6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşmenin Feshi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/3272 E. 2010/5633 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zilyetlik makul süre kira sözleşmesi kâr kaybı yargılama gideri ıslah vekalet ücreti

Atıf yapılan mevzuat: İİK · HUMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, kira sözleşmesindeki hak ve yükümlülüklerin davacı şirkete geçtiğinin kabulü yerinde ise de davalılardan otel maliklerinin davacı şirketin işlettiği oteli geri aldıkları, kira sözleşmesini feshettiklerinin anlaşılmasına göre artık taraflar arasındaki akdi ilişkinin sona erdiğinin kabulü gerekirken, mahkemece sona eren akdi ilişkiyi yeniden canlandıracak şekilde otelin zilyetliğinin davacı şirkete geri verilmesine ilişkin hüküm tesisi doğru değildir. Davacı bu durumda akdin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı zararları isteyebilir. Somut olayda otelin kullanılamaması nedeniyle uğranılan gelir kaybının hesabı için aralarında otelcilik ve turizm alanında bir uzmanın da bulunduğu bilirkişi kurulundan davacının akdin feshinden itibaren aynı nitelikteki bir işi bulabileceği makul bir sürenin tespit edilerek bu süre için davacının gelir kaybı zararının hesaplanması, buna ilişkin hesaplama yapılırken de davacının oteli işletmesi halinde yapması gereken işletme giderleri ve kira bedeli de düşülerek net kazancın bulunması, davacının uğradığı bu zarardan davalı otel malikleri ile malikler ile birlikte hareket ederek davacının zarara uğramasına sebebiyet veren davalı ...’nun sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekmekle hüküm altına alınan gelir kaybı hesabının açıklanan ilkeye göre yapılmaması nedeniyle kararın bu yönden de davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

4- Kabul şekline göre de davaya konu miktarın ıslah ile artırılmış olması nazara alınarak davanın reddedilen kısmına ilişkin olarak davalılar yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken, reddedilen kısım yönünden davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi ve tüm yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılarak kabul-red oranına göre paylaştırılmaması doğru görülmemiş, kabul şekli açısından kararın bu nedenle de davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ticari Unvanın Korunması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1442 E. 2013/1861 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5950 E. 2013/14652 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/3272 E.  ,  2010/5633 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Bodrum Asliye 2.Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Bodrum Asliye 2.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.02.2008 tarih ve 2004/732-2008/45 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı ...’nun diğer davalılara ait otel olarak kullanmaya elverişli taşınmazı kira sözleşmesi ile kiralamış bulunduğunu, kira sözleşmesinin “Devir/Ortak/Ciro” bölümünde yer alan hüküm gereğince 17.01.2003 tarihinde ... ve ...’ın % 50 ortaklıkları ile müvekkili şirketin kurulduğunu, şirket ortakları tarafından kira sözleşmesindeki kiracının yeni kurulan şirket olduğuna dair karar alındığını, müvekkili şirketin otelin bitirilerek açılışa hazır hale getirilmesi için çalışmalara başlandığını, çeşitli firmalarla sözleşmeler yapıldığını, bu sözleşmeler gereği ödemelerde bulunulduğunu, kira bedellerinin davalılara ödendiğini, otelin yapımının tamamlanması ve açılışa hazır hale getirilmesi işlemlerinin müvekkili şirket tarafından yerine getirilmiş olduğunu, ancak davalıların aralarında anlaşarak müvekkili şirketin yetkili müdürü ...’ı tehdit etmek suretiyle Bodrum’dan uzaklaştırdıklarını, otelin malik olan davalılar tarafından kurulan bir şirket eliyle işletildiğini, şirket ortağı olan davalı ...

ile diğer davalıların aralarında kötü niyetli olarak anlaşmak suretiyle 17.11.2003 tarihli ibraname ile kira sözleşmesini feshederek birbirlerini ibra ettiklerini, oysaki kira sözleşmesinin muhatabının müvekkili şirket olup, davalılar tarafından yapılan işlemin müvekkili şirkete zarar vermek amacıyla yapılmış bulunduğunu, kira sözleşmesine konu otelin davalılar tarafından gasp edilmiş olduğunu ileri sürerek, davalılar tarafından hukuka aykırı olarak gasp edilmiş olan otelin davalılardan alınarak yasal zilyedi olan müvekkili şirkete geri verilmesini, müvekkilinin uğradığı gelir kaybı nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılan davada yargılama sırasında yapılan ıslah ile 493.500,00 YTL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, davacı şirketin ortağı olan ...’ın taahhütlerini yerine getirememesi nedeniyle otelin tamamlanamadığını, bu nedenle otelin mal sahiplerine teslim edildiğini, davanın haksız olduğunu savunarak, reddini istemiştir.

Diğer davalılar vekili, davaya konu taşınmazın müvekkilleri tarafından 06.12.2001 tarihli kira sözleşmesi ile ...’ya kiralanmış olduğunu, kira sözleşmesinin tarafının bu şahıs olup, sözleşmeden doğan hakların devredilmediğini, davacı şirketin sözkonusu kira sözleşmesine hiçbir zaman taraf olmadığını, ... ile yapılan fesih ve ibraname ile kira sözleşmesinin karşılıklı olarak feshedilerek davaya konu taşınmazın zilyetliğinin müvekkillerine teslim edilmiş bulunduğunu, davacının müvekkillerine yönelik taleplerinin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmış olduğu, davalı taşınmaz malikleri ile ... arasında akdedilen 06.11.2003 tarihli kira sözleşmesinde düzenlenen devre ilişkin hüküm gereğince ...’nun ortağı olduğu davacı şirkete kiralananın devrinin mümkün bulunduğu, davacı şirket tarafından yapılan kira ödemeleri dikkate alındığında bu devir işleminin karşı tarafa bildirilmemesine rağmen gerçekleşmiş olduğu, davacının otelin yasal zilyedi bulunduğunun kabulü gerektiği, bu durumda davacının oteli kullanamadığı dava tarihine kadar olan dönem için 124.493,23 YTL’ye hak kazandığı sonucuna varılarak, davanın kabulü ile davaya konu taşınmazın zilyetliğinin davacı şirkete geri verilmesine, 124.493,23 YTL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Mahkemece verilen karar davacı vekili tarafından süre tutum dilekçesi ile temyiz edilmiş ise de davacı taraf gerekçeli temyiz dilekçesi vermediği gibi davalıların temyiz dilekçesine verdiği yanıtta da mahkemece verilen kararın onanmasını istemiş olmasına göre davacı tarafından temyiz isteminden vazgeçildiğinin kabulü ile davacının temyiz isteminin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davalılardan ...’nun ortağı bulunduğu davacı şirketin davaya konu kira sözleşmesinin tarafı haline geldiğinin kabulünün gerekmesine göre davalılar vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

3- Dava, davacının kira sözleşmesine dayalı olarak işlettiği otelin davalılar tarafından hukuka aykırı olarak gasbedilmiş olduğu iddiasına dayalı olarak otelin davalılardan alınarak davacıya verilmesi, gelir kaybından dolayı uğranılan zararın tahsili istemlerine ilişkindir.

Mahkemece, kira sözleşmesindeki hak ve yükümlülüklerin davacı şirkete geçtiğinin kabulü yerinde ise de davalılardan otel maliklerinin davacı şirketin işlettiği oteli geri aldıkları, kira sözleşmesini feshettiklerinin anlaşılmasına göre artık taraflar arasındaki akdi ilişkinin sona erdiğinin kabulü gerekirken, mahkemece sona eren akdi ilişkiyi yeniden canlandıracak şekilde otelin zilyetliğinin davacı şirkete geri verilmesine ilişkin hüküm tesisi doğru değildir. Davacı bu durumda akdin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı zararları isteyebilir. Somut olayda otelin kullanılamaması nedeniyle uğranılan gelir kaybının hesabı için aralarında otelcilik ve turizm alanında bir uzmanın da bulunduğu bilirkişi kurulundan davacının akdin feshinden itibaren aynı nitelikteki bir işi bulabileceği makul bir sürenin tespit edilerek bu süre için davacının gelir kaybı zararının hesaplanması, buna ilişkin hesaplama yapılırken de davacının oteli işletmesi halinde yapması gereken işletme giderleri ve kira bedeli de düşülerek net kazancın bulunması, davacının uğradığı bu zarardan davalı otel malikleri ile malikler ile birlikte hareket ederek davacının zarara uğramasına sebebiyet veren davalı ...’nun sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekmekle hüküm altına alınan gelir kaybı hesabının açıklanan ilkeye göre yapılmaması nedeniyle kararın bu yönden de davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

4- Kabul şekline göre de davaya konu miktarın ıslah ile artırılmış olması nazara alınarak davanın reddedilen kısmına ilişkin olarak davalılar yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken, reddedilen kısım yönünden davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi ve tüm yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılarak kabul-red oranına göre paylaştırılmaması doğru görülmemiş, kabul şekli açısından kararın bu nedenle de davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK’nun 432/4 ncü maddesi uyarınca REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 20.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020096600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.