6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12468 E. 2010/2433 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Deniz ticareti

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
beyan yükümlülüğü denetime elverişli bilirkişi raporu nedensellik bağı aktif husumet yokluğu hayat sigortası aktif husumet riziko denetime elverişlilik husumet yokluğu sigorta poliçesi eksik inceleme husumet

Atıf yapılan mevzuat: TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davacı ... Ltd.Şti. ile davalı arasında hukuki ilişki bulunmaması nedeniyle bu davacı yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine, diğer davacılar yönünden ise; davacılar murisinin sözleşme sırasında beyan yükümlülüğünü kasden ihlal edildiğinin kanıtlanmaması gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık davacıların murisinin sözleşmenin kuruluş aşamasında beyan yükümlülüğüne aykırı davranıp davaranmadığı noktasında toplanmaktadır.

Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıların murisinin beyan yükümlülüğüne aykırı davranmadığı, sözleşmenin kuruluş aşamasında murisin kendisinde mevcut olan ve sigortacının bilmesi gereken rahatsızlığı kasten gizlediğinin kanıtlanamadığı, zira beyan formunda davacılar murisinin kalp rahatsızlığına ilişkin açık bir sorunun bulunmadığı gerekçesiyle bu sonuca ulaşılmıştır.

Oysa, davacıların murisinin davaya dayanak yapılan poliçenin tanziminden beş gün sonra myokard enfarktüsü rahatsızlığından öldüğü anlaşılmış olması karşısında, mahkemece her ne kadar doğru beyan yükümlülüğüne kasten aykırı davranılmadığı kabul edilmiş ise de, dosyada mevcut sağlık karnesi örneğinden davacılar murisine 03.11.1999, 03.12.1999, 07.01.2000, 07.05.2002, 28.12.2001, 12.02.2002, 01.03.2002 tarihlerinde koroner arter hastalığı teşhisi konularak ilaç tedavisinin uygulandığı sabittir. Sigortalı kendisinde mevcut anılan hastalığı ile ilgili sigortacı tarafından açıkça sorulmasa bile sözleşmenin kurulması aşamasında sözleşmenin kurulmasına etki edeceği düşünülen mevcut hastalıklarını beyan etmesi gerekir. Bu bağlamda mahkemece, davacıların murisinin beyan yükümlülüğüne aykırı davranıp davaranmadığı, mevcut anılan rahatsızlık ile rizikoyu oluşturan hastalık arasındaki nedensellik bağı bulunup bulunmadığı denetime elverişli bir bilirkişi raporu ile açıklığa kavuşturulması gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

O halde, mahkemece, yukarda yapılan açıklamalar doğrultusunda uyuşmazlık konusunda uzman başka bir bilirkişi veya bilirkişi kurulundan davalı vekilinin sonuca etkili ve ciddi itirazlarını da karşılayan, beyan edilmeyan rahatsızlık ile gerçekleşen riziko arasında nedenselik bağının bulunup bulunmadığı, açıklığa kavuşturulmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden yetersiz bilrkişi raporuna dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5440 E. 2013/20940 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Beyan yükümlülüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13846 E. 2013/13190 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sigorta

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5403 E. 2014/9349 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/12468 E.  ,  2010/2433 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.05.2008 tarih ve 2005/590-2008/308 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, dava dilekçesinde ... ‘nın davacı ... Ltd. Şti.'nin ortağı ve yetkili müdürü, diğer davacıların murisi olduğunu, şirket namına Halk Bankası Çarşamba Şubesinden kredi kullandığını, kredinin davalı tarafından 21.06.2005 tarihinde birlik kredi ve hayat sigortası yapılarak sigortalandığını, murisin 27.06.2005 tarihinde vefat ettiğini, kredi borcunun davacı mirasçılar tarafından taksitler halinde dava dışı bankaya ödemeye devam edilerek kredinin tamamen kapatıldığını, yapılan başvuruda davalının sigorta poliçesi düzenlenirken murisin kroner arter hastalığının kasden gizlediğini illeri sürerek, şimdilik 5.100,00 TL alacağın temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini verilmesini talep ve dava etmiş, ıslahla talebini 25.010,00 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili, müvekkili ile ... Ltd.Şti. arasında hukuki ilişki bulunmadığını, TTK'nun 1290. maddesi uyarınca murisin akit yapılırken beyan yükümlülüğüne aykırı davranarak ölümcül olan kroner arter hastalığının kasten gizlediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davacı ... Ltd.Şti. ile davalı arasında hukuki ilişki bulunmaması nedeniyle bu davacı yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine, diğer davacılar yönünden ise; davacılar murisinin sözleşme sırasında beyan yükümlülüğünü kasden ihlal edildiğinin kanıtlanmaması gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık davacıların murisinin sözleşmenin kuruluş aşamasında beyan yükümlülüğüne aykırı davranıp davaranmadığı noktasında toplanmaktadır.

Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıların murisinin beyan yükümlülüğüne aykırı davranmadığı, sözleşmenin kuruluş aşamasında murisin kendisinde mevcut olan ve sigortacının bilmesi gereken rahatsızlığı kasten gizlediğinin kanıtlanamadığı, zira beyan formunda davacılar murisinin kalp rahatsızlığına ilişkin açık bir sorunun bulunmadığı gerekçesiyle bu sonuca ulaşılmıştır.

Oysa, davacıların murisinin davaya dayanak yapılan poliçenin tanziminden beş gün sonra myokard enfarktüsü rahatsızlığından öldüğü anlaşılmış olması karşısında, mahkemece her ne kadar doğru beyan yükümlülüğüne kasten aykırı davranılmadığı kabul edilmiş ise de, dosyada mevcut sağlık karnesi örneğinden davacılar murisine 03.11.1999, 03.12.1999, 07.01.2000, 07.05.2002, 28.12.2001, 12.02.2002, 01.03.2002 tarihlerinde koroner arter hastalığı teşhisi konularak ilaç tedavisinin uygulandığı sabittir. Sigortalı kendisinde mevcut anılan hastalığı ile ilgili sigortacı tarafından açıkça sorulmasa bile sözleşmenin kurulması aşamasında sözleşmenin kurulmasına etki edeceği düşünülen mevcut hastalıklarını beyan etmesi gerekir.

Bu bağlamda mahkemece, davacıların murisinin beyan yükümlülüğüne aykırı davranıp davaranmadığı, mevcut anılan rahatsızlık ile rizikoyu oluşturan hastalık arasındaki nedensellik bağı bulunup bulunmadığı denetime elverişli bir bilirkişi raporu ile açıklığa kavuşturulması gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

O halde, mahkemece, yukarda yapılan açıklamalar doğrultusunda uyuşmazlık konusunda uzman başka bir bilirkişi veya bilirkişi kurulundan davalı vekilinin sonuca etkili ve ciddi itirazlarını da karşılayan, beyan edilmeyan rahatsızlık ile gerçekleşen riziko arasında nedenselik bağının bulunup bulunmadığı, açıklığa kavuşturulmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden yetersiz bilrkişi raporuna dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1013685600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.