Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11073 E. 2013/13048 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '1 yıllık', 'kanun': ['2004/72']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müddeabih↗ sahtelik↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ müteselsil kefil↗ ipotek↗ kefalet↗ hak düşürücü süre↗ temlik↗ kefil↗ fer'i müdahil↗ istirdat↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ teminat↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından açılan davanın temlik alanlar ... ve Firuze Öner’e temlik edildiği, ardından Firuze Öner’in temlik aldığı müddeabihi ve manevi tazminat istemli davasını ...’e temlik ettiği, davalı bankanın asıl dosya davacısı şirkete kullandırmış olduğu kredilerden dolayı fazladan tahsilat yapmadığı, dolayısıyla asıl dosyada istirdadı gereken bir bedelin olmadığı, birleşen davada Firuze Öner’in sahteliği ispat edilen kredi sözleşmesindeki imzalardan dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte kredi sözleşmesinin teminatı olan ipotek resmi senedindeki 250.000 USD tutarında kefaleti nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ancak İcra İflas Kanunu hükümleri gereğince borçlunun emekli maaşı haczedilemeyeceği halde davacı Firuze Öner’in SSK emekli maaşının banka tarafından haczedildiği, haczedilen maaşları 16/01/2006 tarihinde iade edilmiş olsa da yaklaşık bir yıl süreyle davacının emekli maaşını alamadığı, yapılan işlem sebebiyle davacının manevi olarak zarar gördüğü gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, müddeabihi temlik alanlar ... ve ...ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin, davanın İİK’nun 72. maddesi uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı yönündeki temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı şirket temsilcisi asıl davada, temsilcisi olduğu şirket ile davalı banka arasında kredi sözleşmeleri düzenlendiğini, bu kapsamda davalı banka ile ortaya çıkan çeşitli ihtilafların bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu ettiği kısmın davalı banka tarafından temsilcisi olduğu şirketten fazladan tahsilat yapılması olduğunu bildirmiş, yargılama sürecinde ... ve ...önce davaya fer’i müdahil ardından asli müdahil olarak dahil olmuşlar, daha sonra ise davacı şirket tarafından müddeabih adı geçen kişilere temlik edilmiş, ...ise temlik aldığı müddeabihi yine ...’e temlik etmiştir. Bu kapsamda, adı geçen, temlik alan ... tarafından başkaca iddialar ileri sürülmüş ve mahkemece yapılan yargılamada da bankanın adı geçen gerçek kişiler hakkında başlatmış olduğu icra takibi kapsamında yasal olarak alacaklı olup olmadığı ve fazladan tahsilat yapıp yapmadığı hususları incelenerek hüküm de bu kapsamda oluşturulmuştur. Buna karşın, az önce değinilen dava dilekçesi incelendiğinde davacı şirket temsilcisinin, davalı bankanın şirketlerinden fazladan tahsilat yapıldığını bildirdiği anlaşılmaktadır. Ancak, mahkemece yapılan fazla tahsilatın davacı şirketten mi yoksa müddeabihi temlik alan gerçek kişilerden mi yapıldığı hususu incelenip tartışılmış değildir. Bu kapsamda, öncelikle şirket kayıt ve ödemeleri de dikkate alınarak varsa fazla ödemenin şirket tarafından mı yoksa kefiller tarafından mı yapıldığı belirlenerek yapılan ödemenin müddeabihi temlik alan gerçek kişilerce yapıldığının tesbiti halinde, davacı şirketin müddeabihi temlik yetkisinin bulunup bulunmadığı hususları da incelenmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı hukuki değerlendirmeler ile karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan davacı ...tarafından herhangi bir temlik işlemi yapılmamasına karşın mahkemece manevi tazminat isteminin taraflar arasında daha önce yapılan temlik işlemi kapsamında değerlendirilmesi suretiyle sonuca gidilmesi dahi doğru görülmemiş kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
4- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3570 E. 2021/1435 K.
Ortak:sahtelik · ipotek · kefalet · hak düşürücü süre · temlik · kredi sözleşmesi · teminat · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından açılan davanın «temlik» alanlar ... ve Firuze Öner’e temlik edildiği, ardından Firuze Öner’in temlik aldığı «müddeabihi» ve manevi tazminat istemli davasını ...’e temlik ettiği, davalı bankanın asıl dosya davacısı şirkete kullandırmış olduğu kredilerden dolayı fazladan tahsilat yapmadığı, dolayısıyla asıl dosyada «istirdadı» gereken bir bedelin olmadığı, birleşen davada Firuze Öner’in «sahteliği» ispat edilen «kredi sözleşmesindeki» imzalardan dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte kredi sözleşmesinin «teminatı» olan «ipotek» resmi senedindeki 250.000 USD tutarında «kefaleti» nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ancak İcra İflas K …
2- Davacı şirket «temsilcisi» asıl davada, temsilcisi olduğu şirket ile davalı banka arasında «kredi sözleşmeleri» düzenlendiğini, bu kapsamda davalı banka ile ortaya çıkan çeşitli ihtilafların bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu ettiği kısmın davalı banka tarafından temsilcisi olduğu şirketten fazladan tahsilat yapılması olduğunu bildirmiş, yargılama sürecinde ... ve ...önce davaya fer’i müdahil ardından asli müdahil olarak «dahil» olmuşlar, daha sonra ise davacı şirket tarafından «müddeabih» adı geçen kişilere «temlik» edilmiş, ...ise temlik aldığı müddeabihi yine ...’e temlik etmiştir.
Kararı, «müddeabihi» «temlik» alanlar ... ve ...ile davalı vekili temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan «temlikin» «geçersiz» olması dava şirket tarafından davaya devam edilmemesi nedeniyle davacı şirket yönünden asıl davanın reddine, müdahil...tarafından yapılan en «son» ödemenin 08.05.2006 tarihinde gerçekleştiği, davaya müdahale edildiği ve «ıslah» dilekçesinin verildiği tarihten itibaren bir yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesi ile asıl davanın reddine, davacı ...'in «sahteliği» ispat edilen «kredi sözleşmelerindeki» imzalarından dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte, kredi sözleşmesinin «teminatı» olan «ipotek» resmi senedindeki 250.000 USD'lik «kefaleti» nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve müteselsil sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geçersizlik · ıslah · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan «temlikin» «geçersiz» olması dava şirket tarafından davaya devam edilmemesi nedeniyle davacı şirket yönünden asıl davanın reddine, müdahil...tarafından yapılan en «son» ödemenin 08.05.2006 tarihinde gerçekleştiği, davaya müdahale edildiği ve «ıslah» dilekçesinin verildiği tarihten itibaren bir yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesi ile asıl davanın reddine, davacı ...'in «sahteliği» ispat edilen «kredi sözleşmelerindeki» imzalarından dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte, kredi sözleşmesinin «teminatı» olan «ipotek» resmi senedindeki 250.000 USD'lik «kefaleti» nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve müteselsil sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1629 E. 2019/3482 K.
Ortak:müddeabih · sahtelik · ipotek · kefalet · hak düşürücü süre · temlik · iflas · kredi sözleşmesi · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından açılan davanın «temlik» alanlar ... ve Firuze Öner’e temlik edildiği, ardından Firuze Öner’in temlik aldığı «müddeabihi» ve manevi tazminat istemli davasını ...’e temlik ettiği, davalı bankanın asıl dosya davacısı şirkete kullandırmış olduğu kredilerden dolayı fazladan tahsilat yapmadığı, dolayısıyla asıl dosyada «istirdadı» gereken bir bedelin olmadığı, birleşen davada Firuze Öner’in «sahteliği» ispat edilen «kredi sözleşmesindeki» imzalardan dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte kredi sözleşmesinin «teminatı» olan «ipotek» resmi senedindeki 250.000 USD tutarında «kefaleti» nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ancak İcra İflas K …
2- Davacı şirket «temsilcisi» asıl davada, temsilcisi olduğu şirket ile davalı banka arasında «kredi sözleşmeleri» düzenlendiğini, bu kapsamda davalı banka ile ortaya çıkan çeşitli ihtilafların bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu ettiği kısmın davalı banka tarafından temsilcisi olduğu şirketten fazladan tahsilat yapılması olduğunu bildirmiş, yargılama sürecinde ... ve ...önce davaya fer’i müdahil ardından asli müdahil olarak «dahil» olmuşlar, daha sonra ise davacı şirket tarafından «müddeabih» adı geçen kişilere «temlik» edilmiş, ...ise temlik aldığı müddeabihi yine ...’e temlik etmiştir.
Kararı, «müddeabihi» «temlik» alanlar ... ve ...ile davalı vekili temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan «temlikin» «geçersiz» olması dava şirket tarafından davaya devam edilmemesi nedeniyle davacı şirket yönünden asıl davanın reddine, müdahil... tarafından yapılan en «son» ödemenin 08/05/2006 tarihinde gerçekleştiği, davaya müdahale edildiği ve «ıslah» dilekçesinin verildiği tarihten itibaren bir yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesi ile asıl davanın reddine, davacı ...'in «sahteliği» ispat edilen «kredi sözleşmelerindeki» imzalarından dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte, kredi sözleşmesinin «teminatı» olan «ipotek» resmi senedindeki 250.000 USD'lik «kefaleti» nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve müteselsil sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ancak icra «iflas» kanunu hükümleri gereğince borçlunun emekli maaşı haczedilemeyeceği halde davacı...'in SSK emekli maaşının banka tarafından İstanbul 14.
Kararı, «müddeabihi» «temlik» alanlar ... ve... ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, «temlik» alanların tüm davalı Banka'nın aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haciz ihbarnamesi · ilamsız takip · bloke · şikayet · ihtiyati haciz · geçersizlik · haciz · ıslah
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü’nün 2004/15495 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davalının, davacı hakkında başlattığı «ilamsız takip» öncesinde almış olduğu «ihtiyati haciz» kararını dosyaya «ibraz» ederek 08/07/2004 tarihinde, borçluların bankalar nezdindeki doğmuş ve doğacak mevduat hak ve alacaklarının haczi için İİK’nun 89/1 maddesi gereğince 1. «haciz ihbarnamesi» gönderilmesini talep etmiş olduğu, 1.haciz ihbarnamesine istinaden T.C.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan «temlikin» «geçersiz» olması dava şirket tarafından davaya devam edilmemesi nedeniyle davacı şirket yönünden asıl davanın reddine, müdahil... tarafından yapılan en «son» ödemenin 08/05/2006 tarihinde gerçekleştiği, davaya müdahale edildiği ve «ıslah» dilekçesinin verildiği tarihten itibaren bir yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesi ile asıl davanın reddine, davacı ...'in «sahteliği» ispat edilen «kredi sözleşmelerindeki» imzalarından dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte, kredi sözleşmesinin «teminatı» olan «ipotek» resmi senedindeki 250.000 USD'lik «kefaleti» nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve müteselsil sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ancak icra «iflas» kanunu hükümleri gereğince borçlunun emekli maaşı haczedilemeyeceği halde davacı...'in SSK emekli maaşının banka tarafından İstanbul 14.
Davacının «haciz» işlemi sonrasında icra müdürlüğünce yapılan işlemin usulsüz olduğu iddiası ile İcra Hukuk Mahkemesi’ne «şikayette» bulunarak haczi kaldırma hakkı bulunmakta olup, Dairemizin yerleşmiş kararları gereğince de sadece maaşın üzerinde bir süre haciz bulunması bir başına manevi tazminatı gerektirmemektedir.
2-Birleşen dosya davacısı... tarafından her ne kadar emekli maaşına «haciz» konulması nedeniyle manevi tazminat talep edilmekte ise de, İstanbul 14.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5223 E. 2023/1421 K.
Ortak:müddeabih · sahtelik · ipotek · kefalet · hak düşürücü süre · temlik · kefil · istirdat · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından açılan davanın «temlik» alanlar ... ve Firuze Öner’e temlik edildiği, ardından Firuze Öner’in temlik aldığı «müddeabihi» ve manevi tazminat istemli davasını ...’e temlik ettiği, davalı bankanın asıl dosya davacısı şirkete kullandırmış olduğu kredilerden dolayı fazladan tahsilat yapmadığı, dolayısıyla asıl dosyada «istirdadı» gereken bir bedelin olmadığı, birleşen davada Firuze Öner’in «sahteliği» ispat edilen «kredi sözleşmesindeki» imzalardan dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte kredi sözleşmesinin «teminatı» olan «ipotek» resmi senedindeki 250.000 USD tutarında «kefaleti» nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ancak İcra İflas K …
Bu kapsamda, öncelikle şirket kayıt ve ödemeleri de dikkate alınarak varsa fazla ödemenin şirket tarafından mı yoksa «kefiller» tarafından mı yapıldığı belirlenerek yapılan ödemenin «müddeabihi» «temlik» alan gerçek kişilerce yapıldığının tesbiti halinde, davacı şirketin müddeabihi temlik «yetkisinin» bulunup bulunmadığı hususları da incelenmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve hatalı hukuki değerlendirmeler ile karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
Kararı, «müddeabihi» «temlik» alanlar ... ve ...ile davalı vekili temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaMahkeme Kararı Mahkemenin 29.11.2017 tarih, 2014/81 E. ve 2017/975 K. sayılı kararı ile davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan «temlikin» «geçersiz» olması davacı şirket tarafından davaya devam edilmemesi nedeniyle davacı şirket yönünden asıl davanın reddine, müdahil ... tarafından yapılan en «son» ödemenin 08.05.2006 tarihinde gerçekleştiği, davaya müdahale edildiği ve «ıslah» dilekçesinin verildiği tarihten itibaren bir yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesi ile asıl davanın reddine, davacı ...'in «sahteliği» ispat edilen «kredi sözleşmelerindeki» imzalarından dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte, kredi sözleşmesinin «teminatı» olan «ipotek» resmi senedindeki 250.000,00 USD tutarlı «kefaleti» nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve müteselsil sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı; ancak usulsüz işlem nedeniyle davacı ...'nin manevi olarak zarar gördüğü gerekçesi ile birleşen dosyadaki manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları da göz önüne alınarak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, «müddeabihi» temlik alanlar ... ve ... ile davalı vekili temyiz etmiştir.
Asıl davada davacı şirket «temsilcisi» dava dilekçesinde; davacı şirketle davalı banka arasında «kredi sözleşmeleri» düzenlendiğini, bu amaçla şirket malları üzerinde «ipotek» tesis edildiğini, davalı bankanın şirketin ipotekli mallarına ve şirkete başvurmaksızın sözleşmenin «kefili» durumundaki ... ile kefil olmayan şirketin eski «yönetim kurulu» üyesi ... hakkında icra takibi başlattığını ve emekli maaşlarına «haciz» koyduğunu, adı geçenlerin ev ve eşyaları ile otomobilleri üzerine de haciz uyguladığını, bankanın ihracat kredisi kullandırmamasına karşın ihracat kredisi kullandı …
2.Temlik alanlar ... ve ...; davacı şirketin ortaklarından olduklarını, davalı banka tarafından kendileri hakkında icra takibi başlatılarak emekli maaşlarına «haciz» uygulandığını ileri sürerek «asli müdahale» talebinde bulunmuşlar, yargılama sırasında davacı şirket tarafından, «müddeabih» adı geçen kişilere «temlik» edilmiş, ardından ..., davacı şirketten temlik aldığı müddeabihi temlik alan diğer şirket ortağı ...’e temlik etmiş, ... tarafından verilen «ıslah» dilekçesi ile ... tarafından talep edilen alacağın 177.199,00 TL'ye yükseltildiği bildirilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:asli müdahale · ödeme emri tebliği · tashih · kat ihtarı · tavzih · ödeme emri · ihtar · geçersizlik
Benzer bu karardaAsli müdahil ve birleşen davada davacı ... asıl ve ek karara yönelik temyiz dilekçesinde özetle; «eksik inceleme» yapıldığını, kredilerde imzasının bulunmadığını, «kat ihtarı» ve «ödeme emrinin tebliğ» edilmediğini, tanıklarının dinlenmediğini, manevi tazminat talebinin kabulü gerektiğini, yeniden duruşma açılıp karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek asıl ve ek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Temlik alanlar ... ve ...; davacı şirketin ortaklarından olduklarını, davalı banka tarafından kendileri hakkında icra takibi başlatılarak emekli maaşlarına «haciz» uygulandığını ileri sürerek «asli müdahale» talebinde bulunmuşlar, yargılama sırasında davacı şirket tarafından, «müddeabih» adı geçen kişilere «temlik» edilmiş, ardından ..., davacı şirketten temlik aldığı müddeabihi temlik alan diğer şirket ortağı ...’e temlik etmiş, ... tarafından verilen «ıslah» dilekçesi ile ... tarafından talep edilen alacağın 177.199,00 TL'ye yükseltildiği bildirilmiştir.
Mahkeme Kararı Mahkemenin 29.11.2017 tarih, 2014/81 E. ve 2017/975 K. sayılı kararı ile davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan «temlikin» «geçersiz» olması davacı şirket tarafından davaya devam edilmemesi nedeniyle davacı şirket yönünden asıl davanın reddine, müdahil ... tarafından yapılan en «son» ödemenin 08.05.2006 tarihinde gerçekleştiği, davaya müdahale edildiği ve «ıslah» dilekçesinin verildiği tarihten itibaren bir yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesi ile asıl davanın reddine, davacı ...'in «sahteliği» ispat edilen «kredi sözleşmelerindeki» imzalarından dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte, kredi sözleşmesinin «teminatı» olan «ipotek» resmi senedindeki 250.000,00 USD tutarlı «kefaleti» nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve müteselsil sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı; ancak usulsüz işlem nedeniyle davacı ...'nin manevi olarak zarar gördüğü gerekçesi ile birleşen dosyadaki manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları da göz önüne alınarak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, «müddeabihi» temlik alanlar ... ve ... ile davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece 12.01.2022 tarih, 2021/191 E. ve 2021/483 K. sayılı ek kararı ile asıl davada müdahil olan ...'ın «tavzih» ve tahsis talebinin reddi ile ek karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1023 E. 2020/4093 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11073 E. , 2013/13048 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/11/2011 tarih ve 2011/55-2011/44 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi müddeabihi temlik alanlar ... ve ...ile davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı temsilcisi, asıl davada davacı şirketle davalı banka arasında kredi sözleşmeleri düzenlendiğini, bu amaçla şirket malları üzerinde ipotek tesis edildiğini, davalı bankanın şirketin ipotekli mallarına ve şirkete başvurmaksızın sözleşmenin kefili durumundaki ... ile kefil olmayan şirketin eski yönetim kurulu üyesi ...hakkında icra takibi başlattığını ve emekli maaşlarına haciz koyduğunu, adı geçenlerin ev ve eşyaları ile otomobilleri üzerine de haciz uyguladığını, bankanın ihracat kredisi kullandırmamasına karşın ihracat kredisi kullandırmış gibi işlem yaptığını, tahsil için verilmiş senetleri takibe koymadığını ve davacı şirketten fazladan tahsilat yaptığını ileri sürerek, fazladan yapılan tahsilata ilişkin olarak şimdilik 10.000 TL’nin davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
... ve Firuze Öner, davacı şirketin ortaklarından olduklarını, davalı banka tarafından kendileri hakkında icra takibi başlatılarak emekli maaşlarına haciz uygulandığını ileri sürerek, asli müdahale talebinde bulunmuşlar, yargılama sırasında davacı şirket tarafından, müddeabih adı geçen kişilere temlik edilmiş, ardından Firuze Öner, davacı şirketten temlik aldığı müddeabihi temlik alan diğer şirket ortağı ...’e temlik etmiş, ... tarafından verilen ıslah dilekçesi ile ... tarafından talep edilen alacağın 177.199 TL ye yükseltildiği bildirilmiştir.
.../...
S.2
Davacı ...birleşen davada, davalı bankanın kendisi hakkında icra takipleri gerçekleştirdiğini, kredi sözleşmelerinde imzası olmamasına rağmen hakkında yapılan takipler kapsamında evinde haciz işlemi uygulandığını ve emekli maaşının haczedildiğini ileri sürerek, 50.000 TL manevi tazminatın davalı Banka'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Banka vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından açılan davanın temlik alanlar ... ve Firuze Öner’e temlik edildiği, ardından Firuze Öner’in temlik aldığı müddeabihi ve manevi tazminat istemli davasını ...’e temlik ettiği, davalı bankanın asıl dosya davacısı şirkete kullandırmış olduğu kredilerden dolayı fazladan tahsilat yapmadığı, dolayısıyla asıl dosyada istirdadı gereken bir bedelin olmadığı, birleşen davada Firuze Öner’in sahteliği ispat edilen kredi sözleşmesindeki imzalardan dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte kredi sözleşmesinin teminatı olan ipotek resmi senedindeki 250.000 USD tutarında kefaleti nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ancak İcra İflas Kanunu hükümleri gereğince borçlunun emekli maaşı haczedilemeyeceği halde davacı Firuze Öner’in SSK emekli maaşının banka tarafından haczedildiği, haczedilen maaşları 16/01/2006 tarihinde iade edilmiş olsa da yaklaşık bir yıl süreyle davacının emekli maaşını alamadığı, yapılan işlem sebebiyle davacının manevi olarak zarar gördüğü gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, müddeabihi temlik alanlar ... ve ...ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin, davanın İİK’nun 72. maddesi uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı yönündeki temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı şirket temsilcisi asıl davada, temsilcisi olduğu şirket ile davalı banka arasında kredi sözleşmeleri düzenlendiğini, bu kapsamda davalı banka ile ortaya çıkan çeşitli ihtilafların bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu ettiği kısmın davalı banka tarafından temsilcisi olduğu şirketten fazladan tahsilat yapılması olduğunu bildirmiş, yargılama sürecinde ... ve ...önce davaya fer’i müdahil ardından asli müdahil olarak dahil olmuşlar, daha sonra ise davacı şirket tarafından müddeabih adı geçen kişilere temlik edilmiş, ...ise temlik aldığı müddeabihi yine ...’e temlik etmiştir. Bu kapsamda, adı geçen, temlik alan ... tarafından başkaca iddialar ileri sürülmüş ve mahkemece yapılan yargılamada da bankanın adı geçen gerçek kişiler hakkında başlatmış olduğu icra takibi kapsamında yasal olarak alacaklı olup olmadığı ve fazladan tahsilat yapıp yapmadığı hususları incelenerek hüküm de bu kapsamda oluşturulmuştur.
Buna karşın, az önce değinilen dava dilekçesi incelendiğinde davacı şirket temsilcisinin, davalı bankanın şirketlerinden fazladan tahsilat yapıldığını bildirdiği anlaşılmaktadır. Ancak, mahkemece yapılan fazla tahsilatın davacı şirketten mi yoksa müddeabihi temlik alan gerçek kişilerden mi yapıldığı hususu incelenip tartışılmış değildir. Bu kapsamda, öncelikle şirket kayıt ve ödemeleri de dikkate alınarak varsa fazla ödemenin şirket tarafından mı yoksa kefiller tarafından mı yapıldığı belirlenerek yapılan ödemenin müddeabihi temlik alan gerçek kişilerce yapıldığının tesbiti halinde, davacı şirketin müddeabihi temlik yetkisinin bulunup bulunmadığı hususları da incelenmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı hukuki değerlendirmeler ile karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan davacı ...tarafından herhangi bir temlik işlemi yapılmamasına karşın mahkemece manevi tazminat isteminin taraflar arasında daha önce yapılan temlik işlemi kapsamında değerlendirilmesi suretiyle sonuca gidilmesi dahi doğru görülmemiş kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
4- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin hak düşürücü süreye ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1041783000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz