Rücuen Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/13212 E. 2013/13446 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ispat yükü↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket adına 10.11.2005 tarihinde kullandırılan 40.000,00 TL’lik kredinin 10.047,07 TL’sinin davalı Eren Demir Petrol Ürn. İç ve Dış Tic. Ltd.Şti tarafından yatırıldığı, geri kalan 38.122,54 TL’sinin ise davacı ... Nak. Gıda Orm. Ürn. Teks. Ltd. Şti. tarafından yatırılarak kapatıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 38.113,00 TL’nin (davalının Akbank A.Ş. Pazar Şubesi’nden 10.11.2005 tarihinden kullandırılan 40.000 TL’lik kredi borcuna karşılık olmak üzere yapmış olduğu taksit ödeme günlerinden başlamak üzere) reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı şirketin kullanması amacıyla davacı tarafından çekilerek davalıya verilen krediye ilişkin olarak davalının yapması gereken ödemelerin davacı tarafından yapılması nedeniyle davacının ödediği miktarın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Taraflar arasında bu konuyla ilgili olarak yapılan 13.11.2005 tarihli sözleşmede, davacının kendi adına bankadan alacağı krediyi davalıya vermesinin, krediye ilişkin geri ödemenin de davalı tarafından yapılmasının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.Bu durumda, davacının işbu davada kredi kullanmak suretiyle çektiği parayı davalı şirkete ödediğini de ispatlaması gerekmektedir.Bankadan kullanılan kredinin ilk 5 taksitinin ödendiği davacı tarafından da kabul edilmiş ise de ödemenin kimin tarafından ve hangi nedene dayalı olarak yapıldığı belli değildir.Bu itibarla, davacının öncelikle bankadan davalı yararına kullandığını iddia ettiği krediyi davalıya verdiği, bu paranın davalı şirket tarafından kullanıldığı veya onun yararına harcandığı hususlarını ispat etmesi, ancak bu husustaki ispat yükü yerine getirildikten sonra söz konusu krediye ilişkin olarak bankaya yaptığı geri ödemeleri davalıdan isteme hakkının bulunduğunun kabulü gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1423 E. 2022/881 K.
Ortak:ispat yükü · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… ı iddia ettiği krediyi davalıya verdiği, bu paranın davalı şirket tarafından kullanıldığı veya onun yararına harcandığı hususlarını ispat etmesi, ancak bu husustaki «ispat yükü» yerine getirildikten sonra söz konusu krediye ilişkin olarak bankaya yaptığı geri ödemeleri davalıdan isteme hakkının bulunduğunun kabulü gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılamaya, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalılara karşı başlatılan icra takibinde takibin dayanağı olarak 30/10/2007 tarihli «tahsilat makbuzu» ve 30/08/2010 ödeme tarihli «bononun» gösterildiğini, alacaklı ile borçlu arasında düzenlenen tahsilat makbuzunun ödeme belgesi niteliğinde olduğu ve ödemeye «karine» teşkil ettiği, davalılardan ...’in beyanlarının bir bütün halinde değerlendirildiğinde, borcun nakit olarak davacıların murisine ödendiğini, takibe dayanak bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiği, alacağın varlığını «ispat yükünün» davacıya ait olduğu, bono üzerinde yapılan «imza incelemesinde» bonodaki imzanın davalılardan ...’nin eli ürünü olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öte yandan gerek icra takibi ve gerek itirazın iptaline dair işbu davada alacağın, taraflar arasındaki «satış sözleşmesi» kapsamında doğduğunun iddia edildiği gözetilerek, takibin ve alacağın, dayanaklarından 30/10/2007 tarihli belgenin tüm unsurlarıyla alacağı ispata elverişli olmamakla birlikte, belge üzerindeki imzanın ... ismiyle bilinen ...'e ait olduğu ileri sürüldüğüne göre, anılan davalının bu belge üzerinden «isticvabı» ve gerekli görülürse «imza incelemesi» yapılarak, bu belgenin alacağın varlığına yönelik «yazılı delil başlangıcı» olup olmadığı değerlendirilip varsa davacıların başkaca delillerinin «ibrazı» sağlanarak, yapılacak değerlendirme suretiyle anılan davalı hakkında karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:isticvap · yazılı delil başlangıcı · delil başlangıcı · tahsilat makbuzu · imza incelemesi · karine · yazılı delil · satış sözleşmesi
Benzer bu karardaÖte yandan gerek icra takibi ve gerek itirazın iptaline dair işbu davada alacağın, taraflar arasındaki «satış sözleşmesi» kapsamında doğduğunun iddia edildiği gözetilerek, takibin ve alacağın, dayanaklarından 30/10/2007 tarihli belgenin tüm unsurlarıyla alacağı ispata elverişli olmamakla birlikte, belge üzerindeki imzanın ... ismiyle bilinen ...'e ait olduğu ileri sürüldüğüne göre, anılan davalının bu belge üzerinden «isticvabı» ve gerekli görülürse «imza incelemesi» yapılarak, bu belgenin alacağın varlığına yönelik «yazılı delil başlangıcı» olup olmadığı değerlendirilip varsa davacıların başkaca delillerinin «ibrazı» sağlanarak, yapılacak değerlendirme suretiyle anılan davalı hakkında karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalılara karşı başlatılan icra takibinde takibin dayanağı olarak 30/10/2007 tarihli «tahsilat makbuzu» ve 30/08/2010 ödeme tarihli «bononun» gösterildiğini, alacaklı ile borçlu arasında düzenlenen tahsilat makbuzunun ödeme belgesi niteliğinde olduğu ve ödemeye «karine» teşkil ettiği, davalılardan ...’in beyanlarının bir bütün halinde değerlendirildiğinde, borcun nakit olarak davacıların murisine ödendiğini, takibe dayanak bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiği, alacağın varlığını «ispat yükünün» davacıya ait olduğu, bono üzerinde yapılan «imza incelemesinde» bonodaki imzanın davalılardan ...’nin eli ürünü olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava «satış sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4221 E. 2013/11057 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek prim
Benzer bu kararda… ara göre, davacının 10.09.2007 tarihli talimatı ile poliçenin 08.10.2007 tarihinde iptal edildiği, iptal edilen poliçeye dayanarak tazminat talep edilemeyeceği, ilk «prim» dışında davalıya ödeme yapılmadığı, davacının prim taksitlerinin neden tahsil edilmediğini araştırması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen kar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13041 E. 2011/496 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/165 E. 2024/6214 K.
Ortak:ispat yükü
İncelediğiniz kararda… ı iddia ettiği krediyi davalıya verdiği, bu paranın davalı şirket tarafından kullanıldığı veya onun yararına harcandığı hususlarını ispat etmesi, ancak bu husustaki «ispat yükü» yerine getirildikten sonra söz konusu krediye ilişkin olarak bankaya yaptığı geri ödemeleri davalıdan isteme hakkının bulunduğunun kabulü gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece 06.05.2014 tarih, 2011/238 esas ve 2014/201 karar sayılı kararı ile davalılara karşı başlatılan icra takibinde takibin dayanağı olarak 30.10.2007 tarihli «tahsilat makbuzu» ve 30.08.2010 ödeme tarihli «bononun» gösterildiğini, alacaklı ile borçlu arasında düzenlenen tahsilat makbuzunun ödeme belgesi niteliğinde olduğu ve ödemeye «karine» teşkil ettiği, davalılardan ...’in beyanlarının bir bütün halinde değerlendirildiğinde, borcun nakit olarak davacıların murisine ödendiğini, takibe dayanak bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiği, alacağın varlığını «ispat yükünün» davacıya ait olduğu, bono üzerinde yapılan «imza incelemesinde» bonodaki imzanın davalılardan ...’nin eli ürünü olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 08.06.2023 tarih, 2022/514 esas ve 2023/641 karar sayılı kararı ile «ispat yükünün» ispat yükünü üzerine alan davalı ...'de olduğu ve dava konusu ... ilişkiden kaynaklanan borcu ve senet bedelini davacıların murisine ödediğini ispatlar herhangi bir delil sunamadığı, bununla birlikte diğer davalı ... açısından ispat yükü davacıda olup ... her ne kadar 30.10.2007 tarihli «tahsilat makbuzundaki» imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmişse de «delil başlangıcı» olarak kabul edilebilecek bu makbuz açısından davacılar başkaca herhangi bir delil sunmadığı, diğer davalılar ... ve ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil başlangıcı · isticvap · delil başlangıcı · tahsilat makbuzu · imza incelemesi · karine · yazılı delil · satış sözleşmesi
Benzer bu kararda… pata elverişli olmamakla birlikte, belge üzerindeki imzanın ... ismiyle bilinen ... ... ...'e ait olduğu ileri sürüldüğüne göre, anılan davalının bu belge üzerinden «isticvabı» ve gerekli görülürse «imza incelemesi» yapılarak, bu belgenin alacağın varlığına yönelik «yazılı delil başlangıcı» olup olmadığı değerlendirilip varsa davacıların başkaca delillerinin «ibrazı» sağlanarak, yapılacak değerlendirme suretiyle anılan davalı hakkında karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkemece 06.05.2014 tarih, 2011/238 esas ve 2014/201 karar sayılı kararı ile davalılara karşı başlatılan icra takibinde takibin dayanağı olarak 30.10.2007 tarihli «tahsilat makbuzu» ve 30.08.2010 ödeme tarihli «bononun» gösterildiğini, alacaklı ile borçlu arasında düzenlenen tahsilat makbuzunun ödeme belgesi niteliğinde olduğu ve ödemeye «karine» teşkil ettiği, davalılardan ...’in beyanlarının bir bütün halinde değerlendirildiğinde, borcun nakit olarak davacıların murisine ödendiğini, takibe dayanak bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiği, alacağın varlığını «ispat yükünün» davacıya ait olduğu, bono üzerinde yapılan «imza incelemesinde» bonodaki imzanın davalılardan ...’nin eli ürünü olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 08.06.2023 tarih, 2022/514 esas ve 2023/641 karar sayılı kararı ile «ispat yükünün» ispat yükünü üzerine alan davalı ...'de olduğu ve dava konusu ... ilişkiden kaynaklanan borcu ve senet bedelini davacıların murisine ödediğini ispatlar herhangi bir delil sunamadığı, bununla birlikte diğer davalı ... açısından ispat yükü davacıda olup ... her ne kadar 30.10.2007 tarihli «tahsilat makbuzundaki» imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmişse de «delil başlangıcı» olarak kabul edilebilecek bu makbuz açısından davacılar başkaca herhangi bir delil sunmadığı, diğer davalılar ... ve ...
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; bedelin ödendiğine dair beyanda bulunmuşsa da konuyu bilmediğini, bu konuda yanıldığını, Adli Tıp Kurumu tarafından belirlendiği üzere senet üzerinde imzasının olmadığını, tahsilat belgesinin ödemeye «karine» olduğunu, davacılara borcu bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3933 E. 2024/6045 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:lehdar · ispat külfeti · ticari defter kayıtları · lehtar · bedelsizlik · ikrar · ciro · def'i
Benzer bu karardaŞti.'ye verildiği, davalının da çeki anılan şirketten alarak «lehdar» hanesine kendi ismini yazdığı, bu hususun çeklerin geçerliliğini etkilemeceği, davacının davalı «hamile» ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 687 nci maddesinde yazılı «def»'ilerini ileri sürebileceği ve «ispat külfetinin» davacıda olduğu, davacının çekleri verdiği kişiye borçlu olmadığını ve davalı hamilin bildiğini ayrıca bonoyu iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini kanıtlayamadığı, «bilirkişi incelemesi» sonucu davacının dava dışı şirkete borçlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Şti. «teslim» aldığını, anılan şirketin davacıdan alacaklı olduğunu, çeklerin bu şekilde verildiğini bilen davacının iyi niyetli «ciro» yoluyla «hamile» karşı davayı açtığını, dava dışı şirket ile tarafların «ticari defter kayıtları» incelendiğinde gerçeğin anlaşılacağını savunarak davanın reddine ve davanın Yıl Er...
Şti.'ne 940.499,90 TL tutarında borçlu olduğu, davacının davalı ile arasında ticari bir ilişki bulunmamasına karşın imzası inkâr edilmeyen dava konusu iki adet çeki «keşideci» sıfatıyla imzaladığı, çeklerde «lehtar» olarak yer alan davalı şirketin söz konusu çeklerde lehtar olarak yer almasının «sebebinin», davacının borçlu olduğu dava dışı şirket ile kendisi arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak tarafların anlaşması karşılığında 3. şirket yerine kendilerinin lehtar olarak yazılması olduğu savunmasının aksini «ispat külfeti» kendisinde olan davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, başlangıçta ... ilişkiye dayalı olarak avans olarak verilen çeklerin «bedelsizliği» nedeniyle borçsuzluğun tespiti talep edilmiş iken, davalı savunması sonrası çekler nedeniyle taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı iddiasına dayanılmasının davanın dayanağı olan vakalara ilişkin açıklamaların gerçeğe uygun yapılması yükümlülüğüne aykırılık teşkil edip etmediği, «lehtar» hanesi açık olarak verilen çeklerin, çekleri alan tarafından kendi isminin yazılıp yazılamayacağı, davalının çeklerin bedelsizliğini bilebilecek kötü niyetli «hamil» olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/13212 E. , 2013/13446 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada Ünye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.07.2010 tarih ve 2008/116-2010/398 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.06.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin bankadan kredi almasının mümkün olmaması nedeni ile müvekkili şirket tarafından kendi adına davalı şirketin kullanması ve piyasaya olan borçlarını ödemesi için kredi çekildiğini, çekilen 48.000,00 TL'nin davalıya verildiğini ve taraflar arasında yapılan protokol gereğince çekilen bu kredinin taksitlerinin davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalı şirketin bu kredinin toplam 10.047,00 TL'lik beş adet kredi taksitlerini ödediğini, diğer 19 taksiti ise müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, müvekkil şirketin toplam 38.113,00 TL ödediğini, davalının kredi miktarını müvekkilinden almasına rağmen müvekkiline olan borcunu ödemediğini ileri sürerek, 38.113,00 TL alacağın müvekkili şirketin taksitleri ödediği günden itibaren hesaplanacak reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket adına 10.11.2005 tarihinde kullandırılan 40.000,00 TL’lik kredinin 10.047,07 TL’sinin davalı Eren Demir Petrol Ürn. İç ve Dış Tic. Ltd.Şti tarafından yatırıldığı, geri kalan 38.122,54 TL’sinin ise davacı ... Nak. Gıda Orm. Ürn. Teks. Ltd. Şti. tarafından yatırılarak kapatıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 38.113,00 TL’nin (davalının Akbank A.Ş. Pazar Şubesi’nden 10.11.2005 tarihinden kullandırılan 40.000 TL’lik kredi borcuna karşılık olmak üzere yapmış olduğu taksit ödeme günlerinden başlamak üzere) reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı şirketin kullanması amacıyla davacı tarafından çekilerek davalıya verilen krediye ilişkin olarak davalının yapması gereken ödemelerin davacı tarafından yapılması nedeniyle davacının ödediği miktarın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Taraflar arasında bu konuyla ilgili olarak yapılan 13.11.2005 tarihli sözleşmede, davacının kendi adına bankadan alacağı krediyi davalıya vermesinin, krediye ilişkin geri ödemenin de davalı tarafından yapılmasının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.Bu durumda, davacının işbu davada kredi kullanmak suretiyle çektiği parayı davalı şirkete ödediğini de ispatlaması gerekmektedir.Bankadan kullanılan kredinin ilk 5 taksitinin ödendiği davacı tarafından da kabul edilmiş ise de ödemenin kimin tarafından ve hangi nedene dayalı olarak yapıldığı belli değildir.Bu itibarla, davacının öncelikle bankadan davalı yararına kullandığını iddia ettiği krediyi davalıya verdiği, bu paranın davalı şirket tarafından kullanıldığı veya onun yararına harcandığı hususlarını ispat etmesi, ancak bu husustaki ispat yükü yerine getirildikten sonra söz konusu krediye ilişkin olarak bankaya yaptığı geri ödemeleri davalıdan isteme hakkının bulunduğunun kabulü gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043444800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz