6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kesinlik sınırı altındaki miktarda temyiz dilekçesinin reddi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1072 E. 2024/3469 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Temyize konu edilen miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla geçerli kesinlik sınırının altında kalıyorsa temyiz dilekçesi miktardan reddedilir. Süre bitimiyle sona eren bayilik ilişkisinde iade edilmeyen ariyet malzemelerinin bedeli bayiin nakit teminat ve cari hesap alacağından mahsup edilir; ancak ariyetlerin sökülmesine mal sahibinin izin vermediği teslim tutanağına şerh edilmişse bayiin teslimden kaçındığından ve buna bağlı cezai şart koşullarının oluştuğundan söz edilemez. Takas def'i için cevap dilekçesindeki beyan yeterlidir; hüküm altına alınan alacak likitse icra inkâr tazminatına hükmedilir, cevap dilekçelerinde talep edilmemiş kötü niyet tazminatına ise hükmedilemez. İtirazın iptali kararında takip tarihinden itibaren işleyecek faiz yalnızca asıl alacağa uygulanır, işlemiş faizi kapsamaz.

Ele alınan sorunlar

Temyize konu miktarın kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddi → ret

Gerekçe: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde, aynı Kanun'un 366 ncı maddesinin atfıyla 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar verilir. Kesinlik sınırı Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi esas alınarak belirlenir; somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar, karar tarihi itibarıyla geçerli kesinlik sınırının altında kalmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Takip tarihinden itibaren işletilecek faizin asıl alacakla sınırlı olması → ret

İddia: Davalı vekili, işlemiş faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, takibe konu bedelin nakit teminat niteliğinde bulunması ve alacaklarını tahsil etmeden teminatı iade yükümlülüğü olmaması nedeniyle böyle bir borcun ve takip sonrası işleyecek faizin varlığından söz edilemeyeceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İtirazın iptaline asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı üzerinden karar verilmiş olsa da, takip tarihinden itibaren işletilecek faiz asıl alacağa hasredilir; başka bir deyişle takip tarihinden itibaren yalnızca asıl alacağa avans faizi işletilir. Bunun dışında karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre usul ve kanuna uygun olduğundan temyiz sebepleri bozmayı gerektirmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sona eren bayilik sözleşmesinde ariyet bedelinin alacaktan mahsubu ve takas def'i → kısmi kabul

İddia: Davacı, ariyet bedellerinin usulüne uygun bir dava açılmaksızın alacaktan düşülemeyeceğini, kira sözleşmesi eş zamanlı sona erdiğinden malzemeleri sökmesinin beklenemeyeceğini; davalı ise teslim tutanağı bulunmayan ariyet ve yatırımların da hesaba katılması, ekonomik ömrünü tamamladığı kabul edilen menkuller yönünden ikinci el değer biçilmesi ve alacakları tahsil edilmeden teminatın iade edilemeyeceği gerekçesiyle takas ve mahsup taleplerinin kabulünü istemiştir.

Gerekçe: Ariyet bedelinin belirlenmesinde bilirkişi heyet raporunun esas alınması yerindedir; gerekçede ariyet bedelinin KDV ile toplamı yazılırken yapılan maddi hata sonuca etkili olmadığından üzerinde durulmamıştır. Sözleşme sürenin bitmesi nedeniyle sona ermiş, söküm tutanağıyla sökülebilen ariyetler teslim alınmış, takas ileri sürülen sökülemeyen ariyetler yönünden ise bayi talep ettiği hâlde kiralayan mal sahiplerinin söküm izni vermediği teslim tutanağına şerh edilmiştir; bu nedenle bayiin ariyetlerin tesliminden kaçınması söz konusu değildir. Takas beyanının dikkate alınması için davalının cevap dilekçesinde bu yönde beyanda bulunması yeterlidir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Cezai şart koşullarının gerçekleşmemesi → ret

İddia: Davalı, ariyet ve yatırımların iade edilmemesi nedeniyle cezai şart alacağının bulunduğunu ve takas/mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşme sürenin bitmesiyle sona ermiş ve ariyetlerin tesliminden kaçınıldığı saptanamamış olduğundan cezai şart koşulları gerçekleşmemiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

İşlemiş faiz, icra inkâr tazminatı ve kötü niyet tazminatı → kısmi kabul

İddia: Davacı, alacağa sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini; davalı ise ihtarnamede ödeme süresi verilmediğinden temerrüde düşürülmediğini, alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini ve kısmen kabul hâlinde davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İhtarnameye ilişkin tebliğ şerhi sunulmamış olsa da davalı vekilinin rapora itiraz dilekçesinde ihtarnamenin kendilerine tebliğ edildiğini beyan ettiği tarih esas alınır ve bu tarih ile takip tarihi arasında işlemiş faiz talep edilebilir. Davacı lehine hüküm altına alınan alacak likit olduğundan icra inkâr tazminatı koşulları gerçekleşmiştir. Davalı cevap ve ikinci cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talep etmediğinden bu yönde hüküm kurulamaz. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Kesinlik sınırının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihine göre belirlenmesi ve sınır altındaki miktarda temyiz dilekçesinin reddi ile takip tarihinden sonra işleyecek faizin işlemiş faizi kapsamayıp asıl alacağa hasredileceği yönündeki tespitler, Yargıtay'ın bağlayıcı içtihadı olarak emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesinlik sınırı temyiz dilekçesinin miktardan reddi ariyet takas def'i cezai şart icra inkâr tazminatı kötü niyet tazminatı işlemiş faiz avans faizi itirazın iptali nakit teminat

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 3626100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 3666100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 352(1)-b

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • İstirdat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3157 E. 2021/4856 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3093 E. 2015/7593 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4990 E. 2023/5675 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • İade tarihi bildirilmeden gecikme cezai şartının doğmaması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6502 E. 2023/7771 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3775 E. 2021/2265 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/1072 E.  ,  2024/3469 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1004 Esas, 2022/1501 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/1144 E., 2020/234 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davalı vekili ve duruşmasız olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Bölge Adliye Mahkemesince reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 64.371,25 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarı ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili, duruşmasız olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 30.04.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Total bayisi olarak faaliyet göstermekte iken bayilik süresi ve istasyonun faaliyet gösterdiği yere ilişkin kira sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle 31.12.2015 tarihinde bayilik faaliyetinin sonlandırıldığını, taraflar arasında yapılan 04.01.2016 tarihli mutabakata göre müvekkilinin davalıya 435.481,53 TL borçlu bulunduğunu, bu mutabakattan sonra yapılan ödemeler sonucu müvekkilinin 226.075,66 TL alacaklı duruma geçtiğini, davalı şirketin kredi ve risk kontrol birimi tarafından gönderilen 25.08.2016 tarihli hesap ekstresinde de bu durumun açıkça görüldüğünü, Beyoğlu 46. Noterliğinin ihtarnamesi ile kira sözleşmesinin sona ereceğinin, taraflarına ariyet olarak teslim edilen malların teslim alınmasının istenildiğini, aksi halde malların iadesinin söz konusu olmayacağının kira sözleşmesi sona ermeden önce muhatap şirkete bilgi verildiğini, sözleşme sonunda ariyet malzemelerin sökülerek alınması talep edilmesine rağmen zamanında alınmaması nedeniyle sorumlulukları bulunmadığını, kaldı ki bu malzemeler var ise halen mal sahibinin tasarrufunda bulunan akaryakıt istasyonunda bulunması gerektiğinden oradan alınabileceğini, davalı tarafından malzemelerin ikinci el değeri olarak talep edilen fiyatların çok fahiş olduğunu, taraflarınca kabul edilmediğini, ihtarname tebliğine rağmen davalı tarafından hiç bir ödeme yapılmadığını, teminat iade edilmediğinden icra takibi başlattıklarını, başlatılan icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına, %20 oranında inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin bayisi olduğunu, sözleşme süresi bittiğinden bayilik ilişkisinin son bulduğunu, davacı tarafından müvekkiline teslim edilmeyen ariyet bedelleri miktarınca alacaklı olduklarını ve cezai şart tutarları hesaplanarak iş bu davada takas ve mahsup yapılması gerektiğini, alacağın 200.000,00 TL'lik kısmının teminat olduğunu, mutabakat sağlanmadan teminatın iadesinin söz konusu olamayacağını, alacağın likit olmaması sebebiyle icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini, ihtarnamenin müvekkiline 20.07.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme süresi verilmediğini, dolayısıyla müvekkilinin iş bu ihtarname ile temerrüde düşürülmediğini, takip öncesi ve sonrası faiz işletilemeyeceğini savunarak iade alınamayan ariyet ve yatırımlara ilişkin alacakları ile cezai şart alacakları takas, mahsup edilerek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen sözleşmeler ve bilirkişi raporları bir bütün olarak incelendiğinde, farklı kalemlerden oluşan malzemelerin ariyet olarak davacıya verildiği, davalının teslim almadığını ileri sürdüğü bir kısım malzemelerle ilgili sözleşme mevcut ise de bir kısmının teslimine dair tutanak ve sözleşmenin bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen 08.01.2011 tarihli bayilik sözleşmesinin 08.01.2016 tarihine kadar devam ettiği, sözleşmenin süresinin sona ermesi sebebiyle bittiği, feshedilmediği, davalının gerek cezai şart gerekse ariyet malzemelerin bedellerini gerekçe göstererek 200.000,00 TL bedelli nakit teminatı iade etmediği, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda 226.075,66 TL'lik alacağın davalı kayıtlarında bulunduğu, ariyet malzemeleri ve bunların ikinci el satış bedelleri nazara alındığında toplam ariyet malzemesi bedelinin 44.300,00 TL olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplandığı, bu miktara %18 KDV'nin eklenmesiyle birlikte ariyet bedelinin 54.274,00 TL olduğu, 226.075,66 TL'lik kayıtlı alacak tutarından bu miktarın tenzil edilmesiyle birlikte davacının cari hesap ve nakit teminattan kalan alacak tutarının 173.801,66 TL olduğu, işlemiş faizin 2.439,73 TL olarak hesaplandığı, davalının takas ve mahsuba konu ettiği cezai şart alacağının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle 173.801,66 TL asıl alacak, 2.439,73 TL işlemiş faiz olmak üzere 176.241,39 TL alacağa yönelik itirazın iptaline, asıl alacak likit olduğundan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının talep ettiği ariyet bedelleri için usulüne uygun bir dava açmamasına rağmen ariyet bedellerinin alacaktan düşülmesinin yerinde olmadığını, müvekkilinin faaliyet gösterdiği taşınmazın kira sözleşmesinin eş zamanlı olarak sona erdiğini, kiralayan tarafından müvekkiline ihtarname gönderilerek istasyonun tahliyesinin istendiğini, bayiliğinin son gününe kadar eksiksiz olarak faaliyetine devam etmesi gereken müvekkilinin ariyet malzemelerini sökemediğini, davalıya durumu bildirerek malzemelerin alınması için yardım talep ettiğini, kiralayanın aynı taşınmazı müvekkilinden sonra akaryakıt bayisi olarak kullanmaya devam ettiğini, kira sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilinin kendisine ait olmayan bir alana girerek yine kendisine ait olmayan malzemeleri sökmesinin beklenemeyeceğini, ariyet malzemeleri bedellerinin alacaklarından mahsubunun yerinde olmadığını, ariyet malzemeleri için belirlenen bedel için fatura kesilmemesi sebebiyle KDV dahil meblağın tenzil edilmesinin yerinde olmadığını, bayilik sözleşmesinin olağan yolla sona erdiğini, alacağa bayilik sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerekir iken ihtar tarihinden itibaren faiz hesabının doğru olmadığını belirterek reddedilen kısmı yönünden kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takas, mahsup talebine konu bir kısım ariyet ve yatırımın teslim tutanağı olmadığı gerekçesi ile teslimine ilişkin evrak ve faturalar dosyaya ibraz edilmesine rağmen inceleme dışında bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, inceleme dışında bırakılan solution 3 kasa banka grubu ve grubun içinde yer alan market banko ve rafların, müvekkili şirket tarafından 26.04.2005 tarih, 96988 numaralı fatura ile yaptırılarak davacı istasyonuna gönderildiğini, faturanın üzerinde açıkça "orkide Petrol/İstanbul" yazdığını, davacıya teslim edildiğini, menkullerden “bina alan kaplaması, çiftli pompa, duvar tipi hava saati ve su makarası”nın ekonomik ömürlerini tamamlaması sebebi ile ikinci el değerlerinin olmadığı bilirkişi raporunda belirtilmiş ise de bu hususun hukuka ve sektör uygulamasına aykırı olduğunu, müvekkiline ait olduğu sabit olan menkullerin kullanımına karşılık müvekkiline herhangi bir bedel ödenmemesinin, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olduğunu, müvekkilinin cezai şart alacağının mevcut olduğunu, icra takibine konu edilen 200.000,00 TL’nin teminat olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, alacak söz konusu iken teminatın borçlu şirkete iadesinin söz konusu olamayacağını, teminat bedelinin iadesi yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, müvekkili şirketin alacaklarının mahsubu sonrasında davanın kısmen kabul edilmesi hâlinde davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda hesap hatası yapıldığını, 226.075,66 TL’lik alacak tutarından ariyetlere ilişkin hesap edilen 54.274,00 TL’nin tenzili ile kalan alacak tutarının 173.801,66 TL olduğu belirtilmiş ise de kalan meblağın 171.801,66 TL olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi heyet raporu esas alınmak sureti ile miktarın belirlenmesinin yerinde görüldüğünü, gerekçede ariyet malzemelerinin toplam bedelinin 44.300,00 TL, KDV ile toplamının 54.274,00 TL olduğu belirtilmiş ise de, KDV ile toplamının 52.274,00 TL olduğu, toplam alacak miktarı 226.075,66 TL'den çıkartıldığında bakiye miktarın 173.801,66 TL olduğu, ariyet bedelinin yazımı sırasında maddi hata yapılmış ise de sonuç itibarı ile doğru olduğu anlaşılmakla sonuca etkili bulunmayan bu maddi hatanın üzerinde durulmadığı, somut olayda sözleşmenin sürenin bitmesi nedeni ile sona erdiği, söküm tutanağı ile sökülebilen ariyetlerin teslim alındığı, takas ileri sürülen sökülemeyen ariyetlerin ise davacı talep ettiği halde kiralayan mal sahiplerinin söküm izni vermediğinin teslim tutanağına şerh edildiği, davalı tarafından istenildiği halde ariyetlerin tesliminden kaçınılmasının söz konusu olmadığı, davacı tarafından keşide edilen 18.07.2016 tarihli ihtar içeriğinin doğrulandığı, cezai şart koşullarının gerçekleşmediği, davalının takas beyanının dikkate alınması için cevap dilekçesinde bu yönde beyanda bulunmasının yeterli olduğu, ihtarname ile tebliğ şerhi sunulmamış ise de davalı vekilinin rapora itiraz dilekçesinde ihtarnamenin kendilerine 20.07.2016 tarihinde tebliğ edildiğini beyan ettiği, tebliğ tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş faiz talep edilebileceği, davacı lehine hüküm altına alınan alacağın likit olduğu, davalının cevap ve ikinci cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talep etmediği gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; işlemiş faizin hukuka aykırı olduğunu, takipte işlemiş faiz hukuka aykırı olduğu gibi özellikle 200.000,00 TL'lik bedelin nakit teminat olarak ve ariyetler için verilmiş olması, müvekkilinin alacaklarını tahsil etmeden teminatları iade yükümlülüğü olmaması sebebi ile böyle bir borcun varlığından söz edilemeyeceği gibi takip sonrası işleyecek faizden de söz edilemeyeceğini belirterek ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek müvekkili şirket aleyhine hükmedilen yerel Mahkeme kararının temyiz incelemesi sonucunda bozulmasını, davanın tümüyle reddine karar verilmesini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, aksi kanaat oluşursa iade alınamayan müvekkiline ait ariyet ve yatırımlara ilişkin alacakları ile cezai şart alacaklarının ve takas/mahsup taleplerinin kabulünü, haksız ve mesnetsiz olarak hesaplanan işlemiş faizin reddini, aksi hâlde teminat bedeli üzerinden hesaplanan işlemiş faiz kısmının reddini, haksız ve mesnetsiz davanın ve icra inkâr tazminatı taleplerinin reddini istemiştir.

C.Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, sona eren bayilik sözleşmesi nedeniyle iade edilmeyen nakit teminat tutarının iadesi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.İlk Derece Mahkemesince 173.801,66 TL asıl alacak, 2.439,73 TL işlemiş faiz olmak üzere 176.241,39 TL alacağa yönelik itirazın iptaline karar verilmiş olup takip tarihinden itibaren işletilecek faiz, 173.801,66 TL asıl alacağa hasredilecektir. Başka bir deyişle takip tarihinden itibaren yalnızca 173.801,66 TL asıl alacağa avans faizi işletilecektir.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

A. Davacı Temyizi Yönünden

Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

B. Davalı Temyizi Yönünden

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1044757800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1004 E. 2022/1501 K.

Bayilik sözleşmesi sona ermesinde ariyet malzemeleri ve cezai şart takası

Gerekçe özeti

Ariyet sözleşmesi kapsamında verilen malzeme ve teçhizatın iadesi ariyet alana ait bir yükümlülüktür; bu malzemelerin davacıya teslim edildiğini ispat yükü davalı taraftadır ve teslim tutanağı bulunmayan malzemeler bedel hesaplamasına dahil edilmez. Cezai şart, sözleşmede haksız fesih koşuluna bağlanmışsa ve sözleşme fesih değil süre bitimiyle sona ermişse, cezai şart koşulları oluşmaz. Takas talebi, ayrı bir dava açılmasına gerek olmaksızın cevap dilekçesinde def'i olarak ileri sürülebilir. İhtarnamenin tebliğ tarihine ilişkin karşı tarafın beyanı, tebliğ şerhi bulunmasa da temerrüt tarihinin tespitinde esas alınabilir.

Emsal değeri

Sözleşmede cezai şartın haksız fesih koşuluna bağlandığı hallerde, sözleşmenin süre bitimiyle sona ermesi durumunda cezai şart koşullarının oluşmayacağı ve ariyet malzemelerinin teslimine ilişkin ispat yükünün teslim iddiasında olan tarafa ait olduğu yönündeki tespitler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: ariyet sözleşmesi cezai şart takas/mahsup def'i icra inkar tazminatı kötüniyet tazminatı itirazın iptali likit alacak temerrüt

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1004

KARAR NO 2022/1501

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/06/2020

NUMARASI 2016/1144 Esas 2020/234 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilin ... bayisi olarak faaliyet göstermekte iken bayilik süresi ve istasyonun faaliyet gösterdiği yere ilişkin kira sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle 31/12/2015 tarihinde bayilik faaliyetinin sonlandırıldığını, taraflar arasında yapılan 04/01/2016 tarihli mutabakata göre müvekkilin davalıya 435.481,53- TL borçlu bulunduğunu, bu mutabakattan sonra yapılan ödemeler sonucu müvekkilinin 226.075,66- TL alacaklı duruma geçtiğini, davalı şirketin kredi ve risk kontrol birimi tarafından gönderilen 25/08/2016 tarihli hesap ekstresinde de bu durumun açıkça görüldüğünü, Beyoğlu ... Noterliği aracılığı ile 18/07/2016 tarih ... yevmiye nolu ihtarname ile kira sözleşmesinin sona ereceği ,taraflarına ariyet olarak teslim edilen malların teslim alınmasının istenildiği ,aksi halde malların iadesinin söz konusu olmayacağının kira sözleşmesi sona ermeden önce muhatap şirkete bilgi verildiği, sözleşme sonunda ariyet malzemelerin sökülerek alınması talep edilmesine rağmen zamanında alınmaması nedeniyle sorumlulukları bulunmadığını, kaldı ki bu malzemeler var ise halen mal sahibinin tasarrufunda bulunan akaryakıt istasyonunda bulunması gerektiğinden oradan alınabileceği,davalı tarafından talep edilen malzemelerin ikinci el değeri olarak talep edilen fiyatların çok fahiş olduğunu taraflarınca kabul edilmediğini, ihtarname tebliğine rağmen davalı tarafından hiç bir ödeme yapılmadığını,teminat iade edilmediğinden icra takibi başlattıklarını ,başlatılan icra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan itirazın iptaline, takibin devamına %20 inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının müvekkilinin bayisi olduğunu, sözleşme süresi bittiğinden bayilik ilişkisinin son bulduğunu, sözleşmelerin sona ermesi sebebi ile davacı tarafa ariyet-emanet sözleşmesi ve ekindeki listeler, 2011 tarihli yatırım sözleşmesi ve ara yatırımlar ile verilen ariyet ve yatırım kalemlerinin davalı müvekkile iadesinin gerektiğini, davacı taraftan bir kısım menkuller iade alınmış ise de büyük kısmının iade alınmadığını ve bedellerinin de müvekkile ödenmediğini, teslim alınamayan malzemelerin bedellerinin müvekkile ödenmesi konusunda müzakereler devam ederken davacı tarafından icra takibi başlatıldığını, davacı tarafın alacaklı olduğunu iddia ettiği bedelin 200.000-TL sinin müvekkil şirket bünyesinde bulunan nakit teminat olduğunu, davacı tarafından müvekkile verilen teminat mektubunun davacının talebi ile kendilerine iade edilerek yerine nakit teminat alındığını, asıl alacağın 200.000- TL lik kısmının müvekkile ariyetler sebebi ile verilen teminat olduğundan davacının alacağı olmadığından davanın reddi gerektiğini, iş bu ariyetlerin bir kısmının sözleşme ile teslim edildiğini bir kısmının müvekkil tarafından yaptırılarak ve masrafları karşılanarak davacının istasyonuna teslim edildiğini, ariyet ve emanet sözleşmesinin 1.f maddesine göre davacının ariyetleri teslim etme yükümlülüğü bulunduğunu, sözleşme süresi sona ermesine rağmen bir kısım ariyet ve yatırımlar davacı tarafından iade edilmediğinden ve bedelleri ödenmediğinden teslim edilmeyen her gün için davacı tarafın müvekkile 50- USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, sözleşmenin sona erdiği 08/01/2016 tarihinden itibaren 15 günlük sürenin sonunun 23/01/2016 tarihi olduğunu ve 24/01/2016 tarihinde cevap dilekçesi tarihine kadar hesaplanan 349 gün cezai şart alacağı 17.450-USD'nin fiilen teslime kadar geçecek süreye ilişkin cezai şartın davalı tarafından ödenmesi gerektiğini, teslim edilmeyen ariyet bedelleri miktarınca alacaklı olduklarını ve cezai şart tutarlarının hesaplanarak iş bu davada takas ve mahsup yapılması gerektiğini, alacağın 200.000-TL lik kısmının teminat olması sebebiyle davacıdan da alacakları bulunduğu mutabakat sağlanmadan teminatın iadesi söz konusu olmayacağını,alacağın likit olmaması sebebiyle icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini, ihtarnamenin müvekkile 20/07/2016 tarihinde tebliğ edildiğini,ödeme süresi verilmediğini dolayısıyla müvekkilin iş bu ihtarname ile temerrüde düşürülmediğini bu nedenle işlemiş faiz talebinin ve müvekkilin alacağını tahsil etmeden teminatı iade yükümlülüğü bulunmadığından takip sonrası faiz işletilemeyeceğini belirterek, iade alınamayan ariyet ve yatırımlara ilişkin alacakları ile cezai şart alacaklarının takas /mahsup edilerek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler ve bilirkişi raporları bir bütün olarak incelendiğinde, taraflar arasında iş bu sözleşmeler kapsamında farklı kalemlerden oluşan malzemelerin ariyet olarak davacıya verildiği,davalının teslim almadığını ileri sürdüğü bir kısım malzemelerle ilgili olarak sözleşme mevcut ise de , bir kısmının teslimine dair tutanak ve sözleşmenin bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen 08/01/2011 tarihli bayilik sözleşmesinin 08/01/2016 tarihine kadar devam ettiği, bu sözleşmenin süresinin sona ermesi sebebiyle bittiği, feshedilmediği,davalının gerek cezai şart , gerekse ariyet malzemelerinin bedelleri gerekçe gösterilerek, 200.000-TL bedelli nakit teminatı iade etmediği, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda 226.075,66 -TL'lik alacağın davalı kayıtlarında mevcut bulunduğu, ariyet malzemeleri ve bunların 2.

el satış bedelleri nazara alındığında, toplam ariyet malzemesi bedelinin 44.300- TL olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplama yapıldığı, iş bu miktara %18 KDV'nin eklenmesiyle birlikte ariyet bedelinin 54.274 -TL olduğu, 226.075,66- TL'lik kayıtlı alacak tutarından bu miktarın tenzil edilmesiyle birlikte davacının cari hesap ve nakit teminattan kalan alacak tutarının 173.801,66- TL olduğu, davalı tarafın kendisine tebliğ edildiğini bildirdiği tarih nazara alınmak suretiyle, takip tarihinde geçen süre içerisinde yapılan hesaplamada işlemiş faizin 2.439,73- TL olarak hesaplandığı, davalının, cevap dilekçesinde de ileri sürdüğü, cezai şart yönünden takas mahsup talebinin taraflar arasındaki sözleşmenin süresinin sona ermesi nedeniyle son bulması, yani herhangi bir fesih işlemi bulunmaması, taraflar arasındaki akaryakıt istasyonları için ariyet ve emanet sözleşmesinin 1-f maddesinde cezai şartın koşullarının, 2.

maddesinde de cezai şartın miktarının belirtildiği, f maddesinde yer alan bilgilerden cezai şartın koşulunun oluşabilmesi için, sözleşmenin haksız fesih sonucunda sona erme koşuluna bağlandığı, ancak olayda iş bu şartın mevcut bulunmadığı anlaşılmakla, davalının cezai şart alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, 173.801,66- TL asıl alacak, 2.439,73- TL işlemiş faiz olmak üzere, toplamında 176.241,39 TL alacağa yönelik itirazın iptaline, asıl alacak likit olduğundan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline , fazla istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; davalı tarafın talep ettiği ariyet bedelleri için usulüne uygun bir dava açmamasına rağmen ariyet bedelinin alacakdan düşülmesinin yerinde olmadığını, müvekkilinin faaliyet gösterdiği taşınmazın kira sözleşmesinin eş zamanlı olarak sona erdiğini,kiralayan tarafından müvekkiline ihtarname gönderilerek istasyonun tahliyesinin istendiğini, bayiliğinin son gününe kadar eksiksiz olarak faaliyetine devam etmesi gereken müvekkilin ariyet malzemelerini sökemediğini, davalı tarafa durumu bildirerek malzemelerin alınması için yardım talep ettiğini, kiralayanın aynı taşınmazı müvekkilden sonra akaryakıt bayisi olarak kullanmaya devam ettiğini, kira sözleşmesi sona erdikten müvekkilin kendisine ait olmayan bir alana girerek yine kendisine ait olmayan malzemeleri sökmesinin beklenemeyeceğini, bu nedenle ariyet malzemeleri bedellerinin alacaklarından mahsubunun yerinde olmadığını, ariyet malzemeleri için belirlenen bedel için fatura kesilmemesi sebebiyle KDV dahil meblağın tenzil edilmesinin yerinde olmadığını, bayilik sözleşmesinin olağan yolla sona erdiğini, alacağa bayilik sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerekir iken ihtar tarihinden faiz hesabının doğru olmadığını belirterek davanın reddedilen kısmı yönünden kararın kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı vekili; takas mahsup talebine konu bir kısım ariyet ve yatırımın teslim tutanağı olmadığı gerekçesi ile teslimine ilişkin evrak ve faturalar dosyaya ibraz edilmesine rağmen inceleme dışında bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu,inceleme dışında bırakılan solution 3 kasa banka grubu ve grubun içinde yer alan market banko ve rafların müvekkil şirket tarafından 26/04/2005 tarih, ... nolu fatura ile yaptırılarak davacı istasyonuna gönderildiğini, faturanın üzerinde açıkça "orkide petrol/İstanbul" yazdığını, davacıya teslim edildiğini, menkullerden “bina alın kaplaması, çiftli pompa, duvar tipi hava saati ve su makarası”nın ekonomik ömürlerini tamamlaması sebebi ile 2. el değerlerinin olmadığı bilirkişi raporunda belirtilmiş ise de bu hususun hukuka ve sektör uygulamasına aykırı olduğunu, müvekkile ait olduğu sabit olan menkullerin kullanımına karşılık müvekkile herhangi bir bedel ödenmemesinin, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olduğunu, müvekkilinin cezai şart alacağının mevcut olduğunu,icra takibine konu edilen 200.000-TL’nin teminat olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, alacak söz konusu iken teminatın borçlu şirkete iadesinin söz konusu olamayacağını, teminat bedelinin iadesi yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini müvekkil şirketin alacaklarının mahsubu sonrasında davanın kısmen kabul edilmesi halinde davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu,gerekçeli kararda hesap hatası yapıldığını, 226.075,66 TL’lik alacak tutarından ariyetlere ilişkin hesap edilen 54.274-TL’nin tenzili ile kalan alacak tutarının 173.801,66- TL olduğu belirtilmiş ise de, kalan meblağın 171.801,66 -TL olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; sona eren bayilik sözleşmesi nedeniyle iade edilmeyen nakit teminat tutarının iadesi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün .. Esas sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu ... Türkiye A.Ş. aleyhine toplam 240.612,64- TLnin tahsili için 26/08/2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı borçlu şirket nezdinde ihtarnameye rağmen ödenmeyen cari hesap alacağı olarak gösterilmiştir. Davacı tarafından bayilik sözleşmesi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu, davalı tarafından ise davacı tarafından verilen 200.000-TL nakit teminatın ariyete konu malzemeler iade edilmediği için verilmediği, ariyete konu malzemelerin değerinin ve sözleşme gereği zamanında iade edilmeyen ariyetler için günlük işleyen cezai şart bedelinin takip konusu alacaktan takas ve mahsubu gerektiğini ileri sürmüştür.

Taraflar arasındaki 08/01/1997 tarihli Ariyet sözleşmesinin 1/g maddesine göre, ariyet alan iş bu sözleşme ile verilen malzeme ve teçhizat akaryakıt depolaması ve satılması için kullanılacağından, malzeme ve teçhizatın tesisinden, kullanılmasından ve sökülmesinden sorumludur. Ariyet sözleşmesine göre, davacının ariyete konu malzemeleri iade yükümlülüğü bulunduğu ,takasa konu yapılan çelik konstrüksiyonlu kanopi yapılması, kanopi tavan kaplaması ve 13 tonluk hidrolik lift komplenin toplam fiyatının 44.300-TL %18 KDV'si ile birlikte 52.274-TL olduğu, diğer ariyete konu yapılan bina alın kaplaması, çift pompa, duvar tipi hava saati ve su makarasının sözleşmenin bitim tarihi olan 08/01/2016 tarihi itibari ile ekonomik ömürlerini tamamladığı, ikinci el değerinin bulunmadığı bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden ve ayrıca ariyete konu edilen solution 3 kasa banko grubu ile bu grubun içerisinde yer alan market banko ve raflar 26/04/2005 tarihli ...

nolu faturada yer almakta ise de, diğer ariyete konu malzemelere teslim tutanağı tanzim edilmesine rağmen bu malzemelerin davacıya teslim edildiğine dair teslim tutanağı bulunmadığından davalı tarafından bu malzemelerin davacıya teslim edildiği ispatlanamamıştır. Petrol ve doğal gaz yüksek mühendisi ve mali müşavir tarafından düzenlenen bilirkişi heyet raporu hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli olduğundan, mahkemece bilirkişi heyet raporu esas alınmak sureti ile miktarın belirlenmesi yerinde görülmüştür.Ayrıca,mahkeme gerekçesinde ariyet malzemelerinin toplamının 44.300-TL, KDV ile toplamının 54.274-TL olduğunu belirtmiş ise de KDV ile toplamının 52.274-TL olduğu toplam alacak miktarı 226.075,66 TL' den çıkartıldığında bakiye miktarın 173.801,66 -TL olduğu,ariyet bedelinin yazımı sırasında maddi hata var ise de , sonuç itibarı ile doğru olduğu anlaşılmakla sonuca etkili bulunmayan bu maddi hatanın üzerinde durulmamıştır.

Ariyet sözleşmesinin 2. maddesine göre, ariyet alan f fıkrası gereğince malzeme ve teçhizatı süresinde şirkete iade etmediği takdirde teslim süresinin geçmesinden itibaren malzeme ve teçhizatın fiilen teslimine kadar geçecek her gün için şirkete 50-usd cezai şart tazminatı ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin 1/f bendinde şirketin her zaman için ariyet alana yazılı ihbarda bulunarak sözleşmeyi feshedebileceği, ariyet alanın da feshin haksız olduğunu iddia ederek malzeme ve teçhizatı iadeden kaçınamayacağı fesih sebebi ile herhangi bir zarar ve ziyan talep edemeyeceği, fesih ihbarını tebliğinden itibaren 15 gün içinde ariyet alan malzeme ve teçhizatı iyi halde şirkete iadeye mecbur olduğunun belirtildiği ,somut olayda sözleşmenin süresinin sona ermesi sebebi ile sona erdiği ,30.1.2015 tarihli söküm tutanağında sökülebilen ariyetlerin teslim alındığı ,takas ileri sürülen sökülemeyen ariyetlerin ise davacı talep ettiği halde kiralayan mal sahiplerinin söküm izni vermediğinin teslim tutanağına şerh edildiği ,davalı tarafından istenildiği halde ariyetlerin tesliminden kaçınma sözkonusu olmadığı ,davacı tarafından keşide edilen 18.7.2016 tarihli ihtar içeriğinin de böylelikle doğrulandığı anlaşıldığından cezai şart koşulları oluşmadığı sonucuna varıldığından mahkemece davalının cezai şarta ilişkin takas talebini yerinde görmemesi hukuken yerindedir.

Davacı vekili ; alacakları hakkında dava açmayan davacının alacağının dikkate alınmayacağını ileri sürmüş ise de ; takas istemi karşılık dava olarak ileri sürülebileceği gibi HMK 132-b) sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK’nın 139. maddesi uyarınca def’i yoluyla da ileri sürülebilir. Davalının takas beyanının dikkate alınması için cevap dilekçesinde takas beyanında bulunması yeterlidir. Davacı vekilinin takas beyanının dikkate alınmasına ilişkin ileri sürdüğü istinaf nedeni yerinde değildir. Dosyada mevcut yazılan ihtarnamede tebliğ şerhi sunulmamış ise de,davalı vekili tarafından rapora itiraz dilekçesinde ihtarnamenin kendilerine 20/07/2016 tarihinde tebliğ edildiğini beyan ettiği dikkate alındığında tebliğ tarihinden takip tarihi 26/08/2016 tarihi arasında işlemiş faiz istenebileceğinden temerrüdün oluşmadığı yolundaki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Ayrıca, talep olunan alacak nedeniyle ne miktar alacağı olduğunun davalı tarafından bilinebilir,hesaplanabilir nitelikte, likit olduğundan davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiş ,ancak istinaf dilekçesinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de cevap ve 2.cevap dilekçesinde kötüniyet tazminatı talep edilmediğinden icra inkar tazminatına ve kötüniyet tazminatına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Alınması gereken 12.039,04-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 3.009,76-TL harcın mahsubu ile bakiye 9.029,28‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.27/10/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.