Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4717 E. 2014/7735 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dürüstlük kuralına aykırılık↗ organik bağ↗ ortaklık sözleşmesi↗ malvarlığına ilişkin dava↗ zamanaşımı def'i↗ dürüstlük kuralı↗ def'i↗ ihbar↗ haksız fiil↗ kâr payı↗ taahhütname↗ dava sebebi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacının sessiz ortak sıfatı ile ödemiş olduğu paralara ilişkin makbuzlar, ortaklık sözleşmesi tarihlerinin 2000 yılına ait olduğu, davadan önce davalıların temerrüde düşürülmediği ve zamanaşımını kesen herhangi bir işlemin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı sebebi ile reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, gerek ortaklık sözleşmesinin yapıldığı, gerek katılım payının ödendiği, gerekse dava dışı ortaklara söz konusu paraların aktarıldığı belirtilen tarihler gözetildiğinde 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Aşağıda ayrıntılı olarak izah edileceği üzere davacı taraf yurt dışında kurulu bulunan J.AG'ye para yatırdığını ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin M. F. A. olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın zamanaşımı def'inin haksız fiil hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir. Ancak, davada gerçekten de zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı hususudur. Her ne kadar bir borçlunun borcunun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlükle bağdaşmayabilir. (K.Oğuzman, T.Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2009, s. 482) Zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin hangi hallerde dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmektedir. (age, s. 482 vd.) Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında çalışan davacıdan "J." ibarelerinin büyük puntolarla "ınternational marketing and tradıng AG" ibarelerinin küçük harflerle yazıldığı "Ortaklık Sözleşmesi" başlıklı belge karşılığında para tahsil edilmiş olup, dosya içerisinde bulunan belgenin içeriğinden ise firmanın yani yurt dışında kurulu firmanın otomotiv, inşaat, tekstil, turizm, medya, ilaç ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren yabancı bir holdingin ortağı olduğu (ki bahsi geçen Holdingin davalı Holding olduğu da çekişmesizdir.), yatırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 12 aylık fesh-i ihbar müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr payı paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının taahhüt edildiği anlaşılmaktadır. Yine davada çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisi davalılardan M. F. A. olup, dava tarihi itibariyle anılan şirketin herhangi bir malvarlığı ve ödeme gücü mevcut değildir. Yine davalı tarafın kabulünde olduğu ve ortaklık sözleşmesinde yazılı olduğu üzere toplanan paralar da Türkiye'ye gönderilmiş bulunmaktadır. Davadaki zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüslük kuralına aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir. Bu noktada nazara alınması gereken bir başka husus da (HUMK'nın 235 ve HMK'nın 187/2'nci maddesi uyarınca herkesce bilinmesi nedeniyle çekişmesiz olan) davalılardan M. F. A.'ün diğer davalı Holding vasıtasıyla Türkiye'de çok büyük yatırımlar yapacağı yönünde reklamlar yapması ve yatırımcılarına önemli ölçüde kâr vereceği taahhüdünde bulunması hususudur. Davacı taraf da davada bu nedenle yurt dışındaki şirkete para verdiği iddiasındadır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan davacının organik bağ içinde olduğu ve davalı F. A.ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 12 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın yerinde bulunmayan zamanaşımı def'inin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4274 E. 2013/20194 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · organik bağ · ortaklık sözleşmesi · malvarlığına ilişkin dava · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · ihbar · zamanaşımı var · Tazminat
İncelediğiniz karardaAncak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
… telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
A. olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «haksız fiil» hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
Benzer bu karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan davacının «organik bağ» içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 12 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Ancak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
AG'ye para yatırdığını ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin... olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «haksız fiil» hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15761 E. 2013/14688 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · organik bağ · ortaklık sözleşmesi · malvarlığına ilişkin dava · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · ihbar · zamanaşımı var · Tazminat
İncelediğiniz karardaAncak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
… telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
A. olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «haksız fiil» hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
Benzer bu karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan davacının «organik bağ» içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 60 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Ancak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
BK'nun 60. maddesi uyarınca «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, olayda paranın yatırılış tarihine göre anılan maddede öngörülen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gibi, «ceza zamanaşımı» süresinin de gerek kısmi davada talep edilen ve gerekse de ıslahla artırılan miktar bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ceza zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından yatırıldığı belirtilen ödemelerin 1999 yılında yapıldığı, BK 60. maddesinde öngörülen 1 ve 10 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin aynı zamanda «ceza zamanaşımı» itibariyle de davanın açıldığı tarihte dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
BK'nun 60. maddesi uyarınca «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, olayda paranın yatırılış tarihine göre anılan maddede öngörülen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gibi, «ceza zamanaşımı» süresinin de gerek kısmi davada talep edilen ve gerekse de ıslahla artırılan miktar bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17933 E. 2014/6603 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · organik bağ · ortaklık sözleşmesi · malvarlığına ilişkin dava · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · ihbar · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAncak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
… telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
A. olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «haksız fiil» hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
Benzer bu karardaAncak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
482) «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin hangi hallerde «dürüstlük kuralına» aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Davadaki «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iş bölümü · ıslah
Benzer bu kararda… i bağın bulunduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin kısmi davası ile talep ettiği 7.500,00.-TL yönünden davanın kabulüne, davacı vekilinin 21/03/2012 tarihinde sunduğu «ıslah» dilekçesi ile talep sonucunu 163.700,00 TL arttırarak 171.200,00 TL'ye çıkartmışsa da, ıslah tarihi olan 21/03/2002 tarihi itibariyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03/07/2002 tarih ve 9-564/572 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, «zamanaşımı», fazlaya dair hak saklı tutulmuş olsa bile, kısmi davada zamanaşımının sadece dava konusu miktar için kesileceği, saklı tutulan miktar için işlemeye devam edileceği, paraların aktarıldığı tarih, dava tarihi ve ıslah tarihi gözönünde tutulduğunda, BK 60. maddesinde belirtilen 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin ıslah edilen «bölüm» için dolduğu, bu nedenle ıslah edilen bölüm için zamanaşımı itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle, davacının ıslah ile talep ettiği 163.700,00 TL'nin zamanaşamı n …
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın yerinde bulunmayan «zamanaşımı def»'inin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak «ıslah» edilen «bölümün» zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece «ıslah» ile artırılan miktarın «zamanaşamına» uğradığı gerekçesiyle davanın bu kısmının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11247 E. 2013/14689 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · organik bağ · ortaklık sözleşmesi · malvarlığına ilişkin dava · dürüstlük kuralı · ihbar · haksız fiil · kâr payı · zamanaşımı var · Tazminat
İncelediğiniz karardaDava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, gerek «ortaklık sözleşmesinin» yapıldığı, gerek katılım «payının» ödendiği, gerekse dava dışı ortaklara söz konusu paraların aktarıldığı belirtilen tarihler gözetildiğinde 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu «dürüstlük kuralına aykırılık» olarak kabul edilmektedir. (age, s.
… ırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 12 aylık fesh-i «ihbar» müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr «payı» paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının «taahhüt» edildiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaBilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu «dürüstlük kuralına aykırılık» olarak kabul edilmektedir. (age,s.
… tırılan tutann yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 60 aylık fesh-i «ihbar» müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr «payı» paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının «taahhüt» edildiği anlaşılmaktadır.
Yukanda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan, davacının «organik bağ» içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 60 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatınlış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı definin» ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · ceza zamanaşımı · dolandırıcılık · ıslah · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaFadıl Akgündüz hakkındaki davanın «zamanaşımı» nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, Bakırköy 8 Ağır Ceza Mahkemesinin kararında suç tarihi olarak 1998,1999,2000 yılları gösterildiği, buna göre davacıların murisinin parasını yatırdığı yurt dışındaki dava dışı şirketten paraların bu tarihlerde davalı şirkete aktarıldığı, devam eden eylemler nedeniyle paranın aktarıldığı en «son» gün olarak 2000 yılının son günü olarak kabul edilmesi gerektiği, davacıların paraların davalılara aktarıldığını dava tarihinden önce öğrendiğine dair dosya içerisinde herhangi bir delil bulunmadığı bu nedenle bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, ancak paraların aktarıldığı iddia edilen tarihten davanın açıldığı, 17.02.2011 tarihine kadar ve davanın «ıslah» edildiği 11.04.2012 tarihine kadar Borçlar Kanunu'nun 60.maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu nedenle davalı tarafın zamanaşımı itirazı …
Mahkemece, davalı ... hakkında Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan nitelikli «dolandırıcılık» suçuna ilişkin yargılama sonucunda mahkemece verilen 16.11.2006 tarih ve 2002/614 esas ve 2006/359 karar sayılı kararı ile davalı ...'ün zincirleme olarak nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 11.
BK'nun 60. maddesi uyarınca «zamanaşımı» definde bulunduğu, olayda paranın yatınlış tarihine göre anılan maddede öngörülen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gibi, «ceza zamanaşımı» süresinin de gerek kısmi davada talep edilen ve gerekse de ıslahla artırılan miktar bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı taraf davalıların sorumluluğu bakımından «haksız fiil» iddiası dışında başka hukuki «sebebler» de ileri sürmüş ise de; aşağıda ayrıntılı olarak izah edileceği üzere davacı taraf yurt dışınada kurulu bulunan Jetpa AG'ye para yatırdığım ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin Fadıl Akgündüz olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı definin» mahkemenin de kabulünde olduğu üzere haksız fiil hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11246 E. 2013/14686 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · organik bağ · ortaklık sözleşmesi · malvarlığına ilişkin dava · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · ihbar · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAncak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
… telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
A. olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «haksız fiil» hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
Benzer bu karardaAncak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
482) «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin hangi hallerde «dürüstlük kuralına» aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve davalı tarafın 818 sayılı BK'nın 60. maddesi uyarınca «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, olayda «haksız fiil» tarihlerine göre anılan maddede öngörülen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gibi, «ceza zamanaşımı» süresinin de ıslahla artırılan miktar bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · ceza zamanaşımı · ara karar · ikrar · muacceliyet · iş bölümü · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca fazla hak saklı tutulmuş olsa bile kısmi davada «zamanaşımının» sadece dava konusu edilen miktar için kesileceği, saklı tutulan miktar için işlemeye devam edeceği, paraların aktarıldığı tarih, dava tarihi ve «ıslah» tarihi uyarınca Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde belirtilen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin ıslah edilen «bölüm» için dolduğu gerekçesiyle bu bölüme ilişkin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davacının ortak olduğu yurt dışındaki şirketten alacaklı olup .ığı var ise ne miktarda alacaklı olduğunun tespiti ile «muaccel» olup olmadığı, yabancı şirket ile davalılar arasındaki ilişkinin incelenerek yabancı şirkete ait gelirlerin davalılara aktarılıp aktarılmadığı, yabancı şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve davalıların aynı borçtan dolayı sorumlu olup olmadıkları hususunda «bilirkişi incelemesine» karar verildiği, verilen süre ve «kesin» sürelere rağmen davacı tarafın «bilirkişi ücretlerini» yatırmadığı, başka bir dosyada alınan bilirkişi raporuna istinaden karar verilemeyeceği, her davanın kendine özgü durumlarının bulunduğu, buna göre davacının daval …
Mahkemece, verilen «kesin» önele karşın «bilirkişi ücretinin» yatırılmaması nedeniyle yukarda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, gerek anılan oturumda ve gerekse de bir önceki oturumda alınan «ara» kararlarında, davacının Jetpa International Marketing and Trading AG’den alacaklı olup olmadığı, davalılar ile anılan şirket arasındaki ilişkinin mahiyeti, bu şirketten davalılara para akışı olup olmadığı, yine bu şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve nihayet aynı borçtan davalıların sorumlu olup olmayacakları hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Bu durumda, söz konusu «ara» kararının bu yönüyle “nafile” bir incelemeye matuf olduğu açıktır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/4717 E. , 2014/7735 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 23/05/2013
NUMARASI 2012/569-2013/365
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.05.2013 tarih ve 2012/569-2013/365 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ortaklık sözleşmesi ve kâr payı ortaklık sertifikası talep formuna göre 22/01/2010 tarihinde J.-Pa A.G'ye 120.000,00 DM ödeyerek şirketin sessiz ortağı olduğunu ancak yatırdığı para karşılığında sessiz ortak olarak kâr payı dağıtımından hiçbir zaman faydalanamadığını, davalı M. F.A.'ün dava dışı J.-Pa A.G şirketinin hakim ve tek ortağı ve tek yetkilisi olduğunu, diğer davalının Almanya'da toplanan paraların Türkiye'ye aktarılmasını sağlamak amacıyla paravan olarak kurulan bir şirket olduğunu ileri sürerek 120.000,00 DM karşılığı 142.959,41 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacının sessiz ortak sıfatı ile ödemiş olduğu paralara ilişkin makbuzlar, ortaklık sözleşmesi tarihlerinin 2000 yılına ait olduğu, davadan önce davalıların temerrüde düşürülmediği ve zamanaşımını kesen herhangi bir işlemin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı sebebi ile reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, gerek ortaklık sözleşmesinin yapıldığı, gerek katılım payının ödendiği, gerekse dava dışı ortaklara söz konusu paraların aktarıldığı belirtilen tarihler gözetildiğinde 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Aşağıda ayrıntılı olarak izah edileceği üzere davacı taraf yurt dışında kurulu bulunan J.AG'ye para yatırdığını ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin M. F. A. olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın zamanaşımı def'inin haksız fiil hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir. Ancak, davada gerçekten de zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı hususudur.
Her ne kadar bir borçlunun borcunun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlükle bağdaşmayabilir. (K.Oğuzman, T.Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2009, s. 482) Zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin hangi hallerde dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmektedir. (age, s. 482 vd.) Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında çalışan davacıdan "J." ibarelerinin büyük puntolarla "ınternational marketing and tradıng AG" ibarelerinin küçük harflerle yazıldığı "Ortaklık Sözleşmesi" başlıklı belge karşılığında para tahsil edilmiş olup, dosya içerisinde bulunan belgenin içeriğinden ise firmanın yani yurt dışında kurulu firmanın otomotiv, inşaat, tekstil, turizm, medya, ilaç ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren yabancı bir holdingin ortağı olduğu (ki bahsi geçen Holdingin davalı Holding olduğu da çekişmesizdir.), yatırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 12 aylık fesh-i ihbar müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr payı paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının taahhüt edildiği anlaşılmaktadır.
Yine davada çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisi davalılardan M. F. A. olup, dava tarihi itibariyle anılan şirketin herhangi bir malvarlığı ve ödeme gücü mevcut değildir. Yine davalı tarafın kabulünde olduğu ve ortaklık sözleşmesinde yazılı olduğu üzere toplanan paralar da Türkiye'ye gönderilmiş bulunmaktadır. Davadaki zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüslük kuralına aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir. Bu noktada nazara alınması gereken bir başka husus da (HUMK'nın 235 ve HMK'nın 187/2'nci maddesi uyarınca herkesce bilinmesi nedeniyle çekişmesiz olan) davalılardan M. F.
A.'ün diğer davalı Holding vasıtasıyla Türkiye'de çok büyük yatırımlar yapacağı yönünde reklamlar yapması ve yatırımcılarına önemli ölçüde kâr vereceği taahhüdünde bulunması hususudur. Davacı taraf da davada bu nedenle yurt dışındaki şirkete para verdiği iddiasındadır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan davacının organik bağ içinde olduğu ve davalı F. A.ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 12 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın yerinde bulunmayan zamanaşımı def'inin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101821000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz