Sözleşme iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/8770 E. 2010/596 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetkili hamil↗ muvazaa↗ bedelsizlik↗ iyiniyet↗ ciro↗ hamil↗ keşideci↗ bono↗ istirdat↗ taahhütname↗ kötüniyet↗ eksik inceleme↗ teminat↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2008/8770 E. , 2010/596 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.10.2007 tarih ve 2006/516-2007/384 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalılardan ...ve ...’e ait ... Eczanesinin anılan davalılar tarafından müvekkillerine 50.000,00 YTL bedelle satılmış olduğunu, bu bedelin 30.000,00 YTL’sinin nakit olarak müvekkili ... tarafından davalılar ... ve ...’e ödenmiş olduğunu, kalan 20.000,00 YTL’si için ise keşidecileri müvekkilleri ... ve ... olan her biri 10.000,00 YTL tutarında iki adet bono düzenlenmiş bulunduğunu, eczanenin ruhsatı ile ilgili bir sorunun çıkması ihtimaline binaen de davalılar ...ve ... tarafından müvekkili Münire’ye 30.000,00 YTL tutarlı bir senedin düzenlenerek verilmiş olduğunu ancak anılan davalıların müvekkilinin hulus ve saffetinden yararlanarak senede ödeme tarihi olarak 29.10.2023 tarihini atmış olduklarını, müvekkillerinin davalılar ...ve ... tarafından satılan eczaneyi ruhsat engeli yüzünden hiç çalıştıramadıklarını, senetlerden birinin anılan davalıların yakını olan diğer davalı ...’e ciro edilerek onun tarafından icra takibine konulduğunu, diğer senedin ise davalılar ...ve ...’in elinde olduğunu, oysaki davalılara verilen peşinatın ve bonoların haksız olarak davalılar üzerinde kalmış bulunduğunu ileri sürerek, 30.000,00 YTL’nin davalılardan faizi ile birlikte tahsiline, kasten ve kötüniyetli olarak davalı ... tarafından icra takibine konu edilen senetten dolayı borçlu bulunulmadığının tespitine, takibin iptaline ve % 40 tazminata, davalılar ...ve ...’in elinde bulunup da bedelsiz kalan senedin ise iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ...ve ... vekili, müvekkillerinin işyerini boşaltarak davacılara teslim etmiş olduklarını, davacıların anlaşma gereği kalan borçlarını ödemek yerine haksız ve mesnetsiz olarak dava açarak kalan borçlarını ifadan kaçındıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin iyiniyetli yetkili hamil olduğunu savunarak, müvekkili hakkındaki davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu eczanenin içindeki eşyalarla birlikte davacılara teslim edildiği, davacıların eczaneyi işletmek üzere Eczacı ...’in mesul ve sahip müdürlüğünde girişimde bulundukları ancak davacıların eczacı olmadıkları ve muvazaalı eczane açma girişimi olarak görüldüğünden Muğla Eczacılar Odası tarafından davacılara ruhsat verilmediği, davalıların edimini yerine getirmiş oldukları, eczanenin devir ve teslimini gerçekleştirdikleri, uyuşmazlığın davacılara eczane işletme ruhsatı verilmemesinden kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalılardan ...ve ... tarafından işletilen eczanenin davacılara devredilmesi nedeniyle ödenen para ve verilen senetlerin devre konu eczanenin işletilememesi, devrin gerçekleşmemesi sonucu bedelsiz kaldığının tespiti ve ödenen tutarın istirdadı istemlerine ilişkindir.
Davacılar, davalılar ...ve ...’in işlettiği eczanenin ruhsatını alamadıklarından çalıştıramadıklarını, eczaneyi işletemediklerini, bu nedenle ödenen miktarın ve verilen senetlerin karşılıksız kaldığını ileri sürmüşler, davalılar ...ve ... de davaya verdikleri yanıtta işlettikleri eczanenin devir ve teslimi konusunda davacılar ile toplam 50.000,00 YTL bedel üzerinden anlaştıklarını, peşin olarak anlaşılan 30.000,00 YTL’nin kendilerine ödendiğini, işyerinin devir ve teslimi gerçekleştiğinde iade edilmek üzere 30.000,00 YTL bedelli senedin de davacı ...’ye teminat olarak verildiğini, kendisinden eczanenin devir ve tesliminde söz konusu senedin iade edileceğine dair yazının da alınmış olduğunu bildirmişlerdir.Davalılar ...ve ... tarafından davacı ... lehine 30.000,00 YTL bedelli senet verildiği, ancak bu senedin ödeme tarihi kısmında 29.10.2023 tarihinin yazılı bulunduğu anlaşılmıştır.Davacılar, davalıların 2023 ödeme tarihli senet düzenleyerek baştan itibaren kötü niyetli olduklarını, ruhsat alınamayacağını bildikleri halde devir işlemini yaptıklarını ileri sürmektedirler.
Dosya kapsamından, taraf beyanlarından davacılar ile davalılardan ... ve ...arasında bu davalıların işlettiği işyerinin devri konusunda bir anlaşmaya varıldığı, ancak taraflar arasında devir kapsamını ve koşullarını düzenleyen yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı anlaşılmıştır.Hayatın olağan akışı içinde bir işyerinin devir alınmasının nedeni o işyerinin amacına uygun şekilde işletilmesine yöneliktir.Bir işyerinin devrinde genelde devredilen sadece işyerinin içindeki emtialar, büro malzemeleri, demirbaşlar olmayıp, bunlardan daha çok o işyerinin işletilmesi için gerekli yasal izinler, o işyerinin tanınmışlığı, mevcut ve potansiyel müşteri durumu, işyerinin elde ettiği veya elde etmesi mümkün görülen kazancı, gelecekteki durumu, yatırım olanakları gibi bir işyerinin verimli bir şekilde işletilmesine, kar etmesine etki edebilecek tüm unsurlar devir sırasında gözetilmekte, devir bedeli de bütün bu unsurlar, işyerinin devralana sağlaması mümkün görülen yararlar göz önüne alınarak belirlenmektedir.Bu durumda somut olayda devre konu işyerinin bir eczane olması nedeniyle devir konusunun sadece emtia, eşya ve demirbaş olduğunun kabulü mümkün değildir.Taraflar arasında devir tarihi de göz önüne alındığında kararlaştırılan devir bedeli, davalılar tarafından davacı tarafa teminat olarak verilen senet, bu senedin eczanenin devri halinde iade edileceğine ilişkin davacı taahhüdü ve Muğla Eczacı Odasının dosyaya gelen yazısı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacıların en başından beri eczaneyi devir almaktaki amaçlarının o yeri eczane olarak işletmek olduğu, bu hususun devri yapan davalılar tarafından da bilinmemesinin mümkün olmadığı, ancak eczacı olmayan davacıların ruhsat alamamaları nedeniyle eczaneyi işletemedikleri anlaşılmıştır.Bu durumda taraflar arasındaki devrin sadece işyerinde bulunan mal, eşya ve büro malzemesinin devrine yönelik değil, bunlardan daha önemlisi işyerinin eczane olarak işletilmesi için gerekli yasal iznin devrine yönelik olduğunun kabulü ile mahkemece bir eczanenin bir başkasına devrine ilişkin yasal koşulların neler olduğu konusunun araştırılması, gerektiğinde bu konuda uzman bir kişiden rapor alınarak sonucuna göre davacıların devraldıkları eczaneyi işletmelerinin yasal açıdan mümkün olmadığı anlaşılır ise taraflar arasındaki devir sözleşmesinden beklenen amacın gerçekleşmemesi nedeniyle davacılara devri yapılan emtia, mal ve eşya değeri kadar davalıların bedele hak kazanacaklarının kabulü ile tarafların bu yöndeki delillerinin toplanarak devir bedelinden davalıların ne kadarını hak ettiklerinin devir tarihi itibariyle tespit edilmesi ve buna göre davacıların istemlerinin değerlendirilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5533 E. 2010/7200 K.
Ortak:yetkili hamil · muvazaa · bedelsizlik · iyiniyet · ciro · hamil · keşideci · bono · Sözleşme iptali
İncelediğiniz kararda… lle satılmış olduğunu, bu bedelin 30.000,00 YTL’sinin nakit olarak müvekkili ... tarafından davalılar ... ve ...’e ödenmiş olduğunu, kalan 20.000,00 YTL’si için ise «keşidecileri» müvekkilleri ... ve ... olan her biri 10.000,00 YTL tutarında iki adet «bono» düzenlenmiş bulunduğunu, eczanenin ruhsatı ile ilgili bir sorunun çıkması ihtimaline binaen de davalılar ...ve ... tarafından müvekkili Münire’ye 30.000,00 YTL tutarlı bir senedin düzenlenerek verilmiş olduğunu ancak anılan davalıların müvekkilinin hulus ve saffetinden yararlanarak senede ödeme tarihi olarak 29.10.2023 tarihini atmış olduklarını, müvekkillerinin davalılar ...ve ... tarafından satılan eczaneyi ruhsat engeli yüzünden hiç çalıştıramadıklarını, senetlerden birinin anılan davalıların yakını olan diğer davalı ...’e «ciro» edilerek onun tarafından icra takibine konulduğunu, diğer senedin ise davalılar ...ve ...’in elinde olduğunu, oysaki davalılara verilen peşinatın ve bonoların haksız olarak davalılar üzerinde kalmış bulunduğunu ileri sürerek, 30.000,00 YTL’nin davalılardan faizi ile birlikte tahsiline, kasten ve «kötüniyetli» olarak davalı ... tarafından icra takibine konu edilen senetten dolayı borçlu bulunulmadığının tespitine, takibin iptaline ve % 40 tazminata, davalılar ...ve ...’in elinde bulunup da «bedelsiz» kalan senedin ise iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin «iyiniyetli» «yetkili hamil» olduğunu savunarak, müvekkili hakkındaki davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu eczanenin içindeki eşyalarla birlikte davacılara «teslim» edildiği, davacıların eczaneyi işletmek üzere Eczacı ...’in mesul ve sahip müdürlüğünde girişimde bulundukları ancak davacıların eczacı olmadıkları ve «muvazaalı» eczane açma girişimi olarak görüldüğünden Muğla Eczacılar Odası tarafından davacılara ruhsat verilmediği, davalıların edimini yerine getirmiş oldukları, eczanenin …
Benzer bu kararda… lle satılmış olduğunu, bu bedelin 30.000,00 YTL’sinin nakit olarak müvekkili ... tarafından davalılar ... ve ...’e ödenmiş olduğunu, kalan 20.000,00 YTL’si için ise «keşidecileri» müvekkilleri ... ve ...olan her biri 10.000,00 YTL tutarında iki adet «bono» düzenlenmiş bulunduğunu, eczanenin ruhsatı ile ilgili bir sorunun çıkması ihtimaline binaen de davalılar ...ve ... tarafından müvekkili ...’ye 30.000,00 YTL tutarlı bir senedin düzenlenerek verilmiş olduğunu ancak anılan davalıların müvekkilinin hulus ve saffetinden yararlanarak senede ödeme tarihi olarak 29.10.2023 tarihini atmış olduklarını, müvekkillerinin davalılar ...ve ... tarafından satılan eczaneyi ruhsat engeli yüzünden hiç çalıştıramadıklarını, senetlerden birinin anılan davalıların yakını olan diğer davalı ...’e «ciro» edilerek onun tarafından icra takibine konulduğunu, diğer senedin ise davalılar ...ve ...’in elinde olduğunu, oysaki davalılara verilen peşinatın ve bonoların haksız olarak davalılar üzerinde kalmış bulunduğunu ileri sürerek, 30.000,00 YTL’nin davalılardan faizi ile birlikte tahsiline, kasten ve «kötüniyetli» olarak davalı ... tarafından icra takibine konu edilen senetten dolayı borçlu bulunulmadığının tespitine, takibin iptaline ve % 40 tazminata, davalılar ...ve ...’in elinde bulunup da «bedelsiz» kalan senedin ise iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin «iyiniyetli» «yetkili hamil» olduğunu savunarak, müvekkili hakkındaki davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davaya konu eczanenin içindeki eşyalarla birlikte davacılara «teslim» edildiği, davacıların eczaneyi işletmek üzere Eczacı ...’in mesul ve sahip müdürlüğünde girişimde bulundukları ancak davacıların eczacı olmadıkları ve «muvazaalı» eczane açma girişimi olarak görüldüğünden Muğla Eczacılar Odası tarafından davacılara ruhsat verilmediği, davalıların edimini yerine getirmiş oldukları, eczanenin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1057 E. 2017/4614 K.
Ortak:muvazaa
İncelediğiniz karardaMahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu eczanenin içindeki eşyalarla birlikte davacılara «teslim» edildiği, davacıların eczaneyi işletmek üzere Eczacı ...’in mesul ve sahip müdürlüğünde girişimde bulundukları ancak davacıların eczacı olmadıkları ve «muvazaalı» eczane açma girişimi olarak görüldüğünden Muğla Eczacılar Odası tarafından davacılara ruhsat verilmediği, davalıların edimini yerine getirmiş oldukları, eczanenin …
Benzer bu karardaEczacı Odasının 20/08/2013 tarihli dava konusu eczane ile davalı ve mülk sahipleri arasında «muvazaa» bulunduğu hususunda inceleme ve değerlendirme raporunun bulunduğu, davalının muvazaanın tarafı olduğu, bu hususu bildiği, davacının yanılma nedeniyle iradesinin sa …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari işletme devri · işletme devri · çekişmesiz yargı · malvarlığına ilişkin dava · ticari işletme · ticari dava niteliği · kamu düzeni · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaBu durumda, dava taraflar arasında düzenlenen eczane devir sözleşmesine dayalı, davalıya yapılan ödemenin tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlığa sözleşmeye ve davaya konu eczanenin gelir durumu da nazara alındığında «ticari işletmenin devrine» yönelik hükümler uygulanacaktır.
1- Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar ile «ticari nitelikteki» «çekişmesiz yargı» işleri dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görülür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-c maddesi uyarınca, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun «malvarlığının» veya işletmenin devralınması hakkındaki düzenlemelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından, mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi gereğince de mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, «kamu düzenine» ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6489 E. 2024/856 K.
Ortak:eksik inceleme · teslim
İncelediğiniz karardaDavalılar ...ve ... vekili, müvekkillerinin işyerini boşaltarak davacılara «teslim» etmiş olduklarını, davacıların anlaşma gereği kalan borçlarını ödemek yerine haksız ve mesnetsiz olarak dava açarak kalan borçlarını ifadan kaçındıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu eczanenin içindeki eşyalarla birlikte davacılara «teslim» edildiği, davacıların eczaneyi işletmek üzere Eczacı ...’in mesul ve sahip müdürlüğünde girişimde bulundukları ancak davacıların eczacı olmadıkları ve «muvazaalı» eczane açma girişimi olarak görüldüğünden Muğla Eczacılar Odası tarafından davacılara ruhsat verilmediği, davalıların edimini yerine getirmiş oldukları, eczanenin …
… edenle ödenen miktarın ve verilen senetlerin karşılıksız kaldığını ileri sürmüşler, davalılar ...ve ... de davaya verdikleri yanıtta işlettikleri eczanenin devir ve «teslimi» konusunda davacılar ile toplam 50.000,00 YTL bedel üzerinden anlaştıklarını, peşin olarak anlaşılan 30.000,00 YTL’nin kendilerine ödendiğini, işyerinin devir ve teslimi gerçekleştiğinde iade edilmek üzere 30.000,00 YTL bedelli senedin de davacı ...’ye «teminat» olarak verildiğini, kendisinden eczanenin devir ve tesliminde söz konusu senedin iade edileceğine dair yazının da alınmış olduğunu bildirmişlerdir.Davalılar ...ve …
Benzer bu kararda… en düşüldüğünü, ayrıca bakiye 42.124,00 TL'nin de davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiğini, sözleşmenin 2.8 ... maddesine göre eczane kasasının devir alana «tesliminin» gerektiğini, davalının hesabına geçen 79.124,00 TL'nin pos cihazından yapılan ödemeleri kapsadığını, ayrıca davalı tarafça sözleşmeye rağmen müvekkilinin karakola «şikayet» edilerek eczaneden uzaklaştırıldığını, böylece müvekkilinin eczaneyi işletemediğini, işlettiği süre içerisinde 20.000,00 TL değerinde yatırım yaptığını iddia edere …
Eczanesi'ni «protokole» konu edilen "bilcümle mal, malzeme, demirbaş ve gerekse uyuşturucu ve zehirli ilaçların tamamı" ile birlikte 15.01.2011 tarihinde davacı eczacı ...'e fiilen «teslim» ettiğini, müvekkili eczacı ...'ın devre konu edilen ...
Eczanesi'nin kasasını 15.01.2011 tarihinde davacı eczacı ...'e fiilen «teslim» ettiğini, müvekkili eczacı ...'ın devre konu ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:cayma akçesi · kaparo · haklı fesih · itirazın kaldırılması · yapılandırma protokolü · mazeret · sözlü yargılama · faiz başlangıç tarihi
Benzer bu karardaİcra Hukuk Mahkemesinin 2011/47 E. ve 2012/615 K. sayılı dosyasından tahliye davası açılmış olmasının mal sahibinin devre «icazet» vermesine ya da icazet vermemesine dair iradesine herhangi bir etkisi bulunmadığını, devrin gerçekleşmesinin «üçüncü kişi» mal sahibinin icazetine bağlandığını ve ödemelerin iadesinin de mal sahibinin devre icazet vermemesine bağlandığını, somut olayda ödemelerin iadesinin talep edilebilmesinin ön şartının "mal sahibinin devre icazet etmemesi" durumunun oluşmadığını, Mahkemenin bu hususları dikkate almadan verdiği kararın usule ve yasaya aykırı olduğunu, 70.000,00 TL ve 5.000,00 TL tutarındaki ödemelerin «kaparo» yani «cayma akçesi» olarak verildiğini, kaparo yani cayma akçesinin hukuki mahiyeti gereği bu ödemenin müvekkili eczacı ...'a ait olacağını, üçüncü kişiye yapılan 6.145,00 TL tutarınd …
Eczanesi'ni, kasasını devralarak fiilen işletmeye başladığı 15.01.2011 tarihinden devir «protokolünün» müvekkili tarafından haklı nedenlerle ... taraflı olarak feshedildiği 11.06.2011 tarihine kadar geçen sürede 20.12.2010 tarihli protokol gereği ödeme yükümlülüğü kendisinde olmasına rağmen bu süre zarfında doğmuş vergi borçlarını ve SGK «prim» borçlarını da ödemediğini, alacak iddiasını ve davayı kabul anlamına gelmemek kayıt ve şartı ile kabul edilen kısım için «avans faizi» işletilmesine dair verilen kararın öncelikle 20.12.2010 tarihli protokolde "devralan ödemiş olduğu bedeller için faiz talep etmeyecektir." şeklinde yer ... düzenlemenin «son» cümlesine aykırı olduğunu, 06.09.2016 tarihli dilekçede bildirilen delillerin tamamı toplanmadan «eksik inceleme» ile karar verildiğini, delil listesinde «yemin delili» yer almasına rağmen Mahkemece yemin delili yönünden değerlendirme yapılmadan karar verildiğini, belgelendirmek suretiyle usulüne uygun şekilde bildirdirdikleri mesleki «mazeretin» kabul edilmemiş olması nedeniyle savunma haklarının «kısıtlandığını», «sözlü yargılamanın» «yokluklarında» yapılarak karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taraflar arasında imzalanan «protokol» gereklerini yerine getirmediğini, davacı tarafça 112.000,00 TL'nin ödenmediğini, ayrıca eczane içerisinde 200.000,00 TL'ye yakın ilaç bulunduğunu ve davacı tarafça işletildiği dönemde bu ilaçların satılarak tüketildiğini, satış bedellerinin davacıda kaldığını, ayrıca sipariş ettiği ve sattığı ilaçların faturalarını satıcılara ödemediğini, müvekkilinin bu faturaları da ödemek zorunda kaldığını, davacı tarafça protokol yükümlülükleri yerine getirilmediğinden müvekkili tarafından «haklı fesih» yoluna gidildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Eczanesi'nin davacıya devri için 20.12.2010 tarihinde «protokol» imzalandığı, devir bedelinin 200.000,00 TL olarak belirlendiği, protokolün imzalandığı tarihten önce davalı hakkında eczanenin bulunduğu taşınmazın kira bedellerinin tahsili ve tahliye istemiyle taşınmaz malikleri tarafından başlatılan icra takibi bulunduğu ve takibe davalının itiraz etmesi sebebiyle «icra hukuk» mahkemesinde «itirazın kaldırılması» istemiyle dava açıldığı, protokolün 2.7 nci maddesinde; "Taraflar işbu protokolün eczanenin faaliyet gösterdiği işyerinin mal sahibinin izni veya «icazeti» olmaksızın imzalandığını bilmektedir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/83 E. 2024/3753 K.
Ortak:iyiniyet
İncelediğiniz karardaDavalı ... vekili, müvekkilinin «iyiniyetli» «yetkili hamil» olduğunu savunarak, müvekkili hakkındaki davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda2.Davalı Abdülkadir Kevser vekili cevap dilekçesinde; 1997 yılından beri kullanılmayan «ticaret unvanının» artık «zamanaşımına» uğradığını, davacının talebinin «iyiniyet kurallarına» uygun olmadığını, ticaret unvanını kullanma hakkının «tacir sıfatına» doğuşuyla başlayıp bu sıfatın yitirilmesiyle sona ereceğini, davacının tacir sıfatının kaybettiğini, davacının «ticari işletmesinin» bulunmadığını, fiilen ticari faaliyetinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanının korunması · ticari işletme rehni · ticari işletme devri · ticari dürüstlük · işletme devri · ticaret unvanının terkini · tacir sıfatı · iyiniyet kuralı
Benzer bu karardaTicaret Sicil Memurluğuna kayıt olduğu, «ticaret unvanının korunmasına» ilişkin düzenleme, eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 52 nci ve devamı maddelerinde yer aldığı, «tacirler» için büyük önemi haiz, «ticari işletme devri» ve «ticari işletme rehnine» konu olan ticaret unvanı, bu hali ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulduğu, Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince, «terkini» talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin «üçüncü kişiler» açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususlarının incelenip değerlendirilmesi gerektiği, 07.03.2022 «havale» tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının 1997 yılına kadar «ticaret siciline» kayıtlı olmaksızın ancak vergi mükellefi olarak "...
2.Davalı Abdülkadir Kevser vekili cevap dilekçesinde; 1997 yılından beri kullanılmayan «ticaret unvanının» artık «zamanaşımına» uğradığını, davacının talebinin «iyiniyet kurallarına» uygun olmadığını, ticaret unvanını kullanma hakkının «tacir sıfatına» doğuşuyla başlayıp bu sıfatın yitirilmesiyle sona ereceğini, davacının tacir sıfatının kaybettiğini, davacının «ticari işletmesinin» bulunmadığını, fiilen ticari faaliyetinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasındaki «ticaret unvanının terkini» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Eczanesi" unvanı kullanmasının 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi kapsamına giren «ticari dürüstlüğe» aykırı bir eylem olmadığı, davacının «ticaret unvanı» ile davalının ticaret unvanındaki aynı olan “..." ibaresi coğrafi bir yer adı olduğu, ticaret unvanında kullanılan coğrafi yer adlarının tek başına ticaret unvanının ayırt edici unsuru olarak kabul edilemeyeceği, davalının "...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1367 E. 2018/5962 K.
Ortak:muvazaa · bono · teminat
İncelediğiniz kararda… lle satılmış olduğunu, bu bedelin 30.000,00 YTL’sinin nakit olarak müvekkili ... tarafından davalılar ... ve ...’e ödenmiş olduğunu, kalan 20.000,00 YTL’si için ise «keşidecileri» müvekkilleri ... ve ... olan her biri 10.000,00 YTL tutarında iki adet «bono» düzenlenmiş bulunduğunu, eczanenin ruhsatı ile ilgili bir sorunun çıkması ihtimaline binaen de davalılar ...ve ... tarafından müvekkili Münire’ye 30.000,00 YTL tutarlı bir senedin düzenlenerek verilmiş olduğunu ancak anılan davalıların müvekkilinin hulus ve saffetinden yararlanarak senede ödeme tarihi olarak 29.10.2023 tarihini atmış olduklarını, müvekkillerinin davalılar ...ve ... tarafından satılan eczaneyi ruhsat engeli yüzünden hiç çalıştıramadıklarını, senetlerden birinin anılan davalıların yakını olan diğer davalı ...’e «ciro» edilerek onun tarafından icra takibine konulduğunu, diğer senedin ise davalılar ...ve ...’in elinde olduğunu, oysaki davalılara verilen peşinatın ve bonoların haksız olarak davalılar üzerinde kalmış bulunduğunu ileri sürerek, 30.000,00 YTL’nin davalılardan faizi ile birlikte tahsiline, kasten ve «kötüniyetli» olarak davalı ... tarafından icra takibine konu edilen senetten dolayı borçlu bulunulmadığının tespitine, takibin iptaline ve % 40 tazminata, davalılar ...ve ...’in elinde bulunup da «bedelsiz» kalan senedin ise iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu eczanenin içindeki eşyalarla birlikte davacılara «teslim» edildiği, davacıların eczaneyi işletmek üzere Eczacı ...’in mesul ve sahip müdürlüğünde girişimde bulundukları ancak davacıların eczacı olmadıkları ve «muvazaalı» eczane açma girişimi olarak görüldüğünden Muğla Eczacılar Odası tarafından davacılara ruhsat verilmediği, davalıların edimini yerine getirmiş oldukları, eczanenin …
… edenle ödenen miktarın ve verilen senetlerin karşılıksız kaldığını ileri sürmüşler, davalılar ...ve ... de davaya verdikleri yanıtta işlettikleri eczanenin devir ve «teslimi» konusunda davacılar ile toplam 50.000,00 YTL bedel üzerinden anlaştıklarını, peşin olarak anlaşılan 30.000,00 YTL’nin kendilerine ödendiğini, işyerinin devir ve teslimi gerçekleştiğinde iade edilmek üzere 30.000,00 YTL bedelli senedin de davacı ...’ye «teminat» olarak verildiğini, kendisinden eczanenin devir ve tesliminde söz konusu senedin iade edileceğine dair yazının da alınmış olduğunu bildirmişlerdir.Davalılar ...ve …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/8770 E. , 2010/596 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.10.2007 tarih ve 2006/516-2007/384 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalılardan ...ve ...’e ait ... Eczanesinin anılan davalılar tarafından müvekkillerine 50.000,00 YTL bedelle satılmış olduğunu, bu bedelin 30.000,00 YTL’sinin nakit olarak müvekkili ... tarafından davalılar ... ve ...’e ödenmiş olduğunu, kalan 20.000,00 YTL’si için ise keşidecileri müvekkilleri ... ve ... olan her biri 10.000,00 YTL tutarında iki adet bono düzenlenmiş bulunduğunu, eczanenin ruhsatı ile ilgili bir sorunun çıkması ihtimaline binaen de davalılar ...ve ... tarafından müvekkili Münire’ye 30.000,00 YTL tutarlı bir senedin düzenlenerek verilmiş olduğunu ancak anılan davalıların müvekkilinin hulus ve saffetinden yararlanarak senede ödeme tarihi olarak 29.10.2023 tarihini atmış olduklarını, müvekkillerinin davalılar ...ve ...
tarafından satılan eczaneyi ruhsat engeli yüzünden hiç çalıştıramadıklarını, senetlerden birinin anılan davalıların yakını olan diğer davalı ...’e ciro edilerek onun tarafından icra takibine konulduğunu, diğer senedin ise davalılar ...ve ...’in elinde olduğunu, oysaki davalılara verilen peşinatın ve bonoların haksız olarak davalılar üzerinde kalmış bulunduğunu ileri sürerek, 30.000,00 YTL’nin davalılardan faizi ile birlikte tahsiline, kasten ve kötüniyetli olarak davalı ... tarafından icra takibine konu edilen senetten dolayı borçlu bulunulmadığının tespitine, takibin iptaline ve % 40 tazminata, davalılar ...ve ...’in elinde bulunup da bedelsiz kalan senedin ise iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ...ve ... vekili, müvekkillerinin işyerini boşaltarak davacılara teslim etmiş olduklarını, davacıların anlaşma gereği kalan borçlarını ödemek yerine haksız ve mesnetsiz olarak dava açarak kalan borçlarını ifadan kaçındıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin iyiniyetli yetkili hamil olduğunu savunarak, müvekkili hakkındaki davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu eczanenin içindeki eşyalarla birlikte davacılara teslim edildiği, davacıların eczaneyi işletmek üzere Eczacı ...’in mesul ve sahip müdürlüğünde girişimde bulundukları ancak davacıların eczacı olmadıkları ve muvazaalı eczane açma girişimi olarak görüldüğünden Muğla Eczacılar Odası tarafından davacılara ruhsat verilmediği, davalıların edimini yerine getirmiş oldukları, eczanenin devir ve teslimini gerçekleştirdikleri, uyuşmazlığın davacılara eczane işletme ruhsatı verilmemesinden kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalılardan ...ve ... tarafından işletilen eczanenin davacılara devredilmesi nedeniyle ödenen para ve verilen senetlerin devre konu eczanenin işletilememesi, devrin gerçekleşmemesi sonucu bedelsiz kaldığının tespiti ve ödenen tutarın istirdadı istemlerine ilişkindir.
Davacılar, davalılar ...ve ...’in işlettiği eczanenin ruhsatını alamadıklarından çalıştıramadıklarını, eczaneyi işletemediklerini, bu nedenle ödenen miktarın ve verilen senetlerin karşılıksız kaldığını ileri sürmüşler, davalılar ...ve ... de davaya verdikleri yanıtta işlettikleri eczanenin devir ve teslimi konusunda davacılar ile toplam 50.000,00 YTL bedel üzerinden anlaştıklarını, peşin olarak anlaşılan 30.000,00 YTL’nin kendilerine ödendiğini, işyerinin devir ve teslimi gerçekleştiğinde iade edilmek üzere 30.000,00 YTL bedelli senedin de davacı ...’ye teminat olarak verildiğini, kendisinden eczanenin devir ve tesliminde söz konusu senedin iade edileceğine dair yazının da alınmış olduğunu bildirmişlerdir.Davalılar ...ve ...
tarafından davacı ... lehine 30.000,00 YTL bedelli senet verildiği, ancak bu senedin ödeme tarihi kısmında 29.10.2023 tarihinin yazılı bulunduğu anlaşılmıştır.Davacılar, davalıların 2023 ödeme tarihli senet düzenleyerek baştan itibaren kötü niyetli olduklarını, ruhsat alınamayacağını bildikleri halde devir işlemini yaptıklarını ileri sürmektedirler.
Dosya kapsamından, taraf beyanlarından davacılar ile davalılardan ... ve ...arasında bu davalıların işlettiği işyerinin devri konusunda bir anlaşmaya varıldığı, ancak taraflar arasında devir kapsamını ve koşullarını düzenleyen yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı anlaşılmıştır.Hayatın olağan akışı içinde bir işyerinin devir alınmasının nedeni o işyerinin amacına uygun şekilde işletilmesine yöneliktir.Bir işyerinin devrinde genelde devredilen sadece işyerinin içindeki emtialar, büro malzemeleri, demirbaşlar olmayıp, bunlardan daha çok o işyerinin işletilmesi için gerekli yasal izinler, o işyerinin tanınmışlığı, mevcut ve potansiyel müşteri durumu, işyerinin elde ettiği veya elde etmesi mümkün görülen kazancı, gelecekteki durumu, yatırım olanakları gibi bir işyerinin verimli bir şekilde işletilmesine, kar etmesine etki edebilecek tüm unsurlar devir sırasında gözetilmekte, devir bedeli de bütün bu unsurlar, işyerinin devralana sağlaması mümkün görülen yararlar göz önüne alınarak belirlenmektedir.Bu durumda somut olayda devre konu işyerinin bir eczane olması nedeniyle devir konusunun sadece emtia, eşya ve demirbaş olduğunun kabulü mümkün değildir.Taraflar arasında devir tarihi de göz önüne alındığında kararlaştırılan devir bedeli, davalılar tarafından davacı tarafa teminat olarak verilen senet, bu senedin eczanenin devri halinde iade edileceğine ilişkin davacı taahhüdü ve Muğla Eczacı Odasının dosyaya gelen yazısı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacıların en başından beri eczaneyi devir almaktaki amaçlarının o yeri eczane olarak işletmek olduğu, bu hususun devri yapan davalılar tarafından da bilinmemesinin mümkün olmadığı, ancak eczacı olmayan davacıların ruhsat alamamaları nedeniyle eczaneyi işletemedikleri anlaşılmıştır.Bu durumda taraflar arasındaki devrin sadece işyerinde bulunan mal, eşya ve büro malzemesinin devrine yönelik değil, bunlardan daha önemlisi işyerinin eczane olarak işletilmesi için gerekli yasal iznin devrine yönelik olduğunun kabulü ile mahkemece bir eczanenin bir başkasına devrine ilişkin yasal koşulların neler olduğu konusunun araştırılması, gerektiğinde bu konuda uzman bir kişiden rapor alınarak sonucuna göre davacıların devraldıkları eczaneyi işletmelerinin yasal açıdan mümkün olmadığı anlaşılır ise taraflar arasındaki devir sözleşmesinden beklenen amacın gerçekleşmemesi nedeniyle davacılara devri yapılan emtia, mal ve eşya değeri kadar davalıların bedele hak kazanacaklarının kabulü ile tarafların bu yöndeki delillerinin toplanarak devir bedelinden davalıların ne kadarını hak ettiklerinin devir tarihi itibariyle tespit edilmesi ve buna göre davacıların istemlerinin değerlendirilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1007919100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz