Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/681 E. 2013/1417 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
beyan yükümlülüğü↗ hayat sigortası↗ uyuşmazlık konusu↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının murisinin gizlediği ileri sürülen hususların kalp hastalığına neden olup olmayacağını bilmesinin mümkün olup olmadığının bilirkişi tarafından belirlenmesi gerektiği, ... Kurumu raporu içeriğine göre, 19.08.2004-15.02.2007 tarihleri arasında takip ve tedavi edilen kişinin rahatsızlığının kendisi tarafından bilinmesinin bekleneceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hayat sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece poliçe tanziminden önceki tarihlerde takip ve tedavi edilen davacının murisinin rahatsızlığının kendisi tarafından bilinmesinin bekleneceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacının murisinin ölüm sebebinin kalp yetmezliği olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Anılan hastalık, sözleşmeden önce sigortalı tarafından bilindiği, ancak sözleşmenin tanzimi sırasında gizlendiği savunulan hastalıklar arasında yer almadığı gibi, hükme esas alınan ... raporunda poliçe tanziminden önce sigortalıda kalp yetmezliği bulunup bulunmadığı hususunda bir değerlendirme de yapılmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, davacının murisinin beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı savunulduğuna göre, ölüm sebebi ile poliçe tanziminden önce mevcut rahatsızlıklar arasında irtibat bulunup bulunmadığı, başka bir ifade ile sözleşmenin düzenlenmesinden önce sigortalıda mevcut olduğu tespit olunan hastalıkların kalp yetmezliğine yol açıp açmadığı, poliçenin düzenlemesinden önce muriste kalp yetmezliği mevcut olup olmadığı belirlenip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak ve yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/842 E. 2013/17500 K.
Ortak:hayat sigortası · dava sebebi · Tazminat
İncelediğiniz karardaDava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece poliçe tanziminden önceki tarihlerde takip ve tedavi edilen davacının murisinin rahatsızlığının kendisi tarafından bilinmesinin bekleneceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacının murisinin ölüm «sebebinin» kalp yetmezliği olduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının murisinin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığı savunulduğuna göre, ölüm «sebebi» ile poliçe tanziminden önce mevcut rahatsızlıklar arasında irtibat bulunup bulunmadığı, başka bir ifade ile sözleşmenin düzenlenmesinden önce sigortalıda mevcut olduğu tespit olunan hastalıkların kalp yetmezliğine yol açıp açmadığı, poliçenin düzenlemesinden önce muriste kalp yetmezliği mevcut olup olmadığı belirlenip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak ve yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, murisin başvuru formunda hastalığını gizlediği, imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunun sonuca etkili olmayacağı, eksik beyan ile «riziko» «sebebi» arasında ililyet bağı bulunduğu, davalının «cayma hakkını» kullanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak; dava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacıların murisinin hastalığını gizlediği, eksik beyan ile «riziko» arasında «illiyet bağı» bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, bilirkişi raporunda davacıların murisinin kronik akciger hastası olduğu, bu hastalığın ileriki dönemlerde kalp yetmezliği ile sonuçlandığı, murisin de kalp yetmezliği sonucu vefat ettiği, gizlenen hastalıkla «riziko» «sebebi» arasında «illiyet bağı» bulunduğu belirtilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi heyeti içinde kardiyoloji uzmanı bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cayma hakkı · illiyet bağı · riziko · kötüniyet
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece içinde kardiyoloji uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak, murisin «riziko» öncesi var olan kronik akciger hastalığı ile riziko «sebebi» olan kalp yetmezliği arasında «illiyet bağı» bulunup bulunmadığının, illiyet bağı var ise mevcut hastalığın kasten ve «kötüniyetle» gizlenip gizlenmediğinin belirlenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, murisin başvuru formunda hastalığını gizlediği, imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunun sonuca etkili olmayacağı, eksik beyan ile «riziko» «sebebi» arasında ililyet bağı bulunduğu, davalının «cayma hakkını» kullanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak; dava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacıların murisinin hastalığını gizlediği, eksik beyan ile «riziko» arasında «illiyet bağı» bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, bilirkişi raporunda davacıların murisinin kronik akciger hastası olduğu, bu hastalığın ileriki dönemlerde kalp yetmezliği ile sonuçlandığı, murisin de kalp yetmezliği sonucu vefat ettiği, gizlenen hastalıkla «riziko» «sebebi» arasında «illiyet bağı» bulunduğu belirtilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi heyeti içinde kardiyoloji uzmanı bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4100 E. 2010/7861 K.
Ortak:beyan yükümlülüğü · hayat sigortası · uyuşmazlık konusu · dava sebebi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahkemece, davacının murisinin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığı savunulduğuna göre, ölüm «sebebi» ile poliçe tanziminden önce mevcut rahatsızlıklar arasında irtibat bulunup bulunmadığı, başka bir ifade ile sözleşmenin düzenlenmesinden önce sigortalıda mevcut olduğu tespit olunan hastalıkların kalp yetmezliğine yol açıp açmadığı, poliçenin düzenlemesinden önce muriste kalp yetmezliği mevcut olup olmadığı belirlenip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak ve yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Oysa, davacının murisinin ölüm «sebebinin» kalp yetmezliği olduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Dava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece poliçe tanziminden önceki tarihlerde takip ve tedavi edilen davacının murisinin rahatsızlığının kendisi tarafından bilinmesinin bekleneceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan tazminatın davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, davacıların murisi ... ile davalı arasında 02.10.2006/2016 tarihlerini kapsayan hayat «sigortası sözleşmesi» yapıldığı, sigortalının 03.06.2007 tarihinde yaşamını yitirdiği «uyuşmazlık konusu» değildir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ölüm «sebebinin» tepitiyle davacıların murisi sigortalının, davalı tarafça savunulduğu üzere, gerçekten de «beyan yükümlülüğünü» ihlal edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması ve bilahare de beyan edilmediği belirtilen hastalık veya hastalıklarla ölüm sebebi arasında «uygun illiyet bağının» mevcut olup olmadığının kuşkuya yer bırakmaksızın saptanmasına bağlı olup, mahkemece bu yönde bir araştırılmaya girişilmiş ve bu hususta bilirkişiden rapor alınmas …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıların murisi sigortalı ...'ın ölümünün kalp rahatsızlığına bağlı olarak gelişen komplikasyon sonucu gerçekleştiği, kalp rahatsızlığını önceden bilmesine rağmen sigortalının poliçe tanzim edilirken bu rahatsızlığını gizlediği, böylelikle TTK'nun 1290 vd. maddelerindeki «ihbar» ve «beyan yükümlüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uygun illiyet bağı · sigorta ettiren · illiyet bağı · sigorta sözleşmesi · denetime elverişlilik · ihbar · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaUyuşmazlık, sigortalının ölüm nedeninin ne olduğu ve poliçe tanzimi sırasında beyan edilmeyen mevcut rahatsızlıkla ölüm nedeni arasında uygun bir «illiyet bağının» bulunup bulunmadığı, bu bağlamda «sigorta ettirenin» «ihbar» ve «beyan yükümlülüğünü» ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Dava, «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan tazminatın davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, davacıların murisi ... ile davalı arasında 02.10.2006/2016 tarihlerini kapsayan hayat «sigortası sözleşmesi» yapıldığı, sigortalının 03.06.2007 tarihinde yaşamını yitirdiği «uyuşmazlık konusu» değildir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ölüm «sebebinin» tepitiyle davacıların murisi sigortalının, davalı tarafça savunulduğu üzere, gerçekten de «beyan yükümlülüğünü» ihlal edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması ve bilahare de beyan edilmediği belirtilen hastalık veya hastalıklarla ölüm sebebi arasında «uygun illiyet bağının» mevcut olup olmadığının kuşkuya yer bırakmaksızın saptanmasına bağlı olup, mahkemece bu yönde bir araştırılmaya girişilmiş ve bu hususta bilirkişiden rapor alınmas …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıların murisi sigortalı ...'ın ölümünün kalp rahatsızlığına bağlı olarak gelişen komplikasyon sonucu gerçekleştiği, kalp rahatsızlığını önceden bilmesine rağmen sigortalının poliçe tanzim edilirken bu rahatsızlığını gizlediği, böylelikle TTK'nun 1290 vd. maddelerindeki «ihbar» ve «beyan yükümlüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8061 E. 2018/1415 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cayma hakkı · bildirim yükümlülüğü · iyiniyet kuralı · sigorta ettiren · iyiniyet · riziko · yenileme · ihbar
Benzer bu karardaAnjioplasti (....) yapıldığı, bu durumun sigortacının «rizikoya» etki edecek gerçek durumu bilmesi halinde sözleşmeyi hiç yapmamasını veya sözleşmeyi daha ağır koşullarla yapmasını gerektirecek ölçüde rizikonun takdiri bakımından önemli olduğu, bu nedenle «sigorta ettirenin» «ihbar» («bildirim) yükümlülüğünü» ihlal ettiği ve davalı şirketin «cayma hakkını» haklı olarak kullandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının 2005 yılında yurtdışında kalp rahatsızlığından dolayı gerçekleştirilen .... işlemini davalı ... şirketine bildirmediği ve bu nedenle «sigorta ettirenin» «bildirim yükümlülüğünü» ihlal ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… kapsamında ödeme yapıp yapmadığı, sigorta şirketinin davacının kalp rahatsızlığından haberdar olduğu ve ödeme yaptığı kanaatine varılır ise bu durumun dürüstlük ve «iyiniyet kurallarına» aykırılık oluşturup oluşturmadığı hususları tartışılıp, ayrıca 6102 sayılı TTK'nın 1438. maddesi de gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanıl …
Oysa, dosya kapsamından, taraflar arasında ilk olarak 15.12.2004 tarihinde ".....i" düzenlendiği ve 15.12.2006 tarihli «yenilemeden» itibaren davacıya ömür boyu yenileme hakkı tanındığı, poliçenin iptal edildiği 14.04.2014 tarihine kadar da her yıl yenilendiği, davacıya poliçenin düzenlenmesinde …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/681 E. , 2013/1417 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.09.2011 tarih ve 2011/40-2011/5 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin murisi ...'un sağlığında ...'tan kullandığı kredi sebebiyle davalı tarafından 18.10.2007 tarihli Şirket Kredili Hayat Sigortası Poliçesi ile sigortalandığını, murisinin 01.05.2008 tarihinde kalp yetmezliği sebebiyle vefatı üzerine talebe rağmen davalı şirketin ödeme yapmadığı ileri sürerek, şimdilik 25.000 TL’nın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, davacının murisinin poliçenin tanziminden önce "diabet, diabetik nefropati, anjiopatı, esansiye (primer) hipertansiyon, obezite, hepatosteatoz, kronik bronşit" tanıları ile tedavi gördüğünü, ancak poliçenin tanzimi sırasında mevcut kronik hastalıklarını bildirmeyerek beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C.2/2.2 maddesi gereğince ödeme talebinin reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının murisinin gizlediği ileri sürülen hususların kalp hastalığına neden olup olmayacağını bilmesinin mümkün olup olmadığının bilirkişi tarafından belirlenmesi gerektiği, ... Kurumu raporu içeriğine göre, 19.08.2004-15.02.2007 tarihleri arasında takip ve tedavi edilen kişinin rahatsızlığının kendisi tarafından bilinmesinin bekleneceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hayat sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece poliçe tanziminden önceki tarihlerde takip ve tedavi edilen davacının murisinin rahatsızlığının kendisi tarafından bilinmesinin bekleneceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacının murisinin ölüm sebebinin kalp yetmezliği olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Anılan hastalık, sözleşmeden önce sigortalı tarafından bilindiği, ancak sözleşmenin tanzimi sırasında gizlendiği savunulan hastalıklar arasında yer almadığı gibi, hükme esas alınan ... raporunda poliçe tanziminden önce sigortalıda kalp yetmezliği bulunup bulunmadığı hususunda bir değerlendirme de yapılmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, davacının murisinin beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı savunulduğuna göre, ölüm sebebi ile poliçe tanziminden önce mevcut rahatsızlıklar arasında irtibat bulunup bulunmadığı, başka bir ifade ile sözleşmenin düzenlenmesinden önce sigortalıda mevcut olduğu tespit olunan hastalıkların kalp yetmezliğine yol açıp açmadığı, poliçenin düzenlemesinden önce muriste kalp yetmezliği mevcut olup olmadığı belirlenip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak ve yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/257373500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz