Genel kurul kararının iptali | Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5403 E. 2024/1742 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurulu toplantıya çağırma↗ faaliyet raporu↗ toplantı ve karar nisabı↗ azil↗ karar nisabı↗ toplantı tutanağı↗ sorumluluk davası↗ şirketin feshi↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ ibra↗ olumsuz oy↗ yenileme↗ esastan ret↗ yetki↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/804 E., 2019/569 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; her biri davalı şirkette %25'şer pay sahibi olan müvekkillerinin, kurucu ortak Mehmet Ulaşan'ın ileride kendilerine iade edileceği sözü üzerine, şirkete alınan borç paraya karşılık %5 hisseyi dava dışı ...'ya devrettiklerini, müvekkillerinin halen sermayenin %45'ine sahip olduklarını, alınan borç ödenmesine rağmen %5 hissenin davacılara iade edilmediğini, davalı şirket yönetici ve denetçilerin şirkete verdikleri zararların tespiti, zararın bunlardan tazmini ve şirketin feshi talebi ile davalı şirket yöneticileri aleyhine sorumluluk davası açtıklarını, denetim kurulu üyesi tarafından yapılan olağanüstü genel kurul çağrısı üzerine 23.07.2012 tarihinde toplanan davalı şirket genel kurulunda yönetim ve denetim kurulu üyesi seçimi yapıldığını, olağanüstü genel kurulda görüşülmesi gereken ve herhangi bir aciliyeti bulunmayan hususların olağanüstü genel kurul kararına konu edilemeyeceğini, davaya konu toplantının şirket yönetici ve deneticilerine karşı açılan sorumluluk davasındaki iddiaların tartışılmasına engel olmak, yönetim faaliyetlerinin görüşülmesine engel olmak amacıyla yapıldığını, haklarında sorumluluk davası açılan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin davaya konu toplantıda yeniden seçildiklerini ileri sürerek toplantıda alınan 1, 4 ve 5 no.lu kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, 23.07.2012 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı gündemin 4 ve 5. maddelerinde yönetim ve denetim kurulları seçimi yapıldığını, bunun haricinde bir karar alınmadığını, davaya konu olağanüstü genel kuruldan önce, şirket yönetim kurulunun olağan genel kurulun 09.06.2012 tarihinde toplanması için karar alınmak istendiğini ancak yönetim kurulu üyeleri olan davacılar karara imza atmadıklarından karar alınamadığını, şirket yönetim kurulu toplanamadığı için olağanüstü genel kurul toplantısı yapılma kararı alındığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 23.07.2012 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantı çağrısının denetçi tarafından yapıldığı, çağrı kararında gerekçe olarak, şirket yönetim kurulunun toplanamaması ve şirket aktif sistemlerinin çalışmamasının gösterildiği, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 365 inci maddesi uyarınca genel kurulu olağan toplantıya davetin yönetim kuruluna, olağanüstü toplantıya davetin hem yönetim kuruluna hem de 355 inci maddedeki koşulların varlığı halinde denetçilere ait olduğu, denetçinin çağrı yetkisinin zaruri ve müstacel sebeplerin varlığı halinde geçerli olduğu, davalı şirket yönetim kurulunun 15.05.2012 tarihli ve 89 no.lu kararında 2011 yılı Genel Kurulunun 09.06.2012 tarihinde belirlenen gündemle toplanmasının görüşüldüğü, yönetim Kurulunun beş üyeden oluştuğu, üç üyenin bahse konu kararı imzaladığı, davacı iki üyenin ise imzalamadığı, 6762 sayılı Kanun'un 330 uncu maddesi uyarınca ana sözleşmede aksine hüküm olmadıkça yönetim kurulunun karar verebilmesi için üyelerin en az yarısından bir fazlasıyla toplanmasının şart olduğu, beş üyeden oluşan yönetim kurulunda, kurulun toplanıp karar alabilmesi için en az dört üyenin toplantıda hazır bulunması gerektiği, yönetim kurulu üyelerinin ikisinin davacılar olduğu, diğer yönetim kurulu üyeleriyle çekişme yaşadıkları, aralarında devam eden davalar olduğu, bu şeklide yönetim kurulunun toplanıp karar alabilmesinin mümkün olmadığı, nitekim alınan kararın icra edilemediği ve genel kurul toplantısının yapılamadığı, mevcut yönetim kurulunun görev süresinin 04.06.2012 tarihinde sona erdiği, görev süresi dolan yönetim kurulunun Genel Kurulu toplantıya çağırmak ve şirkete ait günlük işleri yürütmek konularındaki yetki ve görevleri devam ediyor ise de yönetim kurulu arasındaki çekişmenin şirket faaliyetlerini olumsuz etkileyeceği, somut olayın özellikleri dikkate alınarak Genel Kurul'un denetçi tarafından 25.06.2012 tarihinde toplantıya çağrıldığı, denetçi tarafından yapılan çağrının somut olayın özelliklerine göre zorunlu ve acele sebeplerden kaynaklandığı, aksi durumun şirket işlerini akamete uğratabileceği bu yönü ile denetçi tarafından çağrı yapılmasında usulsüzlük bulunmadığı, denetçinin çağrısı ile yapılan olağanüstü toplantıda sadece acele işlerden olan yönetim ve denetim kurulu üyeliklerinin seçiminin yapıldığı, bilanço ve faaliyet raporlarının okunup oylanması ve ibraların yapılacak ilk olağan genel kurul toplantısına bırakıldığı, gündemin 4. ve 5. maddelerinin yeni yönetim ve denetim kurulu seçimine ilişkin olduğu, yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılmış ve devam eden sorumluluk davaları nedeniyle bu kişilerin dava devam ettiği sürece yeniden yönetim ve denetim kuruluna seçilmelerini engelleyen yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, bu kişiler hakkında kesinleşmiş bir karar olmadığı nazara alınarak yeniden seçilmelerinin ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf başvru dilekçesinde özetle; davalı şirketin ana sözleşmesinin genel kurul toplantılarıyla ilgili 10. maddesi uyarınca yönetim kurulunun üç kişi ile toplanabileceğini ve toplantıya katılanların çoğunluğu ile karar alınabileceğini, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısına gerekçe olarak gösterilen 15.05.2012 tarihli ve 89 sayılı yönetim kurulu kararındaki üç imzanın olağan genel kurul toplantısı için yeterli olduğunu, olağanüstü genel kurul toplantısının yasal gerekçesinin bulunmadığını, 15.05.2012 tarihli yönetim kurulu kararından müvekkillerinin haberdar olmadığını, söz konusu yönetim kurulu kararının da yıllık bilanço, kar ve zarar cetvelleri ile yönetim ve denetim kurulu raporları görüşülmeden yeni yönetim ve denetim kurulu üyelerinin belirlenmesi için yapılan dava konusu olağanüstü genel kurul çağrısına dayanak olması amacıyla gerçeğe aykırı olarak hazırlandığını, davalı şirketin üç kişi ile toplanıp karar alamayacağı düşünülse dahi, kararda 6762 sayılı Kanun'un 330 uncu maddesiyle ilgili değerlendirmenin doğru yapılmadığını, maddeden anlaşılması gerekenin, yönetim kurulunun tam üye sayısının çoğunluğu ile toplanabileceği ve kararların toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alınabileceği şeklinde olduğunu, denetçinin olağanüstü genel kurul toplantısı çağırısında bulunabilmesi için “acil ve ivedi bir durumun” bulunması gerektiğini, yerleşik içtihatlara göre görev süreleri dolan yönetim kurulu üyelerinin yenileri seçilene kadar tüm olağan ve olağanüstü işlerde görevlerine devam edeceğini, olağanüstü toplantı çağrısının bu sebeple de gerekçesiz kaldığını, somut uyuşmazlıkta yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin bitmesine yaklaşık 1 yıllık süre varken olağanüstü genel kurul çağrısının yapıldığını, olağanüstü genel kurul toplantısına gerekçe olarak gösterilen sebebin doğru olmadığı, davalı şirket ortaklarından ..., ... ve ... ile ... aleyhine Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/713 E. sayılı dosyası ile açılan sorumluluk ve azil davasında ileri sürülen yolsuzluk iddialarının tartışılmasına engel olunması amacıyla olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığını, yolsuzluk yapan aynı kişilerin yönetim ve denetim kurulu üyesi seçimiyle ilgili gündem maddesıne istinaden yeniden seçilmelerinin sağlandığını, müvekkilleri tarafından davalı şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeleri aleyhine açılan tazminat davasında alınan ve farklı bilirkişiler tarafından düzenlenmiş örnekleri sunulan bilirkişi raporlarıyla iddialarının ispatlandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalı şirketin beş kişiden oluşan yönetim kurulunun 15.05.2012 tarihli kararıyla, davalı şirketin 2011 yılı olağan genel kurul toplantısının 09.06.2012 tarihinde yapılması yönünden yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulunun diğer iki üyesinin katılımıyla karar alındığı, yönetim kurulunun diğer üyeleri olan davacıların bu toplantıya katılmadığı, 25.06.2012 tarihinde davalı şirket denetçisi tarafından alınan kararla şirketin yönetim kurulunun tam olduğu halde toplanamaması ve şirket aktif sistemlerinin çalışamadığı hususunun ortaya çıkması sebebiyle 6762 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca yönetim ve denetim kurulunun ibrası, yeni yönetim kurulu üyelerini seçilmesi, yeni denetim kurulu üyelerinin seçimi konularının görüşülmesi için 23.07.2012 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına karar verildiği, 24.09.2012 tarihinde dava konusu olağanüstü genel kurulda seçilen yeni yönetim kurulu başkan ve üyelerinin katılımıyla 2011 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığı, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısında iptaline karar verilmesi istenilen 1 no.lu karar ile toplantıya başkanlık edecek divanın seçiminin oylandığı, 4 no.lu karar ile 1 yıl süreyle yeni yönetim kurulu üyeleri, 5 no.lu karar ile yeni denetçinin oylandığı, davalı şirket yönetim kurulu üye tam sayısının beş kişiden ibaret olduğu, bu durumda 6762 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca yönetim kurulunun toplantı nisabının dört üyeyle karar nisabının üç üyeyle gerçekleşeceği, somut olayda 15.05.2012 tarihli, şirketi 09.06.2012 tarihinde 2011 yılı olağan genel kurula çağıran yönetim kurulu kararının üç kişiyle toplanılıp alındığı anlaşıldığından yasa hükmünde aranan toplantı ve karar nisabı sağlanamadığından yok hükmünde olan yönetim kurulu kararına dayanılarak olağan genel kurul toplantısının yapılamayacağı, davalı şirketin 04.06.2011 tarihinde yapılan 2010 yılı genel kurulunda yönetim kurulu üyeliklerine 1 yıl süre ile seçilen üyelerin görev sürelerinin bundan 1 yıl sonra dolduğu, şirketin 15.05.2012 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında 2011 yılı olağan genel kurulunun 09.06.2012 tarihinde toplanmasının planlandığı, kararda davacıların imzalarının bulunmadığı, davacıların bu yönetim kurulundan haberdar olmadıklarını iddia ettiği, ancak yönetim kurulu üyeleri ve hissedar davacıların, tutulmasından sorumlu oldukları karar defterindeki karardan habersiz oldukları iddia edilmesine rağmen haberdar olduktan sonra gerekli yasal yollara başvurulmuş olduğu ispatlanmadığından bu iddianın bu aşamada uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınamayacağı, sonrasında 6762 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi gereği denetçi tarafından dava konusu 23.07.2012 tarihli 2011 yılına ait olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığı, ve bu toplantıya davacıların vekillerinin katıldığı, bu toplantıda 2011 tarihinde seçilen 1 yıllık görev süreleri dolmakta olan 5 kişilik yeni yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin belirlendiği, davacılar vekillerinin, davacıların yönetim kurulunda yer almalarına ilişkin teklifin reddedildiği, seçilen yönetim kurulu ve denetçi ile 24.09.2012 tarihinde 2011 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığı, şu halde dava konusu 23.07.2012 tarihli genel kurul toplantı tutanağının içeriğine göre gerek davacı ortakların gerekse diğer ortakların tamamının genel kurul toplantısına katıldıkları gözetildiğinde davacılar vekilinin usulsüz çağrı ile toplantı yapıldığı iddiasına itibar edilmediği, 4. ve 5. maddelerindeki kararlarda iyi niyet kurallarına, ana sözleşmeye ve yasaya aykırı bir hal bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazları yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirketin 23.07.2012 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul toplantısında alınan gündemin 1, 4 ve 5. maddelerinde alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6762 sayılı Kanun'un 330, 355 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/123 E. 2012/4522 K.
Ortak:toplantı tutanağı · olağanüstü genel kurul · yetki
İncelediğiniz kararda… n yönetim kuruluna, olağanüstü toplantıya davetin hem yönetim kuruluna hem de 355 inci maddedeki koşulların varlığı halinde denetçilere ait olduğu, denetçinin çağrı «yetkisinin» zaruri ve müstacel sebeplerin varlığı halinde geçerli olduğu, davalı şirket yönetim kurulunun 15.05.2012 tarihli ve 89 no.lu kararında 2011 yılı Genel Kurulunun 09.06.2012 tarihinde belirlenen gündemle toplanmasının görüşüldüğü, yönetim Kurulunun beş üyeden oluştuğu, üç üyenin bahse konu kararı imzaladığı, davacı iki üyenin ise imzalamadığı, 6762 sayılı Kanun'un 330 uncu maddesi uyarınca ana sözleşmede aksine hüküm olmadıkça yönetim kurulunun karar verebilmesi için üyelerin en az yarısından bir fazlasıyla toplanmasının şart olduğu, beş üyeden oluşan yönetim kurulunda, kurulun toplanıp karar alabilmesi için en az dört üyenin toplantıda hazır bulunması gerektiği, «yönetim kurulu» üyelerinin ikisinin davacılar olduğu, diğer yönetim kurulu üyeleriyle çekişme yaşadıkları, aralarında devam eden davalar olduğu, bu şeklide yönetim kurulunun toplanıp karar alabilmesinin mümkün olmadığı, nitekim alınan kararın icra edilemediği ve genel kurul toplantısının yapılamadığı, mevcut yönetim kurulunun görev süresinin 04.06.2012 tarihinde sona erdiği, görev süresi dolan yönetim kurulunun Genel Kurulu toplantıya çağırmak ve şirkete ait günlük işleri yürütmek konularındaki «yetki» ve «görevleri» devam ediyor ise de yönetim kurulu arasındaki çekişmenin şirket faaliyetlerini «olumsuz» etkileyeceği, somut olayın özellikleri dikkate alınarak Genel Kurul'un denetçi tarafından 25.06.2012 tarihinde toplantıya çağrıldığı, denetçi tarafından yapılan çağrının somut olayın özelliklerine göre zorunlu ve acele sebeplerden kaynaklandığı, aksi durumun şirket işlerini akamete uğratabileceği bu yönü ile denetçi tarafından çağrı yapılmasında usulsüzlük bulunmadığı, denetçinin çağrısı ile yapılan olağanüstü toplantıda sadece acele işlerden olan yönetim ve denetim kurulu üyeliklerinin seçiminin yapıldığı, bilanço ve «faaliyet raporlarının» okunup oylanması ve ibraların yapılacak ilk «olağan genel kurul» toplantısına bırakıldığı, gündemin 4. ve 5. maddelerinin yeni yönetim ve denetim kurulu seçimine ilişkin olduğu, yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılmış ve devam e …
… emesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalı şirketin beş kişiden oluşan yönetim kurulunun 15.05.2012 tarihli kararıyla, davalı şirketin 2011 yılı «olağan genel kurul» toplantısının 09.06.2012 tarihinde yapılması yönünden «yönetim kurulu» başkanı ve yönetim kurulunun diğer iki üyesinin katılımıyla karar alındığı, yönetim kurulunun diğer üyeleri olan davacıların bu toplantıya katılmadığı, 25.06.2012 tarihinde davalı şirket denetçisi tarafından alınan kararla şirketin yönetim kurulunun tam olduğu halde toplanamaması ve şirket aktif sistemlerinin çalışamadığı hususunun ortaya çıkması sebebiyle 6762 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca yönetim ve denetim kurulunun «ibrası», yeni yönetim kurulu üyelerini seçilmesi, yeni denetim kurulu üyelerinin seçimi konularının görüşülmesi için 23.07.2012 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına karar verildiği, 24.09.2012 tarihinde dava konusu olağanüstü genel kurulda seçilen yeni yönetim kurulu başkan ve üyelerinin katılımıyla 2011 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığı, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısında iptaline karar verilmesi istenilen 1 no.lu karar ile toplantıya başkanlık edecek divanın seçiminin oylandığı, 4 no.lu karar ile 1 yıl süreyle yeni yönetim kurulu üyeleri, 5 no.lu karar ile yeni denetçinin oylandığı, davalı şirket yönetim kurulu üye tam sayısının beş kişiden ibaret olduğu, bu durumda 6762 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca yönetim kurulunun «toplantı nisabının» dört üyeyle karar nisabının üç üyeyle gerçekleşeceği, somut olayda 15.05.2012 tarihli, şirketi 09.06.2012 tarihinde 2011 yılı olağan genel kurula çağıran yönetim kurulu kararının üç kişiyle toplanılıp alındığı anlaşıldığından yasa hükmünde aranan toplantı ve karar nisabı sağlanamadığından yok hükmünde olan yönetim kurulu kararına dayanılarak olağan genel kurul toplantısının yapılamayacağı, davalı şirketin 04.06.2011 tarihinde yapılan 2010 yılı genel kurulunda yönetim kurulu üyeliklerine 1 yıl süre ile seçilen üyelerin görev sürelerinin bundan 1 yıl sonra dolduğu, şirketin 15.05.2012 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında 2011 yılı olağan genel kurulunun 09.06.2012 tarihinde toplanmasının planlandığı, kararda davacıların imzalarının bulunmadığı, davacıların bu yönetim kurulundan haberdar olmadıklarını iddia ettiği, ancak yönetim kurulu üyeleri ve hissedar davacıların, tutulmasından sorumlu oldukları karar «defterindeki» karardan habersiz oldukları iddia edilmesine rağmen haberdar olduktan sonra gerekli yasal yollara başvurulmuş olduğu ispatlanmadığından bu iddianın bu aşamada uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınamayacağı, sonrasında 6762 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi gereği denetçi tarafından dava konusu 23.07.2012 tarihli 2011 yılına ait olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığı, ve bu toplantıya davacıların vekillerinin katıldığı, bu toplantıda 2011 tarihinde seçilen 1 yıllık görev süreleri dolmakta olan 5 kişilik yeni yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin belirlendiği, davacılar vekillerinin, davacıların yönetim kurulunda yer almalarına ilişkin teklifin reddedildiği, seçilen yönetim kurulu ve denetçi ile 24.09.2012 tarihinde 2011 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığı, şu halde dava konusu 23.07.2012 tarihli genel kurul «toplantı tutanağının» içeriğine göre gerek davacı ortakların gerekse diğer ortakların tamamının genel kurul toplantısına katıldıkları gözetildiğinde davacılar vekilinin usulsüz çağrı il …
… enmesine rağmen %5 hissenin davacılara iade edilmediğini, davalı şirket yönetici ve denetçilerin şirkete verdikleri zararların tespiti, zararın bunlardan tazmini ve «şirketin feshi» talebi ile davalı şirket yöneticileri aleyhine «sorumluluk davası» açtıklarını, denetim kurulu üyesi tarafından yapılan «olağanüstü genel kurul» çağrısı üzerine 23.07.2012 tarihinde toplanan davalı şirket genel kurulunda yönetim ve denetim kurulu üyesi seçimi yapıldığını, olağanüstü genel kurulda görüşülmes …
Benzer bu karardaDavadan sonra 26.07.2011 tarihinde davalı şirketin denetçinin çağrısıyla «olağanüstü genel kurul» toplantısının yapıldığı anlaşılmış ise de sözkonusu toplantıda davacıların işbu davaya konu ettikleri hususlar gündem maddesi olarak ele alınarak görüşülmemiş, esasen «toplantı tutanağının» 2. maddesinde davacılar vekilinin bu davadaki hak ve taleplerini saklı tuttuğunu da açıkça belirtmiş olması karşısında yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının davacıların bu dava ile elde etmek istedikleri hukuki sonucu karşıladığını kabule olanak bulunmadığından mahkemece yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı içeriği incelenmeden salt toplantının yapılmış olmasına dayanılarak eldeki davanın konusuz kaldığına hükmedilmesi yerinde olmadığı gibi kabul şekline göre de hükmün dayandırıldığı genel kurul toplantısının dava tarihinden sonra karar alınarak yapılmış olması karşısında dava tarihi itibariyle davacıların dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu gibi mahkemece denetçiye gönderilen «ihtarnamenin» tarihi olan 07.03.2011 tarihi ile davacıların olağanüstü genel kurul toplantısının yapılmasını istedikleri tarih olan 12.03.2011 tarihi arasında ortaklara çağrı için yeterli yasal süre bulunmadığı gerekçesine dayalı olarak açılan davanın haksız olduğu sonucuna varılarak davalı yararına «vekalet ücretine» ve «yargılama giderlerinin» davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ise de davacılar tarafından denetçiye şirketi toplantıya çağırması için gönderilen ihtarnamenin 25.02.2011 tarihli …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça şirket yönetim kuruluna ve 07.03.2011 tarihli «ihtarname» ile denetçiye 12.03.2011 tarihinde «olağanüstü genel kurul» toplantısı yapılması için talepte bulunulmuş ise de denetçiye yapılan ihtarnamenin tarihi ile olağanüstü toplantı tarihi arasında ortaklara çağrı için yeterli yasal süre bulunmadığı gibi şirket denetçisinin çağrısı ile dava tarihinden sonra 26.07.2011 tarihinde olağanüstü toplantının yapıldığı dolayısıyla işbu davanın konusunun kalmadığı, dava konusuz kalmış ise de davanın açıldığı tarih itibariyle yasal süre koşulunun mevcut olmaması nedeniyle haksız olduğundan davalı yararına «vekalet ücretine» karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, konusu kalmayan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Dava, davalı şirket genel kurulunun davacıların istedikleri gündemle olağanüstü Toplantıya çağrılması için davacı ortaklara «yetki» verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hukuki yarar · yargılama gideri · ihtarname · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaDavadan sonra 26.07.2011 tarihinde davalı şirketin denetçinin çağrısıyla «olağanüstü genel kurul» toplantısının yapıldığı anlaşılmış ise de sözkonusu toplantıda davacıların işbu davaya konu ettikleri hususlar gündem maddesi olarak ele alınarak görüşülmemiş, esasen «toplantı tutanağının» 2. maddesinde davacılar vekilinin bu davadaki hak ve taleplerini saklı tuttuğunu da açıkça belirtmiş olması karşısında yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının davacıların bu dava ile elde etmek istedikleri hukuki sonucu karşıladığını kabule olanak bulunmadığından mahkemece yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı içeriği incelenmeden salt toplantının yapılmış olmasına dayanılarak eldeki davanın konusuz kaldığına hükmedilmesi yerinde olmadığı gibi kabul şekline göre de hükmün dayandırıldığı genel kurul toplantısının dava tarihinden sonra karar alınarak yapılmış olması karşısında dava tarihi itibariyle davacıların dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu gibi mahkemece denetçiye gönderilen «ihtarnamenin» tarihi olan 07.03.2011 tarihi ile davacıların olağanüstü genel kurul toplantısının yapılmasını istedikleri tarih olan 12.03.2011 tarihi arasında ortaklara çağrı için yeterli yasal süre bulunmadığı gerekçesine dayalı olarak açılan davanın haksız olduğu sonucuna varılarak davalı yararına «vekalet ücretine» ve «yargılama giderlerinin» davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ise de davacılar tarafından denetçiye şirketi toplantıya çağırması için gönderilen ihtarnamenin 25.02.2011 tarihli …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça şirket yönetim kuruluna ve 07.03.2011 tarihli «ihtarname» ile denetçiye 12.03.2011 tarihinde «olağanüstü genel kurul» toplantısı yapılması için talepte bulunulmuş ise de denetçiye yapılan ihtarnamenin tarihi ile olağanüstü toplantı tarihi arasında ortaklara çağrı için yeterli yasal süre bulunmadığı gibi şirket denetçisinin çağrısı ile dava tarihinden sonra 26.07.2011 tarihinde olağanüstü toplantının yapıldığı dolayısıyla işbu davanın konusunun kalmadığı, dava konusuz kalmış ise de davanın açıldığı tarih itibariyle yasal süre koşulunun mevcut olmaması nedeniyle haksız olduğundan davalı yararına «vekalet ücretine» karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, konusu kalmayan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, açılan davada davacıların «hukuki yararının» bulunduğu, davadan sonra yapılan genel kurul toplantısı ile davacıların işbu dava ile elde etmek istedikleri sonucun karşılanmamış olduğunun anlaşılmasına göre mahkemece davacıların isteminin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/365 E. 2012/21286 K.
Ortak:genel kurulu toplantıya çağırma · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, 23.07.2012 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısı gündemin 4 ve 5. maddelerinde yönetim ve denetim kurulları seçimi yapıldığını, bunun haricinde bir karar alınmadığını, davaya konu olağanüstü genel kuruldan önce, şirket yönetim kurulunun olağan genel kurulun 09.06.2012 tarihinde toplanması için karar alınmak istendiğini ancak «yönetim kurulu» üyeleri olan davacılar karara imza atmadıklarından karar alınamadığını, şirket yönetim kurulu toplanamadığı için olağanüstü genel kurul toplantısı yapılma kararı a …
… n yönetim kuruluna, olağanüstü toplantıya davetin hem yönetim kuruluna hem de 355 inci maddedeki koşulların varlığı halinde denetçilere ait olduğu, denetçinin çağrı «yetkisinin» zaruri ve müstacel sebeplerin varlığı halinde geçerli olduğu, davalı şirket yönetim kurulunun 15.05.2012 tarihli ve 89 no.lu kararında 2011 yılı Genel Kurulunun 09.06.2012 tarihinde belirlenen gündemle toplanmasının görüşüldüğü, yönetim Kurulunun beş üyeden oluştuğu, üç üyenin bahse konu kararı imzaladığı, davacı iki üyenin ise imzalamadığı, 6762 sayılı Kanun'un 330 uncu maddesi uyarınca ana sözleşmede aksine hüküm olmadıkça yönetim kurulunun karar verebilmesi için üyelerin en az yarısından bir fazlasıyla toplanmasının şart olduğu, beş üyeden oluşan yönetim kurulunda, kurulun toplanıp karar alabilmesi için en az dört üyenin toplantıda hazır bulunması gerektiği, «yönetim kurulu» üyelerinin ikisinin davacılar olduğu, diğer yönetim kurulu üyeleriyle çekişme yaşadıkları, aralarında devam eden davalar olduğu, bu şeklide yönetim kurulunun toplanıp karar alabilmesinin mümkün olmadığı, nitekim alınan kararın icra edilemediği ve genel kurul toplantısının yapılamadığı, mevcut yönetim kurulunun görev süresinin 04.06.2012 tarihinde sona erdiği, görev süresi dolan yönetim kurulunun Genel Kurulu toplantıya çağırmak ve şirkete ait günlük işleri yürütmek konularındaki «yetki» ve «görevleri» devam ediyor ise de yönetim kurulu arasındaki çekişmenin şirket faaliyetlerini «olumsuz» etkileyeceği, somut olayın özellikleri dikkate alınarak Genel Kurul'un denetçi tarafından 25.06.2012 tarihinde toplantıya çağrıldığı, denetçi tarafından yapılan çağrının somut olayın özelliklerine göre zorunlu ve acele sebeplerden kaynaklandığı, aksi durumun şirket işlerini akamete uğratabileceği bu yönü ile denetçi tarafından çağrı yapılmasında usulsüzlük bulunmadığı, denetçinin çağrısı ile yapılan olağanüstü toplantıda sadece acele işlerden olan yönetim ve denetim kurulu üyeliklerinin seçiminin yapıldığı, bilanço ve «faaliyet raporlarının» okunup oylanması ve ibraların yapılacak ilk «olağan genel kurul» toplantısına bırakıldığı, gündemin 4. ve 5. maddelerinin yeni yönetim ve denetim kurulu seçimine ilişkin olduğu, yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılmış ve devam e …
… lantılarıyla ilgili 10. maddesi uyarınca yönetim kurulunun üç kişi ile toplanabileceğini ve toplantıya katılanların çoğunluğu ile karar alınabileceğini, dava konusu «olağanüstü genel kurul» toplantısına gerekçe olarak gösterilen 15.05.2012 tarihli ve 89 sayılı «yönetim kurulu» kararındaki üç imzanın olağan genel kurul toplantısı için yeterli olduğunu, olağanüstü genel kurul toplantısının yasal gerekçesinin bulunmadığını, 15.05.2012 tarihli yönetim kurulu kararından müvekkillerinin haberdar olmadığını, söz konusu yönetim kurulu kararının da yıllık bilanço, kar ve zarar cetvelleri ile yönetim ve denetim kurulu raporları görüşülmeden yeni yönetim ve denetim kurulu üyelerinin belirlenmesi için yapılan dava konusu olağanüstü genel kurul çağrısına dayanak olması amacıyla gerçeğe aykırı olarak hazırlandığını, davalı şirketin üç kişi ile toplanıp karar alamayacağı düşünülse dahi, kararda 6762 sayılı Kanun'un 330 uncu maddesiyle ilgili değerlendirmenin doğru yapılmadığını, maddeden anlaşılması gerekenin, yönetim kurulunun tam üye sayısının çoğunluğu ile toplanabileceği ve kararların toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alınabileceği şeklinde olduğunu, denetçinin olağanüstü genel kurul toplantısı çağırısında bulunabilmesi için “acil ve ivedi bir durumun” bulunması gerektiğini, yerleşik içtihatlara göre görev süreleri dolan yönetim kurulu üyelerinin «yenileri» seçilene kadar tüm olağan ve olağanüstü işlerde görevlerine devam edeceğini, olağanüstü toplantı çağrısının bu sebeple de gerekçesiz kaldığını, somut uyuşmazlıkta yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin bitmesine yaklaşık 1 yıllık süre varken olağanüstü genel kurul çağrısının yapıldığını, olağanüstü genel kurul toplantısına gerekçe olarak gösterilen «sebebin» doğru olmadığı, davalı şirket ortaklarından ..., ... ve ... ile ... aleyhine Ankara 7.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 08.07.2008 tarihli «olağanüstü genel kurulda» «yönetim kurulu» üye sayısının beşe çıkarılmasına ve yönetim kurulu üyeliklerine de ..., ..., ..., ... ile ... seçilmesine karar verildiği, davacının bu karara muhalif oy verip, muhalefetini zapta geçirttiği, şirket «esas sözleşmesinin» 7. maddesine göre yönetim kurulunun en az 3, en çok 5 kişi olacağının belirlendiği, buna göre yönetim kurulunun 5 kişiden oluşmasının esas sözleşmeye uygun olduğu, TTK'nun 316. maddesi uyarınca genel kurulun yönetim kurulunu azledebileceği, yeni yönetim kurulu seçilmesi suretiyle eski yönetim kurulunun görev süresinin sona erdirildiği, yapılan işlemin kanuna ve esas sözleşmeye uygun olduğu, ancak genel kurulun murakıp tarafından olağan toplantıdan 3 ay sonra çağrılmasında müstacel ve zaruri hallerin bulunmadığı, alınan bu kararın amacının davacıyı yönetim kurulundan uzaklaştırmak olup, bunun da «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı bulunduğu sonucuna varılarak davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı Özün Sesi Yayıncılık Radyo ve Televizyon Kurumu A.Ş. aleyhine açılan davanın ise kabulü ile 08.07.2008 tarihli olağanüstü «genel kurul kararlarının iptaline» karar verilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde davacı dışındaki «yönetim kurulu» üyeleri davacı ...’ın şirket hakkında icra takibi başlatması, yönetim kurulu üyelerinin karar almak için bir araya gelememesi, şirketin «temsil» ve ilzamının, idaresinin zaafa uğradığı, şirketin faaliyetlerini yerine getiremez hale geldiği hususlarına dayalı olarak şirket denetçisine başvurarak yeni yönetim kurulu seçiminin yapılması amacıyla şirketi «olağanüstü genel kurul toplantısına çağırmasını» istemeleri üzerine denetçi tarafından yapılan çağrı üzerine davaya konu genel kurul toplantısı yapılmış ve toplantıda üç kişilik yönetim kurulunun beş kişiden oluş …
Dava, denetçinin çağrısıyla toplanan 08.07.2008 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:objektif iyi niyet kuralı · esas sözleşme · husumet yokluğu · temsil · husumet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 08.07.2008 tarihli «olağanüstü genel kurulda» «yönetim kurulu» üye sayısının beşe çıkarılmasına ve yönetim kurulu üyeliklerine de ..., ..., ..., ... ile ... seçilmesine karar verildiği, davacının bu karara muhalif oy verip, muhalefetini zapta geçirttiği, şirket «esas sözleşmesinin» 7. maddesine göre yönetim kurulunun en az 3, en çok 5 kişi olacağının belirlendiği, buna göre yönetim kurulunun 5 kişiden oluşmasının esas sözleşmeye uygun olduğu, TTK'nun 316. maddesi uyarınca genel kurulun yönetim kurulunu azledebileceği, yeni yönetim kurulu seçilmesi suretiyle eski yönetim kurulunun görev süresinin sona erdirildiği, yapılan işlemin kanuna ve esas sözleşmeye uygun olduğu, ancak genel kurulun murakıp tarafından olağan toplantıdan 3 ay sonra çağrılmasında müstacel ve zaruri hallerin bulunmadığı, alınan bu kararın amacının davacıyı yönetim kurulundan uzaklaştırmak olup, bunun da «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı bulunduğu sonucuna varılarak davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı Özün Sesi Yayıncılık Radyo ve Televizyon Kurumu A.Ş. aleyhine açılan davanın ise kabulü ile 08.07.2008 tarihli olağanüstü «genel kurul kararlarının iptaline» karar verilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde davacı dışındaki «yönetim kurulu» üyeleri davacı ...’ın şirket hakkında icra takibi başlatması, yönetim kurulu üyelerinin karar almak için bir araya gelememesi, şirketin «temsil» ve ilzamının, idaresinin zaafa uğradığı, şirketin faaliyetlerini yerine getiremez hale geldiği hususlarına dayalı olarak şirket denetçisine başvurarak yeni yönetim kurulu seçiminin yapılması amacıyla şirketi «olağanüstü genel kurul toplantısına çağırmasını» istemeleri üzerine denetçi tarafından yapılan çağrı üzerine davaya konu genel kurul toplantısı yapılmış ve toplantıda üç kişilik yönetim kurulunun beş kişiden oluş …
-
Genel kurul kararının yokluğu tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4560 E. 2022/8566 K.
Ortak:toplantı ve karar nisabı · karar nisabı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… emesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalı şirketin beş kişiden oluşan yönetim kurulunun 15.05.2012 tarihli kararıyla, davalı şirketin 2011 yılı «olağan genel kurul» toplantısının 09.06.2012 tarihinde yapılması yönünden «yönetim kurulu» başkanı ve yönetim kurulunun diğer iki üyesinin katılımıyla karar alındığı, yönetim kurulunun diğer üyeleri olan davacıların bu toplantıya katılmadığı, 25.06.2012 tarihinde davalı şirket denetçisi tarafından alınan kararla şirketin yönetim kurulunun tam olduğu halde toplanamaması ve şirket aktif sistemlerinin çalışamadığı hususunun ortaya çıkması sebebiyle 6762 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca yönetim ve denetim kurulunun «ibrası», yeni yönetim kurulu üyelerini seçilmesi, yeni denetim kurulu üyelerinin seçimi konularının görüşülmesi için 23.07.2012 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına karar verildiği, 24.09.2012 tarihinde dava konusu olağanüstü genel kurulda seçilen yeni yönetim kurulu başkan ve üyelerinin katılımıyla 2011 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığı, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısında iptaline karar verilmesi istenilen 1 no.lu karar ile toplantıya başkanlık edecek divanın seçiminin oylandığı, 4 no.lu karar ile 1 yıl süreyle yeni yönetim kurulu üyeleri, 5 no.lu karar ile yeni denetçinin oylandığı, davalı şirket yönetim kurulu üye tam sayısının beş kişiden ibaret olduğu, bu durumda 6762 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca yönetim kurulunun «toplantı nisabının» dört üyeyle karar nisabının üç üyeyle gerçekleşeceği, somut olayda 15.05.2012 tarihli, şirketi 09.06.2012 tarihinde 2011 yılı olağan genel kurula çağıran yönetim kurulu kararının üç kişiyle toplanılıp alındığı anlaşıldığından yasa hükmünde aranan toplantı ve karar nisabı sağlanamadığından yok hükmünde olan yönetim kurulu kararına dayanılarak olağan genel kurul toplantısının yapılamayacağı, davalı şirketin 04.06.2011 tarihinde yapılan 2010 yılı genel kurulunda yönetim kurulu üyeliklerine 1 yıl süre ile seçilen üyelerin görev sürelerinin bundan 1 yıl sonra dolduğu, şirketin 15.05.2012 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında 2011 yılı olağan genel kurulunun 09.06.2012 tarihinde toplanmasının planlandığı, kararda davacıların imzalarının bulunmadığı, davacıların bu yönetim kurulundan haberdar olmadıklarını iddia ettiği, ancak yönetim kurulu üyeleri ve hissedar davacıların, tutulmasından sorumlu oldukları karar «defterindeki» karardan habersiz oldukları iddia edilmesine rağmen haberdar olduktan sonra gerekli yasal yollara başvurulmuş olduğu ispatlanmadığından bu iddianın bu aşamada uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınamayacağı, sonrasında 6762 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi gereği denetçi tarafından dava konusu 23.07.2012 tarihli 2011 yılına ait olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığı, ve bu toplantıya davacıların vekillerinin katıldığı, bu toplantıda 2011 tarihinde seçilen 1 yıllık görev süreleri dolmakta olan 5 kişilik yeni yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin belirlendiği, davacılar vekillerinin, davacıların yönetim kurulunda yer almalarına ilişkin teklifin reddedildiği, seçilen yönetim kurulu ve denetçi ile 24.09.2012 tarihinde 2011 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığı, şu halde dava konusu 23.07.2012 tarihli genel kurul «toplantı tutanağının» içeriğine göre gerek davacı ortakların gerekse diğer ortakların tamamının genel kurul toplantısına katıldıkları gözetildiğinde davacılar vekilinin usulsüz çağrı il …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, 23.07.2012 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısı gündemin 4 ve 5. maddelerinde yönetim ve denetim kurulları seçimi yapıldığını, bunun haricinde bir karar alınmadığını, davaya konu olağanüstü genel kuruldan önce, şirket yönetim kurulunun olağan genel kurulun 09.06.2012 tarihinde toplanması için karar alınmak istendiğini ancak «yönetim kurulu» üyeleri olan davacılar karara imza atmadıklarından karar alınamadığını, şirket yönetim kurulu toplanamadığı için olağanüstü genel kurul toplantısı yapılma kararı a …
… n yönetim kuruluna, olağanüstü toplantıya davetin hem yönetim kuruluna hem de 355 inci maddedeki koşulların varlığı halinde denetçilere ait olduğu, denetçinin çağrı «yetkisinin» zaruri ve müstacel sebeplerin varlığı halinde geçerli olduğu, davalı şirket yönetim kurulunun 15.05.2012 tarihli ve 89 no.lu kararında 2011 yılı Genel Kurulunun 09.06.2012 tarihinde belirlenen gündemle toplanmasının görüşüldüğü, yönetim Kurulunun beş üyeden oluştuğu, üç üyenin bahse konu kararı imzaladığı, davacı iki üyenin ise imzalamadığı, 6762 sayılı Kanun'un 330 uncu maddesi uyarınca ana sözleşmede aksine hüküm olmadıkça yönetim kurulunun karar verebilmesi için üyelerin en az yarısından bir fazlasıyla toplanmasının şart olduğu, beş üyeden oluşan yönetim kurulunda, kurulun toplanıp karar alabilmesi için en az dört üyenin toplantıda hazır bulunması gerektiği, «yönetim kurulu» üyelerinin ikisinin davacılar olduğu, diğer yönetim kurulu üyeleriyle çekişme yaşadıkları, aralarında devam eden davalar olduğu, bu şeklide yönetim kurulunun toplanıp karar alabilmesinin mümkün olmadığı, nitekim alınan kararın icra edilemediği ve genel kurul toplantısının yapılamadığı, mevcut yönetim kurulunun görev süresinin 04.06.2012 tarihinde sona erdiği, görev süresi dolan yönetim kurulunun Genel Kurulu toplantıya çağırmak ve şirkete ait günlük işleri yürütmek konularındaki «yetki» ve «görevleri» devam ediyor ise de yönetim kurulu arasındaki çekişmenin şirket faaliyetlerini «olumsuz» etkileyeceği, somut olayın özellikleri dikkate alınarak Genel Kurul'un denetçi tarafından 25.06.2012 tarihinde toplantıya çağrıldığı, denetçi tarafından yapılan çağrının somut olayın özelliklerine göre zorunlu ve acele sebeplerden kaynaklandığı, aksi durumun şirket işlerini akamete uğratabileceği bu yönü ile denetçi tarafından çağrı yapılmasında usulsüzlük bulunmadığı, denetçinin çağrısı ile yapılan olağanüstü toplantıda sadece acele işlerden olan yönetim ve denetim kurulu üyeliklerinin seçiminin yapıldığı, bilanço ve «faaliyet raporlarının» okunup oylanması ve ibraların yapılacak ilk «olağan genel kurul» toplantısına bırakıldığı, gündemin 4. ve 5. maddelerinin yeni yönetim ve denetim kurulu seçimine ilişkin olduğu, yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılmış ve devam e …
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davaya konu genel kurul toplantısına çağrı için alınan 03/04/2018 tarihli «yönetim kurulu» kararı «toplantı nisabı» oluşmadığnıdan yok hükmünde olduğundan, çağrının hiç yapılmadığı dolayısıyla davaya konu 27/04/2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlarında yok hükmünde olduğu, TTK'nın 416 maddesi hükmü uyarınca bütün pay sahiplerinin katılımıyla «çağrısız genel kurul» yapma şartlarının da mevcut olmadığı dikkate alınarak davaya konu genel kurulu toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ka …
Ancak «yönetim kurulu» çağrı kararının yok hükmünde olmasına rağmen «çağrısız genel kurulu» düzenleyen TTK 416. maddesi “Bütün payların sahipleri veya «temsilcileri», aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu «toplantı nisabı» var olduğu sürece karar alabilirler.” şeklindedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının yokluğu · çağrısız genel kurul · kamu düzeni · anonim şirket · temsil
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket» «genel kurul kararının yokluğunun» tespiti istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitine, bölge adliye mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak «yönetim kurulu» çağrı kararının yok hükmünde olmasına rağmen «çağrısız genel kurulu» düzenleyen TTK 416. maddesi “Bütün payların sahipleri veya «temsilcileri», aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu «toplantı nisabı» var olduğu sürece karar alabilirler.” şeklindedir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davaya konu genel kurul toplantısına çağrı için alınan 03/04/2018 tarihli «yönetim kurulu» kararı «toplantı nisabı» oluşmadığnıdan yok hükmünde olduğundan, çağrının hiç yapılmadığı dolayısıyla davaya konu 27/04/2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlarında yok hükmünde olduğu, TTK'nın 416 maddesi hükmü uyarınca bütün pay sahiplerinin katılımıyla «çağrısız genel kurul» yapma şartlarının da mevcut olmadığı dikkate alınarak davaya konu genel kurulu toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ka …
Bölge adliye mahkemesince, kararda «kamu düzenine» ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2180 E. 2025/3118 K.
Ortak:karar nisabı · olağanüstü genel kurul · yönetim kurulu kararı · dava sebebi
İncelediğiniz kararda… lantılarıyla ilgili 10. maddesi uyarınca yönetim kurulunun üç kişi ile toplanabileceğini ve toplantıya katılanların çoğunluğu ile karar alınabileceğini, dava konusu «olağanüstü genel kurul» toplantısına gerekçe olarak gösterilen 15.05.2012 tarihli ve 89 sayılı «yönetim kurulu» kararındaki üç imzanın olağan genel kurul toplantısı için yeterli olduğunu, olağanüstü genel kurul toplantısının yasal gerekçesinin bulunmadığını, 15.05.2012 tarihli yönetim kurulu kararından müvekkillerinin haberdar olmadığını, söz konusu yönetim kurulu kararının da yıllık bilanço, kar ve zarar cetvelleri ile yönetim ve denetim kurulu raporları görüşülmeden yeni yönetim ve denetim kurulu üyelerinin belirlenmesi için yapılan dava konusu olağanüstü genel kurul çağrısına dayanak olması amacıyla gerçeğe aykırı olarak hazırlandığını, davalı şirketin üç kişi ile toplanıp karar alamayacağı düşünülse dahi, kararda 6762 sayılı Kanun'un 330 uncu maddesiyle ilgili değerlendirmenin doğru yapılmadığını, maddeden anlaşılması gerekenin, yönetim kurulunun tam üye sayısının çoğunluğu ile toplanabileceği ve kararların toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alınabileceği şeklinde olduğunu, denetçinin olağanüstü genel kurul toplantısı çağırısında bulunabilmesi için “acil ve ivedi bir durumun” bulunması gerektiğini, yerleşik içtihatlara göre görev süreleri dolan yönetim kurulu üyelerinin «yenileri» seçilene kadar tüm olağan ve olağanüstü işlerde görevlerine devam edeceğini, olağanüstü toplantı çağrısının bu sebeple de gerekçesiz kaldığını, somut uyuşmazlıkta yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin bitmesine yaklaşık 1 yıllık süre varken olağanüstü genel kurul çağrısının yapıldığını, olağanüstü genel kurul toplantısına gerekçe olarak gösterilen «sebebin» doğru olmadığı, davalı şirket ortaklarından ..., ... ve ... ile ... aleyhine Ankara 7.
… emesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalı şirketin beş kişiden oluşan yönetim kurulunun 15.05.2012 tarihli kararıyla, davalı şirketin 2011 yılı «olağan genel kurul» toplantısının 09.06.2012 tarihinde yapılması yönünden «yönetim kurulu» başkanı ve yönetim kurulunun diğer iki üyesinin katılımıyla karar alındığı, yönetim kurulunun diğer üyeleri olan davacıların bu toplantıya katılmadığı, 25.06.2012 tarihinde davalı şirket denetçisi tarafından alınan kararla şirketin yönetim kurulunun tam olduğu halde toplanamaması ve şirket aktif sistemlerinin çalışamadığı hususunun ortaya çıkması sebebiyle 6762 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca yönetim ve denetim kurulunun «ibrası», yeni yönetim kurulu üyelerini seçilmesi, yeni denetim kurulu üyelerinin seçimi konularının görüşülmesi için 23.07.2012 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına karar verildiği, 24.09.2012 tarihinde dava konusu olağanüstü genel kurulda seçilen yeni yönetim kurulu başkan ve üyelerinin katılımıyla 2011 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığı, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısında iptaline karar verilmesi istenilen 1 no.lu karar ile toplantıya başkanlık edecek divanın seçiminin oylandığı, 4 no.lu karar ile 1 yıl süreyle yeni yönetim kurulu üyeleri, 5 no.lu karar ile yeni denetçinin oylandığı, davalı şirket yönetim kurulu üye tam sayısının beş kişiden ibaret olduğu, bu durumda 6762 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca yönetim kurulunun «toplantı nisabının» dört üyeyle karar nisabının üç üyeyle gerçekleşeceği, somut olayda 15.05.2012 tarihli, şirketi 09.06.2012 tarihinde 2011 yılı olağan genel kurula çağıran yönetim kurulu kararının üç kişiyle toplanılıp alındığı anlaşıldığından yasa hükmünde aranan toplantı ve karar nisabı sağlanamadığından yok hükmünde olan yönetim kurulu kararına dayanılarak olağan genel kurul toplantısının yapılamayacağı, davalı şirketin 04.06.2011 tarihinde yapılan 2010 yılı genel kurulunda yönetim kurulu üyeliklerine 1 yıl süre ile seçilen üyelerin görev sürelerinin bundan 1 yıl sonra dolduğu, şirketin 15.05.2012 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında 2011 yılı olağan genel kurulunun 09.06.2012 tarihinde toplanmasının planlandığı, kararda davacıların imzalarının bulunmadığı, davacıların bu yönetim kurulundan haberdar olmadıklarını iddia ettiği, ancak yönetim kurulu üyeleri ve hissedar davacıların, tutulmasından sorumlu oldukları karar «defterindeki» karardan habersiz oldukları iddia edilmesine rağmen haberdar olduktan sonra gerekli yasal yollara başvurulmuş olduğu ispatlanmadığından bu iddianın bu aşamada uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınamayacağı, sonrasında 6762 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi gereği denetçi tarafından dava konusu 23.07.2012 tarihli 2011 yılına ait olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığı, ve bu toplantıya davacıların vekillerinin katıldığı, bu toplantıda 2011 tarihinde seçilen 1 yıllık görev süreleri dolmakta olan 5 kişilik yeni yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin belirlendiği, davacılar vekillerinin, davacıların yönetim kurulunda yer almalarına ilişkin teklifin reddedildiği, seçilen yönetim kurulu ve denetçi ile 24.09.2012 tarihinde 2011 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığı, şu halde dava konusu 23.07.2012 tarihli genel kurul «toplantı tutanağının» içeriğine göre gerek davacı ortakların gerekse diğer ortakların tamamının genel kurul toplantısına katıldıkları gözetildiğinde davacılar vekilinin usulsüz çağrı il …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, 23.07.2012 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısı gündemin 4 ve 5. maddelerinde yönetim ve denetim kurulları seçimi yapıldığını, bunun haricinde bir karar alınmadığını, davaya konu olağanüstü genel kuruldan önce, şirket yönetim kurulunun olağan genel kurulun 09.06.2012 tarihinde toplanması için karar alınmak istendiğini ancak «yönetim kurulu» üyeleri olan davacılar karara imza atmadıklarından karar alınamadığını, şirket yönetim kurulu toplanamadığı için olağanüstü genel kurul toplantısı yapılma kararı a …
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, toplantıya çağrının usulüne uygun olduğunu, kaldı ki çağrıdaki usulsüzlüğün «nisabı» etkilememesi halinde tek başına iptal «sebebi» olmadığını, «esas sözleşmenin» 7. maddesinde yönetim kurulunun 3 üyeden oluşacağı açıklanmasına rağmen esas sözleşmenin 8/3. maddesinde şirket genel kurulu tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) hükümlerine göre en çok 3 yıl için seçilecek en az 1 ve en çok 5 üyeli bir «yönetim kurulu» tarafından «temsil» ve ilzam edileceğinin hükme bağlandığını, 7. maddedeki yönetim kurulunun 3 üyeden oluşacağı düzenlemesinin kuruluş aşamasında esas sözleşmeyle seçilen yönetim kurulu yönünden söz konusu olduğunu, 30.04.2021 tarihli genel kurulda alınan kararların «geçersizliği» veya iptali şartlarının oluşmadığını, davacının alınan kararlarda «muhalefet şerhinin» de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin 30.04.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların «çağrının usulsüz» olarak yapılması ve gündemin gereği gibi «ilan» edilmemesi nedeniyle «yoklukla malul» olduğunu ancak, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde kararların iptali gerektiğini, genel kurulu toplantıya çağıran «yönetim kurulu» kararının usulsüz olduğunu, genel kurulun usulüne uygun toplanmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, «esas sözleşme değişikliklerinde» değişen maddelerin eski ve yeni şekillerinin ilanda belirtilmesi gerektiğini, esas sözleşme uyarınca yönetim kurulunun üç üyeden oluşması gerekirken daha az sayıda …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının davalı şirketin 30.04.2021 tarihli «olağanüstü genel kurulda» alınan kararların iptaline («terditli» 2. talebine) ilişkin davasının reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:esas sözleşme değişikliği · çağrısız genel kurul · çağrı usulsüzlüğü · terditli dava · yoklukla malul karar · muhalefet şerhi · esas sözleşme · yokluk
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin 30.04.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların «çağrının usulsüz» olarak yapılması ve gündemin gereği gibi «ilan» edilmemesi nedeniyle «yoklukla malul» olduğunu ancak, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde kararların iptali gerektiğini, genel kurulu toplantıya çağıran «yönetim kurulu» kararının usulsüz olduğunu, genel kurulun usulüne uygun toplanmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, «esas sözleşme değişikliklerinde» değişen maddelerin eski ve yeni şekillerinin ilanda belirtilmesi gerektiğini, esas sözleşme uyarınca yönetim kurulunun üç üyeden oluşması gerekirken daha az sayıda …
… E-2023/653 K., 2017/4046 E-2019/3005 K., sayılı ilamları), davacının toplantıya katılmasının da sonuca etkili olmayacağı zira, 6102 sayılı TTK'nın 416. maddesindeki «çağrısız genel kurul» toplantısı şartlarının somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalı şirketin 30.04.2021 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısında alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespitine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, toplantıya çağrının usulüne uygun olduğunu, kaldı ki çağrıdaki usulsüzlüğün «nisabı» etkilememesi halinde tek başına iptal «sebebi» olmadığını, «esas sözleşmenin» 7. maddesinde yönetim kurulunun 3 üyeden oluşacağı açıklanmasına rağmen esas sözleşmenin 8/3. maddesinde şirket genel kurulu tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) hükümlerine göre en çok 3 yıl için seçilecek en az 1 ve en çok 5 üyeli bir «yönetim kurulu» tarafından «temsil» ve ilzam edileceğinin hükme bağlandığını, 7. maddedeki yönetim kurulunun 3 üyeden oluşacağı düzenlemesinin kuruluş aşamasında esas sözleşmeyle seçilen yönetim kurulu yönünden söz konusu olduğunu, 30.04.2021 tarihli genel kurulda alınan kararların «geçersizliği» veya iptali şartlarının oluşmadığını, davacının alınan kararlarda «muhalefet şerhinin» de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının davalı şirketin 30.04.2021 tarihli «olağanüstü genel kurulda» alınan kararların iptaline («terditli» 2. talebine) ilişkin davasının reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5403 E. , 2024/1742 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/34 Esas, 2022/750 Karar
DAVACILAR 1....
2.... vekilleri Avukat Hükmet Sönmez
DAVA TARİHİ 14.03.2013
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/804 E., 2019/569 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; her biri davalı şirkette %25'şer pay sahibi olan müvekkillerinin, kurucu ortak Mehmet Ulaşan'ın ileride kendilerine iade edileceği sözü üzerine, şirkete alınan borç paraya karşılık %5 hisseyi dava dışı ...'ya devrettiklerini, müvekkillerinin halen sermayenin %45'ine sahip olduklarını, alınan borç ödenmesine rağmen %5 hissenin davacılara iade edilmediğini, davalı şirket yönetici ve denetçilerin şirkete verdikleri zararların tespiti, zararın bunlardan tazmini ve şirketin feshi talebi ile davalı şirket yöneticileri aleyhine sorumluluk davası açtıklarını, denetim kurulu üyesi tarafından yapılan olağanüstü genel kurul çağrısı üzerine 23.07.2012 tarihinde toplanan davalı şirket genel kurulunda yönetim ve denetim kurulu üyesi seçimi yapıldığını, olağanüstü genel kurulda görüşülmesi gereken ve herhangi bir aciliyeti bulunmayan hususların olağanüstü genel kurul kararına konu edilemeyeceğini, davaya konu toplantının şirket yönetici ve deneticilerine karşı açılan sorumluluk davasındaki iddiaların tartışılmasına engel olmak, yönetim faaliyetlerinin görüşülmesine engel olmak amacıyla yapıldığını, haklarında sorumluluk davası açılan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin davaya konu toplantıda yeniden seçildiklerini ileri sürerek toplantıda alınan 1, 4 ve 5 no.lu kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, 23.07.2012 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı gündemin 4 ve 5. maddelerinde yönetim ve denetim kurulları seçimi yapıldığını, bunun haricinde bir karar alınmadığını, davaya konu olağanüstü genel kuruldan önce, şirket yönetim kurulunun olağan genel kurulun 09.06.2012 tarihinde toplanması için karar alınmak istendiğini ancak yönetim kurulu üyeleri olan davacılar karara imza atmadıklarından karar alınamadığını, şirket yönetim kurulu toplanamadığı için olağanüstü genel kurul toplantısı yapılma kararı alındığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 23.07.2012 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantı çağrısının denetçi tarafından yapıldığı, çağrı kararında gerekçe olarak, şirket yönetim kurulunun toplanamaması ve şirket aktif sistemlerinin çalışmamasının gösterildiği, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 365 inci maddesi uyarınca genel kurulu olağan toplantıya davetin yönetim kuruluna, olağanüstü toplantıya davetin hem yönetim kuruluna hem de 355 inci maddedeki koşulların varlığı halinde denetçilere ait olduğu, denetçinin çağrı yetkisinin zaruri ve müstacel sebeplerin varlığı halinde geçerli olduğu, davalı şirket yönetim kurulunun 15.05.2012 tarihli ve 89 no.lu kararında 2011 yılı Genel Kurulunun 09.06.2012 tarihinde belirlenen gündemle toplanmasının görüşüldüğü, yönetim Kurulunun beş üyeden oluştuğu, üç üyenin bahse konu kararı imzaladığı, davacı iki üyenin ise imzalamadığı, 6762 sayılı Kanun'un 330 uncu maddesi uyarınca ana sözleşmede aksine hüküm olmadıkça yönetim kurulunun karar verebilmesi için üyelerin en az yarısından bir fazlasıyla toplanmasının şart olduğu, beş üyeden oluşan yönetim kurulunda, kurulun toplanıp karar alabilmesi için en az dört üyenin toplantıda hazır bulunması gerektiği, yönetim kurulu üyelerinin ikisinin davacılar olduğu, diğer yönetim kurulu üyeleriyle çekişme yaşadıkları, aralarında devam eden davalar olduğu, bu şeklide yönetim kurulunun toplanıp karar alabilmesinin mümkün olmadığı, nitekim alınan kararın icra edilemediği ve genel kurul toplantısının yapılamadığı, mevcut yönetim kurulunun görev süresinin 04.06.2012 tarihinde sona erdiği, görev süresi dolan yönetim kurulunun Genel Kurulu toplantıya çağırmak ve şirkete ait günlük işleri yürütmek konularındaki yetki ve görevleri devam ediyor ise de yönetim kurulu arasındaki çekişmenin şirket faaliyetlerini olumsuz etkileyeceği, somut olayın özellikleri dikkate alınarak Genel Kurul'un denetçi tarafından 25.06.2012 tarihinde toplantıya çağrıldığı, denetçi tarafından yapılan çağrının somut olayın özelliklerine göre zorunlu ve acele sebeplerden kaynaklandığı, aksi durumun şirket işlerini akamete uğratabileceği bu yönü ile denetçi tarafından çağrı yapılmasında usulsüzlük bulunmadığı, denetçinin çağrısı ile yapılan olağanüstü toplantıda sadece acele işlerden olan yönetim ve denetim kurulu üyeliklerinin seçiminin yapıldığı, bilanço ve faaliyet raporlarının okunup oylanması ve ibraların yapılacak ilk olağan genel kurul toplantısına bırakıldığı, gündemin 4.
ve 5. maddelerinin yeni yönetim ve denetim kurulu seçimine ilişkin olduğu, yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılmış ve devam eden sorumluluk davaları nedeniyle bu kişilerin dava devam ettiği sürece yeniden yönetim ve denetim kuruluna seçilmelerini engelleyen yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, bu kişiler hakkında kesinleşmiş bir karar olmadığı nazara alınarak yeniden seçilmelerinin ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf başvru dilekçesinde özetle; davalı şirketin ana sözleşmesinin genel kurul toplantılarıyla ilgili 10. maddesi uyarınca yönetim kurulunun üç kişi ile toplanabileceğini ve toplantıya katılanların çoğunluğu ile karar alınabileceğini, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısına gerekçe olarak gösterilen 15.05.2012 tarihli ve 89 sayılı yönetim kurulu kararındaki üç imzanın olağan genel kurul toplantısı için yeterli olduğunu, olağanüstü genel kurul toplantısının yasal gerekçesinin bulunmadığını, 15.05.2012 tarihli yönetim kurulu kararından müvekkillerinin haberdar olmadığını, söz konusu yönetim kurulu kararının da yıllık bilanço, kar ve zarar cetvelleri ile yönetim ve denetim kurulu raporları görüşülmeden yeni yönetim ve denetim kurulu üyelerinin belirlenmesi için yapılan dava konusu olağanüstü genel kurul çağrısına dayanak olması amacıyla gerçeğe aykırı olarak hazırlandığını, davalı şirketin üç kişi ile toplanıp karar alamayacağı düşünülse dahi, kararda 6762 sayılı Kanun'un 330 uncu maddesiyle ilgili değerlendirmenin doğru yapılmadığını, maddeden anlaşılması gerekenin, yönetim kurulunun tam üye sayısının çoğunluğu ile toplanabileceği ve kararların toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alınabileceği şeklinde olduğunu, denetçinin olağanüstü genel kurul toplantısı çağırısında bulunabilmesi için “acil ve ivedi bir durumun” bulunması gerektiğini, yerleşik içtihatlara göre görev süreleri dolan yönetim kurulu üyelerinin yenileri seçilene kadar tüm olağan ve olağanüstü işlerde görevlerine devam edeceğini, olağanüstü toplantı çağrısının bu sebeple de gerekçesiz kaldığını, somut uyuşmazlıkta yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin bitmesine yaklaşık 1 yıllık süre varken olağanüstü genel kurul çağrısının yapıldığını, olağanüstü genel kurul toplantısına gerekçe olarak gösterilen sebebin doğru olmadığı, davalı şirket ortaklarından ..., ...
ve ... ile ... aleyhine Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/713 E. sayılı dosyası ile açılan sorumluluk ve azil davasında ileri sürülen yolsuzluk iddialarının tartışılmasına engel olunması amacıyla olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığını, yolsuzluk yapan aynı kişilerin yönetim ve denetim kurulu üyesi seçimiyle ilgili gündem maddesıne istinaden yeniden seçilmelerinin sağlandığını, müvekkilleri tarafından davalı şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeleri aleyhine açılan tazminat davasında alınan ve farklı bilirkişiler tarafından düzenlenmiş örnekleri sunulan bilirkişi raporlarıyla iddialarının ispatlandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalı şirketin beş kişiden oluşan yönetim kurulunun 15.05.2012 tarihli kararıyla, davalı şirketin 2011 yılı olağan genel kurul toplantısının 09.06.2012 tarihinde yapılması yönünden yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulunun diğer iki üyesinin katılımıyla karar alındığı, yönetim kurulunun diğer üyeleri olan davacıların bu toplantıya katılmadığı, 25.06.2012 tarihinde davalı şirket denetçisi tarafından alınan kararla şirketin yönetim kurulunun tam olduğu halde toplanamaması ve şirket aktif sistemlerinin çalışamadığı hususunun ortaya çıkması sebebiyle 6762 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca yönetim ve denetim kurulunun ibrası, yeni yönetim kurulu üyelerini seçilmesi, yeni denetim kurulu üyelerinin seçimi konularının görüşülmesi için 23.07.2012 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına karar verildiği, 24.09.2012 tarihinde dava konusu olağanüstü genel kurulda seçilen yeni yönetim kurulu başkan ve üyelerinin katılımıyla 2011 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığı, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısında iptaline karar verilmesi istenilen 1 no.lu karar ile toplantıya başkanlık edecek divanın seçiminin oylandığı, 4 no.lu karar ile 1 yıl süreyle yeni yönetim kurulu üyeleri, 5 no.lu karar ile yeni denetçinin oylandığı, davalı şirket yönetim kurulu üye tam sayısının beş kişiden ibaret olduğu, bu durumda 6762 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca yönetim kurulunun toplantı nisabının dört üyeyle karar nisabının üç üyeyle gerçekleşeceği, somut olayda 15.05.2012 tarihli, şirketi 09.06.2012 tarihinde 2011 yılı olağan genel kurula çağıran yönetim kurulu kararının üç kişiyle toplanılıp alındığı anlaşıldığından yasa hükmünde aranan toplantı ve karar nisabı sağlanamadığından yok hükmünde olan yönetim kurulu kararına dayanılarak olağan genel kurul toplantısının yapılamayacağı, davalı şirketin 04.06.2011 tarihinde yapılan 2010 yılı genel kurulunda yönetim kurulu üyeliklerine 1 yıl süre ile seçilen üyelerin görev sürelerinin bundan 1 yıl sonra dolduğu, şirketin 15.05.2012 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında 2011 yılı olağan genel kurulunun 09.06.2012 tarihinde toplanmasının planlandığı, kararda davacıların imzalarının bulunmadığı, davacıların bu yönetim kurulundan haberdar olmadıklarını iddia ettiği, ancak yönetim kurulu üyeleri ve hissedar davacıların, tutulmasından sorumlu oldukları karar defterindeki karardan habersiz oldukları iddia edilmesine rağmen haberdar olduktan sonra gerekli yasal yollara başvurulmuş olduğu ispatlanmadığından bu iddianın bu aşamada uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınamayacağı, sonrasında 6762 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi gereği denetçi tarafından dava konusu 23.07.2012 tarihli 2011 yılına ait olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığı, ve bu toplantıya davacıların vekillerinin katıldığı, bu toplantıda 2011 tarihinde seçilen 1 yıllık görev süreleri dolmakta olan 5 kişilik yeni yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin belirlendiği, davacılar vekillerinin, davacıların yönetim kurulunda yer almalarına ilişkin teklifin reddedildiği, seçilen yönetim kurulu ve denetçi ile 24.09.2012 tarihinde 2011 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığı, şu halde dava konusu 23.07.2012 tarihli genel kurul toplantı tutanağının içeriğine göre gerek davacı ortakların gerekse diğer ortakların tamamının genel kurul toplantısına katıldıkları gözetildiğinde davacılar vekilinin usulsüz çağrı ile toplantı yapıldığı iddiasına itibar edilmediği, 4.
ve 5. maddelerindeki kararlarda iyi niyet kurallarına, ana sözleşmeye ve yasaya aykırı bir hal bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazları yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirketin 23.07.2012 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul toplantısında alınan gündemin 1, 4 ve 5. maddelerinde alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6762 sayılı Kanun'un 330, 355 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051007600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz