6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11247 E. 2013/14689 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dürüstlük kuralına aykırılık organik bağ ortaklık sözleşmesi zamanaşımı defi ceza zamanaşımı malvarlığına ilişkin dava dürüstlük kuralı dolandırıcılık ihbar haksız fiil kâr payı ıslah taahhütname dava sebebi zamanaşımı i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 60 · HMK — HMK 187 · HUMK — HUMK 235 · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davalı ... hakkında Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin yargılama sonucunda mahkemece verilen 16.11.2006 tarih ve 2002/614 esas ve 2006/359 karar sayılı kararı ile davalı ...'ün zincirleme olarak nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 30.04.2008 tarihli 2007/9719 E. 2008/3917 K. sayılı kararı ile bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra yapılan yargılamada […] Fadıl Akgündüz hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, Bakırköy 8 Ağır Ceza Mahkemesinin kararında suç tarihi olarak 1998,1999,2000 yılları gösterildiği, buna göre davacıların murisinin parasını yatırdığı yurt dışındaki dava dışı şirketten paraların bu tarihlerde davalı şirkete aktarıldığı, devam eden eylemler nedeniyle paranın aktarıldığı en son gün olarak 2000 yılının son günü olarak kabul edilmesi gerektiği, davacıların paraların davalılara aktarıldığını dava tarihinden önce öğrendiğine dair dosya içerisinde herhangi bir delil bulunmadığı bu nedenle bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, ancak paraların aktarıldığı iddia edilen tarihten davanın açıldığı, 17.02.2011 tarihine kadar ve davanın ıslah edildiği 11.04.2012 tarihine kadar Borçlar Kanunu'nun 60.maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu nedenle davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve davalı tarafin 818s. BK'nun 60. maddesi uyarınca zamanaşımı definde bulunduğu, olayda paranın yatınlış tarihine göre anılan maddede öngörülen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gibi, ceza zamanaşımı süresinin de gerek kısmi davada talep edilen ve gerekse de ıslahla artırılan miktar bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Her ne kadar davacı taraf davalıların sorumluluğu bakımından haksız fiil iddiası dışında başka hukuki sebebler de ileri sürmüş ise de; aşağıda ayrıntılı olarak izah edileceği üzere davacı taraf yurt dışınada kurulu bulunan Jetpa AG'ye para yatırdığım ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin Fadıl Akgündüz olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın zamanaşımı definin mahkemenin de kabulünde olduğu üzere haksız fiil hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir. Ancak, davada gerçekten de zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafin iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykın olup olmadığı hususudur. Her ne kadar bir borçlunun borcunun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve zamanaşımı definin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı definin ileri sürülmesi dürüstlükle bağdaşmayabilir.( K.Oğuzman, T.Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2009, s. 482) zamanaşımı definin ileri sürülmesinin hangi hallerde dürüstlük kuralına aykın bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir. Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmektedir. (age,s. 482 vd.) Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında çalışan davacıdan "JETPA” ibarelerinin büyük puntolarla "International marketing and tradıng AG” ibarelerinin küçük harflerle yazıldığı "Ortaklık Sözleşmesi" başlıklı belge karşılığında para tahsil edilmiş olup, dosya içerisinde bulunan belgenin içeriğinden ise firmanın yani yurt dışında kurulu firmanın otomotiv, inşaat, tekstil, turizm, medya, ilaç ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren yabancı bir holdingin ortağı olduğu (ki bahsi geçen Holdingin davalı şirket olduğu da çekişmesizdir.), yatırılan tutann yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 60 aylık fesh-i ihbar müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr payı paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının taahhüt edildiği anlaşılmaktadır. Yine davada çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisi davalılardan Fadıl Akgündüz olup, dava tarihi itibariyle anılan şirketin herhangi bir malvarlığı ve ödeme gücü mevcut değildir. Yine davalı tarafın kabulünde olduğu ve ortaklık sözleşmesinde yazılı olduğu üzere toplanan paralar da Türkiye’ye gönderilmiş bulunmaktadır. Davadaki zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüslük kuralına aykın bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olgulann göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir. Bu noktada nazara alınması gereken bir başka husus da (HUMK'nun 235 ve HMK’nun 187/2 nci maddesi uyannca herkesçe bilinmesi nedeniyle çekişmesiz olan) davalılardan Fadıl Akgündüz'ün diğer davalı ... vasıtasıyla Türkiye'de çok büyük yatınmlar yapacağı yönünde reklamlar yapması ve yatınmcılanna Önemli ölçüde kâr vereceği taahhüdünde bulunması hususudur. Davacı taraf da davada bu nedenle yurt dışındaki şirkete para verdiği iddiasındadır. Yukanda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan, davacının organik bağ içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 60 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatınlış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.

Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın yerinde bulunmayan zamanaşımı definin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15761 E. 2013/14688 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Dürüstlük kuralına aykırılık

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11248 E. 2013/14690 K.

    Ortak: · zamanaşımı var

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11245 E. 2013/14687 K.

    Ortak: · zamanaşımı var

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4717 E. 2014/7735 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/11247 E.  ,  2013/14689 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/05/2012 tarih ve 2011/788-2012/278 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ...'in yurt dışında çalışmak için gurbetçi olarak giden ve zor koşullarda biriktirdiği kazancının hem ülkesinde değerlendirilmesi hemde istediği zaman geri alabileceği karlı bir yatırıma dönüştürmek için davalılara makbuz karşılığında 29.969,95.DM yatırdığını, paranın tahsili anında ve sonrasında defalarca bizzat davalı şirket temsilcileri tarafından paranın her istediği an geri alabileceği ve yüksek oranda kar verileceği taahhüdünde bulunulduğunu, davalıların müvekkili ile birlikte aynı yöntemle binlerce gurbetçiden nakit para topladığını, müvekkillerinin murisi 2006 yılında ihtiyacı nedeniyle ödediği parasının şifai olarak talep ettiğini, ancak her defasında sonraki bir tarihte ödeneceği sözü verildiğini, ancak ödeme yapılmadığını , davalıların sermaye piyasası kuruluna herhangi bir başvuru yapmadan halka arz izni almadan bankalar kanunu, Ticaret Kanunu, Sermaye Piyasası kanunu ve Borçlar Kanunu ile ilgili diğer kanunların açık hükümlerine aykırı olarak müvekkilinden para tahsil ettiklerini, bu faaliyetlerini geçerli bir hisse senedi satımı yapılmış gibi göstermeye çalıştıklarını, davalıların açıkça kanuna aykırı hareket etmek suretiyle müvekkillerinin murisinden mevduat topladıklarını, gerçek olmadığını bile bile müvekkillerinin murisini ve daha binlerce kişiyi kandırarak basiretli bir iş adamı gibi davranmadıklarını, davalıların dolandırmak kastı ile hareket ettiğini ve TTK anlamında usulsüz sözleşmelere dayanarak insanları kandırdıklarını, dolayısıyla kanunun açık hükümlerine aykırı olarak halka arz izni olmadan kurulan sözde ortaklık ilişkisinin geçerli olmayacağını, davalıların sermaye piyasası kanununa aykırı şekilde aracılık faaliyeterinde bulunduklarını, davalıların hisse senetlerini bu şekilde pazarlaması ve satmasının ilgili kanun maddeleri ve bu konuda düzenlenmiş resmi kurum raporları uyarınca mümkün olmadığını, davalılar tarafından yürütülen söz konusu para toplama faaliyetinin özellikle planlı ve bilinçli olarak yürütülmesi nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu, müvekkillerinin murisinin şirket ortağı yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, davalı ...'ün paravan olarak kullandığı davalı şirket ile birlikte müvekkillerinin zararından TTK 336.maddesi gereğince sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile davalılara verilen 29.969,95.DM alacağının karşılığı 33.120.-TL 'den şimdilik 8.000.-TL kısmının ödendiği tarihten itibaren işleyecek ticaret faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, usule yönelik olarak zamanaşımı ve husumet itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davalı ... hakkında Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin yargılama sonucunda mahkemece verilen 16.11.2006 tarih ve 2002/614 esas ve 2006/359 karar sayılı kararı ile davalı ...'ün zincirleme olarak nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 30.04.2008 tarihli 2007/9719 E. 2008/3917 K. sayılı kararı ile bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra yapılan yargılamada […] Fadıl Akgündüz hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, Bakırköy 8 Ağır Ceza Mahkemesinin kararında suç tarihi olarak 1998,1999,2000 yılları gösterildiği, buna göre davacıların murisinin parasını yatırdığı yurt dışındaki dava dışı şirketten paraların bu tarihlerde davalı şirkete aktarıldığı, devam eden eylemler nedeniyle paranın aktarıldığı en son gün olarak 2000 yılının son günü olarak kabul edilmesi gerektiği, davacıların paraların davalılara aktarıldığını dava tarihinden önce öğrendiğine dair dosya içerisinde herhangi bir delil bulunmadığı bu nedenle bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, ancak paraların aktarıldığı iddia edilen tarihten davanın açıldığı, 17.02.2011 tarihine kadar ve davanın ıslah edildiği 11.04.2012 tarihine kadar Borçlar Kanunu'nun 60.maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu nedenle davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve davalı tarafin 818s. BK'nun 60. maddesi uyarınca zamanaşımı definde bulunduğu, olayda paranın yatınlış tarihine göre anılan maddede öngörülen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gibi, ceza zamanaşımı süresinin de gerek kısmi davada talep edilen ve gerekse de ıslahla artırılan miktar bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Her ne kadar davacı taraf davalıların sorumluluğu bakımından haksız fiil iddiası dışında başka hukuki sebebler de ileri sürmüş ise de; aşağıda ayrıntılı olarak izah edileceği üzere davacı taraf yurt dışınada kurulu bulunan Jetpa AG'ye para yatırdığım ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin Fadıl Akgündüz olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın zamanaşımı definin mahkemenin de kabulünde olduğu üzere haksız fiil hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir. Ancak, davada gerçekten de zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafin iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykın olup olmadığı hususudur.

Her ne kadar bir borçlunun borcunun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve zamanaşımı definin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı definin ileri sürülmesi dürüstlükle bağdaşmayabilir.( K.Oğuzman, T.Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2009, s. 482) zamanaşımı definin ileri sürülmesinin hangi hallerde dürüstlük kuralına aykın bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir.

Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmektedir. (age,s. 482 vd.) Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında çalışan davacıdan "JETPA” ibarelerinin büyük puntolarla "International marketing and tradıng AG” ibarelerinin küçük harflerle yazıldığı "Ortaklık Sözleşmesi" başlıklı belge karşılığında para tahsil edilmiş olup, dosya içerisinde bulunan belgenin içeriğinden ise firmanın yani yurt dışında kurulu firmanın otomotiv, inşaat, tekstil, turizm, medya, ilaç ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren yabancı bir holdingin ortağı olduğu (ki bahsi geçen Holdingin davalı şirket olduğu da çekişmesizdir.), yatırılan tutann yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 60 aylık fesh-i ihbar müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr payı paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının taahhüt edildiği anlaşılmaktadır.

Yine davada çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisi davalılardan Fadıl Akgündüz olup, dava tarihi itibariyle anılan şirketin herhangi bir malvarlığı ve ödeme gücü mevcut değildir. Yine davalı tarafın kabulünde olduğu ve ortaklık sözleşmesinde yazılı olduğu üzere toplanan paralar da Türkiye’ye gönderilmiş bulunmaktadır. Davadaki zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüslük kuralına aykın bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olgulann göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir. Bu noktada nazara alınması gereken bir başka husus da (HUMK'nun 235 ve HMK’nun 187/2 nci maddesi uyannca herkesçe bilinmesi nedeniyle çekişmesiz olan) davalılardan Fadıl Akgündüz'ün diğer davalı ...

vasıtasıyla Türkiye'de çok büyük yatınmlar yapacağı yönünde reklamlar yapması ve yatınmcılanna Önemli ölçüde kâr vereceği taahhüdünde bulunması hususudur. Davacı taraf da davada bu nedenle yurt dışındaki şirkete para verdiği iddiasındadır. Yukanda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan, davacının organik bağ içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 60 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatınlış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.

Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın yerinde bulunmayan zamanaşımı definin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043550900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.