İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5223 E. 2023/1421 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'bir yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
asli müdahale↗ ödeme emri tebliği↗ müddeabih↗ tashih↗ kat ihtarı↗ tavzih↗ sahtelik↗ ödeme emri↗ esas sözleşme↗ ipotek↗ kefalet↗ hak düşürücü süre↗ temlik↗ kefil↗ istirdat↗ ihtar↗ geçersizlik↗ haciz↗ iflas↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ kredi sözleşmesi↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ teminat↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 12.01.2022 tarihli karar ile ek karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı ve 12.01.2022 tarihli ek karar verilmesine yer olmadığı kararı davacılar ... ve... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı şirket temsilcisi dava dilekçesinde; davacı şirketle davalı banka arasında kredi sözleşmeleri düzenlendiğini, bu amaçla şirket malları üzerinde ipotek tesis edildiğini, davalı bankanın şirketin ipotekli mallarına ve şirkete başvurmaksızın sözleşmenin kefili durumundaki ... ile kefil olmayan şirketin eski yönetim kurulu üyesi ... hakkında icra takibi başlattığını ve emekli maaşlarına haciz koyduğunu, adı geçenlerin ev ve eşyaları ile otomobilleri üzerine de haciz uyguladığını, bankanın ihracat kredisi kullandırmamasına karşın ihracat kredisi kullandırmış gibi işlem yaptığını, tahsil için verilmiş senetleri takibe koymadığını ve davacı şirketten fazladan tahsilat yaptığını ileri sürerek fazladan yapılan tahsilata ilişkin olarak şimdilik 10.000,00 TL’nin davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Temlik alanlar ... ve ...; davacı şirketin ortaklarından olduklarını, davalı banka tarafından kendileri hakkında icra takibi başlatılarak emekli maaşlarına haciz uygulandığını ileri sürerek asli müdahale talebinde bulunmuşlar, yargılama sırasında davacı şirket tarafından, müddeabih adı geçen kişilere temlik edilmiş, ardından ..., davacı şirketten temlik aldığı müddeabihi temlik alan diğer şirket ortağı ...’e temlik etmiş, ... tarafından verilen ıslah dilekçesi ile ... tarafından talep edilen alacağın 177.199,00 TL'ye yükseltildiği bildirilmiştir.
3.Birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın kendisi hakkında icra takipleri gerçekleştirdiğini, kredi sözleşmelerinde imzası olmamasına rağmen hakkında yapılan takipler kapsamında evinde haciz işlemi uygulandığını ve emekli maaşının haczedildiğini ileri sürerek 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı Banka'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen davada cevap dilekçesinde; davacıların ipotek ve kefaletleri nedeniyle sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkeme Kararı
Mahkemenin 29.11.2017 tarih, 2014/81 E. ve 2017/975 K. sayılı kararı ile davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan temlikin geçersiz olması davacı şirket tarafından davaya devam edilmemesi nedeniyle davacı şirket yönünden asıl davanın reddine, müdahil ... tarafından yapılan en son ödemenin 08.05.2006 tarihinde gerçekleştiği, davaya müdahale edildiği ve ıslah dilekçesinin verildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile asıl davanın reddine, davacı ...'in sahteliği ispat edilen kredi sözleşmelerindeki imzalarından dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte, kredi sözleşmesinin teminatı olan ipotek resmi senedindeki 250.000,00 USD tutarlı kefaleti nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve müteselsil sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı; ancak usulsüz işlem nedeniyle davacı ...'nin manevi olarak zarar gördüğü gerekçesi ile birleşen dosyadaki manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları da göz önüne alınarak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, müddeabihi temlik alanlar ... ve ... ile davalı vekili temyiz etmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 07.05.2019 tarih, 2018/1629 E. ve 2019/3482 K. sayılı kararıyla temlik alanların tüm davalı Bankanın sair temyiz itirazlarının reddi ile sadece maaşın üzerinde bir süre haciz bulunması bir başına manevi tazminatı gerektirmeyeceğinden davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek hüküm birleşen dosya davalısı yararına bozulmuştur.
C. Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava bozma kapsamı dışında bırakılmakla kesinleştiğinden asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 12.01.2022 tarih, 2021/191 E. ve 2021/483 K. sayılı ek kararı ile asıl davada müdahil olan ...'ın tavzih ve tahsis talebinin reddi ile ek karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına ve ek karara karşı süresi içinde asıl davada asli müdahil ... ve birleşen davada davacı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asli müdahil ... asıl ve ek karara yönelik temyiz dilekçesinde özetle; taraf teşkilinin sağlanmadığını, Mahkemenin yeterli gerekçe olmaksızın taleplerini reddettiğini, son celse kendisine söz hakkı verilmediğini, son celse hükmünün tashih yolu ile düzeltilmesi gerektiğini, işin esasına yönelik de sözleşmelerdeki imzaların sahte olduğunu, eksik inceleme yapıldığını ileri sürerek asıl ve ek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Asli müdahil ve birleşen davada davacı ... asıl ve ek karara yönelik temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme yapıldığını, kredilerde imzasının bulunmadığını, kat ihtarı ve ödeme emrinin tebliğ edilmediğini, tanıklarının dinlenmediğini, manevi tazminat talebinin kabulü gerektiğini, yeniden duruşma açılıp karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek asıl ve ek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketten alacaklarını temlik alan asli müdahiller ... ... ve ...'nin şirketin borçlarından dolayı sorumlu olup olmadığı, kararın tavzihi ve tahsisi ile esasına dair taleplerin reddine ilişkin ek kararın yerinde olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asli müdahil ... ile asli müdahil ve birleşen davada davacı ...'in mahkemenin ek kararına ve asıl kararına yönelik bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11073 E. 2013/13048 K.
Ortak:müddeabih · sahtelik · ipotek · kefalet · hak düşürücü süre · temlik · kefil · istirdat · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaMahkeme Kararı Mahkemenin 29.11.2017 tarih, 2014/81 E. ve 2017/975 K. sayılı kararı ile davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan «temlikin» «geçersiz» olması davacı şirket tarafından davaya devam edilmemesi nedeniyle davacı şirket yönünden asıl davanın reddine, müdahil ... tarafından yapılan en «son» ödemenin 08.05.2006 tarihinde gerçekleştiği, davaya müdahale edildiği ve «ıslah» dilekçesinin verildiği tarihten itibaren bir yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesi ile asıl davanın reddine, davacı ...'in «sahteliği» ispat edilen «kredi sözleşmelerindeki» imzalarından dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte, kredi sözleşmesinin «teminatı» olan «ipotek» resmi senedindeki 250.000,00 USD tutarlı «kefaleti» nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve müteselsil sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı; ancak usulsüz işlem nedeniyle davacı ...'nin manevi olarak zarar gördüğü gerekçesi ile birleşen dosyadaki manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları da göz önüne alınarak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, «müddeabihi» temlik alanlar ... ve ... ile davalı vekili temyiz etmiştir.
Asıl davada davacı şirket «temsilcisi» dava dilekçesinde; davacı şirketle davalı banka arasında «kredi sözleşmeleri» düzenlendiğini, bu amaçla şirket malları üzerinde «ipotek» tesis edildiğini, davalı bankanın şirketin ipotekli mallarına ve şirkete başvurmaksızın sözleşmenin «kefili» durumundaki ... ile kefil olmayan şirketin eski «yönetim kurulu» üyesi ... hakkında icra takibi başlattığını ve emekli maaşlarına «haciz» koyduğunu, adı geçenlerin ev ve eşyaları ile otomobilleri üzerine de haciz uyguladığını, bankanın ihracat kredisi kullandırmamasına karşın ihracat kredisi kullandı …
2.Temlik alanlar ... ve ...; davacı şirketin ortaklarından olduklarını, davalı banka tarafından kendileri hakkında icra takibi başlatılarak emekli maaşlarına «haciz» uygulandığını ileri sürerek «asli müdahale» talebinde bulunmuşlar, yargılama sırasında davacı şirket tarafından, «müddeabih» adı geçen kişilere «temlik» edilmiş, ardından ..., davacı şirketten temlik aldığı müddeabihi temlik alan diğer şirket ortağı ...’e temlik etmiş, ... tarafından verilen «ıslah» dilekçesi ile ... tarafından talep edilen alacağın 177.199,00 TL'ye yükseltildiği bildirilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından açılan davanın «temlik» alanlar ... ve Firuze Öner’e temlik edildiği, ardından Firuze Öner’in temlik aldığı «müddeabihi» ve manevi tazminat istemli davasını ...’e temlik ettiği, davalı bankanın asıl dosya davacısı şirkete kullandırmış olduğu kredilerden dolayı fazladan tahsilat yapmadığı, dolayısıyla asıl dosyada «istirdadı» gereken bir bedelin olmadığı, birleşen davada Firuze Öner’in «sahteliği» ispat edilen «kredi sözleşmesindeki» imzalardan dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte kredi sözleşmesinin «teminatı» olan «ipotek» resmi senedindeki 250.000 USD tutarında «kefaleti» nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ancak İcra İflas K …
Bu kapsamda, öncelikle şirket kayıt ve ödemeleri de dikkate alınarak varsa fazla ödemenin şirket tarafından mı yoksa «kefiller» tarafından mı yapıldığı belirlenerek yapılan ödemenin «müddeabihi» «temlik» alan gerçek kişilerce yapıldığının tesbiti halinde, davacı şirketin müddeabihi temlik «yetkisinin» bulunup bulunmadığı hususları da incelenmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve hatalı hukuki değerlendirmeler ile karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
Kararı, «müddeabihi» «temlik» alanlar ... ve ...ile davalı vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefil · yetkisizlik kararı · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından açılan davanın «temlik» alanlar ... ve Firuze Öner’e temlik edildiği, ardından Firuze Öner’in temlik aldığı «müddeabihi» ve manevi tazminat istemli davasını ...’e temlik ettiği, davalı bankanın asıl dosya davacısı şirkete kullandırmış olduğu kredilerden dolayı fazladan tahsilat yapmadığı, dolayısıyla asıl dosyada «istirdadı» gereken bir bedelin olmadığı, birleşen davada Firuze Öner’in «sahteliği» ispat edilen «kredi sözleşmesindeki» imzalardan dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte kredi sözleşmesinin «teminatı» olan «ipotek» resmi senedindeki 250.000 USD tutarında «kefaleti» nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ancak İcra İflas K …
2- Davacı şirket «temsilcisi» asıl davada, temsilcisi olduğu şirket ile davalı banka arasında «kredi sözleşmeleri» düzenlendiğini, bu kapsamda davalı banka ile ortaya çıkan çeşitli ihtilafların bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu ettiği kısmın davalı banka tarafından temsilcisi olduğu şirketten fazladan tahsilat yapılması olduğunu bildirmiş, yargılama sürecinde ... ve ...önce davaya fer’i müdahil ardından asli müdahil olarak «dahil» olmuşlar, daha sonra ise davacı şirket tarafından «müddeabih» adı geçen kişilere «temlik» edilmiş, ...ise temlik aldığı müddeabihi yine ...’e temlik etmiştir.
Bu kapsamda, öncelikle şirket kayıt ve ödemeleri de dikkate alınarak varsa fazla ödemenin şirket tarafından mı yoksa «kefiller» tarafından mı yapıldığı belirlenerek yapılan ödemenin «müddeabihi» «temlik» alan gerçek kişilerce yapıldığının tesbiti halinde, davacı şirketin müddeabihi temlik «yetkisinin» bulunup bulunmadığı hususları da incelenmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve hatalı hukuki değerlendirmeler ile karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3570 E. 2021/1435 K.
Ortak:sahtelik · ipotek · kefalet · hak düşürücü süre · temlik · geçersizlik · ıslah · kredi sözleşmesi · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaMahkeme Kararı Mahkemenin 29.11.2017 tarih, 2014/81 E. ve 2017/975 K. sayılı kararı ile davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan «temlikin» «geçersiz» olması davacı şirket tarafından davaya devam edilmemesi nedeniyle davacı şirket yönünden asıl davanın reddine, müdahil ... tarafından yapılan en «son» ödemenin 08.05.2006 tarihinde gerçekleştiği, davaya müdahale edildiği ve «ıslah» dilekçesinin verildiği tarihten itibaren bir yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesi ile asıl davanın reddine, davacı ...'in «sahteliği» ispat edilen «kredi sözleşmelerindeki» imzalarından dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte, kredi sözleşmesinin «teminatı» olan «ipotek» resmi senedindeki 250.000,00 USD tutarlı «kefaleti» nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve müteselsil sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı; ancak usulsüz işlem nedeniyle davacı ...'nin manevi olarak zarar gördüğü gerekçesi ile birleşen dosyadaki manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları da göz önüne alınarak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, «müddeabihi» temlik alanlar ... ve ... ile davalı vekili temyiz etmiştir.
Asıl davada davacı şirket «temsilcisi» dava dilekçesinde; davacı şirketle davalı banka arasında «kredi sözleşmeleri» düzenlendiğini, bu amaçla şirket malları üzerinde «ipotek» tesis edildiğini, davalı bankanın şirketin ipotekli mallarına ve şirkete başvurmaksızın sözleşmenin «kefili» durumundaki ... ile kefil olmayan şirketin eski «yönetim kurulu» üyesi ... hakkında icra takibi başlattığını ve emekli maaşlarına «haciz» koyduğunu, adı geçenlerin ev ve eşyaları ile otomobilleri üzerine de haciz uyguladığını, bankanın ihracat kredisi kullandırmamasına karşın ihracat kredisi kullandı …
2.Temlik alanlar ... ve ...; davacı şirketin ortaklarından olduklarını, davalı banka tarafından kendileri hakkında icra takibi başlatılarak emekli maaşlarına «haciz» uygulandığını ileri sürerek «asli müdahale» talebinde bulunmuşlar, yargılama sırasında davacı şirket tarafından, «müddeabih» adı geçen kişilere «temlik» edilmiş, ardından ..., davacı şirketten temlik aldığı müddeabihi temlik alan diğer şirket ortağı ...’e temlik etmiş, ... tarafından verilen «ıslah» dilekçesi ile ... tarafından talep edilen alacağın 177.199,00 TL'ye yükseltildiği bildirilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan «temlikin» «geçersiz» olması dava şirket tarafından davaya devam edilmemesi nedeniyle davacı şirket yönünden asıl davanın reddine, müdahil...tarafından yapılan en «son» ödemenin 08.05.2006 tarihinde gerçekleştiği, davaya müdahale edildiği ve «ıslah» dilekçesinin verildiği tarihten itibaren bir yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesi ile asıl davanın reddine, davacı ...'in «sahteliği» ispat edilen «kredi sözleşmelerindeki» imzalarından dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte, kredi sözleşmesinin «teminatı» olan «ipotek» resmi senedindeki 250.000 USD'lik «kefaleti» nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve müteselsil sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1629 E. 2019/3482 K.
Ortak:müddeabih · sahtelik · ipotek · kefalet · hak düşürücü süre · temlik · geçersizlik · haciz · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaMahkeme Kararı Mahkemenin 29.11.2017 tarih, 2014/81 E. ve 2017/975 K. sayılı kararı ile davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan «temlikin» «geçersiz» olması davacı şirket tarafından davaya devam edilmemesi nedeniyle davacı şirket yönünden asıl davanın reddine, müdahil ... tarafından yapılan en «son» ödemenin 08.05.2006 tarihinde gerçekleştiği, davaya müdahale edildiği ve «ıslah» dilekçesinin verildiği tarihten itibaren bir yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesi ile asıl davanın reddine, davacı ...'in «sahteliği» ispat edilen «kredi sözleşmelerindeki» imzalarından dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte, kredi sözleşmesinin «teminatı» olan «ipotek» resmi senedindeki 250.000,00 USD tutarlı «kefaleti» nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve müteselsil sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı; ancak usulsüz işlem nedeniyle davacı ...'nin manevi olarak zarar gördüğü gerekçesi ile birleşen dosyadaki manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları da göz önüne alınarak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, «müddeabihi» temlik alanlar ... ve ... ile davalı vekili temyiz etmiştir.
2.Temlik alanlar ... ve ...; davacı şirketin ortaklarından olduklarını, davalı banka tarafından kendileri hakkında icra takibi başlatılarak emekli maaşlarına «haciz» uygulandığını ileri sürerek «asli müdahale» talebinde bulunmuşlar, yargılama sırasında davacı şirket tarafından, «müddeabih» adı geçen kişilere «temlik» edilmiş, ardından ..., davacı şirketten temlik aldığı müddeabihi temlik alan diğer şirket ortağı ...’e temlik etmiş, ... tarafından verilen «ıslah» dilekçesi ile ... tarafından talep edilen alacağın 177.199,00 TL'ye yükseltildiği bildirilmiştir.
Asıl davada davacı şirket «temsilcisi» dava dilekçesinde; davacı şirketle davalı banka arasında «kredi sözleşmeleri» düzenlendiğini, bu amaçla şirket malları üzerinde «ipotek» tesis edildiğini, davalı bankanın şirketin ipotekli mallarına ve şirkete başvurmaksızın sözleşmenin «kefili» durumundaki ... ile kefil olmayan şirketin eski «yönetim kurulu» üyesi ... hakkında icra takibi başlattığını ve emekli maaşlarına «haciz» koyduğunu, adı geçenlerin ev ve eşyaları ile otomobilleri üzerine de haciz uyguladığını, bankanın ihracat kredisi kullandırmamasına karşın ihracat kredisi kullandı …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan «temlikin» «geçersiz» olması dava şirket tarafından davaya devam edilmemesi nedeniyle davacı şirket yönünden asıl davanın reddine, müdahil... tarafından yapılan en «son» ödemenin 08/05/2006 tarihinde gerçekleştiği, davaya müdahale edildiği ve «ıslah» dilekçesinin verildiği tarihten itibaren bir yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesi ile asıl davanın reddine, davacı ...'in «sahteliği» ispat edilen «kredi sözleşmelerindeki» imzalarından dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte, kredi sözleşmesinin «teminatı» olan «ipotek» resmi senedindeki 250.000 USD'lik «kefaleti» nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve müteselsil sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ancak icra «iflas» kanunu hükümleri gereğince borçlunun emekli maaşı haczedilemeyeceği halde davacı...'in SSK emekli maaşının banka tarafından İstanbul 14.
Kararı, «müddeabihi» «temlik» alanlar ... ve... ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, «temlik» alanların tüm davalı Banka'nın aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:haciz ihbarnamesi · ilamsız takip · bloke · şikayet · ihtiyati haciz · ibraz
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü’nün 2004/15495 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davalının, davacı hakkında başlattığı «ilamsız takip» öncesinde almış olduğu «ihtiyati haciz» kararını dosyaya «ibraz» ederek 08/07/2004 tarihinde, borçluların bankalar nezdindeki doğmuş ve doğacak mevduat hak ve alacaklarının haczi için İİK’nun 89/1 maddesi gereğince 1. «haciz ihbarnamesi» gönderilmesini talep etmiş olduğu, 1.haciz ihbarnamesine istinaden T.C.
Yeşilköy Şubesince gönderilen 16/07/2004 tarih 785-319 sayılı cevabi yazıda ise, davacının banka nezdinde SSK maaş hesabının bulunduğu, 5838796 numaralı hesaba «bloke» konulduğunun bildirildiği, daha sonra bu hesaptaki hak ve alacaklar üzerindeki haczin kaldırılması talebi üzerine 09/05/2006 tarihinde ilgili Banka şubesine müzekkere gönderildiği görülmüştür.
Davacının «haciz» işlemi sonrasında icra müdürlüğünce yapılan işlemin usulsüz olduğu iddiası ile İcra Hukuk Mahkemesi’ne «şikayette» bulunarak haczi kaldırma hakkı bulunmakta olup, Dairemizin yerleşmiş kararları gereğince de sadece maaşın üzerinde bir süre haciz bulunması bir başına manevi tazminatı gerektirmemektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5223 E. , 2023/1421 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM
Karar verilmesine yer olmadığı, ret
Taraflar arasındaki istirdat davasında bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda, Mahkemece asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davada davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekilince tavzih ve tahsis talebinde bulunmuş ve Mahkemeden ek karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkemece 12.01.2022 tarihli karar ile ek karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı ve 12.01.2022 tarihli ek karar verilmesine yer olmadığı kararı davacılar ... ve... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı şirket temsilcisi dava dilekçesinde; davacı şirketle davalı banka arasında kredi sözleşmeleri düzenlendiğini, bu amaçla şirket malları üzerinde ipotek tesis edildiğini, davalı bankanın şirketin ipotekli mallarına ve şirkete başvurmaksızın sözleşmenin kefili durumundaki ... ile kefil olmayan şirketin eski yönetim kurulu üyesi ... hakkında icra takibi başlattığını ve emekli maaşlarına haciz koyduğunu, adı geçenlerin ev ve eşyaları ile otomobilleri üzerine de haciz uyguladığını, bankanın ihracat kredisi kullandırmamasına karşın ihracat kredisi kullandırmış gibi işlem yaptığını, tahsil için verilmiş senetleri takibe koymadığını ve davacı şirketten fazladan tahsilat yaptığını ileri sürerek fazladan yapılan tahsilata ilişkin olarak şimdilik 10.000,00 TL’nin davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Temlik alanlar ... ve ...; davacı şirketin ortaklarından olduklarını, davalı banka tarafından kendileri hakkında icra takibi başlatılarak emekli maaşlarına haciz uygulandığını ileri sürerek asli müdahale talebinde bulunmuşlar, yargılama sırasında davacı şirket tarafından, müddeabih adı geçen kişilere temlik edilmiş, ardından ..., davacı şirketten temlik aldığı müddeabihi temlik alan diğer şirket ortağı ...’e temlik etmiş, ... tarafından verilen ıslah dilekçesi ile ... tarafından talep edilen alacağın 177.199,00 TL'ye yükseltildiği bildirilmiştir.
3.Birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın kendisi hakkında icra takipleri gerçekleştirdiğini, kredi sözleşmelerinde imzası olmamasına rağmen hakkında yapılan takipler kapsamında evinde haciz işlemi uygulandığını ve emekli maaşının haczedildiğini ileri sürerek 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı Banka'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen davada cevap dilekçesinde; davacıların ipotek ve kefaletleri nedeniyle sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkeme Kararı
Mahkemenin 29.11.2017 tarih, 2014/81 E. ve 2017/975 K. sayılı kararı ile davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan temlikin geçersiz olması davacı şirket tarafından davaya devam edilmemesi nedeniyle davacı şirket yönünden asıl davanın reddine, müdahil ... tarafından yapılan en son ödemenin 08.05.2006 tarihinde gerçekleştiği, davaya müdahale edildiği ve ıslah dilekçesinin verildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile asıl davanın reddine, davacı ...'in sahteliği ispat edilen kredi sözleşmelerindeki imzalarından dolayı bankaya karşı sorumlu olmamakla birlikte, kredi sözleşmesinin teminatı olan ipotek resmi senedindeki 250.000,00 USD tutarlı kefaleti nedeniyle bankaya karşı müşterek borçlu ve müteselsil sıfatıyla sorumlu olduğu, bu nedenle banka tarafından alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı;
ancak usulsüz işlem nedeniyle davacı ...'nin manevi olarak zarar gördüğü gerekçesi ile birleşen dosyadaki manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları da göz önüne alınarak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, müddeabihi temlik alanlar ... ve ... ile davalı vekili temyiz etmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 07.05.2019 tarih, 2018/1629 E. ve 2019/3482 K. sayılı kararıyla temlik alanların tüm davalı Bankanın sair temyiz itirazlarının reddi ile sadece maaşın üzerinde bir süre haciz bulunması bir başına manevi tazminatı gerektirmeyeceğinden davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek hüküm birleşen dosya davalısı yararına bozulmuştur.
C. Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava bozma kapsamı dışında bırakılmakla kesinleştiğinden asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 12.01.2022 tarih, 2021/191 E. ve 2021/483 K. sayılı ek kararı ile asıl davada müdahil olan ...'ın tavzih ve tahsis talebinin reddi ile ek karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına ve ek karara karşı süresi içinde asıl davada asli müdahil ... ve birleşen davada davacı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asli müdahil ... asıl ve ek karara yönelik temyiz dilekçesinde özetle; taraf teşkilinin sağlanmadığını, Mahkemenin yeterli gerekçe olmaksızın taleplerini reddettiğini, son celse kendisine söz hakkı verilmediğini, son celse hükmünün tashih yolu ile düzeltilmesi gerektiğini, işin esasına yönelik de sözleşmelerdeki imzaların sahte olduğunu, eksik inceleme yapıldığını ileri sürerek asıl ve ek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Asli müdahil ve birleşen davada davacı ... asıl ve ek karara yönelik temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme yapıldığını, kredilerde imzasının bulunmadığını, kat ihtarı ve ödeme emrinin tebliğ edilmediğini, tanıklarının dinlenmediğini, manevi tazminat talebinin kabulü gerektiğini, yeniden duruşma açılıp karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek asıl ve ek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketten alacaklarını temlik alan asli müdahiller ... ... ve ...'nin şirketin borçlarından dolayı sorumlu olup olmadığı, kararın tavzihi ve tahsisi ile esasına dair taleplerin reddine ilişkin ek kararın yerinde olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asli müdahil ... ile asli müdahil ve birleşen davada davacı ...'in mahkemenin ek kararına ve asıl kararına yönelik bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
asli müdahil ... ile asli müdahil ve birleşen davada davacı ... Öner'in yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan ek kararın ve asıl kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ... ve ...'e ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/907000300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz