiniyete» dayalı olması halinde, Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinin koruyuculuğunda olacağı ve adına tesis edilen sicil «kaydının» korunacağı kuşkusuzdur.
Davacı tarafından davalının «kötüniyetli» olduğu ispat edilemediğine göre, tapu siciline «iyiniyetle» güvenerek taşınmazı satın alan davalının bu hakkı korunarak hakkındaki davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
… mi ile kapatıldığı ve ipoteğin fekkedildiği, davalı ...'in halen bankaya borcunun devam ettiği, emsal Şile Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ve tüm dosya kapsamına göre «ipoteğin fekkinin» usulsüz şekilde yapıldığı, işlemin temelde sahte olması nedeniyle «iyiniyet» karinesine dayanılamayacağı, diğer davalıların iyiniyetli olup olmamasının sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmaz üzerinde 27.01.2000 tarihinde «terkin» edilen 30.000 TL'lik ipoteğin davacı banka lehine yeniden tesisine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipoteğin fekki · ipotek · terkin · teminat
Benzer bu kararda… mi ile kapatıldığı ve ipoteğin fekkedildiği, davalı ...'in halen bankaya borcunun devam ettiği, emsal Şile Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ve tüm dosya kapsamına göre «ipoteğin fekkinin» usulsüz şekilde yapıldığı, işlemin temelde sahte olması nedeniyle «iyiniyet» karinesine dayanılamayacağı, diğer davalıların iyiniyetli olup olmamasının sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmaz üzerinde 27.01.2000 tarihinde «terkin» edilen 30.000 TL'lik ipoteğin davacı banka lehine yeniden tesisine karar verilmiştir.
Davalı ...'in davacı bankadan kredi kullandığı ve 29.07.1998 tarihinde ...'e ait taşınmaz üzerinde kredinin «teminatı» olmak üzere davacı lehine «ipotek» tesis edildiği, banka çalışanlarının sahte işlemleri neticesinde kredi borcu gerçekte ödenmediği halde, kredi borcu kapatılarak 23.01.2000 tarihinde ipoteğin fekkedildiği anlaşılmıştır.
Dava, yolsuz olarak «terkin» edilen ipoteğin yeniden tesisi istemine ilişkindir.
Somut olayda «ipoteğin fekki» işleminin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu, başka bir söyleyişle yolsuz olduğu sabittir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/8261 E. , 2022/2845 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.04.2016 tarih ve 2011/593 E. - 2016/180 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süresi dışında, davacı vekilinin ise süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının ortağı olduğu Akşehir Cam Sistemleri San. Tic. A.Ş. nin 27.12.2007 tarihli genel kurulunda dava konusu taşınmazın satışı için karar alındığını, bu genel kurul kararına istinaden dava konusu taşınmazın satıldığını, halbuki alınan genel kurul kararının usulsüz olduğunu, genel kurulun toplanması ve karar tutanağı altındaki imzaların sahte olduğunu, bu sebeple satışın butlan ile malül olduğunu, davalı ile Akşehir Cam Sistemleri San. Tic. A.Ş. ortaklarının şirketin içini boşaltmak için genel kurul kararından hemen sonra satışını yaptıklarını, davalının kötüniyetli olduğunu ve tescilin de yolsuz olduğunu ileri sürerek tapunun iptali ile taşınmazın Akşehir Cam Sistemleri San.
Tic. A.Ş. adına tapuya kayıt ve tescilini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, taşınmazın satışının 2007 yılında yapıldığını, davacının bunu 2007 yılında bildiğini, davanın 2011 yılında açılmakla dava zamanaşımının dolduğunu, satışı yapanın Akşehir Cam Sistemleri San. Tic. A.Ş. olduğunu, davacının ise bu şirketin ortağı olmakla davacı sıfatının bulunmadığını, ayrıca kendilerinin tapu siciline istinaden iyiniyetli 3. kişi konumunda olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı her ne kadar alınan genel kuru kararının usulsüz olduğunu iddia etmiş ise de tapu sicilinde malik olarak bulunan ve sicilde tedbir yahut şerh bulunmayan taşınmazın, 3. kişi konumundaki dava dışı ...'e ve bilahare davalı şirkete satılmasında davalı tarafça bilinebilecek bir yolsuzluk bulunmadığı, tapu siciline güven ilkesi sebebiyle davalının sicile güvenerek taşınmazı satın aldığı, taşınmazın tapuda Akşehir Cam Sistemleri San. Tic. A.Ş. adına kayıtlı olduğu, tapu kaydında her hangi bir tedbir yahut şerh, beyan bulunmadığı, dava dışı ... ile yine dava dışı Akşehir Cam Sistemleri San. Tic. A.Ş. arasında fiili bir ilgi ve bağlantının bulunmadığı, alıcı Hüseyin'in kötüniyetli olarak satışa iştirak ettiğine ve satışta iki taraf açısından muvazaa yada hile olduğunun ispat edilemediği, davacı satıcı Akşehir Cam Sistemleri San.
Tic. A.Ş. şirketinin ortağı olması sebebiyle kendisine karşı şirketin içini boşaltma amacıyla bu satışın yapıldığını iddia etmişse de davacının Akşehir'de yaşadığı, dava konusu taşınmazında aynı yerde bulunduğu, satıştan sonra fabrika amaçlı kullanılan taşınmaz da isim şekil ve tabela değişikliğine gidildiği, söz konusu eylemlerin 2007-2008 tarihinde yapıldığı, davacı vekilinin dilekçesinin 2. sayfasında davacının taşınmaza ilişkin olarak 2008 yılında tabelanın değişmesi üzerine ortaklarına bu durumu sorduğu ve ortakların da satışın yapıldığı ancak bedelinin ödenmediği cevabını aldığını beyan etmesi karşısında davacının satışa ilişkin bilgisinin bulunduğu, genel kurul kararının usulsüz olarak kabul edilmesinin 4721 sayılı TMK 1023 maddesi gereğince taraflar arasındaki satış işlemine etkisinin olmayacağı, zira genel kurul kararının usulsüz olmasının 3.
kişi konumundaki davalıyı TMK 1023 ışığında etkilemeyeceği ancak davacıya Akşehir Cam Sistemleri San. Tic. A. Şirketine veya ortaklarına karşı tazminat yahut alacak davası açma hakkı verebileceği gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuşsa da, gerekçeli kararın davalı vekiline 06.06.2016 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak temyiz dilekçesinin 2 haftalık yasal süre geçtikten sonra 14.07.2016 tarihinde mahkemeye sunulduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, süresinde yapılmayan temyiz istemiyle ilgili olarak İlk Derece Mahkemesi tarafından karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı yan vekilinin temyiz istemine gelince; dava, davadışı Akşehir Cam Sistemleri San. Tic. A.Ş.'ye ait bir parça gayrimenkulün, anılan şirketin 27.12.2007 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan karara istinaden yapılan satış işleminin yolsuz tescil niteliğinde olması nedeniyle, taşınmazı bilahare devralan davalı adına oluşturulan tescil kaydının iptali ile satıcı şirket adına tapuya kayıt ve tescili istemine ilişkindir.
TMK’nın 1023. maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.", 1024/1. maddesinde; “ Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.” 1024/2. maddesinde; “Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.” 1024/3. maddesinde; “ Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Dava dosyası içeriği uyarınca, davadışı Akşehir Cam Sistemleri San. Tic. A.Ş.'nin 27.12.2007 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların tamamının, Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.05.2015 tarih 2011/592 Esas-2015/238 Karar sayılı ilamıyla butlanına karar verilmiş ve Dairemizin 09.05.2016 tarih 20115/15391 Esas – 2016/5230 Karar sayılı ilamıyla yerel mahkeme kararı onanarak kesinleşmiştir. Bu durumda gerek satış kararının ve gerekse de tapuda gerçekleştirilen işlem sırasında şirketi temsil eden tasfiye memurunun işlem sırasında şirketi temsil etmesine ilişkin kararların baştan itibaren yokluk ile malul olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle de anılan şirket tarafından davadışı ...'e yapılan satış işlemine dayalı oluşturulan tescilin, TMK'nın 1024/2 nci maddesi gereğince yolsuz olduğu ortadadır.
Öte yandan, davadışı ...'in adına gerçekleştirilen ve yolsuz nitelikte olduğu anlaşılan tescil işlemi sonrasında taşınmaz, ... tarafından ortağı bulunduğu davalı Ak Hel Gıda Tarım Turizm Petrol San. Tic. Ltd. Şti.'ne devredilmiştir. Bu durumda, davalı şirketin, kendisine devir yapan ortağı adına oluşturulan tescil işleminin yolsuz olduğunu bilmediğini ileri sürmesi mümkün bulunmayıp TMK'nun 1023. maddesinin korumasından yararlanamayacağı açıktır.
Tüm bu nedenlerle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin süreden REDDİNE 2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 05/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/769260200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz