Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11247 E. 2013/14689 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dürüstlük kuralına aykırılık↗ organik bağ↗ ortaklık sözleşmesi↗ zamanaşımı defi↗ ceza zamanaşımı↗ malvarlığına ilişkin dava↗ dürüstlük kuralı↗ dolandırıcılık↗ ihbar↗ haksız fiil↗ kâr payı↗ ıslah↗ taahhütname↗ dava sebebi↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı ... hakkında Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin yargılama sonucunda mahkemece verilen 16.11.2006 tarih ve 2002/614 esas ve 2006/359 karar sayılı kararı ile davalı ...'ün zincirleme olarak nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 30.04.2008 tarihli 2007/9719 E. 2008/3917 K. sayılı kararı ile bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra yapılan yargılamada […] Fadıl Akgündüz hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, Bakırköy 8 Ağır Ceza Mahkemesinin kararında suç tarihi olarak 1998,1999,2000 yılları gösterildiği, buna göre davacıların murisinin parasını yatırdığı yurt dışındaki dava dışı şirketten paraların bu tarihlerde davalı şirkete aktarıldığı, devam eden eylemler nedeniyle paranın aktarıldığı en son gün olarak 2000 yılının son günü olarak kabul edilmesi gerektiği, davacıların paraların davalılara aktarıldığını dava tarihinden önce öğrendiğine dair dosya içerisinde herhangi bir delil bulunmadığı bu nedenle bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, ancak paraların aktarıldığı iddia edilen tarihten davanın açıldığı, 17.02.2011 tarihine kadar ve davanın ıslah edildiği 11.04.2012 tarihine kadar Borçlar Kanunu'nun 60.maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu nedenle davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve davalı tarafin 818s. BK'nun 60. maddesi uyarınca zamanaşımı definde bulunduğu, olayda paranın yatınlış tarihine göre anılan maddede öngörülen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gibi, ceza zamanaşımı süresinin de gerek kısmi davada talep edilen ve gerekse de ıslahla artırılan miktar bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı taraf davalıların sorumluluğu bakımından haksız fiil iddiası dışında başka hukuki sebebler de ileri sürmüş ise de; aşağıda ayrıntılı olarak izah edileceği üzere davacı taraf yurt dışınada kurulu bulunan Jetpa AG'ye para yatırdığım ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin Fadıl Akgündüz olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın zamanaşımı definin mahkemenin de kabulünde olduğu üzere haksız fiil hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir. Ancak, davada gerçekten de zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafin iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykın olup olmadığı hususudur. Her ne kadar bir borçlunun borcunun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve zamanaşımı definin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı definin ileri sürülmesi dürüstlükle bağdaşmayabilir.( K.Oğuzman, T.Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2009, s. 482) zamanaşımı definin ileri sürülmesinin hangi hallerde dürüstlük kuralına aykın bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir. Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmektedir. (age,s. 482 vd.) Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında çalışan davacıdan "JETPA” ibarelerinin büyük puntolarla "International marketing and tradıng AG” ibarelerinin küçük harflerle yazıldığı "Ortaklık Sözleşmesi" başlıklı belge karşılığında para tahsil edilmiş olup, dosya içerisinde bulunan belgenin içeriğinden ise firmanın yani yurt dışında kurulu firmanın otomotiv, inşaat, tekstil, turizm, medya, ilaç ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren yabancı bir holdingin ortağı olduğu (ki bahsi geçen Holdingin davalı şirket olduğu da çekişmesizdir.), yatırılan tutann yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 60 aylık fesh-i ihbar müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr payı paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının taahhüt edildiği anlaşılmaktadır. Yine davada çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisi davalılardan Fadıl Akgündüz olup, dava tarihi itibariyle anılan şirketin herhangi bir malvarlığı ve ödeme gücü mevcut değildir. Yine davalı tarafın kabulünde olduğu ve ortaklık sözleşmesinde yazılı olduğu üzere toplanan paralar da Türkiye’ye gönderilmiş bulunmaktadır. Davadaki zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüslük kuralına aykın bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olgulann göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir. Bu noktada nazara alınması gereken bir başka husus da (HUMK'nun 235 ve HMK’nun 187/2 nci maddesi uyannca herkesçe bilinmesi nedeniyle çekişmesiz olan) davalılardan Fadıl Akgündüz'ün diğer davalı ... vasıtasıyla Türkiye'de çok büyük yatınmlar yapacağı yönünde reklamlar yapması ve yatınmcılanna Önemli ölçüde kâr vereceği taahhüdünde bulunması hususudur. Davacı taraf da davada bu nedenle yurt dışındaki şirkete para verdiği iddiasındadır. Yukanda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan, davacının organik bağ içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 60 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatınlış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın yerinde bulunmayan zamanaşımı definin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15761 E. 2013/14688 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · organik bağ · ortaklık sözleşmesi · ceza zamanaşımı · malvarlığına ilişkin dava · dürüstlük kuralı · ihbar · haksız fiil · zamanaşımı var · Tazminat
İncelediğiniz karardaBilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu «dürüstlük kuralına aykırılık» olarak kabul edilmektedir. (age,s.
Yukanda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan, davacının «organik bağ» içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 60 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatınlış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı definin» ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
BK'nun 60. maddesi uyarınca «zamanaşımı» definde bulunduğu, olayda paranın yatınlış tarihine göre anılan maddede öngörülen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gibi, «ceza zamanaşımı» süresinin de gerek kısmi davada talep edilen ve gerekse de ıslahla artırılan miktar bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu «dürüstlük kuralına aykırılık» olarak kabul edilmektedir. (age,s.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan davacının «organik bağ» içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 60 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından yatırıldığı belirtilen ödemelerin 1999 yılında yapıldığı, BK 60. maddesinde öngörülen 1 ve 10 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin aynı zamanda «ceza zamanaşımı» itibariyle de davanın açıldığı tarihte dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı def'i · def'i
Benzer bu karardaBK'nun 60. maddesi uyarınca «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, olayda paranın yatırılış tarihine göre anılan maddede öngörülen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gibi, «ceza zamanaşımı» süresinin de gerek kısmi davada talep edilen ve gerekse de ıslahla artırılan miktar bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı taraf davalıların sorumluluğu bakımından «haksız fiil» iddiası dışında başka hukuki «sebebler» de ileri sürmüş ise de; aşağıda ayrıntılı olarak izah edileceği üzere davacı taraf yurt dışında kurulu bulunan Jetpa AG'ye para yatırdığını ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin Fadıl Akgündüz olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin mahkemenin de kabulünde olduğu üzere haksız fiil hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
Ancak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
Her ne kadar bir borçlunun borcunun «zamanaşımına» uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlükl …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11248 E. 2013/14690 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · organik bağ · ortaklık sözleşmesi · ceza zamanaşımı · malvarlığına ilişkin dava · dürüstlük kuralı · dolandırıcılık · ihbar · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu «dürüstlük kuralına aykırılık» olarak kabul edilmektedir. (age,s.
Yukanda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan, davacının «organik bağ» içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 60 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatınlış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı definin» ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Mahkemece, davalı ... hakkında Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan nitelikli «dolandırıcılık» suçuna ilişkin yargılama sonucunda mahkemece verilen 16.11.2006 tarih ve 2002/614 esas ve 2006/359 karar sayılı kararı ile davalı ...'ün zincirleme olarak nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 11.
Benzer bu karardaBilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu «dürüstlük kuralına aykırılık» olarak kabul edilmektedir (age,s.
Ağır Ceza Mahkemesi' nde açılan nitelikli «dolandırıcılık» suçuna ilişkin yargılamada suç tarihi olarak 1998 - 1999 - 2000 yılları gösterildiği, buna göre davacının parasını yatırdığını iddia ettiği yurt dışındaki dava dışı şirketten paraların bu tarihlerde davalı şirkete aktarıldığı, devam eden eylemler nedeniyle paranın aktarıldığı en «son» gün olarak 2000 yılının son günü olarak kabul edilmesi gerektiği, buna göre bu tarihten davanın açıldığı, 24.12.2008 tarihine kadar BK.nun 60. maddesinde düzenlenen 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin geçmediği, davacıların paraların davalılara aktarıldığını, dava tarihinden önce öğrendiğine dair dosya içerisinde herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, davacılar tarafından açılan ilk dava ile ilgili zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davacıların «ıslah» ettiği «bölüme» ilişkin zamanaşımı itirazının incelenmesinde ise paraların aktarıldığı tarih, dava tarihi ve ıslah tarihi göz önüne alındığında BK. nun 60. maddesinde belirtilen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin ıslah edilen bölüm için dolduğu, bu nedenle davalı tarafın ıslah edilen bölüme ilişkin zamanaşımı itirazının yerinde olduğu, davacı taraf verilen süre ve «kesin» sürelere rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığından dolayı «bilirkişi incelemesi» yaptırılamadığı, davacıların yurt dışındaki şirketten alacaklı olup olmadığı, yabancı şirketler ile davalı şirketin ilişkisi, yabancı şirketten davalı şirkete para aktarılıp aktarılamadığı, yabancı şirketin davalı şirkete bağımlı olup olmadığı, davacıların sessiz ortak olup olmadığı, «ortaklık ilişkisi» ve davalıların varsa davacı alacağından sorumlu olup olmadıkları hususlarının davalının «ticari defter» ve belgeleri ile dosya üzerinde TTK ve HMK hükümleri gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılarak açığa kavuşacağı, bilirkişi incelemesi yapılmadan davacıların tale …
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · ara karar · ikrar · zamanaşımı def'i · iş bölümü · def'i · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaAğır Ceza Mahkemesi' nde açılan nitelikli «dolandırıcılık» suçuna ilişkin yargılamada suç tarihi olarak 1998 - 1999 - 2000 yılları gösterildiği, buna göre davacının parasını yatırdığını iddia ettiği yurt dışındaki dava dışı şirketten paraların bu tarihlerde davalı şirkete aktarıldığı, devam eden eylemler nedeniyle paranın aktarıldığı en «son» gün olarak 2000 yılının son günü olarak kabul edilmesi gerektiği, buna göre bu tarihten davanın açıldığı, 24.12.2008 tarihine kadar BK.nun 60. maddesinde düzenlenen 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin geçmediği, davacıların paraların davalılara aktarıldığını, dava tarihinden önce öğrendiğine dair dosya içerisinde herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, davacılar tarafından açılan ilk dava ile ilgili zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davacıların «ıslah» ettiği «bölüme» ilişkin zamanaşımı itirazının incelenmesinde ise paraların aktarıldığı tarih, dava tarihi ve ıslah tarihi göz önüne alındığında BK. nun 60. maddesinde belirtilen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin ıslah edilen bölüm için dolduğu, bu nedenle davalı tarafın ıslah edilen bölüme ilişkin zamanaşımı itirazının yerinde olduğu, davacı taraf verilen süre ve «kesin» sürelere rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığından dolayı «bilirkişi incelemesi» yaptırılamadığı, davacıların yurt dışındaki şirketten alacaklı olup olmadığı, yabancı şirketler ile davalı şirketin ilişkisi, yabancı şirketten davalı şirkete para aktarılıp aktarılamadığı, yabancı şirketin davalı şirkete bağımlı olup olmadığı, davacıların sessiz ortak olup olmadığı, «ortaklık ilişkisi» ve davalıların varsa davacı alacağından sorumlu olup olmadıkları hususlarının davalının «ticari defter» ve belgeleri ile dosya üzerinde TTK ve HMK hükümleri gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılarak açığa kavuşacağı, bilirkişi incelemesi yapılmadan davacıların tale …
Ancak, gerek anılan oturumda ve gerekse de bir önceki oturumda alınan «ara» kararlarında, davacının Jetpa International Marketing and Trading AG’den alacaklı olup olmadığı, davalılar ile anılan şirket arasındaki ilişkinin mahiyeti, bu şirketten davalılara para akışı olup olmadığı, yine bu şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve nihayet aynı borçtan davalıların sorumlu olup olmayacakları hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden «ara» kararında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların «ibraz» edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkca ters düşmektedir.
Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler çerçevesinde, mahkemece «bilirkişi incelemesi» yönünde verilen «ara» kararının usul ve yasaya aykırı olmasından ötürü, söz konusu ara kararına uyulmamasının davacı yan aleyhine usuli sonuç doğurması söz konusu değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11245 E. 2013/14687 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · organik bağ · ortaklık sözleşmesi · ceza zamanaşımı · malvarlığına ilişkin dava · dürüstlük kuralı · dolandırıcılık · ihbar · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu «dürüstlük kuralına aykırılık» olarak kabul edilmektedir. (age,s.
Yukanda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan, davacının «organik bağ» içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 60 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatınlış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı definin» ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Mahkemece, davalı ... hakkında Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan nitelikli «dolandırıcılık» suçuna ilişkin yargılama sonucunda mahkemece verilen 16.11.2006 tarih ve 2002/614 esas ve 2006/359 karar sayılı kararı ile davalı ...'ün zincirleme olarak nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 11.
Benzer bu karardaBilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu «dürüstlük kuralına aykırılık» olarak kabul edilmektedir (age,s.
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Yine, henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte, davalı gerçek kişi hakkında «dolandırıcılık» suçundan açılan ceza davasında da aynı yönde saptamalar yapıldığı ortadadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · ara karar · ikrar · zamanaşımı def'i · iş bölümü · def'i · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, paraların aktarıldığı tarih, dava tarihi ve «ıslah» tarihi göz önüne alındığında Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde belirtilen 1 yıllık ve 10 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin ıslah edilen «bölüm» için dolduğu, bu nedenle davalı tarafın ıslah edilen bölüme ilişkin zamanaşımı itirazının yerinde olduğu, davacı verilen süre ve «kesin» sürelere rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığından «bilirkişi incelemesi» yaptırılamadığı, davacının yurt dışındaki şirketten alacaklı olup olmadığı, yabancı şirketler ile davalı şirketin ilişkisi, yabancı şirketten davalı şirkete para aktarılıp aktarılamadığı, yabancı şirketin davalı şirkete bağımlı olup olmadığı, davacının sessiz ortak olup olmadığı, «ortaklık ilişkisi» ve davalıların varsa davacı alacağından sorumlu olup olmadıkları hususlarının davalı şirketin «ticari defter» ve belgeleri ile dosya üzerinde TTK ve HMK hükümleri gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılarak açığa kavuşacağı, bilirkişi incelemesi yapılmadan davacının talebi …
Ancak, gerek anılan oturumda ve gerekse de bir önceki oturumda alınan «ara» kararlarında, davacının Jetpa International Marketing and Trading A.G’den alacaklı olup olmadığı, davalılar ile anılan şirket arasındaki ilişkinin mahiyeti, bu şirketten davalılara para akışı olup olmadığı, yine bu şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve nihayet aynı borçtan davalıların sorumlu olup olmayacakları hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden «ara» kararında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların «ibraz» edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkca ters düşmektedir.
Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler çerçevesinde, mahkemece «bilirkişi incelemesi» yönünde verilen «ara» kararının usul ve yasaya aykırı olmasından ötürü, söz konusu ara kararına uyulmamasının davacı yan aleyhine usuli sonuç doğurması söz konusu değildir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4717 E. 2014/7735 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · organik bağ · ortaklık sözleşmesi · malvarlığına ilişkin dava · dürüstlük kuralı · ihbar · haksız fiil · kâr payı · zamanaşımı var · Tazminat
İncelediğiniz karardaBilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu «dürüstlük kuralına aykırılık» olarak kabul edilmektedir. (age,s.
… tırılan tutann yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 60 aylık fesh-i «ihbar» müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr «payı» paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının «taahhüt» edildiği anlaşılmaktadır.
Yukanda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan, davacının «organik bağ» içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 60 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatınlış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı definin» ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Benzer bu karardaDava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, gerek «ortaklık sözleşmesinin» yapıldığı, gerek katılım «payının» ödendiği, gerekse dava dışı ortaklara söz konusu paraların aktarıldığı belirtilen tarihler gözetildiğinde 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu «dürüstlük kuralına aykırılık» olarak kabul edilmektedir. (age, s.
… ırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 12 aylık fesh-i «ihbar» müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr «payı» paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının «taahhüt» edildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı def'i · def'i · temerrüt
Benzer bu karardaA. olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «haksız fiil» hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
Ancak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
Her ne kadar bir borçlunun borcunun «zamanaşımına» uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlükl …
Davadaki «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin dürüslük kuralına aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11247 E. , 2013/14689 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/05/2012 tarih ve 2011/788-2012/278 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ...'in yurt dışında çalışmak için gurbetçi olarak giden ve zor koşullarda biriktirdiği kazancının hem ülkesinde değerlendirilmesi hemde istediği zaman geri alabileceği karlı bir yatırıma dönüştürmek için davalılara makbuz karşılığında 29.969,95.DM yatırdığını, paranın tahsili anında ve sonrasında defalarca bizzat davalı şirket temsilcileri tarafından paranın her istediği an geri alabileceği ve yüksek oranda kar verileceği taahhüdünde bulunulduğunu, davalıların müvekkili ile birlikte aynı yöntemle binlerce gurbetçiden nakit para topladığını, müvekkillerinin murisi 2006 yılında ihtiyacı nedeniyle ödediği parasının şifai olarak talep ettiğini, ancak her defasında sonraki bir tarihte ödeneceği sözü verildiğini, ancak ödeme yapılmadığını , davalıların sermaye piyasası kuruluna herhangi bir başvuru yapmadan halka arz izni almadan bankalar kanunu, Ticaret Kanunu, Sermaye Piyasası kanunu ve Borçlar Kanunu ile ilgili diğer kanunların açık hükümlerine aykırı olarak müvekkilinden para tahsil ettiklerini, bu faaliyetlerini geçerli bir hisse senedi satımı yapılmış gibi göstermeye çalıştıklarını, davalıların açıkça kanuna aykırı hareket etmek suretiyle müvekkillerinin murisinden mevduat topladıklarını, gerçek olmadığını bile bile müvekkillerinin murisini ve daha binlerce kişiyi kandırarak basiretli bir iş adamı gibi davranmadıklarını, davalıların dolandırmak kastı ile hareket ettiğini ve TTK anlamında usulsüz sözleşmelere dayanarak insanları kandırdıklarını, dolayısıyla kanunun açık hükümlerine aykırı olarak halka arz izni olmadan kurulan sözde ortaklık ilişkisinin geçerli olmayacağını, davalıların sermaye piyasası kanununa aykırı şekilde aracılık faaliyeterinde bulunduklarını, davalıların hisse senetlerini bu şekilde pazarlaması ve satmasının ilgili kanun maddeleri ve bu konuda düzenlenmiş resmi kurum raporları uyarınca mümkün olmadığını, davalılar tarafından yürütülen söz konusu para toplama faaliyetinin özellikle planlı ve bilinçli olarak yürütülmesi nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu, müvekkillerinin murisinin şirket ortağı yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, davalı ...'ün paravan olarak kullandığı davalı şirket ile birlikte müvekkillerinin zararından TTK 336.maddesi gereğince sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile davalılara verilen 29.969,95.DM alacağının karşılığı 33.120.-TL 'den şimdilik 8.000.-TL kısmının ödendiği tarihten itibaren işleyecek ticaret faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, usule yönelik olarak zamanaşımı ve husumet itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı ... hakkında Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin yargılama sonucunda mahkemece verilen 16.11.2006 tarih ve 2002/614 esas ve 2006/359 karar sayılı kararı ile davalı ...'ün zincirleme olarak nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 30.04.2008 tarihli 2007/9719 E. 2008/3917 K. sayılı kararı ile bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra yapılan yargılamada […] Fadıl Akgündüz hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, Bakırköy 8 Ağır Ceza Mahkemesinin kararında suç tarihi olarak 1998,1999,2000 yılları gösterildiği, buna göre davacıların murisinin parasını yatırdığı yurt dışındaki dava dışı şirketten paraların bu tarihlerde davalı şirkete aktarıldığı, devam eden eylemler nedeniyle paranın aktarıldığı en son gün olarak 2000 yılının son günü olarak kabul edilmesi gerektiği, davacıların paraların davalılara aktarıldığını dava tarihinden önce öğrendiğine dair dosya içerisinde herhangi bir delil bulunmadığı bu nedenle bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, ancak paraların aktarıldığı iddia edilen tarihten davanın açıldığı, 17.02.2011 tarihine kadar ve davanın ıslah edildiği 11.04.2012 tarihine kadar Borçlar Kanunu'nun 60.maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu nedenle davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve davalı tarafin 818s. BK'nun 60. maddesi uyarınca zamanaşımı definde bulunduğu, olayda paranın yatınlış tarihine göre anılan maddede öngörülen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gibi, ceza zamanaşımı süresinin de gerek kısmi davada talep edilen ve gerekse de ıslahla artırılan miktar bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı taraf davalıların sorumluluğu bakımından haksız fiil iddiası dışında başka hukuki sebebler de ileri sürmüş ise de; aşağıda ayrıntılı olarak izah edileceği üzere davacı taraf yurt dışınada kurulu bulunan Jetpa AG'ye para yatırdığım ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin Fadıl Akgündüz olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın zamanaşımı definin mahkemenin de kabulünde olduğu üzere haksız fiil hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir. Ancak, davada gerçekten de zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafin iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykın olup olmadığı hususudur.
Her ne kadar bir borçlunun borcunun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve zamanaşımı definin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı definin ileri sürülmesi dürüstlükle bağdaşmayabilir.( K.Oğuzman, T.Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2009, s. 482) zamanaşımı definin ileri sürülmesinin hangi hallerde dürüstlük kuralına aykın bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmektedir. (age,s. 482 vd.) Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında çalışan davacıdan "JETPA” ibarelerinin büyük puntolarla "International marketing and tradıng AG” ibarelerinin küçük harflerle yazıldığı "Ortaklık Sözleşmesi" başlıklı belge karşılığında para tahsil edilmiş olup, dosya içerisinde bulunan belgenin içeriğinden ise firmanın yani yurt dışında kurulu firmanın otomotiv, inşaat, tekstil, turizm, medya, ilaç ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren yabancı bir holdingin ortağı olduğu (ki bahsi geçen Holdingin davalı şirket olduğu da çekişmesizdir.), yatırılan tutann yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 60 aylık fesh-i ihbar müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr payı paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının taahhüt edildiği anlaşılmaktadır.
Yine davada çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisi davalılardan Fadıl Akgündüz olup, dava tarihi itibariyle anılan şirketin herhangi bir malvarlığı ve ödeme gücü mevcut değildir. Yine davalı tarafın kabulünde olduğu ve ortaklık sözleşmesinde yazılı olduğu üzere toplanan paralar da Türkiye’ye gönderilmiş bulunmaktadır. Davadaki zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüslük kuralına aykın bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olgulann göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir. Bu noktada nazara alınması gereken bir başka husus da (HUMK'nun 235 ve HMK’nun 187/2 nci maddesi uyannca herkesçe bilinmesi nedeniyle çekişmesiz olan) davalılardan Fadıl Akgündüz'ün diğer davalı ...
vasıtasıyla Türkiye'de çok büyük yatınmlar yapacağı yönünde reklamlar yapması ve yatınmcılanna Önemli ölçüde kâr vereceği taahhüdünde bulunması hususudur. Davacı taraf da davada bu nedenle yurt dışındaki şirkete para verdiği iddiasındadır. Yukanda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan, davacının organik bağ içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 60 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatınlış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın yerinde bulunmayan zamanaşımı definin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043550900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz