Beyan yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/782 E. 2010/6729 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
beyan yükümlülüğü↗ cayma hakkı↗ bildirim yükümlülüğü↗ tazmin talebi↗ iyiniyet kuralı↗ sigorta tazminatı↗ hayat sigortası↗ sigorta ettiren↗ ba formu↗ lehtar↗ iyiniyet↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ mirasçılık↗ muvafakat↗ fesih↗ ihbar↗ geçersizlik↗ sigorta poliçesi↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme yapılırken murisin ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediği veya gerçeğe aykırı beyanda bulunduğuna dair bir bulgu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı ... mirasçılarına bildirilen poliçenin feshinin geçersizliğine, 12.000,00 YTL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, hayat sigortası poliçesinin feshine ilişkin işlemin geçersiz kılınması ile poliçeden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davalı sigorta şirketi yaptığı savunmada sigortalının poliçe başlangıç tarihinden önce kronik hastalıkları olmasına rağmen bunun beyan etmediği, bu nedenle Hayat Sigortası Genel Şartları C.2/2.2 maddesi gereği beyan yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olduğu, tazmin talebi ile muttali olunan ihlalin tebellüğ tarihi itibariyle yasal süre içinde TTK’nun 1290 ncı maddesi uyarınca cayma/fesih hakkının kullanıldığını belirtmiştir. Davada çözümü gereken yön, sigortalının sigorta akdinin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı, aykırı davranmış ise meydana gelen bu aykırılığın doğuracağı hukuki sonuçların tayin ve tespiti noktalarındadır.
Sigorta sözleşmeleri özellikle de hayat sigorta sözleşmesi MK’nun 2 nci maddesinde ifade edilen iyiniyetle davranma ilkesine dayalı olarak kurulmaktadır. Nitekim TTK’nun 1290 ncı maddesi genel bir ifade ile sigorta ettireni sigortacı tarafından sözleşme yapılırken gerçek durumları bildiği takdirde sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektiren bütün hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü tutmuştur. Şayet sigorta ettiren veya sigortalı sorulan sorulara karşı susmuş veya eksik bildirimde bulunmuş veya gerçeğe aykırı ihbarda bulunmuş ise bu durumları bilmemesi nedeniyle sigorta sözleşmesi yapan sigortacıya sigorta sözleşmesinden cayma hakkı tanınmış bulunmaktadır. Aynı düzenleme Hayat Sigortası Genel Şartları’nda da mevcut olup, genel şartlarda eksik veya yanlış ihbarda kusurlu olup olmama hali de gözetilmiştir.Buna göre eksik veya gerçeğe aykırı bildirim hali sigorta ettirenin veya sigortalının kusurlu davranışına dayanıyorsa sigortacıya durumu öğrendiği tarihten itibaren 1 ay içinde cayma hakkı tanınmıştır.
Bu yasal düzenlemeler uyarınca davaya konu somut olay değerlendirildiğinde davacının murisi olan sigortalı ...’nın davalı şirket nezdinde 31.10.2007 tarihinde sigortalandığı, sigorta başvuru formunda kalp hastalığının olup olmadığının sorulduğu, sigortalının yanıt vermediği, formun bu kısımlarını boş bıraktığı görülmüştür.Oysaki sigortalının 08.12.2007 tarihinde kalp yetersizliği tanısı ile koroner yoğun bakıma yatırıldığı, kalp ve solunum masajı desteğine rağmen 30.12.2007 tarihinde kalp yetersizliği nedeniyle öldüğü, 17.09.2005 tarihinden beri ...’nın kalp yetersizliği (kardiyomyopati) tanısı ile takip ve tedavi edildiği, 07.07.2006 tarihinde yapılan tetkikler sonucu kalp pili takılmasına karar verilerek kendisine kalp pili takılmış olduğu, ...’nın 17.09.2005 tarihinden beri kalp yetersizliği tanısı ile takip edilerek tedavi gördüğü, sigorta akdinin kurulduğu 30.10.2007 tarihinde de bu rahatsızlığının mevcut olduğu, 30.12.2007 tarihinde de kendisinde önceden mevcut bulunan ve tedavi altında olduğu bu rahatsızlığı nedeniyle ölmüş olduğunun sigortalının tedavi gördüğü ve ölümünün meydana geldiği Başkent Üniversitesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğünden gelen tedavi evrakı ve kardiyoloji uzmanı tarafından ...’nın hastalığı ve ölümü ile ilgili olarak düzenlenen rapor içeriğinden anlaşılmıştır. Bu durumda sigortalının akdin kurulması sırasında mevcut olan ve kendisinin de bildiği, tedavi gördüğü kalp rahatsızlığını gizlediği, bu konuyla ilgili soruyu yanıtlamadığı, sigorta akdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin rizikonun gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu beyan yükümlülüğüne aykırı davranış nedeniyle poliçeden cayma hakkını kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve iyiniyet kurallarına aykırı bir durum olmadığından sigorta tazminatını ödememekte haklı olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Kabul şekline göre de davacının sigortalı ...’nın tek mirasçısı olmayıp, kendisinden başka mirasçılarının da bulunmasına ve poliçenin menfaattarı/lehtarı olarak dava açan ...’nın gösterilmemiş olmasına göre tüm mirasçıların poliçeden doğan alacak hakkı üzerinde iştirak halinde hakları bulunmaktadır.Bu durumda dava açan mirasçının bir miras paylaşım sözleşmesine dayanmadan veya miras şirketinin temsilcisi olarak tayin edilmeden tek başına terekeye ait bir alacak için dava açarak bu hakkı talep etmesi de yasaya aykırı olup, bu durumda mahkemece diğer mirasçıların da açılan davaya muvafakatlerinin alınarak bu şekilde taraf eksikliği giderilmek suretiyle mirasçılardan biri tarafından açılan davaya devam olunabileceğinin nazara alınması gerekirken bu eksiklik giderilmeden yazılı şekilde davaya devam olunması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekillerine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13846 E. 2013/13190 K.
Ortak:beyan yükümlülüğü · cayma hakkı · iyiniyet kuralı · sigorta tazminatı · hayat sigortası · ba formu · iyiniyet · sigorta sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… kdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin «rizikonun» gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranış nedeniyle poliçeden «cayma hakkını» kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bir durum olmadığından «sigorta tazminatını» ödememekte haklı olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle …
Sigorta sözleşmeleri özellikle de «hayat sigorta sözleşmesi» MK’nun 2 nci maddesinde ifade edilen «iyiniyetle» davranma ilkesine dayalı olarak kurulmaktadır.
Şayet «sigorta ettiren» veya sigortalı sorulan sorulara karşı susmuş veya eksik bildirimde bulunmuş veya gerçeğe aykırı «ihbarda» bulunmuş ise bu durumları bilmemesi nedeniyle «sigorta sözleşmesi» yapan sigortacıya sigorta sözleşmesinden «cayma hakkı» tanınmış bulunmaktadır.
Benzer bu kararda… si olan sigortalı ...nın davalı şirket nezdinde sigortalandığı, sigorta başvuru formunda kalp hastalığının olup olmadığının sorulduğu, sigortalının yanıt vermediği, «formun» bu kısımlarını boş bıraktığı, oysaki «sigortalının sözleşme» tarihinden önce mevcut hastalıkları nedeniyle tedavi gördüğü, sigorta akdinin kurulduğu tarihte de bu rahatsızlığının mevcut olduğu, sigortalının akdin kurulması sırasında mevcut olan ve kendisinin de bildiği, tedavi gördüğü rahatsızlığını gizlediği, bu konuyla ilgili soruyu yanıtlamadığı, sigorta akdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin «rizikonun» gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranış nedeniyle poliçeden «cayma hakkını» kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bir durum olmadığından «sigorta tazminatını» ödememekte haklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. (1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Dava, «hayat sigortası» bedelinin ölüm «rizikosunun» gerçekleşmesi nedeniyle tahsili istemine ilişkindir.
Davalı sigorta şirketi tarafından, murisin daha önceden hipertansiyon hastası olduğu ve bu hastalığın doğrudan kalp krizine neden oluşturduğu, dolayısıyla da murisin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığı gerekçesiyle davacı «mirasçılara» ödeme yapılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:illiyet bağı · eksik inceleme
Benzer bu kararda… ertansiyon hastalığının ölüm belgesinde belirtilen kalp krizine sebebiyet verip vermediği ve hipertansiyon hastalığı ile murisin kalp krizi kaynaklı vefatı arasında «illiyet bağı» bulunup bulunmadığı hususlarında kardiyoloji alanında uzman bilirkişiden görüş alınmaksızın, «eksik inceleme» yazı ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/681 E. 2013/1417 K.
Ortak:beyan yükümlülüğü · hayat sigortası
İncelediğiniz kararda1- Dava, «hayat sigortası poliçesinin» feshine ilişkin işlemin «geçersiz» kılınması ile poliçeden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davalı sigorta şirketi yaptığı savunmada sigortalının poliçe başlangıç tarihinden önce kronik hastalıkları olmasına rağmen bunun beyan etmediği, bu nedenle Hayat Sigortası Genel Şartları C.2/2.2 maddesi gereği «beyan yükümlülüğünün» yerine getirilmemiş olduğu, «tazmin talebi» ile muttali olunan ihlalin tebellüğ tarihi itibariyle yasal süre içinde TTK’nun 1290 ncı maddesi uyarınca cayma/«fesih» hakkının kullanıldığını belirtmiştir.
Davada çözümü gereken yön, sigortalının sigorta akdinin kurulması sırasında «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranıp davranmadığı, aykırı davranmış ise meydana gelen bu aykırılığın doğuracağı hukuki sonuçların tayin ve tespiti noktalarındadır.
Benzer bu karardaDava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece poliçe tanziminden önceki tarihlerde takip ve tedavi edilen davacının murisinin rahatsızlığının kendisi tarafından bilinmesinin bekleneceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının murisinin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığı savunulduğuna göre, ölüm «sebebi» ile poliçe tanziminden önce mevcut rahatsızlıklar arasında irtibat bulunup bulunmadığı, başka bir ifade ile sözleşmenin düzenlenmesinden önce sigortalıda mevcut olduğu tespit olunan hastalıkların kalp yetmezliğine yol açıp açmadığı, poliçenin düzenlemesinden önce muriste kalp yetmezliği mevcut olup olmadığı belirlenip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak ve yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu · dava sebebi · eksik inceleme
Benzer bu karardaOysa, davacının murisinin ölüm «sebebinin» kalp yetmezliği olduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının murisinin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığı savunulduğuna göre, ölüm «sebebi» ile poliçe tanziminden önce mevcut rahatsızlıklar arasında irtibat bulunup bulunmadığı, başka bir ifade ile sözleşmenin düzenlenmesinden önce sigortalıda mevcut olduğu tespit olunan hastalıkların kalp yetmezliğine yol açıp açmadığı, poliçenin düzenlemesinden önce muriste kalp yetmezliği mevcut olup olmadığı belirlenip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak ve yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/842 E. 2013/17500 K.
Ortak:cayma hakkı · hayat sigortası · riziko
İncelediğiniz kararda… kdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin «rizikonun» gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranış nedeniyle poliçeden «cayma hakkını» kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bir durum olmadığından «sigorta tazminatını» ödememekte haklı olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle …
1- Dava, «hayat sigortası poliçesinin» feshine ilişkin işlemin «geçersiz» kılınması ile poliçeden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Sigorta sözleşmeleri özellikle de «hayat sigorta sözleşmesi» MK’nun 2 nci maddesinde ifade edilen «iyiniyetle» davranma ilkesine dayalı olarak kurulmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, murisin başvuru formunda hastalığını gizlediği, imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunun sonuca etkili olmayacağı, eksik beyan ile «riziko» «sebebi» arasında ililyet bağı bulunduğu, davalının «cayma hakkını» kullanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak; dava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacıların murisinin hastalığını gizlediği, eksik beyan ile «riziko» arasında «illiyet bağı» bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, bilirkişi raporunda davacıların murisinin kronik akciger hastası olduğu, bu hastalığın ileriki dönemlerde kalp yetmezliği ile sonuçlandığı, murisin de kalp yetmezliği sonucu vefat ettiği, gizlenen hastalıkla «riziko» «sebebi» arasında «illiyet bağı» bulunduğu belirtilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi heyeti içinde kardiyoloji uzmanı bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:illiyet bağı · kötüniyet · dava sebebi
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece içinde kardiyoloji uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak, murisin «riziko» öncesi var olan kronik akciger hastalığı ile riziko «sebebi» olan kalp yetmezliği arasında «illiyet bağı» bulunup bulunmadığının, illiyet bağı var ise mevcut hastalığın kasten ve «kötüniyetle» gizlenip gizlenmediğinin belirlenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş …
Oysa, bilirkişi raporunda davacıların murisinin kronik akciger hastası olduğu, bu hastalığın ileriki dönemlerde kalp yetmezliği ile sonuçlandığı, murisin de kalp yetmezliği sonucu vefat ettiği, gizlenen hastalıkla «riziko» «sebebi» arasında «illiyet bağı» bulunduğu belirtilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi heyeti içinde kardiyoloji uzmanı bulunmamaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, murisin başvuru formunda hastalığını gizlediği, imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunun sonuca etkili olmayacağı, eksik beyan ile «riziko» «sebebi» arasında ililyet bağı bulunduğu, davalının «cayma hakkını» kullanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak; dava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacıların murisinin hastalığını gizlediği, eksik beyan ile «riziko» arasında «illiyet bağı» bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8061 E. 2018/1415 K.
Ortak:cayma hakkı · bildirim yükümlülüğü · iyiniyet kuralı · sigorta ettiren · iyiniyet · riziko · ihbar
İncelediğiniz kararda… kdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin «rizikonun» gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranış nedeniyle poliçeden «cayma hakkını» kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bir durum olmadığından «sigorta tazminatını» ödememekte haklı olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle …
Şayet «sigorta ettiren» veya sigortalı sorulan sorulara karşı susmuş veya eksik bildirimde bulunmuş veya gerçeğe aykırı «ihbarda» bulunmuş ise bu durumları bilmemesi nedeniyle «sigorta sözleşmesi» yapan sigortacıya sigorta sözleşmesinden «cayma hakkı» tanınmış bulunmaktadır.
Aynı düzenleme Hayat Sigortası Genel Şartları’nda da mevcut olup, genel şartlarda eksik veya yanlış «ihbarda» kusurlu olup olmama hali de gözetilmiştir.Buna göre eksik veya gerçeğe aykırı bildirim hali «sigorta ettirenin» veya sigortalının kusurlu davranışına dayanıyorsa sigortacıya durumu öğrendiği tarihten itibaren 1 ay içinde «cayma hakkı» tanınmıştır.
Benzer bu karardaAnjioplasti (....) yapıldığı, bu durumun sigortacının «rizikoya» etki edecek gerçek durumu bilmesi halinde sözleşmeyi hiç yapmamasını veya sözleşmeyi daha ağır koşullarla yapmasını gerektirecek ölçüde rizikonun takdiri bakımından önemli olduğu, bu nedenle «sigorta ettirenin» «ihbar» («bildirim) yükümlülüğünü» ihlal ettiği ve davalı şirketin «cayma hakkını» haklı olarak kullandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının 2005 yılında yurtdışında kalp rahatsızlığından dolayı gerçekleştirilen .... işlemini davalı ... şirketine bildirmediği ve bu nedenle «sigorta ettirenin» «bildirim yükümlülüğünü» ihlal ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… kapsamında ödeme yapıp yapmadığı, sigorta şirketinin davacının kalp rahatsızlığından haberdar olduğu ve ödeme yaptığı kanaatine varılır ise bu durumun dürüstlük ve «iyiniyet kurallarına» aykırılık oluşturup oluşturmadığı hususları tartışılıp, ayrıca 6102 sayılı TTK'nın 1438. maddesi de gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanıl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yenileme · hasar
Benzer bu karardaOysa, dosya kapsamından, taraflar arasında ilk olarak 15.12.2004 tarihinde ".....i" düzenlendiği ve 15.12.2006 tarihli «yenilemeden» itibaren davacıya ömür boyu yenileme hakkı tanındığı, poliçenin iptal edildiği 14.04.2014 tarihine kadar da her yıl yenilendiği, davacıya poliçenin düzenlenmesinde …
Ayrıca, davalı şirket tarafından sunulan belgelerden, davacının 2006 tarihinden itibaren her yıl diğer rahatsızlıklarının yanında kalp rahatsızlığından da tedavi olduğu ve bu durumun poliçe «hasar» durumu kısmında yer aldığı, bu nedenle davalı ... şirketinin davacının kalp rahatsızlığından haberdar olduğu anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/782 E. , 2010/6729 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ceyhan Asliye 2.Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ceyhan Asliye 2.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.10.2008 tarih ve 2008/124-2008/314 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 30.12.2007 tarihinde ölen ...’nın mirasçısı olduğunu, murisin sağlığında Akbank Ceyhan Şubesinden 12.000,00 YTL kredi kullandığını, kredinin verildiği sırada davalı sigorta şirketi tarafından kredi hayat sigortasının yapıldığını, davalının ölüm olayını öğrenmesi üzerine cayma /fesih hakkını kullanarak ölüm tazminatını ödemeyeceğini bildirdiğini, davalının fesih hakkını kullanırken iyiniyetli davranmadığını ileri sürerek, davalı tarafından mirasçılara bildirilen poliçenin feshinin geçersizliğine, 12.000,00 YTL teminat borcunun faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu poliçenin menfaattarının […]A.Ş. olduğunu, bu nedenle ölüm halinde sigorta bedelini talep hakkının anılan bankaya ait bulunduğunu, davacının taraf sıfatının olmadığını, sigortalı ...’nın kalp yetmezliği sonucu öldüğünü, sigortalının sigorta başvuru formunda sözkonusu rahatsızlığını beyan etmeyerek doğru beyanda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili şirket tarafından fesih/cayma hakkının kullanıldığını, davanın haksız olduğunu savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme yapılırken murisin ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediği veya gerçeğe aykırı beyanda bulunduğuna dair bir bulgu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı ... mirasçılarına bildirilen poliçenin feshinin geçersizliğine, 12.000,00 YTL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, hayat sigortası poliçesinin feshine ilişkin işlemin geçersiz kılınması ile poliçeden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davalı sigorta şirketi yaptığı savunmada sigortalının poliçe başlangıç tarihinden önce kronik hastalıkları olmasına rağmen bunun beyan etmediği, bu nedenle Hayat Sigortası Genel Şartları C.2/2.2 maddesi gereği beyan yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olduğu, tazmin talebi ile muttali olunan ihlalin tebellüğ tarihi itibariyle yasal süre içinde TTK’nun 1290 ncı maddesi uyarınca cayma/fesih hakkının kullanıldığını belirtmiştir. Davada çözümü gereken yön, sigortalının sigorta akdinin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı, aykırı davranmış ise meydana gelen bu aykırılığın doğuracağı hukuki sonuçların tayin ve tespiti noktalarındadır.
Sigorta sözleşmeleri özellikle de hayat sigorta sözleşmesi MK’nun 2 nci maddesinde ifade edilen iyiniyetle davranma ilkesine dayalı olarak kurulmaktadır. Nitekim TTK’nun 1290 ncı maddesi genel bir ifade ile sigorta ettireni sigortacı tarafından sözleşme yapılırken gerçek durumları bildiği takdirde sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektiren bütün hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü tutmuştur. Şayet sigorta ettiren veya sigortalı sorulan sorulara karşı susmuş veya eksik bildirimde bulunmuş veya gerçeğe aykırı ihbarda bulunmuş ise bu durumları bilmemesi nedeniyle sigorta sözleşmesi yapan sigortacıya sigorta sözleşmesinden cayma hakkı tanınmış bulunmaktadır. Aynı düzenleme Hayat Sigortası Genel Şartları’nda da mevcut olup, genel şartlarda eksik veya yanlış ihbarda kusurlu olup olmama hali de gözetilmiştir.Buna göre eksik veya gerçeğe aykırı bildirim hali sigorta ettirenin veya sigortalının kusurlu davranışına dayanıyorsa sigortacıya durumu öğrendiği tarihten itibaren 1 ay içinde cayma hakkı tanınmıştır.
Bu yasal düzenlemeler uyarınca davaya konu somut olay değerlendirildiğinde davacının murisi olan sigortalı ...’nın davalı şirket nezdinde 31.10.2007 tarihinde sigortalandığı, sigorta başvuru formunda kalp hastalığının olup olmadığının sorulduğu, sigortalının yanıt vermediği, formun bu kısımlarını boş bıraktığı görülmüştür.Oysaki sigortalının 08.12.2007 tarihinde kalp yetersizliği tanısı ile koroner yoğun bakıma yatırıldığı, kalp ve solunum masajı desteğine rağmen 30.12.2007 tarihinde kalp yetersizliği nedeniyle öldüğü, 17.09.2005 tarihinden beri ...’nın kalp yetersizliği (kardiyomyopati) tanısı ile takip ve tedavi edildiği, 07.07.2006 tarihinde yapılan tetkikler sonucu kalp pili takılmasına karar verilerek kendisine kalp pili takılmış olduğu, ...’nın 17.09.2005 tarihinden beri kalp yetersizliği tanısı ile takip edilerek tedavi gördüğü, sigorta akdinin kurulduğu 30.10.2007 tarihinde de bu rahatsızlığının mevcut olduğu, 30.12.2007 tarihinde de kendisinde önceden mevcut bulunan ve tedavi altında olduğu bu rahatsızlığı nedeniyle ölmüş olduğunun sigortalının tedavi gördüğü ve ölümünün meydana geldiği Başkent Üniversitesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğünden gelen tedavi evrakı ve kardiyoloji uzmanı tarafından ...’nın hastalığı ve ölümü ile ilgili olarak düzenlenen rapor içeriğinden anlaşılmıştır.
Bu durumda sigortalının akdin kurulması sırasında mevcut olan ve kendisinin de bildiği, tedavi gördüğü kalp rahatsızlığını gizlediği, bu konuyla ilgili soruyu yanıtlamadığı, sigorta akdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin rizikonun gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu beyan yükümlülüğüne aykırı davranış nedeniyle poliçeden cayma hakkını kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve iyiniyet kurallarına aykırı bir durum olmadığından sigorta tazminatını ödememekte haklı olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Kabul şekline göre de davacının sigortalı ...’nın tek mirasçısı olmayıp, kendisinden başka mirasçılarının da bulunmasına ve poliçenin menfaattarı/lehtarı olarak dava açan ...’nın gösterilmemiş olmasına göre tüm mirasçıların poliçeden doğan alacak hakkı üzerinde iştirak halinde hakları bulunmaktadır.Bu durumda dava açan mirasçının bir miras paylaşım sözleşmesine dayanmadan veya miras şirketinin temsilcisi olarak tayin edilmeden tek başına terekeye ait bir alacak için dava açarak bu hakkı talep etmesi de yasaya aykırı olup, bu durumda mahkemece diğer mirasçıların da açılan davaya muvafakatlerinin alınarak bu şekilde taraf eksikliği giderilmek suretiyle mirasçılardan biri tarafından açılan davaya devam olunabileceğinin nazara alınması gerekirken bu eksiklik giderilmeden yazılı şekilde davaya devam olunması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekillerine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA; (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1022696200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz