Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/707 E. 2024/4184 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yıpranma payı↗ ayıplı ifa↗ vasiyetname↗ ayıba karşı tekeffül↗ dönme hakkı↗ garanti süresi↗ sözleşmeden dönme↗ ayıplı mal↗ gizli ayıp↗ ayıp ihbarı↗ yetki belgesi↗ ticari itibarın zedelenmesi↗ finansal kiralama sözleşmesi↗ taleple bağlılık↗ husumet itirazı↗ tanık beyanı↗ ticari itibar↗ ayıp↗ finansal kiralama↗ bedel iadesi↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ keşif↗ aktif dava ehliyeti↗ ba formu↗ satış sözleşmesi↗ sözleşmenin feshi↗ aktif husumet↗ vekâlet ücreti↗ şikayet↗ yargılama giderleri↗ ifa↗ garantörlük↗ mahsup↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taraf ehliyeti↗ ihbar↗ ihtar↗ kâr payı↗ görevsizlik kararı↗ yetki↗ ihtarname↗ harç↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ kusur↗ dava sebebi↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/92 E., 2022/273 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Çorum'da kuaförlük yapan müvekkili ile davalı şirket arasında 16.04.2014 tarihinde Domino Alexandrite Lazer cihazının satışına ilişkin sözleşme imzalandığını, cihazın bedelinin 55.000,00 USD olarak belirlendiğini ve cihaz satış bedelinin satıcı davalıya leasing yöntemi ile ödendiğini, cihazda ısınma probleminin olduğunu, ayıbın davalı şirkete derhal ve defalarca iletildiğini, cihazdaki bu arızanın giderilmesi için defalarca davalı firma ile görüşüldüğünü ve 9 kez servis çağrıldığını, davalı şirketçe servis raporları doğrultusunda cihazın bazı üniteleri değiştirilmiş ise de sorunun hiçbir şekilde giderilmediğini, cihazdaki ısınma probleminin giderilmesi için teknik destek yetersizliği ve daha önce bildirilen ayıbın giderilmesi için çeşitli kereler ihbarda bulunulduğunu, davalının önce servis göndermediğini, sonrasında ise müvekkilinin gönderdiği ihtarnameler üzerine servis gönderildiğini, servis işlemlerine rağmen cihazdaki ayıbın giderilmediğini, müvekkilinin göndermiş olduğu Çorum 2. Noterliğinin 17.03.2015 tarih ve 8288 no.lu ihtarnamede cihazdaki ayıbın giderilmediğinin belirtildiğini ve giderilmemesi durumunda sözleşmeden dönüleceğinin belirtildiğini, cihazdaki ısınma probleminin halen devam ettiğini, müvekkilinin satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönmek istediğini, cihazın doğru düzgün çalıştırılmaması sebebi ile beklediği kazancı elde edemediğini, ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek, ayıplı mal nedeni ile sözleşmeden dönüldüğünün tespiti ile ayıplı malın satım bedelinin satıcıya ödenme tarihinden itibaren faiziyle birlikte 55.000,00 USD ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (6098 sayılı Kanun) ayıplı ürünler ile ilgili uyulması gereken prosedür ve zamanaşımı süresinin düzenlendiğini, her iki kanuna nazaran davacının yasal prosedüre uymadığını ve zamanaşımı süresi geçtikten sonra davayı açtığını, davacının iddia ettiği şekilde cihazın 9 kez arıza verdiğini, 12.03.2015 tarihinde lamba değişimi ve cihaz bakımı yapıldığını, bu esnada cihazda güç düşüklüğünün olduğunun tespit edildiğini, güç düşüklüğünün sebebinin araştırıldığını, cihazın power suplly değişimi yapılarak 03.04.2015 tarihinde cihazın çalışır vaziyette teslim edildiğini, bu tarihten 8 ay sonra 04.12.2015 tarihinde lamba değişimi ve bakım için teknik servise gittiğini, bu esnada davacı tarafından cihazda 500 atım sonrasında enerjinin birden düştüğünün bildirildiğini, bu durumun fotoğraflanacağının söylenmesine rağmen arızanın tespit edilemediğini, Şubat 2016 tarihinde arıza bildirimi yapıldığını, 16.04.2014 tarihinden Şubat 2016 tarihine kadar olan 22 aylık süre içerisinde herhangi bir arızanın söz konusu olmadığını, Şubat 2016'daki arıza bildirimi neticesinde davacıya bir cihaz bırakılarak arızalı olduğu iddia edilen cihazın kontrol ve tamir için alındığını, cihaz üzerinde yapılan incelemeler neticesinde herhangi bir arıza tespit edilmediğini, lamba değişimi ve bakım yapılarak cihazın 03.03.2016 tarihinde kurulumu yapılarak çalışır vasiyette teslim edildiğini, 03.03.2016 tarihinde davacının cihazı kullandığı yerin enerji ve topraklama hattının ölçümü yapıldığını ve topraklama hattının uygun olmadığının ihtar edildiğini, 9 kez arıza nedeniyle servis çağrılmadığını, cihazda herhangi bir ayıp söz konusu olmadığını, cihazın bulunduğu ortamın klima bulunmayan yahut klima çalıştırılmayan ve bu şekilde azami ve asgari ısı aralıkları sağlanmayan bir ortam olması, tozlu bir ortam olması, enerji düşüklüğü yahut yüksekliği, topraklama hattının uygun olmaması, kullanma kılavuzuna uygun olmayan şekilde cihazın çalıştırılması ve bunun gibi kullanıcı hatasına dayalı şikayetler ortaya çıkabileceğini, davacının 17.03.2015 tarihli ihtarnamesinin sözleşmeden dönme niteliği taşımadığını mahkemenin görevsiz ve yetkisiz olduğunu, yasal süresi içerisinde usulüne uygun şekilde ayıp ihbarında bulunulmamış olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, zamanaşımı yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davaya konu cihazın teslim tarihinden bugüne kadar davacının elde ettiği ve elde etmeyi ihmal ettiği gelir miktarının ve yıpranma payının bilirkişi marifetiyle tespit edilerek müvekkiline ödenmesine yahut bedelden mahsup edilmesine karar verilmesi gerektiğini, malın alıcısının finansal kiralama şirketi olduğunu ve davanın aktif husumetten de reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, Mahkemece ilk olarak verilen yetkisizlik kararının Bölge Adliye Mahkemesince kaldırıldığı, manevi tazminat talebine ilişkin harcın eksik yatırıldığı ve tamamlatılması gerektiği ihtarına rağmen tamamlanmaması üzerine ayıp nedeniyle bedel iadesi talebinin asıl dosyadan tefirikiyle eldeki esasa kaydedildiği, manevi tazminat talebinin asıl dosyada kaldığı, Yapı Kredi Leasing tarafından gönderilen 24.04.2018 tarihli cevabi yazısından anlaşılacağı üzere cihazın satışının hükümden önce davacıya yapıldığının bildirildiği ve bu nedenle husumet itirazına itibar edilmediği, davanın iki yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında davacının davalı ile 16.04.2014 tarihli cihaz satış sözleşmesi ile Dömino Alexandrite Lazer Cihazı satın aldığının, ödeme yönteminin leasing olarak 55.000,00 USD olarak belirtildiğinin, davacının Yapı Kredi Finansal […]O. ile 14.04.2014 tarihli finansal kiralama sözleşmesi akdettiğinin, sözleşmeye konu lazer cihazının teknik servis raporlarındaki yapılan incelemeler, mahallinde yapılan keşif tanık beyanlarına göre davaya konu cihazın davacıya 17.04.2014 tarihli servis formu ile teslim edildiği servis formunda cihazın faal olarak çalıştığının belirtildiğinin, ilk montajda elektrik hattında bir sorun olduğu belirtilmediği gibi cihazın konulduğu oda koşullarının uygun olup olmadığı noktasında da davacının bilgilendirildiğine dair herhangi bir delilin de dosya kapsamında bulunmadığının, davacının davalıya keşide ettiği 11.03.2015 tarihli ihtarname tarihine kadar cihaza sözleşmede kararlaştırılan yıl içinde 2 defa ücretsiz periyodik bakım yapıldığına dair herhangi bir servis formunun bulunmadığı gibi ihtar tarihinden sonraki 12.03.2015 ve 04.12.2015 tarihli servis formalarında cihazın lambalarının değişitirildiğinin, lamba değişimine ilişkin 2 adet toplam 8.249,77 TL bedelli faturaların davacı tarafça ödendiğinin, lazer cihazının birden fazla power supply arızası vermesinden dolayı cihazın teknik aksamında kusur bulunduğunun, arıza sebebi araştırılmaksızın power supply değişimi yapıldığının, tamir için İstanbul'a götürüldüğünün ancak arızanın tam olarak giderilmediğinin, özellikle davalı şirkette teknisyen olarak görev yapan ve talimatla dinlenen tanık Volkan Korkmaz'ın cihazla ilgili olarak çok defa gittiğini belirtmesi karşısında davacının tamir ve bakım hizmeti aldığının, buna rağmen makinedeki arızanın devam ettiğinin, 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesinde belirtildiği üzere kullanım amacı bakımından lazer cihazından beklenen faydaları azaltan nitelikte gizli ayıp olduğunun belirtildiği, iadesine karar verilen lazer cihazındaki ayıbın niteliği gereği tanık anlatımlarından anlaşılacağı üzere davacı açısından müşteri kaybına yol açarak maddi zarara uğrattığı, davacının gelir elde etmesinin ise bu durumda hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle, taraflar arasında akdedilen 16.04.2014 tarihli satış sözleşmesinin feshine, taraflar arasındaki sözleşmede davaya konu cihazın bedeli 55.000,00 USD olarak belirtilmiş olup 6098 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesi uyarınca toplam 55.000,00 USD'nin fiili ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankası Efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacıdaki .... seri no.lu ... System marka ve modeldeki cihazın davalıya iadesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul, yasa ve hukuka aykırı olduğunu, yetkiye ve husumete itirazlarının reddi kararının da usule aykırı olduğunu, dava tarihi itibarıyla malik olmayan davacının davayı açamayacağını, finansal kiralama sözleşmesi ile davaya konu cihazı bankadan kiralayan davacının, sözleşmede dava açabileceğine dair bir hüküm ve yetki bulunmadığını, sözleşmede kiracının satıcıya karşı dava açabilmesi için kiralayandan yazılı izin/yetki belgesi alması şartının koşulduğu ve böyle bir izin/yetki belgesi bulunmadığını, taleple bağlılık ilkesinin ihlal edildiğini, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, reddi hakim taleplerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, süresinde ve usulüne uygun ayıp ihbarı olup olmadığının kararda tartışılmadığını, davacının davasını ispatlayamadığını, davacı tarafın süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispatlayamadığını, zamanaşımı süresinin fazlası ile aşıldığını, yetersiz ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, cihazın hangi adreste kurulu bulunduğunun tespitinin verilecek hüküm bakımından önemli olduğunu, davaya konu cihazın hassas bir cihaz olduğunu, 1 ay kullanılmaması halinde dahi, içindeki saf suyun tamamının boşaltılması, yosunlaşmış alanların tümüyle temizlenmesi, yeni saf suyun konulması, korozyonun temizlenmesi, kalibrasyon ayarlarının yapılmasının zorunlu olduğunu, keşif tarihinden önce uzun süredir kullanılmadığı belirtilen cihazın tekrar çalıştırılması için gerekli bakım yapılmadan cihazın ayıplı olup olmadığını anlamanın mümkün olmadığını, ticari faaliyetini sona erdiren davacının, cihaza ihtiyacının kalmamış olması ve modelinin eskimiş olması nedeniyle cihazı iade edip parasını alma ve bu şekilde haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacının Türk Lirası olarak ödeme yaptığı halde Amerikan Doları üzerinden hüküm kurulmasının ve cihazın iade ve teslim şartı olmaksızın satış bedelinin iadesine karar verilmiş olmasının da yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, vekâlet ücretinin ve karar harcının, yabancı paranın karar tarihindeki efektif satış kuru üzerinden hesaplanmasının kanuna aykırı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla vekâlet ücreti ve harçların, dava dilekçesinde belirtilen dava değeri olan 155.000,00 TL üzerinden hesaplanması gerekirken fahiş fiyat üzerinden hesaplama yapıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Domino Alexandrite Lazer cihazını finansal kiralama yöntemi ile satın aldığı ancak yargılama sırasında cihazın mülkiyetinin davacıya geçtiği bu nedenle davacının aktif husumetinin bulunduğu, cihazın satın alındığı tarih ile dava tarihi arasında 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, Mahkemece biyomedikal mühendisi, makine ve elektrik mühendisi bilirkişi heyetinden alınan 19.01.2016 tarihli rapora göre, cihazın ayıplı olduğunun tespit edildiği, heyette yer alan elektrik mühendisi bilirkişi görüşüne göre cihazın elektriksel bağlantı ve koruma sınıfının yönetmeliğe uygun olduğunun tespit belirtildiği, Mahkemece bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verildiği halde heyette yer almayan başka bir elektrik mühendisinden alınan 14.12.2017 tarihli raporda da önceki bilirkişi raporuna atıf yapılarak cihazın bulunduğu yerdeki elektrik tesisatının şartname ve yönetmeliğe uygun olduğunun belirlendiği, ancak cihazın ayıplı olmadığı, garanti süresi içerisinde cihazın onarımının yapılacağı yönündeki tespitin bilirkişinin uzmanlık alanı dışında olması nedeniyle bu yöndeki görüşünün bağlayıcı ve hükme esas almaya elverişli olmadığı, Mahkemece asıl uyuşmazlık konusunda uzman olan ve 19.01.2016 tarihli bilirkişi heyetinde yer alan biyomedical uzmanı tarafından düzenlenen 03.01.2018 tarihli raporun hüküm vermeye elverişli ve denetime açık olduğu, cihazın satın alındığı tarihten itibaren servis formlarına yansıyan arıza kayıtlarına göre cihazın gizli ayıplı olduğunun anlaşıldığı, davacının ayıplı ifa nedeniyle ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayalı olarak sözleşmeden dönme hakkının bulunduğu, tarafların sözleşme gereğince aldıklarını iade etmelerinde bir isabetsizlik olmadığı, ancak yabancı para cinsinden olan davada dava değerinin 55.000,00 USD'nin dava tarihindeki kur karşılığı olan (2,82 TL) 155.000,00 TL olduğu, harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de bu değer üzerinden hesaplanması gerekmesine rağmen Mahkemece dava değerinin karar tarihi itibariyle dolar kurunun efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı olan 952.440,50 TL olarak belirlenip, bu değer üzerinden harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüyle taraflar arasında akdedilen 16.04.2014 tarihli satış sözleşmesinin feshine, toplam 55.000,00 USD'nin fiili ödeme tarihindeki TC Merkez Bankası Efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacıdaki .... seri no.lu ... System marka ve modeldeki cihazın davalıya iadesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek ve bunlara ek olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığının tartışılmadığını, 17.04.2014'de teslim edilen cihaza ilişkin 11.03.2015 tarihinde ilk ihtarın gönderildiğini ancak bunda ayıp ihbarı olmadığını, bu ve 17.03.2015 tarihli ihtarlarda ayıp ihbarının bulunmadığını, müvekkilinin ihtarnamelerin tebliğinden önce 12.03.2015'de lamba değişim için teknik servis hizmeti verdiğini, davacının ayıplı olduğunu düşündüğü cihaz için 12.03.2015 ve 02.12.2015 de sarf malzemesi niteliğindeki lambayı satın almasının düşünülemeyeceğini, ilk lamba değişiminden 9 ay sonra ikinci lamba değişim talebinin bu süreçte ayıp ihbarından dahi vazgeçtiği anlamına geleceğini ve ürünün kullanıldığını gösterdiğini, tanıklar cihaz teslim alındıktan kısa süre sonra sorunlar başladığını belirtmişlerse de ayıp ihbarı olmadığını, cihazın mülkiyetinin davacıya geçtiği 31.05.2016 tarihinde davanın zamanaşımına uğradığını, raporun eksik ve hatalı olduğunu, keşif öncesinde uzun süre kullanılmadığı belirtilen cihazın önce bakımının yapılması gerekmesine rağmen bu yapılmadan çalıştırıldığını, ilk servis tutanağı incelendiğinde 1.000.000,00 atım adedine ulaşabilen lambanın 1.060.000,00 atıma ulaştığının görüleceğini, lambanın gereğinden fazla kullanımının power supply parçasına hasar vereceğini, sonraki değişimin de buna ilişkin olduğunu, bilirkişi raporları arasında cihazda ayıp olup olmadığı hususunda çelişkiler olduğunu, keşif üzerine alınan ilk raporda ayıbın niteliğinin dahi belirtilmediğini, sonraki gizli ayıp tespitini yapan bilirkişilerin dosya üzerinden tespitte bulunduklarını, ödeme TL yapılmasına rağmen USD üzerinden iadesinin yapılmasının doğru olmadığını satış bedeli USD yazsa da ödemesinin TL yapıldığını, davacının muhtemel gelir miktarının da taraflarına iadesinin gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalıdan satın aldığı cihazın ayıplı olduğu iddiasıyla sözleşmenin feshinin tespiti ve bedel iadesi isteminin yerinde olup olmadığı noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi.
3. 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3247 E. 2024/1640 K.
Ortak:ayıplı mal · gizli ayıp · ayıp ihbarı · finansal kiralama sözleşmesi · tanık beyanı · ayıp · finansal kiralama · bedel iadesi · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, Mahkemece ilk olarak verilen «yetkisizlik» kararının Bölge Adliye Mahkemesince kaldırıldığı, manevi tazminat talebine ilişkin harcın eksik yatırıldığı ve tamamlatılması gerektiği «ihtarına» rağmen tamamlanmaması üzerine «ayıp» nedeniyle «bedel iadesi» talebinin asıl dosyadan tefirikiyle eldeki esasa kaydedildiği, manevi tazminat talebinin asıl dosyada kaldığı, Yapı Kredi Leasing tarafından gönderilen 24.04.2018 tarihli cevabi yazısından anlaşılacağı üzere cihazın satışının hükümden önce davacıya yapıldığının bildirildiği ve bu nedenle «husumet itirazına» itibar edilmediği, davanın iki yıllık «zamanaşımı» süresi içinde açıldığı, alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında davacının davalı ile 16.04.2014 tarihli cihaz «satış sözleşmesi» ile Dömino Alexandrite Lazer Cihazı satın aldığının, ödeme yönteminin leasing olarak 55.000,00 USD olarak belirtildiğinin, davacının Yapı Kredi Finansal Kiralama A.O. ile 14.04.2014 tarihli «finansal kiralama sözleşmesi» akdettiğinin, sözleşmeye konu lazer cihazının teknik servis raporlarındaki yapılan incelemeler, mahallinde yapılan «keşif» «tanık beyanlarına» göre davaya konu cihazın davacıya 17.04.2014 tarihli servis «formu» ile «teslim» edildiği servis formunda cihazın faal olarak çalıştığının belirtildiğinin, ilk montajda elektrik hattında bir sorun olduğu belirtilmediği gibi cihazın konulduğu oda koşullarının uygun olup olmadığı noktasında da davacının bilgilendirildiğine dair herhangi bir delilin de dosya kapsamında bulunmadığının, davacının davalıya keşide ettiği 11.03.2015 tarihli «ihtarname» tarihine kadar cihaza sözleşmede kararlaştırılan yıl içinde 2 defa ücretsiz periyodik bakım yapıldığına dair herhangi bir servis formunun bulunmadığı gibi ihtar tarihinden sonraki 12.03.2015 ve 04.12.2015 tarihli servis formalarında cihazın lambalarının değişitirildiğinin, lamba değişimine ilişkin 2 adet toplam 8.249,77 TL bedelli faturaların davacı tarafça ödendiğinin, lazer cihazının birden fazla power supply arızası vermesinden dolayı cihazın teknik aksamında «kusur» bulunduğunun, arıza «sebebi» araştırılmaksızın power supply değişimi yapıldığının, tamir için İstanbul'a götürüldüğünün ancak arızanın tam olarak giderilmediğinin, özellikle davalı şirkette teknisyen olarak görev yapan ve talimatla dinlenen tanık Volkan Korkmaz'ın cihazla ilgili olarak çok defa gittiğini belirtmesi karşısında davacının tamir ve bakım hizmeti aldığının, buna rağmen makinedeki arızanın devam ettiğinin, 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesinde belirtildiği üzere kullanım amacı bakımından lazer cihazından beklenen faydaları azaltan nitelikte «gizli ayıp» olduğunun belirtildiği, iadesine karar verilen lazer cihazındaki ayıbın niteliği gereği tanık anlatımlarından anlaşılacağı üzere davacı açısından müşteri «kaybına» yol açarak maddi zarara uğrattığı, davacının gelir elde etmesinin ise bu durumda hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle, taraflar arasında akdedilen 16.04.2014 tarihli satış «sözleşmesinin feshine», taraflar arasındaki sözleşmede davaya konu cihazın bedeli 55.000,00 USD olarak belirtilmiş olup 6098 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesi uyarınca toplam 55.000,00 USD …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul, yasa ve hukuka aykırı olduğunu, yetkiye ve «husumete itirazlarının» reddi kararının da usule aykırı olduğunu, dava tarihi itibarıyla malik olmayan davacının davayı açamayacağını, «finansal kiralama sözleşmesi» ile davaya konu cihazı bankadan kiralayan davacının, sözleşmede dava açabileceğine dair bir hüküm ve «yetki» bulunmadığını, sözleşmede kiracının satıcıya karşı dava açabilmesi için kiralayandan yazılı izin/«yetki belgesi» alması şartının koşulduğu ve böyle bir izin/yetki belgesi bulunmadığını, «taleple bağlılık» ilkesinin ihlal edildiğini, davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığını, reddi hakim taleplerinin dikkate alınmadığını, «bilirkişi raporuna itirazları» değerlendirilmeden karar verildiğini, süresinde ve usulüne uygun «ayıp ihbarı» olup olmadığının kararda tartışılmadığını, davacının davasını ispatlayamadığını, davacı tarafın süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispatlayamadığını, «zamanaşımı» süresinin fazlası ile aşıldığını, yetersiz ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, cihazın hangi adreste kurulu bulunduğunun tespitinin verilecek hüküm bakımından önemli olduğunu, davaya konu cihazın hassas bir cihaz olduğunu, 1 ay kullanılmaması halinde dahi, içindeki saf suyun tamamının boşaltılması, yosunlaşmış alanların tümüyle temizlenmesi, yeni saf suyun konulması, korozyonun temizlenmesi, kalibrasyon ayarlarının yapılmasının zorunlu olduğunu, «keşif» tarihinden önce uzun süredir kullanılmadığı belirtilen cihazın tekrar çalıştırılması için gerekli bakım yapılmadan cihazın ayıplı olup olmadığını anlamanın mümkün olmadığını, ticari faaliyetini sona erdiren davacının, cihaza ihtiyacının kalmamış olması ve modelinin eskimiş olması nedeniyle cihazı iade edip parasını alma ve bu şekilde haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacının Türk Lirası olarak ödeme yaptığı halde Amerikan Doları üzerinden hüküm kurulmasının ve cihazın iade ve «teslim» şartı olmaksızın satış bedelinin iadesine karar verilmiş olmasının da yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, vekâlet ücretinin ve karar harcının, yabancı paranın karar …
… kçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek ve bunlara ek olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, süresinde «ayıp» ihbarında bulunulup bulunulmadığının tartışılmadığını, 17.04.2014'de «teslim» edilen cihaza ilişkin 11.03.2015 tarihinde ilk «ihtarın» gönderildiğini ancak bunda «ayıp ihbarı» olmadığını, bu ve 17.03.2015 tarihli ihtarlarda ayıp ihbarının bulunmadığını, müvekkilinin «ihtarnamelerin» tebliğinden önce 12.03.2015'de lamba değişim için teknik servis hizmeti verdiğini, davacının ayıplı olduğunu düşündüğü cihaz için 12.03.2015 ve 02.12.2015 de sarf malzemesi niteliğindeki lambayı satın almasının düşünülemeyeceğini, ilk lamba değişiminden 9 ay sonra ikinci lamba değişim talebinin bu süreçte ayıp ihbarından dahi vazgeçtiği anlamına geleceğini ve ürünün kullanıldığını gösterdiğini, tanıklar cihaz teslim alındıktan kısa süre sonra sorunlar başladığını belirtmişlerse de ayıp ihbarı olmadığını, cihazın mülkiyetinin davacıya geçtiği 31.05.2016 tarihinde davanın «zamanaşımına» uğradığını, raporun eksik ve hatalı olduğunu, «keşif» öncesinde uzun süre kullanılmadığı belirtilen cihazın önce bakımının yapılması gerekmesine rağmen bu yapılmadan çalıştırıldığını, ilk servis tutanağı incelendiğinde 1.000.000,00 atım adedine ulaşabilen lambanın 1.060.000,00 atıma ulaştığının görüleceğini, lambanın gereğinden fazla kullanımının power supply parçasına «hasar» vereceğini, sonraki değişimin de buna ilişkin olduğunu, bilirkişi raporları arasında cihazda ayıp olup olmadığı hususunda çelişkiler olduğunu, keşif üzerine alınan ilk raporda ayıbın niteliğinin dahi belirtilmediğini, sonraki «gizli ayıp» tespitini yapan bilirkişilerin dosya üzerinden tespitte bulunduklarını, ödeme TL yapılmasına rağmen USD üzerinden iadesinin yapılmasının doğru olmadığını satış bed …
Benzer bu kararda… yılı kararıyla ayıplı malın bedeli olarak asıl ve birleşen davalı şirketten talep edilebilecek miktarın, yani, makinenin bedelinin, kiralama bedeli olarak dava dışı «finansal kiralama» şirketinden talep edilebilecek miktardan daha az, başka bir deyişle talep edilen kiralama bedeli daha yüksek olduğu, çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince davanın, ayıplı malın iadesi ve bu «ayıplı mal» «bedelinin iadesi» olarak kabul edilip tarafların tüm iddia ve savunmaları değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmediği, kaldı ki mahkemece uyulan 20.06.2016 tarihli bozma ilamında da açıkça Mahkemece, davacı kiracıya ayıplı mal satışı iddiası ile davalı satıcı aleyhine dava açması konusunda kiralayan tarafından «yetki» verilmiş olduğu gözetilerek işin esasına girilip, deliller eksiksiz olarak toplandıktan sonra hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir k …
… fından kurulmasından sonra spiner motorunda sorun çıktığı, servisin ilk başta elektrik donanımında yetersizlik olabileceğini bildirmesi üzerine elektrik donanımının «yenilendiği», cihazın yine arıza vermeye devam ettiği, cihazın 4 kez bozulduğu, servisin verdiği bilgiler doğrultusunda gerekli tüm değişiklikler yapılmasına rağmen tekrar arızalandığı, bu şekilde cihazda «gizli ayıp» olduğu, davalıya «ihtarname» ile ayıp ihbarında bulunulduğu, alınan bilirkişi raporlarında da cihazdaki gizli ayıbın tespit edildiği, «son» alınan raporda da faturaya konu her iki cihazın birbirine bağlı ve entegre şekilde çalışabildiği, tek başlarına kullanılamayacağı, bu durumda bir bütün halinde ayıplı malların iade edilerek, bu malların bedellerinin iadesini davacının isteyebileceği, daha önceki bozma ilamına göre davacı kiracıya, «ayıplı mal» satışı iddiası ile davalı satıcı aleyhine dava açması konusunda kiralayan tarafından «yetki» verildiği, makinelerin toplam bedelinin 65.000,00 USD olduğu, ihtarnamenin davalıya «tebliğ tarihi» olan 31.01.2006 tarihi itibariyle davalının «temerrüde» düştüğü, bu tarih itibariyle efektif satış değerine göre USD'nin TL kur karşılığı olan 1,3303 TL'den 65.000,00 USD karşılığı toplam 86.469,50 TL ayıplı mal bedeli olduğu, davacının asıl dosyada dava değerini «ıslah» edip toplam 205.075,40 TL talep ettiği, kabul edilen bu miktara göre bakiye 118.605,90 TL miktar yönünden talebin kabul edilemeyeceği, birleşen dosyada aynı konuda «mükerrer» talebin söz konusu olduğu gerekçesiyle asıl dosyada davanın kısmen kabulüne, toplam 86.469,50 TL ayıplı mal bedelinin, «temerrüt tarihi» olan 31.01.2006 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, asıl dosyada harçlandırılmış ve talep edilen dava değerine göre bakiye 118.605,90 TL alacağa ilişkin talebin reddine, birleşen dosya yönünden aynı konuda «derdest» dava olması nedeniyle dava şartı noksanlığından davanın «usulden reddine», ayıplı mal bedeli iadesine konu, 11.10.2004 tarih ve 00417 seri numaralı faturada yazılı Creo Imagesetter System Dolev 800 V2 with PS/M 2004 model cihazın ve yine aynı faturada yazılı Hope EG-900 On-Line Processor marka 2004 model cihazın davalıya iadesine, iade «masraflarının» davalı tarafından karşılanmasına karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Asıl davanın davalısı vekili vekili temyiz dilekçesinde özetle; delillerin ve «tanık beyanlarının» dikkate alınmadığını, üretimden kaynaklı bir «kusurun» bulunmadığını, davacının gerekli şartları sağlamaması sebebiyle makinenin arıza verdiğini, bu hususların servis tutanakları ile ispatlandığını, «ayıp» ile ilgili yasal talep ve bildirimin yapılmadığını, servis tutanakları ve arıza raporları değerlendirildiğinde kabul anlamına gelmemek üzere makinenin zaman zaman çalışmasındaki aksaklıklar satın alan firmanın başından beri haberdar olduğu sebepler olması sebebiyle gizli ayıptan söz edilemeyeceğini, ilk arızadan iki yıl sonra dava açıldığını, davacının müvekkilinin taraf olmadığı bir kiralama ilişkisinde ödediği kira bedellerini faizi ile birlikte davayı «ihbar» ettiği «üçüncü kişi» yerine davalıdan talep ettiğini, ayıplı olduğu iddia edilen makinenin renk ayrımı makinesi olduğu halde yazıcısı hakkında karar verilemeyeceğini, davanın başından …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 194 · tebliğ tarihi · mükerrerlik · temerrüt tarihi · derdestlik · üçüncü kişi · yenileme · usulden reddi
Benzer bu kararda… fından kurulmasından sonra spiner motorunda sorun çıktığı, servisin ilk başta elektrik donanımında yetersizlik olabileceğini bildirmesi üzerine elektrik donanımının «yenilendiği», cihazın yine arıza vermeye devam ettiği, cihazın 4 kez bozulduğu, servisin verdiği bilgiler doğrultusunda gerekli tüm değişiklikler yapılmasına rağmen tekrar arızalandığı, bu şekilde cihazda «gizli ayıp» olduğu, davalıya «ihtarname» ile ayıp ihbarında bulunulduğu, alınan bilirkişi raporlarında da cihazdaki gizli ayıbın tespit edildiği, «son» alınan raporda da faturaya konu her iki cihazın birbirine bağlı ve entegre şekilde çalışabildiği, tek başlarına kullanılamayacağı, bu durumda bir bütün halinde ayıplı malların iade edilerek, bu malların bedellerinin iadesini davacının isteyebileceği, daha önceki bozma ilamına göre davacı kiracıya, «ayıplı mal» satışı iddiası ile davalı satıcı aleyhine dava açması konusunda kiralayan tarafından «yetki» verildiği, makinelerin toplam bedelinin 65.000,00 USD olduğu, ihtarnamenin davalıya «tebliğ tarihi» olan 31.01.2006 tarihi itibariyle davalının «temerrüde» düştüğü, bu tarih itibariyle efektif satış değerine göre USD'nin TL kur karşılığı olan 1,3303 TL'den 65.000,00 USD karşılığı toplam 86.469,50 TL ayıplı mal bedeli olduğu, davacının asıl dosyada dava değerini «ıslah» edip toplam 205.075,40 TL talep ettiği, kabul edilen bu miktara göre bakiye 118.605,90 TL miktar yönünden talebin kabul edilemeyeceği, birleşen dosyada aynı konuda «mükerrer» talebin söz konusu olduğu gerekçesiyle asıl dosyada davanın kısmen kabulüne, toplam 86.469,50 TL ayıplı mal bedelinin, «temerrüt tarihi» olan 31.01.2006 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, asıl dosyada harçlandırılmış ve talep edilen dava değerine göre bakiye 118.605,90 TL alacağa ilişkin talebin reddine, birleşen dosya yönünden aynı konuda «derdest» dava olması nedeniyle dava şartı noksanlığından davanın «usulden reddine», ayıplı mal bedeli iadesine konu, 11.10.2004 tarih ve 00417 seri numaralı faturada yazılı Creo Imagesetter System Dolev 800 V2 with PS/M 2004 model cihazın ve yine aynı faturada yazılı Hope EG-900 On-Line Processor marka 2004 model cihazın davalıya iadesine, iade «masraflarının» davalı tarafından karşılanmasına karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Asıl davanın davalısı vekili vekili temyiz dilekçesinde özetle; delillerin ve «tanık beyanlarının» dikkate alınmadığını, üretimden kaynaklı bir «kusurun» bulunmadığını, davacının gerekli şartları sağlamaması sebebiyle makinenin arıza verdiğini, bu hususların servis tutanakları ile ispatlandığını, «ayıp» ile ilgili yasal talep ve bildirimin yapılmadığını, servis tutanakları ve arıza raporları değerlendirildiğinde kabul anlamına gelmemek üzere makinenin zaman zaman çalışmasındaki aksaklıklar satın alan firmanın başından beri haberdar olduğu sebepler olması sebebiyle gizli ayıptan söz edilemeyeceğini, ilk arızadan iki yıl sonra dava açıldığını, davacının müvekkilinin taraf olmadığı bir kiralama ilişkisinde ödediği kira bedellerini faizi ile birlikte davayı «ihbar» ettiği «üçüncü kişi» yerine davalıdan talep ettiğini, ayıplı olduğu iddia edilen makinenin renk ayrımı makinesi olduğu halde yazıcısı hakkında karar verilemeyeceğini, davanın başından …
İlgili Hukuk 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) «194» vd. maddeleri.
-
Elektronik cihaz sigorta tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5490 E. 2012/13656 K.
Ortak:hasar
İncelediğiniz kararda… kçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek ve bunlara ek olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, süresinde «ayıp» ihbarında bulunulup bulunulmadığının tartışılmadığını, 17.04.2014'de «teslim» edilen cihaza ilişkin 11.03.2015 tarihinde ilk «ihtarın» gönderildiğini ancak bunda «ayıp ihbarı» olmadığını, bu ve 17.03.2015 tarihli ihtarlarda ayıp ihbarının bulunmadığını, müvekkilinin «ihtarnamelerin» tebliğinden önce 12.03.2015'de lamba değişim için teknik servis hizmeti verdiğini, davacının ayıplı olduğunu düşündüğü cihaz için 12.03.2015 ve 02.12.2015 de sarf malzemesi niteliğindeki lambayı satın almasının düşünülemeyeceğini, ilk lamba değişiminden 9 ay sonra ikinci lamba değişim talebinin bu süreçte ayıp ihbarından dahi vazgeçtiği anlamına geleceğini ve ürünün kullanıldığını gösterdiğini, tanıklar cihaz teslim alındıktan kısa süre sonra sorunlar başladığını belirtmişlerse de ayıp ihbarı olmadığını, cihazın mülkiyetinin davacıya geçtiği 31.05.2016 tarihinde davanın «zamanaşımına» uğradığını, raporun eksik ve hatalı olduğunu, «keşif» öncesinde uzun süre kullanılmadığı belirtilen cihazın önce bakımının yapılması gerekmesine rağmen bu yapılmadan çalıştırıldığını, ilk servis tutanağı incelendiğinde 1.000.000,00 atım adedine ulaşabilen lambanın 1.060.000,00 atıma ulaştığının görüleceğini, lambanın gereğinden fazla kullanımının power supply parçasına «hasar» vereceğini, sonraki değişimin de buna ilişkin olduğunu, bilirkişi raporları arasında cihazda ayıp olup olmadığı hususunda çelişkiler olduğunu, keşif üzerine alınan ilk raporda ayıbın niteliğinin dahi belirtilmediğini, sonraki «gizli ayıp» tespitini yapan bilirkişilerin dosya üzerinden tespitte bulunduklarını, ödeme TL yapılmasına rağmen USD üzerinden iadesinin yapılmasının doğru olmadığını satış bed …
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, «sigorta poliçesinin» tanzimi tarihinde cihazda herhangi bir «hasar» ve arızanın bulunmadığı, sonradan oluşan hasarın sigorta temiatı dahilinde olup, davalının hasar bedelinin 36.962,06 TL'ndan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 36.962,06 TL'nin davalı ... şirketine başvuru tarihi olan 21/07/2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1-Dava elektronik cihaz «sigorta poliçesine» dayalı «hasar» tazminatı istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, somut uyuşmazlıkta davalı taraf, cihazdaki arızanın «sigorta sözleşmesi» imzalanmadan mevcut olduğunu, sözleşme aşamasında gizlendiğini, poliçe genel şartları uyarınca «hasarın» «teminat» dışı olduğunu savunmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sigorta sözleşmesi · sigorta poliçesi · eksik inceleme · avans faizi · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, «sigorta poliçesinin» tanzimi tarihinde cihazda herhangi bir «hasar» ve arızanın bulunmadığı, sonradan oluşan hasarın sigorta temiatı dahilinde olup, davalının hasar bedelinin 36.962,06 TL'ndan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 36.962,06 TL'nin davalı ... şirketine başvuru tarihi olan 21/07/2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Ancak, somut uyuşmazlıkta davalı taraf, cihazdaki arızanın «sigorta sözleşmesi» imzalanmadan mevcut olduğunu, sözleşme aşamasında gizlendiğini, poliçe genel şartları uyarınca «hasarın» «teminat» dışı olduğunu savunmuştur.
1-Dava elektronik cihaz «sigorta poliçesine» dayalı «hasar» tazminatı istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, poliçe tanziminden önce tespit olunan arıza ile dava konusu arızanın aynı olup olmadığı hususunda teknik bilirkişilerden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Ortak:ayıp · ihbar · teslim
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul, yasa ve hukuka aykırı olduğunu, yetkiye ve «husumete itirazlarının» reddi kararının da usule aykırı olduğunu, dava tarihi itibarıyla malik olmayan davacının davayı açamayacağını, «finansal kiralama sözleşmesi» ile davaya konu cihazı bankadan kiralayan davacının, sözleşmede dava açabileceğine dair bir hüküm ve «yetki» bulunmadığını, sözleşmede kiracının satıcıya karşı dava açabilmesi için kiralayandan yazılı izin/«yetki belgesi» alması şartının koşulduğu ve böyle bir izin/yetki belgesi bulunmadığını, «taleple bağlılık» ilkesinin ihlal edildiğini, davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığını, reddi hakim taleplerinin dikkate alınmadığını, «bilirkişi raporuna itirazları» değerlendirilmeden karar verildiğini, süresinde ve usulüne uygun «ayıp ihbarı» olup olmadığının kararda tartışılmadığını, davacının davasını ispatlayamadığını, davacı tarafın süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispatlayamadığını, «zamanaşımı» süresinin fazlası ile aşıldığını, yetersiz ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, cihazın hangi adreste kurulu bulunduğunun tespitinin verilecek hüküm bakımından önemli olduğunu, davaya konu cihazın hassas bir cihaz olduğunu, 1 ay kullanılmaması halinde dahi, içindeki saf suyun tamamının boşaltılması, yosunlaşmış alanların tümüyle temizlenmesi, yeni saf suyun konulması, korozyonun temizlenmesi, kalibrasyon ayarlarının yapılmasının zorunlu olduğunu, «keşif» tarihinden önce uzun süredir kullanılmadığı belirtilen cihazın tekrar çalıştırılması için gerekli bakım yapılmadan cihazın ayıplı olup olmadığını anlamanın mümkün olmadığını, ticari faaliyetini sona erdiren davacının, cihaza ihtiyacının kalmamış olması ve modelinin eskimiş olması nedeniyle cihazı iade edip parasını alma ve bu şekilde haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacının Türk Lirası olarak ödeme yaptığı halde Amerikan Doları üzerinden hüküm kurulmasının ve cihazın iade ve «teslim» şartı olmaksızın satış bedelinin iadesine karar verilmiş olmasının da yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, vekâlet ücretinin ve karar harcının, yabancı paranın karar …
… kçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek ve bunlara ek olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, süresinde «ayıp» ihbarında bulunulup bulunulmadığının tartışılmadığını, 17.04.2014'de «teslim» edilen cihaza ilişkin 11.03.2015 tarihinde ilk «ihtarın» gönderildiğini ancak bunda «ayıp ihbarı» olmadığını, bu ve 17.03.2015 tarihli ihtarlarda ayıp ihbarının bulunmadığını, müvekkilinin «ihtarnamelerin» tebliğinden önce 12.03.2015'de lamba değişim için teknik servis hizmeti verdiğini, davacının ayıplı olduğunu düşündüğü cihaz için 12.03.2015 ve 02.12.2015 de sarf malzemesi niteliğindeki lambayı satın almasının düşünülemeyeceğini, ilk lamba değişiminden 9 ay sonra ikinci lamba değişim talebinin bu süreçte ayıp ihbarından dahi vazgeçtiği anlamına geleceğini ve ürünün kullanıldığını gösterdiğini, tanıklar cihaz teslim alındıktan kısa süre sonra sorunlar başladığını belirtmişlerse de ayıp ihbarı olmadığını, cihazın mülkiyetinin davacıya geçtiği 31.05.2016 tarihinde davanın «zamanaşımına» uğradığını, raporun eksik ve hatalı olduğunu, «keşif» öncesinde uzun süre kullanılmadığı belirtilen cihazın önce bakımının yapılması gerekmesine rağmen bu yapılmadan çalıştırıldığını, ilk servis tutanağı incelendiğinde 1.000.000,00 atım adedine ulaşabilen lambanın 1.060.000,00 atıma ulaştığının görüleceğini, lambanın gereğinden fazla kullanımının power supply parçasına «hasar» vereceğini, sonraki değişimin de buna ilişkin olduğunu, bilirkişi raporları arasında cihazda ayıp olup olmadığı hususunda çelişkiler olduğunu, keşif üzerine alınan ilk raporda ayıbın niteliğinin dahi belirtilmediğini, sonraki «gizli ayıp» tespitini yapan bilirkişilerin dosya üzerinden tespitte bulunduklarını, ödeme TL yapılmasına rağmen USD üzerinden iadesinin yapılmasının doğru olmadığını satış bed …
… sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (6098 sayılı Kanun) ayıplı ürünler ile ilgili uyulması gereken prosedür ve «zamanaşımı» süresinin düzenlendiğini, her iki kanuna nazaran davacının yasal prosedüre uymadığını ve zamanaşımı süresi geçtikten sonra davayı açtığını, davacının iddia ettiği şekilde cihazın 9 kez arıza verdiğini, 12.03.2015 tarihinde lamba değişimi ve cihaz bakımı yapıldığını, bu esnada cihazda güç düşüklüğünün olduğunun tespit edildiğini, güç düşüklüğünün «sebebinin» araştırıldığını, cihazın power suplly değişimi yapılarak 03.04.2015 tarihinde cihazın çalışır vaziyette «teslim» edildiğini, bu tarihten 8 ay sonra 04.12.2015 tarihinde lamba değişimi ve bakım için teknik servise gittiğini, bu esnada davacı tarafından cihazda 500 atım sonrasında enerjinin birden düştüğünün bildirildiğini, bu durumun fotoğraflanacağının söylenmesine rağmen arızanın tespit edilemediğini, Şubat 2016 tarihinde arıza bildirimi yapıldığını, 16.04.2014 tarihinden Şubat 2016 tarihine kadar olan 22 aylık süre içerisinde herhangi bir arızanın söz konusu olmadığını, Şubat 2016'daki arıza bildirimi neticesinde davacıya bir cihaz bırakılarak arızalı olduğu iddia edilen cihazın kontrol ve tamir için alındığını, cihaz üzerinde yapılan incelemeler neticesinde herhangi bir arıza tespit edilmediğini, lamba değişimi ve bakım yapılarak cihazın 03.03.2016 tarihinde kurulumu yapılarak çalışır «vasiyette» teslim edildiğini, 03.03.2016 tarihinde davacının cihazı kullandığı yerin enerji ve topraklama hattının ölçümü yapıldığını ve topraklama hattının uygun olmadığının «ihtar» edildiğini, 9 kez arıza nedeniyle servis çağrılmadığını, cihazda herhangi bir «ayıp» söz konusu olmadığını, cihazın bulunduğu ortamın klima bulunmayan yahut klima çalıştırılmayan ve bu şekilde azami ve asgari ısı aralıkları sağlanmayan bir ortam olması, tozlu bir ortam olması, enerji düşüklüğü yahut yüksekliği, topraklama hattının uygun olmaması, kullanma kılavuzuna uygun olmayan şekilde cihazın çalıştırılması ve bunun gibi kullanıcı hatasına dayalı «şikayetler» ortaya çıkabileceğini, davacının 17.03.2015 tarihli «ihtarnamesinin» «sözleşmeden dönme» niteliği taşımadığını mahkemenin «görevsiz» ve «yetkisiz» olduğunu, yasal süresi içerisinde usulüne uygun şekilde ayıp ihbarında bulunulmamış olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, zamanaşımı yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davaya konu cihazın teslim tarihinden bugüne kadar davacının elde ettiği ve elde etmeyi ihmal ettiği gelir miktarının ve «yıpranma payının» bilirkişi marifetiyle tespit edilerek müvekkiline ödenmesine yahut bedelden «mahsup» edilmesine karar verilmesi gerektiğini, malın alıcısının «finansal kiralama» şirketi olduğunu ve davanın «aktif husumetten» de reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · ticari defter kayıtları · yenileme · ticari defter · fatura · çek · e-defter · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17729 E. 2014/19776 K.
Ortak:gizli ayıp · husumet itirazı · ayıp · garantörlük · husumet · dava şartı · yetki/yetkisizlik · Alacak
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, Mahkemece ilk olarak verilen «yetkisizlik» kararının Bölge Adliye Mahkemesince kaldırıldığı, manevi tazminat talebine ilişkin harcın eksik yatırıldığı ve tamamlatılması gerektiği «ihtarına» rağmen tamamlanmaması üzerine «ayıp» nedeniyle «bedel iadesi» talebinin asıl dosyadan tefirikiyle eldeki esasa kaydedildiği, manevi tazminat talebinin asıl dosyada kaldığı, Yapı Kredi Leasing tarafından gönderilen 24.04.2018 tarihli cevabi yazısından anlaşılacağı üzere cihazın satışının hükümden önce davacıya yapıldığının bildirildiği ve bu nedenle «husumet itirazına» itibar edilmediği, davanın iki yıllık «zamanaşımı» süresi içinde açıldığı, alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında davacının davalı ile 16.04.2014 tarihli cihaz «satış sözleşmesi» ile Dömino Alexandrite Lazer Cihazı satın aldığının, ödeme yönteminin leasing olarak 55.000,00 USD olarak belirtildiğinin, davacının Yapı Kredi Finansal Kiralama A.O. ile 14.04.2014 tarihli «finansal kiralama sözleşmesi» akdettiğinin, sözleşmeye konu lazer cihazının teknik servis raporlarındaki yapılan incelemeler, mahallinde yapılan «keşif» «tanık beyanlarına» göre davaya konu cihazın davacıya 17.04.2014 tarihli servis «formu» ile «teslim» edildiği servis formunda cihazın faal olarak çalıştığının belirtildiğinin, ilk montajda elektrik hattında bir sorun olduğu belirtilmediği gibi cihazın konulduğu oda koşullarının uygun olup olmadığı noktasında da davacının bilgilendirildiğine dair herhangi bir delilin de dosya kapsamında bulunmadığının, davacının davalıya keşide ettiği 11.03.2015 tarihli «ihtarname» tarihine kadar cihaza sözleşmede kararlaştırılan yıl içinde 2 defa ücretsiz periyodik bakım yapıldığına dair herhangi bir servis formunun bulunmadığı gibi ihtar tarihinden sonraki 12.03.2015 ve 04.12.2015 tarihli servis formalarında cihazın lambalarının değişitirildiğinin, lamba değişimine ilişkin 2 adet toplam 8.249,77 TL bedelli faturaların davacı tarafça ödendiğinin, lazer cihazının birden fazla power supply arızası vermesinden dolayı cihazın teknik aksamında «kusur» bulunduğunun, arıza «sebebi» araştırılmaksızın power supply değişimi yapıldığının, tamir için İstanbul'a götürüldüğünün ancak arızanın tam olarak giderilmediğinin, özellikle davalı şirkette teknisyen olarak görev yapan ve talimatla dinlenen tanık Volkan Korkmaz'ın cihazla ilgili olarak çok defa gittiğini belirtmesi karşısında davacının tamir ve bakım hizmeti aldığının, buna rağmen makinedeki arızanın devam ettiğinin, 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesinde belirtildiği üzere kullanım amacı bakımından lazer cihazından beklenen faydaları azaltan nitelikte «gizli ayıp» olduğunun belirtildiği, iadesine karar verilen lazer cihazındaki ayıbın niteliği gereği tanık anlatımlarından anlaşılacağı üzere davacı açısından müşteri «kaybına» yol açarak maddi zarara uğrattığı, davacının gelir elde etmesinin ise bu durumda hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle, taraflar arasında akdedilen 16.04.2014 tarihli satış «sözleşmesinin feshine», taraflar arasındaki sözleşmede davaya konu cihazın bedeli 55.000,00 USD olarak belirtilmiş olup 6098 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesi uyarınca toplam 55.000,00 USD …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul, yasa ve hukuka aykırı olduğunu, yetkiye ve «husumete itirazlarının» reddi kararının da usule aykırı olduğunu, dava tarihi itibarıyla malik olmayan davacının davayı açamayacağını, «finansal kiralama sözleşmesi» ile davaya konu cihazı bankadan kiralayan davacının, sözleşmede dava açabileceğine dair bir hüküm ve «yetki» bulunmadığını, sözleşmede kiracının satıcıya karşı dava açabilmesi için kiralayandan yazılı izin/«yetki belgesi» alması şartının koşulduğu ve böyle bir izin/yetki belgesi bulunmadığını, «taleple bağlılık» ilkesinin ihlal edildiğini, davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığını, reddi hakim taleplerinin dikkate alınmadığını, «bilirkişi raporuna itirazları» değerlendirilmeden karar verildiğini, süresinde ve usulüne uygun «ayıp ihbarı» olup olmadığının kararda tartışılmadığını, davacının davasını ispatlayamadığını, davacı tarafın süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispatlayamadığını, «zamanaşımı» süresinin fazlası ile aşıldığını, yetersiz ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, cihazın hangi adreste kurulu bulunduğunun tespitinin verilecek hüküm bakımından önemli olduğunu, davaya konu cihazın hassas bir cihaz olduğunu, 1 ay kullanılmaması halinde dahi, içindeki saf suyun tamamının boşaltılması, yosunlaşmış alanların tümüyle temizlenmesi, yeni saf suyun konulması, korozyonun temizlenmesi, kalibrasyon ayarlarının yapılmasının zorunlu olduğunu, «keşif» tarihinden önce uzun süredir kullanılmadığı belirtilen cihazın tekrar çalıştırılması için gerekli bakım yapılmadan cihazın ayıplı olup olmadığını anlamanın mümkün olmadığını, ticari faaliyetini sona erdiren davacının, cihaza ihtiyacının kalmamış olması ve modelinin eskimiş olması nedeniyle cihazı iade edip parasını alma ve bu şekilde haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacının Türk Lirası olarak ödeme yaptığı halde Amerikan Doları üzerinden hüküm kurulmasının ve cihazın iade ve «teslim» şartı olmaksızın satış bedelinin iadesine karar verilmiş olmasının da yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, vekâlet ücretinin ve karar harcının, yabancı paranın karar …
… sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (6098 sayılı Kanun) ayıplı ürünler ile ilgili uyulması gereken prosedür ve «zamanaşımı» süresinin düzenlendiğini, her iki kanuna nazaran davacının yasal prosedüre uymadığını ve zamanaşımı süresi geçtikten sonra davayı açtığını, davacının iddia ettiği şekilde cihazın 9 kez arıza verdiğini, 12.03.2015 tarihinde lamba değişimi ve cihaz bakımı yapıldığını, bu esnada cihazda güç düşüklüğünün olduğunun tespit edildiğini, güç düşüklüğünün «sebebinin» araştırıldığını, cihazın power suplly değişimi yapılarak 03.04.2015 tarihinde cihazın çalışır vaziyette «teslim» edildiğini, bu tarihten 8 ay sonra 04.12.2015 tarihinde lamba değişimi ve bakım için teknik servise gittiğini, bu esnada davacı tarafından cihazda 500 atım sonrasında enerjinin birden düştüğünün bildirildiğini, bu durumun fotoğraflanacağının söylenmesine rağmen arızanın tespit edilemediğini, Şubat 2016 tarihinde arıza bildirimi yapıldığını, 16.04.2014 tarihinden Şubat 2016 tarihine kadar olan 22 aylık süre içerisinde herhangi bir arızanın söz konusu olmadığını, Şubat 2016'daki arıza bildirimi neticesinde davacıya bir cihaz bırakılarak arızalı olduğu iddia edilen cihazın kontrol ve tamir için alındığını, cihaz üzerinde yapılan incelemeler neticesinde herhangi bir arıza tespit edilmediğini, lamba değişimi ve bakım yapılarak cihazın 03.03.2016 tarihinde kurulumu yapılarak çalışır «vasiyette» teslim edildiğini, 03.03.2016 tarihinde davacının cihazı kullandığı yerin enerji ve topraklama hattının ölçümü yapıldığını ve topraklama hattının uygun olmadığının «ihtar» edildiğini, 9 kez arıza nedeniyle servis çağrılmadığını, cihazda herhangi bir «ayıp» söz konusu olmadığını, cihazın bulunduğu ortamın klima bulunmayan yahut klima çalıştırılmayan ve bu şekilde azami ve asgari ısı aralıkları sağlanmayan bir ortam olması, tozlu bir ortam olması, enerji düşüklüğü yahut yüksekliği, topraklama hattının uygun olmaması, kullanma kılavuzuna uygun olmayan şekilde cihazın çalıştırılması ve bunun gibi kullanıcı hatasına dayalı «şikayetler» ortaya çıkabileceğini, davacının 17.03.2015 tarihli «ihtarnamesinin» «sözleşmeden dönme» niteliği taşımadığını mahkemenin «görevsiz» ve «yetkisiz» olduğunu, yasal süresi içerisinde usulüne uygun şekilde ayıp ihbarında bulunulmamış olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, zamanaşımı yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davaya konu cihazın teslim tarihinden bugüne kadar davacının elde ettiği ve elde etmeyi ihmal ettiği gelir miktarının ve «yıpranma payının» bilirkişi marifetiyle tespit edilerek müvekkiline ödenmesine yahut bedelden «mahsup» edilmesine karar verilmesi gerektiğini, malın alıcısının «finansal kiralama» şirketi olduğunu ve davanın «aktif husumetten» de reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaMahekemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın imalatçının sorumluluğundan doğan «tazminat davası» olduğu, bu nedenle uyuşmazlığa «haksız fiil» hükümlerinin uygulanması gerektiği, zararın ...'de meydana gelmesi sebebiyle davanın yetkili mahkemede açıldığı, davalının imalatçı olması sebebiyle «husumet itirazının» yerinde olmadığı, dava konusu cihazda imalattan kaynaklanan davalının verdiği «garanti kapsamında» olan «gizli ayıp» bulunduğu, ayıbın davacının cihazdan faydalanmasını sürekli olarak engellediği, cihazdaki ayıp nedeniyle davacının 12623,31 TL'lik ürününün bozulduğu, uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 202/1. maddesi uyarınca davacının ayıplı malın iadesi ve bedelin kendisine ödenmesini talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davacının ayıplı malı 40002 TL'ye satın alması nedeniyle cihazın iadesi karşılığında 40002 TL cihaz bedelinin ve bozulan ürünler nedeniyle 12623,31 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere gerektirici sebeplere göre her ne kadar davalının «satım sözleşmesinin» tarafı olmaması nedeni ile satım akdi gereğince sorumluluğuna hükmedilemez ise de; davalının imal ettiğini kabul ettiği soğutma cihazı nedeniyle iki yıl süreyle ga …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:garanti kapsamı · ticari faiz · tazminat davası · satım sözleşmesi · haksız fiil · ıslah
Benzer bu karardaMahekemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın imalatçının sorumluluğundan doğan «tazminat davası» olduğu, bu nedenle uyuşmazlığa «haksız fiil» hükümlerinin uygulanması gerektiği, zararın ...'de meydana gelmesi sebebiyle davanın yetkili mahkemede açıldığı, davalının imalatçı olması sebebiyle «husumet itirazının» yerinde olmadığı, dava konusu cihazda imalattan kaynaklanan davalının verdiği «garanti kapsamında» olan «gizli ayıp» bulunduğu, ayıbın davacının cihazdan faydalanmasını sürekli olarak engellediği, cihazdaki ayıp nedeniyle davacının 12623,31 TL'lik ürününün bozulduğu, uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 202/1. maddesi uyarınca davacının ayıplı malın iadesi ve bedelin kendisine ödenmesini talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davacının ayıplı malı 40002 TL'ye satın alması nedeniyle cihazın iadesi karşılığında 40002 TL cihaz bedelinin ve bozulan ürünler nedeniyle 12623,31 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere gerektirici sebeplere göre her ne kadar davalının «satım sözleşmesinin» tarafı olmaması nedeni ile satım akdi gereğince sorumluluğuna hükmedilemez ise de; davalının imal ettiğini kabul ettiği soğutma cihazı nedeniyle iki yıl süreyle ga …
… nda olduğu soğutma cihazı için ödediği 67.760,00 TL bedel ile imha edilen etler karşılığı 12.623,31 TL toplamı 80.965,31 TL maddi zararının dava tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, davasını 19/06/2013 tarihinde «ıslah» ederek davalıdan satın aldığı soğutma cihazının iadesini ve bedeli olan 67750 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/707 E. , 2024/4184 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1852 Esas, 2022/1543 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
(Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2022/92 E., 2022/273 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Çorum'da kuaförlük yapan müvekkili ile davalı şirket arasında 16.04.2014 tarihinde Domino Alexandrite Lazer cihazının satışına ilişkin sözleşme imzalandığını, cihazın bedelinin 55.000,00 USD olarak belirlendiğini ve cihaz satış bedelinin satıcı davalıya leasing yöntemi ile ödendiğini, cihazda ısınma probleminin olduğunu, ayıbın davalı şirkete derhal ve defalarca iletildiğini, cihazdaki bu arızanın giderilmesi için defalarca davalı firma ile görüşüldüğünü ve 9 kez servis çağrıldığını, davalı şirketçe servis raporları doğrultusunda cihazın bazı üniteleri değiştirilmiş ise de sorunun hiçbir şekilde giderilmediğini, cihazdaki ısınma probleminin giderilmesi için teknik destek yetersizliği ve daha önce bildirilen ayıbın giderilmesi için çeşitli kereler ihbarda bulunulduğunu, davalının önce servis göndermediğini, sonrasında ise müvekkilinin gönderdiği ihtarnameler üzerine servis gönderildiğini, servis işlemlerine rağmen cihazdaki ayıbın giderilmediğini, müvekkilinin göndermiş olduğu Çorum 2.
Noterliğinin 17.03.2015 tarih ve 8288 no.lu ihtarnamede cihazdaki ayıbın giderilmediğinin belirtildiğini ve giderilmemesi durumunda sözleşmeden dönüleceğinin belirtildiğini, cihazdaki ısınma probleminin halen devam ettiğini, müvekkilinin satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönmek istediğini, cihazın doğru düzgün çalıştırılmaması sebebi ile beklediği kazancı elde edemediğini, ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek, ayıplı mal nedeni ile sözleşmeden dönüldüğünün tespiti ile ayıplı malın satım bedelinin satıcıya ödenme tarihinden itibaren faiziyle birlikte 55.000,00 USD ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (6098 sayılı Kanun) ayıplı ürünler ile ilgili uyulması gereken prosedür ve zamanaşımı süresinin düzenlendiğini, her iki kanuna nazaran davacının yasal prosedüre uymadığını ve zamanaşımı süresi geçtikten sonra davayı açtığını, davacının iddia ettiği şekilde cihazın 9 kez arıza verdiğini, 12.03.2015 tarihinde lamba değişimi ve cihaz bakımı yapıldığını, bu esnada cihazda güç düşüklüğünün olduğunun tespit edildiğini, güç düşüklüğünün sebebinin araştırıldığını, cihazın power suplly değişimi yapılarak 03.04.2015 tarihinde cihazın çalışır vaziyette teslim edildiğini, bu tarihten 8 ay sonra 04.12.2015 tarihinde lamba değişimi ve bakım için teknik servise gittiğini, bu esnada davacı tarafından cihazda 500 atım sonrasında enerjinin birden düştüğünün bildirildiğini, bu durumun fotoğraflanacağının söylenmesine rağmen arızanın tespit edilemediğini, Şubat 2016 tarihinde arıza bildirimi yapıldığını, 16.04.2014 tarihinden Şubat 2016 tarihine kadar olan 22 aylık süre içerisinde herhangi bir arızanın söz konusu olmadığını, Şubat 2016'daki arıza bildirimi neticesinde davacıya bir cihaz bırakılarak arızalı olduğu iddia edilen cihazın kontrol ve tamir için alındığını, cihaz üzerinde yapılan incelemeler neticesinde herhangi bir arıza tespit edilmediğini, lamba değişimi ve bakım yapılarak cihazın 03.03.2016 tarihinde kurulumu yapılarak çalışır vasiyette teslim edildiğini, 03.03.2016 tarihinde davacının cihazı kullandığı yerin enerji ve topraklama hattının ölçümü yapıldığını ve topraklama hattının uygun olmadığının ihtar edildiğini, 9 kez arıza nedeniyle servis çağrılmadığını, cihazda herhangi bir ayıp söz konusu olmadığını, cihazın bulunduğu ortamın klima bulunmayan yahut klima çalıştırılmayan ve bu şekilde azami ve asgari ısı aralıkları sağlanmayan bir ortam olması, tozlu bir ortam olması, enerji düşüklüğü yahut yüksekliği, topraklama hattının uygun olmaması, kullanma kılavuzuna uygun olmayan şekilde cihazın çalıştırılması ve bunun gibi kullanıcı hatasına dayalı şikayetler ortaya çıkabileceğini, davacının 17.03.2015 tarihli ihtarnamesinin sözleşmeden dönme niteliği taşımadığını mahkemenin görevsiz ve yetkisiz olduğunu, yasal süresi içerisinde usulüne uygun şekilde ayıp ihbarında bulunulmamış olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, zamanaşımı yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davaya konu cihazın teslim tarihinden bugüne kadar davacının elde ettiği ve elde etmeyi ihmal ettiği gelir miktarının ve yıpranma payının bilirkişi marifetiyle tespit edilerek müvekkiline ödenmesine yahut bedelden mahsup edilmesine karar verilmesi gerektiğini, malın alıcısının finansal kiralama şirketi olduğunu ve davanın aktif husumetten de reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, Mahkemece ilk olarak verilen yetkisizlik kararının Bölge Adliye Mahkemesince kaldırıldığı, manevi tazminat talebine ilişkin harcın eksik yatırıldığı ve tamamlatılması gerektiği ihtarına rağmen tamamlanmaması üzerine ayıp nedeniyle bedel iadesi talebinin asıl dosyadan tefirikiyle eldeki esasa kaydedildiği, manevi tazminat talebinin asıl dosyada kaldığı, Yapı Kredi Leasing tarafından gönderilen 24.04.2018 tarihli cevabi yazısından anlaşılacağı üzere cihazın satışının hükümden önce davacıya yapıldığının bildirildiği ve bu nedenle husumet itirazına itibar edilmediği, davanın iki yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında davacının davalı ile 16.04.2014 tarihli cihaz satış sözleşmesi ile Dömino Alexandrite Lazer Cihazı satın aldığının, ödeme yönteminin leasing olarak 55.000,00 USD olarak belirtildiğinin, davacının Yapı Kredi Finansal […]O.
ile 14.04.2014 tarihli finansal kiralama sözleşmesi akdettiğinin, sözleşmeye konu lazer cihazının teknik servis raporlarındaki yapılan incelemeler, mahallinde yapılan keşif tanık beyanlarına göre davaya konu cihazın davacıya 17.04.2014 tarihli servis formu ile teslim edildiği servis formunda cihazın faal olarak çalıştığının belirtildiğinin, ilk montajda elektrik hattında bir sorun olduğu belirtilmediği gibi cihazın konulduğu oda koşullarının uygun olup olmadığı noktasında da davacının bilgilendirildiğine dair herhangi bir delilin de dosya kapsamında bulunmadığının, davacının davalıya keşide ettiği 11.03.2015 tarihli ihtarname tarihine kadar cihaza sözleşmede kararlaştırılan yıl içinde 2 defa ücretsiz periyodik bakım yapıldığına dair herhangi bir servis formunun bulunmadığı gibi ihtar tarihinden sonraki 12.03.2015 ve 04.12.2015 tarihli servis formalarında cihazın lambalarının değişitirildiğinin, lamba değişimine ilişkin 2 adet toplam 8.249,77 TL bedelli faturaların davacı tarafça ödendiğinin, lazer cihazının birden fazla power supply arızası vermesinden dolayı cihazın teknik aksamında kusur bulunduğunun, arıza sebebi araştırılmaksızın power supply değişimi yapıldığının, tamir için İstanbul'a götürüldüğünün ancak arızanın tam olarak giderilmediğinin, özellikle davalı şirkette teknisyen olarak görev yapan ve talimatla dinlenen tanık Volkan Korkmaz'ın cihazla ilgili olarak çok defa gittiğini belirtmesi karşısında davacının tamir ve bakım hizmeti aldığının, buna rağmen makinedeki arızanın devam ettiğinin, 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesinde belirtildiği üzere kullanım amacı bakımından lazer cihazından beklenen faydaları azaltan nitelikte gizli ayıp olduğunun belirtildiği, iadesine karar verilen lazer cihazındaki ayıbın niteliği gereği tanık anlatımlarından anlaşılacağı üzere davacı açısından müşteri kaybına yol açarak maddi zarara uğrattığı, davacının gelir elde etmesinin ise bu durumda hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle, taraflar arasında akdedilen 16.04.2014 tarihli satış sözleşmesinin feshine, taraflar arasındaki sözleşmede davaya konu cihazın bedeli 55.000,00 USD olarak belirtilmiş olup 6098 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesi uyarınca toplam 55.000,00 USD'nin fiili ödeme tarihindeki T.C.
Merkez Bankası Efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacıdaki .... seri no.lu ... System marka ve modeldeki cihazın davalıya iadesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul, yasa ve hukuka aykırı olduğunu, yetkiye ve husumete itirazlarının reddi kararının da usule aykırı olduğunu, dava tarihi itibarıyla malik olmayan davacının davayı açamayacağını, finansal kiralama sözleşmesi ile davaya konu cihazı bankadan kiralayan davacının, sözleşmede dava açabileceğine dair bir hüküm ve yetki bulunmadığını, sözleşmede kiracının satıcıya karşı dava açabilmesi için kiralayandan yazılı izin/yetki belgesi alması şartının koşulduğu ve böyle bir izin/yetki belgesi bulunmadığını, taleple bağlılık ilkesinin ihlal edildiğini, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, reddi hakim taleplerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, süresinde ve usulüne uygun ayıp ihbarı olup olmadığının kararda tartışılmadığını, davacının davasını ispatlayamadığını, davacı tarafın süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispatlayamadığını, zamanaşımı süresinin fazlası ile aşıldığını, yetersiz ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, cihazın hangi adreste kurulu bulunduğunun tespitinin verilecek hüküm bakımından önemli olduğunu, davaya konu cihazın hassas bir cihaz olduğunu, 1 ay kullanılmaması halinde dahi, içindeki saf suyun tamamının boşaltılması, yosunlaşmış alanların tümüyle temizlenmesi, yeni saf suyun konulması, korozyonun temizlenmesi, kalibrasyon ayarlarının yapılmasının zorunlu olduğunu, keşif tarihinden önce uzun süredir kullanılmadığı belirtilen cihazın tekrar çalıştırılması için gerekli bakım yapılmadan cihazın ayıplı olup olmadığını anlamanın mümkün olmadığını, ticari faaliyetini sona erdiren davacının, cihaza ihtiyacının kalmamış olması ve modelinin eskimiş olması nedeniyle cihazı iade edip parasını alma ve bu şekilde haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacının Türk Lirası olarak ödeme yaptığı halde Amerikan Doları üzerinden hüküm kurulmasının ve cihazın iade ve teslim şartı olmaksızın satış bedelinin iadesine karar verilmiş olmasının da yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, vekâlet ücretinin ve karar harcının, yabancı paranın karar tarihindeki efektif satış kuru üzerinden hesaplanmasının kanuna aykırı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla vekâlet ücreti ve harçların, dava dilekçesinde belirtilen dava değeri olan 155.000,00 TL üzerinden hesaplanması gerekirken fahiş fiyat üzerinden hesaplama yapıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Domino Alexandrite Lazer cihazını finansal kiralama yöntemi ile satın aldığı ancak yargılama sırasında cihazın mülkiyetinin davacıya geçtiği bu nedenle davacının aktif husumetinin bulunduğu, cihazın satın alındığı tarih ile dava tarihi arasında 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, Mahkemece biyomedikal mühendisi, makine ve elektrik mühendisi bilirkişi heyetinden alınan 19.01.2016 tarihli rapora göre, cihazın ayıplı olduğunun tespit edildiği, heyette yer alan elektrik mühendisi bilirkişi görüşüne göre cihazın elektriksel bağlantı ve koruma sınıfının yönetmeliğe uygun olduğunun tespit belirtildiği, Mahkemece bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verildiği halde heyette yer almayan başka bir elektrik mühendisinden alınan 14.12.2017 tarihli raporda da önceki bilirkişi raporuna atıf yapılarak cihazın bulunduğu yerdeki elektrik tesisatının şartname ve yönetmeliğe uygun olduğunun belirlendiği, ancak cihazın ayıplı olmadığı, garanti süresi içerisinde cihazın onarımının yapılacağı yönündeki tespitin bilirkişinin uzmanlık alanı dışında olması nedeniyle bu yöndeki görüşünün bağlayıcı ve hükme esas almaya elverişli olmadığı, Mahkemece asıl uyuşmazlık konusunda uzman olan ve 19.01.2016 tarihli bilirkişi heyetinde yer alan biyomedical uzmanı tarafından düzenlenen 03.01.2018 tarihli raporun hüküm vermeye elverişli ve denetime açık olduğu, cihazın satın alındığı tarihten itibaren servis formlarına yansıyan arıza kayıtlarına göre cihazın gizli ayıplı olduğunun anlaşıldığı, davacının ayıplı ifa nedeniyle ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayalı olarak sözleşmeden dönme hakkının bulunduğu, tarafların sözleşme gereğince aldıklarını iade etmelerinde bir isabetsizlik olmadığı, ancak yabancı para cinsinden olan davada dava değerinin 55.000,00 USD'nin dava tarihindeki kur karşılığı olan (2,82 TL) 155.000,00 TL olduğu, harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de bu değer üzerinden hesaplanması gerekmesine rağmen Mahkemece dava değerinin karar tarihi itibariyle dolar kurunun efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı olan 952.440,50 TL olarak belirlenip, bu değer üzerinden harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüyle taraflar arasında akdedilen 16.04.2014 tarihli satış sözleşmesinin feshine, toplam 55.000,00 USD'nin fiili ödeme tarihindeki TC Merkez Bankası Efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacıdaki ....
seri no.lu ... System marka ve modeldeki cihazın davalıya iadesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek ve bunlara ek olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığının tartışılmadığını, 17.04.2014'de teslim edilen cihaza ilişkin 11.03.2015 tarihinde ilk ihtarın gönderildiğini ancak bunda ayıp ihbarı olmadığını, bu ve 17.03.2015 tarihli ihtarlarda ayıp ihbarının bulunmadığını, müvekkilinin ihtarnamelerin tebliğinden önce 12.03.2015'de lamba değişim için teknik servis hizmeti verdiğini, davacının ayıplı olduğunu düşündüğü cihaz için 12.03.2015 ve 02.12.2015 de sarf malzemesi niteliğindeki lambayı satın almasının düşünülemeyeceğini, ilk lamba değişiminden 9 ay sonra ikinci lamba değişim talebinin bu süreçte ayıp ihbarından dahi vazgeçtiği anlamına geleceğini ve ürünün kullanıldığını gösterdiğini, tanıklar cihaz teslim alındıktan kısa süre sonra sorunlar başladığını belirtmişlerse de ayıp ihbarı olmadığını, cihazın mülkiyetinin davacıya geçtiği 31.05.2016 tarihinde davanın zamanaşımına uğradığını, raporun eksik ve hatalı olduğunu, keşif öncesinde uzun süre kullanılmadığı belirtilen cihazın önce bakımının yapılması gerekmesine rağmen bu yapılmadan çalıştırıldığını, ilk servis tutanağı incelendiğinde 1.000.000,00 atım adedine ulaşabilen lambanın 1.060.000,00 atıma ulaştığının görüleceğini, lambanın gereğinden fazla kullanımının power supply parçasına hasar vereceğini, sonraki değişimin de buna ilişkin olduğunu, bilirkişi raporları arasında cihazda ayıp olup olmadığı hususunda çelişkiler olduğunu, keşif üzerine alınan ilk raporda ayıbın niteliğinin dahi belirtilmediğini, sonraki gizli ayıp tespitini yapan bilirkişilerin dosya üzerinden tespitte bulunduklarını, ödeme TL yapılmasına rağmen USD üzerinden iadesinin yapılmasının doğru olmadığını satış bedeli USD yazsa da ödemesinin TL yapıldığını, davacının muhtemel gelir miktarının da taraflarına iadesinin gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalıdan satın aldığı cihazın ayıplı olduğu iddiasıyla sözleşmenin feshinin tespiti ve bedel iadesi isteminin yerinde olup olmadığı noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi.
3. 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043280500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz