Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/13541 E. 2013/14640 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
toplantının ertelenmesi↗ genel kurulu toplantıya çağırma↗ objektif iyi niyet kuralı↗ toplantı ve karar nisabı↗ karar nisabı↗ iyiniyet kuralı↗ hazirun cetveli↗ esas sözleşme↗ pay devri↗ tasdik kararı↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ ibra↗ iyiniyet↗ ciro↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ üçüncü kişi↗ tüzel kişilik↗ anonim şirket↗ kâr payı↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ ihtarname↗ dava sebebi↗ teslim↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacı tarafça GOP A.Ş.'ye ait 08.07.2008 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının usulüne uygun olarak yapılmadığı, davacıya iadeli taahhütlü mektup gönderilmediği, denetçinin genel kurulu toplantıya çağırmasının yerinde olmadığı iddia edilerek genel kurulda alınan kararların iptalinin istendiği, öncelikle iptal davasının doğrudan şirket tüzel kişiliğine açılması gerekip diğer yönetim kurulu üyeleri ile denetçiye husumet yöneltilemeyeceği, dosyada mevcut posta alındı listesine göre davacıya toplantı gün ve gündeminin gönderildiğinin ve davacının toplantıya gelip toplantının ertelenmesini talep ettiğinin, bu talebin reddedilip toplantının yapıldığının görüldüğü, bu durumda davet mektubu gönderilmemiş bile olsa toplantıya katılındığı için bu durumun bir iptal sebebi olarak ileri sürülemeyeceğinden davacının bu iddiasının yerinde bulunmadığı; davacı tarafça ...'a yapılan pay devrinin geçersiz olduğunun da ileri sürüldüğü, İstanbul 25. Noterliği'nin 3 Haziran 2008 tarih ve 10391 Y nolu "hisse devir sözleşmesi" ile ...'ın 1 adet hissesini uhdesinde bırakarak 59 adet hissesini 29.500 TL nominal bedelle ...'a devrettiği, bu hususun Beyoğlu 9. Noterliği'nin 3 Haziran 2008 tarih ve 12391 Y nolu ihtarnamesi ile yönetim kurulu üyelerine bildirilmiş ve devrin pay defterine yazımının istenmiş olduğu, bu konuda dosyada yönetim kurulu kararının mevcut bulunmadığı, pay defteri fotokopilerinde de, pay devri ile ilgili işlem yapılmadığının görüldüğü, TTK'nın 416. maddesine göre devrin ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile gerçekleşeceği, devrin şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade edeceği, devrin pay defterine kaydedilmemiş olmasına karşılık, hazirun cetvelinde bu devrin görüldüğü ve ...'ın 59 payının kayıtlı olduğu, hazirun cetvelinin yönetim kurulu tarafından şirket kaşesi üzerine atılan iki imza ile tasdik edildiği, şirket esas sözleşmesinin 20. maddesinde "nama yazılı olan hisselerin devri yönetim kurulunun kabulüne bağlıdır" hükmünün mevcut olduğu, yönetim kurulunun devri usulüne uygun olarak onaylaması ve pay defterine geçirmesi gerektiği, bu konuda herhangi bir karar alınmadığı, pay devrinin esas sözleşmeye uygun yapılmadığı ve yönetim kurulu kararı bulunmadığı gibi, pay defterine de kaydedilmediğinin görüldüğü; denetçinin genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmasının doğru olmadığının da davacı tarafça iddia edildiği, denetçi ...'un 11.06.2008 tarihli raporunda, yönetim kurulu üyelerinin karar almak için bir araya gelemedikleri, bu durumun şirketin çalışanları ve üçüncü kişiler bakımından sakıncalar yarattığı, işlerin durma noktasına geldiği, denetçinin, ...'ın şirket aleyhine icra takibi yapması olgusunun görüşülmesi ve yeni yönetim kurulunun yeniden seçimi için genel kurulun toplantıya çağrılmasına karar verip toplantıyı düzenlemiş olduğu, TTK'nın 355. maddesine göre "murakıpların zaruri ve müstacel sebepler çıktığı takdirde umumi heyeti fevkalade toplantıya mecbur oldukları" hükme bağlanmış olup yönetim kurulunun toplanamaması, genel kurulun yapılamaması gibi sebeplerin denetçiler bakımından müstacel sebep olarak kabul edileceği, davalı şirketin 08.04.2008 tarihinde olağan genel kurulunu yaptığı, toplantıda divan başkanlığına davacının seçildiği, 2007 yılı hesaplarının tetkiki ile yönetim kurulu ve denetçinin ibra edildiklerinin görüldüğü, bu toplantıda yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin seçimi maddesinin bulunmadığı, bu toplantıdan üç ay sonra denetçinin zaruri ve müstacel hallere dayanarak genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmasının normal olmadığı, olağan toplantıda şirket hesaplarının kabul edilip yöneticilerin ibra edildikleri ve herhangi bir sorun ortaya konulmadığı, buna rağmen sırf davacıyı bertaraf etmek amacıyla diğer yönetim kurulu üyeleri ile denetçinin birlikte hareket ederek olağanüstü toplantıyı yaptıklarının anlaşıldığı, yönetim kurulu üye sayısının beşe çıkarılıp davacının yönetim kuruluna alınmadığı, bunun objektif iyi niyet kurallarına uygun olmadığı, yönetim kurulunun toplanmadığı, karar alamadığı ve yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağıramadığı konusunda aksine bir delil sunulamadığı, toplantıya çağrının kural olarak yönetim kurulu tarafından yapılması gerektiği, 08.07.2008 tarihli olağanüstü genel kurulda, gündemin 4. maddesinde yönetim kurulu üye sayısının beşe çıkarılmasına ve yönetim kurulu üyeliklerine de Levent Baykal, ..., ..., Mehmet Cenk Yılmaz ile Hatice Ceren Yılmaz'ın seçilmesine karar verildiği, davacının bu karara muhalif oy verip muhalefetini zapta geçirttiği, şirket esas sözleşmesinin 7. maddesine göre yönetim kurulunun en az 3, en çok 5 kişi olacağının belirlendiği, buna göre yönetim kurulunun 5 kişiden oluşmasının esas sözleşmeye uygun olduğu, TTK 316. maddesine göre, genel kurulu yönetim kurulunu azledebileceği, yeni yönetim kurulu seçilmesi suretiyle, eski yönetim kurulunun görev süresinin sona erdirildiği, yapılan işlemin kanuna ve esas sözleşmeye uygun olduğu ancak genel kurulun murakıp tarafından olağan toplantıdan 3 ay sonra çağrılmış olmasının müstacel ve zaruri hallerin bulunmaması göz önünde tutulduğunda, yapılan bu çağrının ve alınan kararların amacının davacıyı yönetim kurulundan uzaklaştırmak olduğu ve bunun objektif iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 08.07.2008 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket olağanüstü genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, 6762 sayılı TTK’nın 355. maddesi gereğince denetçiler, zaruri ve müstacel sebepler çıktığı takdirde umumi heyeti fevkalade toplantıya davete mecburdurlar. Bu sebepleri kendiliğinden veya azınlığın ya da ortakların gerekçeli başvuruları üzerine takdir ederler. Dolayısıyla, ortakların başvurusu üzerine denetçinin genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırma yetkisi bulunmaktadır. Bu nedenle, mahkemenin toplantıya çağrının özel amaç taşıdığından bahisle genel kurulda alınan kararların iptaline karar vermesi yerinde olmamıştır. Öte yandan ortak olmayan ...'ın olağanüstü genel kurula katılması bakımından, 31.05.2011 tarihli birlirkişi raporunda da belirtildiği üzere, her ne kadar Günay olağanüstü genel kurul toplantısına iştirake yetkili değilse de, Günay'ın katılımı toplantı nisabını ve kullandığı oy karar nisabını etkilememekte, dolayısıyla ihtilaflı genel kurul kararı kanunda öngörülen toplantı ve karar nisabına aykırı bulunmamaktadır. Anılan iddialar dışında genel kurul toplantısında alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğu hususu davacı tarafça kanıtlanabilmiş değildir Bu itibarla, anılan gerekçeler ile davanın kabulü doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/365 E. 2012/21286 K.
Ortak:genel kurulu toplantıya çağırma · objektif iyi niyet kuralı · esas sözleşme · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · yönetim kurulu kararı · husumet · dava şartı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaNoterliği'nin 3 Haziran 2008 tarih ve 12391 Y nolu «ihtarnamesi» ile «yönetim kurulu» üyelerine bildirilmiş ve devrin «pay defterine» yazımının istenmiş olduğu, bu konuda dosyada yönetim kurulu kararının mevcut bulunmadığı, pay defteri fotokopilerinde de, «pay devri» ile ilgili işlem yapılmadığının görüldüğü, TTK'nın 416. maddesine göre devrin «ciro» edilmiş senedin devralana «teslimi» ile gerçekleşeceği, devrin şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade edeceği, devrin pay defterine kaydedilmemiş olmasına karşılık, «hazirun cetvelinde» bu devrin görüldüğü ve ...'ın 59 «payının» kayıtlı olduğu, hazirun cetvelinin yönetim kurulu tarafından şirket kaşesi üzerine atılan iki imza ile «tasdik» edildiği, şirket «esas sözleşmesinin» 20. maddesinde "nama yazılı olan hisselerin devri yönetim kurulunun kabulüne bağlıdır" hükmünün mevcut olduğu, yönetim kurulunun devri usulüne uygun olarak onaylaması ve pay defterine geçirmesi gerektiği, bu konuda herhangi bir karar alınmadığı, pay devrinin esas sözleşmeye uygun yapılmadığı ve yönetim kurulu kararı bulunmadığı gibi, pay defterine de kaydedilmediğinin görüldüğü; denetçinin genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmasının doğru olmadığının da davacı tarafça iddia edildiği, denetçi ...'un 11.06.2008 tarihli raporunda, yönetim kurulu üyelerinin karar almak için bir araya gelemedikleri, bu durumun şirketin çalışanları ve «üçüncü kişiler» bakımından sakıncalar yarattığı, işlerin durma noktasına geldiği, denetçinin, ...'ın şirket aleyhine icra takibi yapması olgusunun görüşülmesi ve yeni yönetim kurulunun yeniden seçimi için genel kurulun toplantıya çağrılmasına karar verip toplantıyı düzenlemiş olduğu, TTK'nın 355. maddesine göre "murakıpların zaruri ve müstacel sebepler çıktığı takdirde umumi heyeti fevkalade toplantıya mecbur oldukları" hükme bağlanmış olup yönetim kurulunun toplanamaması, genel kurulun yapılamaması gibi sebeplerin denetçiler bakımından müstacel sebep olarak kabul edileceği, davalı şirketin 08.04.2008 tarihinde olağan genel kurulunu yaptığı, toplantıda divan başkanlığına davacının seçildiği, 2007 yılı hesaplarının tetkiki ile yönetim kurulu ve denetçinin «ibra» edildiklerinin görüldüğü, bu toplantıda yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin seçimi maddesinin bulunmadığı, bu toplantıdan üç ay sonra denetçinin zaruri ve müstacel hallere dayanarak genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmasının normal olmadığı, olağan toplantıda şirket hesaplarının kabul edilip yöneticilerin ibra edildikleri ve herhangi bir sorun ortaya konulmadığı, buna rağmen sırf davacıyı bertaraf etmek amacıyla diğer yönetim kurulu üyeleri ile denetçinin birlikte hareket ederek olağanüstü toplantıyı yaptıklarının anlaşıldığı, yönetim kurulu üye sayısının beşe çıkarılıp davacının yönetim kuruluna alınmadığı, bunun «objektif iyi niyet kurallarına» uygun olmadığı, yönetim kurulunun toplanmadığı, karar alamadığı ve yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağıramadığı konusunda aksine bir delil sunulamadığı, toplantıya çağrının kural olarak yönetim kurulu tarafından yapılması gerektiği, 08.07.2008 tarihli «olağanüstü genel kurulda», gündemin 4. maddesinde yönetim kurulu üye sayısının beşe çıkarılmasına ve yönetim kurulu üyeliklerine de Levent Baykal, ..., ..., Mehmet Cenk Yılmaz ile Hatice Ceren Yılmaz'ın seçilmesine karar verildiği, davacının bu karara muhalif oy verip muhalefetini zapta geçirttiği, şirket esas sözleşmesinin 7. maddesine göre yönetim kurulunun en az 3, en çok 5 kişi olacağının belirlendiği, buna göre yönetim kurulunun 5 kişiden oluşmasının esas sözleşmeye uygun olduğu, TTK 316. maddesine göre, genel kurulu yönetim kurulunu azledebileceği, yeni yönetim kurulu seçilmesi suretiyle, eski yönetim kurulunun görev süresinin sona erdirildiği, yapılan işlemin kanuna ve esas sözleşmeye uygun olduğu ancak genel kurulun murakıp tarafından olağan toplantıdan 3 ay sonra çağrılmış olmasının müstacel ve zaruri hallerin bulunmaması göz önünde tutulduğunda, yapılan bu çağrının ve alınan kararların amacının davacıyı yönetim kurulundan uzaklaştırmak olduğu ve bunun objektif iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 08.07.2008 tarihli olağanüstü «genel kurul kararlarının iptaline» karar verilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafça GOP A.Ş.'ye ait 08.07.2008 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısının usulüne uygun olarak yapılmadığı, davacıya iadeli «taahhütlü» mektup gönderilmediği, denetçinin «genel kurulu toplantıya çağırmasının» yerinde olmadığı iddia edilerek genel kurulda alınan kararların iptalinin istendiği, öncelikle iptal davasının doğrudan şirket «tüzel kişiliğine» açılması gerekip diğer «yönetim kurulu» üyeleri ile denetçiye «husumet» yöneltilemeyeceği, dosyada mevcut posta alındı listesine göre davacıya toplantı gün ve gündeminin gönderildiğinin ve davacının toplantıya gelip «toplantının ertelenmesini» talep ettiğinin, bu talebin reddedilip toplantının yapıldığının görüldüğü, bu durumda davet mektubu gönderilmemiş bile olsa toplantıya katılındığı için bu durumun bir iptal «sebebi» olarak ileri sürülemeyeceğinden davacının bu iddiasının yerinde bulunmadığı; davacı tarafça ...'a yapılan «pay devrinin» «geçersiz» olduğunun da ileri sürüldüğü, İstanbul 25.
Dava, «anonim şirket» «olağanüstü genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 08.07.2008 tarihli «olağanüstü genel kurulda» «yönetim kurulu» üye sayısının beşe çıkarılmasına ve yönetim kurulu üyeliklerine de ..., ..., ..., ... ile ... seçilmesine karar verildiği, davacının bu karara muhalif oy verip, muhalefetini zapta geçirttiği, şirket «esas sözleşmesinin» 7. maddesine göre yönetim kurulunun en az 3, en çok 5 kişi olacağının belirlendiği, buna göre yönetim kurulunun 5 kişiden oluşmasının esas sözleşmeye uygun olduğu, TTK'nun 316. maddesi uyarınca genel kurulun yönetim kurulunu azledebileceği, yeni yönetim kurulu seçilmesi suretiyle eski yönetim kurulunun görev süresinin sona erdirildiği, yapılan işlemin kanuna ve esas sözleşmeye uygun olduğu, ancak genel kurulun murakıp tarafından olağan toplantıdan 3 ay sonra çağrılmasında müstacel ve zaruri hallerin bulunmadığı, alınan bu kararın amacının davacıyı yönetim kurulundan uzaklaştırmak olup, bunun da «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı bulunduğu sonucuna varılarak davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı Özün Sesi Yayıncılık Radyo ve Televizyon Kurumu A.Ş. aleyhine açılan davanın ise kabulü ile 08.07.2008 tarihli olağanüstü «genel kurul kararlarının iptaline» karar verilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde davacı dışındaki «yönetim kurulu» üyeleri davacı ...’ın şirket hakkında icra takibi başlatması, yönetim kurulu üyelerinin karar almak için bir araya gelememesi, şirketin «temsil» ve ilzamının, idaresinin zaafa uğradığı, şirketin faaliyetlerini yerine getiremez hale geldiği hususlarına dayalı olarak şirket denetçisine başvurarak yeni yönetim kurulu seçiminin yapılması amacıyla şirketi «olağanüstü genel kurul toplantısına çağırmasını» istemeleri üzerine denetçi tarafından yapılan çağrı üzerine davaya konu genel kurul toplantısı yapılmış ve toplantıda üç kişilik yönetim kurulunun beş kişiden oluş …
Dava, denetçinin çağrısıyla toplanan 08.07.2008 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet yokluğu · temsil
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 08.07.2008 tarihli «olağanüstü genel kurulda» «yönetim kurulu» üye sayısının beşe çıkarılmasına ve yönetim kurulu üyeliklerine de ..., ..., ..., ... ile ... seçilmesine karar verildiği, davacının bu karara muhalif oy verip, muhalefetini zapta geçirttiği, şirket «esas sözleşmesinin» 7. maddesine göre yönetim kurulunun en az 3, en çok 5 kişi olacağının belirlendiği, buna göre yönetim kurulunun 5 kişiden oluşmasının esas sözleşmeye uygun olduğu, TTK'nun 316. maddesi uyarınca genel kurulun yönetim kurulunu azledebileceği, yeni yönetim kurulu seçilmesi suretiyle eski yönetim kurulunun görev süresinin sona erdirildiği, yapılan işlemin kanuna ve esas sözleşmeye uygun olduğu, ancak genel kurulun murakıp tarafından olağan toplantıdan 3 ay sonra çağrılmasında müstacel ve zaruri hallerin bulunmadığı, alınan bu kararın amacının davacıyı yönetim kurulundan uzaklaştırmak olup, bunun da «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı bulunduğu sonucuna varılarak davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı Özün Sesi Yayıncılık Radyo ve Televizyon Kurumu A.Ş. aleyhine açılan davanın ise kabulü ile 08.07.2008 tarihli olağanüstü «genel kurul kararlarının iptaline» karar verilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde davacı dışındaki «yönetim kurulu» üyeleri davacı ...’ın şirket hakkında icra takibi başlatması, yönetim kurulu üyelerinin karar almak için bir araya gelememesi, şirketin «temsil» ve ilzamının, idaresinin zaafa uğradığı, şirketin faaliyetlerini yerine getiremez hale geldiği hususlarına dayalı olarak şirket denetçisine başvurarak yeni yönetim kurulu seçiminin yapılması amacıyla şirketi «olağanüstü genel kurul toplantısına çağırmasını» istemeleri üzerine denetçi tarafından yapılan çağrı üzerine davaya konu genel kurul toplantısı yapılmış ve toplantıda üç kişilik yönetim kurulunun beş kişiden oluş …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/123 E. 2012/4522 K.
Ortak:olağanüstü genel kurul · ihtarname · dava şartı
İncelediğiniz karardaNoterliği'nin 3 Haziran 2008 tarih ve 12391 Y nolu «ihtarnamesi» ile «yönetim kurulu» üyelerine bildirilmiş ve devrin «pay defterine» yazımının istenmiş olduğu, bu konuda dosyada yönetim kurulu kararının mevcut bulunmadığı, pay defteri fotokopilerinde de, «pay devri» ile ilgili işlem yapılmadığının görüldüğü, TTK'nın 416. maddesine göre devrin «ciro» edilmiş senedin devralana «teslimi» ile gerçekleşeceği, devrin şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade edeceği, devrin pay defterine kaydedilmemiş olmasına karşılık, «hazirun cetvelinde» bu devrin görüldüğü ve ...'ın 59 «payının» kayıtlı olduğu, hazirun cetvelinin yönetim kurulu tarafından şirket kaşesi üzerine atılan iki imza ile «tasdik» edildiği, şirket «esas sözleşmesinin» 20. maddesinde "nama yazılı olan hisselerin devri yönetim kurulunun kabulüne bağlıdır" hükmünün mevcut olduğu, yönetim kurulunun devri usulüne uygun olarak onaylaması ve pay defterine geçirmesi gerektiği, bu konuda herhangi bir karar alınmadığı, pay devrinin esas sözleşmeye uygun yapılmadığı ve yönetim kurulu kararı bulunmadığı gibi, pay defterine de kaydedilmediğinin görüldüğü; denetçinin genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmasının doğru olmadığının da davacı tarafça iddia edildiği, denetçi ...'un 11.06.2008 tarihli raporunda, yönetim kurulu üyelerinin karar almak için bir araya gelemedikleri, bu durumun şirketin çalışanları ve «üçüncü kişiler» bakımından sakıncalar yarattığı, işlerin durma noktasına geldiği, denetçinin, ...'ın şirket aleyhine icra takibi yapması olgusunun görüşülmesi ve yeni yönetim kurulunun yeniden seçimi için genel kurulun toplantıya çağrılmasına karar verip toplantıyı düzenlemiş olduğu, TTK'nın 355. maddesine göre "murakıpların zaruri ve müstacel sebepler çıktığı takdirde umumi heyeti fevkalade toplantıya mecbur oldukları" hükme bağlanmış olup yönetim kurulunun toplanamaması, genel kurulun yapılamaması gibi sebeplerin denetçiler bakımından müstacel sebep olarak kabul edileceği, davalı şirketin 08.04.2008 tarihinde olağan genel kurulunu yaptığı, toplantıda divan başkanlığına davacının seçildiği, 2007 yılı hesaplarının tetkiki ile yönetim kurulu ve denetçinin «ibra» edildiklerinin görüldüğü, bu toplantıda yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin seçimi maddesinin bulunmadığı, bu toplantıdan üç ay sonra denetçinin zaruri ve müstacel hallere dayanarak genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmasının normal olmadığı, olağan toplantıda şirket hesaplarının kabul edilip yöneticilerin ibra edildikleri ve herhangi bir sorun ortaya konulmadığı, buna rağmen sırf davacıyı bertaraf etmek amacıyla diğer yönetim kurulu üyeleri ile denetçinin birlikte hareket ederek olağanüstü toplantıyı yaptıklarının anlaşıldığı, yönetim kurulu üye sayısının beşe çıkarılıp davacının yönetim kuruluna alınmadığı, bunun «objektif iyi niyet kurallarına» uygun olmadığı, yönetim kurulunun toplanmadığı, karar alamadığı ve yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağıramadığı konusunda aksine bir delil sunulamadığı, toplantıya çağrının kural olarak yönetim kurulu tarafından yapılması gerektiği, 08.07.2008 tarihli «olağanüstü genel kurulda», gündemin 4. maddesinde yönetim kurulu üye sayısının beşe çıkarılmasına ve yönetim kurulu üyeliklerine de Levent Baykal, ..., ..., Mehmet Cenk Yılmaz ile Hatice Ceren Yılmaz'ın seçilmesine karar verildiği, davacının bu karara muhalif oy verip muhalefetini zapta geçirttiği, şirket esas sözleşmesinin 7. maddesine göre yönetim kurulunun en az 3, en çok 5 kişi olacağının belirlendiği, buna göre yönetim kurulunun 5 kişiden oluşmasının esas sözleşmeye uygun olduğu, TTK 316. maddesine göre, genel kurulu yönetim kurulunu azledebileceği, yeni yönetim kurulu seçilmesi suretiyle, eski yönetim kurulunun görev süresinin sona erdirildiği, yapılan işlemin kanuna ve esas sözleşmeye uygun olduğu ancak genel kurulun murakıp tarafından olağan toplantıdan 3 ay sonra çağrılmış olmasının müstacel ve zaruri hallerin bulunmaması göz önünde tutulduğunda, yapılan bu çağrının ve alınan kararların amacının davacıyı yönetim kurulundan uzaklaştırmak olduğu ve bunun objektif iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 08.07.2008 tarihli olağanüstü «genel kurul kararlarının iptaline» karar verilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafça GOP A.Ş.'ye ait 08.07.2008 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısının usulüne uygun olarak yapılmadığı, davacıya iadeli «taahhütlü» mektup gönderilmediği, denetçinin «genel kurulu toplantıya çağırmasının» yerinde olmadığı iddia edilerek genel kurulda alınan kararların iptalinin istendiği, öncelikle iptal davasının doğrudan şirket «tüzel kişiliğine» açılması gerekip diğer «yönetim kurulu» üyeleri ile denetçiye «husumet» yöneltilemeyeceği, dosyada mevcut posta alındı listesine göre davacıya toplantı gün ve gündeminin gönderildiğinin ve davacının toplantıya gelip «toplantının ertelenmesini» talep ettiğinin, bu talebin reddedilip toplantının yapıldığının görüldüğü, bu durumda davet mektubu gönderilmemiş bile olsa toplantıya katılındığı için bu durumun bir iptal «sebebi» olarak ileri sürülemeyeceğinden davacının bu iddiasının yerinde bulunmadığı; davacı tarafça ...'a yapılan «pay devrinin» «geçersiz» olduğunun da ileri sürüldüğü, İstanbul 25.
Dava, «anonim şirket» «olağanüstü genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça şirket yönetim kuruluna ve 07.03.2011 tarihli «ihtarname» ile denetçiye 12.03.2011 tarihinde «olağanüstü genel kurul» toplantısı yapılması için talepte bulunulmuş ise de denetçiye yapılan ihtarnamenin tarihi ile olağanüstü toplantı tarihi arasında ortaklara çağrı için yeterli yasal süre bulunmadığı gibi şirket denetçisinin çağrısı ile dava tarihinden sonra 26.07.2011 tarihinde olağanüstü toplantının yapıldığı dolayısıyla işbu davanın konusunun kalmadığı, dava konusuz kalmış ise de davanın açıldığı tarih itibariyle yasal süre koşulunun mevcut olmaması nedeniyle haksız olduğundan davalı yararına «vekalet ücretine» karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, konusu kalmayan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Davadan sonra 26.07.2011 tarihinde davalı şirketin denetçinin çağrısıyla «olağanüstü genel kurul» toplantısının yapıldığı anlaşılmış ise de sözkonusu toplantıda davacıların işbu davaya konu ettikleri hususlar gündem maddesi olarak ele alınarak görüşülmemiş, esasen «toplantı tutanağının» 2. maddesinde davacılar vekilinin bu davadaki hak ve taleplerini saklı tuttuğunu da açıkça belirtmiş olması karşısında yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının davacıların bu dava ile elde etmek istedikleri hukuki sonucu karşıladığını kabule olanak bulunmadığından mahkemece yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı içeriği incelenmeden salt toplantının yapılmış olmasına dayanılarak eldeki davanın konusuz kaldığına hükmedilmesi yerinde olmadığı gibi kabul şekline göre de hükmün dayandırıldığı genel kurul toplantısının dava tarihinden sonra karar alınarak yapılmış olması karşısında dava tarihi itibariyle davacıların dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu gibi mahkemece denetçiye gönderilen «ihtarnamenin» tarihi olan 07.03.2011 tarihi ile davacıların olağanüstü genel kurul toplantısının yapılmasını istedikleri tarih olan 12.03.2011 tarihi arasında ortaklara çağrı için yeterli yasal süre bulunmadığı gerekçesine dayalı olarak açılan davanın haksız olduğu sonucuna varılarak davalı yararına «vekalet ücretine» ve «yargılama giderlerinin» davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ise de davacılar tarafından denetçiye şirketi toplantıya çağırması için gönderilen ihtarnamenin 25.02.2011 tarihli …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:toplantı tutanağı · hukuki yarar · yargılama gideri · yetki · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaDavadan sonra 26.07.2011 tarihinde davalı şirketin denetçinin çağrısıyla «olağanüstü genel kurul» toplantısının yapıldığı anlaşılmış ise de sözkonusu toplantıda davacıların işbu davaya konu ettikleri hususlar gündem maddesi olarak ele alınarak görüşülmemiş, esasen «toplantı tutanağının» 2. maddesinde davacılar vekilinin bu davadaki hak ve taleplerini saklı tuttuğunu da açıkça belirtmiş olması karşısında yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının davacıların bu dava ile elde etmek istedikleri hukuki sonucu karşıladığını kabule olanak bulunmadığından mahkemece yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı içeriği incelenmeden salt toplantının yapılmış olmasına dayanılarak eldeki davanın konusuz kaldığına hükmedilmesi yerinde olmadığı gibi kabul şekline göre de hükmün dayandırıldığı genel kurul toplantısının dava tarihinden sonra karar alınarak yapılmış olması karşısında dava tarihi itibariyle davacıların dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu gibi mahkemece denetçiye gönderilen «ihtarnamenin» tarihi olan 07.03.2011 tarihi ile davacıların olağanüstü genel kurul toplantısının yapılmasını istedikleri tarih olan 12.03.2011 tarihi arasında ortaklara çağrı için yeterli yasal süre bulunmadığı gerekçesine dayalı olarak açılan davanın haksız olduğu sonucuna varılarak davalı yararına «vekalet ücretine» ve «yargılama giderlerinin» davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ise de davacılar tarafından denetçiye şirketi toplantıya çağırması için gönderilen ihtarnamenin 25.02.2011 tarihli …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça şirket yönetim kuruluna ve 07.03.2011 tarihli «ihtarname» ile denetçiye 12.03.2011 tarihinde «olağanüstü genel kurul» toplantısı yapılması için talepte bulunulmuş ise de denetçiye yapılan ihtarnamenin tarihi ile olağanüstü toplantı tarihi arasında ortaklara çağrı için yeterli yasal süre bulunmadığı gibi şirket denetçisinin çağrısı ile dava tarihinden sonra 26.07.2011 tarihinde olağanüstü toplantının yapıldığı dolayısıyla işbu davanın konusunun kalmadığı, dava konusuz kalmış ise de davanın açıldığı tarih itibariyle yasal süre koşulunun mevcut olmaması nedeniyle haksız olduğundan davalı yararına «vekalet ücretine» karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, konusu kalmayan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Dava, davalı şirket genel kurulunun davacıların istedikleri gündemle olağanüstü Toplantıya çağrılması için davacı ortaklara «yetki» verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, açılan davada davacıların «hukuki yararının» bulunduğu, davadan sonra yapılan genel kurul toplantısı ile davacıların işbu dava ile elde etmek istedikleri sonucun karşılanmamış olduğunun anlaşılmasına göre mahkemece davacıların isteminin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
-
Genel kurul kararının iptali | Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5403 E. 2024/1742 K.
Ortak:genel kurulu toplantıya çağırma · toplantı ve karar nisabı · karar nisabı · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · ibra · yönetim kurulu kararı · dava sebebi
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacı tarafça GOP A.Ş.'ye ait 08.07.2008 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısının usulüne uygun olarak yapılmadığı, davacıya iadeli «taahhütlü» mektup gönderilmediği, denetçinin «genel kurulu toplantıya çağırmasının» yerinde olmadığı iddia edilerek genel kurulda alınan kararların iptalinin istendiği, öncelikle iptal davasının doğrudan şirket «tüzel kişiliğine» açılması gerekip diğer «yönetim kurulu» üyeleri ile denetçiye «husumet» yöneltilemeyeceği, dosyada mevcut posta alındı listesine göre davacıya toplantı gün ve gündeminin gönderildiğinin ve davacının toplantıya gelip «toplantının ertelenmesini» talep ettiğinin, bu talebin reddedilip toplantının yapıldığının görüldüğü, bu durumda davet mektubu gönderilmemiş bile olsa toplantıya katılındığı için bu durumun bir iptal «sebebi» olarak ileri sürülemeyeceğinden davacının bu iddiasının yerinde bulunmadığı; davacı tarafça ...'a yapılan «pay devrinin» «geçersiz» olduğunun da ileri sürüldüğü, İstanbul 25.
Noterliği'nin 3 Haziran 2008 tarih ve 12391 Y nolu «ihtarnamesi» ile «yönetim kurulu» üyelerine bildirilmiş ve devrin «pay defterine» yazımının istenmiş olduğu, bu konuda dosyada yönetim kurulu kararının mevcut bulunmadığı, pay defteri fotokopilerinde de, «pay devri» ile ilgili işlem yapılmadığının görüldüğü, TTK'nın 416. maddesine göre devrin «ciro» edilmiş senedin devralana «teslimi» ile gerçekleşeceği, devrin şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade edeceği, devrin pay defterine kaydedilmemiş olmasına karşılık, «hazirun cetvelinde» bu devrin görüldüğü ve ...'ın 59 «payının» kayıtlı olduğu, hazirun cetvelinin yönetim kurulu tarafından şirket kaşesi üzerine atılan iki imza ile «tasdik» edildiği, şirket «esas sözleşmesinin» 20. maddesinde "nama yazılı olan hisselerin devri yönetim kurulunun kabulüne bağlıdır" hükmünün mevcut olduğu, yönetim kurulunun devri usulüne uygun olarak onaylaması ve pay defterine geçirmesi gerektiği, bu konuda herhangi bir karar alınmadığı, pay devrinin esas sözleşmeye uygun yapılmadığı ve yönetim kurulu kararı bulunmadığı gibi, pay defterine de kaydedilmediğinin görüldüğü; denetçinin genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmasının doğru olmadığının da davacı tarafça iddia edildiği, denetçi ...'un 11.06.2008 tarihli raporunda, yönetim kurulu üyelerinin karar almak için bir araya gelemedikleri, bu durumun şirketin çalışanları ve «üçüncü kişiler» bakımından sakıncalar yarattığı, işlerin durma noktasına geldiği, denetçinin, ...'ın şirket aleyhine icra takibi yapması olgusunun görüşülmesi ve yeni yönetim kurulunun yeniden seçimi için genel kurulun toplantıya çağrılmasına karar verip toplantıyı düzenlemiş olduğu, TTK'nın 355. maddesine göre "murakıpların zaruri ve müstacel sebepler çıktığı takdirde umumi heyeti fevkalade toplantıya mecbur oldukları" hükme bağlanmış olup yönetim kurulunun toplanamaması, genel kurulun yapılamaması gibi sebeplerin denetçiler bakımından müstacel sebep olarak kabul edileceği, davalı şirketin 08.04.2008 tarihinde olağan genel kurulunu yaptığı, toplantıda divan başkanlığına davacının seçildiği, 2007 yılı hesaplarının tetkiki ile yönetim kurulu ve denetçinin «ibra» edildiklerinin görüldüğü, bu toplantıda yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin seçimi maddesinin bulunmadığı, bu toplantıdan üç ay sonra denetçinin zaruri ve müstacel hallere dayanarak genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmasının normal olmadığı, olağan toplantıda şirket hesaplarının kabul edilip yöneticilerin ibra edildikleri ve herhangi bir sorun ortaya konulmadığı, buna rağmen sırf davacıyı bertaraf etmek amacıyla diğer yönetim kurulu üyeleri ile denetçinin birlikte hareket ederek olağanüstü toplantıyı yaptıklarının anlaşıldığı, yönetim kurulu üye sayısının beşe çıkarılıp davacının yönetim kuruluna alınmadığı, bunun «objektif iyi niyet kurallarına» uygun olmadığı, yönetim kurulunun toplanmadığı, karar alamadığı ve yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağıramadığı konusunda aksine bir delil sunulamadığı, toplantıya çağrının kural olarak yönetim kurulu tarafından yapılması gerektiği, 08.07.2008 tarihli «olağanüstü genel kurulda», gündemin 4. maddesinde yönetim kurulu üye sayısının beşe çıkarılmasına ve yönetim kurulu üyeliklerine de Levent Baykal, ..., ..., Mehmet Cenk Yılmaz ile Hatice Ceren Yılmaz'ın seçilmesine karar verildiği, davacının bu karara muhalif oy verip muhalefetini zapta geçirttiği, şirket esas sözleşmesinin 7. maddesine göre yönetim kurulunun en az 3, en çok 5 kişi olacağının belirlendiği, buna göre yönetim kurulunun 5 kişiden oluşmasının esas sözleşmeye uygun olduğu, TTK 316. maddesine göre, genel kurulu yönetim kurulunu azledebileceği, yeni yönetim kurulu seçilmesi suretiyle, eski yönetim kurulunun görev süresinin sona erdirildiği, yapılan işlemin kanuna ve esas sözleşmeye uygun olduğu ancak genel kurulun murakıp tarafından olağan toplantıdan 3 ay sonra çağrılmış olmasının müstacel ve zaruri hallerin bulunmaması göz önünde tutulduğunda, yapılan bu çağrının ve alınan kararların amacının davacıyı yönetim kurulundan uzaklaştırmak olduğu ve bunun objektif iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 08.07.2008 tarihli olağanüstü «genel kurul kararlarının iptaline» karar verilmiştir.
Öte yandan ortak olmayan ...'ın «olağanüstü genel kurula» katılması bakımından, 31.05.2011 tarihli birlirkişi raporunda da belirtildiği üzere, her ne kadar Günay olağanüstü genel kurul toplantısına iştirake yetkili değilse de, Günay'ın katılımı «toplantı nisabını» ve kullandığı oy karar nisabını etkilememekte, dolayısıyla ihtilaflı genel kurul kararı kanunda öngörülen toplantı ve karar nisabına aykırı bulunmamaktadır.
Benzer bu kararda… emesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalı şirketin beş kişiden oluşan yönetim kurulunun 15.05.2012 tarihli kararıyla, davalı şirketin 2011 yılı «olağan genel kurul» toplantısının 09.06.2012 tarihinde yapılması yönünden «yönetim kurulu» başkanı ve yönetim kurulunun diğer iki üyesinin katılımıyla karar alındığı, yönetim kurulunun diğer üyeleri olan davacıların bu toplantıya katılmadığı, 25.06.2012 tarihinde davalı şirket denetçisi tarafından alınan kararla şirketin yönetim kurulunun tam olduğu halde toplanamaması ve şirket aktif sistemlerinin çalışamadığı hususunun ortaya çıkması sebebiyle 6762 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca yönetim ve denetim kurulunun «ibrası», yeni yönetim kurulu üyelerini seçilmesi, yeni denetim kurulu üyelerinin seçimi konularının görüşülmesi için 23.07.2012 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına karar verildiği, 24.09.2012 tarihinde dava konusu olağanüstü genel kurulda seçilen yeni yönetim kurulu başkan ve üyelerinin katılımıyla 2011 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığı, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısında iptaline karar verilmesi istenilen 1 no.lu karar ile toplantıya başkanlık edecek divanın seçiminin oylandığı, 4 no.lu karar ile 1 yıl süreyle yeni yönetim kurulu üyeleri, 5 no.lu karar ile yeni denetçinin oylandığı, davalı şirket yönetim kurulu üye tam sayısının beş kişiden ibaret olduğu, bu durumda 6762 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca yönetim kurulunun «toplantı nisabının» dört üyeyle karar nisabının üç üyeyle gerçekleşeceği, somut olayda 15.05.2012 tarihli, şirketi 09.06.2012 tarihinde 2011 yılı olağan genel kurula çağıran yönetim kurulu kararının üç kişiyle toplanılıp alındığı anlaşıldığından yasa hükmünde aranan toplantı ve karar nisabı sağlanamadığından yok hükmünde olan yönetim kurulu kararına dayanılarak olağan genel kurul toplantısının yapılamayacağı, davalı şirketin 04.06.2011 tarihinde yapılan 2010 yılı genel kurulunda yönetim kurulu üyeliklerine 1 yıl süre ile seçilen üyelerin görev sürelerinin bundan 1 yıl sonra dolduğu, şirketin 15.05.2012 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında 2011 yılı olağan genel kurulunun 09.06.2012 tarihinde toplanmasının planlandığı, kararda davacıların imzalarının bulunmadığı, davacıların bu yönetim kurulundan haberdar olmadıklarını iddia ettiği, ancak yönetim kurulu üyeleri ve hissedar davacıların, tutulmasından sorumlu oldukları karar «defterindeki» karardan habersiz oldukları iddia edilmesine rağmen haberdar olduktan sonra gerekli yasal yollara başvurulmuş olduğu ispatlanmadığından bu iddianın bu aşamada uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınamayacağı, sonrasında 6762 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi gereği denetçi tarafından dava konusu 23.07.2012 tarihli 2011 yılına ait olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığı, ve bu toplantıya davacıların vekillerinin katıldığı, bu toplantıda 2011 tarihinde seçilen 1 yıllık görev süreleri dolmakta olan 5 kişilik yeni yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin belirlendiği, davacılar vekillerinin, davacıların yönetim kurulunda yer almalarına ilişkin teklifin reddedildiği, seçilen yönetim kurulu ve denetçi ile 24.09.2012 tarihinde 2011 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığı, şu halde dava konusu 23.07.2012 tarihli genel kurul «toplantı tutanağının» içeriğine göre gerek davacı ortakların gerekse diğer ortakların tamamının genel kurul toplantısına katıldıkları gözetildiğinde davacılar vekilinin usulsüz çağrı il …
… lantılarıyla ilgili 10. maddesi uyarınca yönetim kurulunun üç kişi ile toplanabileceğini ve toplantıya katılanların çoğunluğu ile karar alınabileceğini, dava konusu «olağanüstü genel kurul» toplantısına gerekçe olarak gösterilen 15.05.2012 tarihli ve 89 sayılı «yönetim kurulu» kararındaki üç imzanın olağan genel kurul toplantısı için yeterli olduğunu, olağanüstü genel kurul toplantısının yasal gerekçesinin bulunmadığını, 15.05.2012 tarihli yönetim kurulu kararından müvekkillerinin haberdar olmadığını, söz konusu yönetim kurulu kararının da yıllık bilanço, kar ve zarar cetvelleri ile yönetim ve denetim kurulu raporları görüşülmeden yeni yönetim ve denetim kurulu üyelerinin belirlenmesi için yapılan dava konusu olağanüstü genel kurul çağrısına dayanak olması amacıyla gerçeğe aykırı olarak hazırlandığını, davalı şirketin üç kişi ile toplanıp karar alamayacağı düşünülse dahi, kararda 6762 sayılı Kanun'un 330 uncu maddesiyle ilgili değerlendirmenin doğru yapılmadığını, maddeden anlaşılması gerekenin, yönetim kurulunun tam üye sayısının çoğunluğu ile toplanabileceği ve kararların toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alınabileceği şeklinde olduğunu, denetçinin olağanüstü genel kurul toplantısı çağırısında bulunabilmesi için “acil ve ivedi bir durumun” bulunması gerektiğini, yerleşik içtihatlara göre görev süreleri dolan yönetim kurulu üyelerinin «yenileri» seçilene kadar tüm olağan ve olağanüstü işlerde görevlerine devam edeceğini, olağanüstü toplantı çağrısının bu sebeple de gerekçesiz kaldığını, somut uyuşmazlıkta yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin bitmesine yaklaşık 1 yıllık süre varken olağanüstü genel kurul çağrısının yapıldığını, olağanüstü genel kurul toplantısına gerekçe olarak gösterilen «sebebin» doğru olmadığı, davalı şirket ortaklarından ..., ... ve ... ile ... aleyhine Ankara 7.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, 23.07.2012 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısı gündemin 4 ve 5. maddelerinde yönetim ve denetim kurulları seçimi yapıldığını, bunun haricinde bir karar alınmadığını, davaya konu olağanüstü genel kuruldan önce, şirket yönetim kurulunun olağan genel kurulun 09.06.2012 tarihinde toplanması için karar alınmak istendiğini ancak «yönetim kurulu» üyeleri olan davacılar karara imza atmadıklarından karar alınamadığını, şirket yönetim kurulu toplanamadığı için olağanüstü genel kurul toplantısı yapılma kararı a …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:faaliyet raporu · azil · toplantı tutanağı · sorumluluk davası · şirketin feshi · olumsuz oy · yenileme · yetki
Benzer bu kararda… n yönetim kuruluna, olağanüstü toplantıya davetin hem yönetim kuruluna hem de 355 inci maddedeki koşulların varlığı halinde denetçilere ait olduğu, denetçinin çağrı «yetkisinin» zaruri ve müstacel sebeplerin varlığı halinde geçerli olduğu, davalı şirket yönetim kurulunun 15.05.2012 tarihli ve 89 no.lu kararında 2011 yılı Genel Kurulunun 09.06.2012 tarihinde belirlenen gündemle toplanmasının görüşüldüğü, yönetim Kurulunun beş üyeden oluştuğu, üç üyenin bahse konu kararı imzaladığı, davacı iki üyenin ise imzalamadığı, 6762 sayılı Kanun'un 330 uncu maddesi uyarınca ana sözleşmede aksine hüküm olmadıkça yönetim kurulunun karar verebilmesi için üyelerin en az yarısından bir fazlasıyla toplanmasının şart olduğu, beş üyeden oluşan yönetim kurulunda, kurulun toplanıp karar alabilmesi için en az dört üyenin toplantıda hazır bulunması gerektiği, «yönetim kurulu» üyelerinin ikisinin davacılar olduğu, diğer yönetim kurulu üyeleriyle çekişme yaşadıkları, aralarında devam eden davalar olduğu, bu şeklide yönetim kurulunun toplanıp karar alabilmesinin mümkün olmadığı, nitekim alınan kararın icra edilemediği ve genel kurul toplantısının yapılamadığı, mevcut yönetim kurulunun görev süresinin 04.06.2012 tarihinde sona erdiği, görev süresi dolan yönetim kurulunun Genel Kurulu toplantıya çağırmak ve şirkete ait günlük işleri yürütmek konularındaki «yetki» ve «görevleri» devam ediyor ise de yönetim kurulu arasındaki çekişmenin şirket faaliyetlerini «olumsuz» etkileyeceği, somut olayın özellikleri dikkate alınarak Genel Kurul'un denetçi tarafından 25.06.2012 tarihinde toplantıya çağrıldığı, denetçi tarafından yapılan çağrının somut olayın özelliklerine göre zorunlu ve acele sebeplerden kaynaklandığı, aksi durumun şirket işlerini akamete uğratabileceği bu yönü ile denetçi tarafından çağrı yapılmasında usulsüzlük bulunmadığı, denetçinin çağrısı ile yapılan olağanüstü toplantıda sadece acele işlerden olan yönetim ve denetim kurulu üyeliklerinin seçiminin yapıldığı, bilanço ve «faaliyet raporlarının» okunup oylanması ve ibraların yapılacak ilk «olağan genel kurul» toplantısına bırakıldığı, gündemin 4. ve 5. maddelerinin yeni yönetim ve denetim kurulu seçimine ilişkin olduğu, yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılmış ve devam e …
… enmesine rağmen %5 hissenin davacılara iade edilmediğini, davalı şirket yönetici ve denetçilerin şirkete verdikleri zararların tespiti, zararın bunlardan tazmini ve «şirketin feshi» talebi ile davalı şirket yöneticileri aleyhine «sorumluluk davası» açtıklarını, denetim kurulu üyesi tarafından yapılan «olağanüstü genel kurul» çağrısı üzerine 23.07.2012 tarihinde toplanan davalı şirket genel kurulunda yönetim ve denetim kurulu üyesi seçimi yapıldığını, olağanüstü genel kurulda görüşülmes …
… lantılarıyla ilgili 10. maddesi uyarınca yönetim kurulunun üç kişi ile toplanabileceğini ve toplantıya katılanların çoğunluğu ile karar alınabileceğini, dava konusu «olağanüstü genel kurul» toplantısına gerekçe olarak gösterilen 15.05.2012 tarihli ve 89 sayılı «yönetim kurulu» kararındaki üç imzanın olağan genel kurul toplantısı için yeterli olduğunu, olağanüstü genel kurul toplantısının yasal gerekçesinin bulunmadığını, 15.05.2012 tarihli yönetim kurulu kararından müvekkillerinin haberdar olmadığını, söz konusu yönetim kurulu kararının da yıllık bilanço, kar ve zarar cetvelleri ile yönetim ve denetim kurulu raporları görüşülmeden yeni yönetim ve denetim kurulu üyelerinin belirlenmesi için yapılan dava konusu olağanüstü genel kurul çağrısına dayanak olması amacıyla gerçeğe aykırı olarak hazırlandığını, davalı şirketin üç kişi ile toplanıp karar alamayacağı düşünülse dahi, kararda 6762 sayılı Kanun'un 330 uncu maddesiyle ilgili değerlendirmenin doğru yapılmadığını, maddeden anlaşılması gerekenin, yönetim kurulunun tam üye sayısının çoğunluğu ile toplanabileceği ve kararların toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alınabileceği şeklinde olduğunu, denetçinin olağanüstü genel kurul toplantısı çağırısında bulunabilmesi için “acil ve ivedi bir durumun” bulunması gerektiğini, yerleşik içtihatlara göre görev süreleri dolan yönetim kurulu üyelerinin «yenileri» seçilene kadar tüm olağan ve olağanüstü işlerde görevlerine devam edeceğini, olağanüstü toplantı çağrısının bu sebeple de gerekçesiz kaldığını, somut uyuşmazlıkta yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin bitmesine yaklaşık 1 yıllık süre varken olağanüstü genel kurul çağrısının yapıldığını, olağanüstü genel kurul toplantısına gerekçe olarak gösterilen «sebebin» doğru olmadığı, davalı şirket ortaklarından ..., ... ve ... ile ... aleyhine Ankara 7.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/713 E. sayılı dosyası ile açılan sorumluluk ve «azil» davasında ileri sürülen yolsuzluk iddialarının tartışılmasına engel olunması amacıyla «olağanüstü genel kurul» toplantısının yapıldığını, yolsuzluk yapan aynı kişilerin yönetim ve denetim kurulu üyesi seçimiyle ilgili gündem maddesıne istinaden yeniden seçilmelerinin sağlan …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12531 E. 2018/6449 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 24.06.2013 tarihli genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptaline, birleşen davadaki denetçi tayinine ilişkin talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl ve birleşen davadaki diğer taleplerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/13541 E. , 2013/14640 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/12/2011 tarih ve 2008/436-2011/483 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gülenay Erşan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili tarafından verilen dilekçe ile, Rumeli TV adıyla televizyon yayını yapan G.O.P Prodüksiyon A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı,...A.Ş.'nin yönetim kurulu başkan yardımcısı ve her iki şirketin de yüzde kırk ortağı olan müvekkilinin şirketlerin temsili ve ilzamı için onayının ve imzasının şart olmasına rağmen davalı ...'ın yeni ortak sıfatıyla davacının müşterek imzası ve onayı olmadan pay defterine kaydı için yönetim kurulu karan alınmış olduğu, 08.07.2008 tarihli olağanüstü genel kurulunda davalı ...'a oy hakkı verildiğini ve divan başkanlığı yaptırıldığını, davacı ve diğer ortaklara toplantıya davet iadeli taahhütlü mektupla yapılmadığından usulsüzlük olduğunu, davalı ... tarafından atanan denetçi ...'un şirket çalışanı olarak denetçi olamayacağı gibi, iki olağan genel kurul yapıldığı halde denetçinin şirketi yeniden olağanüstü genel kurula çağırmasının dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, davalı ...'ın davacının haberi olmadan şirket merkezine gece yarısı gelerek davalı şirketlere ait hard disk ve televizyon programlarını yükleyip kendi adına marka tescili başvurularında bulunduğunu, davalı ...'ın, kardeşi diğer davalılar ..., ...
ve diğer paydaş yakınları ile birlikte şirketi kendi nam ve hesabına kullanarak usulsüz bir biçimde işletmeye el koydukları, kendilerinden şirket defterlerinin ihtarname yoluyla istenmesi sonucunda tasdik ettirilen ikinci defterlerin teslim edildiğini, ortada bir çift defter kullanımı olduğunu, davacının onayı ve imzası olmadan personel işten çıkarımları ve Lüleburgaz'da yeni bir şube açıldığını belirterek G.O.P Prodüksiyon A.Ş. ile...A.Ş. Yönetim Kurulunun seçimine ilişkin 08.07.2008 tarihli Olağanüstü Genel Kurul kararlarının ve davalı ...'ın pay defterine kaydına ilişkin yönetim kurulu kararlarının, davalı ... tarafından yapılan başvuru ve marka tescillerinin ve de davacı gıyabında alınan ve şirketler ve davacı zararına olan işlem ve kararların iptaline karar verilmesi istenmiştir.
.../...
S.2
Davalılar vekili, davacının açtığı iptal davasının TTK 317. vd maddeleri gereğince tüzel kişiyi temsilen yönetim kurulu başkanı veya idare meclisine açılabileceğinden dolayı davalı ..., ..., ... ve ... yönünden bir husumet bulunmadığı, iki ayrı şirketin iki ayrı kararına karşı tek bir dava açılmasının TTK 381. maddesi gereğince mümkün olmadığını, davaların ayrılmalarının gerektiğini, davalı ...'ın ortak olarak pay defterine işlenmesine ilişkin anonim şirket yönetim kurulu kararları aleyhine iptal davası açılamayacağı gibi pay defterine kaydın davalı ...'ın noter kanalıyla yolladığı ihtarnameden sonra zaruri olduğunu, marka tesciline konu olan taleplerin ayrı bir dava oluşturduğunu, itirazın TPE'ye yapılması gerektiğini, olağanüstü genel kurula yapılan davetlerin usulüne uygun olup iadeli taahhütlü yollandığının kanıtlarıyla ispatlandığı, toplantının denetçi tarafından TTK 355 ve 553.
maddelerinin öngördüğü üzere şirket içinde var olan zaruri ve müstacel sebeplerden dolayı düzenlendiğini; davacı tarafından istenen karar ve pay defterlerinin kendi sorumluluğunda olup noter kanalıyla istenmesinin defterlerin kaybolduğu intihasını uyandırdığını ve bunu üzerine yeni pay ve karar defteri kullanımı kararının alınmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil etmediğini, davacının işbu davayı açmakla kendisinin kurmuş olduğu şirketin rakip olduğu davalı şirkete zarar vermek amacında olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafça GOP A.Ş.'ye ait 08.07.2008 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının usulüne uygun olarak yapılmadığı, davacıya iadeli taahhütlü mektup gönderilmediği, denetçinin genel kurulu toplantıya çağırmasının yerinde olmadığı iddia edilerek genel kurulda alınan kararların iptalinin istendiği, öncelikle iptal davasının doğrudan şirket tüzel kişiliğine açılması gerekip diğer yönetim kurulu üyeleri ile denetçiye husumet yöneltilemeyeceği, dosyada mevcut posta alındı listesine göre davacıya toplantı gün ve gündeminin gönderildiğinin ve davacının toplantıya gelip toplantının ertelenmesini talep ettiğinin, bu talebin reddedilip toplantının yapıldığının görüldüğü, bu durumda davet mektubu gönderilmemiş bile olsa toplantıya katılındığı için bu durumun bir iptal sebebi olarak ileri sürülemeyeceğinden davacının bu iddiasının yerinde bulunmadığı;
davacı tarafça ...'a yapılan pay devrinin geçersiz olduğunun da ileri sürüldüğü, İstanbul 25. Noterliği'nin 3 Haziran 2008 tarih ve 10391 Y nolu "hisse devir sözleşmesi" ile ...'ın 1 adet hissesini uhdesinde bırakarak 59 adet hissesini 29.500 TL nominal bedelle ...'a devrettiği, bu hususun Beyoğlu 9. Noterliği'nin 3 Haziran 2008 tarih ve 12391 Y nolu ihtarnamesi ile yönetim kurulu üyelerine bildirilmiş ve devrin pay defterine yazımının istenmiş olduğu, bu konuda dosyada yönetim kurulu kararının mevcut bulunmadığı, pay defteri fotokopilerinde de, pay devri ile ilgili işlem yapılmadığının görüldüğü, TTK'nın 416. maddesine göre devrin ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile gerçekleşeceği, devrin şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade edeceği, devrin pay defterine kaydedilmemiş olmasına karşılık, hazirun cetvelinde bu devrin görüldüğü ve ...'ın 59 payının kayıtlı olduğu, hazirun cetvelinin yönetim kurulu tarafından şirket kaşesi üzerine atılan iki imza ile tasdik edildiği, şirket esas sözleşmesinin 20.
maddesinde "nama yazılı olan hisselerin devri yönetim kurulunun kabulüne bağlıdır" hükmünün mevcut olduğu, yönetim kurulunun devri usulüne uygun olarak onaylaması ve pay defterine geçirmesi gerektiği, bu konuda herhangi bir karar alınmadığı, pay devrinin esas sözleşmeye uygun yapılmadığı ve yönetim kurulu kararı bulunmadığı gibi, pay defterine de kaydedilmediğinin görüldüğü; denetçinin genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmasının doğru olmadığının da davacı tarafça iddia edildiği, denetçi ...'un 11.06.2008 tarihli raporunda, yönetim kurulu üyelerinin karar almak için bir araya gelemedikleri, bu durumun şirketin çalışanları ve üçüncü kişiler bakımından sakıncalar yarattığı, işlerin durma noktasına geldiği, denetçinin, ...'ın şirket aleyhine icra takibi yapması olgusunun görüşülmesi ve yeni yönetim kurulunun yeniden seçimi için genel kurulun toplantıya çağrılmasına karar verip toplantıyı düzenlemiş olduğu, TTK'nın 355.
maddesine göre "murakıpların zaruri ve müstacel sebepler çıktığı takdirde umumi heyeti fevkalade toplantıya mecbur oldukları" hükme bağlanmış olup yönetim kurulunun toplanamaması, genel kurulun yapılamaması gibi sebeplerin denetçiler bakımından müstacel sebep olarak kabul edileceği, davalı şirketin 08.04.2008 tarihinde olağan genel kurulunu yaptığı, toplantıda divan başkanlığına davacının seçildiği, 2007 yılı hesaplarının tetkiki ile yönetim kurulu ve denetçinin ibra edildiklerinin görüldüğü, bu toplantıda yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin seçimi maddesinin bulunmadığı, bu toplantıdan üç ay sonra denetçinin zaruri ve müstacel hallere dayanarak genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmasının normal olmadığı, olağan toplantıda şirket hesaplarının kabul edilip yöneticilerin ibra edildikleri ve herhangi bir sorun ortaya konulmadığı, buna rağmen sırf davacıyı bertaraf etmek amacıyla diğer yönetim kurulu üyeleri ile denetçinin birlikte hareket ederek olağanüstü toplantıyı yaptıklarının anlaşıldığı, yönetim kurulu üye sayısının beşe çıkarılıp davacının yönetim kuruluna alınmadığı, bunun objektif iyi niyet kurallarına uygun olmadığı, yönetim kurulunun toplanmadığı, karar alamadığı ve yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağıramadığı konusunda aksine bir delil sunulamadığı, toplantıya çağrının kural olarak yönetim kurulu tarafından yapılması gerektiği, 08.07.2008 tarihli olağanüstü genel kurulda, gündemin 4.
maddesinde yönetim kurulu üye sayısının beşe çıkarılmasına ve yönetim kurulu üyeliklerine de Levent Baykal, ..., ..., Mehmet Cenk Yılmaz ile Hatice Ceren Yılmaz'ın seçilmesine karar verildiği, davacının bu karara muhalif oy verip muhalefetini zapta geçirttiği, şirket esas sözleşmesinin 7. maddesine göre yönetim kurulunun en az 3, en çok 5 kişi olacağının belirlendiği, buna göre yönetim kurulunun 5 kişiden oluşmasının esas sözleşmeye uygun olduğu, TTK 316. maddesine göre, genel kurulu yönetim kurulunu azledebileceği, yeni yönetim kurulu seçilmesi suretiyle, eski yönetim kurulunun görev süresinin sona erdirildiği, yapılan işlemin kanuna ve esas sözleşmeye uygun olduğu ancak genel kurulun murakıp tarafından olağan toplantıdan 3 ay sonra çağrılmış olmasının müstacel ve zaruri hallerin bulunmaması göz önünde tutulduğunda, yapılan bu çağrının ve alınan kararların amacının davacıyı yönetim kurulundan uzaklaştırmak olduğu ve bunun objektif iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 08.07.2008 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket olağanüstü genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, 6762 sayılı TTK’nın 355. maddesi gereğince denetçiler, zaruri ve müstacel sebepler çıktığı takdirde umumi heyeti fevkalade toplantıya davete mecburdurlar. Bu sebepleri kendiliğinden veya azınlığın ya da ortakların gerekçeli başvuruları üzerine takdir ederler. Dolayısıyla, ortakların başvurusu üzerine denetçinin genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırma yetkisi bulunmaktadır. Bu nedenle, mahkemenin toplantıya çağrının özel amaç taşıdığından bahisle genel kurulda alınan kararların iptaline karar vermesi yerinde olmamıştır. Öte yandan ortak olmayan ...'ın olağanüstü genel kurula katılması bakımından, 31.05.2011 tarihli birlirkişi raporunda da belirtildiği üzere, her ne kadar Günay olağanüstü genel kurul toplantısına iştirake yetkili değilse de, Günay'ın katılımı toplantı nisabını ve kullandığı oy karar nisabını etkilememekte, dolayısıyla ihtilaflı genel kurul kararı kanunda öngörülen toplantı ve karar nisabına aykırı bulunmamaktadır.
Anılan iddialar dışında genel kurul toplantısında alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğu hususu davacı tarafça kanıtlanabilmiş değildir Bu itibarla, anılan gerekçeler ile davanın kabulü doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043397700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz