6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız Rekabetin Tespiti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/1057 E. 2010/12025 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ziya üçüncü kişi ticaret unvanı marka hakkına tecavüz haksız rekabet dahili dava iltibas

Atıf yapılan mevzuat: TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, Çimenler ibaresinin çimen markasına benzemekle beraber, farklılaştığı ve netice olarak karıştırılma ihtimaline yol açmadığı, davacının bir faaliyeti belgelenmediği için haksız rekabetin gerçekleşmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verlmiştir.

Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, dava konusu “Çimenler” kelimesinin davalının 1992 yılında tescil olunan ticaret unvanında yer aldığı, davacı adına tescilli ve 43. sınıf hizmetleri de kapsayan 2003/32104 sayılı “Çimen” ibareli marka ile davalı tarafça 2005 yılından itibaren işletilmekte olan “Çimenler Otel” ibaresinin benzer oldukları, ancak farklı anlamları olduğu gibi davacının tescilli markası kapsamında otelcilik faaliyeti bulunmadığından ibarelerin halk nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açtığına dair dosyada herhangi bir verinin olmadığı, bu nedenle de 556 Sayılı KHK’nin 9 ve 61. maddelerine göre davalı eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturamayacağı görüşü açıklanmıştır.

Davacıya ait 2003/32104 sayılı markanın esaslı unsurunu oluşturan “Çimen” kelimesi ile davalı şirketçe işletilen otelde kullanılan “Çimenler” ibaresi arasında benzerlik bulunduğu mahkemenin de kabulündedir. Ancak, her iki ibareyi oluşturan kelimenin “Çimen” olması nedeniyle davalı işletmesindeki “Çimenler Otel” işaretinin farklı anlamı bulunduğu ve işaretlerin farklılaştığından, bir başka deyişle davalı işaretinin ayırtedicilik vasfına sahip olduğundan söz edilemeyeceğinden mahkemenin bu yöndeki gerekçesi doğru görülmemiştir.

Ayrıca, 556 Sayılı KHK’nin 1. maddesine göre usulüne uygun olarak tescil olunan markalar bu KHK hükümleri uyarınca koruma altında olup, korumadan yararlanabilmek için markanın kullanılması zorunluluğu yoktur. Bu bakımdan, 556 Sayılı KHK’nin 14 ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüz kılınmadıkları sürece marka hakkı sahibine tescilli işaret üzerinde üçüncü kişilere karşı koruma sağlayacağı tabidir. Nitekim 556 Sayılı KHK’nin 9. ve 61. maddelerinde marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılırken, marka hakkı sahibinin koruma istediği markasının kullanma yükümlüğü bulunduğuna dair bir koşula yer verilmemiştir, buna karşın aynı maddelerde tescilli bir markanın aynı veya benzerinin üçüncü kişiler tarafından kullanımlarının yasaklanabileceği haller düzenlenmiştir.

Somut uyuşmazlıkta da, davacı adına tescilli ve 43. sınıf otelcilik hizmetini de kapsayan “Çimen” markasıyla benzer olan “Çimenler Otel” ibaresinin davalı tarafından tescilsiz marka olarak kullanıldığı, “Çimenler” ibaresinin her ne kadar davalı şirketin 1992 yılında tescilli ticaret unvanın çekirdek kelimesini oluşturmasına ve davalı şirketin faaliyet konuları arasında otel işletmeciliği hizmeti de bulunmasına rağmen, davalının tescilli ticaret unvanını TTK. 41 vd. maddeleri uyarınca tescil edildiği haliyle değil de, unvanını çekirdek kelimesi olan “Çimenler” ibaresini tescilsiz marka şeklinde kullandığı anlaşılmaktadır.

556 Sayılı KHK’nin 9/1-(b) ve 61/a maddeleri uyarınca, tescilli bir marka ile benzer işaretin tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve hizmetlerde kullanılması halinde, halk nezdinde işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimaline yol açılması halinde marka hakkına tecavüz eylemi gerçekleşir.

Bu durumda, mahkemece işaretler arasında iltibas tehlikesinin fiilen gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinden ziyade, davalı kullanımının halk nezdinde davacının tescilli markasıyla iltibas tehlikesine yol açıp açmayacağının değerlendirilmesi suretiyle bir sonuca varılması gerekirken, davacı markasının 43. sınıf otelcilik hizmetinde kullanılmadığından bahisle karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle de davanın reddi isabetli olmayıp kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2548 E. 2011/5203 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Ticari Unvanın Korunması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1442 E. 2013/1861 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirketin ihyası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3377 E. 2023/3566 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Sözleşmenin Feshi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3272 E. 2010/5633 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/1057 E.  ,  2010/12025 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Sivas (Kapatılan) 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.07.2008 tarih ve 2007/212-2008/163 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.11.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ...gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili müvekkili şirketin 24.11.2003 tarihinde "Çimen" ibaresini marka olarak TPE nezdinde restoran kafeterya (43.01) ve otel konaklama ( 43.02 ) hizmetlerde kullanılmak üzere tescil ettirdiğini, davalının ise otelin dış cephesinde “Çimenler Otel" ibaresini kullandığını, bu kullanımın marka hakkına tecavüz oluşturduğunu belirterek, bu tecavüzün önlenmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili şirketin konaklama, turizm, petrol ürünleri ile ilgili ticari faliyet gösteren bir aile şirketi olduğunu, söz konusu faaliyetlerde kullanılan ismin her hangi bir isim ve şahıstan esinlenmediğini, markalar arasında biçimsel benzerliklere rağmen, ibarelerin tamamen farklı şekil ve anlam içerdiğini, davacının Çimen markasını fiilen kullanmadığını ve netice olarak üzerindeki hakkın zarar görmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, Çimenler ibaresinin çimen markasına benzemekle beraber, farklılaştığı ve netice olarak karıştırılma ihtimaline yol açmadığı, davacının bir faaliyeti belgelenmediği için haksız rekabetin gerçekleşmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verlmiştir.

Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, dava konusu “Çimenler” kelimesinin davalının 1992 yılında tescil olunan ticaret unvanında yer aldığı, davacı adına tescilli ve 43. sınıf hizmetleri de kapsayan 2003/32104 sayılı “Çimen” ibareli marka ile davalı tarafça 2005 yılından itibaren işletilmekte olan “Çimenler Otel” ibaresinin benzer oldukları, ancak farklı anlamları olduğu gibi davacının tescilli markası kapsamında otelcilik faaliyeti bulunmadığından ibarelerin halk nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açtığına dair dosyada herhangi bir verinin olmadığı, bu nedenle de 556 Sayılı KHK’nin 9 ve 61. maddelerine göre davalı eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturamayacağı görüşü açıklanmıştır.

Davacıya ait 2003/32104 sayılı markanın esaslı unsurunu oluşturan “Çimen” kelimesi ile davalı şirketçe işletilen otelde kullanılan “Çimenler” ibaresi arasında benzerlik bulunduğu mahkemenin de kabulündedir. Ancak, her iki ibareyi oluşturan kelimenin “Çimen” olması nedeniyle davalı işletmesindeki “Çimenler Otel” işaretinin farklı anlamı bulunduğu ve işaretlerin farklılaştığından, bir başka deyişle davalı işaretinin ayırtedicilik vasfına sahip olduğundan söz edilemeyeceğinden mahkemenin bu yöndeki gerekçesi doğru görülmemiştir.

Ayrıca, 556 Sayılı KHK’nin 1. maddesine göre usulüne uygun olarak tescil olunan markalar bu KHK hükümleri uyarınca koruma altında olup, korumadan yararlanabilmek için markanın kullanılması zorunluluğu yoktur. Bu bakımdan, 556 Sayılı KHK’nin 14 ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüz kılınmadıkları sürece marka hakkı sahibine tescilli işaret üzerinde üçüncü kişilere karşı koruma sağlayacağı tabidir. Nitekim 556 Sayılı KHK’nin 9. ve 61. maddelerinde marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılırken, marka hakkı sahibinin koruma istediği markasının kullanma yükümlüğü bulunduğuna dair bir koşula yer verilmemiştir, buna karşın aynı maddelerde tescilli bir markanın aynı veya benzerinin üçüncü kişiler tarafından kullanımlarının yasaklanabileceği haller düzenlenmiştir.

Somut uyuşmazlıkta da, davacı adına tescilli ve 43. sınıf otelcilik hizmetini de kapsayan “Çimen” markasıyla benzer olan “Çimenler Otel” ibaresinin davalı tarafından tescilsiz marka olarak kullanıldığı, “Çimenler” ibaresinin her ne kadar davalı şirketin 1992 yılında tescilli ticaret unvanın çekirdek kelimesini oluşturmasına ve davalı şirketin faaliyet konuları arasında otel işletmeciliği hizmeti de bulunmasına rağmen, davalının tescilli ticaret unvanını TTK. 41 vd. maddeleri uyarınca tescil edildiği haliyle değil de, unvanını çekirdek kelimesi olan “Çimenler” ibaresini tescilsiz marka şeklinde kullandığı anlaşılmaktadır.

556 Sayılı KHK’nin 9/1-(b) ve 61/a maddeleri uyarınca, tescilli bir marka ile benzer işaretin tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve hizmetlerde kullanılması halinde, halk nezdinde işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimaline yol açılması halinde marka hakkına tecavüz eylemi gerçekleşir.

Bu durumda, mahkemece işaretler arasında iltibas tehlikesinin fiilen gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinden ziyade, davalı kullanımının halk nezdinde davacının tescilli markasıyla iltibas tehlikesine yol açıp açmayacağının değerlendirilmesi suretiyle bir sonuca varılması gerekirken, davacı markasının 43. sınıf otelcilik hizmetinde kullanılmadığından bahisle karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle de davanın reddi isabetli olmayıp kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043651100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.