Ticaret unvanının terkini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/83 E. 2024/3753 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanının korunması↗ ticari işletme rehni↗ ticari işletme devri↗ ticari dürüstlük↗ katılma yoluyla istinaf↗ işletme devri↗ ticaret unvanının terkini↗ tacir sıfatı↗ iyiniyet kuralı↗ bekletici mesele↗ aaüt↗ ba beyannamesi↗ ticaret sicilinden terkin↗ istinaf başvurusunun reddi↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ ticaret sicili tescili↗ vekile tebliğ↗ ticari işletme↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ iyiniyet↗ üçüncü kişi↗ dürüstlük kuralı↗ ticaret unvanı↗ ihtar↗ feragat↗ havale↗ ticaret sicili↗ terkin↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2020/452 E., 2022/253K.
Taraflar arasındaki ticaret unvanının terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve ek karara ilişkin davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Eczacı ...'ın 04.12.1974 tarihinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığından "... Eczanesi" ticari unvanını tescil ettirerek eczane ruhsatını aldığını, 07.01.1975 tarihinde Maliye'ye kayıt yaptırarak işe başladığını, 1997 yılına kadar eczacılık mesleğine devam ettiğini, 1997 yılında eczanesini İcra ile tahliye ettirdiklerinden ve 35 metrekare dükkan bulamadığı için faaliyetini durdurduğunu, ... ve maliyeye beyanname verdiğini ve vergilerini kesintisiz ödediğini, ticari faaliyetine ilk fırsatta geri dönmeyi düşündüğünü, 01.02.2020 tarihinde eczane nöbet listesinde "... Eczanesi" adı altında ikinci bir eczane olduğunu öğrendiğini, 04.02.2020 tarihinde bu ticaret unvanının değiştirilmesini noter kanalıyla ihtar ettiğini, kendisinin "... Eczanesi” ticari unvanının ilk sahibi olduğunu, eczanesi faaliyette olmadığı halde 05.12.2013 tarihinde “... Eczanesi" unvanını tescil ve ilan ettirdiğini, ticareti terk etmediğini, bu unvanı ilk kendisi tescil ettirdiği için bu unvanı kullanma hakkının yalnızca kendisine ait olduğunu ileri sürülerek davalı ...'in kullandığı “... Eczanesi" unvanın değiştirilmesi veya silinmesini, tecavüz sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasını istediğini, ...'in kullandığı ticaret unvanının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davacının ticaret unvanının "... ... Eczanesi" olduğunu, davalı ...'in ticaret unvanının ise “Abdulkerim Kevser ... Eczanesi" olduğu, dolayısıyla hem davacının kendi unvanının ... Eczanesi olmadığını hem de davalının ... Eczanesi unvanını kullandığı iddiasının doğru olmadığını, ayrıca davacının müdürlüklerindeki kaydının 10.07. 2020 tarihinde resen silindiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Abdülkadir Kevser vekili cevap dilekçesinde; 1997 yılından beri kullanılmayan ticaret unvanının artık zamanaşımına uğradığını, davacının talebinin iyiniyet kurallarına uygun olmadığını, ticaret unvanını kullanma hakkının tacir sıfatına doğuşuyla başlayıp bu sıfatın yitirilmesiyle sona ereceğini, davacının tacir sıfatının kaybettiğini, davacının ticari işletmesinin bulunmadığını, fiilen ticari faaliyetinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Davalı ... Sağlık Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ticaret sicil kayıtlarına göre; 11.12.2013 tescil tarihinde ... Ticaret Sicil Memurluğuna kayıt olduğu, davalı tarafın ise 08.01.2020 tarihinde ... Ticaret Sicil Memurluğuna kayıt olduğu, ticaret unvanının korunmasına ilişkin düzenleme, eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 52 nci ve devamı maddelerinde yer aldığı, tacirler için büyük önemi haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme rehnine konu olan ticaret unvanı, bu hali ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulduğu, Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususlarının incelenip değerlendirilmesi gerektiği, 07.03.2022 havale tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının 1997 yılına kadar ticaret siciline kayıtlı olmaksızın ancak vergi mükellefi olarak "... Eczanesi“ unvanıyla faaliyet gösterdiği, 1997 tarihinden sonra ise filen eczacılık faaliyetinin olmadığı, ticari faaliyetinin bulunmadığı 05.12.2013 tarihinde bu kez "... ... Eczanesi” unvanını tescil ettirdiği, buna karşın davalı ... adına 24.12.2019 tarihinde "..." isimli eczane için ruhsatname düzenlendiği, 03.01.2020 tarihinde ise "... ... Eczanesi' ticaret unvanını ticaret siciline tescil ettirdiği, ayrıca dava tarihinden sonra 05.06.2021 tarihinde "... Eczanesi" marka tescili yaptırdığı, ticaret sicil kayıtlarına göre davacının tescilli ticaret unvanının "... ... Eczanesi' iken davalının ticaret unvanının ... ... Eczanesi olduğu, tarafların ticaret unvanlarının bir bir aynı olmaması, davalının ticaret unvanını sicile tescil ettirdiği tarih itibariyle davacının 20 yılı aşkın süredir fiilen eczacılık alanından ticari faaliyetinin olmaması ve vergi mükellefiyetinin bu tarihten çok önce (1997 yılında) terkin edilmesi karşısında, davalının “... Eczanesi" unvanı kullanmasının 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi kapsamına giren ticari dürüstlüğe aykırı bir eylem olmadığı, davacının ticaret unvanı ile davalının ticaret unvanındaki aynı olan “..." ibaresi coğrafi bir yer adı olduğu, ticaret unvanında kullanılan coğrafi yer adlarının tek başına ticaret unvanının ayırt edici unsuru olarak kabul edilemeyeceği, davalının "... Eczanesi" ibaresinin yanında kullandığı "...' ibaresinin markaları farklılaştırdığı, diğer yandan hem davalının hem de davacının eczane ruhsatnamelerinde "... Eczanesi" unvanını kullandıkları, bu unvanın iki tarafça da ticaret siciline tescil edilmediği, 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ticaret siciline tescil edilen ticaret unvanını koruyan bir düzenleme olduğu, buna karşın ticaret siciline tecil edilmeyen unvanların 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi ve devamında düzenlenen "haksız rekabet” hükümlerine göre korunduğu, davalının faaliyete başladığı tarih itibariyle davacının fiillen eczacılık faaliyetinde olmaması nedeniyle o tarih itibariyle davacı ile davalı arasında bir rekabetin olmadığı, dolayısıyla davalının “... Eczanesi" unvanını kullanması nedeniyle davacıya veya üçüncü kişilere karşı aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı bir davranışının bulunmadığı, bu nedenle davalının "... Eczanesi" unvanı kullanmasının davacıya karşı haksız rekabet sayılabilecek bir eylemin de oluşturmadığının beyan edildiği, bu durumda dosyada tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde davalının kullanımın, 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinde tanımlandığı gibi ticari dürüstlüğe aykırı olmadığı, davalının “... Eczanesi" unvanını kullanması nedeniyle davacıya veya üçüncü kişilere karşı aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı bir davranışının da bulunmadığı, bu nedenle davalının "... Eczanesi" unvanı kullanmasının davacıya karşı 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü madde ve devamı kapsamındaki haksız rekabet sayılabilecek bir eylem de oluşturmadığı, davacının halihazırda fiilen kullanmadığı da gözetilerek davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiş, 12.08.2022 tarihli ek karar ile, Mahkeme dosyasının 13.05.2022 tarihinde karara çıktığı ve davacı tarafından davalılar aleyhine açılana davanın reddine karar verildiği, gerekçeli kararın davalı ... vekili Avukat ...'a 25.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve gerekçeli kararının davalı vekiline tebliğinden itibaren istinaf kanun yoluna başvurma süresi olan 2 haftalık sürenin geçtiği gerekçesiyle süresi içerisinde yapılmayan davalı ... vekili Avukat ...'ın istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve verilen ek karara ilişkin olarak da davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı Abdülkadir Kevser vekili istinaf dilekçesinde özetle;davacı tarafında açılan haksız ve çıkar sağlamak maksatlı davanın reddedilmesinin isabetli olduğunu, gerekçeli kararın 5 nolu hükmünde davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) gereğince hesap edilen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, şeklinde hükmünün hatalı olduğunu, müvekkilinin kendisini avukat ile temsil ettirmesine rağmen şahsına ve tek olacak şekilde AAÜT belirlenen tarifeye uygun vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece hüküm gerekçesinde davanın ret sebebinin esasına girilmek suretiyle sair gerekçelerle tüm davalılar yönünde ortak görünse de müvekkili dışındaki tüm davalıların taraf sıfatının olmadığını, ticareti eylemli olarak terk eden ve koruma haklarına haiz olmayan davacının, sadece oda kaydına dayanarak dava açmasında hukuken menfaatin olmadığını, davacının istinaf taleplerinde belirttiği delil listesinde olmayan ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/2926 soruşturma numaralı dosyanın bu dosya açısından bekletici mesele yapılmaması gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının müvekkili lehine tek şekilde AAÜT gereği vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; rapora itirazlarının göz ardı edildiğini, hükme elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, müvekkilinin fiilen eczaneyi işletmese bile tacirliğinin devam ettiğini, müvekkilinin kayıtlarının kötü niyetli şekilde silindiğini, ceza soruşturmasının sonucunun beklenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin hiç bir zaman hakkından feragat etmediğini, raporun çelişkili olduğunu, ticari unvanı hususunda uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin ticari unvanını ve eczanesini devretmediğini, kendi istediği ile dilekçe verip kaydını sildirmediğini, beyanname veren, vergi ödeyen müvekkilinin kayıtlarının geriye dönük kötü niyetle silinmesinin söz konusu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece her ne kadar davalı tarafın istinaf taleplerinin süresinde yapılmaması nedeniyle reddine karar verilmiş ise de davalı vekilinin söz konusu istinaf başvurusunun katılma yoluyla istinaf dilekçesi mahiyetinde olduğu, bu nedenle istinaf başvurusunun reddine yönelik İlk Derece Mahkemesinin ek kararının usul ve yasaya aykırı bulunduğundan ek kararın kaldırılmasına karar verildiği, esas yönünden yapılan inceleme de; özellikle hükme esas alınan konusunda uzman bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin hukuken isabetli ve yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ticaret ünvanın haksız şekilde kullanılmasının men'i ve bu haksız şekilde kullanılan ticaret ünvanın ticaret sicilinden terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 52 ve 54 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5533 E. 2010/7200 K.
Ortak:iyiniyet
İncelediğiniz kararda2.Davalı Abdülkadir Kevser vekili cevap dilekçesinde; 1997 yılından beri kullanılmayan «ticaret unvanının» artık «zamanaşımına» uğradığını, davacının talebinin «iyiniyet kurallarına» uygun olmadığını, ticaret unvanını kullanma hakkının «tacir sıfatına» doğuşuyla başlayıp bu sıfatın yitirilmesiyle sona ereceğini, davacının tacir sıfatının kaybettiğini, davacının «ticari işletmesinin» bulunmadığını, fiilen ticari faaliyetinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaDavalı ... vekili, müvekkilinin «iyiniyetli» «yetkili hamil» olduğunu savunarak, müvekkili hakkındaki davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetkili hamil · muvazaa · bedelsizlik · ciro · hamil · keşideci · bono · kötüniyet
Benzer bu kararda… lle satılmış olduğunu, bu bedelin 30.000,00 YTL’sinin nakit olarak müvekkili ... tarafından davalılar ... ve ...’e ödenmiş olduğunu, kalan 20.000,00 YTL’si için ise «keşidecileri» müvekkilleri ... ve ...olan her biri 10.000,00 YTL tutarında iki adet «bono» düzenlenmiş bulunduğunu, eczanenin ruhsatı ile ilgili bir sorunun çıkması ihtimaline binaen de davalılar ...ve ... tarafından müvekkili ...’ye 30.000,00 YTL tutarlı bir senedin düzenlenerek verilmiş olduğunu ancak anılan davalıların müvekkilinin hulus ve saffetinden yararlanarak senede ödeme tarihi olarak 29.10.2023 tarihini atmış olduklarını, müvekkillerinin davalılar ...ve ... tarafından satılan eczaneyi ruhsat engeli yüzünden hiç çalıştıramadıklarını, senetlerden birinin anılan davalıların yakını olan diğer davalı ...’e «ciro» edilerek onun tarafından icra takibine konulduğunu, diğer senedin ise davalılar ...ve ...’in elinde olduğunu, oysaki davalılara verilen peşinatın ve bonoların haksız olarak davalılar üzerinde kalmış bulunduğunu ileri sürerek, 30.000,00 YTL’nin davalılardan faizi ile birlikte tahsiline, kasten ve «kötüniyetli» olarak davalı ... tarafından icra takibine konu edilen senetten dolayı borçlu bulunulmadığının tespitine, takibin iptaline ve % 40 tazminata, davalılar ...ve ...’in elinde bulunup da «bedelsiz» kalan senedin ise iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin «iyiniyetli» «yetkili hamil» olduğunu savunarak, müvekkili hakkındaki davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davaya konu eczanenin içindeki eşyalarla birlikte davacılara «teslim» edildiği, davacıların eczaneyi işletmek üzere Eczacı ...’in mesul ve sahip müdürlüğünde girişimde bulundukları ancak davacıların eczacı olmadıkları ve «muvazaalı» eczane açma girişimi olarak görüldüğünden Muğla Eczacılar Odası tarafından davacılara ruhsat verilmediği, davalıların edimini yerine getirmiş oldukları, eczanenin …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8770 E. 2010/596 K.
Ortak:iyiniyet
İncelediğiniz kararda2.Davalı Abdülkadir Kevser vekili cevap dilekçesinde; 1997 yılından beri kullanılmayan «ticaret unvanının» artık «zamanaşımına» uğradığını, davacının talebinin «iyiniyet kurallarına» uygun olmadığını, ticaret unvanını kullanma hakkının «tacir sıfatına» doğuşuyla başlayıp bu sıfatın yitirilmesiyle sona ereceğini, davacının tacir sıfatının kaybettiğini, davacının «ticari işletmesinin» bulunmadığını, fiilen ticari faaliyetinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaDavalı ... vekili, müvekkilinin «iyiniyetli» «yetkili hamil» olduğunu savunarak, müvekkili hakkındaki davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetkili hamil · muvazaa · bedelsizlik · ciro · hamil · keşideci · bono · istirdat
Benzer bu kararda… lle satılmış olduğunu, bu bedelin 30.000,00 YTL’sinin nakit olarak müvekkili ... tarafından davalılar ... ve ...’e ödenmiş olduğunu, kalan 20.000,00 YTL’si için ise «keşidecileri» müvekkilleri ... ve ... olan her biri 10.000,00 YTL tutarında iki adet «bono» düzenlenmiş bulunduğunu, eczanenin ruhsatı ile ilgili bir sorunun çıkması ihtimaline binaen de davalılar ...ve ... tarafından müvekkili Münire’ye 30.000,00 YTL tutarlı bir senedin düzenlenerek verilmiş olduğunu ancak anılan davalıların müvekkilinin hulus ve saffetinden yararlanarak senede ödeme tarihi olarak 29.10.2023 tarihini atmış olduklarını, müvekkillerinin davalılar ...ve ... tarafından satılan eczaneyi ruhsat engeli yüzünden hiç çalıştıramadıklarını, senetlerden birinin anılan davalıların yakını olan diğer davalı ...’e «ciro» edilerek onun tarafından icra takibine konulduğunu, diğer senedin ise davalılar ...ve ...’in elinde olduğunu, oysaki davalılara verilen peşinatın ve bonoların haksız olarak davalılar üzerinde kalmış bulunduğunu ileri sürerek, 30.000,00 YTL’nin davalılardan faizi ile birlikte tahsiline, kasten ve «kötüniyetli» olarak davalı ... tarafından icra takibine konu edilen senetten dolayı borçlu bulunulmadığının tespitine, takibin iptaline ve % 40 tazminata, davalılar ...ve ...’in elinde bulunup da «bedelsiz» kalan senedin ise iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin «iyiniyetli» «yetkili hamil» olduğunu savunarak, müvekkili hakkındaki davanın reddini istemiştir.
Dava, davalılardan ...ve ... tarafından işletilen eczanenin davacılara devredilmesi nedeniyle ödenen para ve verilen senetlerin devre konu eczanenin işletilememesi, devrin gerçekleşmemesi sonucu «bedelsiz» kaldığının tespiti ve ödenen tutarın «istirdadı» istemlerine ilişkindir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu eczanenin içindeki eşyalarla birlikte davacılara «teslim» edildiği, davacıların eczaneyi işletmek üzere Eczacı ...’in mesul ve sahip müdürlüğünde girişimde bulundukları ancak davacıların eczacı olmadıkları ve «muvazaalı» eczane açma girişimi olarak görüldüğünden Muğla Eczacılar Odası tarafından davacılara ruhsat verilmediği, davalıların edimini yerine getirmiş oldukları, eczanenin …
-
Gereksiz yere incitici açıklama
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4509 E. 2015/12220 K.
Ortak:dürüstlük kuralı · tacir · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda2.Davalı Abdülkadir Kevser vekili cevap dilekçesinde; 1997 yılından beri kullanılmayan «ticaret unvanının» artık «zamanaşımına» uğradığını, davacının talebinin «iyiniyet kurallarına» uygun olmadığını, ticaret unvanını kullanma hakkının «tacir sıfatına» doğuşuyla başlayıp bu sıfatın yitirilmesiyle sona ereceğini, davacının tacir sıfatının kaybettiğini, davacının «ticari işletmesinin» bulunmadığını, fiilen ticari faaliyetinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Ticaret Sicil Memurluğuna kayıt olduğu, «ticaret unvanının korunmasına» ilişkin düzenleme, eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 52 nci ve devamı maddelerinde yer aldığı, «tacirler» için büyük önemi haiz, «ticari işletme devri» ve «ticari işletme rehnine» konu olan ticaret unvanı, bu hali ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulduğu, Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince, «terkini» talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin «üçüncü kişiler» açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususlarının incelenip değerlendirilmesi gerektiği, 07.03.2022 «havale» tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının 1997 yılına kadar «ticaret siciline» kayıtlı olmaksızın ancak vergi mükellefi olarak "...
Eczanesi" unvanını kullandıkları, bu unvanın iki tarafça da «ticaret siciline tescil» edilmediği, 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ticaret siciline tescil edilen «ticaret unvanını» koruyan bir düzenleme olduğu, buna karşın ticaret siciline tecil edilmeyen unvanların 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi ve devamında düzenlenen "«haksız rekabet»” hükümlerine göre korunduğu, davalının faaliyete başladığı tarih itibariyle davacının fiillen eczacılık faaliyetinde olmaması nedeniyle o tarih itibariyle davacı i …
Benzer bu kararda… afından karşılanmadığının, dolayısıyla bir kamu zararının doğduğunun da ispatlanamadığı, olayla ilgili davacı tarafından yapılan suç duyurusu ve bildirimler üzerine «takipsizlik» kararı verildiği ve kararın kesinleştiği yine, ...'nce yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda da davalının mezkur işlemlerinden dolayı bir kamu zararı doğmadığının, cezalandırmayı gerektiren bir husus olmadığının belirlendiği, davalının ...'nca yapılan bu işlemler nedeniyle mesleki yönden uyarıldığı, bunun dışında davalıyı sorumlu hale getirecek herhangi bir cezai ya da disiplin işleminin bulunmadığı, bu kapsamda 6102 sayılı TTK'nın 54 vd. maddelerinde belirtilen "Aldatıcı veya «dürüstlük kuralına» aykırı her türlü davranış " unsurunun olayda gerçekleşmediği, davalının eylemlerinde davacının iş ürünleri, fiyatları, faaliyetleri ya da ticari işlerini yanlış, yanıltıcı ya da «gereksiz yere incitici açıklamalarla» «kötülemek» ve 55. maddede belirtilen diğer suretlerle «haksız rekabette» bulunmak unsurlarının gerçekleştiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Davacı tarafça davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğu iddiası ile açılan davada, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece uyuşmazlık 6012 sayılı TTK 54 vd. (6762 sayılı TTK 56 vd.) hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek sonuca ulaşılmış ise de, 6098 sayılı TBK 57. (818 sayılı BK'nın 48.) maddeleri uyarınca ticari işlere ait «haksız rekabet» hakkında TTK hükümleri saklıdır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:gereksiz yere incitici açıklama · esnaf · kötüleme · takipsizlik kararı
Benzer bu kararda… afından karşılanmadığının, dolayısıyla bir kamu zararının doğduğunun da ispatlanamadığı, olayla ilgili davacı tarafından yapılan suç duyurusu ve bildirimler üzerine «takipsizlik» kararı verildiği ve kararın kesinleştiği yine, ...'nce yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda da davalının mezkur işlemlerinden dolayı bir kamu zararı doğmadığının, cezalandırmayı gerektiren bir husus olmadığının belirlendiği, davalının ...'nca yapılan bu işlemler nedeniyle mesleki yönden uyarıldığı, bunun dışında davalıyı sorumlu hale getirecek herhangi bir cezai ya da disiplin işleminin bulunmadığı, bu kapsamda 6102 sayılı TTK'nın 54 vd. maddelerinde belirtilen "Aldatıcı veya «dürüstlük kuralına» aykırı her türlü davranış " unsurunun olayda gerçekleşmediği, davalının eylemlerinde davacının iş ürünleri, fiyatları, faaliyetleri ya da ticari işlerini yanlış, yanıltıcı ya da «gereksiz yere incitici açıklamalarla» «kötülemek» ve 55. maddede belirtilen diğer suretlerle «haksız rekabette» bulunmak unsurlarının gerçekleştiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu bakımından, öncelikle tarafların dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 14 vd. (6102 sayılı TTK'nın 11 vd.) maddeleri kapsamında «tacir» ya da «esnaf» sayılıp sayılmayacakları belirlenmek suretiyle; uyuşmazlığa 818 sayılı BK'nın 48. veya 6762 sayılı TTK'nın 56 vd. maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu tes …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/83 E. , 2024/3753 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/2151 Esas, 2022/2172Karar
DAVA TARİHİ 22.06.2020
İLK DERECE MAHKEMESİ ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2020/452 E., 2022/253K.
Taraflar arasındaki ticaret unvanının terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve ek karara ilişkin davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Eczacı ...'ın 04.12.1974 tarihinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığından "... Eczanesi" ticari unvanını tescil ettirerek eczane ruhsatını aldığını, 07.01.1975 tarihinde Maliye'ye kayıt yaptırarak işe başladığını, 1997 yılına kadar eczacılık mesleğine devam ettiğini, 1997 yılında eczanesini İcra ile tahliye ettirdiklerinden ve 35 metrekare dükkan bulamadığı için faaliyetini durdurduğunu, ... ve maliyeye beyanname verdiğini ve vergilerini kesintisiz ödediğini, ticari faaliyetine ilk fırsatta geri dönmeyi düşündüğünü, 01.02.2020 tarihinde eczane nöbet listesinde "... Eczanesi" adı altında ikinci bir eczane olduğunu öğrendiğini, 04.02.2020 tarihinde bu ticaret unvanının değiştirilmesini noter kanalıyla ihtar ettiğini, kendisinin "...
Eczanesi” ticari unvanının ilk sahibi olduğunu, eczanesi faaliyette olmadığı halde 05.12.2013 tarihinde “... Eczanesi" unvanını tescil ve ilan ettirdiğini, ticareti terk etmediğini, bu unvanı ilk kendisi tescil ettirdiği için bu unvanı kullanma hakkının yalnızca kendisine ait olduğunu ileri sürülerek davalı ...'in kullandığı “... Eczanesi" unvanın değiştirilmesi veya silinmesini, tecavüz sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasını istediğini, ...'in kullandığı ticaret unvanının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davacının ticaret unvanının "... ... Eczanesi" olduğunu, davalı ...'in ticaret unvanının ise “Abdulkerim Kevser ... Eczanesi" olduğu, dolayısıyla hem davacının kendi unvanının ... Eczanesi olmadığını hem de davalının ... Eczanesi unvanını kullandığı iddiasının doğru olmadığını, ayrıca davacının müdürlüklerindeki kaydının 10.07. 2020 tarihinde resen silindiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Abdülkadir Kevser vekili cevap dilekçesinde; 1997 yılından beri kullanılmayan ticaret unvanının artık zamanaşımına uğradığını, davacının talebinin iyiniyet kurallarına uygun olmadığını, ticaret unvanını kullanma hakkının tacir sıfatına doğuşuyla başlayıp bu sıfatın yitirilmesiyle sona ereceğini, davacının tacir sıfatının kaybettiğini, davacının ticari işletmesinin bulunmadığını, fiilen ticari faaliyetinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Davalı ... Sağlık Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ticaret sicil kayıtlarına göre;
11. 12.2013 tescil tarihinde ... Ticaret Sicil Memurluğuna kayıt olduğu, davalı tarafın ise 08.01.2020 tarihinde ... Ticaret Sicil Memurluğuna kayıt olduğu, ticaret unvanının korunmasına ilişkin düzenleme, eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 52 nci ve devamı maddelerinde yer aldığı, tacirler için büyük önemi haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme rehnine konu olan ticaret unvanı, bu hali ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulduğu, Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususlarının incelenip değerlendirilmesi gerektiği, 07.03.2022 havale tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının 1997 yılına kadar ticaret siciline kayıtlı olmaksızın ancak vergi mükellefi olarak "...
Eczanesi“ unvanıyla faaliyet gösterdiği, 1997 tarihinden sonra ise filen eczacılık faaliyetinin olmadığı, ticari faaliyetinin bulunmadığı 05.12.2013 tarihinde bu kez "... ... Eczanesi” unvanını tescil ettirdiği, buna karşın davalı ... adına 24.12.2019 tarihinde "..." isimli eczane için ruhsatname düzenlendiği, 03.01.2020 tarihinde ise "... ... Eczanesi' ticaret unvanını ticaret siciline tescil ettirdiği, ayrıca dava tarihinden sonra 05.06.2021 tarihinde "... Eczanesi" marka tescili yaptırdığı, ticaret sicil kayıtlarına göre davacının tescilli ticaret unvanının "... ... Eczanesi' iken davalının ticaret unvanının ... ... Eczanesi olduğu, tarafların ticaret unvanlarının bir bir aynı olmaması, davalının ticaret unvanını sicile tescil ettirdiği tarih itibariyle davacının 20 yılı aşkın süredir fiilen eczacılık alanından ticari faaliyetinin olmaması ve vergi mükellefiyetinin bu tarihten çok önce (1997 yılında) terkin edilmesi karşısında, davalının “...
Eczanesi" unvanı kullanmasının 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi kapsamına giren ticari dürüstlüğe aykırı bir eylem olmadığı, davacının ticaret unvanı ile davalının ticaret unvanındaki aynı olan “..." ibaresi coğrafi bir yer adı olduğu, ticaret unvanında kullanılan coğrafi yer adlarının tek başına ticaret unvanının ayırt edici unsuru olarak kabul edilemeyeceği, davalının "... Eczanesi" ibaresinin yanında kullandığı "...' ibaresinin markaları farklılaştırdığı, diğer yandan hem davalının hem de davacının eczane ruhsatnamelerinde "... Eczanesi" unvanını kullandıkları, bu unvanın iki tarafça da ticaret siciline tescil edilmediği, 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ticaret siciline tescil edilen ticaret unvanını koruyan bir düzenleme olduğu, buna karşın ticaret siciline tecil edilmeyen unvanların 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi ve devamında düzenlenen "haksız rekabet” hükümlerine göre korunduğu, davalının faaliyete başladığı tarih itibariyle davacının fiillen eczacılık faaliyetinde olmaması nedeniyle o tarih itibariyle davacı ile davalı arasında bir rekabetin olmadığı, dolayısıyla davalının “...
Eczanesi" unvanını kullanması nedeniyle davacıya veya üçüncü kişilere karşı aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı bir davranışının bulunmadığı, bu nedenle davalının "... Eczanesi" unvanı kullanmasının davacıya karşı haksız rekabet sayılabilecek bir eylemin de oluşturmadığının beyan edildiği, bu durumda dosyada tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde davalının kullanımın, 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinde tanımlandığı gibi ticari dürüstlüğe aykırı olmadığı, davalının “... Eczanesi" unvanını kullanması nedeniyle davacıya veya üçüncü kişilere karşı aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı bir davranışının da bulunmadığı, bu nedenle davalının "... Eczanesi" unvanı kullanmasının davacıya karşı 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü madde ve devamı kapsamındaki haksız rekabet sayılabilecek bir eylem de oluşturmadığı, davacının halihazırda fiilen kullanmadığı da gözetilerek davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiş, 12.08.2022 tarihli ek karar ile, Mahkeme dosyasının 13.05.2022 tarihinde karara çıktığı ve davacı tarafından davalılar aleyhine açılana davanın reddine karar verildiği, gerekçeli kararın davalı ...
vekili Avukat ...'a 25.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve gerekçeli kararının davalı vekiline tebliğinden itibaren istinaf kanun yoluna başvurma süresi olan 2 haftalık sürenin geçtiği gerekçesiyle süresi içerisinde yapılmayan davalı ... vekili Avukat ...'ın istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve verilen ek karara ilişkin olarak da davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı Abdülkadir Kevser vekili istinaf dilekçesinde özetle;davacı tarafında açılan haksız ve çıkar sağlamak maksatlı davanın reddedilmesinin isabetli olduğunu, gerekçeli kararın 5 nolu hükmünde davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) gereğince hesap edilen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, şeklinde hükmünün hatalı olduğunu, müvekkilinin kendisini avukat ile temsil ettirmesine rağmen şahsına ve tek olacak şekilde AAÜT belirlenen tarifeye uygun vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece hüküm gerekçesinde davanın ret sebebinin esasına girilmek suretiyle sair gerekçelerle tüm davalılar yönünde ortak görünse de müvekkili dışındaki tüm davalıların taraf sıfatının olmadığını, ticareti eylemli olarak terk eden ve koruma haklarına haiz olmayan davacının, sadece oda kaydına dayanarak dava açmasında hukuken menfaatin olmadığını, davacının istinaf taleplerinde belirttiği delil listesinde olmayan ...
Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/2926 soruşturma numaralı dosyanın bu dosya açısından bekletici mesele yapılmaması gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının müvekkili lehine tek şekilde AAÜT gereği vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; rapora itirazlarının göz ardı edildiğini, hükme elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, müvekkilinin fiilen eczaneyi işletmese bile tacirliğinin devam ettiğini, müvekkilinin kayıtlarının kötü niyetli şekilde silindiğini, ceza soruşturmasının sonucunun beklenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin hiç bir zaman hakkından feragat etmediğini, raporun çelişkili olduğunu, ticari unvanı hususunda uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin ticari unvanını ve eczanesini devretmediğini, kendi istediği ile dilekçe verip kaydını sildirmediğini, beyanname veren, vergi ödeyen müvekkilinin kayıtlarının geriye dönük kötü niyetle silinmesinin söz konusu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece her ne kadar davalı tarafın istinaf taleplerinin süresinde yapılmaması nedeniyle reddine karar verilmiş ise de davalı vekilinin söz konusu istinaf başvurusunun katılma yoluyla istinaf dilekçesi mahiyetinde olduğu, bu nedenle istinaf başvurusunun reddine yönelik İlk Derece Mahkemesinin ek kararının usul ve yasaya aykırı bulunduğundan ek kararın kaldırılmasına karar verildiği, esas yönünden yapılan inceleme de; özellikle hükme esas alınan konusunda uzman bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin hukuken isabetli ve yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ticaret ünvanın haksız şekilde kullanılmasının men'i ve bu haksız şekilde kullanılan ticaret ünvanın ticaret sicilinden terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 52 ve 54 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045218200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz