Lütuf (hatır) ödemesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/4324 E. 2011/16485 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
lütuf (hatır) ödemesi↗ sigorta teminatı kapsamı↗ nakliyat emtia sigortası↗ rücu hakkı↗ sigorta teminatı↗ ibraname↗ alacağın temliki↗ aktif dava ehliyeti↗ teminat kapsamı↗ riziko↗ rücuen tazminat↗ taşıma sözleşmesi↗ rücu↗ temlik↗ taraf ehliyeti↗ taşıyıcı↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ hasar↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından nakliyat emtia sigorta poliçesi ile teminat altına alınan emtianın Mersin Limanı'ndan Kayseri'ye davalı tarafça taşındığı ve hasara uğradığı, taşınan emtianın galvanizli olduğu, bu nitelikteki emtianın birkaç gün yağmur suyu ile temas etmesi nedeniyle paslanmasının mümkün olmadığı, bu durumda hasarın taşıma sırasında oluşmadığı, yükleme boşaltma sırasında meydana gelen hasarların da sigorta teminatı altında bulunmadığı, davacının teminat kapsamında olmayan bir zarara ilişkin olarak ödeme yaptığı ve bu ödemenin hatır ödemesi niteliğinde olduğu, oysa davacının rücu hakkını kullanabilmesi için teminat kapsamında olan bir hasarı ödemiş olmasının gerektiği, taşıma hükümleri uyarınca taşıyıcının bir kusuru var ise de bunun taşıma sözleşmesinin tarafları arasında tazminata konu olabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, nakliyat emtea taşıma poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup mahkemece meydana gelen hasarın sigorta teminatı kapsamında olmadığı ve davacının yaptığı ödemenin lütuf ödemesi niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuen rizikonun gerçekleşmesine neden olan kimseden isteyebilir.
Ancak somut olayda, 16.11.2007 tarihli tazminat makbuzu ve ibraname başlıklı belge ile davacı sigortalının davalıya karşı olan talep ve dava haklarını temlik almıştır. Başka bir deyişle, dava dışı sigortalı, dava konusu taşıma ile ilgili olarak uğradığını iddia ettiği zarar nedeniyle davalıdan talep edebileceği alacağını BK’nun 162 ve devamı maddeleri uyarınca davacı ... şirketine temlik etmiştir. Bu durumda davacının sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümlerine göre de talep hakkı bulunmaktadır. O halde, mahkemece davacının aktif dava ehliyetinin mevcut olduğu kabul edilerek işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10494 E. 2010/1579 K.
Ortak:ibraname · teminat kapsamı · riziko · rücu · temlik · taraf ehliyeti · taşıyıcı · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından «nakliyat emtia sigorta poliçesi» ile «teminat» altına alınan emtianın Mersin Limanı'ndan Kayseri'ye davalı tarafça taşındığı ve «hasara» uğradığı, taşınan emtianın galvanizli olduğu, bu nitelikteki emtianın birkaç gün yağmur suyu ile temas etmesi nedeniyle paslanmasının mümkün olmadığı, bu durumda hasarın taşıma sırasında oluşmadığı, yükleme boşaltma sırasında meydana gelen hasarların da «sigorta teminatı» altında bulunmadığı, davacının «teminat kapsamında» olmayan bir zarara ilişkin olarak ödeme yaptığı ve bu ödemenin hatır ödemesi niteliğinde olduğu, oysa davacının «rücu hakkını» kullanabilmesi için teminat kapsamında olan bir hasarı ödemiş olmasının gerektiği, taşıma hükümleri uyarınca «taşıyıcının» bir «kusuru» var ise de bunun «taşıma sözleşmesinin» tarafları arasında tazminata konu olabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de, sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuen «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseden isteyebilir.
Ancak somut olayda, 16.11.2007 tarihli tazminat makbuzu ve «ibraname» başlıklı belge ile davacı sigortalının davalıya karşı olan talep ve dava haklarını «temlik» almıştır.
Benzer bu karardaBu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (=ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde, varsa «ibraname» getirtilip, devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseden isteyebilir.
Bunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta rücu davası · rücu davası · rücuen tahsil · eksik inceleme · teslim
Benzer bu karardaBunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Dava, Nakliyat Sigorta Poliçesinden kaynaklanan tazminatın «rücuen tahsili» amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacıya sigortalı emtia davalılardan Ran Lojistik A.Ş. tarafından taşındığı, alıcıya «teslim» edildiği sırada bir kısım emtianın hasarlandığına dair 15.07.2005 tarihli tutanağın tutulduğu, davalı «taşıyıcı» sürücüsünün de bu tutanakta imzasının olduğu sabittir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Emniyeti suistimal sigorta rücuan tazminatı | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11011 E. 2010/2174 K.
Ortak:ibraname · alacağın temliki · teminat kapsamı · riziko · rücu · temlik · taraf ehliyeti · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından «nakliyat emtia sigorta poliçesi» ile «teminat» altına alınan emtianın Mersin Limanı'ndan Kayseri'ye davalı tarafça taşındığı ve «hasara» uğradığı, taşınan emtianın galvanizli olduğu, bu nitelikteki emtianın birkaç gün yağmur suyu ile temas etmesi nedeniyle paslanmasının mümkün olmadığı, bu durumda hasarın taşıma sırasında oluşmadığı, yükleme boşaltma sırasında meydana gelen hasarların da «sigorta teminatı» altında bulunmadığı, davacının «teminat kapsamında» olmayan bir zarara ilişkin olarak ödeme yaptığı ve bu ödemenin hatır ödemesi niteliğinde olduğu, oysa davacının «rücu hakkını» kullanabilmesi için teminat kapsamında olan bir hasarı ödemiş olmasının gerektiği, taşıma hükümleri uyarınca «taşıyıcının» bir «kusuru» var ise de bunun «taşıma sözleşmesinin» tarafları arasında tazminata konu olabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de, sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuen «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseden isteyebilir.
Ancak somut olayda, 16.11.2007 tarihli tazminat makbuzu ve «ibraname» başlıklı belge ile davacı sigortalının davalıya karşı olan talep ve dava haklarını «temlik» almıştır.
Benzer bu karardaDava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Bu durumda davacı, her ne kadar poliçeye dayalı «aktif husumet ehliyetine» sahip değil ise de, sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre talep hakkı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta rücu davası · poliçe özel şartları · emniyeti suistimal · rücu davası · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · sigorta sözleşmesi
Benzer bu karardaBu durumda davacı, her ne kadar poliçeye dayalı «aktif husumet ehliyetine» sahip değil ise de, sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre talep hakkı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacının «sigorta sözleşmesi» kapsamında olmayan ödeme yaptığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
-
Emniyeti suistimal sigorta rücuan tazminatı | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5661 E. 2012/13283 K.
Ortak:ibraname · alacağın temliki · teminat kapsamı · riziko · rücu · temlik · taraf ehliyeti · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından «nakliyat emtia sigorta poliçesi» ile «teminat» altına alınan emtianın Mersin Limanı'ndan Kayseri'ye davalı tarafça taşındığı ve «hasara» uğradığı, taşınan emtianın galvanizli olduğu, bu nitelikteki emtianın birkaç gün yağmur suyu ile temas etmesi nedeniyle paslanmasının mümkün olmadığı, bu durumda hasarın taşıma sırasında oluşmadığı, yükleme boşaltma sırasında meydana gelen hasarların da «sigorta teminatı» altında bulunmadığı, davacının «teminat kapsamında» olmayan bir zarara ilişkin olarak ödeme yaptığı ve bu ödemenin hatır ödemesi niteliğinde olduğu, oysa davacının «rücu hakkını» kullanabilmesi için teminat kapsamında olan bir hasarı ödemiş olmasının gerektiği, taşıma hükümleri uyarınca «taşıyıcının» bir «kusuru» var ise de bunun «taşıma sözleşmesinin» tarafları arasında tazminata konu olabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de, sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuen «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseden isteyebilir.
Ancak somut olayda, 16.11.2007 tarihli tazminat makbuzu ve «ibraname» başlıklı belge ile davacı sigortalının davalıya karşı olan talep ve dava haklarını «temlik» almıştır.
Benzer bu karardaDava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nun 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Bu durumda davacı, her ne kadar poliçeye dayalı «aktif husumet ehliyetine» sahip değil ise de, sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre talep hakkı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta rücu davası · poliçe özel şartları · emniyeti suistimal · rücu davası · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaBu durumda davacı, her ne kadar poliçeye dayalı «aktif husumet ehliyetine» sahip değil ise de, sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre talep hakkı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, dava konusu her iki poliçenin de «emniyeti suistimal» poliçesi olduğu, sigortacı tarafından ödeme yapılması için belli başlı «rizikoların» belirtildiği, davacı tarafından bu rizikolardan herhangi birinin gerçekleştiği yönünde delil sunulmadığı, davacının zararının riziko gerçekleşmediği halde ödeme ya …
Dava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nun 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17283 E. 2015/1969 K.
Ortak:nakliyat emtia sigortası · rücu hakkı · alacağın temliki · riziko · rücu · temlik · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından «nakliyat emtia sigorta poliçesi» ile «teminat» altına alınan emtianın Mersin Limanı'ndan Kayseri'ye davalı tarafça taşındığı ve «hasara» uğradığı, taşınan emtianın galvanizli olduğu, bu nitelikteki emtianın birkaç gün yağmur suyu ile temas etmesi nedeniyle paslanmasının mümkün olmadığı, bu durumda hasarın taşıma sırasında oluşmadığı, yükleme boşaltma sırasında meydana gelen hasarların da «sigorta teminatı» altında bulunmadığı, davacının «teminat kapsamında» olmayan bir zarara ilişkin olarak ödeme yaptığı ve bu ödemenin hatır ödemesi niteliğinde olduğu, oysa davacının «rücu hakkını» kullanabilmesi için teminat kapsamında olan bir hasarı ödemiş olmasının gerektiği, taşıma hükümleri uyarınca «taşıyıcının» bir «kusuru» var ise de bunun «taşıma sözleşmesinin» tarafları arasında tazminata konu olabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de, sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuen «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseden isteyebilir.
Bu durumda davacının sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre de talep hakkı bulunmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, poliçenin «rizikodan» sonra tanzim edildiği, davacı sigortacının ödemesinin hatır ödemesi olduğu ve «rücu hakkı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ketine sigortalı bulunan emtianın 31/05/2009 tarihinde çalındığı, poliçenin teklif tarihinin 01/06/2009 olup tanzim tarihinin 03/06/2009 tarihi olduğu, dolayısı ile «hırsızlık» olayının vukuundan sonra poliçenin tanzim edildiği, aslında davacı sigorta şirketinin oluşan hasardan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, ödemenin hatır ödemesi olduğu, bu nedenle davacının «rücu hakkı» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesine» dayalı olarak ödenen tazminatın «rücuen tahsili» için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta ettiren · hırsızlık · rücuen tahsil · gerçek zarar · ibra
Benzer bu kararda… ketine sigortalı bulunan emtianın 31/05/2009 tarihinde çalındığı, poliçenin teklif tarihinin 01/06/2009 olup tanzim tarihinin 03/06/2009 tarihi olduğu, dolayısı ile «hırsızlık» olayının vukuundan sonra poliçenin tanzim edildiği, aslında davacı sigorta şirketinin oluşan hasardan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, ödemenin hatır ödemesi olduğu, bu nedenle davacının «rücu hakkı» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesine» dayalı olarak ödenen tazminatın «rücuen tahsili» için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı sigorta şirketi, sigortalısına ödeme yapıp sigortalının olay nedeni ile 3. kişilere karşı olan talep ve dava haklarını dosya içerisinde mevcut «ibra» ve «temlik» belgesiyle temlik almıştır.
Başka bir anlatımla, dava dışı «sigorta ettiren», olayla ilgili olarak uğradığını iddia ettiği zarar nedeniyle davalıdan talep edebileceği alacağını dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın 162. ve devamı maddeleri uyarınca davacı şirkete «temlik» etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/629 E. 2013/17665 K.
Ortak:ibraname · riziko · rücuen tazminat · rücu · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından «nakliyat emtia sigorta poliçesi» ile «teminat» altına alınan emtianın Mersin Limanı'ndan Kayseri'ye davalı tarafça taşındığı ve «hasara» uğradığı, taşınan emtianın galvanizli olduğu, bu nitelikteki emtianın birkaç gün yağmur suyu ile temas etmesi nedeniyle paslanmasının mümkün olmadığı, bu durumda hasarın taşıma sırasında oluşmadığı, yükleme boşaltma sırasında meydana gelen hasarların da «sigorta teminatı» altında bulunmadığı, davacının «teminat kapsamında» olmayan bir zarara ilişkin olarak ödeme yaptığı ve bu ödemenin hatır ödemesi niteliğinde olduğu, oysa davacının «rücu hakkını» kullanabilmesi için teminat kapsamında olan bir hasarı ödemiş olmasının gerektiği, taşıma hükümleri uyarınca «taşıyıcının» bir «kusuru» var ise de bunun «taşıma sözleşmesinin» tarafları arasında tazminata konu olabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de, sigorta şirketi ancak «sigorta poliçesi» hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuen «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseden isteyebilir.
1-Dava, nakliyat emtea taşıma poliçesinden kaynaklanan «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup mahkemece meydana gelen «hasarın» «sigorta teminatı kapsamında» olmadığı ve davacının yaptığı ödemenin lütuf ödemesi niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, birleşik ürün «sigorta poliçesinden» kaynaklanan «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Bu itibarla, «rücu» davasında sigortacının öncelikle «halefiyet» hakkını kazandığını belgeleriyle kanıtlaması gerekli ve yeterli olup ayrıca «ibraname» belgesinin sunulması sigortacının, üçüncü şahsa rücu edebilmesinin bir şartı değildir.
… elikteki kararlarda belirtildiği üzere sigortalıya yapılan ödemelere ilişkin belgelerden başka, bu ödemeler ve poliçeden dolayı sigortalısının, davacı ... şirketini «ibra» ettiğine dair «ibraname» belgesinin de sunulmasının gerekli olduğu ve bunun da dava şartı olduğu, ancak verilen süre ve «kesin» sürelere rağmen davacı tarafça söz konusu ibraname belgesinin dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle, davanın dava şartı noksanlığı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tediye makbuzu · rücu davası · halefiyet · sigorta ettiren · ibra · sigorta sözleşmesi · kesin hüküm
Benzer bu kararda… elikteki kararlarda belirtildiği üzere sigortalıya yapılan ödemelere ilişkin belgelerden başka, bu ödemeler ve poliçeden dolayı sigortalısının, davacı ... şirketini «ibra» ettiğine dair «ibraname» belgesinin de sunulmasının gerekli olduğu ve bunun da dava şartı olduğu, ancak verilen süre ve «kesin» sürelere rağmen davacı tarafça söz konusu ibraname belgesinin dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle, davanın dava şartı noksanlığı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
6762 Sayılı TTK'nın 1301. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken «sigorta ettiren» yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder.
TTK'nın 1301. maddesi hükmüne göre «rücu davası» açma hak ve yetkisi sigortalısına ödemede bulunan sigorta şirketine aittir.
Sigorta şirketinin bu hak ve yetkiye sahip olabilmesi için sigortalı ile arasında «sigorta sözleşmesinin» bulunması, sigortacının «rizikonun» gerçekleşmesi üzerine sigortalısına ödeme yapması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/4324 E. , 2011/16485 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/01/2010 tarih ve 2008/673-2010/16 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde sigortalı galvanizli rulo saç emtiasının, davalı tarafından Mersin'den Kayseri'ye taşındığını, emtianın hasarlı olarak alıcısına teslim edildiğini, hasarın, taşımanın gerçekleştirildiği araçların brandasız olmaları nedeniyle emtianın yağmur suyu ile temas etmesinden kaynaklandığını, bu durumda hasardan davalı taşıyıcının sorumlu olduğunu, hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek, 11.965 TL'nin ödeme tarihi olan 16.11.2007'den itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, meydana gelen hasarın sigorta teminatı dışında olduğunu, taşımanın brandalı araçlarda yapılmasını sağlamayan dava dışı sigorta ettirenin kusurlu bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından nakliyat emtia sigorta poliçesi ile teminat altına alınan emtianın Mersin Limanı'ndan Kayseri'ye davalı tarafça taşındığı ve hasara uğradığı, taşınan emtianın galvanizli olduğu, bu nitelikteki emtianın birkaç gün yağmur suyu ile temas etmesi nedeniyle paslanmasının mümkün olmadığı, bu durumda hasarın taşıma sırasında oluşmadığı, yükleme boşaltma sırasında meydana gelen hasarların da sigorta teminatı altında bulunmadığı, davacının teminat kapsamında olmayan bir zarara ilişkin olarak ödeme yaptığı ve bu ödemenin hatır ödemesi niteliğinde olduğu, oysa davacının rücu hakkını kullanabilmesi için teminat kapsamında olan bir hasarı ödemiş olmasının gerektiği, taşıma hükümleri uyarınca taşıyıcının bir kusuru var ise de bunun taşıma sözleşmesinin tarafları arasında tazminata konu olabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, nakliyat emtea taşıma poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup mahkemece meydana gelen hasarın sigorta teminatı kapsamında olmadığı ve davacının yaptığı ödemenin lütuf ödemesi niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuen rizikonun gerçekleşmesine neden olan kimseden isteyebilir.
Ancak somut olayda, 16.11.2007 tarihli tazminat makbuzu ve ibraname başlıklı belge ile davacı sigortalının davalıya karşı olan talep ve dava haklarını temlik almıştır. Başka bir deyişle, dava dışı sigortalı, dava konusu taşıma ile ilgili olarak uğradığını iddia ettiği zarar nedeniyle davalıdan talep edebileceği alacağını BK’nun 162 ve devamı maddeleri uyarınca davacı ... şirketine temlik etmiştir. Bu durumda davacının sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümlerine göre de talep hakkı bulunmaktadır. O halde, mahkemece davacının aktif dava ehliyetinin mevcut olduğu kabul edilerek işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039489700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz