Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11647 E. 2011/16200 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗ dahili dava↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre, davacıya ait marka tescilleri 99/009791, 99/014726, 2000/15173 nolu olup, bunların sırasıyla 16. sınıftaki, 41. sınıftaki ve 35-38. sınıftaki emtia ve hizmetlere ilişkin bulunduğu, davacının ilk tescilinin 17/06/1999 tarihinden itibaren geçerli bulunduğu, davalıya ait olup hükümsüzlüğü istenen marka ise HILPARK ibareli 2005/17374 nolu, 05/05/2005 tarihinden itibaren geçerli ve 36-37. sınıfta bulunan bir kısım hizmet sınıfları için kayıtlı olduğu, markalar arasında karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, hükümsüzlüğü istenen markalardan 2005/17374 sayılı HILPARK ibareli marka yönünden hükümsüzlük talebinin reddinin gerektiği, diğer iki marka yönünden aynı gerekçe ile
davanın reddi gerekli olmakla birlikte bu iki markanın henüz tescil edilmedikleri, bu iki marka yönünden ayrıca dava tarihinde ve karar tarihinde herhangi bir tescil söz konusu olmadığından zamansız açılması nedeniyle dahi hükümsüzlük taleplerinin reddinin gerekeceği davalı kullanımının davacının markasına tecavüz yada haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı adına tescilli "HILPARK", "HILPARK SUİTES" ve "HILPARK İSTİNYE" markalarının hükümsüzlüğü, davalının markaya tecavüz ve haksız rekabetinin men'i, maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkiline ait “HILLSIDE” ibareli markanın geniş halk kitleleri tarafından tanındığını ve davalı şirketin tescil başvurusunda bulunduğu “HILPARK” ibareli markanın görsel ve işitsel olarak benzediği gibi, halk tarafından karıştırılma ihtimalinin de bulunduğunu ileri sürmüştür.
556 sayılı KHK’nin marka tescilinde red için nisbi nedenleri düzenleyen 8/2.b bendinin ikinci cümlesinde aynen “tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/2.b maddesinde, ”işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Şu halde, burada üzerinde durulması gereken husus halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır. Doktrinde, halk tarafından karıştırılma ihtimalinin iki koşulun bir araya gelmesi halinde oluşabileceği kabul edilmiş ve bu iki koşuldan birincisinin tescili istenen markanın, daha önce tescilli bulunan markanın aynısı veya benzeri olması, ikincisinin ise her iki markanın aynı mal ve hizmetlerde kullanılması olacaktır. Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise,bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerden oluşan halkın yaklaşımı gözönünde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir (Prof.Dr.Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku İst.1999, Birinci Baskı, sh.400 vd.) .
Somut olayda da davacıya ait bir kısım tescilli markalarla davalıya ait markanın aynı hizmet sınıfında kullanılması söz konusu olup, taraf markalarında yer alan kök kelimeler olan "HILL" ve "HIL" ibareleri yazılış, okunuş, görsel ve fonetik yönlerden orta düzeydeki tüketici bazında değerlendirildiğinde iltibas yaratacak derecede benzer olduğu, davalının sırf davacının markasından istifadeye yönelik olarak her hangi bir anlam taşımayan bu sözcüğü tercih ettiği anlaşılmaktadır.Davalının markasında yer alan eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının da olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla mahkemece davalının tescilli markası yönünden hükümsüzlük isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddi doğru görülmemiş va kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6083 E. 2012/8142 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… markalarında yer alan kök kelimeler olan "HILL" ve "HIL" ibareleri yazılış, okunuş, görsel ve fonetik yönlerden orta düzeydeki tüketici bazında değerlendirildiğinde «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğu, davalının sırf davacının markasından istifadeye yönelik olarak her hangi bir anlam taşımayan bu sözcüğü tercih ettiği anlaşılmaktadır.Davalının markasında yer alan eklentinin başlı başına «ayırt edicilik» vasfının da olmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda… n HILPARK SUITES ve HILPARK İSTİNYE markaları bakımından da aynı gerekçe ile davanın reddi gerekmekle birlikte bu markalar henüz tescil edilmediklerinden haklarında «erken açılan» davanın reddine ilişkin verilen karar, davacının temyizi üzerine Dairemizce davalının tescilli HILPARK markası (2005/17374 sayılı) ile davacı markası arasında «iltibas» tehlikesi bulunduğundan bu marka yönünden hükümsüzlük isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava
Benzer bu kararda… n HILPARK SUITES ve HILPARK İSTİNYE markaları bakımından da aynı gerekçe ile davanın reddi gerekmekle birlikte bu markalar henüz tescil edilmediklerinden haklarında «erken açılan» davanın reddine ilişkin verilen karar, davacının temyizi üzerine Dairemizce davalının tescilli HILPARK markası (2005/17374 sayılı) ile davacı markası arasında «iltibas» tehlikesi bulunduğundan bu marka yönünden hükümsüzlük isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10656 E. 2014/1223 K.
Ortak:ortalama tüketici · dahili dava · iltibas
İncelediğiniz kararda… alini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/2.b maddesinde, ”işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil», karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise,bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, «ortalama tüketicilerden» oluşan halkın yaklaşımı gözönünde tutulacaktır.
… markalarında yer alan kök kelimeler olan "HILL" ve "HIL" ibareleri yazılış, okunuş, görsel ve fonetik yönlerden orta düzeydeki tüketici bazında değerlendirildiğinde «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğu, davalının sırf davacının markasından istifadeye yönelik olarak her hangi bir anlam taşımayan bu sözcüğü tercih ettiği anlaşılmaktadır.Davalının markasında yer alan eklentinin başlı başına «ayırt edicilik» vasfının da olmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, markalar arasında bir benzerlik ve «ortalama tüketiciler» açısından karıştırılma ihtimali bulunmadığı, «iltibasın» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… ini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/1-(b) maddesinde, "işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil», karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, «ortalama tüketicilerden» oluşan halkın yaklaşımı gözönünde tutulacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2130 E. 2015/6878 K.
Ortak:ortalama tüketici · dahili dava · iltibas
İncelediğiniz kararda… alini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/2.b maddesinde, ”işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil», karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise,bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, «ortalama tüketicilerden» oluşan halkın yaklaşımı gözönünde tutulacaktır.
… markalarında yer alan kök kelimeler olan "HILL" ve "HIL" ibareleri yazılış, okunuş, görsel ve fonetik yönlerden orta düzeydeki tüketici bazında değerlendirildiğinde «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğu, davalının sırf davacının markasından istifadeye yönelik olarak her hangi bir anlam taşımayan bu sözcüğü tercih ettiği anlaşılmaktadır.Davalının markasında yer alan eklentinin başlı başına «ayırt edicilik» vasfının da olmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, taraf markaları arasında bazı mal ve hizmetler yönünden benzerlik bulunduğu, davalıya ait markanın davacıya ait markayla benzer olmadığı, «iltibas» riskinin bulunmadığı, davacı markasının tanınmış olduğunun ispatlanamadığı, ayrıca tanınmışlığın sonuca herhangi bir etkisinin de bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 7/1-c, d ve f hükümlerinin davalının marka tescilini engellemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… ini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/1-(b) maddesinde, "işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil», karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü bakımından ise, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, «ortalama tüketicilerden» oluşan halkın yaklaşımı gözönünde tutulacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11097 E. 2010/5996 K.
Ortak:dahili dava
İncelediğiniz kararda… alini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/2.b maddesinde, ”işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil», karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Benzer bu kararda… lini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, Markanın Korunması Kapsamı’nı düzenleyen 9/2.b maddesin de,”işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil»,karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terkin · eksik inceleme
Benzer bu karardaDavacı vekili,müvekkiline ait “Schön”,”Schönline”esas unsurlu markaları mevcutken davalının aynı ve bağlantılı emtia sınıflarında “goodline” ibaresini adına tescil ettirdiği iddiasına dayalı 556 sayılı KHK’nın 7/1-b,8/1-a ve 8/1-b,8/5.maddeleri kapsamında davalının 2007/5056 tescil nolu markasının hükümsüzlüğü ile markalar sicilinden «terkini» istemine ilişkindir.
… nduğu bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken,davacı vekilinin bu husustaki iddiaları değerlendirilmeden «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15360 E. 2015/865 K.
Ortak:ortalama tüketici · dahili dava
İncelediğiniz kararda… alini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/2.b maddesinde, ”işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil», karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise,bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, «ortalama tüketicilerden» oluşan halkın yaklaşımı gözönünde tutulacaktır.
Benzer bu kararda… , iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, markalar arasında düşük düzeyde bir benzerlik bulunduğu, görsel ve kavramsal yönden başvuru ve markanın ayrışacakları, «ortalama tüketici» kitlesinin başvuruyu "...." şeklinde algılayacakları, davacı markasının ise "...." şeklinde algılanacağı, davacı markası bulunan kutucuk içindeki "a" harfinin ...k …
Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, «ortalama tüketicilerden» oluşan halkın yaklaşımı gözönünde tutulacaktır.
… nkler itibariyle görsel açıdan ortalama nitelikteki tüketiciler yönünden benzer olduğu, markalar arasında KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca bağlantı kurulması ihtimali «dahil» karıştırılma ihtimali bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11647 E. , 2011/16200 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/05/2009 tarih ve 2008/166-2009/111 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29/11/2011 gününde davacı avukatı..... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı avukatı duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkilinin TPE nezdinde HILLSIDE ibareli tescilli markaları bulunduğunu, bu tescilin 2001 ve 2007 yılından itibaren geçerli olduğunu, her üç tescilin 9/32 ve 33. sınıflar ile 19/36/37 ve 39/41/43. sınıflara ilişkin bulunduğunu, HILLSIDE markasının tanınmış marka olduğunu, davalının ise HILPARK ibaresini TPE nezdinde tescil ettirdiğini, bu markanın müvekkilin tanınmış markası ile karışıklık yarattığını, böylece davalının haksız çıkar elde ettiğini ve müvekkilinin markasına tecavüzde bulunduğunu, davalının HILPARK ibaresini internet üzerinde de kullandığını, tüm bu eylemlerinin kötüniyetli olduğunu, markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ile davalı adına tescilli HILPARK markasının hükümsüzlüğünü, davalının haksız rekabetinin ve markaya tecavüz eylemleri ile hukuka aykırı, haksız kullanımının sonlandırılmasını, 10.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 13/03/2009 tarihli dilekçesi ile davayı ıslah suretiyle netice-i talebini artırarak HILPARK markası yanında HILPARK SUİTES ve HILPARK İSTİNYE markalarının da hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının hukuksal anlamda haklı ve geçerli olmadığını, HILPARK markasının tescilinin hukuka aykırı olmadığını, tescilli marka ile yapılan ticari faaliyetlerin haksız rekabet ve markaya tecavüz oluşturmayacağını, davacının markasının tanınmışlık kazandığı tarihin 2007 olduğunu, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markasının görsel, fonetik ve yazılış bakımından farklı ve ayırt edici olduğunu, haksız kazancın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre, davacıya ait marka tescilleri 99/009791, 99/014726, 2000/15173 nolu olup, bunların sırasıyla 16. sınıftaki, 41. sınıftaki ve 35-38. sınıftaki emtia ve hizmetlere ilişkin bulunduğu, davacının ilk tescilinin 17/06/1999 tarihinden itibaren geçerli bulunduğu, davalıya ait olup hükümsüzlüğü istenen marka ise HILPARK ibareli 2005/17374 nolu, 05/05/2005 tarihinden itibaren geçerli ve 36-37. sınıfta bulunan bir kısım hizmet sınıfları için kayıtlı olduğu, markalar arasında karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, hükümsüzlüğü istenen markalardan 2005/17374 sayılı HILPARK ibareli marka yönünden hükümsüzlük talebinin reddinin gerektiği, diğer iki marka yönünden aynı gerekçe ile
davanın reddi gerekli olmakla birlikte bu iki markanın henüz tescil edilmedikleri, bu iki marka yönünden ayrıca dava tarihinde ve karar tarihinde herhangi bir tescil söz konusu olmadığından zamansız açılması nedeniyle dahi hükümsüzlük taleplerinin reddinin gerekeceği davalı kullanımının davacının markasına tecavüz yada haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı adına tescilli "HILPARK", "HILPARK SUİTES" ve "HILPARK İSTİNYE" markalarının hükümsüzlüğü, davalının markaya tecavüz ve haksız rekabetinin men'i, maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkiline ait “HILLSIDE” ibareli markanın geniş halk kitleleri tarafından tanındığını ve davalı şirketin tescil başvurusunda bulunduğu “HILPARK” ibareli markanın görsel ve işitsel olarak benzediği gibi, halk tarafından karıştırılma ihtimalinin de bulunduğunu ileri sürmüştür.
556 sayılı KHK’nin marka tescilinde red için nisbi nedenleri düzenleyen 8/2.b bendinin ikinci cümlesinde aynen “tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/2.b maddesinde, ”işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Şu halde, burada üzerinde durulması gereken husus halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır. Doktrinde, halk tarafından karıştırılma ihtimalinin iki koşulun bir araya gelmesi halinde oluşabileceği kabul edilmiş ve bu iki koşuldan birincisinin tescili istenen markanın, daha önce tescilli bulunan markanın aynısı veya benzeri olması, ikincisinin ise her iki markanın aynı mal ve hizmetlerde kullanılması olacaktır. Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise,bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerden oluşan halkın yaklaşımı gözönünde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır.
Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir (Prof.Dr.Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku İst.1999, Birinci Baskı, sh.400 vd.) .
Somut olayda da davacıya ait bir kısım tescilli markalarla davalıya ait markanın aynı hizmet sınıfında kullanılması söz konusu olup, taraf markalarında yer alan kök kelimeler olan "HILL" ve "HIL" ibareleri yazılış, okunuş, görsel ve fonetik yönlerden orta düzeydeki tüketici bazında değerlendirildiğinde iltibas yaratacak derecede benzer olduğu, davalının sırf davacının markasından istifadeye yönelik olarak her hangi bir anlam taşımayan bu sözcüğü tercih ettiği anlaşılmaktadır.Davalının markasında yer alan eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının da olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla mahkemece davalının tescilli markası yönünden hükümsüzlük isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddi doğru görülmemiş va kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
########
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039447800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz