Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/10656 E. 2014/1223 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortalama tüketici↗ dahili dava↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, markalar arasında bir benzerlik ve ortalama tüketiciler açısından karıştırılma ihtimali bulunmadığı, iltibasın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, 556 sayılı KHK’nin marka tescilinde red için nisbi nedenleri düzenleyen 8/1-(b) bendinin ikinci cümlesinde aynen “tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/1-(b) maddesinde, "işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Şu halde, burada üzerinde durulması gereken husus halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır. Doktrinde, halk tarafından karıştırılma ihtimalinin iki koşulun bir araya gelmesi halinde oluşabileceği kabul edilmiş ve bu iki koşuldan birincisinin tescili istenen markanın, daha önce tescilli bulunan markanın aynısı veya benzeri olması, ikincisinin ise her iki markanın aynı mal ve hizmetlerde kullanılması olacaktır. Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerden oluşan halkın yaklaşımı gözönünde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir (Prof.Dr.Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku İst.1999, Birinci Baskı, sh.400 vd.). Somut olayda, davalı markası davacı markasının da tescilli olduğu 25. sınıf ürünler yönünden tescilli olup, davacı markası "F.", davalı markası "F." olmakla, yazılış, okunuş, görsel ve fonetik yönlerden orta düzeydeki tüketici bazında değerlendirildiğinde iltibas yaratacak derecede benzerdir. Davalıya ait marka ayırt edici nitelikte değildir. Bu itibarla, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, markalar arasında bir benzerlik ve ortalama tüketici açısından karşılaştırma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Markanın hükümsüzlüğü 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2130 E. 2015/6878 K.
Ortak:ortalama tüketici · dahili dava · iltibas · Markanın hükümsüzlüğü
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, markalar arasında bir benzerlik ve «ortalama tüketiciler» açısından karıştırılma ihtimali bulunmadığı, «iltibasın» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… ini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/1-(b) maddesinde, "işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil», karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, «ortalama tüketicilerden» oluşan halkın yaklaşımı gözönünde tutulacaktır.
Benzer bu karardaMahkemece, taraf markaları arasında bazı mal ve hizmetler yönünden benzerlik bulunduğu, davalıya ait markanın davacıya ait markayla benzer olmadığı, «iltibas» riskinin bulunmadığı, davacı markasının tanınmış olduğunun ispatlanamadığı, ayrıca tanınmışlığın sonuca herhangi bir etkisinin de bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 7/1-c, d ve f hükümlerinin davalının marka tescilini engellemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… ini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/1-(b) maddesinde, "işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil», karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü bakımından ise, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, «ortalama tüketicilerden» oluşan halkın yaklaşımı gözönünde tutulacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11097 E. 2010/5996 K.
Ortak:dahili dava
İncelediğiniz kararda… ini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/1-(b) maddesinde, "işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil», karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Benzer bu kararda… lini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, Markanın Korunması Kapsamı’nı düzenleyen 9/2.b maddesin de,”işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil»,karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terkin · eksik inceleme
Benzer bu karardaDavacı vekili,müvekkiline ait “Schön”,”Schönline”esas unsurlu markaları mevcutken davalının aynı ve bağlantılı emtia sınıflarında “goodline” ibaresini adına tescil ettirdiği iddiasına dayalı 556 sayılı KHK’nın 7/1-b,8/1-a ve 8/1-b,8/5.maddeleri kapsamında davalının 2007/5056 tescil nolu markasının hükümsüzlüğü ile markalar sicilinden «terkini» istemine ilişkindir.
… nduğu bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken,davacı vekilinin bu husustaki iddiaları değerlendirilmeden «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15360 E. 2015/865 K.
Ortak:ortalama tüketici · dahili dava
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, markalar arasında bir benzerlik ve «ortalama tüketiciler» açısından karıştırılma ihtimali bulunmadığı, «iltibasın» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… ini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/1-(b) maddesinde, "işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil», karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, «ortalama tüketicilerden» oluşan halkın yaklaşımı gözönünde tutulacaktır.
Benzer bu kararda… , iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, markalar arasında düşük düzeyde bir benzerlik bulunduğu, görsel ve kavramsal yönden başvuru ve markanın ayrışacakları, «ortalama tüketici» kitlesinin başvuruyu "...." şeklinde algılayacakları, davacı markasının ise "...." şeklinde algılanacağı, davacı markası bulunan kutucuk içindeki "a" harfinin ...k …
Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, «ortalama tüketicilerden» oluşan halkın yaklaşımı gözönünde tutulacaktır.
… nkler itibariyle görsel açıdan ortalama nitelikteki tüketiciler yönünden benzer olduğu, markalar arasında KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca bağlantı kurulması ihtimali «dahil» karıştırılma ihtimali bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11647 E. 2011/16200 K.
Ortak:ortalama tüketici · dahili dava · iltibas
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, markalar arasında bir benzerlik ve «ortalama tüketiciler» açısından karıştırılma ihtimali bulunmadığı, «iltibasın» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… ini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/1-(b) maddesinde, "işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil», karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, «ortalama tüketicilerden» oluşan halkın yaklaşımı gözönünde tutulacaktır.
Benzer bu kararda… alini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/2.b maddesinde, ”işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil», karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise,bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, «ortalama tüketicilerden» oluşan halkın yaklaşımı gözönünde tutulacaktır.
… markalarında yer alan kök kelimeler olan "HILL" ve "HIL" ibareleri yazılış, okunuş, görsel ve fonetik yönlerden orta düzeydeki tüketici bazında değerlendirildiğinde «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğu, davalının sırf davacının markasından istifadeye yönelik olarak her hangi bir anlam taşımayan bu sözcüğü tercih ettiği anlaşılmaktadır.Davalının markasında yer alan eklentinin başlı başına «ayırt edicilik» vasfının da olmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayırt edicilik · maddi tazminat · haksız rekabet
Benzer bu karardaDava, davalı adına tescilli "HILPARK", "HILPARK SUİTES" ve "HILPARK İSTİNYE" markalarının hükümsüzlüğü, davalının markaya tecavüz ve «haksız rekabetinin» men'i, «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
… ir tescil söz konusu olmadığından zamansız açılması nedeniyle dahi hükümsüzlük taleplerinin reddinin gerekeceği davalı kullanımının davacının markasına tecavüz yada «haksız rekabet» oluşturmayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
… markalarında yer alan kök kelimeler olan "HILL" ve "HIL" ibareleri yazılış, okunuş, görsel ve fonetik yönlerden orta düzeydeki tüketici bazında değerlendirildiğinde «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğu, davalının sırf davacının markasından istifadeye yönelik olarak her hangi bir anlam taşımayan bu sözcüğü tercih ettiği anlaşılmaktadır.Davalının markasında yer alan eklentinin başlı başına «ayırt edicilik» vasfının da olmadığı anlaşılmaktadır.
-
Markaların Benzerliğine Dayanarak İptal
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2004/12143 E. 2005/9700 K.
Ortak:dahili dava · iltibas
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, markalar arasında bir benzerlik ve «ortalama tüketiciler» açısından karıştırılma ihtimali bulunmadığı, «iltibasın» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… ini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/1-(b) maddesinde, "işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil», karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Somut olayda, davalı markası davacı markasının da tescilli olduğu 25. sınıf ürünler yönünden tescilli olup, davacı markası "F.", davalı markası "F." olmakla, yazılış, okunuş, görsel ve fonetik yönlerden orta düzeydeki tüketici bazında değerlendirildiğinde «iltibas» yaratacak derecede benzerdir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık, her iki marka arasında, yasanın düzenlediği anlamda bir benzerlik ve «iltibas» bulunup bulunmadığı noktasında toplanmakta olup, alınan rapor doğrultusunda mahkemece aynı sınıf ürünler arasında bu benzerliğin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
… i kapsıyorsa" ifadesi yer aldığı gibi, Markanın Korunması Kapsamı'nı düzenleyen 9/2.b maddesinin de, "işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil», karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılmasının markaya tecavüz oluşturacağı öngörmüştür.
Bu durumda, markaların hakim unsurlar dikkate alındığında, bunun yanında tali unsur olarak "PAPATYA" ibaresinin kullanılmasının, yukarıdaki açıklamalara göre bir benzerlik, «iltibas» yada karıştırılma sonucuna neden olacağının kabulü doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyan
Benzer bu kararda… z önünde tutularak, davanın aynı sınıf ürünler bakımından da reddine karar vermek gerekirken; somut olaya uymayan ve esasen markadaki hakim unsur yönü ile-benzerlik «taşıyan» iki marka ile ilgili Dairemiz'in verdiği bir başka kararına atıfla yetinilen bilirkişi raporuna göre davanın aynı sınıf ürünler bakımından kabulüne karar verilmesi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8465 E. 2016/3391 K.
Ortak:ortalama tüketici · dahili dava · iltibas
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, markalar arasında bir benzerlik ve «ortalama tüketiciler» açısından karıştırılma ihtimali bulunmadığı, «iltibasın» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… ini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/1-(b) maddesinde, "işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil», karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, «ortalama tüketicilerden» oluşan halkın yaklaşımı gözönünde tutulacaktır.
Benzer bu kararda… ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve/veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de «dahil», karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması." denilmek suretiyle «ortalama tüketiciler» nezdinde karıştırılma ihtimali bulunması durumunun marka tescilinde nispi red nedeni sayılacağına değinilmiştir.
… an ... ibaresinin.... biçiminde telaffuz edileceği, ... ibaresinin dilimizde örtü ve çamaşırların kenarlarına yapılan süs türü anlamına geldiği, bu anlamıyla yüksek «ayırt ediciliğe» sahip olduğundan söz edilemeyeceği, davalının kullanımının... biçiminde olduğu, bu nedenle başvuru konusu marka ile redde mesnet markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak «iltibasa» mahal verir düzeyde benzerlik bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Redde mesnet markalar ile başvuruya konu markanın tescil kapsamın dahilinde bulunan 30. sınıfta yer alan çikolata, şekerleme ve benzeri emtealarının «ortalama tüketicileri» çocuklar olup karıştırılma ihtimalinin bu kapsamda değerlendirilmesi gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi · taşıyan · ayırt edicilik · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu bağlamda markalar arasındaki görsel benzerlik dikkate alınarak başvuruya konu marka kapsamında yer alan emteaların niteliği itibariyle «ortalama tüketicileri» nezdinde ayırt etme ve bağlantı kurma durumu gözönünde tutularak bu konuda uzman «bilirkişilerce inceleme» yaptırılıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verimesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
… an ... ibaresinin.... biçiminde telaffuz edileceği, ... ibaresinin dilimizde örtü ve çamaşırların kenarlarına yapılan süs türü anlamına geldiği, bu anlamıyla yüksek «ayırt ediciliğe» sahip olduğundan söz edilemeyeceği, davalının kullanımının... biçiminde olduğu, bu nedenle başvuru konusu marka ile redde mesnet markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak «iltibasa» mahal verir düzeyde benzerlik bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Zira uyuşmazlığın çözümü yönünden daha çok çocuklardan oluşan «ortalama tüketici» kitlesinin, oldukça benzer yazılımı olan davalı markasını bu neviden ürünler üzerinde redde mesnet markaları «taşıyan» davacı ürünleriyle aynı raflarda görmeleri halinde her iki markayı karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığının ayrıca değerlendirilmesi gereklidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/10656 E. , 2014/1223 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 02/05/2013
NUMARASI 2011/433-2013/219
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/05/2013 tarih ve 2011/433-2013/219 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 Sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonradava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ayakkabı mağazacılığının öncülüğünü yaptığını, davalı adına 25. sınıfta tescilli 2009/61793 nolu "F." markasının, 10,18, 15 ve 35. sınıflarda müvekkili adına tescili 2006/48708 nolu "F." ibareli tanınmış markası ile iltibas oluşturduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, markalar arasında bir benzerlik ve ortalama tüketiciler açısından karıştırılma ihtimali bulunmadığı, iltibasın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, 556 sayılı KHK’nin marka tescilinde red için nisbi nedenleri düzenleyen 8/1-(b) bendinin ikinci cümlesinde aynen “tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, markanın korunması kapsamını düzenleyen 9/1-(b) maddesinde, "işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörülmüştür.
Şu halde, burada üzerinde durulması gereken husus halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır. Doktrinde, halk tarafından karıştırılma ihtimalinin iki koşulun bir araya gelmesi halinde oluşabileceği kabul edilmiş ve bu iki koşuldan birincisinin tescili istenen markanın, daha önce tescilli bulunan markanın aynısı veya benzeri olması, ikincisinin ise her iki markanın aynı mal ve hizmetlerde kullanılması olacaktır. Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerden oluşan halkın yaklaşımı gözönünde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır.
Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir (Prof.Dr.Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku İst.1999, Birinci Baskı, sh.400 vd.). Somut olayda, davalı markası davacı markasının da tescilli olduğu 25. sınıf ürünler yönünden tescilli olup, davacı markası "F.", davalı markası "F." olmakla, yazılış, okunuş, görsel ve fonetik yönlerden orta düzeydeki tüketici bazında değerlendirildiğinde iltibas yaratacak derecede benzerdir. Davalıya ait marka ayırt edici nitelikte değildir. Bu itibarla, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, markalar arasında bir benzerlik ve ortalama tüketici açısından karşılaştırma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102009900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz