Genel kurul kararının yokluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/5470 E. 2010/12037 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının yokluğu↗ rüçhan hakkı↗ kayyım tayini↗ usulüne uygun tebligat↗ nisap↗ yoklukla malul karar↗ muhalefet şerhi↗ el koyma↗ iyiniyet kuralı↗ yokluk↗ kayyım↗ sermaye artırımı↗ kısıtlılık↗ ortaklar kurulu kararı↗ iyiniyet↗ cy/cy şerhi↗ iptal davası↗ tebligat↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 05.03.2004 tarihli ortaklar genel kurul toplantısına ilişkin davetin davacıya TTK’nun 538/3 ncü fıkrasına uygun olarak yapılmadığı, ancak usulsüz çağrının toplantıda alınan kararların yokluğu yaptırımına bağlanmadığı, alınan kararların yasaya aykırı olması durumunda sadece iptalinin dava edilebileceği, davacının ise üç aylık iptal davası süresini geçirdiği, davacının yokluk sebeplerinden olan toplantı ve karar nisaplarının oluşmadığı iddiasını da kanıtlayamadığı, davaya konu genel kurul kararının yokluğunun tespitini gerektirecek bir hususun bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı şirketin 05.03.2004 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınmış olan sermaye artırımına ilişkin kararın yoklukla malul olduğunun tespiti ve davalı şirkete kayyım tayini istemlerine ilişkindir.Sözkonusu toplantıya davacı katılmamış olup, davacıya toplantıya ilişkin geçerli bir tebligat yapıldığı hususu da ispatlanamamıştır. Davacıya usulüne uygun bir toplantı çağrısının yapılmaması ve davacının bu nedenle ortaklar kurulu toplantısına katılmamış olması davacıya bu toplantıda alınan kararlara karşı muhalefet şerhi koyma şartı aranmaksızın dava açma hakkı verir ise de bu durum tek başına alınan kararların iptalini gerektirmez.Usulsüz çağrıya dayanılarak açılan iptal davalarında toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesi ancak alınan kararların kanun, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığının tespiti halinde mümkündür. Toplantıya katılmayan ortağın iptal sebeplerine dayalı olarak açacağı davanın da toplantı tarihinden itibaren 3 aylık süre içinde açılması gerekmektedir.Ancak, alınan kararların geçersizliği sonucunu doğuracak yasaya ve hukuka aykırılıkların ileri sürülmesi 3 aylık süre ile sınırlı bulunmamaktadır.
Somut olaya gelindiğinde, davacının geçersizliğine karar verilmesini istediği sermaye artırımına ilişkin ortaklar kurulu kararının davacının yokluğunda alınmış olması davalı şirketin kuruluş tarihi itibariyle tabi olduğu TTK’nun sermaye artırımına ilişkin 513/1 nci maddesi hükmü uyarınca geçersizlik sonucunu doğurmadığı gibi sermaye artırımına ilişkin kararın iptalini gerektiren bir durum da yoktur.Esasen, dava tarihi itibarıyla 3 aylık süre geçmiş olduğundan iptal davasının bu nedenle dinlenmesi de mümkün değildir.Ancak, sözkonusu kararda sadece sermayenin artırılması kararı ile yetinilmemiş, artırılmasına karar verilen sermaye miktarının tamamı ortaklardan Cavit Sağıroğlu tarafından aynı toplantıda taahhüt edilmiştir.TTK’nun 516/son maddesinde, mukavelede veya artırma kararında aksine hüküm olmadıkça her ortağın sermayesi nispetinde esas sermayenin artırılmasına iştirak etmeyi isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, sermayenin artırılması halinde her ortağın sermayenin artırılmasına katılma hakkı yasa ile tanınan bir ortaklık hakkı olması nedeniyle sermayenin artırılmasına ilişkin olarak alınan kararda ortakların bu haklarını kullanabilme olanağının onlara sağlanması gerekmektedir.Ortakların bu konudaki hakları yasal rüçhan hakkı niteliğinde olup, onların yokluğunda bu haklarının ortadan kaldırılması mümkün değildir.Bu durumda, davacıya sözkonusu toplantıda rüçhan haklarının da kullandırılacağını bildiren usulüne uygun bir tebligat yapılmaksızın davacının olmadığı bir toplantıda sermaye artırımının dışında rüçhan hakkını da etkileyecek nitelikte karar alınmış olması yasanın tanıdığı hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte bir karar olduğundan esas sermaye artırımı ile somut ve tek yanlı olarak kullanılabilecek hale gelmiş bulunan davacının yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilmiş bulunmaktadır.Yeni pay alma hakkını ihlal eden eylem ve kararlara karşı açılması gereken davanın TTK’nun 381/1 nci maddesine göre 3 aylık süreyle sınırlandırılması ve bu maddede belirtilen dava açma koşullarına tabi tutulması mümkün değildir.Buna göre mahkemece, davacının rüçhan hakkını ortadan kaldırıcı nitelikteki karar yönünden bu karara karşı açılacak davanın 3 aylık süre ile sınırlı olmadığının kabulü gerekirken, rüçhan hakkının kısıtlanması nedeniyle açılacak davanın da 3 aylık süre ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15396 E. 2016/7426 K.
Ortak:rüçhan hakkı · muhalefet şerhi · el koyma · iyiniyet kuralı · sermaye artırımı · iyiniyet · cy/cy şerhi · tebligat · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavacıya usulüne uygun bir toplantı çağrısının yapılmaması ve davacının bu nedenle «ortaklar kurulu» toplantısına katılmamış olması davacıya bu toplantıda alınan kararlara karşı «muhalefet şerhi» «koyma» şartı aranmaksızın dava açma hakkı verir ise de bu durum tek başına alınan kararların iptalini gerektirmez.Usulsüz çağrıya dayanılarak açılan iptal davalarında toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesi ancak alınan kararların kanun, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırılığının tespiti halinde mümkündür.
Somut olaya gelindiğinde, davacının «geçersizliğine» karar verilmesini istediği «sermaye artırımına» ilişkin «ortaklar kurulu» kararının davacının yokluğunda alınmış olması davalı şirketin kuruluş tarihi itibariyle tabi olduğu TTK’nun sermaye artırımına ilişkin 513/1 nci maddesi hükmü uyarınca geçersizlik sonucunu doğurmadığı gibi sermaye artırımına ilişkin kararın iptalini gerektiren bir durum da yoktur.Esasen, dava tarihi itibarıyla 3 aylık süre geçmiş olduğundan iptal davasının bu nedenle dinlenmesi de mümkün değildir.Ancak, sözkonusu kararda sadece sermayenin artırılması kararı ile yetinilmemiş, artırılmasına karar verilen sermaye miktarının tamamı ortaklardan Cavit Sağıroğlu tarafından aynı toplantıda «taahhüt» edilmiştir.TTK’nun 516/«son» maddesinde, mukavelede veya artırma kararında aksine hüküm olmadıkça her ortağın sermayesi nispetinde esas sermayenin artırılmasına iştirak etmeyi isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, sermayenin artırılması halinde her ortağın sermayenin artırılmasına katılma hakkı yasa ile tanınan bir ortaklık hakkı olması nedeniyle sermayenin artırılmasına ilişkin olarak alınan kararda ortakların bu haklarını kullanabilme olanağının onlara sağlanması gerekmektedir.Ortakların bu konudaki hakları yasal «rüçhan hakkı» niteliğinde olup, onların yokluğunda bu haklarının ortadan kaldırılması mümkün değildir.Bu durumda, davacıya sözkonusu toplantıda rüçhan haklarının da kullandırılacağını bildiren usulüne uygun bir «tebligat» yapılmaksızın davacının olmadığı bir toplantıda sermaye artırımının dışında rüçhan hakkını da etkileyecek nitelikte karar alınmış olması yasanın tanıdığı hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte bir karar olduğundan esas sermaye artırımı ile somut ve tek yanlı olarak kullanılabilecek hale gelmiş bulunan davacının yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilmiş bulunmaktadır.Yeni pay alma hakkını ihlal eden eylem ve kararlara karşı açılması gereken davanın TTK’nun 381/1 nci maddesine göre 3 aylık süreyle sınırlandırılması ve bu maddede belirtilen dava açma koşullarına tabi tutulması mümkün değildir.Buna göre mahkemece, davacının rüçhan hakkını ortadan kaldırıcı nitelikteki karar yönünden bu karara karşı açılacak davanın 3 aylık süre ile sınırlı olmadığının kabulü gerekirken, rüçhan hakkının «kısıtlanması» nedeniyle açılacak davanın da 3 aylık süre ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle dav …
2-Dava, davalı şirketin 05.03.2004 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında alınmış olan «sermaye artırımına» ilişkin kararın «yoklukla malul» olduğunun tespiti ve davalı şirkete «kayyım tayini» istemlerine ilişkindir.Sözkonusu toplantıya davacı katılmamış olup, davacıya toplantıya ilişkin geçerli bir «tebligat» yapıldığı hususu da ispatlanamamıştır.
Benzer bu karardaDavacıya usulüne uygun bir toplantı çağrısının yapılmaması ve davacının bu nedenle genel kurul toplantısına katılmamış olması davacıya bu toplantıda alınan kararlara karşı «muhalefet şerhi» «koyma» şartı aranmaksızın dava açma hakkı verir ise de bu durum tek başına alınan kararların iptalini gerektirmez.
Bu durumda, davacıya sözkonusu toplantıda rüçhan haklarının da kullandırılacağını bildiren usulüne uygun bir «tebligat» yapılmaksızın davacının olmadığı bir toplantıda «sermaye artırımının» dışında «rüçhan hakkını» da etkileyecek nitelikte karar alınmış olması yasanın tanıdığı hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte bir karar olduğundan, esas sermaye artırımı ile somut ve tek yanlı …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 28.05.2013 tarihinde yapılan «olağan genel kurul» kararlarının kanuna, «esas sözleşmeye» ve afaki «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sözleşme · olağanüstü genel kurul · ibra · ticaret sicili · yönetim kurulu kararı · eksik inceleme
Benzer bu karardaO halde, davalı şirketin «ticaret sicil» kayıtları getirtilip, «ibra» edilen yöneticilerin duraksamaya neden olmayacak şekilde kimler olduğu belirlenip, bu kişilerin ibrada oy kullanıp kullanmadıkları tespit edilip, ibra kararın öncelikle yok hükmünde olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 28.05.2013 tarihinde yapılan «olağan genel kurul» kararlarının kanuna, «esas sözleşmeye» ve afaki «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davaya konu genel kurul toplantısının 4. nolu gündem maddesinde alınan karar ile şirket «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına karar verilmiştir.
Yöneticilerin ibrasına ilişkin kararın ise, toplantıya katılamayan davacı dışındaki pay sahiplerinin 57.125 adet oyu ile alındığı ve «ibra» kararında oy kullanan ... ve ...'ün yönetici sıfatını haiz olduğu anlaşılmaktadır.
-
2, 3, 4, 5, 6 no'lu ortaklar kurulu kararlarının iptalini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15703 E. 2014/5578 K.
Ortak:rüçhan hakkı · iyiniyet kuralı · yokluk · sermaye artırımı · kısıtlılık · ortaklar kurulu kararı · iyiniyet · taahhütname
İncelediğiniz karardaSomut olaya gelindiğinde, davacının «geçersizliğine» karar verilmesini istediği «sermaye artırımına» ilişkin «ortaklar kurulu» kararının davacının yokluğunda alınmış olması davalı şirketin kuruluş tarihi itibariyle tabi olduğu TTK’nun sermaye artırımına ilişkin 513/1 nci maddesi hükmü uyarınca geçersizlik sonucunu doğurmadığı gibi sermaye artırımına ilişkin kararın iptalini gerektiren bir durum da yoktur.Esasen, dava tarihi itibarıyla 3 aylık süre geçmiş olduğundan iptal davasının bu nedenle dinlenmesi de mümkün değildir.Ancak, sözkonusu kararda sadece sermayenin artırılması kararı ile yetinilmemiş, artırılmasına karar verilen sermaye miktarının tamamı ortaklardan Cavit Sağıroğlu tarafından aynı toplantıda «taahhüt» edilmiştir.TTK’nun 516/«son» maddesinde, mukavelede veya artırma kararında aksine hüküm olmadıkça her ortağın sermayesi nispetinde esas sermayenin artırılmasına iştirak etmeyi isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, sermayenin artırılması halinde her ortağın sermayenin artırılmasına katılma hakkı yasa ile tanınan bir ortaklık hakkı olması nedeniyle sermayenin artırılmasına ilişkin olarak alınan kararda ortakların bu haklarını kullanabilme olanağının onlara sağlanması gerekmektedir.Ortakların bu konudaki hakları yasal «rüçhan hakkı» niteliğinde olup, onların yokluğunda bu haklarının ortadan kaldırılması mümkün değildir.Bu durumda, davacıya sözkonusu toplantıda rüçhan haklarının da kullandırılacağını bildiren usulüne uygun bir «tebligat» yapılmaksızın davacının olmadığı bir toplantıda sermaye artırımının dışında rüçhan hakkını da etkileyecek nitelikte karar alınmış olması yasanın tanıdığı hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte bir karar olduğundan esas sermaye artırımı ile somut ve tek yanlı olarak kullanılabilecek hale gelmiş bulunan davacının yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilmiş bulunmaktadır.Yeni pay alma hakkını ihlal eden eylem ve kararlara karşı açılması gereken davanın TTK’nun 381/1 nci maddesine göre 3 aylık süreyle sınırlandırılması ve bu maddede belirtilen dava açma koşullarına tabi tutulması mümkün değildir.Buna göre mahkemece, davacının rüçhan hakkını ortadan kaldırıcı nitelikteki karar yönünden bu karara karşı açılacak davanın 3 aylık süre ile sınırlı olmadığının kabulü gerekirken, rüçhan hakkının «kısıtlanması» nedeniyle açılacak davanın da 3 aylık süre ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle dav …
2-Dava, davalı şirketin 05.03.2004 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında alınmış olan «sermaye artırımına» ilişkin kararın «yoklukla malul» olduğunun tespiti ve davalı şirkete «kayyım tayini» istemlerine ilişkindir.Sözkonusu toplantıya davacı katılmamış olup, davacıya toplantıya ilişkin geçerli bir «tebligat» yapıldığı hususu da ispatlanamamıştır.
Davacıya usulüne uygun bir toplantı çağrısının yapılmaması ve davacının bu nedenle «ortaklar kurulu» toplantısına katılmamış olması davacıya bu toplantıda alınan kararlara karşı «muhalefet şerhi» «koyma» şartı aranmaksızın dava açma hakkı verir ise de bu durum tek başına alınan kararların iptalini gerektirmez.Usulsüz çağrıya dayanılarak açılan iptal davalarında toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesi ancak alınan kararların kanun, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırılığının tespiti halinde mümkündür.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacıya 6762 Sayılı TTK'nun 538/4. maddesi uyarınca 5 gün önceden toplantıya davet yapılmadığı, yapılan «çağrının usulsüz» olduğu, usulsüz çağrının toplantının iptalini talep etme hakkı tanıdığı, ancak kararın iptali için alınan kararın yasaya, anasözleşmeye, «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olması gerektiği, davacının «payının» toplantı ve karar «nisabını» etkilemediği, bunun dışında «yoklukla» ve «mutlak butlanla» sakatlık iddia ve ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, sermayenin artırılmasına ilişkin «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece toplantıya çağrının 6762 sayılı TTK'nın 538/4. maddesine uygun olarak yapılmadığı, ancak toplantının yasaya, anasözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olması gerektiği, davacının «payının» toplantı ve karar «nisabını» etkilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bununla birlikte, ortaklığın çıkarları veya ihtiyacının zorunlu kılmamasına rağmen «sermaye artırım» kararı ile bir kısım paydaşların rüçhan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veya dolaysız sınırlanır veya tamamen kaldırılırsa esas sermaye artırımı kararlarının «objektif iyiniyet kurallarına» uygunluğundan söz edilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çağrı usulsüzlüğü · objektif iyiniyet · iyiniyet kuralları · mutlak butlan · ortaklar kurulu kararının iptali · karar nisabı · butlan · malvarlığına ilişkin dava
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacıya 6762 Sayılı TTK'nun 538/4. maddesi uyarınca 5 gün önceden toplantıya davet yapılmadığı, yapılan «çağrının usulsüz» olduğu, usulsüz çağrının toplantının iptalini talep etme hakkı tanıdığı, ancak kararın iptali için alınan kararın yasaya, anasözleşmeye, «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olması gerektiği, davacının «payının» toplantı ve karar «nisabını» etkilemediği, bunun dışında «yoklukla» ve «mutlak butlanla» sakatlık iddia ve ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, sermayenin artırılmasına ilişkin «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece toplantıya çağrının 6762 sayılı TTK'nın 538/4. maddesine uygun olarak yapılmadığı, ancak toplantının yasaya, anasözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olması gerektiği, davacının «payının» toplantı ve karar «nisabını» etkilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı taraf toplantıya «çağrının usulsüz» yapıldığını, hukuka aykırı işlem sonucu paylarının küçüldüğünü, haklarının «kısıtlandığını» ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Mahkemece de doğru olarak tesbit edildiği üzere, çağrıda usulsüzlük «ortaklar kurulu» toplantısında alınan kararların salt bu nedenle iptalini gerekli kılmaz ise de, çağrılmayan ortağa alınan kararların yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmadığı iddiası ile iptalini isteme hakkı verir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9047 E. 2012/16257 K.
Ortak:iyiniyet kuralı · yokluk · ortaklar kurulu kararı · iyiniyet · iptal davası · tebligat · taahhütname · i̇i̇k 72/son · dava şartı
İncelediğiniz karardaSomut olaya gelindiğinde, davacının «geçersizliğine» karar verilmesini istediği «sermaye artırımına» ilişkin «ortaklar kurulu» kararının davacının yokluğunda alınmış olması davalı şirketin kuruluş tarihi itibariyle tabi olduğu TTK’nun sermaye artırımına ilişkin 513/1 nci maddesi hükmü uyarınca geçersizlik sonucunu doğurmadığı gibi sermaye artırımına ilişkin kararın iptalini gerektiren bir durum da yoktur.Esasen, dava tarihi itibarıyla 3 aylık süre geçmiş olduğundan iptal davasının bu nedenle dinlenmesi de mümkün değildir.Ancak, sözkonusu kararda sadece sermayenin artırılması kararı ile yetinilmemiş, artırılmasına karar verilen sermaye miktarının tamamı ortaklardan Cavit Sağıroğlu tarafından aynı toplantıda «taahhüt» edilmiştir.TTK’nun 516/«son» maddesinde, mukavelede veya artırma kararında aksine hüküm olmadıkça her ortağın sermayesi nispetinde esas sermayenin artırılmasına iştirak etmeyi isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, sermayenin artırılması halinde her ortağın sermayenin artırılmasına katılma hakkı yasa ile tanınan bir ortaklık hakkı olması nedeniyle sermayenin artırılmasına ilişkin olarak alınan kararda ortakların bu haklarını kullanabilme olanağının onlara sağlanması gerekmektedir.Ortakların bu konudaki hakları yasal «rüçhan hakkı» niteliğinde olup, onların yokluğunda bu haklarının ortadan kaldırılması mümkün değildir.Bu durumda, davacıya sözkonusu toplantıda rüçhan haklarının da kullandırılacağını bildiren usulüne uygun bir «tebligat» yapılmaksızın davacının olmadığı bir toplantıda sermaye artırımının dışında rüçhan hakkını da etkileyecek nitelikte karar alınmış olması yasanın tanıdığı hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte bir karar olduğundan esas sermaye artırımı ile somut ve tek yanlı olarak kullanılabilecek hale gelmiş bulunan davacının yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilmiş bulunmaktadır.Yeni pay alma hakkını ihlal eden eylem ve kararlara karşı açılması gereken davanın TTK’nun 381/1 nci maddesine göre 3 aylık süreyle sınırlandırılması ve bu maddede belirtilen dava açma koşullarına tabi tutulması mümkün değildir.Buna göre mahkemece, davacının rüçhan hakkını ortadan kaldırıcı nitelikteki karar yönünden bu karara karşı açılacak davanın 3 aylık süre ile sınırlı olmadığının kabulü gerekirken, rüçhan hakkının «kısıtlanması» nedeniyle açılacak davanın da 3 aylık süre ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle dav …
2-Dava, davalı şirketin 05.03.2004 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında alınmış olan «sermaye artırımına» ilişkin kararın «yoklukla malul» olduğunun tespiti ve davalı şirkete «kayyım tayini» istemlerine ilişkindir.Sözkonusu toplantıya davacı katılmamış olup, davacıya toplantıya ilişkin geçerli bir «tebligat» yapıldığı hususu da ispatlanamamıştır.
Davacıya usulüne uygun bir toplantı çağrısının yapılmaması ve davacının bu nedenle «ortaklar kurulu» toplantısına katılmamış olması davacıya bu toplantıda alınan kararlara karşı «muhalefet şerhi» «koyma» şartı aranmaksızın dava açma hakkı verir ise de bu durum tek başına alınan kararların iptalini gerektirmez.Usulsüz çağrıya dayanılarak açılan iptal davalarında toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesi ancak alınan kararların kanun, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırılığının tespiti halinde mümkündür.
Benzer bu karardaMahkemece, olağanüstü ortaklar genel kurul toplantısına «çağrının usulsüz» olduğundan bahisle toplantıda alınan kararların iptali isteminde «husumetin» şirkete yöneltilmesi gerektiği, TTK'nın 538/4. maddesinde toplantıya «çağrı usulü» olarak "Toplantıya ve yazılı olarak rey vermeye davet şirket mukavelesinde gösterilen şekilde ve eğer mukavelede bu hususta hüküm yoksa «taahhütlü» mektupla ve toplantıdan en az beş gün önce ve gündemi bildirmek suretiyle yapılır" şeklinde düzenleme bulunduğu, 5 günlük sürenin «tebligatın» muhataba ulaşma süresi olduğu, olayda toplantı gününün davacıya toplantıdan 1 gün önce tebliğ edildiği ve TTK'nın 538/4. maddesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle asıl davanın husumet nedeni ile reddine, birleşen davanın kabulü ile 30/12/2010 tarihli «ortaklar kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
O halde mahkemece, genel kurul toplantısına «çağrı usulsüzlüğü» iptal edilebilirlik nedeni olarak nitelendirilerek, çağrı usulsüzlüğünü iddia eden tarafın ayrıca genel kurul toplantısında alınan kararların, yasa, anasözleşme veya «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu da ispat etmesi zorunlu olup, mahkemece, belirtilen gerekçe ile «ortaklar kurulu kararının iptaline» karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
TTK'nın 381. maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların «iptali davası» açma hakkını verdiği açıkça düzenlendiğine göre, bu husus kanun koyucunun da bu hükme aykırılığın müeyyidesini «yokluk» olarak kabul etmediğini açıkça göstermektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çağrı usulü · çağrı usulsüzlüğü · ortaklar kurulu kararının iptali · genel kurul kararının iptali · anonim şirket · limited şirket · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, olağanüstü ortaklar genel kurul toplantısına «çağrının usulsüz» olduğundan bahisle toplantıda alınan kararların iptali isteminde «husumetin» şirkete yöneltilmesi gerektiği, TTK'nın 538/4. maddesinde toplantıya «çağrı usulü» olarak "Toplantıya ve yazılı olarak rey vermeye davet şirket mukavelesinde gösterilen şekilde ve eğer mukavelede bu hususta hüküm yoksa «taahhütlü» mektupla ve toplantıdan en az beş gün önce ve gündemi bildirmek suretiyle yapılır" şeklinde düzenleme bulunduğu, 5 günlük sürenin «tebligatın» muhataba ulaşma süresi olduğu, olayda toplantı gününün davacıya toplantıdan 1 gün önce tebliğ edildiği ve TTK'nın 538/4. maddesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle asıl davanın husumet nedeni ile reddine, birleşen davanın kabulü ile 30/12/2010 tarihli «ortaklar kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
TTK'nın 536/«son» maddesi gereği «limited şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemlerinde «anonim şirket» genel kurul kararlarının iptaline ilişkin TTK.'nın 381. maddesi uygulanacaktır.
O halde mahkemece, genel kurul toplantısına «çağrı usulsüzlüğü» iptal edilebilirlik nedeni olarak nitelendirilerek, çağrı usulsüzlüğünü iddia eden tarafın ayrıca genel kurul toplantısında alınan kararların, yasa, anasözleşme veya «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu da ispat etmesi zorunlu olup, mahkemece, belirtilen gerekçe ile «ortaklar kurulu kararının iptaline» karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «limited şirket» genel kurul toplantısının iptali istemine ilişkindir.
2 benzer karar daha
-
Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3486 E. 2017/5617 K.
Ortak:rüçhan hakkı · sermaye artırımı · iptal davası
İncelediğiniz karardaSomut olaya gelindiğinde, davacının «geçersizliğine» karar verilmesini istediği «sermaye artırımına» ilişkin «ortaklar kurulu» kararının davacının yokluğunda alınmış olması davalı şirketin kuruluş tarihi itibariyle tabi olduğu TTK’nun sermaye artırımına ilişkin 513/1 nci maddesi hükmü uyarınca geçersizlik sonucunu doğurmadığı gibi sermaye artırımına ilişkin kararın iptalini gerektiren bir durum da yoktur.Esasen, dava tarihi itibarıyla 3 aylık süre geçmiş olduğundan iptal davasının bu nedenle dinlenmesi de mümkün değildir.Ancak, sözkonusu kararda sadece sermayenin artırılması kararı ile yetinilmemiş, artırılmasına karar verilen sermaye miktarının tamamı ortaklardan Cavit Sağıroğlu tarafından aynı toplantıda «taahhüt» edilmiştir.TTK’nun 516/«son» maddesinde, mukavelede veya artırma kararında aksine hüküm olmadıkça her ortağın sermayesi nispetinde esas sermayenin artırılmasına iştirak etmeyi isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, sermayenin artırılması halinde her ortağın sermayenin artırılmasına katılma hakkı yasa ile tanınan bir ortaklık hakkı olması nedeniyle sermayenin artırılmasına ilişkin olarak alınan kararda ortakların bu haklarını kullanabilme olanağının onlara sağlanması gerekmektedir.Ortakların bu konudaki hakları yasal «rüçhan hakkı» niteliğinde olup, onların yokluğunda bu haklarının ortadan kaldırılması mümkün değildir.Bu durumda, davacıya sözkonusu toplantıda rüçhan haklarının da kullandırılacağını bildiren usulüne uygun bir «tebligat» yapılmaksızın davacının olmadığı bir toplantıda sermaye artırımının dışında rüçhan hakkını da etkileyecek nitelikte karar alınmış olması yasanın tanıdığı hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte bir karar olduğundan esas sermaye artırımı ile somut ve tek yanlı olarak kullanılabilecek hale gelmiş bulunan davacının yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilmiş bulunmaktadır.Yeni pay alma hakkını ihlal eden eylem ve kararlara karşı açılması gereken davanın TTK’nun 381/1 nci maddesine göre 3 aylık süreyle sınırlandırılması ve bu maddede belirtilen dava açma koşullarına tabi tutulması mümkün değildir.Buna göre mahkemece, davacının rüçhan hakkını ortadan kaldırıcı nitelikteki karar yönünden bu karara karşı açılacak davanın 3 aylık süre ile sınırlı olmadığının kabulü gerekirken, rüçhan hakkının «kısıtlanması» nedeniyle açılacak davanın da 3 aylık süre ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle dav …
… un olarak yapılmadığı, ancak usulsüz çağrının toplantıda alınan kararların yokluğu yaptırımına bağlanmadığı, alınan kararların yasaya aykırı olması durumunda sadece «iptalinin dava» edilebileceği, davacının ise üç aylık iptal davası süresini geçirdiği, davacının «yokluk» sebeplerinden olan toplantı ve karar «nisaplarının» oluşmadığı iddiasını da kanıtlayamadığı, davaya konu «genel kurul kararının yokluğunun» tespitini gerektirecek bir hususun bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Dava, davalı şirketin 05.03.2004 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında alınmış olan «sermaye artırımına» ilişkin kararın «yoklukla malul» olduğunun tespiti ve davalı şirkete «kayyım tayini» istemlerine ilişkindir.Sözkonusu toplantıya davacı katılmamış olup, davacıya toplantıya ilişkin geçerli bir «tebligat» yapıldığı hususu da ispatlanamamıştır.
Benzer bu karardaDavacı taraf, 28.03.2013 tarihli genel kurul kararlarının tescilini ve diğer «terditli taleplerini» ileri sürmüş olup; dosya kapsamından, 28.03.2013 tarihli genel kurul toplantısında «sermaye artırımı» ve bunun dışında bir kısım kararların alındığı, 25.06.2015 tarihli davalı yazısına göre ise, genel kurul kararının tescil ve «ilanının» talep edildiği, sermaye artırımında «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin davacı şirket «yönetim kurulu» kararı aleyhine dava açıldığı ve yönetim kurulu kararının tedbiren durdurulmasına karar verildiğinden genel kurul kararının tescilinin yapılamadığı anlaşılmaktadır …
Mahkemece, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararının yerine getirilmesi amacıyla alınan, «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemiyle açılan davada «ihtiyati tedbir» kararı verildiği ve bu tedbir kararı kaldırılmadan genel kurul kararının tescil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin davanın ve verilen ihtiyati tedbirin, anılan genel kurul kararlarıyla bir bağlantısının olmadığı ve ihtiyati tedbir kararının tescile engel teşkil etmeyeceği gözden kaçırılarak yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafça sermaye artırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasının değil, tüm kararların yayınlanmasının talep edildiği ve böylece başka bir davada «dava konusu» edilen hususun bu davada elde edilmek istendiği kabul edildiğine göre, yönetim kurulu kararının tescilinin de talep edilip edilmediği hususunda, davalıya yapılan tescil talep yazısı da getirtilip incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi de doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terditli talep · yönetim kurulu kararının iptali · terditli dava · ticaret sicili tescili · davanın konusu · ticaret sicili müdürlüğü · ihtiyati tedbir · ticaret sicili
Benzer bu kararda… kapsamına göre, davacı şirketin genel kurulu tarafından sermaye arttırımına ilişkin kararlar alındığı, daha sonra bu kararların yerine getirilmesi amacıyla şirketin «yönetim kurulu» tarafından alınan sermaye arttırımına ilişkin rüçhan haklarının kullanımı hususundaki kararların usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptali hakkında 2015/430 Esas sayılı dosya ile dava açıldığı, anılan dosyada iptali istenen kararların tescili ve uygulanması hususunda «ihtiyati tedbir» kararı alındığı, ayrıca genel kurul kararlarının tescilinin talep edildiği iddia edilmiş ise de; davacı tarafın, sermaye arttırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasını değil, tüm kararların yayınlanmasını talep ettiğinden bir davada «dava konusu» edilen hususu bu kez başka bir dava ile elde etmek istediği, anılan tedbir kararı kaldırılmadan işbu davada genel kurul kararlarının «ticaret siciline tesciline» karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararının yerine getirilmesi amacıyla alınan, «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemiyle açılan davada «ihtiyati tedbir» kararı verildiği ve bu tedbir kararı kaldırılmadan genel kurul kararının tescil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin davanın ve verilen ihtiyati tedbirin, anılan genel kurul kararlarıyla bir bağlantısının olmadığı ve ihtiyati tedbir kararının tescile engel teşkil etmeyeceği gözden kaçırılarak yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafça sermaye artırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasının değil, tüm kararların yayınlanmasının talep edildiği ve böylece başka bir davada «dava konusu» edilen hususun bu davada elde edilmek istendiği kabul edildiğine göre, yönetim kurulu kararının tescilinin de talep edilip edilmediği hususunda, davalıya yapılan tescil talep yazısı da getirtilip incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi de doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
1- Dava, «ticaret sicil müdürlüğü» kararına itiraz ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı taraf, 28.03.2013 tarihli genel kurul kararlarının tescilini ve diğer «terditli taleplerini» ileri sürmüş olup; dosya kapsamından, 28.03.2013 tarihli genel kurul toplantısında «sermaye artırımı» ve bunun dışında bir kısım kararların alındığı, 25.06.2015 tarihli davalı yazısına göre ise, genel kurul kararının tescil ve «ilanının» talep edildiği, sermaye artırımında «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin davacı şirket «yönetim kurulu» kararı aleyhine dava açıldığı ve yönetim kurulu kararının tedbiren durdurulmasına karar verildiğinden genel kurul kararının tescilinin yapılamadığı anlaşılmaktadır …
-
Ortaklar kurulu kararının yokluğunun tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/165 E. 2011/11199 K.
Ortak:rüçhan hakkı · iyiniyet kuralı · yokluk · sermaye artırımı · ortaklar kurulu kararı · iyiniyet · taahhütname · dava şartı
İncelediğiniz karardaSomut olaya gelindiğinde, davacının «geçersizliğine» karar verilmesini istediği «sermaye artırımına» ilişkin «ortaklar kurulu» kararının davacının yokluğunda alınmış olması davalı şirketin kuruluş tarihi itibariyle tabi olduğu TTK’nun sermaye artırımına ilişkin 513/1 nci maddesi hükmü uyarınca geçersizlik sonucunu doğurmadığı gibi sermaye artırımına ilişkin kararın iptalini gerektiren bir durum da yoktur.Esasen, dava tarihi itibarıyla 3 aylık süre geçmiş olduğundan iptal davasının bu nedenle dinlenmesi de mümkün değildir.Ancak, sözkonusu kararda sadece sermayenin artırılması kararı ile yetinilmemiş, artırılmasına karar verilen sermaye miktarının tamamı ortaklardan Cavit Sağıroğlu tarafından aynı toplantıda «taahhüt» edilmiştir.TTK’nun 516/«son» maddesinde, mukavelede veya artırma kararında aksine hüküm olmadıkça her ortağın sermayesi nispetinde esas sermayenin artırılmasına iştirak etmeyi isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, sermayenin artırılması halinde her ortağın sermayenin artırılmasına katılma hakkı yasa ile tanınan bir ortaklık hakkı olması nedeniyle sermayenin artırılmasına ilişkin olarak alınan kararda ortakların bu haklarını kullanabilme olanağının onlara sağlanması gerekmektedir.Ortakların bu konudaki hakları yasal «rüçhan hakkı» niteliğinde olup, onların yokluğunda bu haklarının ortadan kaldırılması mümkün değildir.Bu durumda, davacıya sözkonusu toplantıda rüçhan haklarının da kullandırılacağını bildiren usulüne uygun bir «tebligat» yapılmaksızın davacının olmadığı bir toplantıda sermaye artırımının dışında rüçhan hakkını da etkileyecek nitelikte karar alınmış olması yasanın tanıdığı hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte bir karar olduğundan esas sermaye artırımı ile somut ve tek yanlı olarak kullanılabilecek hale gelmiş bulunan davacının yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilmiş bulunmaktadır.Yeni pay alma hakkını ihlal eden eylem ve kararlara karşı açılması gereken davanın TTK’nun 381/1 nci maddesine göre 3 aylık süreyle sınırlandırılması ve bu maddede belirtilen dava açma koşullarına tabi tutulması mümkün değildir.Buna göre mahkemece, davacının rüçhan hakkını ortadan kaldırıcı nitelikteki karar yönünden bu karara karşı açılacak davanın 3 aylık süre ile sınırlı olmadığının kabulü gerekirken, rüçhan hakkının «kısıtlanması» nedeniyle açılacak davanın da 3 aylık süre ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle dav …
2-Dava, davalı şirketin 05.03.2004 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında alınmış olan «sermaye artırımına» ilişkin kararın «yoklukla malul» olduğunun tespiti ve davalı şirkete «kayyım tayini» istemlerine ilişkindir.Sözkonusu toplantıya davacı katılmamış olup, davacıya toplantıya ilişkin geçerli bir «tebligat» yapıldığı hususu da ispatlanamamıştır.
Davacıya usulüne uygun bir toplantı çağrısının yapılmaması ve davacının bu nedenle «ortaklar kurulu» toplantısına katılmamış olması davacıya bu toplantıda alınan kararlara karşı «muhalefet şerhi» «koyma» şartı aranmaksızın dava açma hakkı verir ise de bu durum tek başına alınan kararların iptalini gerektirmez.Usulsüz çağrıya dayanılarak açılan iptal davalarında toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesi ancak alınan kararların kanun, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırılığının tespiti halinde mümkündür.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 02.03.2006 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında davacıların davet edilmedikleri, bu durumun davacılara dava açma hakkı bahşettiği, ancak alınan kararın yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davacıların «yokluklarında» yapılan «ortaklar kurulu» toplantısında alınan kararların yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kuralları» ile bağdaşıp bağdaşmadığına bakmak gerekir.
Bununla birlikte, ortaklığın çıkarları veya ihtiyacının zorunlu kılmamasına rağmen «sermaye artırım» kararı ile bir kısım paydaşların rüçhan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veya dolaysız sınırlanır veya tamamen kaldırılırsa esas sermaye artırımı kararlarının «objektif iyiniyet kurallarına» uygunluğundan söz edilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif iyiniyet · iyiniyet kuralları · ortaklar kurulu kararının iptali · malvarlığına ilişkin dava · hak düşürücü süre · limited şirket · cy/cy kaydı · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava, «limited şirket» «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı ortakların artırılan sermayeden yeni pay alma (rüçhan) hakları ihlal edilecek şekilde alınan «sermaye artırım» kararının eşitlik ve «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmadığının kabulü ile iptaline karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece de doğru olarak tesbit edildiği üzere, çağrıda usulsüzlük «ortaklar kurulu» toplantısında alınan kararların salt bu nedenle iptalini gerekli kılmaz ise de, çağrılmayan ortağa alınan kararların yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmadığı iddiası ile iptalini isteme hakkı verir.
Bu durumda, davacıların «yokluklarında» yapılan «ortaklar kurulu» toplantısında alınan kararların yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kuralları» ile bağdaşıp bağdaşmadığına bakmak gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/5470 E. , 2010/12037 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/01/2009 tarih ve 2007/862-2009/24 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 05.03.2004 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına çağrılmadığını, sözkonusu toplantıdan hiçbir şekilde haberdar olmadığını, toplantıda sermaye artırımına karar verildiğini toplantıya katılan diğer hissedar ...’in alınan kararlar hakkında bilgisinin olmadığını, kendisine toplantı tutanaklarının boş olarak imzalatıldığını, bu nedenle sermaye artırımı kararının alınabilmesi için gerekli karar yeter sayısı sağlanamadığından kararın yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, 05.03.2004 tarihli genel kurul toplantısında alınmış olan sermaye artırım kararının yoklukla butlanının tespitine ve davalı şirkete kayyım tayinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu genel kurul toplantısında bütün yasal şartlara uyulmuş olduğunu, davacının iddialarının haksız bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 05.03.2004 tarihli ortaklar genel kurul toplantısına ilişkin davetin davacıya TTK’nun 538/3 ncü fıkrasına uygun olarak yapılmadığı, ancak usulsüz çağrının toplantıda alınan kararların yokluğu yaptırımına bağlanmadığı, alınan kararların yasaya aykırı olması durumunda sadece iptalinin dava edilebileceği, davacının ise üç aylık iptal davası süresini geçirdiği, davacının yokluk sebeplerinden olan toplantı ve karar nisaplarının oluşmadığı iddiasını da kanıtlayamadığı, davaya konu genel kurul kararının yokluğunun tespitini gerektirecek bir hususun bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı şirketin 05.03.2004 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınmış olan sermaye artırımına ilişkin kararın yoklukla malul olduğunun tespiti ve davalı şirkete kayyım tayini istemlerine ilişkindir.Sözkonusu toplantıya davacı katılmamış olup, davacıya toplantıya ilişkin geçerli bir tebligat yapıldığı hususu da ispatlanamamıştır. Davacıya usulüne uygun bir toplantı çağrısının yapılmaması ve davacının bu nedenle ortaklar kurulu toplantısına katılmamış olması davacıya bu toplantıda alınan kararlara karşı muhalefet şerhi koyma şartı aranmaksızın dava açma hakkı verir ise de bu durum tek başına alınan kararların iptalini gerektirmez.Usulsüz çağrıya dayanılarak açılan iptal davalarında toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesi ancak alınan kararların kanun, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığının tespiti halinde mümkündür.
Toplantıya katılmayan ortağın iptal sebeplerine dayalı olarak açacağı davanın da toplantı tarihinden itibaren 3 aylık süre içinde açılması gerekmektedir.Ancak, alınan kararların geçersizliği sonucunu doğuracak yasaya ve hukuka aykırılıkların ileri sürülmesi 3 aylık süre ile sınırlı bulunmamaktadır.
Somut olaya gelindiğinde, davacının geçersizliğine karar verilmesini istediği sermaye artırımına ilişkin ortaklar kurulu kararının davacının yokluğunda alınmış olması davalı şirketin kuruluş tarihi itibariyle tabi olduğu TTK’nun sermaye artırımına ilişkin 513/1 nci maddesi hükmü uyarınca geçersizlik sonucunu doğurmadığı gibi sermaye artırımına ilişkin kararın iptalini gerektiren bir durum da yoktur.Esasen, dava tarihi itibarıyla 3 aylık süre geçmiş olduğundan iptal davasının bu nedenle dinlenmesi de mümkün değildir.Ancak, sözkonusu kararda sadece sermayenin artırılması kararı ile yetinilmemiş, artırılmasına karar verilen sermaye miktarının tamamı ortaklardan Cavit Sağıroğlu tarafından aynı toplantıda taahhüt edilmiştir.TTK’nun 516/son maddesinde, mukavelede veya artırma kararında aksine hüküm olmadıkça her ortağın sermayesi nispetinde esas sermayenin artırılmasına iştirak etmeyi isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, sermayenin artırılması halinde her ortağın sermayenin artırılmasına katılma hakkı yasa ile tanınan bir ortaklık hakkı olması nedeniyle sermayenin artırılmasına ilişkin olarak alınan kararda ortakların bu haklarını kullanabilme olanağının onlara sağlanması gerekmektedir.Ortakların bu konudaki hakları yasal rüçhan hakkı niteliğinde olup, onların yokluğunda bu haklarının ortadan kaldırılması mümkün değildir.Bu durumda, davacıya sözkonusu toplantıda rüçhan haklarının da kullandırılacağını bildiren usulüne uygun bir tebligat yapılmaksızın davacının olmadığı bir toplantıda sermaye artırımının dışında rüçhan hakkını da etkileyecek nitelikte karar alınmış olması yasanın tanıdığı hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte bir karar olduğundan esas sermaye artırımı ile somut ve tek yanlı olarak kullanılabilecek hale gelmiş bulunan davacının yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilmiş bulunmaktadır.Yeni pay alma hakkını ihlal eden eylem ve kararlara karşı açılması gereken davanın TTK’nun 381/1 nci maddesine göre 3 aylık süreyle sınırlandırılması ve bu maddede belirtilen dava açma koşullarına tabi tutulması mümkün değildir.Buna göre mahkemece, davacının rüçhan hakkını ortadan kaldırıcı nitelikteki karar yönünden bu karara karşı açılacak davanın 3 aylık süre ile sınırlı olmadığının kabulü gerekirken, rüçhan hakkının kısıtlanması nedeniyle açılacak davanın da 3 aylık süre ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043670700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz