6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tediye makbuzu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/629 E. 2013/17665 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Deniz ticareti

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tediye makbuzu rücu davası halefiyet ibraname sigorta ettiren ibra sigorta sözleşmesi riziko rücuen tazminat rücu sigorta poliçesi kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 1301

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davaya konu hususlarda, ilgili Yargıtay Dairesince verilmiş emsal nitelikteki kararlarda belirtildiği üzere sigortalıya yapılan ödemelere ilişkin belgelerden başka, bu ödemeler ve poliçeden dolayı sigortalısının, davacı ... şirketini ibra ettiğine dair ibraname belgesinin de sunulmasının gerekli olduğu ve bunun da dava şartı olduğu, ancak verilen süre ve kesin sürelere rağmen davacı tarafça söz konusu ibraname belgesinin dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle, davanın dava şartı noksanlığı nedeni ile reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, birleşik ürün sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, sigortalıya yapılan ödemelere ilişkin ibraname belgesinin davacı tarafından sunulmadığı ve bu hususun dava şartı olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir. 6762 Sayılı TTK'nın 1301. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. TTK'nın 1301. maddesi hükmüne göre rücu davası açma hak ve yetkisi sigortalısına ödemede bulunan sigorta şirketine aittir. Sigorta şirketinin bu hak ve yetkiye sahip olabilmesi için sigortalı ile arasında sigorta sözleşmesinin bulunması, sigortacının rizikonun gerçekleşmesi üzerine sigortalısına ödeme yapması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekmektedir. Bu itibarla, rücu davasında sigortacının öncelikle halefiyet hakkını kazandığını belgeleriyle kanıtlaması gerekli ve yeterli olup ayrıca ibraname belgesinin sunulması sigortacının, üçüncü şahsa rücu edebilmesinin bir şartı değildir. Nitekim, davacı ... vekili tarafından da, dava konusu ödemelere ilişkin olarak banka hesap bilgilerini de içeren tazminat tediye makbuzları dosyaya sunulmuş olup bu ödemelerin başka bir riziko nedeniyle yapıldığı da iddia edilmemiştir. Bu durumda mahkemece, davanın esastan incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi bozmayı gerektirmiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/629 E.  ,  2013/17665 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/10/2011 tarih ve 2010/268-2011/568 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin, sigortalısı olan otel işletmesinde ani voltaj dalgalanmaları nedeniyle bir kısım cihazların arızalandığını ve bu nedenle müvekkili tarafından sigortalıya toplam 10.906 TL ödeme yapıldığını, davalı şirketin elektrik dağıtım işini gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle hasardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, anılan meblağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının sigortalısının trafolu müşteri olarak adlandırılan özel müşterilerden olduğunu, taraflar arasında sözleşme yapılarak müşteri adına tahsis edilen boş hücre bağlantı noktasından başlayarak bağlantı klemensleri dahil mülkiyet ve bakımın müşteriye ait olduğunu, arıza olduğu iddia edilen günlerde bölgede kesinti veya arıza bulunmadığını, ayrıca alacağın bir kısmının zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davaya konu hususlarda, ilgili Yargıtay Dairesince verilmiş emsal nitelikteki kararlarda belirtildiği üzere sigortalıya yapılan ödemelere ilişkin belgelerden başka, bu ödemeler ve poliçeden dolayı sigortalısının, davacı ... şirketini ibra ettiğine dair ibraname belgesinin de sunulmasının gerekli olduğu ve bunun da dava şartı olduğu, ancak verilen süre ve kesin sürelere rağmen davacı tarafça söz konusu ibraname belgesinin dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle, davanın dava şartı noksanlığı nedeni ile reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, birleşik ürün sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, sigortalıya yapılan ödemelere ilişkin ibraname belgesinin davacı tarafından sunulmadığı ve bu hususun dava şartı olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir. 6762 Sayılı TTK'nın 1301. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. TTK'nın 1301. maddesi hükmüne göre rücu davası açma hak ve yetkisi sigortalısına ödemede bulunan sigorta şirketine aittir. Sigorta şirketinin bu hak ve yetkiye sahip olabilmesi için sigortalı ile arasında sigorta sözleşmesinin bulunması, sigortacının rizikonun gerçekleşmesi üzerine sigortalısına ödeme yapması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekmektedir.

Bu itibarla, rücu davasında sigortacının öncelikle halefiyet hakkını kazandığını belgeleriyle kanıtlaması gerekli ve yeterli olup ayrıca ibraname belgesinin sunulması sigortacının, üçüncü şahsa rücu edebilmesinin bir şartı değildir. Nitekim, davacı ... vekili tarafından da, dava konusu ödemelere ilişkin olarak banka hesap bilgilerini de içeren tazminat tediye makbuzları dosyaya sunulmuş olup bu ödemelerin başka bir riziko nedeniyle yapıldığı da iddia edilmemiştir. Bu durumda mahkemece, davanın esastan incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/730252200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.