İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/12411 E. 2011/5054 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin vade↗ muacceliyet↗ işlemiş faiz↗ vade↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ temerrüt↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, takibin 18.000,00 TL asıl alacak ve 2.643,94 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, marka lisans bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında davacıya ait markanın 2 yıllık süre için aylık 750,00 YTL bedel ile davalı tarafından kullanılması hususunda sözleşme yapılmış olup, mahkemece,
davalının ödemeye ilişkin savunmasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, işlemiş faiz yönünden kurulan hüküm BK’nın 101/2. maddesine aykırıdır. Zira Borçlar Kanunu'nun 101/1. maddesi hükmü gereğince, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Anılan madde hükmünün 2. fıkrasında ise, borcun ödeneceği gün, taraflarca ittifakla belirlenmiş veya saklı tutulan bir hakka dayanılarak, iki taraftan birisince yöntemine uygun olarak bir ihtarda bulunma yoluyla saptanmış ise, borçlu, sadece bu günün dolması ile temerrüde düşmüş olur.
Somut olayda, Borçlar Kanunu'nun 101/1. maddesi hükmüne uygun şekilde davalıyı temerrüde düşüren nitelikte davacının bir hukuksal işlemi bulunmadığı gibi; aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, borcun ödenmesi için kesin vade de kararlaştırılmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, icra takibinden önce alacağın ödenmesine ilişkin davalının temerrüde düşürülmemesi nedeniyle, takip konusu işlemiş temerrüt faizi hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi ve davalının buna yönelik itirazının iptal edilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5122 E. 2011/17361 K.
Ortak:muacceliyet · işlemiş faiz · ihtar · temerrüt
İncelediğiniz karardaZira Borçlar Kanunu'nun 101/1. maddesi hükmü gereğince, «muaccel» bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla «temerrüde» düşer.
Anılan madde hükmünün 2. fıkrasında ise, borcun ödeneceği gün, taraflarca ittifakla belirlenmiş veya saklı tutulan bir hakka dayanılarak, iki taraftan birisince yöntemine uygun olarak bir «ihtarda» bulunma yoluyla saptanmış ise, borçlu, sadece bu günün dolması ile «temerrüde» düşmüş olur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, takibin 18.000,00 TL «asıl alacak» ve 2.643,94 TL «işlemiş faiz» üzerinden devamına, asıl alacağın %40’ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece somut olay bakımından davalıya gönderilen «ihtarnamede» herhangi bir süre tayin edilmediği gerekçesiyle «işlemiş faiz» talebinin reddine karar verilmiş ise de davacı taraf BK'nun 101/1. maddesi uyarınca 19.09.2002 tarihinde «ihtarda» bulunduğuna ve söz konusu ihtarın davalıya tebliğinden itibaren «temerrüt» koşulları oluştuğuna göre, zararın karşılanması için gönderilen «ihtarın tebliğ» edildiği 20.09.2002 tarihinden dava tarihine değin geçen dönem için birikmiş faize karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru …
… k teklif edilen miktardan daha fazla tutarda döviz karşılığı TL almak suretiyle davacıya döviz sattığı, böylece davacının zararına sebep oldukları, ayrıca davacının «işlemiş faiz» talebinin haklı olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve 4.804,32 TL ‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 2/2 bendindeki faiz oranı …
BK’nun 101. maddesi uyarınca «muaccel» bir borcun borçlusu ödeme günü taraflarca müttefikan kararlaştırılmış olmadıkça alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar tebliği · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece somut olay bakımından davalıya gönderilen «ihtarnamede» herhangi bir süre tayin edilmediği gerekçesiyle «işlemiş faiz» talebinin reddine karar verilmiş ise de davacı taraf BK'nun 101/1. maddesi uyarınca 19.09.2002 tarihinde «ihtarda» bulunduğuna ve söz konusu ihtarın davalıya tebliğinden itibaren «temerrüt» koşulları oluştuğuna göre, zararın karşılanması için gönderilen «ihtarın tebliğ» edildiği 20.09.2002 tarihinden dava tarihine değin geçen dönem için birikmiş faize karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12478 E. 2016/6403 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/12411 E. , 2011/5054 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.05.2009 tarih ve 2008/71-2009/62 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait markanın kullanımının 2 yıllık bir süre için davalıya kiraya verildiğini, lisans bedelinin tahsili için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, takibin 18.000,00 TL asıl alacak ve 2.643,94 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, marka lisans bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında davacıya ait markanın 2 yıllık süre için aylık 750,00 YTL bedel ile davalı tarafından kullanılması hususunda sözleşme yapılmış olup, mahkemece,
davalının ödemeye ilişkin savunmasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, işlemiş faiz yönünden kurulan hüküm BK’nın 101/2. maddesine aykırıdır. Zira Borçlar Kanunu'nun 101/1. maddesi hükmü gereğince, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Anılan madde hükmünün 2. fıkrasında ise, borcun ödeneceği gün, taraflarca ittifakla belirlenmiş veya saklı tutulan bir hakka dayanılarak, iki taraftan birisince yöntemine uygun olarak bir ihtarda bulunma yoluyla saptanmış ise, borçlu, sadece bu günün dolması ile temerrüde düşmüş olur.
Somut olayda, Borçlar Kanunu'nun 101/1. maddesi hükmüne uygun şekilde davalıyı temerrüde düşüren nitelikte davacının bir hukuksal işlemi bulunmadığı gibi; aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, borcun ödenmesi için kesin vade de kararlaştırılmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, icra takibinden önce alacağın ödenmesine ilişkin davalının temerrüde düşürülmemesi nedeniyle, takip konusu işlemiş temerrüt faizi hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi ve davalının buna yönelik itirazının iptal edilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021307200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz