Kesinlik sınırı altındaki miktarda temyiz dilekçesinin reddi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1072 E. 2024/3469 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Temyize konu edilen miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla geçerli kesinlik sınırının altında kalıyorsa temyiz dilekçesi miktardan reddedilir. Süre bitimiyle sona eren bayilik ilişkisinde iade edilmeyen ariyet malzemelerinin bedeli bayiin nakit teminat ve cari hesap alacağından mahsup edilir; ancak ariyetlerin sökülmesine mal sahibinin izin vermediği teslim tutanağına şerh edilmişse bayiin teslimden kaçındığından ve buna bağlı cezai şart koşullarının oluştuğundan söz edilemez. Takas def'i için cevap dilekçesindeki beyan yeterlidir; hüküm altına alınan alacak likitse icra inkâr tazminatına hükmedilir, cevap dilekçelerinde talep edilmemiş kötü niyet tazminatına ise hükmedilemez. İtirazın iptali kararında takip tarihinden itibaren işleyecek faiz yalnızca asıl alacağa uygulanır, işlemiş faizi kapsamaz.
Ele alınan sorunlar
Temyize konu miktarın kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddi → ret
Gerekçe: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde, aynı Kanun'un 366 ncı maddesinin atfıyla 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar verilir. Kesinlik sınırı Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi esas alınarak belirlenir; somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar, karar tarihi itibarıyla geçerli kesinlik sınırının altında kalmaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Takip tarihinden itibaren işletilecek faizin asıl alacakla sınırlı olması → ret
İddia: Davalı vekili, işlemiş faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, takibe konu bedelin nakit teminat niteliğinde bulunması ve alacaklarını tahsil etmeden teminatı iade yükümlülüğü olmaması nedeniyle böyle bir borcun ve takip sonrası işleyecek faizin varlığından söz edilemeyeceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: İtirazın iptaline asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı üzerinden karar verilmiş olsa da, takip tarihinden itibaren işletilecek faiz asıl alacağa hasredilir; başka bir deyişle takip tarihinden itibaren yalnızca asıl alacağa avans faizi işletilir. Bunun dışında karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre usul ve kanuna uygun olduğundan temyiz sebepleri bozmayı gerektirmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Sona eren bayilik sözleşmesinde ariyet bedelinin alacaktan mahsubu ve takas def'i → kısmi kabul
İddia: Davacı, ariyet bedellerinin usulüne uygun bir dava açılmaksızın alacaktan düşülemeyeceğini, kira sözleşmesi eş zamanlı sona erdiğinden malzemeleri sökmesinin beklenemeyeceğini; davalı ise teslim tutanağı bulunmayan ariyet ve yatırımların da hesaba katılması, ekonomik ömrünü tamamladığı kabul edilen menkuller yönünden ikinci el değer biçilmesi ve alacakları tahsil edilmeden teminatın iade edilemeyeceği gerekçesiyle takas ve mahsup taleplerinin kabulünü istemiştir.
Gerekçe: Ariyet bedelinin belirlenmesinde bilirkişi heyet raporunun esas alınması yerindedir; gerekçede ariyet bedelinin KDV ile toplamı yazılırken yapılan maddi hata sonuca etkili olmadığından üzerinde durulmamıştır. Sözleşme sürenin bitmesi nedeniyle sona ermiş, söküm tutanağıyla sökülebilen ariyetler teslim alınmış, takas ileri sürülen sökülemeyen ariyetler yönünden ise bayi talep ettiği hâlde kiralayan mal sahiplerinin söküm izni vermediği teslim tutanağına şerh edilmiştir; bu nedenle bayiin ariyetlerin tesliminden kaçınması söz konusu değildir. Takas beyanının dikkate alınması için davalının cevap dilekçesinde bu yönde beyanda bulunması yeterlidir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Cezai şart koşullarının gerçekleşmemesi → ret
İddia: Davalı, ariyet ve yatırımların iade edilmemesi nedeniyle cezai şart alacağının bulunduğunu ve takas/mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşme sürenin bitmesiyle sona ermiş ve ariyetlerin tesliminden kaçınıldığı saptanamamış olduğundan cezai şart koşulları gerçekleşmemiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
İşlemiş faiz, icra inkâr tazminatı ve kötü niyet tazminatı → kısmi kabul
İddia: Davacı, alacağa sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini; davalı ise ihtarnamede ödeme süresi verilmediğinden temerrüde düşürülmediğini, alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini ve kısmen kabul hâlinde davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: İhtarnameye ilişkin tebliğ şerhi sunulmamış olsa da davalı vekilinin rapora itiraz dilekçesinde ihtarnamenin kendilerine tebliğ edildiğini beyan ettiği tarih esas alınır ve bu tarih ile takip tarihi arasında işlemiş faiz talep edilebilir. Davacı lehine hüküm altına alınan alacak likit olduğundan icra inkâr tazminatı koşulları gerçekleşmiştir. Davalı cevap ve ikinci cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talep etmediğinden bu yönde hüküm kurulamaz. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Kesinlik sınırının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihine göre belirlenmesi ve sınır altındaki miktarda temyiz dilekçesinin reddi ile takip tarihinden sonra işleyecek faizin işlemiş faizi kapsamayıp asıl alacağa hasredileceği yönündeki tespitler, Yargıtay'ın bağlayıcı içtihadı olarak emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesinlik sınırı↗ temyiz dilekçesinin miktardan reddi↗ ariyet↗ takas def'i↗ cezai şart↗ icra inkâr tazminatı↗ kötü niyet tazminatı↗ işlemiş faiz↗ avans faizi↗ itirazın iptali↗ nakit teminat↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3157 E. 2021/4856 K.
Ortak:ariyet · avans faizi
İncelediğiniz karardaNoterliğinin «ihtarnamesi» ile «kira sözleşmesinin» sona ereceğinin, taraflarına «ariyet» olarak «teslim» edilen malların teslim alınmasının istenildiğini, aksi halde malların iadesinin söz konusu olmayacağının kira sözleşmesi sona ermeden önce muhatap şirkete bilgi verildiğini, sözleşme sonunda ariyet malzemelerin sökülerek alınması talep edilmesine rağmen zamanında alınmaması nedeniyle sorumlulukları bulunmadığını, kaldı ki bu malzemeler var ise halen mal sahibinin tasarrufunda bulunan akaryakıt istasyonunda bulunması gerektiğinden oradan alınabileceğini, davalı tarafından malzemelerin ikinci el değeri olarak talep edilen fiyatların çok fahiş olduğunu, taraflarınca kabul edilmediğini, ihtarname tebliğine rağmen davalı tarafından hiç bir ödeme yapılmadığını, «teminat iade» edilmediğinden icra takibi başlattıklarını, başlatılan icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına, %20 oranında «inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin bayisi olduğunu, sözleşme süresi bittiğinden bayilik ilişkisinin «son» bulduğunu, davacı tarafından müvekkiline «teslim» edilmeyen «ariyet» bedelleri miktarınca alacaklı olduklarını ve «cezai şart» tutarları hesaplanarak iş bu davada «takas» ve «mahsup» yapılması gerektiğini, alacağın 200.000,00 TL'lik kısmının «teminat» olduğunu, «mutabakat» sağlanmadan teminatın iadesinin söz konusu olamayacağını, alacağın likit olmaması sebebiyle «icra inkar tazminatı» talep edilemeyeceğini, «ihtarnamenin» müvekkiline 20.07.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme süresi verilmediğini, dolayısıyla müvekkilinin iş bu ihtarname ile «temerrüde» düşürülmediğini, takip öncesi ve sonrası faiz işletilemeyeceğini savunarak iade alınamayan ariyet ve yatırımlara ilişkin alacakları ile cezai şart alacakları «takas, mahsup» edilerek davanın reddini istemiştir.
… sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen sözleşmeler ve bilirkişi raporları bir bütün olarak incelendiğinde, farklı kalemlerden oluşan malzemelerin «ariyet» olarak davacıya verildiği, davalının «teslim» almadığını ileri sürdüğü bir kısım malzemelerle ilgili sözleşme mevcut ise de bir kısmının teslimine dair tutanak ve sözleşmenin bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen 08.01.2011 tarihli «bayilik sözleşmesinin» 08.01.2016 tarihine kadar devam ettiği, sözleşmenin süresinin sona ermesi sebebiyle bittiği, feshedilmediği, davalının gerek «cezai şart» gerekse ariyet malzemelerin bedellerini gerekçe göstererek 200.000,00 TL bedelli nakit «teminatı iade» etmediği, tarafların «ticari defterlerinin incelenmesi» sonucunda 226.075,66 TL'lik alacağın davalı kayıtlarında bulunduğu, ariyet malzemeleri ve bunların ikinci el satış bedelleri nazara alındığında toplam ariyet malzemesi bedelinin 44.300,00 TL olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplandığı, bu miktara %18 KDV'nin eklenmesiyle birlikte ariyet bedelinin 54.274,00 TL olduğu, 226.075,66 TL'lik kayıtlı alacak tutarından bu miktarın tenzil edilmesiyle birlikte davacının «cari hesap» ve nakit teminattan kalan alacak tutarının 173.801,66 TL olduğu, «işlemiş faizin» 2.439,73 TL olarak hesaplandığı, davalının «takas» ve mahsuba konu ettiği cezai şart alacağının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle 173.801,66 TL «asıl alacak», 2.439,73 TL işlemiş faiz olmak üzere 176.241,39 TL alacağa yönelik itirazın iptaline, asıl alacak likit olduğundan %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan "Protokol" başlıklı belgenin 11.a).iii maddesinde, «sözleşmenin feshi» halinde, bayinin, TP tarafından «ariyet» olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise TP tarafından tespit edilen «rayiç bedellerini» ödemeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, sözleşmenin bu maddesinin «delil sözleşmesi» niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «fesih» «ihtarnamesinde», dava konusu ariyet bedelinin belirtilmemesi nedeniyle «temerrüde» esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 91.444,02 TL’nin 03.04.2015 dava tarihininden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, taraflar arasında akdedilen «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ve «protokolün» feshi nedeniyle davalıya «ariyet» olarak verilen malların aynen iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde «bedelin iadesi» istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde «sözleşmenin feshi» halinde ariyet verilen malların iadesi, iade edilememesi halinde ise davacı tarafından tespit edilen «rayiç bedelin» ödeneceği kararlaştırıldığından, mahkemece ariyet olarak verilen malların rayiç bedeli gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «ihtarnamede» miktar belirtilmeden ariyet olarak bırakılan malların iadesi talep edildiğinden mahkemece «temerrüt» yönünden yeterli kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince t …
3-Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemece bilirkişi tarafından tespit edilen «ariyet» bedeline hükmedilmesi gerekirken, davacının ne şekilde tespit ettiği bilinmeyen ariyet bedeline hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:delil sözleşmesi · akaryakıt bayilik sözleşmesi · rayiç bedel · bedel iadesi · sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · fesih · protokol
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davanın, taraflar arasında akdedilen «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ve «protokolün» feshi nedeniyle davalıya «ariyet» olarak verilen malların aynen iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde «bedelin iadesi» istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde «sözleşmenin feshi» halinde ariyet verilen malların iadesi, iade edilememesi halinde ise davacı tarafından tespit edilen «rayiç bedelin» ödeneceği kararlaştırıldığından, mahkemece ariyet olarak verilen malların rayiç bedeli gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «ihtarnamede» miktar belirtilmeden ariyet olarak bırakılan malların iadesi talep edildiğinden mahkemece «temerrüt» yönünden yeterli kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince t …
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan "Protokol" başlıklı belgenin 11.a).iii maddesinde, «sözleşmenin feshi» halinde, bayinin, TP tarafından «ariyet» olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise TP tarafından tespit edilen «rayiç bedellerini» ödemeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, sözleşmenin bu maddesinin «delil sözleşmesi» niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «fesih» «ihtarnamesinde», dava konusu ariyet bedelinin belirtilmemesi nedeniyle «temerrüde» esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 91.444,02 TL’nin 03.04.2015 dava tarihininden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3093 E. 2015/7593 K.
Ortak:avans faizi
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle takip tarihinden itibaren yalnızca 173.801,66 TL asıl alacağa «avans faizi» işletilecektir.
Benzer bu karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan inceleme sonucu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulü ile 27.801,98 TL'ye 08/12/1999'dan 31/12/1999'a kadar değişen oranda reeskont; 01/01/2001 tarihinden itibaren değişen oranda «avans faiz» işletilerek faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili ile davacıya verilmesine, karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, dava sonunda davacı lehine hükmedilen alacağa işleyecek «avans faizin başlangıç tarihi» 01/01/2000 olması gerekirken mahkemece "01/01/2001 tarihinden itibaren değişen oranda avans faiz" işletileceği yönünde hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faiz başlangıç tarihi
Benzer bu kararda2- Ancak, dava sonunda davacı lehine hükmedilen alacağa işleyecek «avans faizin başlangıç tarihi» 01/01/2000 olması gerekirken mahkemece "01/01/2001 tarihinden itibaren değişen oranda avans faiz" işletileceği yönünde hüküm kurulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4990 E. 2023/5675 K.
Ortak:ariyet · cezai şart · avans faizi
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin bayisi olduğunu, sözleşme süresi bittiğinden bayilik ilişkisinin «son» bulduğunu, davacı tarafından müvekkiline «teslim» edilmeyen «ariyet» bedelleri miktarınca alacaklı olduklarını ve «cezai şart» tutarları hesaplanarak iş bu davada «takas» ve «mahsup» yapılması gerektiğini, alacağın 200.000,00 TL'lik kısmının «teminat» olduğunu, «mutabakat» sağlanmadan teminatın iadesinin söz konusu olamayacağını, alacağın likit olmaması sebebiyle «icra inkar tazminatı» talep edilemeyeceğini, «ihtarnamenin» müvekkiline 20.07.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme süresi verilmediğini, dolayısıyla müvekkilinin iş bu ihtarname ile «temerrüde» düşürülmediğini, takip öncesi ve sonrası faiz işletilemeyeceğini savunarak iade alınamayan ariyet ve yatırımlara ilişkin alacakları ile cezai şart alacakları «takas, mahsup» edilerek davanın reddini istemiştir.
… sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen sözleşmeler ve bilirkişi raporları bir bütün olarak incelendiğinde, farklı kalemlerden oluşan malzemelerin «ariyet» olarak davacıya verildiği, davalının «teslim» almadığını ileri sürdüğü bir kısım malzemelerle ilgili sözleşme mevcut ise de bir kısmının teslimine dair tutanak ve sözleşmenin bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen 08.01.2011 tarihli «bayilik sözleşmesinin» 08.01.2016 tarihine kadar devam ettiği, sözleşmenin süresinin sona ermesi sebebiyle bittiği, feshedilmediği, davalının gerek «cezai şart» gerekse ariyet malzemelerin bedellerini gerekçe göstererek 200.000,00 TL bedelli nakit «teminatı iade» etmediği, tarafların «ticari defterlerinin incelenmesi» sonucunda 226.075,66 TL'lik alacağın davalı kayıtlarında bulunduğu, ariyet malzemeleri ve bunların ikinci el satış bedelleri nazara alındığında toplam ariyet malzemesi bedelinin 44.300,00 TL olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplandığı, bu miktara %18 KDV'nin eklenmesiyle birlikte ariyet bedelinin 54.274,00 TL olduğu, 226.075,66 TL'lik kayıtlı alacak tutarından bu miktarın tenzil edilmesiyle birlikte davacının «cari hesap» ve nakit teminattan kalan alacak tutarının 173.801,66 TL olduğu, «işlemiş faizin» 2.439,73 TL olarak hesaplandığı, davalının «takas» ve mahsuba konu ettiği cezai şart alacağının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle 173.801,66 TL «asıl alacak», 2.439,73 TL işlemiş faiz olmak üzere 176.241,39 TL alacağa yönelik itirazın iptaline, asıl alacak likit olduğundan %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «takas, mahsup» talebine konu bir kısım «ariyet» ve yatırımın «teslim tutanağı» olmadığı gerekçesi ile teslimine ilişkin evrak ve faturalar dosyaya «ibraz» edilmesine rağmen inceleme dışında bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, inceleme dışında bırakılan solution 3 kasa banka grubu ve grubun içinde yer alan market banko ve rafların, müvekkili şirket tarafından 26.04.2005 tarih, 96988 numaralı «fatura» ile yaptırılarak davacı istasyonuna gönderildiğini, faturanın üzerinde açıkça "orkide Petrol/İstanbul" yazdığını, davacıya teslim edildiğini, menkullerden “bina alan kaplaması, çiftli pompa, duvar tipi hava saati ve su makarası”nın ekonomik ömürlerini tamamlaması «sebebi» ile ikinci el değerlerinin olmadığı bilirkişi raporunda belirtilmiş ise de bu hususun hukuka ve sektör uygulamasına aykırı olduğunu, müvekkiline ait olduğu sabit olan menkullerin kullanımına karşılık müvekkiline herhangi bir bedel ödenmemesinin, davacının «sebepsiz zenginleşmesine» sebep olduğunu, müvekkilinin «cezai şart» alacağının mevcut olduğunu, icra takibine konu edilen 200.000,00 TL’nin «teminat» olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, alacak söz konusu iken teminatın borçlu şirkete iadesinin söz konusu olamayacağını, teminat «bedelinin iadesi» yargılamayı gerektirdiğinden «icra inkar tazminatına» hükmedilemeyeceğini, müvekkili şirketin alacaklarının mahsubu sonrasında davanın kısmen kabul edilmesi hâlinde davacı aleyhine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi gerekirken icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda hesap hatası yapıldığını, 226.075,66 TL’lik alacak tuta …
Benzer bu kararda… ilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ile davalı şirket arasında 22.03.2013 tarihli 5 yıl süreli Akaryakıt «bayilik sözleşmesi» ve Ariyet Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 01.10.2014 tarihli «fesih» «ihtarnamesi» ile davalı şirket tarafından yaklaşık 8 aydan beri taraflarına mal sevkiyatı olmadığından bahisle feshedildiği, fesih ihtarnamesinde «ariyet» konusu malların sökülerek «teslim» alınmasının da «ihtar» edildiği, davalı ...'ında Akaryakıt bayilik sözleşmesini «garantör» sıfatıyla imzaladığı, «kar mahrumiyeti» talep edilebilmesi için davalı bayinin borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacı «dağıtıcının» sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının «haklı sebep» olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerektiği, sözleşmenin süresinden önce davalı şirket tarafından feshinin haksız olduğu kabul edilmiş olup, bu husus taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleştiği, sözleşme davalı şirket tarafından haksız feshedildiğinden davacı tarafça ariyet konusu malların iadesi ve kâr mahrumiyeti talep edebileceği, mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporuna göre, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken «makul sürenin» 3 ay olarak tespit edilerek bu süre üzerinden davalı bayinin günlük net karına göre davacının 3 aylık makul süre için toplam 2.190,24 TL kâr mahrumiyeti zararının oluştuğu, bu bedelden, davalı şirket sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı, dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca merkez bankasınca belirlenen «avans faiz» oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber sorumlu oldukları, sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız feshedilmiş olması nedeniyle ariyet konusu malların davacı yana aynen teslim ve iade edilmesi gerektiği, aynen teslim mümkün olmadığı takdirde ise karar vermeye uygun bilirkişi raporuna göre «amortisman» bedelleri düşüldükten sonra bulunan 5.772,17 TL 'nin davacı yanca dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca Merkez Bankasınca belirlenen avans faiz oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber talep edilebileceği, aynen teslim ve iadeden mümkün olmadığı takdirde tespit edilen bedelden, davalı şirketin sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı sorumlu olduğu, davalının «sözleşmenin feshini» ilişkin ihtarnamesinde ayrıca ariyet konusu malların teslim alınmasını ihtar ettiği, bu durumda davacı ancak sözleşmeye konu ariyet verilen malların teslimini talep etmesine rağmen iade edilmediğini ispatlaması halinde «cezai şart» talep edebileceği, ancak «ariyet sözleşmesinde» düzenlenen cezai şartın talep edebilme koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğu kana …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında «akaryakıt bayilik sözleşme» bulunduğunu, davalının sözleşmeyi haklı neden olmaksızın feshettiğini, «fesih» nedeniyle müvekkilinin elde edeceği kârdan yoksun kaldığını, bayilik ilişkisi nedeniyle davalı şirkete verilen emtianın da iade edilmediğini, sözleşmede bu durumda «cezai şartın» talep edilebileceğinin ön görüldüğünü, diğer davalı ...’ın ise «garantör» sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, bu nedenle tüm taleplerden sorumlu olduğunu ileri sürerek kâr «mahrumiyetinin» şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının tahsiline, «ariyet» konusu menkullerin müvekkiline aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bilirkişilerce ariyet konusu menkullerin «amortismanı» düşülmesi sonucu elde edilecek bedelin şimdilik 5.000,00TL’lik kısmının tahsiline, ariyetlerin müvekkiline halen «teslim» edilmemesi nedeni şimdilik 5.000 USD’nin cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, «ıslah» ile kâr mahrumiyeti nedeniyle 30.437,28 TL, ekipman bedeli için 5.772,17 TL, cezai şart olarak 21.000 USD’nin tahsilini talep etmiştir.
… arafça yapılan feshin haklı olmadığı, bu sebeple davacının yoksun kaldığı kârı talep edebileceği, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken «makul sürenin» 3 ay olduğu, davacının davalı bayiden elde ettiği 3 aylık net kâr nazara alındığında «yoksun kalınan» kârın 2.190,24 TL olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişki gereği «ariyet» verene malların iadesinin gerektiği, taraflara arasındaki «ariyet sözleşmesine» göre ariyet malların «geç teslim» edilmesi halinde «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiği ve ariyet konusu malları taşınmasından davacının sorumlu olduğu, «fesih» «ihtarnamesinde» ariyet konusu malların teslim alınmasının «ihtar» edildiği, bu halde cezai şart isteminin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, ariyet sözleşmesine istinaden verilen emtianın davalıdan alınıp davacıya aynen teslim edilmesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, cezai şart talebinin reddine, kâr «mahrumiyetine» ilişkin talep bakımından 2.190,24 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiştir IV.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:erken fesih · ariyet sözleşmesi · amortisman · akaryakıt bayilik sözleşmesi · kar mahrumiyeti · geç teslim · mahrum kalınan kâr · istinaf sebebi
Benzer bu kararda… ilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ile davalı şirket arasında 22.03.2013 tarihli 5 yıl süreli Akaryakıt «bayilik sözleşmesi» ve Ariyet Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 01.10.2014 tarihli «fesih» «ihtarnamesi» ile davalı şirket tarafından yaklaşık 8 aydan beri taraflarına mal sevkiyatı olmadığından bahisle feshedildiği, fesih ihtarnamesinde «ariyet» konusu malların sökülerek «teslim» alınmasının da «ihtar» edildiği, davalı ...'ında Akaryakıt bayilik sözleşmesini «garantör» sıfatıyla imzaladığı, «kar mahrumiyeti» talep edilebilmesi için davalı bayinin borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacı «dağıtıcının» sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının «haklı sebep» olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerektiği, sözleşmenin süresinden önce davalı şirket tarafından feshinin haksız olduğu kabul edilmiş olup, bu husus taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleştiği, sözleşme davalı şirket tarafından haksız feshedildiğinden davacı tarafça ariyet konusu malların iadesi ve kâr mahrumiyeti talep edebileceği, mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporuna göre, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken «makul sürenin» 3 ay olarak tespit edilerek bu süre üzerinden davalı bayinin günlük net karına göre davacının 3 aylık makul süre için toplam 2.190,24 TL kâr mahrumiyeti zararının oluştuğu, bu bedelden, davalı şirket sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı, dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca merkez bankasınca belirlenen «avans faiz» oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber sorumlu oldukları, sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız feshedilmiş olması nedeniyle ariyet konusu malların davacı yana aynen teslim ve iade edilmesi gerektiği, aynen teslim mümkün olmadığı takdirde ise karar vermeye uygun bilirkişi raporuna göre «amortisman» bedelleri düşüldükten sonra bulunan 5.772,17 TL 'nin davacı yanca dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca Merkez Bankasınca belirlenen avans faiz oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber talep edilebileceği, aynen teslim ve iadeden mümkün olmadığı takdirde tespit edilen bedelden, davalı şirketin sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı sorumlu olduğu, davalının «sözleşmenin feshini» ilişkin ihtarnamesinde ayrıca ariyet konusu malların teslim alınmasını ihtar ettiği, bu durumda davacı ancak sözleşmeye konu ariyet verilen malların teslimini talep etmesine rağmen iade edilmediğini ispatlaması halinde «cezai şart» talep edebileceği, ancak «ariyet sözleşmesinde» düzenlenen cezai şartın talep edebilme koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğu kana …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında «akaryakıt bayilik sözleşme» bulunduğunu, davalının sözleşmeyi haklı neden olmaksızın feshettiğini, «fesih» nedeniyle müvekkilinin elde edeceği kârdan yoksun kaldığını, bayilik ilişkisi nedeniyle davalı şirkete verilen emtianın da iade edilmediğini, sözleşmede bu durumda «cezai şartın» talep edilebileceğinin ön görüldüğünü, diğer davalı ...’ın ise «garantör» sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, bu nedenle tüm taleplerden sorumlu olduğunu ileri sürerek kâr «mahrumiyetinin» şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının tahsiline, «ariyet» konusu menkullerin müvekkiline aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bilirkişilerce ariyet konusu menkullerin «amortismanı» düşülmesi sonucu elde edilecek bedelin şimdilik 5.000,00TL’lik kısmının tahsiline, ariyetlerin müvekkiline halen «teslim» edilmemesi nedeni şimdilik 5.000 USD’nin cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, «ıslah» ile kâr mahrumiyeti nedeniyle 30.437,28 TL, ekipman bedeli için 5.772,17 TL, cezai şart olarak 21.000 USD’nin tahsilini talep etmiştir.
… arafça yapılan feshin haklı olmadığı, bu sebeple davacının yoksun kaldığı kârı talep edebileceği, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken «makul sürenin» 3 ay olduğu, davacının davalı bayiden elde ettiği 3 aylık net kâr nazara alındığında «yoksun kalınan» kârın 2.190,24 TL olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişki gereği «ariyet» verene malların iadesinin gerektiği, taraflara arasındaki «ariyet sözleşmesine» göre ariyet malların «geç teslim» edilmesi halinde «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiği ve ariyet konusu malları taşınmasından davacının sorumlu olduğu, «fesih» «ihtarnamesinde» ariyet konusu malların teslim alınmasının «ihtar» edildiği, bu halde cezai şart isteminin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, ariyet sözleşmesine istinaden verilen emtianın davalıdan alınıp davacıya aynen teslim edilmesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, cezai şart talebinin reddine, kâr «mahrumiyetine» ilişkin talep bakımından 2.190,24 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiştir IV.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilimizin haklı bir neden olmaksın yapılan «erken fesih» nedeni ile 3 yıl 5 ay 22 Gün süre ile elde edeceği kârdan «mahrum» kaldığını, Mahkemece «mahrum kalınan» kâr oranının 3 aylık hesaplama üzerinden 2.190,24 TL olarak hesaplanmışsa da bu hesaplamanın «hakkaniyete» ve hukuka aykırı olduğunu, davacının mahrum bıraktığı gelirleri (kârları) yeni kurulacak bir bayiye endekslemek her iki tarafından basiretli bir «tacir» olduğu gözetildiğinde hakkaniyete uygun olmadığını, davalının başka bir firmanın akaryakıt bayiliğini yapmaya devam ettiğinden davalı Alpet bayiliğini yaparken kazanmış olduğu müşteri çevresini müvekkil ile olan sözleşmesini haksız feshettikten sonra başka bir akaryakıt şirketinin bayiliğini devraldığı için halen devam ettirildiğinden hükmedilen miktarın hakkaniyete uygun olmayacağını, davalı ile bayilik ilişkisinin kurulması akabinde bir kısım emtialar davalının bayilik ilişkisini yerine getirebilmesi amacı ile davalıya «ariyet» olarak bırakıldığını, gerek sözleşme hükümleri gerekse teammüller uyarınca yerel Mahmkeme kararındaki gibi taşıma işlemlerinin değil, hakkaniyet gereği sadece taşıma «masraflarının» müvekkiline ait olduğunu, ariyet konusu malları davalıya «teslim» etmesine rağmen davalının malları söküm işleri sonrasında teslim etmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2 benzer karar daha
-
İade tarihi bildirilmeden gecikme cezai şartının doğmaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6502 E. 2023/7771 K.
Ortak:cezai şart
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin bayisi olduğunu, sözleşme süresi bittiğinden bayilik ilişkisinin «son» bulduğunu, davacı tarafından müvekkiline «teslim» edilmeyen «ariyet» bedelleri miktarınca alacaklı olduklarını ve «cezai şart» tutarları hesaplanarak iş bu davada «takas» ve «mahsup» yapılması gerektiğini, alacağın 200.000,00 TL'lik kısmının «teminat» olduğunu, «mutabakat» sağlanmadan teminatın iadesinin söz konusu olamayacağını, alacağın likit olmaması sebebiyle «icra inkar tazminatı» talep edilemeyeceğini, «ihtarnamenin» müvekkiline 20.07.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme süresi verilmediğini, dolayısıyla müvekkilinin iş bu ihtarname ile «temerrüde» düşürülmediğini, takip öncesi ve sonrası faiz işletilemeyeceğini savunarak iade alınamayan ariyet ve yatırımlara ilişkin alacakları ile cezai şart alacakları «takas, mahsup» edilerek davanın reddini istemiştir.
… sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen sözleşmeler ve bilirkişi raporları bir bütün olarak incelendiğinde, farklı kalemlerden oluşan malzemelerin «ariyet» olarak davacıya verildiği, davalının «teslim» almadığını ileri sürdüğü bir kısım malzemelerle ilgili sözleşme mevcut ise de bir kısmının teslimine dair tutanak ve sözleşmenin bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen 08.01.2011 tarihli «bayilik sözleşmesinin» 08.01.2016 tarihine kadar devam ettiği, sözleşmenin süresinin sona ermesi sebebiyle bittiği, feshedilmediği, davalının gerek «cezai şart» gerekse ariyet malzemelerin bedellerini gerekçe göstererek 200.000,00 TL bedelli nakit «teminatı iade» etmediği, tarafların «ticari defterlerinin incelenmesi» sonucunda 226.075,66 TL'lik alacağın davalı kayıtlarında bulunduğu, ariyet malzemeleri ve bunların ikinci el satış bedelleri nazara alındığında toplam ariyet malzemesi bedelinin 44.300,00 TL olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplandığı, bu miktara %18 KDV'nin eklenmesiyle birlikte ariyet bedelinin 54.274,00 TL olduğu, 226.075,66 TL'lik kayıtlı alacak tutarından bu miktarın tenzil edilmesiyle birlikte davacının «cari hesap» ve nakit teminattan kalan alacak tutarının 173.801,66 TL olduğu, «işlemiş faizin» 2.439,73 TL olarak hesaplandığı, davalının «takas» ve mahsuba konu ettiği cezai şart alacağının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle 173.801,66 TL «asıl alacak», 2.439,73 TL işlemiş faiz olmak üzere 176.241,39 TL alacağa yönelik itirazın iptaline, asıl alacak likit olduğundan %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «takas, mahsup» talebine konu bir kısım «ariyet» ve yatırımın «teslim tutanağı» olmadığı gerekçesi ile teslimine ilişkin evrak ve faturalar dosyaya «ibraz» edilmesine rağmen inceleme dışında bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, inceleme dışında bırakılan solution 3 kasa banka grubu ve grubun içinde yer alan market banko ve rafların, müvekkili şirket tarafından 26.04.2005 tarih, 96988 numaralı «fatura» ile yaptırılarak davacı istasyonuna gönderildiğini, faturanın üzerinde açıkça "orkide Petrol/İstanbul" yazdığını, davacıya teslim edildiğini, menkullerden “bina alan kaplaması, çiftli pompa, duvar tipi hava saati ve su makarası”nın ekonomik ömürlerini tamamlaması «sebebi» ile ikinci el değerlerinin olmadığı bilirkişi raporunda belirtilmiş ise de bu hususun hukuka ve sektör uygulamasına aykırı olduğunu, müvekkiline ait olduğu sabit olan menkullerin kullanımına karşılık müvekkiline herhangi bir bedel ödenmemesinin, davacının «sebepsiz zenginleşmesine» sebep olduğunu, müvekkilinin «cezai şart» alacağının mevcut olduğunu, icra takibine konu edilen 200.000,00 TL’nin «teminat» olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, alacak söz konusu iken teminatın borçlu şirkete iadesinin söz konusu olamayacağını, teminat «bedelinin iadesi» yargılamayı gerektirdiğinden «icra inkar tazminatına» hükmedilemeyeceğini, müvekkili şirketin alacaklarının mahsubu sonrasında davanın kısmen kabul edilmesi hâlinde davacı aleyhine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi gerekirken icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda hesap hatası yapıldığını, 226.075,66 TL’lik alacak tuta …
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında bayilik, «ariyet sözleşmeleri» ile «protokol» imzalandığını, sözleşmeler kapsamında müvekkilinin davalıya «bayilik sözleşmesi» boyunca ve bayilik faaliyetinde kullanılmak üzere bir kısım malları ariyet verdiğini, bayilik ilişkisi sürerken davalının 20.07.2015 tarihli «ihtarnamesi» ile bayilik sözleşmesini süresinden önce ... taraflı feshettiğini, müvekkilinin de bu ihtarnameye karşı ihtarında ariyet malların iadesini istediği halde davalının iade etmediğini, ariyet sözleşmesinin 4 üncü maddesinde «cezai şart» öngörüldüğünü ileri sürerek ariyet konusu malların aynen iadesini, bunun mümkün olmaması halinde 149.808,77 TL’nin 22.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte tahsilini, şimdilik 50.000,00 USD cezai şartın ödeme tarihindeki ... döviz ... karşılığı TL’nin 22.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birl …
… ığını, müvekkilinin müşterilerine karşı mahcup olduğunu, sınırlı akaryakıt satabildiğini, 20.07.2015 tarihinde haklı sebeple sözleşmeyi feshettiğini, malların aynen «teslimi» hususunda görüşmelere rağmen olumlu sonuç alınamadığını, «cezai şarta» ilişkin «ariyet sözleşmesinin» 4 üncü maddesinin genel işlem ... niteliği taşıdığını, önceden ... başına hazırlandığını, ariyet malların teslim edilmediği her geçen ...
2.000,00 USD «cezai şartın» ahlaka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem koşulları
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ariyet sözleşmesi» gereğince, sözleşme ekinde belirtilen bir kısım malların davacı tarafından davalıya ariyet olarak verildiği, davalı bayi tarafından «bayilik sözleşmesinin» 20.07.2015 tarihli «ihtarnameyle», akaryakıt talebinin karşılanmadığı gerekçesiyle sözleşmenin bitim tarihinden önce feshedildiği, sonrasında davacı tarafından düzenlenen 29.07.2015 tarihli cevabi ihtarname ile bir kısım alacaklarla birlikte dava konusu ariyet malzemelerinin "tarafınıza bildirilecek tarihte" denilerek hasarsız ve kullanılabilir şekilde iadesinin talep edildiği, ancak ihtarnamede "tarafınıza bildirilecek tarihte" denilerek sonradan iade tarihi bildirileceği belirtilmesine rağmen davalıya ariyetleri hangi tarihte veya hangi tarihe kadar iade etmesi gerektiği hususunda başkaca bir bildirim yapılmadığı, davacı tarafından keşide edilen bu ihtarnamenin davalıya 03.08.2015 tarihinde tebliğ edildiği, 20.09.2011 tarihli ariyet sözleşmesinin 3 üncü maddesinde, malzemelerin şirket tarafından yazılı olarak istenilmesi halinde, söküm ve nakliye «masrafları» ariyet alana ait olmak üzere 15 ... içinde «teslim» etmeyi ariyet alanın kabul ettiği, 4 üncü maddesinde, malzemelerin «taahhüt» edilen zamanda şirkete iade edilmediği takdirde, geçen her ... için 2.000,00 USD veya fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığını ödeneceğinin, kısmen veya tamamen teslim edilmemesi halinde ise benzeri teçhizatın piyasa değerinin 5 katının tazminat olarak şirkete ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiği hususlarının düzenlendiği, ariyet sözleşmesinin imza tarihi gözetildiğinde «genel işlem koşulları» denetimine tabi tutulamayacağı, davacının «cezai şart» talebinin ariyet sözleşmesinin 4 üncü maddesine dayandığı, sözleşmenin 3 üncü maddesinde, malzemelerin şirket tarafından yazılı olarak istenilmesi halinde bayi tarafından 15 ... içinde teslim edileceği, 4 üncü maddesinde ise malzemelerin taahhüt edilen zamanda şirkete iade edilmediği takdirde geçen her ... için 2.000,00 USD cezai şart ödeneceğinin hüküm altına alındığı, ancak davacının 29.07.2015 tarihli cevabi ihtarnamesinde ariyet malzemelerinin "tarafınıza bildirilecek tarihte" denilerek iadesinin talep edildiği, dolayısıyla ariyetlerin iade tarihinin sonradan bildirileceğinin açıkça belirtildiği, sonraki dönemde ise davalıya ariyetleri hangi tarihte veya hangi tarihe kadar iade etmesi gerektiği hususunda başkaca bir bildirim yapılmadığı, davalının ariyetleri iade yükümlülüğü doğmuş olsa da, cezai şart hükmüne dayanak «geç teslim» olgusundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında 20.09.2011 tarihinde imzalanan ariyet sözleşmesi ekinde liste halinde yer ... ve hükümde belirtilen ariyetlerin, davacıya aynen iadesine, ariyetlerin aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde toplam 27.800,00 TL'nin 02.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ariyet bedeli yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının cezai şart isteminin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3775 E. 2021/2265 K.
Ortak:ariyet · avans faizi
İncelediğiniz karardaNoterliğinin «ihtarnamesi» ile «kira sözleşmesinin» sona ereceğinin, taraflarına «ariyet» olarak «teslim» edilen malların teslim alınmasının istenildiğini, aksi halde malların iadesinin söz konusu olmayacağının kira sözleşmesi sona ermeden önce muhatap şirkete bilgi verildiğini, sözleşme sonunda ariyet malzemelerin sökülerek alınması talep edilmesine rağmen zamanında alınmaması nedeniyle sorumlulukları bulunmadığını, kaldı ki bu malzemeler var ise halen mal sahibinin tasarrufunda bulunan akaryakıt istasyonunda bulunması gerektiğinden oradan alınabileceğini, davalı tarafından malzemelerin ikinci el değeri olarak talep edilen fiyatların çok fahiş olduğunu, taraflarınca kabul edilmediğini, ihtarname tebliğine rağmen davalı tarafından hiç bir ödeme yapılmadığını, «teminat iade» edilmediğinden icra takibi başlattıklarını, başlatılan icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına, %20 oranında «inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin bayisi olduğunu, sözleşme süresi bittiğinden bayilik ilişkisinin «son» bulduğunu, davacı tarafından müvekkiline «teslim» edilmeyen «ariyet» bedelleri miktarınca alacaklı olduklarını ve «cezai şart» tutarları hesaplanarak iş bu davada «takas» ve «mahsup» yapılması gerektiğini, alacağın 200.000,00 TL'lik kısmının «teminat» olduğunu, «mutabakat» sağlanmadan teminatın iadesinin söz konusu olamayacağını, alacağın likit olmaması sebebiyle «icra inkar tazminatı» talep edilemeyeceğini, «ihtarnamenin» müvekkiline 20.07.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme süresi verilmediğini, dolayısıyla müvekkilinin iş bu ihtarname ile «temerrüde» düşürülmediğini, takip öncesi ve sonrası faiz işletilemeyeceğini savunarak iade alınamayan ariyet ve yatırımlara ilişkin alacakları ile cezai şart alacakları «takas, mahsup» edilerek davanın reddini istemiştir.
… sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen sözleşmeler ve bilirkişi raporları bir bütün olarak incelendiğinde, farklı kalemlerden oluşan malzemelerin «ariyet» olarak davacıya verildiği, davalının «teslim» almadığını ileri sürdüğü bir kısım malzemelerle ilgili sözleşme mevcut ise de bir kısmının teslimine dair tutanak ve sözleşmenin bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen 08.01.2011 tarihli «bayilik sözleşmesinin» 08.01.2016 tarihine kadar devam ettiği, sözleşmenin süresinin sona ermesi sebebiyle bittiği, feshedilmediği, davalının gerek «cezai şart» gerekse ariyet malzemelerin bedellerini gerekçe göstererek 200.000,00 TL bedelli nakit «teminatı iade» etmediği, tarafların «ticari defterlerinin incelenmesi» sonucunda 226.075,66 TL'lik alacağın davalı kayıtlarında bulunduğu, ariyet malzemeleri ve bunların ikinci el satış bedelleri nazara alındığında toplam ariyet malzemesi bedelinin 44.300,00 TL olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplandığı, bu miktara %18 KDV'nin eklenmesiyle birlikte ariyet bedelinin 54.274,00 TL olduğu, 226.075,66 TL'lik kayıtlı alacak tutarından bu miktarın tenzil edilmesiyle birlikte davacının «cari hesap» ve nakit teminattan kalan alacak tutarının 173.801,66 TL olduğu, «işlemiş faizin» 2.439,73 TL olarak hesaplandığı, davalının «takas» ve mahsuba konu ettiği cezai şart alacağının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle 173.801,66 TL «asıl alacak», 2.439,73 TL işlemiş faiz olmak üzere 176.241,39 TL alacağa yönelik itirazın iptaline, asıl alacak likit olduğundan %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBelediyesi’ne devredildiğinden davalı tarafın «husumet itirazının» reddine, davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 67.544,93 TL'nin dava tarihinden işleyecek «avans faizi» ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece «ariyet sözleşmesinin» eki «teslim» tesellüm tutanağının «ibrazının» sağlanarak dava konusu faturaların teslim edilen ariyet malzeme ve teçhizata ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ariyet sözleşmesi · ticari defter incelemesi · husumet itirazı · ikrar · tüzel kişilik · ticari defter · ibraz · teslim
Benzer bu karardaMahkemece «ariyet sözleşmesinin» eki «teslim» tesellüm tutanağının «ibrazının» sağlanarak dava konusu faturaların teslim edilen ariyet malzeme ve teçhizata ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca davacının «ticari defterleri incelenmiş» olup davalının kayıtlarının da incelenmesi gerekir.
Belediyesi’nin 06.07.2018 tarihli cevabi yazısı kapsamında Kayapa Belediyesi’nin «tüzel kişiliğinin» sona erdiği ve ...
Belediyesi’ne devredildiğinden davalı tarafın «husumet itirazının» reddine, davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 67.544,93 TL'nin dava tarihinden işleyecek «avans faizi» ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1072 E. , 2024/3469 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1004 Esas, 2022/1501 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/1144 E., 2020/234 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davalı vekili ve duruşmasız olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Bölge Adliye Mahkemesince reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 64.371,25 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarı ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili, duruşmasız olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 30.04.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Total bayisi olarak faaliyet göstermekte iken bayilik süresi ve istasyonun faaliyet gösterdiği yere ilişkin kira sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle 31.12.2015 tarihinde bayilik faaliyetinin sonlandırıldığını, taraflar arasında yapılan 04.01.2016 tarihli mutabakata göre müvekkilinin davalıya 435.481,53 TL borçlu bulunduğunu, bu mutabakattan sonra yapılan ödemeler sonucu müvekkilinin 226.075,66 TL alacaklı duruma geçtiğini, davalı şirketin kredi ve risk kontrol birimi tarafından gönderilen 25.08.2016 tarihli hesap ekstresinde de bu durumun açıkça görüldüğünü, Beyoğlu 46. Noterliğinin ihtarnamesi ile kira sözleşmesinin sona ereceğinin, taraflarına ariyet olarak teslim edilen malların teslim alınmasının istenildiğini, aksi halde malların iadesinin söz konusu olmayacağının kira sözleşmesi sona ermeden önce muhatap şirkete bilgi verildiğini, sözleşme sonunda ariyet malzemelerin sökülerek alınması talep edilmesine rağmen zamanında alınmaması nedeniyle sorumlulukları bulunmadığını, kaldı ki bu malzemeler var ise halen mal sahibinin tasarrufunda bulunan akaryakıt istasyonunda bulunması gerektiğinden oradan alınabileceğini, davalı tarafından malzemelerin ikinci el değeri olarak talep edilen fiyatların çok fahiş olduğunu, taraflarınca kabul edilmediğini, ihtarname tebliğine rağmen davalı tarafından hiç bir ödeme yapılmadığını, teminat iade edilmediğinden icra takibi başlattıklarını, başlatılan icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına, %20 oranında inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin bayisi olduğunu, sözleşme süresi bittiğinden bayilik ilişkisinin son bulduğunu, davacı tarafından müvekkiline teslim edilmeyen ariyet bedelleri miktarınca alacaklı olduklarını ve cezai şart tutarları hesaplanarak iş bu davada takas ve mahsup yapılması gerektiğini, alacağın 200.000,00 TL'lik kısmının teminat olduğunu, mutabakat sağlanmadan teminatın iadesinin söz konusu olamayacağını, alacağın likit olmaması sebebiyle icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini, ihtarnamenin müvekkiline 20.07.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme süresi verilmediğini, dolayısıyla müvekkilinin iş bu ihtarname ile temerrüde düşürülmediğini, takip öncesi ve sonrası faiz işletilemeyeceğini savunarak iade alınamayan ariyet ve yatırımlara ilişkin alacakları ile cezai şart alacakları takas, mahsup edilerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen sözleşmeler ve bilirkişi raporları bir bütün olarak incelendiğinde, farklı kalemlerden oluşan malzemelerin ariyet olarak davacıya verildiği, davalının teslim almadığını ileri sürdüğü bir kısım malzemelerle ilgili sözleşme mevcut ise de bir kısmının teslimine dair tutanak ve sözleşmenin bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen 08.01.2011 tarihli bayilik sözleşmesinin 08.01.2016 tarihine kadar devam ettiği, sözleşmenin süresinin sona ermesi sebebiyle bittiği, feshedilmediği, davalının gerek cezai şart gerekse ariyet malzemelerin bedellerini gerekçe göstererek 200.000,00 TL bedelli nakit teminatı iade etmediği, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda 226.075,66 TL'lik alacağın davalı kayıtlarında bulunduğu, ariyet malzemeleri ve bunların ikinci el satış bedelleri nazara alındığında toplam ariyet malzemesi bedelinin 44.300,00 TL olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplandığı, bu miktara %18 KDV'nin eklenmesiyle birlikte ariyet bedelinin 54.274,00 TL olduğu, 226.075,66 TL'lik kayıtlı alacak tutarından bu miktarın tenzil edilmesiyle birlikte davacının cari hesap ve nakit teminattan kalan alacak tutarının 173.801,66 TL olduğu, işlemiş faizin 2.439,73 TL olarak hesaplandığı, davalının takas ve mahsuba konu ettiği cezai şart alacağının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle 173.801,66 TL asıl alacak, 2.439,73 TL işlemiş faiz olmak üzere 176.241,39 TL alacağa yönelik itirazın iptaline, asıl alacak likit olduğundan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının talep ettiği ariyet bedelleri için usulüne uygun bir dava açmamasına rağmen ariyet bedellerinin alacaktan düşülmesinin yerinde olmadığını, müvekkilinin faaliyet gösterdiği taşınmazın kira sözleşmesinin eş zamanlı olarak sona erdiğini, kiralayan tarafından müvekkiline ihtarname gönderilerek istasyonun tahliyesinin istendiğini, bayiliğinin son gününe kadar eksiksiz olarak faaliyetine devam etmesi gereken müvekkilinin ariyet malzemelerini sökemediğini, davalıya durumu bildirerek malzemelerin alınması için yardım talep ettiğini, kiralayanın aynı taşınmazı müvekkilinden sonra akaryakıt bayisi olarak kullanmaya devam ettiğini, kira sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilinin kendisine ait olmayan bir alana girerek yine kendisine ait olmayan malzemeleri sökmesinin beklenemeyeceğini, ariyet malzemeleri bedellerinin alacaklarından mahsubunun yerinde olmadığını, ariyet malzemeleri için belirlenen bedel için fatura kesilmemesi sebebiyle KDV dahil meblağın tenzil edilmesinin yerinde olmadığını, bayilik sözleşmesinin olağan yolla sona erdiğini, alacağa bayilik sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerekir iken ihtar tarihinden itibaren faiz hesabının doğru olmadığını belirterek reddedilen kısmı yönünden kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takas, mahsup talebine konu bir kısım ariyet ve yatırımın teslim tutanağı olmadığı gerekçesi ile teslimine ilişkin evrak ve faturalar dosyaya ibraz edilmesine rağmen inceleme dışında bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, inceleme dışında bırakılan solution 3 kasa banka grubu ve grubun içinde yer alan market banko ve rafların, müvekkili şirket tarafından 26.04.2005 tarih, 96988 numaralı fatura ile yaptırılarak davacı istasyonuna gönderildiğini, faturanın üzerinde açıkça "orkide Petrol/İstanbul" yazdığını, davacıya teslim edildiğini, menkullerden “bina alan kaplaması, çiftli pompa, duvar tipi hava saati ve su makarası”nın ekonomik ömürlerini tamamlaması sebebi ile ikinci el değerlerinin olmadığı bilirkişi raporunda belirtilmiş ise de bu hususun hukuka ve sektör uygulamasına aykırı olduğunu, müvekkiline ait olduğu sabit olan menkullerin kullanımına karşılık müvekkiline herhangi bir bedel ödenmemesinin, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olduğunu, müvekkilinin cezai şart alacağının mevcut olduğunu, icra takibine konu edilen 200.000,00 TL’nin teminat olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, alacak söz konusu iken teminatın borçlu şirkete iadesinin söz konusu olamayacağını, teminat bedelinin iadesi yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, müvekkili şirketin alacaklarının mahsubu sonrasında davanın kısmen kabul edilmesi hâlinde davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda hesap hatası yapıldığını, 226.075,66 TL’lik alacak tutarından ariyetlere ilişkin hesap edilen 54.274,00 TL’nin tenzili ile kalan alacak tutarının 173.801,66 TL olduğu belirtilmiş ise de kalan meblağın 171.801,66 TL olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi heyet raporu esas alınmak sureti ile miktarın belirlenmesinin yerinde görüldüğünü, gerekçede ariyet malzemelerinin toplam bedelinin 44.300,00 TL, KDV ile toplamının 54.274,00 TL olduğu belirtilmiş ise de, KDV ile toplamının 52.274,00 TL olduğu, toplam alacak miktarı 226.075,66 TL'den çıkartıldığında bakiye miktarın 173.801,66 TL olduğu, ariyet bedelinin yazımı sırasında maddi hata yapılmış ise de sonuç itibarı ile doğru olduğu anlaşılmakla sonuca etkili bulunmayan bu maddi hatanın üzerinde durulmadığı, somut olayda sözleşmenin sürenin bitmesi nedeni ile sona erdiği, söküm tutanağı ile sökülebilen ariyetlerin teslim alındığı, takas ileri sürülen sökülemeyen ariyetlerin ise davacı talep ettiği halde kiralayan mal sahiplerinin söküm izni vermediğinin teslim tutanağına şerh edildiği, davalı tarafından istenildiği halde ariyetlerin tesliminden kaçınılmasının söz konusu olmadığı, davacı tarafından keşide edilen 18.07.2016 tarihli ihtar içeriğinin doğrulandığı, cezai şart koşullarının gerçekleşmediği, davalının takas beyanının dikkate alınması için cevap dilekçesinde bu yönde beyanda bulunmasının yeterli olduğu, ihtarname ile tebliğ şerhi sunulmamış ise de davalı vekilinin rapora itiraz dilekçesinde ihtarnamenin kendilerine 20.07.2016 tarihinde tebliğ edildiğini beyan ettiği, tebliğ tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş faiz talep edilebileceği, davacı lehine hüküm altına alınan alacağın likit olduğu, davalının cevap ve ikinci cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talep etmediği gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; işlemiş faizin hukuka aykırı olduğunu, takipte işlemiş faiz hukuka aykırı olduğu gibi özellikle 200.000,00 TL'lik bedelin nakit teminat olarak ve ariyetler için verilmiş olması, müvekkilinin alacaklarını tahsil etmeden teminatları iade yükümlülüğü olmaması sebebi ile böyle bir borcun varlığından söz edilemeyeceği gibi takip sonrası işleyecek faizden de söz edilemeyeceğini belirterek ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek müvekkili şirket aleyhine hükmedilen yerel Mahkeme kararının temyiz incelemesi sonucunda bozulmasını, davanın tümüyle reddine karar verilmesini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, aksi kanaat oluşursa iade alınamayan müvekkiline ait ariyet ve yatırımlara ilişkin alacakları ile cezai şart alacaklarının ve takas/mahsup taleplerinin kabulünü, haksız ve mesnetsiz olarak hesaplanan işlemiş faizin reddini, aksi hâlde teminat bedeli üzerinden hesaplanan işlemiş faiz kısmının reddini, haksız ve mesnetsiz davanın ve icra inkâr tazminatı taleplerinin reddini istemiştir.
C.Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sona eren bayilik sözleşmesi nedeniyle iade edilmeyen nakit teminat tutarının iadesi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.İlk Derece Mahkemesince 173.801,66 TL asıl alacak, 2.439,73 TL işlemiş faiz olmak üzere 176.241,39 TL alacağa yönelik itirazın iptaline karar verilmiş olup takip tarihinden itibaren işletilecek faiz, 173.801,66 TL asıl alacağa hasredilecektir. Başka bir deyişle takip tarihinden itibaren yalnızca 173.801,66 TL asıl alacağa avans faizi işletilecektir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davacı Temyizi Yönünden
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Davalı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1044757800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz