Müdürün azli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/403 E. 2024/3928 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurulun devredilemez yetkileri↗ şirket müdürünün azli↗ yönetim kayyımı↗ faaliyet raporu↗ organsızlık↗ azil↗ kayyım atanması↗ haklı sebep↗ kâr payı dağıtımı↗ şirket müdürlüğü↗ esas sözleşme↗ kayyım↗ malvarlığına ilişkin dava↗ şirket müdürü↗ şikayet↗ şirket zararı↗ fesih↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kâr dağıtımı↗ limited şirket↗ kâr payı↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/171 E., 2019/884 K.
Taraflar arasındaki şirket müdürünün azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ve davalının dava dışı ... Mühendislik Taşıma İnşaat Gayrimenkul Emlak Alım Satımı Gıda Turizm Ltd. Şti.'nin ortakları olduklarını, davalının esas sözleşme ile 10 yıllığına şirket müdürü olarak atandığını, davalı yöneticinin şahsi menfaatlerini şirket ve ortakların menfaatlerinden önde tuttuğunu, müvekkiline bilgi vermekten kaçındığını, şirketin mali tabloları ve faaliyet raporlarını hazırlamadığını, davalının şirkete ait gayrimenkulleri şahsı adına kiralayarak şirket malvarlığından gelir elde ettiğini, ortaklara sermayeleri oranında kâr payı dağıtılmadığını, müvekkilinin imzasının taklit edilerek usulsüz işlemler yapıldığını, davalının fiktif faturalar ve asılsız giderlerle şirketin pasifini arttırdığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 ncu maddesi gereğince davalının şirket müdürlüğünden azline ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 17.12.2013 tarihli sözleşme gereğince müvekkilinin edimlerini yerine getirmesine rağmen davacının edimlerini yerine getirmediği gibi davalının ortaklıktan kaynaklanan sorumlulukları yerine getirmediğini, şirket işlemlerinde usulsüzlük bulunmadığını, şirket kayıtlarının davacıdan gizlenmediğini, kiraya ilişkin tüm ödemelerin şirket hesabına aktarıldığını, şirket zararına hiçbir işlem yapılmadığını, müvekkilinin azlini gerektirecek haklı sebep bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların dava dışı ... Mühendislik Taşıma İnşaat Gayrimenkul Emlak Alım Satımı Gıda Turizm Ltd. Şti.'nin ortağı oldukları ve davalının münferit yetkili şirket müdürü olduğu, benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre davalı tarafından yönetilen dava dışı şirketin zarar ettiği ve şirkette hiçbir zaman kâr payı dağıtılmadığı, şirketin kuruluş amacı gereği uzun süre kazanç elde edilemediği, dolayısı ile 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinde öngörülen şirket müdürünün azli yönünden haklı nedenlerin oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının dava dışı ... Mühendislik Taşıma İnşaat Gayrimenkul Emlak Alım Satımı Gıda Turizm Limited Şirketi'ndeki yönetim hakkının ve temsil yetkisinin 6102 sayılı Kanun'un 630 ncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince kaldırılmasına, karar kesinleşinceye kadar adı geçen şirkete geçici olarak yönetim kayyımı atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin kar etmesine karşın müdürün kâr payı dağıtmamasının azil için bir neden olmadığını, genel kurulda kâr payı dağıtımına dair bir karar alınmaması halinde müdürün kâr payı dağıtma gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, genel kurulca alınmayan bir kararın uygulamadığı gerekçesi ile azil istenemeyeceğini, ayrıca kâr payına ilişkin davaların şirkete karşı açılması gerektiğini, şirket kayıtlarında bir usulsüzlük bulunmadığının bilirkişi raporuyla belirlendiğini, şirketin varlık ve cirosunda her sene artış meydana geldiğini, buna rağmen hatalı bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, kast ve ağır ihmal ile işlenen fiillerin azil için haklı sebep olarak görüldüğünü ve her somut olayda hakimin haklı sebep kavramını dürüstlük kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacının talebi üzerine ortaklıktan çıkması için belli bir miktar üzerinde anlaşmaya varıldığını ve bu miktarın davacının hesabına gönderildiğini, ancak davacının bu ödemeye rağmen kötü niyetli olarak dava açtığını, 17.12.2013 tarihli sözleşmenin incelenmediğini, uyuşmazlığın aslında bu sözleşmeye dayalı olarak yapılan inşaattan kaynakladığını, davanın haksız ve kötü niyetli açıldığını, kayyım atanması için şirketin organsız kalması gerektiğini, dava dışı şirketin bir malvarlığı bulunmadığını, şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde ödenmiş esas sermayesinin en az %51'ini temsil eden ortakların kararı ile her zaman müdürün değiştirilebileceğini, dava dışı şirketin %60 hissesinin davacıya ait olmasına rağmen bu hakkın kullanılmadan dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava dışı şirkette %60 paya, davalı müdürün ise %40 paya sahip olduğu, şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde müdürlerin, şirketin ödenmiş esas sermayesinin en az %51'ini temsil eden ortakların kararı ile her zaman değiştirilebileceğinin düzenlendiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, şirket kayıtlarında usulsüzlük yapıldığına ve davacının bilgi edinme hakkının sürekli şekilde ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir tespit yapılmadığı, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, şirketin bazı yıllarda zarar ettiği, bu nedenle şirket amacının imkânsız hale gelmesi nedeniyle fesih koşullarının oluştuğu, davalı müdür tarafından uzun süredir kâr payı dağıtılmadığı, bu nedenle feshin koşullarının oluştuğunun kabul edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesinde genel kurulun yetkileri düzenlenmiş olup buna göre topluluk yıl sonu finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporunun onaylanması ile yıl sonu finansal tablolarının onaylanması, kâr payı hakkında karar verilmesi, kazanç paylaşımının belirlenmesinin genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayıldığı, buna göre tarafların ortağı olduğu davalı şirketin genel kurulunda kâr payının dağıtılmasına ilişkin bir karar alındığının ileri sürülmediği, davalı müdürün, buna rağmen genel kurulun yetkisinde olan bir hususta işlem yaparak kâr payı dağıtmasının mümkün bulunmadığı, diğer yandan da davacıya kâr payı verilmemesine rağmen davalı tarafından şirket kaynaklarından kâr payı alındığı, şirketi zarara uğratacak usulsüz bir işlemin yapıldığı yönündeki iddiaların da somut delillerle ispatlanamadığı, şirketin zarar ettiği bilirkişi raporuyla belirlenmesine rağmen bu zararın davalı müdürün kötü yönetiminden kaynaklandığının ispat edilemediği, şirket müdürünün azli için haklı nedenlerin oluştuğuna dair dosyada somut bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya dayanak yapılan tek hususun şirket kâr payının dağıtılmamasına ilişkin olmadığını, şirketin sürekli zarar ettiği malen kötü yönetildiğini, şirket içinin davalı tarafından boşaltılıp davalının tüm şirket mallarından şahsen kâr ve semere elde ettiğini, davalının zenginleştiğini, bu nedenle mahkemece sadece kâr payı dağıtılmasının haklı azil nedeni olmayacağı yönündeki gerekçesinin kabul edilemeyeceğini, ticari şirketlerin kâr payı elde etmek amacıyla kurulduklarını, davalının bu hususun dışında ve kendi lehine hareket ettiğini, şirketin sürekli muhasebe hileleri ile zarar halinde gösterildiğini, bilirkişi raporunun da bu doğrultuda olduğunu, şirkete kayyım atanması gerektiğini, davalının, ortaklıktan çıkmaya ilişkin davacıyla haricen anlaşma yapıldığı ve buna dair bir bedel ödendiği yönündeki beyanlarını kabul etmediklerini, davalının bu iddiasını ispatlaması gerektiğini, davalının hiç bir iddiasını ispatlayamadığını, müvekkilinin imzasının taklit edilerek şirketin içinin boşaltıldığına dair Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, dava dışı limited şirket müdürünün 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi uyarınca haklı nedenle azli istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5809 E. 2018/67 K.
Ortak:şirket müdürünün azli · azil · haklı sebep · limited şirket · yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin kar etmesine karşın müdürün kâr «payı» dağıtmamasının «azil» için bir neden olmadığını, genel kurulda kâr «payı dağıtımına» dair bir karar alınmaması halinde müdürün kâr payı dağıtma gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, genel kurulca alınmayan bir kararın uygulamadığı gerekçesi ile azil istenemeyeceğini, ayrıca kâr payına ilişkin davaların şirkete karşı açılması gerektiğini, şirket kayıtlarında bir usulsüzlük bulunmadığının bilirkişi raporuyla belirlendiğini, şirketin varlık ve cirosunda her sene artış meydana geldiğini, buna rağmen hatalı bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, kast ve ağır ihmal ile işlenen fiillerin azil için «haklı sebep» olarak görüldüğünü ve her somut olayda hakimin haklı sebep kavramını dürüstlük kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacının talebi üzerine ortaklıktan çıkması için belli bir miktar üzerinde anlaşmaya varıldığını ve bu miktarın davacının hesabına gönderildiğini, ancak davacının bu ödemeye rağmen kötü niyetli olarak dava açtığını, 17.12.2013 tarihli sözleşmenin incelenmediğini, uyuşmazlığın aslında bu sözleşmeye dayalı olarak yapılan inşaattan kaynakladığını, davanın haksız ve kötü niyetli açıldığını, «kayyım atanması» için şirketin «organsız» kalması gerektiğini, dava dışı şirketin bir «malvarlığı» bulunmadığını, şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde ödenmiş esas sermayesinin en az %51'ini «temsil» eden ortakların kararı ile her zaman müdürün değiştirilebileceğini, dava dışı şirketin %60 hissesinin davacıya ait olmasına rağmen bu hakkın kullanılmadan dava açı …
… irkette %60 paya, davalı müdürün ise %40 paya sahip olduğu, şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde müdürlerin, şirketin ödenmiş esas sermayesinin en az %51'ini «temsil» eden ortakların kararı ile her zaman değiştirilebileceğinin düzenlendiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, şirket kayıtlarında usulsüzlük yapıldığına ve davacının bilgi edinme hakkının sürekli şekilde ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir tespit yapılmadığı, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, şirketin bazı yıllarda zarar ettiği, bu nedenle şirket amacının imkânsız hale gelmesi nedeniyle «fesih» koşullarının oluştuğu, davalı müdür tarafından uzun süredir kâr «payı dağıtılmadığı», bu nedenle feshin koşullarının oluştuğunun kabul edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesinde genel kurulun yetkileri düzenlenmiş olup buna göre topluluk yıl sonu finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporunun onaylanması ile yıl sonu finansal tablolarının onaylanması, kâr payı hakkında karar verilmesi, kazanç paylaşımının belirlenmesinin «genel kurulun devredilemez yetkileri» arasında sayıldığı, buna göre tarafların ortağı olduğu davalı şirketin genel kurulunda kâr payının dağıtılmasına ilişkin bir karar alındığının ileri sürülmediği, davalı müdürün, buna rağmen genel kurulun «yetkisinde» olan bir hususta işlem yaparak kâr payı dağıtmasının mümkün bulunmadığı, diğer yandan da davacıya kâr payı verilmemesine rağmen davalı tarafından şirket kaynaklarından kâr payı alındığı, «şirketi zarara» uğratacak usulsüz bir işlemin yapıldığı yönündeki iddiaların da somut delillerle ispatlanamadığı, şirketin zarar ettiği bilirkişi raporuyla belirlenmesine rağmen bu zararın davalı müdürün kötü yönetiminden kaynaklandığının ispat edilemediği, «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğuna dair dosyada somut bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Mühendislik Taşıma İnşaat Gayrimenkul Emlak Alım Satımı Gıda Turizm Limited Şirketi'ndeki yönetim hakkının ve «temsil» «yetkisinin» 6102 sayılı Kanun'un 630 ncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince kaldırılmasına, karar kesinleşinceye kadar adı geçen şirkete geçici olarak «yönetim kayyımı atanmasına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Bu durumda, mahkemece anılan kanun maddesi gereğince davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin tek tek tartışılıp «azil» için «haklı sebep» sayılıp sayılmayacağı gerekçelendirilmeden yazılı gerekçe ile ileri sürülen sebeplerin azil için yeterli sebep sayılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:azınlık pay sahibi · temsil yetkisinin kaldırılması · müdahale talebi · asli müdahale · tefrik · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «azınlık pay sahibi» davacının önce genel kurula başvurup genel kuruldan karar alındıktan sonra dava yoluyla mahkemeden talepte bulunabileceği, ayrıca davacının bildirdiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli neden sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1875 E. 2017/4526 K.
Ortak:azil · şirket müdürlüğü · kayyım · limited şirket
İncelediğiniz karardaŞti.'nin ortakları olduklarını, davalının «esas sözleşme» ile 10 yıllığına «şirket müdürü» olarak atandığını, davalı yöneticinin şahsi menfaatlerini şirket ve ortakların menfaatlerinden önde tuttuğunu, müvekkiline bilgi vermekten kaçındığını, şirketin mali tabloları ve «faaliyet raporlarını» hazırlamadığını, davalının şirkete ait gayrimenkulleri şahsı adına kiralayarak şirket «malvarlığından» gelir elde ettiğini, ortaklara sermayeleri oranında kâr «payı dağıtılmadığını», müvekkilinin imzasının taklit edilerek usulsüz işlemler yapıldığını, davalının fiktif faturalar ve asılsız giderlerle şirketin pasifini arttırdığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 ncu maddesi gereğince davalının «şirket müdürlüğünden» azline ve şirkete «kayyım atanmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin kar etmesine karşın müdürün kâr «payı» dağıtmamasının «azil» için bir neden olmadığını, genel kurulda kâr «payı dağıtımına» dair bir karar alınmaması halinde müdürün kâr payı dağıtma gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, genel kurulca alınmayan bir kararın uygulamadığı gerekçesi ile azil istenemeyeceğini, ayrıca kâr payına ilişkin davaların şirkete karşı açılması gerektiğini, şirket kayıtlarında bir usulsüzlük bulunmadığının bilirkişi raporuyla belirlendiğini, şirketin varlık ve cirosunda her sene artış meydana geldiğini, buna rağmen hatalı bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, kast ve ağır ihmal ile işlenen fiillerin azil için «haklı sebep» olarak görüldüğünü ve her somut olayda hakimin haklı sebep kavramını dürüstlük kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacının talebi üzerine ortaklıktan çıkması için belli bir miktar üzerinde anlaşmaya varıldığını ve bu miktarın davacının hesabına gönderildiğini, ancak davacının bu ödemeye rağmen kötü niyetli olarak dava açtığını, 17.12.2013 tarihli sözleşmenin incelenmediğini, uyuşmazlığın aslında bu sözleşmeye dayalı olarak yapılan inşaattan kaynakladığını, davanın haksız ve kötü niyetli açıldığını, «kayyım atanması» için şirketin «organsız» kalması gerektiğini, dava dışı şirketin bir «malvarlığı» bulunmadığını, şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde ödenmiş esas sermayesinin en az %51'ini «temsil» eden ortakların kararı ile her zaman müdürün değiştirilebileceğini, dava dışı şirketin %60 hissesinin davacıya ait olmasına rağmen bu hakkın kullanılmadan dava açı …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya dayanak yapılan tek hususun şirket kâr «payının dağıtılmamasına» ilişkin olmadığını, şirketin sürekli zarar ettiği malen kötü yönetildiğini, şirket içinin davalı tarafından boşaltılıp davalının tüm şirket mallarından şahsen kâr ve semere elde ettiğini, davalının zenginleştiğini, bu nedenle mahkemece sadece kâr payı dağıtılmasının haklı «azil» nedeni olmayacağı yönündeki gerekçesinin kabul edilemeyeceğini, ticari şirketlerin kâr payı elde etmek amacıyla kurulduklarını, davalının bu hususun dışında ve kendi lehine hareket ettiğini, şirketin sürekli muhasebe hileleri ile zarar halinde gösterildiğini, bilirkişi raporunun da bu doğrultuda olduğunu, şirkete «kayyım atanması» gerektiğini, davalının, ortaklıktan çıkmaya ilişkin davacıyla haricen anlaşma yapıldığı ve buna dair bir bedel ödendiği yönündeki beyanlarını kabul etmediklerini, davalının bu iddiasını ispatlaması gerektiğini, davalının hiç bir iddiasını ispatlayamadığını, müvekkilinin imzasının taklit edilerek şirketin içinin boşaltıldığına dair Cumhuriyet Başsavcılığına «şikayette» bulunulduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaDava, davalının «limited şirket müdürlüğünden» azli istemine ilişkindir.
Ayrıca şirket aleyhine icra takiplerinin bulunması şirket müdürünün «azil» «sebebi» olarak kabul edilmiş ise de bu takiplerin dayanağı borçların nasıl ve hangi tarihte oluştuğu, şirketin likiditesi mevcut olmasına rağmen yönetimin ödeme yapmaktan imtina edip etmediği hususları dahi incelenmeden, mahkemece davanın devamı sırasında tedbiren atanan ve mahkemece verilen görev zımnında düzenlenen «kayyım» raporlarına istinaden karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Şti'nin borca batık durumda olmadığı ancak davalının şirketin mali açıdan denetlenebilmesi yönündeki «özen yükümlülüğünü» ve yasanın şirket müdürüne yüklediği görevlerini ihmal ettiği, şirketin ödenmeyen borçları sebebiyle çalışamaz hale geldiği ve ancak dava esnasında «azil» baskısı nedeniyle bu eksikliklerin giderildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürlüğü · özen yükümlülüğü · havale · dava sebebi · teslim · e-defter
Benzer bu karardaDava 19/11/2013 tarihinde açılmış olup «kayyımların» düzenlemiş olduğu 20.03.2014 «havale» tarihli rapora göre şirketin elektrik ve doğalgaz borçlarının ödenmemesi sebebiyle işletmenin gayrifaal durumda olduğu, 24.06.2014 havale tarihli raporda ise şirketin «defterleri» üzerinde inceleme yapılması için davalı tarafa süre verilmesine rağmen defterlerin «tesliminden» imtina edildiği ve gerekli incelemenin yapılamadığı belirtilmiştir.
Şti'nin borca batık durumda olmadığı ancak davalının şirketin mali açıdan denetlenebilmesi yönündeki «özen yükümlülüğünü» ve yasanın şirket müdürüne yüklediği görevlerini ihmal ettiği, şirketin ödenmeyen borçları sebebiyle çalışamaz hale geldiği ve ancak dava esnasında «azil» baskısı nedeniyle bu eksikliklerin giderildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, davalının «limited şirket müdürlüğünden» azli istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın 630/2 maddesinde gösterilen haklı «sebebin» hiç şüphesiz dava tarihi itibariyle mevcut olması gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6365 E. 2018/236 K.
Ortak:şirket müdürünün azli · haklı sebep · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · limited şirket · yetkisizlik kararı · temsil · Müdürün azli
İncelediğiniz kararda… irkette %60 paya, davalı müdürün ise %40 paya sahip olduğu, şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde müdürlerin, şirketin ödenmiş esas sermayesinin en az %51'ini «temsil» eden ortakların kararı ile her zaman değiştirilebileceğinin düzenlendiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, şirket kayıtlarında usulsüzlük yapıldığına ve davacının bilgi edinme hakkının sürekli şekilde ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir tespit yapılmadığı, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, şirketin bazı yıllarda zarar ettiği, bu nedenle şirket amacının imkânsız hale gelmesi nedeniyle «fesih» koşullarının oluştuğu, davalı müdür tarafından uzun süredir kâr «payı dağıtılmadığı», bu nedenle feshin koşullarının oluştuğunun kabul edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesinde genel kurulun yetkileri düzenlenmiş olup buna göre topluluk yıl sonu finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporunun onaylanması ile yıl sonu finansal tablolarının onaylanması, kâr payı hakkında karar verilmesi, kazanç paylaşımının belirlenmesinin «genel kurulun devredilemez yetkileri» arasında sayıldığı, buna göre tarafların ortağı olduğu davalı şirketin genel kurulunda kâr payının dağıtılmasına ilişkin bir karar alındığının ileri sürülmediği, davalı müdürün, buna rağmen genel kurulun «yetkisinde» olan bir hususta işlem yaparak kâr payı dağıtmasının mümkün bulunmadığı, diğer yandan da davacıya kâr payı verilmemesine rağmen davalı tarafından şirket kaynaklarından kâr payı alındığı, «şirketi zarara» uğratacak usulsüz bir işlemin yapıldığı yönündeki iddiaların da somut delillerle ispatlanamadığı, şirketin zarar ettiği bilirkişi raporuyla belirlenmesine rağmen bu zararın davalı müdürün kötü yönetiminden kaynaklandığının ispat edilemediği, «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğuna dair dosyada somut bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Şti.'nin ortakları olduklarını, davalının «esas sözleşme» ile 10 yıllığına «şirket müdürü» olarak atandığını, davalı yöneticinin şahsi menfaatlerini şirket ve ortakların menfaatlerinden önde tuttuğunu, müvekkiline bilgi vermekten kaçındığını, şirketin mali tabloları ve «faaliyet raporlarını» hazırlamadığını, davalının şirkete ait gayrimenkulleri şahsı adına kiralayarak şirket «malvarlığından» gelir elde ettiğini, ortaklara sermayeleri oranında kâr «payı dağıtılmadığını», müvekkilinin imzasının taklit edilerek usulsüz işlemler yapıldığını, davalının fiktif faturalar ve asılsız giderlerle şirketin pasifini arttırdığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 ncu maddesi gereğince davalının «şirket müdürlüğünden» azline ve şirkete «kayyım atanmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
Şti.'nin ortağı oldukları ve davalının münferit yetkili «şirket müdürü» olduğu, benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre davalı tarafından yönetilen dava dışı «şirketin zarar» ettiği ve şirkette hiçbir zaman kâr «payı dağıtılmadığı», şirketin kuruluş amacı gereği uzun süre kazanç elde edilemediği, dolayısı ile 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinde öngörülen «şirket müdürünün azli» yönünden haklı nedenlerin oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının dava dışı ...
Benzer bu karardaBu durumda, davacıların, öncelikle «şirket müdürünün azli» veya «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, ...’ın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline karar verilmiştir.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bağlılık yükümü · limited şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · sözleşmeden doğan dava · zayi · ispat yükü · uyuşmazlık konusu · husumet yokluğu
Benzer bu karardaAnılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, ...’ın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline karar verilmiştir.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkindir.
Bu durum karşısında, davalı şirket hakkındaki davanın «husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı şirket aleyhine hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Müdürün azli | Kayyım atanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6416 E. 2022/386 K.
Ortak:organsızlık · azil · kayyım atanması · kayyım · şirket müdürü · limited şirket
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin kar etmesine karşın müdürün kâr «payı» dağıtmamasının «azil» için bir neden olmadığını, genel kurulda kâr «payı dağıtımına» dair bir karar alınmaması halinde müdürün kâr payı dağıtma gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, genel kurulca alınmayan bir kararın uygulamadığı gerekçesi ile azil istenemeyeceğini, ayrıca kâr payına ilişkin davaların şirkete karşı açılması gerektiğini, şirket kayıtlarında bir usulsüzlük bulunmadığının bilirkişi raporuyla belirlendiğini, şirketin varlık ve cirosunda her sene artış meydana geldiğini, buna rağmen hatalı bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, kast ve ağır ihmal ile işlenen fiillerin azil için «haklı sebep» olarak görüldüğünü ve her somut olayda hakimin haklı sebep kavramını dürüstlük kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacının talebi üzerine ortaklıktan çıkması için belli bir miktar üzerinde anlaşmaya varıldığını ve bu miktarın davacının hesabına gönderildiğini, ancak davacının bu ödemeye rağmen kötü niyetli olarak dava açtığını, 17.12.2013 tarihli sözleşmenin incelenmediğini, uyuşmazlığın aslında bu sözleşmeye dayalı olarak yapılan inşaattan kaynakladığını, davanın haksız ve kötü niyetli açıldığını, «kayyım atanması» için şirketin «organsız» kalması gerektiğini, dava dışı şirketin bir «malvarlığı» bulunmadığını, şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde ödenmiş esas sermayesinin en az %51'ini «temsil» eden ortakların kararı ile her zaman müdürün değiştirilebileceğini, dava dışı şirketin %60 hissesinin davacıya ait olmasına rağmen bu hakkın kullanılmadan dava açı …
Şti.'nin ortakları olduklarını, davalının «esas sözleşme» ile 10 yıllığına «şirket müdürü» olarak atandığını, davalı yöneticinin şahsi menfaatlerini şirket ve ortakların menfaatlerinden önde tuttuğunu, müvekkiline bilgi vermekten kaçındığını, şirketin mali tabloları ve «faaliyet raporlarını» hazırlamadığını, davalının şirkete ait gayrimenkulleri şahsı adına kiralayarak şirket «malvarlığından» gelir elde ettiğini, ortaklara sermayeleri oranında kâr «payı dağıtılmadığını», müvekkilinin imzasının taklit edilerek usulsüz işlemler yapıldığını, davalının fiktif faturalar ve asılsız giderlerle şirketin pasifini arttırdığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 ncu maddesi gereğince davalının «şirket müdürlüğünden» azline ve şirkete «kayyım atanmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya dayanak yapılan tek hususun şirket kâr «payının dağıtılmamasına» ilişkin olmadığını, şirketin sürekli zarar ettiği malen kötü yönetildiğini, şirket içinin davalı tarafından boşaltılıp davalının tüm şirket mallarından şahsen kâr ve semere elde ettiğini, davalının zenginleştiğini, bu nedenle mahkemece sadece kâr payı dağıtılmasının haklı «azil» nedeni olmayacağı yönündeki gerekçesinin kabul edilemeyeceğini, ticari şirketlerin kâr payı elde etmek amacıyla kurulduklarını, davalının bu hususun dışında ve kendi lehine hareket ettiğini, şirketin sürekli muhasebe hileleri ile zarar halinde gösterildiğini, bilirkişi raporunun da bu doğrultuda olduğunu, şirkete «kayyım atanması» gerektiğini, davalının, ortaklıktan çıkmaya ilişkin davacıyla haricen anlaşma yapıldığı ve buna dair bir bedel ödendiği yönündeki beyanlarını kabul etmediklerini, davalının bu iddiasını ispatlaması gerektiğini, davalının hiç bir iddiasını ispatlayamadığını, müvekkilinin imzasının taklit edilerek şirketin içinin boşaltıldığına dair Cumhuriyet Başsavcılığına «şikayette» bulunulduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, «limited şirket müdürlerinin azli» ve şirkete «kayyım atanması» talebine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'da sermaye şirketlerine «kayyım tayini» için sayılan «organsız kalma», yöneticinin özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihmal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi gibi sebeplerin davalı şirket yönünden gerçekleşmediği, davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine beyanların düzenli olarak verildiği, mali tablolarının düzenlendiği, yatırım faaliyetlerine devam edildiği ve şirketin idare edilemez durumda olmadığı, davalı ...'ın müdür sıfatının bulunmadığı, davacının kendisi yönünden müdürlükten «azil» talebinde «hukuki yararının» bulunmadığı, bu nedenle dava şartının sağlanamadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının kendisi yönünden müdürlükten azil talebi ile ilgi davanın "dava açmakta hukuki yararının bulunmaması" nedeniyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/h maddesi delaletiyle 115/2 maddesi gereğince «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davasının pasif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davası ile davacının davalılar aleyhine açtığı şirkete kayyım tayin edilmesi davas …
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisinin müdürlüğüne yönelik «azil» talebinin «hukuki yarar» dava şartı olduğundan dava «şartı yokluğu» nedeniyle HMK 114/h maddesi yollaması ile 115/2 maddesi uyarınca «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı «müdür azli» davasının bu davalının müdürlük yetkisi bulunmadığından davalı aktif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdür azli davası ile davalılar aleyhine açtığı şirkete «kayyım tayin» edilmesi davasının talebe ilişkin haklı nedenin ispatlanamaması nedeniyle esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:organsız kalma · istinafa cevap dilekçesi · bağlılık yükümü · müdürün azli · limited şirket müdürü · kayyım tayini · sıfat yokluğu · sözleşmeden doğan dava
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'da sermaye şirketlerine «kayyım tayini» için sayılan «organsız kalma», yöneticinin özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihmal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi gibi sebeplerin davalı şirket yönünden gerçekleşmediği, davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine beyanların düzenli olarak verildiği, mali tablolarının düzenlendiği, yatırım faaliyetlerine devam edildiği ve şirketin idare edilemez durumda olmadığı, davalı ...'ın müdür sıfatının bulunmadığı, davacının kendisi yönünden müdürlükten «azil» talebinde «hukuki yararının» bulunmadığı, bu nedenle dava şartının sağlanamadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının kendisi yönünden müdürlükten azil talebi ile ilgi davanın "dava açmakta hukuki yararının bulunmaması" nedeniyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/h maddesi delaletiyle 115/2 maddesi gereğince «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davasının pasif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davası ile davacının davalılar aleyhine açtığı şirkete kayyım tayin edilmesi davas …
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisinin müdürlüğüne yönelik «azil» talebinin «hukuki yarar» dava şartı olduğundan dava «şartı yokluğu» nedeniyle HMK 114/h maddesi yollaması ile 115/2 maddesi uyarınca «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı «müdür azli» davasının bu davalının müdürlük yetkisi bulunmadığından davalı aktif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdür azli davası ile davalılar aleyhine açtığı şirkete «kayyım tayin» edilmesi davasının talebe ilişkin haklı nedenin ispatlanamaması nedeniyle esastan reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «limited şirket müdürlerinin azli» ve şirkete «kayyım atanması» talebine ilişkindir.
Dosya kapsamında bulunan davalı ... ve ... vekillerinin «istinafa cevap dilekçelerinde» ve bölge adliye mahkemesince alınan bilirkişi raporunda yapılan tespite göre, davalı şirkete, genel kurul toplantısı yapılması için gerekli işlemleri yürütmek amacı ile kayyum atandığı, atanan kayyumun bahsekonu genel kurulu sağladığı ve şirkete yeni bir müdür tayin edildiği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3736 E. 2020/1929 K.
Ortak:yönetim kayyımı · kayyım atanması · şirket müdürlüğü · kayyım · limited şirket · yetkisizlik kararı · temsil · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz karardaMühendislik Taşıma İnşaat Gayrimenkul Emlak Alım Satımı Gıda Turizm Limited Şirketi'ndeki yönetim hakkının ve «temsil» «yetkisinin» 6102 sayılı Kanun'un 630 ncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince kaldırılmasına, karar kesinleşinceye kadar adı geçen şirkete geçici olarak «yönetim kayyımı atanmasına» karar verilmiştir.
Şti.'nin ortakları olduklarını, davalının «esas sözleşme» ile 10 yıllığına «şirket müdürü» olarak atandığını, davalı yöneticinin şahsi menfaatlerini şirket ve ortakların menfaatlerinden önde tuttuğunu, müvekkiline bilgi vermekten kaçındığını, şirketin mali tabloları ve «faaliyet raporlarını» hazırlamadığını, davalının şirkete ait gayrimenkulleri şahsı adına kiralayarak şirket «malvarlığından» gelir elde ettiğini, ortaklara sermayeleri oranında kâr «payı dağıtılmadığını», müvekkilinin imzasının taklit edilerek usulsüz işlemler yapıldığını, davalının fiktif faturalar ve asılsız giderlerle şirketin pasifini arttırdığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 ncu maddesi gereğince davalının «şirket müdürlüğünden» azline ve şirkete «kayyım atanmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin kar etmesine karşın müdürün kâr «payı» dağıtmamasının «azil» için bir neden olmadığını, genel kurulda kâr «payı dağıtımına» dair bir karar alınmaması halinde müdürün kâr payı dağıtma gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, genel kurulca alınmayan bir kararın uygulamadığı gerekçesi ile azil istenemeyeceğini, ayrıca kâr payına ilişkin davaların şirkete karşı açılması gerektiğini, şirket kayıtlarında bir usulsüzlük bulunmadığının bilirkişi raporuyla belirlendiğini, şirketin varlık ve cirosunda her sene artış meydana geldiğini, buna rağmen hatalı bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, kast ve ağır ihmal ile işlenen fiillerin azil için «haklı sebep» olarak görüldüğünü ve her somut olayda hakimin haklı sebep kavramını dürüstlük kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacının talebi üzerine ortaklıktan çıkması için belli bir miktar üzerinde anlaşmaya varıldığını ve bu miktarın davacının hesabına gönderildiğini, ancak davacının bu ödemeye rağmen kötü niyetli olarak dava açtığını, 17.12.2013 tarihli sözleşmenin incelenmediğini, uyuşmazlığın aslında bu sözleşmeye dayalı olarak yapılan inşaattan kaynakladığını, davanın haksız ve kötü niyetli açıldığını, «kayyım atanması» için şirketin «organsız» kalması gerektiğini, dava dışı şirketin bir «malvarlığı» bulunmadığını, şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde ödenmiş esas sermayesinin en az %51'ini «temsil» eden ortakların kararı ile her zaman müdürün değiştirilebileceğini, dava dışı şirketin %60 hissesinin davacıya ait olmasına rağmen bu hakkın kullanılmadan dava açı …
Benzer bu kararda… yesini kaybetmeye başladığı, davacının açmış olduğu davalar ve bu davalarda alınan kararların buna neden olduğu savunulmuş ise de şirkete ait araç ve taşınmazı, bir «ortaklar kurulu» kararı olmaksızın rayiç bedelden çok düşük fiyatla sattığı, «ticari defterlerdeki» alacak «kaydının» kapatılmasının ticari kayıtlardan anlaşılamamasının özen ve «bağlılık yükümü» ile bağdaşmadığı, davalı «müdürün azli» için haklı sebeplerin gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının müdürlük görevinden azline, yönetim hak ve «temsil yetkisinin kaldırılmasına», davalının müdürü olduğu şirketteki temsil ve yönetim yetkisinin «tedbiren kaldırılmasına» ve mali müşavir ...’nın şirkete «yönetim kayyımı» olarak atanmasına karar verilmiştir.
2-Dava, «limited şirket» müdürünün haklı sebeple azli ve şirkete tedbiren «kayyım atanması» istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde TTK’nın 630/2. maddesi uyarınca davalının «şirket müdürlüğünden» azline, işbu davadaki talepleri karara bağlanana kadar davalının müdürlük görevinden tedbiren el çektirilmesine ve bu süreçte şirkete «kayyım atanmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bağlılık yükümü · müdürün azli · temsil yetkisinin kaldırılması · tedbirin kaldırılması · ortaklar kurulu kararı · ticari defter · cy/cy kaydı · e-defter
Benzer bu kararda… yesini kaybetmeye başladığı, davacının açmış olduğu davalar ve bu davalarda alınan kararların buna neden olduğu savunulmuş ise de şirkete ait araç ve taşınmazı, bir «ortaklar kurulu» kararı olmaksızın rayiç bedelden çok düşük fiyatla sattığı, «ticari defterlerdeki» alacak «kaydının» kapatılmasının ticari kayıtlardan anlaşılamamasının özen ve «bağlılık yükümü» ile bağdaşmadığı, davalı «müdürün azli» için haklı sebeplerin gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının müdürlük görevinden azline, yönetim hak ve «temsil yetkisinin kaldırılmasına», davalının müdürü olduğu şirketteki temsil ve yönetim yetkisinin «tedbiren kaldırılmasına» ve mali müşavir ...’nın şirkete «yönetim kayyımı» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/403 E. , 2024/3928 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/38 Esas, 2022/1445 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/171 E., 2019/884 K.
Taraflar arasındaki şirket müdürünün azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ve davalının dava dışı ... Mühendislik Taşıma İnşaat Gayrimenkul Emlak Alım Satımı Gıda Turizm Ltd. Şti.'nin ortakları olduklarını, davalının esas sözleşme ile 10 yıllığına şirket müdürü olarak atandığını, davalı yöneticinin şahsi menfaatlerini şirket ve ortakların menfaatlerinden önde tuttuğunu, müvekkiline bilgi vermekten kaçındığını, şirketin mali tabloları ve faaliyet raporlarını hazırlamadığını, davalının şirkete ait gayrimenkulleri şahsı adına kiralayarak şirket malvarlığından gelir elde ettiğini, ortaklara sermayeleri oranında kâr payı dağıtılmadığını, müvekkilinin imzasının taklit edilerek usulsüz işlemler yapıldığını, davalının fiktif faturalar ve asılsız giderlerle şirketin pasifini arttırdığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 ncu maddesi gereğince davalının şirket müdürlüğünden azline ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 17.12.2013 tarihli sözleşme gereğince müvekkilinin edimlerini yerine getirmesine rağmen davacının edimlerini yerine getirmediği gibi davalının ortaklıktan kaynaklanan sorumlulukları yerine getirmediğini, şirket işlemlerinde usulsüzlük bulunmadığını, şirket kayıtlarının davacıdan gizlenmediğini, kiraya ilişkin tüm ödemelerin şirket hesabına aktarıldığını, şirket zararına hiçbir işlem yapılmadığını, müvekkilinin azlini gerektirecek haklı sebep bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların dava dışı ... Mühendislik Taşıma İnşaat Gayrimenkul Emlak Alım Satımı Gıda Turizm Ltd. Şti.'nin ortağı oldukları ve davalının münferit yetkili şirket müdürü olduğu, benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre davalı tarafından yönetilen dava dışı şirketin zarar ettiği ve şirkette hiçbir zaman kâr payı dağıtılmadığı, şirketin kuruluş amacı gereği uzun süre kazanç elde edilemediği, dolayısı ile 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinde öngörülen şirket müdürünün azli yönünden haklı nedenlerin oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının dava dışı ... Mühendislik Taşıma İnşaat Gayrimenkul Emlak Alım Satımı Gıda Turizm Limited Şirketi'ndeki yönetim hakkının ve temsil yetkisinin 6102 sayılı Kanun'un 630 ncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince kaldırılmasına, karar kesinleşinceye kadar adı geçen şirkete geçici olarak yönetim kayyımı atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin kar etmesine karşın müdürün kâr payı dağıtmamasının azil için bir neden olmadığını, genel kurulda kâr payı dağıtımına dair bir karar alınmaması halinde müdürün kâr payı dağıtma gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, genel kurulca alınmayan bir kararın uygulamadığı gerekçesi ile azil istenemeyeceğini, ayrıca kâr payına ilişkin davaların şirkete karşı açılması gerektiğini, şirket kayıtlarında bir usulsüzlük bulunmadığının bilirkişi raporuyla belirlendiğini, şirketin varlık ve cirosunda her sene artış meydana geldiğini, buna rağmen hatalı bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, kast ve ağır ihmal ile işlenen fiillerin azil için haklı sebep olarak görüldüğünü ve her somut olayda hakimin haklı sebep kavramını dürüstlük kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacının talebi üzerine ortaklıktan çıkması için belli bir miktar üzerinde anlaşmaya varıldığını ve bu miktarın davacının hesabına gönderildiğini, ancak davacının bu ödemeye rağmen kötü niyetli olarak dava açtığını, 17.12.2013 tarihli sözleşmenin incelenmediğini, uyuşmazlığın aslında bu sözleşmeye dayalı olarak yapılan inşaattan kaynakladığını, davanın haksız ve kötü niyetli açıldığını, kayyım atanması için şirketin organsız kalması gerektiğini, dava dışı şirketin bir malvarlığı bulunmadığını, şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde ödenmiş esas sermayesinin en az %51'ini temsil eden ortakların kararı ile her zaman müdürün değiştirilebileceğini, dava dışı şirketin %60 hissesinin davacıya ait olmasına rağmen bu hakkın kullanılmadan dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava dışı şirkette %60 paya, davalı müdürün ise %40 paya sahip olduğu, şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde müdürlerin, şirketin ödenmiş esas sermayesinin en az %51'ini temsil eden ortakların kararı ile her zaman değiştirilebileceğinin düzenlendiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, şirket kayıtlarında usulsüzlük yapıldığına ve davacının bilgi edinme hakkının sürekli şekilde ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir tespit yapılmadığı, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, şirketin bazı yıllarda zarar ettiği, bu nedenle şirket amacının imkânsız hale gelmesi nedeniyle fesih koşullarının oluştuğu, davalı müdür tarafından uzun süredir kâr payı dağıtılmadığı, bu nedenle feshin koşullarının oluştuğunun kabul edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesinde genel kurulun yetkileri düzenlenmiş olup buna göre topluluk yıl sonu finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporunun onaylanması ile yıl sonu finansal tablolarının onaylanması, kâr payı hakkında karar verilmesi, kazanç paylaşımının belirlenmesinin genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayıldığı, buna göre tarafların ortağı olduğu davalı şirketin genel kurulunda kâr payının dağıtılmasına ilişkin bir karar alındığının ileri sürülmediği, davalı müdürün, buna rağmen genel kurulun yetkisinde olan bir hususta işlem yaparak kâr payı dağıtmasının mümkün bulunmadığı, diğer yandan da davacıya kâr payı verilmemesine rağmen davalı tarafından şirket kaynaklarından kâr payı alındığı, şirketi zarara uğratacak usulsüz bir işlemin yapıldığı yönündeki iddiaların da somut delillerle ispatlanamadığı, şirketin zarar ettiği bilirkişi raporuyla belirlenmesine rağmen bu zararın davalı müdürün kötü yönetiminden kaynaklandığının ispat edilemediği, şirket müdürünün azli için haklı nedenlerin oluştuğuna dair dosyada somut bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya dayanak yapılan tek hususun şirket kâr payının dağıtılmamasına ilişkin olmadığını, şirketin sürekli zarar ettiği malen kötü yönetildiğini, şirket içinin davalı tarafından boşaltılıp davalının tüm şirket mallarından şahsen kâr ve semere elde ettiğini, davalının zenginleştiğini, bu nedenle mahkemece sadece kâr payı dağıtılmasının haklı azil nedeni olmayacağı yönündeki gerekçesinin kabul edilemeyeceğini, ticari şirketlerin kâr payı elde etmek amacıyla kurulduklarını, davalının bu hususun dışında ve kendi lehine hareket ettiğini, şirketin sürekli muhasebe hileleri ile zarar halinde gösterildiğini, bilirkişi raporunun da bu doğrultuda olduğunu, şirkete kayyım atanması gerektiğini, davalının, ortaklıktan çıkmaya ilişkin davacıyla haricen anlaşma yapıldığı ve buna dair bir bedel ödendiği yönündeki beyanlarını kabul etmediklerini, davalının bu iddiasını ispatlaması gerektiğini, davalının hiç bir iddiasını ispatlayamadığını, müvekkilinin imzasının taklit edilerek şirketin içinin boşaltıldığına dair Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, dava dışı limited şirket müdürünün 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi uyarınca haklı nedenle azli istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045892900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz