Ortaklar kurulu kararının yokluğunun tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/165 E. 2011/11199 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '3 aylık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
objektif iyiniyet↗ iyiniyet kuralları↗ rüçhan hakkı↗ ortaklar kurulu kararının iptali↗ iyiniyet kuralı↗ yokluk↗ malvarlığına ilişkin dava↗ sermaye artırımı↗ ortaklar kurulu kararı↗ iyiniyet↗ hak düşürücü süre↗ limited şirket↗ taahhütname↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 02.03.2006 tarihli ortaklar kurulu toplantısında davacıların davet edilmedikleri, bu durumun davacılara dava açma hakkı bahşettiği, ancak alınan kararın yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı taraf, 02.03.2006 tarihli ortaklar kurulu toplantısına çağrılmadıklarını ve bu toplantıda sadece sermaye artırım kararı alındığını, alınan kararın davacıların sermaye paylarının küçültülmesi amacına yönelik olduğunu ileri sürmüştür. Gerçekten de iptali istenen ortaklar kurulu toplantısına usulüne uygun olarak davet edilmemiş olmaları nedeniyle davacılar katılmamışlardır. Mahkemece de doğru olarak tesbit edildiği üzere, çağrıda usulsüzlük ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların salt bu nedenle iptalini gerekli kılmaz ise de, çağrılmayan ortağa alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı iddiası ile iptalini isteme hakkı verir.
Bu durumda, davacıların yokluklarında yapılan ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kuralları ile bağdaşıp bağdaşmadığına bakmak gerekir. Dava konusu ortaklar kurulu toplantısında 2025 hisseye ayrılmış 50.625,00 TL olan şirket sermayesinin, 8000 hisseye ayrılmış 200.000,00 TL’ye yükseltilmesine ve bir ortak hariç tüm ortakların eşit olarak 150’şer hisseye sahip iken, sermaye artırım kararı ile davacıların her birinin hissesi 150, diğer ortakların hisseleri ise 740 hisse olacak şekilde yükseltilmiştir. Sermaye artırım kararından anlaşıldığı üzere davacılar dışındaki diğer ortaklar sermaye artırımı nedeniyle yeni hisse alıp hisse miktarlarını artırmışlardır.
Dairemizin 28.10.2004 tarih, 2003/13782 Esas, 2004/10454 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; esas sermaye, pay sahiplerinin ortaklığa getirmeyi yükümlendikleri malvarlığının toplamı ve bunun nakit olarak ifadesi olup, esas sermaye artırımı yasanın tanıdığı bir hak olması nedeniyle kural olarak zorunlu değildir. Artırılan sermayeye katılmada öncelik (rüçhan) hakkı ise, mevcut hisseleri ile orantılı olmak kaydı ile hisse sahiplerine ait olup, bu hakkın kullanımı kural olarak isteğe bağlı olması nedeniyle iradeleri dışında ortaklar rüçhan hakkını kullanmaya ve ek taahhüt altına girmeye zorlanamazlar.
Bununla birlikte, ortaklığın çıkarları veya ihtiyacının zorunlu kılmamasına rağmen sermaye artırım kararı ile bir kısım paydaşların rüçhan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veya dolaysız sınırlanır veya tamamen kaldırılırsa esas sermaye artırımı kararlarının objektif iyiniyet kurallarına uygunluğundan söz edilemez.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; iptali istenen ortaklar kuruluna davacıların katılmış ve muhalif oy kullanmış olmaları halinde dahi alınan karara etkilerinin olmayacağı ve davanın 3 aylık hak düşürücü sürede açılmadığı belirtilmiş ise de, davacıların artırılan sermayeden yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilmiş olması nedeniyle yeni pay alma hakkını ihlal eden eylem ve kararlara karşı açılması gereken davanın 3 aylık süreyle sınırlandırılması mümkün değildir.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı ortakların artırılan sermayeden yeni pay alma (rüçhan) hakları ihlal edilecek şekilde alınan sermaye artırım kararının eşitlik ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığının kabulü ile iptaline karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
2, 3, 4, 5, 6 no'lu ortaklar kurulu kararlarının iptalini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15703 E. 2014/5578 K.
Ortak:objektif iyiniyet · rüçhan hakkı · iyiniyet kuralları · ortaklar kurulu kararının iptali · iyiniyet kuralı · yokluk · malvarlığına ilişkin dava · sermaye artırımı
İncelediğiniz karardaBununla birlikte, ortaklığın çıkarları veya ihtiyacının zorunlu kılmamasına rağmen «sermaye artırım» kararı ile bir kısım paydaşların rüçhan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veya dolaysız sınırlanır veya tamamen kaldırılırsa esas sermaye artırımı kararlarının «objektif iyiniyet kurallarına» uygunluğundan söz edilemez.
Bu durumda, davacıların «yokluklarında» yapılan «ortaklar kurulu» toplantısında alınan kararların yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kuralları» ile bağdaşıp bağdaşmadığına bakmak gerekir.
Dairemizin 28.10.2004 tarih, 2003/13782 Esas, 2004/10454 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; esas sermaye, pay sahiplerinin ortaklığa getirmeyi yükümlendikleri «malvarlığının» toplamı ve bunun nakit olarak ifadesi olup, esas «sermaye artırımı» yasanın tanıdığı bir hak olması nedeniyle kural olarak zorunlu değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacıya 6762 Sayılı TTK'nun 538/4. maddesi uyarınca 5 gün önceden toplantıya davet yapılmadığı, yapılan «çağrının usulsüz» olduğu, usulsüz çağrının toplantının iptalini talep etme hakkı tanıdığı, ancak kararın iptali için alınan kararın yasaya, anasözleşmeye, «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olması gerektiği, davacının «payının» toplantı ve karar «nisabını» etkilemediği, bunun dışında «yoklukla» ve «mutlak butlanla» sakatlık iddia ve ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bununla birlikte, ortaklığın çıkarları veya ihtiyacının zorunlu kılmamasına rağmen «sermaye artırım» kararı ile bir kısım paydaşların rüçhan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veya dolaysız sınırlanır veya tamamen kaldırılırsa esas sermaye artırımı kararlarının «objektif iyiniyet kurallarına» uygunluğundan söz edilemez.
Dava, sermayenin artırılmasına ilişkin «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece toplantıya çağrının 6762 sayılı TTK'nın 538/4. maddesine uygun olarak yapılmadığı, ancak toplantının yasaya, anasözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olması gerektiği, davacının «payının» toplantı ve karar «nisabını» etkilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çağrı usulsüzlüğü · mutlak butlan · karar nisabı · butlan · kısıtlılık · kâr payı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacıya 6762 Sayılı TTK'nun 538/4. maddesi uyarınca 5 gün önceden toplantıya davet yapılmadığı, yapılan «çağrının usulsüz» olduğu, usulsüz çağrının toplantının iptalini talep etme hakkı tanıdığı, ancak kararın iptali için alınan kararın yasaya, anasözleşmeye, «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olması gerektiği, davacının «payının» toplantı ve karar «nisabını» etkilemediği, bunun dışında «yoklukla» ve «mutlak butlanla» sakatlık iddia ve ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, sermayenin artırılmasına ilişkin «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece toplantıya çağrının 6762 sayılı TTK'nın 538/4. maddesine uygun olarak yapılmadığı, ancak toplantının yasaya, anasözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olması gerektiği, davacının «payının» toplantı ve karar «nisabını» etkilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı taraf toplantıya «çağrının usulsüz» yapıldığını, hukuka aykırı işlem sonucu paylarının küçüldüğünü, haklarının «kısıtlandığını» ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6070 E. 2015/3692 K.
Ortak:objektif iyiniyet · rüçhan hakkı · iyiniyet kuralı · sermaye artırımı · iyiniyet · taahhütname · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaBununla birlikte, ortaklığın çıkarları veya ihtiyacının zorunlu kılmamasına rağmen «sermaye artırım» kararı ile bir kısım paydaşların rüçhan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veya dolaysız sınırlanır veya tamamen kaldırılırsa esas sermaye artırımı kararlarının «objektif iyiniyet kurallarına» uygunluğundan söz edilemez.
Artırılan sermayeye katılmada öncelik («rüçhan) hakkı» ise, mevcut hisseleri ile orantılı olmak «kaydı» ile hisse sahiplerine ait olup, bu hakkın kullanımı kural olarak isteğe bağlı olması nedeniyle iradeleri dışında ortaklar rüçhan hakkını kullanmaya ve ek «taahhüt» altına girmeye zorlanamazlar.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 02.03.2006 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında davacıların davet edilmedikleri, bu durumun davacılara dava açma hakkı bahşettiği, ancak alınan kararın yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaOrtaklığın çıkarları veya ihtiyacının zorunlu kılmamasına karşın «sermaye artırım» kararı ile bir kısım paydaşların rüçhan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veya dolaysız sınırlanır veya tamamen kaldırılırsa esas sermaye artırımı kararlarının «objektif iyiniyet kurallarına» uygunluğundan söz edilemez.
Genel kurulun «sermaye artırım» kararı ile paydaşlar arasında var olan hak ve çıkar dengesinin bozulması, «rüçhan hakkının», yasaya, anasözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olarak «kısıtlanması» sonucu doğurması halinde rüçhan hakkının kullanma olanağının tanınmadığını veya bu hakkın başkasına kullandırıldığını iddia eden «pay sahipleri» ilgili «genel kurul kararının iptalini», TTK.nun 381 nci maddesindeki prosedüre göre dava edebilir.
Somut olayda, davacı taraf genel kurula davetin eski adresine yapıldığını, genel kurula katılmalarının ve «rüçhan hakkını» kullanmalarının önlendiğini ileri sürerek işbu davayı açmış olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sermayenin artırılmasının zorunlu olduğu, davacıyı zarara uğratma kastının bulunmadığı belirtilmiş olmakla, artık «sermaye artırımına» ilişkin bir kısım usulü işlemlerin eksik veya hatalı yapılması, yasaya, ana sözleşmeye ve afaki «iyiniyet kurallarına» aykırılığı bulunmayan genel kurulun iptalini gerektirmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliği · kısıtlılık · genel kurul kararının iptali · iptal davası · anonim şirket · tebligat · yönetim kurulu kararı · terkin
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının eşinin şirkette «yönetim kurulu» üyesi olduğu, eşini «terk» ederek başka adrese taşındığı, bu adresi davalı şirket tarafından bilindiği halde eski adresine «tebligat» yapıldığı, bu surette 6762 sayılı TTK'nun 394. maddesi uyarınca «rüçhan hakkını» kullanmasının kanuna, afaki «iyiniyet kurallarına» aykırı olacak şekilde engellendiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, genel kurulun iptaline karar verilmiştir.
Genel kurulun «sermaye artırım» kararı ile paydaşlar arasında var olan hak ve çıkar dengesinin bozulması, «rüçhan hakkının», yasaya, anasözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olarak «kısıtlanması» sonucu doğurması halinde rüçhan hakkının kullanma olanağının tanınmadığını veya bu hakkın başkasına kullandırıldığını iddia eden «pay sahipleri» ilgili «genel kurul kararının iptalini», TTK.nun 381 nci maddesindeki prosedüre göre dava edebilir.
Dava,«sermaye artırımına» ilişkin «anonim şirket» genel kurulunun iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne, genel kurulun iptaline karar verilmiştir.
Artırılan sermayeye katılmada öncelik («rüçhan) hakkı», mevcut payları ile orantılı olmak «kaydı» ile «pay sahiplerinindir».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5614 E. 2014/11887 K.
Ortak:objektif iyiniyet · rüçhan hakkı · iyiniyet kuralı · malvarlığına ilişkin dava · sermaye artırımı · iyiniyet · taahhütname · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaBununla birlikte, ortaklığın çıkarları veya ihtiyacının zorunlu kılmamasına rağmen «sermaye artırım» kararı ile bir kısım paydaşların rüçhan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veya dolaysız sınırlanır veya tamamen kaldırılırsa esas sermaye artırımı kararlarının «objektif iyiniyet kurallarına» uygunluğundan söz edilemez.
Artırılan sermayeye katılmada öncelik («rüçhan) hakkı» ise, mevcut hisseleri ile orantılı olmak «kaydı» ile hisse sahiplerine ait olup, bu hakkın kullanımı kural olarak isteğe bağlı olması nedeniyle iradeleri dışında ortaklar rüçhan hakkını kullanmaya ve ek «taahhüt» altına girmeye zorlanamazlar.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 02.03.2006 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında davacıların davet edilmedikleri, bu durumun davacılara dava açma hakkı bahşettiği, ancak alınan kararın yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBununla birlikte, ortaklığın çıkarları veya ihtiyacının zorunlu kılmamasına rağmen «sermaye artırım» kararı ile bir kısım paydaşların rüçhan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veya dolaysız sınırlanır veya tamamen kaldırılırsa esas sermaye artırımı kararlarının «objektif iyiniyet kurallarına» uygunluğundan söz edilemez.
Artırılan sermayeye katılmada öncelik («rüçhan) hakkı» ise, mevcut hisseleri ile orantılı olmak «kaydı» ile hisse sahiplerine ait olup, bu hakkın kullanımı kural olarak isteğe bağlı olması nedeniyle iradeleri dışında ortaklar rüçhan hakkını kullanmaya ve ek «taahhüt» altına girmeye zorlanamazlar.
… a göre, kar amacı güden davalı şirketin sermaye arttırarak ekonomik durumunu güçlendirmesinin kuruluşunun gereği olduğu, sermaye arttırımı için kötü niyetli olmamak «kaydı» ile herhangi bir gerekçe göstermek zorunluluğunun bulunmadığı, davacının da sermaye arttırımında «rüçhan hakkı» sahibi olduğu fakat ekonomik durumunun kötü olması nedeniyle kullanamadığı, davalı şirketin bu durumu bildiği ve bu nedenle davacıyı zarara sokmak amacıyla hareket ettiğine dair herhangi bir delil «ibraz» edilmediği, ayrıca uzun süredir sermaye arttırımı yapılmadığı, yine arttırımın bir kısmının önceki dönemler şirket karından karşılandığı, sermaye arttırımı karşısı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iç kaynaklardan sermaye artırımı · yedek akçe · faaliyet raporu · genel kurul kararının iptali · kötüniyet · dava sebebi · ibraz
Benzer bu karardaEsas «sermaye artırımı», ancak yükseltilen esas sermayeye denk «malvarlığı» ve ekonomik değerlerin şirkete kazandırılmasının sağlanması veya iç «kaynaklardan sermaye artırımında» ise artırılan sermaye kadar «yedek akçe» veya kârın ortaklık bünyesinde mevcut bulunması halinde amacına ulaşabilir.
… a göre, kar amacı güden davalı şirketin sermaye arttırarak ekonomik durumunu güçlendirmesinin kuruluşunun gereği olduğu, sermaye arttırımı için kötü niyetli olmamak «kaydı» ile herhangi bir gerekçe göstermek zorunluluğunun bulunmadığı, davacının da sermaye arttırımında «rüçhan hakkı» sahibi olduğu fakat ekonomik durumunun kötü olması nedeniyle kullanamadığı, davalı şirketin bu durumu bildiği ve bu nedenle davacıyı zarara sokmak amacıyla hareket ettiğine dair herhangi bir delil «ibraz» edilmediği, ayrıca uzun süredir sermaye arttırımı yapılmadığı, yine arttırımın bir kısmının önceki dönemler şirket karından karşılandığı, sermaye arttırımı karşısı …
Dava, «sermaye artırımına» ilişkin «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Somut olayda, dosyada bulunan «sermaye artırımına» dair genel kurul kararı incelendiğinde davalı şirketin genel kurulunda bu kararı alırken sadece mali durumu itibariyle şirketin sermaye artırımına ihtiyaç doğduğunun belirtildiği, ancak ne sebeple sermaye artırımına gerek görüldüğünün açıklanmadığı, bu konu üzerinde tartışma yapılmadığı görülmekte olup mahkemece, davalının sermaye artırımı kararı alırken «kötüniyetli» olduğunun davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2277 E. 2011/15964 K.
Ortak:rüçhan hakkı · sermaye artırımı · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı ortakların artırılan sermayeden yeni pay alma (rüçhan) hakları ihlal edilecek şekilde alınan «sermaye artırım» kararının eşitlik ve «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmadığının kabulü ile iptaline karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Somut olayda, davacı taraf, 02.03.2006 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısına çağrılmadıklarını ve bu toplantıda sadece «sermaye artırım» kararı alındığını, alınan kararın davacıların sermaye paylarının küçültülmesi amacına yönelik olduğunu ileri sürmüştür.
Dava konusu «ortaklar kurulu» toplantısında 2025 hisseye ayrılmış 50.625,00 TL olan şirket sermayesinin, 8000 hisseye ayrılmış 200.000,00 TL’ye yükseltilmesine ve bir ortak hariç tüm ortakların eşit olarak 150’şer hisseye sahip iken, «sermaye artırım» kararı ile davacıların her birinin hissesi 150, diğer ortakların hisseleri ise 740 hisse olacak şekilde yükseltilmiştir.
Benzer bu kararda3- Ayrıca, bilirkişilerce «sermaye artırımına» şirketin ihtiyacının olduğu ve bu nedenle sermaye artırım kararının iptalinin gerekmediği bildirilmiş ise de aynı genel kurulda artırılan sermayenin bir kısmının şirketin geçmiş yıl karlarından, bir kısmının ortakların şirketteki alacaklarından, bir kısmının ise nakit olarak karşılanmasına karar verilmiş olup ortakların «kar payı» karşılığı «rüçhan hakkı» kullanmaya zorlanması doğru olmadığı gibi bir kısım ortakların şirketteki alacaklarına mukabil artırılan sermayeden bu ortaklara hisse verilmek suretiyle davacı ve …
Mahkemece, bu konu üzerinde durulmadan «sermaye artırımına» şirketin ihtiyacı bulunduğu gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının usulüne uygun şekilde genel kurul toplantısına davet edilmediği, buna karşın alınan bilirkişi raporu sonucunda davalı şirketin «sermaye artırımına» gitmesinin faydalı ve zaruri olduğu, bu durumun anasözleşme, yasa ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının iptali
Benzer bu kararda2- Dava, «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, davacı 30/12/2008 tarihinde gerçekleştirilen davalı şirketin 2007 yılına ait genel kuruluna usulünce çağrılmadığını, şirketin sermayesi ve unvanının değiştirildiğini tesadüfen öğrendiğini, kârın «dağıtılmayarak» ortakların hisseleri oranında sermayeye eklenmesine karar verilmiş olduğunu bildirerek genel kurulda alınan kararların iptalini talep etmiş olup, mahkemece bilirkişi raporu alınarak şirketin «sermaye artırımı» kararının yasaya, anasözleşmeye, «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, diğer kararlara ilişkin hiç bir değerlendirme yapılmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5470 E. 2010/12037 K.
Ortak:rüçhan hakkı · iyiniyet kuralı · yokluk · sermaye artırımı · ortaklar kurulu kararı · iyiniyet · taahhütname · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 02.03.2006 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında davacıların davet edilmedikleri, bu durumun davacılara dava açma hakkı bahşettiği, ancak alınan kararın yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davacıların «yokluklarında» yapılan «ortaklar kurulu» toplantısında alınan kararların yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kuralları» ile bağdaşıp bağdaşmadığına bakmak gerekir.
Bununla birlikte, ortaklığın çıkarları veya ihtiyacının zorunlu kılmamasına rağmen «sermaye artırım» kararı ile bir kısım paydaşların rüçhan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veya dolaysız sınırlanır veya tamamen kaldırılırsa esas sermaye artırımı kararlarının «objektif iyiniyet kurallarına» uygunluğundan söz edilemez.
Benzer bu karardaSomut olaya gelindiğinde, davacının «geçersizliğine» karar verilmesini istediği «sermaye artırımına» ilişkin «ortaklar kurulu» kararının davacının yokluğunda alınmış olması davalı şirketin kuruluş tarihi itibariyle tabi olduğu TTK’nun sermaye artırımına ilişkin 513/1 nci maddesi hükmü uyarınca geçersizlik sonucunu doğurmadığı gibi sermaye artırımına ilişkin kararın iptalini gerektiren bir durum da yoktur.Esasen, dava tarihi itibarıyla 3 aylık süre geçmiş olduğundan iptal davasının bu nedenle dinlenmesi de mümkün değildir.Ancak, sözkonusu kararda sadece sermayenin artırılması kararı ile yetinilmemiş, artırılmasına karar verilen sermaye miktarının tamamı ortaklardan Cavit Sağıroğlu tarafından aynı toplantıda «taahhüt» edilmiştir.TTK’nun 516/«son» maddesinde, mukavelede veya artırma kararında aksine hüküm olmadıkça her ortağın sermayesi nispetinde esas sermayenin artırılmasına iştirak etmeyi isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, sermayenin artırılması halinde her ortağın sermayenin artırılmasına katılma hakkı yasa ile tanınan bir ortaklık hakkı olması nedeniyle sermayenin artırılmasına ilişkin olarak alınan kararda ortakların bu haklarını kullanabilme olanağının onlara sağlanması gerekmektedir.Ortakların bu konudaki hakları yasal «rüçhan hakkı» niteliğinde olup, onların yokluğunda bu haklarının ortadan kaldırılması mümkün değildir.Bu durumda, davacıya sözkonusu toplantıda rüçhan haklarının da kullandırılacağını bildiren usulüne uygun bir «tebligat» yapılmaksızın davacının olmadığı bir toplantıda sermaye artırımının dışında rüçhan hakkını da etkileyecek nitelikte karar alınmış olması yasanın tanıdığı hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte bir karar olduğundan esas sermaye artırımı ile somut ve tek yanlı olarak kullanılabilecek hale gelmiş bulunan davacının yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilmiş bulunmaktadır.Yeni pay alma hakkını ihlal eden eylem ve kararlara karşı açılması gereken davanın TTK’nun 381/1 nci maddesine göre 3 aylık süreyle sınırlandırılması ve bu maddede belirtilen dava açma koşullarına tabi tutulması mümkün değildir.Buna göre mahkemece, davacının rüçhan hakkını ortadan kaldırıcı nitelikteki karar yönünden bu karara karşı açılacak davanın 3 aylık süre ile sınırlı olmadığının kabulü gerekirken, rüçhan hakkının «kısıtlanması» nedeniyle açılacak davanın da 3 aylık süre ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle dav …
2-Dava, davalı şirketin 05.03.2004 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında alınmış olan «sermaye artırımına» ilişkin kararın «yoklukla malul» olduğunun tespiti ve davalı şirkete «kayyım tayini» istemlerine ilişkindir.Sözkonusu toplantıya davacı katılmamış olup, davacıya toplantıya ilişkin geçerli bir «tebligat» yapıldığı hususu da ispatlanamamıştır.
Davacıya usulüne uygun bir toplantı çağrısının yapılmaması ve davacının bu nedenle «ortaklar kurulu» toplantısına katılmamış olması davacıya bu toplantıda alınan kararlara karşı «muhalefet şerhi» «koyma» şartı aranmaksızın dava açma hakkı verir ise de bu durum tek başına alınan kararların iptalini gerektirmez.Usulsüz çağrıya dayanılarak açılan iptal davalarında toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesi ancak alınan kararların kanun, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırılığının tespiti halinde mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının yokluğu · kayyım tayini · nisap · yoklukla malul karar · muhalefet şerhi · el koyma · kayyım · kısıtlılık
Benzer bu kararda2-Dava, davalı şirketin 05.03.2004 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında alınmış olan «sermaye artırımına» ilişkin kararın «yoklukla malul» olduğunun tespiti ve davalı şirkete «kayyım tayini» istemlerine ilişkindir.Sözkonusu toplantıya davacı katılmamış olup, davacıya toplantıya ilişkin geçerli bir «tebligat» yapıldığı hususu da ispatlanamamıştır.
… un olarak yapılmadığı, ancak usulsüz çağrının toplantıda alınan kararların yokluğu yaptırımına bağlanmadığı, alınan kararların yasaya aykırı olması durumunda sadece «iptalinin dava» edilebileceği, davacının ise üç aylık iptal davası süresini geçirdiği, davacının «yokluk» sebeplerinden olan toplantı ve karar «nisaplarının» oluşmadığı iddiasını da kanıtlayamadığı, davaya konu «genel kurul kararının yokluğunun» tespitini gerektirecek bir hususun bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacıya usulüne uygun bir toplantı çağrısının yapılmaması ve davacının bu nedenle «ortaklar kurulu» toplantısına katılmamış olması davacıya bu toplantıda alınan kararlara karşı «muhalefet şerhi» «koyma» şartı aranmaksızın dava açma hakkı verir ise de bu durum tek başına alınan kararların iptalini gerektirmez.Usulsüz çağrıya dayanılarak açılan iptal davalarında toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesi ancak alınan kararların kanun, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırılığının tespiti halinde mümkündür.
Somut olaya gelindiğinde, davacının «geçersizliğine» karar verilmesini istediği «sermaye artırımına» ilişkin «ortaklar kurulu» kararının davacının yokluğunda alınmış olması davalı şirketin kuruluş tarihi itibariyle tabi olduğu TTK’nun sermaye artırımına ilişkin 513/1 nci maddesi hükmü uyarınca geçersizlik sonucunu doğurmadığı gibi sermaye artırımına ilişkin kararın iptalini gerektiren bir durum da yoktur.Esasen, dava tarihi itibarıyla 3 aylık süre geçmiş olduğundan iptal davasının bu nedenle dinlenmesi de mümkün değildir.Ancak, sözkonusu kararda sadece sermayenin artırılması kararı ile yetinilmemiş, artırılmasına karar verilen sermaye miktarının tamamı ortaklardan Cavit Sağıroğlu tarafından aynı toplantıda «taahhüt» edilmiştir.TTK’nun 516/«son» maddesinde, mukavelede veya artırma kararında aksine hüküm olmadıkça her ortağın sermayesi nispetinde esas sermayenin artırılmasına iştirak etmeyi isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, sermayenin artırılması halinde her ortağın sermayenin artırılmasına katılma hakkı yasa ile tanınan bir ortaklık hakkı olması nedeniyle sermayenin artırılmasına ilişkin olarak alınan kararda ortakların bu haklarını kullanabilme olanağının onlara sağlanması gerekmektedir.Ortakların bu konudaki hakları yasal «rüçhan hakkı» niteliğinde olup, onların yokluğunda bu haklarının ortadan kaldırılması mümkün değildir.Bu durumda, davacıya sözkonusu toplantıda rüçhan haklarının da kullandırılacağını bildiren usulüne uygun bir «tebligat» yapılmaksızın davacının olmadığı bir toplantıda sermaye artırımının dışında rüçhan hakkını da etkileyecek nitelikte karar alınmış olması yasanın tanıdığı hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte bir karar olduğundan esas sermaye artırımı ile somut ve tek yanlı olarak kullanılabilecek hale gelmiş bulunan davacının yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilmiş bulunmaktadır.Yeni pay alma hakkını ihlal eden eylem ve kararlara karşı açılması gereken davanın TTK’nun 381/1 nci maddesine göre 3 aylık süreyle sınırlandırılması ve bu maddede belirtilen dava açma koşullarına tabi tutulması mümkün değildir.Buna göre mahkemece, davacının rüçhan hakkını ortadan kaldırıcı nitelikteki karar yönünden bu karara karşı açılacak davanın 3 aylık süre ile sınırlı olmadığının kabulü gerekirken, rüçhan hakkının «kısıtlanması» nedeniyle açılacak davanın da 3 aylık süre ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle dav …
-
Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7529 E. 2011/2232 K.
Ortak:sermaye artırımı · ortaklar kurulu kararı
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı taraf, 02.03.2006 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısına çağrılmadıklarını ve bu toplantıda sadece «sermaye artırım» kararı alındığını, alınan kararın davacıların sermaye paylarının küçültülmesi amacına yönelik olduğunu ileri sürmüştür.
Dava konusu «ortaklar kurulu» toplantısında 2025 hisseye ayrılmış 50.625,00 TL olan şirket sermayesinin, 8000 hisseye ayrılmış 200.000,00 TL’ye yükseltilmesine ve bir ortak hariç tüm ortakların eşit olarak 150’şer hisseye sahip iken, «sermaye artırım» kararı ile davacıların her birinin hissesi 150, diğer ortakların hisseleri ise 740 hisse olacak şekilde yükseltilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 02.03.2006 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında davacıların davet edilmedikleri, bu durumun davacılara dava açma hakkı bahşettiği, ancak alınan kararın yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece anasözleşmenin 13 ncü maddesine dayanılarak yazılı şekilde hüküm verilmiş ise de, davaya konu «ortaklar kurulu» kararından önce anasözleşmenin anılan maddesi değiştirilerek «sermaye artırımı» için gerekli olan oybirliği şartı kaldırılmış, buna ilişkin değişiklik 20.03.2003 tarihinde tescil edilip, 01.04.2003 tarihli «ticaret sicili» gazetesinde «ilan» edilmiş olması nedeniyle davaya konu ortaklar kurulu kararının geçerli olup olmadığının anılan değişiklik nazara alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
… leşmenin 13. maddesinde esas sermayenin artırılmasına ilişkin kararların oy birliği ile alınacağının kararlaştırılmasına rağmen davacının çağrılmadığı genel kurulda «sermaye artırımına» karar verildiği, bu nedenle alınan kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davaya konu 29.09.2006 tarihli ortaklar genel kurul kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmiştir.
Dava, davalı şirketin 29.09.2006 tarihli «ortaklar kurulu» kararının «hükümsüzlüğünün tespiti» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · ticaret sicili · ilan
Benzer bu karardaMahkemece anasözleşmenin 13 ncü maddesine dayanılarak yazılı şekilde hüküm verilmiş ise de, davaya konu «ortaklar kurulu» kararından önce anasözleşmenin anılan maddesi değiştirilerek «sermaye artırımı» için gerekli olan oybirliği şartı kaldırılmış, buna ilişkin değişiklik 20.03.2003 tarihinde tescil edilip, 01.04.2003 tarihli «ticaret sicili» gazetesinde «ilan» edilmiş olması nedeniyle davaya konu ortaklar kurulu kararının geçerli olup olmadığının anılan değişiklik nazara alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
… leşmenin 13. maddesinde esas sermayenin artırılmasına ilişkin kararların oy birliği ile alınacağının kararlaştırılmasına rağmen davacının çağrılmadığı genel kurulda «sermaye artırımına» karar verildiği, bu nedenle alınan kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davaya konu 29.09.2006 tarihli ortaklar genel kurul kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmiştir.
Dava, davalı şirketin 29.09.2006 tarihli «ortaklar kurulu» kararının «hükümsüzlüğünün tespiti» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/165 E. , 2011/11199 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Devrek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/11/2008 tarih ve 2006/240-2008/265 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortakları olduklarını, 02.03.2006 tarihli ortaklar kurulu toplantısına müvekkillerinin çağrılmadan sermaye artırımı kararı alındığını, alınan bu kararın yasa, anasözleşme ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını ileri sürerek, alınan kararın iptalini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 02.03.2006 tarihli ortaklar kurulu toplantısında davacıların davet edilmedikleri, bu durumun davacılara dava açma hakkı bahşettiği, ancak alınan kararın yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı taraf, 02.03.2006 tarihli ortaklar kurulu toplantısına çağrılmadıklarını ve bu toplantıda sadece sermaye artırım kararı alındığını, alınan kararın davacıların sermaye paylarının küçültülmesi amacına yönelik olduğunu ileri sürmüştür. Gerçekten de iptali istenen ortaklar kurulu toplantısına usulüne uygun olarak davet edilmemiş olmaları nedeniyle davacılar katılmamışlardır. Mahkemece de doğru olarak tesbit edildiği üzere, çağrıda usulsüzlük ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların salt bu nedenle iptalini gerekli kılmaz ise de, çağrılmayan ortağa alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı iddiası ile iptalini isteme hakkı verir.
Bu durumda, davacıların yokluklarında yapılan ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kuralları ile bağdaşıp bağdaşmadığına bakmak gerekir. Dava konusu ortaklar kurulu toplantısında 2025 hisseye ayrılmış 50.625,00 TL olan şirket sermayesinin, 8000 hisseye ayrılmış 200.000,00 TL’ye yükseltilmesine ve bir ortak hariç tüm ortakların eşit olarak 150’şer hisseye sahip iken, sermaye artırım kararı ile davacıların her birinin hissesi 150, diğer ortakların hisseleri ise 740 hisse olacak şekilde yükseltilmiştir. Sermaye artırım kararından anlaşıldığı üzere davacılar dışındaki diğer ortaklar sermaye artırımı nedeniyle yeni hisse alıp hisse miktarlarını artırmışlardır.
Dairemizin 28.10.2004 tarih, 2003/13782 Esas, 2004/10454 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; esas sermaye, pay sahiplerinin ortaklığa getirmeyi yükümlendikleri malvarlığının toplamı ve bunun nakit olarak ifadesi olup, esas sermaye artırımı yasanın tanıdığı bir hak olması nedeniyle kural olarak zorunlu değildir. Artırılan sermayeye katılmada öncelik (rüçhan) hakkı ise, mevcut hisseleri ile orantılı olmak kaydı ile hisse sahiplerine ait olup, bu hakkın kullanımı kural olarak isteğe bağlı olması nedeniyle iradeleri dışında ortaklar rüçhan hakkını kullanmaya ve ek taahhüt altına girmeye zorlanamazlar.
Bununla birlikte, ortaklığın çıkarları veya ihtiyacının zorunlu kılmamasına rağmen sermaye artırım kararı ile bir kısım paydaşların rüçhan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veya dolaysız sınırlanır veya tamamen kaldırılırsa esas sermaye artırımı kararlarının objektif iyiniyet kurallarına uygunluğundan söz edilemez.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; iptali istenen ortaklar kuruluna davacıların katılmış ve muhalif oy kullanmış olmaları halinde dahi alınan karara etkilerinin olmayacağı ve davanın 3 aylık hak düşürücü sürede açılmadığı belirtilmiş ise de, davacıların artırılan sermayeden yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilmiş olması nedeniyle yeni pay alma hakkını ihlal eden eylem ve kararlara karşı açılması gereken davanın 3 aylık süreyle sınırlandırılması mümkün değildir.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı ortakların artırılan sermayeden yeni pay alma (rüçhan) hakları ihlal edilecek şekilde alınan sermaye artırım kararının eşitlik ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığının kabulü ile iptaline karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/09/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030966300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz