Beyan yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/13846 E. 2013/13190 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
beyan yükümlülüğü↗ cayma hakkı↗ iyiniyet kuralı↗ sigorta tazminatı↗ hayat sigortası↗ illiyet bağı↗ ba formu↗ iyiniyet↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ mirasçılık↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacıların murisi olan sigortalı ...nın davalı şirket nezdinde sigortalandığı, sigorta başvuru formunda kalp hastalığının olup olmadığının sorulduğu, sigortalının yanıt vermediği, formun bu kısımlarını boş bıraktığı, oysaki sigortalının sözleşme tarihinden önce mevcut hastalıkları nedeniyle tedavi gördüğü, sigorta akdinin kurulduğu tarihte de bu rahatsızlığının mevcut olduğu, sigortalının akdin kurulması sırasında mevcut olan ve kendisinin de bildiği, tedavi gördüğü rahatsızlığını gizlediği, bu konuyla ilgili soruyu yanıtlamadığı, sigorta akdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin rizikonun gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu beyan yükümlülüğüne aykırı davranış nedeniyle poliçeden cayma hakkını kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve iyiniyet kurallarına aykırı bir durum olmadığından sigorta tazminatını ödememekte haklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
(1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
(2) Dava, hayat sigortası bedelinin ölüm rizikosunun gerçekleşmesi nedeniyle tahsili istemine ilişkindir. Davacılar murisi Ekrem'in 20.02.2009 tarihli ölüm belgesinde ''myokardial infarkt (yaygın anteior), koroner arter hastalığı'' ölüm nedeni olarak belirtilmiştir. Davalı sigorta şirketi tarafından, murisin daha önceden hipertansiyon hastası olduğu ve bu hastalığın doğrudan kalp krizine neden oluşturduğu, dolayısıyla da murisin beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle davacı mirasçılara ödeme yapılmamıştır.
Mahkemece de Karasu Devlet Hastanesine yazılan yazıya cevaben iç hastalıklar uzmanı Dr. Sami Ayhan tarafından verilen ''bilimsel görüş'' başlıklı yazıda ''myokardial infarkt kroner arter hastalığı olup, ikisi arasında doğrudan bir ilişki vardır. Ancak, koroner arter hastalığı olan her kişi kalp krizi geçirecektir diye bir kural yoktur'' şeklindeki görüş belirtmesi üzerine murisin tedavi gördüğü rahatsızlığını gizlediği ve gizlediği bu hastalığı sebebiyle vefat ettiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, murisin poliçenin tanziminden önceki tarihlerde mevcut olan hipertansiyon hastalığının ölüm belgesinde belirtilen kalp krizine sebebiyet verip vermediği ve hipertansiyon hastalığı ile murisin kalp krizi kaynaklı vefatı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususlarında kardiyoloji alanında uzman bilirkişiden görüş alınmaksızın, eksik inceleme yazı ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/782 E. 2010/6729 K.
Ortak:beyan yükümlülüğü · cayma hakkı · iyiniyet kuralı · sigorta tazminatı · hayat sigortası · ba formu · iyiniyet · sigorta sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… si olan sigortalı ...nın davalı şirket nezdinde sigortalandığı, sigorta başvuru formunda kalp hastalığının olup olmadığının sorulduğu, sigortalının yanıt vermediği, «formun» bu kısımlarını boş bıraktığı, oysaki «sigortalının sözleşme» tarihinden önce mevcut hastalıkları nedeniyle tedavi gördüğü, sigorta akdinin kurulduğu tarihte de bu rahatsızlığının mevcut olduğu, sigortalının akdin kurulması sırasında mevcut olan ve kendisinin de bildiği, tedavi gördüğü rahatsızlığını gizlediği, bu konuyla ilgili soruyu yanıtlamadığı, sigorta akdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin «rizikonun» gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranış nedeniyle poliçeden «cayma hakkını» kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bir durum olmadığından «sigorta tazminatını» ödememekte haklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. (1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Dava, «hayat sigortası» bedelinin ölüm «rizikosunun» gerçekleşmesi nedeniyle tahsili istemine ilişkindir.
Davalı sigorta şirketi tarafından, murisin daha önceden hipertansiyon hastası olduğu ve bu hastalığın doğrudan kalp krizine neden oluşturduğu, dolayısıyla da murisin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığı gerekçesiyle davacı «mirasçılara» ödeme yapılmamıştır.
Benzer bu kararda… kdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin «rizikonun» gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranış nedeniyle poliçeden «cayma hakkını» kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bir durum olmadığından «sigorta tazminatını» ödememekte haklı olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle …
Sigorta sözleşmeleri özellikle de «hayat sigorta sözleşmesi» MK’nun 2 nci maddesinde ifade edilen «iyiniyetle» davranma ilkesine dayalı olarak kurulmaktadır.
Şayet «sigorta ettiren» veya sigortalı sorulan sorulara karşı susmuş veya eksik bildirimde bulunmuş veya gerçeğe aykırı «ihbarda» bulunmuş ise bu durumları bilmemesi nedeniyle «sigorta sözleşmesi» yapan sigortacıya sigorta sözleşmesinden «cayma hakkı» tanınmış bulunmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bildirim yükümlülüğü · tazmin talebi · sigorta ettiren · lehtar · muvafakat · fesih · ihbar · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme yapılırken murisin «ihbar» mükellefiyetini kasten yerine getirmediği veya gerçeğe aykırı beyanda bulunduğuna dair bir bulgu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı ... «mirasçılarına» bildirilen poliçenin feshinin «geçersizliğine», 12.000,00 YTL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Davalı sigorta şirketi yaptığı savunmada sigortalının poliçe başlangıç tarihinden önce kronik hastalıkları olmasına rağmen bunun beyan etmediği, bu nedenle Hayat Sigortası Genel Şartları C.2/2.2 maddesi gereği «beyan yükümlülüğünün» yerine getirilmemiş olduğu, «tazmin talebi» ile muttali olunan ihlalin tebellüğ tarihi itibariyle yasal süre içinde TTK’nun 1290 ncı maddesi uyarınca cayma/«fesih» hakkının kullanıldığını belirtmiştir.
Nitekim TTK’nun 1290 ncı maddesi genel bir ifade ile «sigorta ettireni» sigortacı tarafından sözleşme yapılırken gerçek durumları bildiği takdirde sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektiren bütün hususları sigortacıya «bildirmekle yükümlü» tutmuştur.
Şayet «sigorta ettiren» veya sigortalı sorulan sorulara karşı susmuş veya eksik bildirimde bulunmuş veya gerçeğe aykırı «ihbarda» bulunmuş ise bu durumları bilmemesi nedeniyle «sigorta sözleşmesi» yapan sigortacıya sigorta sözleşmesinden «cayma hakkı» tanınmış bulunmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/681 E. 2013/1417 K.
Ortak:beyan yükümlülüğü · hayat sigortası · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… si olan sigortalı ...nın davalı şirket nezdinde sigortalandığı, sigorta başvuru formunda kalp hastalığının olup olmadığının sorulduğu, sigortalının yanıt vermediği, «formun» bu kısımlarını boş bıraktığı, oysaki «sigortalının sözleşme» tarihinden önce mevcut hastalıkları nedeniyle tedavi gördüğü, sigorta akdinin kurulduğu tarihte de bu rahatsızlığının mevcut olduğu, sigortalının akdin kurulması sırasında mevcut olan ve kendisinin de bildiği, tedavi gördüğü rahatsızlığını gizlediği, bu konuyla ilgili soruyu yanıtlamadığı, sigorta akdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin «rizikonun» gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranış nedeniyle poliçeden «cayma hakkını» kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bir durum olmadığından «sigorta tazminatını» ödememekte haklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. (1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Dava, «hayat sigortası» bedelinin ölüm «rizikosunun» gerçekleşmesi nedeniyle tahsili istemine ilişkindir.
Davalı sigorta şirketi tarafından, murisin daha önceden hipertansiyon hastası olduğu ve bu hastalığın doğrudan kalp krizine neden oluşturduğu, dolayısıyla da murisin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığı gerekçesiyle davacı «mirasçılara» ödeme yapılmamıştır.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, davacının murisinin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığı savunulduğuna göre, ölüm «sebebi» ile poliçe tanziminden önce mevcut rahatsızlıklar arasında irtibat bulunup bulunmadığı, başka bir ifade ile sözleşmenin düzenlenmesinden önce sigortalıda mevcut olduğu tespit olunan hastalıkların kalp yetmezliğine yol açıp açmadığı, poliçenin düzenlemesinden önce muriste kalp yetmezliği mevcut olup olmadığı belirlenip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak ve yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece poliçe tanziminden önceki tarihlerde takip ve tedavi edilen davacının murisinin rahatsızlığının kendisi tarafından bilinmesinin bekleneceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu · dava sebebi
Benzer bu karardaOysa, davacının murisinin ölüm «sebebinin» kalp yetmezliği olduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının murisinin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığı savunulduğuna göre, ölüm «sebebi» ile poliçe tanziminden önce mevcut rahatsızlıklar arasında irtibat bulunup bulunmadığı, başka bir ifade ile sözleşmenin düzenlenmesinden önce sigortalıda mevcut olduğu tespit olunan hastalıkların kalp yetmezliğine yol açıp açmadığı, poliçenin düzenlemesinden önce muriste kalp yetmezliği mevcut olup olmadığı belirlenip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak ve yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
-
Alacak | Miktarın faiziyle tahsiline karar verilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/820 E. 2017/358 K.
Ortak:riziko
İncelediğiniz kararda… si olan sigortalı ...nın davalı şirket nezdinde sigortalandığı, sigorta başvuru formunda kalp hastalığının olup olmadığının sorulduğu, sigortalının yanıt vermediği, «formun» bu kısımlarını boş bıraktığı, oysaki «sigortalının sözleşme» tarihinden önce mevcut hastalıkları nedeniyle tedavi gördüğü, sigorta akdinin kurulduğu tarihte de bu rahatsızlığının mevcut olduğu, sigortalının akdin kurulması sırasında mevcut olan ve kendisinin de bildiği, tedavi gördüğü rahatsızlığını gizlediği, bu konuyla ilgili soruyu yanıtlamadığı, sigorta akdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin «rizikonun» gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranış nedeniyle poliçeden «cayma hakkını» kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bir durum olmadığından «sigorta tazminatını» ödememekte haklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. (1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Dava, «hayat sigortası» bedelinin ölüm «rizikosunun» gerçekleşmesi nedeniyle tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDolayısıyla «sigorta teminatı kapsamına» alınan «riziko» tehlikeli hastalığa yakalanma hali olup, dosya içerisindeki hastane kayıtlarına göre davacıların murisine koroner arter hastalığı teşhisi konulmuş, muris altı gün kadar hastanede tedavi gördükten sonra vefat etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sigorta teminatı kapsamı · sigorta teminatı · tanıma · teminat kapsamı · sigorta poliçesi · teminat
Benzer bu kararda… , sigortalının koroner arter hastalığına ne zaman yakalandığının tespitinin mümkün olmadığı, sigortalının bu şekilde koroner arter hastalığı sonucu ölmesi nedeniyle «sigorta poliçesindeki» tehlikeli hastalıklar «teminatı kapsamına» girmediği ve bu nedenle poliçedeki kazaen ölüm teminatından yararlanılmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile «sigorta teminat kapsamı» dışında kalan koroner arter hastalığı sonucu ölüme dayalı davanın reddine karar verilmiştir.
Dolayısıyla «sigorta teminatı kapsamına» alınan «riziko» tehlikeli hastalığa yakalanma hali olup, dosya içerisindeki hastane kayıtlarına göre davacıların murisine koroner arter hastalığı teşhisi konulmuş, muris altı gün kadar hastanede tedavi gördükten sonra vefat etmiştir.
Davanın dayanağı olan poliçedeki tehlikeli hastalıklar «teminatında», sigortalının sigorta kapsamındaki bir tehlikeli hastalığa yakalanması halinde, sigortacının, teşhis günü kalan kredi bakiye tutarını sigorta bedeli olarak ödeyeceğinin ve sigortalının tehlikeli hastalık teminatından faydalanabilmesi için de riskin gerçekleştiği anda istem dışı işsizlik ya da geçici iş göremezlik teminatından yararlanan poliçede «tanımı» yapılmış olan kişiler dışında olması, profesyonel ve düzenli gelir getirici herhangi bir işi olmaması gerekeceği kararlaştırılmıştır.
Bu itibarla, poliçedeki tehlikeli hastalıklar klozunda yer alan diğer koşulların da sağlanmış olması kaydıyla davacıların murisinin tehlikeli hastalıklar «teminatı kapsamında» teşhis günü itibariyle kalan kredi bakiye tutarını sigorta bedeli olarak almaya hak kazandığı gözetilerek bir değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuca göre bir k …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12468 E. 2010/2433 K.
Ortak:beyan yükümlülüğü · hayat sigortası · riziko · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… si olan sigortalı ...nın davalı şirket nezdinde sigortalandığı, sigorta başvuru formunda kalp hastalığının olup olmadığının sorulduğu, sigortalının yanıt vermediği, «formun» bu kısımlarını boş bıraktığı, oysaki «sigortalının sözleşme» tarihinden önce mevcut hastalıkları nedeniyle tedavi gördüğü, sigorta akdinin kurulduğu tarihte de bu rahatsızlığının mevcut olduğu, sigortalının akdin kurulması sırasında mevcut olan ve kendisinin de bildiği, tedavi gördüğü rahatsızlığını gizlediği, bu konuyla ilgili soruyu yanıtlamadığı, sigorta akdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin «rizikonun» gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranış nedeniyle poliçeden «cayma hakkını» kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bir durum olmadığından «sigorta tazminatını» ödememekte haklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. (1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Dava, «hayat sigortası» bedelinin ölüm «rizikosunun» gerçekleşmesi nedeniyle tahsili istemine ilişkindir.
Davalı sigorta şirketi tarafından, murisin daha önceden hipertansiyon hastası olduğu ve bu hastalığın doğrudan kalp krizine neden oluşturduğu, dolayısıyla da murisin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığı gerekçesiyle davacı «mirasçılara» ödeme yapılmamıştır.
Benzer bu karardaBu bağlamda mahkemece, davacıların murisinin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranıp davaranmadığı, mevcut anılan rahatsızlık ile «rizikoyu» oluşturan hastalık arasındaki «nedensellik bağı» bulunup bulunmadığı «denetime elverişli» bir bilirkişi raporu ile açıklığa kavuşturulması gerekirken bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dava, «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık davacıların murisinin sözleşmenin kuruluş aşamasında «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranıp davaranmadığı noktasında toplanmaktadır.
Ltd.Şti. ile davalı arasında hukuki ilişki bulunmaması nedeniyle bu davacı yönünden davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine, diğer davacılar yönünden ise; davacılar murisinin sözleşme sırasında «beyan yükümlülüğünü» kasden ihlal edildiğinin kanıtlanmaması gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nedensellik bağı · aktif husumet yokluğu · aktif husumet · denetime elverişlilik · husumet yokluğu · sigorta poliçesi · husumet
Benzer bu karardaLtd.Şti. ile davalı arasında hukuki ilişki bulunmaması nedeniyle bu davacı yönünden davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine, diğer davacılar yönünden ise; davacılar murisinin sözleşme sırasında «beyan yükümlülüğünü» kasden ihlal edildiğinin kanıtlanmaması gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu bağlamda mahkemece, davacıların murisinin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranıp davaranmadığı, mevcut anılan rahatsızlık ile «rizikoyu» oluşturan hastalık arasındaki «nedensellik bağı» bulunup bulunmadığı «denetime elverişli» bir bilirkişi raporu ile açıklığa kavuşturulması gerekirken bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dava, «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık davacıların murisinin sözleşmenin kuruluş aşamasında «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranıp davaranmadığı noktasında toplanmaktadır.
… uzman başka bir bilirkişi veya bilirkişi kurulundan davalı vekilinin sonuca etkili ve ciddi itirazlarını da karşılayan, beyan edilmeyan rahatsızlık ile gerçekleşen «riziko» arasında «nedenselik bağının» bulunup bulunmadığı, açıklığa kavuşturulmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden yetersiz bilrkişi raporuna dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/13846 E. , 2013/13190 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/03/2012 tarih ve 2009/126-2012/78 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin murisi olan ...nın dava dışı bankadan almış olduğu kredi karşılığında 23.10.2008 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde hayat sigortası yaptırdığını, murisin 20/02/2009 tarihinde vefat ettiğini, sigortacı şirketin TTK'nın 1290. Maddesinde belirtilen doğru bilgi verme yükümlülüğünün ihlal edildiğinden bahisle vefat tazminatının ödenmesinin mümkün olmadığını bildirdiğini, müvekkilinin murisi olan ...nın daha evvel mevcut olan hipertansiyon hastalığını bildirmemiş olmasının kat'i suretle kasti nitelik taşımadığını, zira söz konusu olan hayat sigortasının yapılma nedeninin tüketici kredisinin söz konusu bankaca yapılması için artık uygulamada usulen zorunlu olan hayat sigortasının yapılmasından ibaret olduğunu, hal böyle iken TTK.
m. 1290 'nın son cümlesinde belirtilen kötüniyet veya mevcut hastalığı bilerek kasti olarak bildirmeme gibi bir durumun söz konusu olmadığınıayrıca davalı sigorta şirketinin cayma hakkını T.T.K.m. 1290'da belirtilen 1 aylık süre içerisinde kullanmadığını ileri sürerek, tüketici kredisinden ödenen miktarlar çıkarıldığında, kalan miktar olan 21.216,00 TL nin bu tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi tarafından tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müteveffanın müşteri kredi hayat sigorta başvuru formunda tedavi gördüğü hastalıkları belirtmediğini, poliçe başvuru formunda bulunanın sağlık durumuna ilişkin sorulara gerçeğe uygun beyanda bulunmasının beklendiğini, müteveffanın varolan hastalıklarını kasten belirtmemiş olmasının sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini, Akbank TAŞ Kocaali Şubesi tarafından müvekkil şirkete kredi hayat sigortası vefat teminatı ödeme talimatının 15.05.2009 tarihinde müvekkil şirkete bildirildiğini, 22.05.2009 tarihinde istenen belgelerin müvekkil şirkete gönderilmesi üzerine lehtar banka şubesine 27/05/2009 tarihinde ...'ya cayma hakkının kullanıldığının bildirildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Mahkemece, davacıların murisi olan sigortalı ...nın davalı şirket nezdinde sigortalandığı, sigorta başvuru formunda kalp hastalığının olup olmadığının sorulduğu, sigortalının yanıt vermediği, formun bu kısımlarını boş bıraktığı, oysaki sigortalının sözleşme tarihinden önce mevcut hastalıkları nedeniyle tedavi gördüğü, sigorta akdinin kurulduğu tarihte de bu rahatsızlığının mevcut olduğu, sigortalının akdin kurulması sırasında mevcut olan ve kendisinin de bildiği, tedavi gördüğü rahatsızlığını gizlediği, bu konuyla ilgili soruyu yanıtlamadığı, sigorta akdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin rizikonun gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu beyan yükümlülüğüne aykırı davranış nedeniyle poliçeden cayma hakkını kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve iyiniyet kurallarına aykırı bir durum olmadığından sigorta tazminatını ödememekte haklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
(1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
(2) Dava, hayat sigortası bedelinin ölüm rizikosunun gerçekleşmesi nedeniyle tahsili istemine ilişkindir. Davacılar murisi Ekrem'in 20.02.2009 tarihli ölüm belgesinde ''myokardial infarkt (yaygın anteior), koroner arter hastalığı'' ölüm nedeni olarak belirtilmiştir. Davalı sigorta şirketi tarafından, murisin daha önceden hipertansiyon hastası olduğu ve bu hastalığın doğrudan kalp krizine neden oluşturduğu, dolayısıyla da murisin beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle davacı mirasçılara ödeme yapılmamıştır.
Mahkemece de Karasu Devlet Hastanesine yazılan yazıya cevaben iç hastalıklar uzmanı Dr. Sami Ayhan tarafından verilen ''bilimsel görüş'' başlıklı yazıda ''myokardial infarkt kroner arter hastalığı olup, ikisi arasında doğrudan bir ilişki vardır. Ancak, koroner arter hastalığı olan her kişi kalp krizi geçirecektir diye bir kural yoktur'' şeklindeki görüş belirtmesi üzerine murisin tedavi gördüğü rahatsızlığını gizlediği ve gizlediği bu hastalığı sebebiyle vefat ettiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, murisin poliçenin tanziminden önceki tarihlerde mevcut olan hipertansiyon hastalığının ölüm belgesinde belirtilen kalp krizine sebebiyet verip vermediği ve hipertansiyon hastalığı ile murisin kalp krizi kaynaklı vefatı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususlarında kardiyoloji alanında uzman bilirkişiden görüş alınmaksızın, eksik inceleme yazı ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1041800700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz