Menfi tespit | Menfi tespit | İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5623 E. 2024/2732 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
avans çeki↗ çekin bedelsizliği↗ hmk 222↗ çek ile ödeme↗ yazılı delille ispat↗ yemin deliline dayanma↗ delil niteliği↗ kesin delil↗ yetkili hamil↗ yemin teklifi↗ karine↗ yemin delili↗ ispat külfeti↗ ticari defter ve kayıtlar↗ yazılı delil↗ direnme kararı↗ bedelsizlik↗ yemin↗ kesin süre↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ hamil↗ uyuşmazlık konusu↗ vade↗ istirdat↗ kötü niyet↗ ihtar↗ ticari defter↗ iflas↗ ihtarname↗ çek↗ taşıyan↗ tacir↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ teslim↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 04.06.2014 tarihli ve 2013/296 E., 2014/130 K. sayılı kararı ile; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dava konusu çeklerin davacı tarafından davalıya sipariş edilen malların karşılığı avans olarak verilen çeklerden olup olmadığı ya da davalı tarafından teslim edilen malların karşılığı ödeme olarak davalıya verilen çeklerden olup olmadığı noktasında toplandığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için taraf vekillerine kesin süre verildiği, davalının ticari defter ibrazından kaçındığı, davacının ticari defter ve kayıtlarını inceleyen bilirkişinin raporuna göre, davacının resmî defterleri "işletme defteri" şeklinde olduğundan işletme defterine cari kayıtların işlenemediği, bu nedenle davalıya verilen on iki adet çekin kaydının olmadığı, davacının 2011, 2012 ve 2013 resmî kayıtlarında davalıdan satın aldığı herhangi bir mal veya hizmet kaydının bulunmadığının belirlendiği, davacı tarafından davalıya gönderilen 26.11.2012 tarihli ihtarname ile davaya konu on iki adet toplam 93.500,00 TL bedelli çeklerin anlaşma konusu çoraplar teslim edilmediğinden iadesinin istendiği, akabinde on iki adet çekten beş adet toplam 37.500,00 TL bedelli çeklerin davacıya teslim edildiği, her ne kadar çek bir ödeme vasıtası olup, teslim edilen malın karşılığı olarak verildiğine karine teşkil etmekte ve bunun aksinin yazılı delil ve belge ile ispat edilmesi gerekmekte ise de; davacının davalıya gönderdiği ihtarnameye istinaden on iki adet çekten beş adedinin davalı tarafça; "çeklerin bedelsiz olduğu" belirtilerek davacıya teslim edildiği, ayrıca davalının defter ibrazından kaçındığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesi uyarınca; davacı tarafın iddialarına itibar edilerek dava konusu çeklerin bedelsiz olduğunun ve bu çeklerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile toplam 56.000,00 TL bedelli yedi adet çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, dava konusu çeklerden 05.09.2012 keşide tarihli ve 4.000,00 TL bedelli 28.02.2013 keşide tarihli ve 6.500,00 TL bedelli, 30.01.2013 keşide tarihli ve 10.000,00 TL bedelli çeklerin davacı tarafça karşılığının ödendiği dikkate alınarak toplam 20.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 22.10.2015 tarihli ve 2014/15954 E., 2015/13466 K. sayılı kararı ile;
“…Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre her ne kadar çek ödeme vasıtası olup teslim edilen mal karşılığı verildiğine dair karinenin aksinin yazılı delille ispatı gerekmekte ise de davacının ihtarı üzerine davalının 12 adet çekten 5 tanesinin ''çeklerin bedelsiz olduğu'' belirtilerek davacıya teslim edildiği, davalının defter ibrazından kaçındığı, HMK'nun 222. maddesi uyarınca davacı iddialarına itibar edildiği, buna göre dava konusu çeklerin bedelsiz kaldığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, davaya konu çeklerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödenen üç adet çek bedeli 20.500 TL'nin davalıdan istirdatına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava yedi adet çek nedeniyle menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Davacı, davalıya sipariş ettiği mallara karşılık on iki adet çek verildiğini, mal teslim edilmemesi üzerine davalıya çekilen ihtarname üzerine bu çeklerden beş adedinin bedelsiz olarak iade edildiğini, ancak kalan yedi adet çekin bedelsiz kaldığı halde iade edilmediğini, bunlardan üçünün dava dışı yetkili hamiller tarafından ibraz edilmesi üzerine ödenmek zorunda kaldığını iddia ederek, menfi tespit ve istirdat talebinde bulunmuştur. Davalı vekili ise çekin kural olarak ödeme vasıtası olduğunu ve bu nedenle davacının avans iddiasını kanıtlaması gerektiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.
Bu durumda somut olay bakımından ispat külfeti çeklerin avans olarak verildiğini iddia eden davacıda olup davacının bu yöndeki iddiasını 6100 sayılı HMK 201. maddesi uyarınca yazılı delille ispatı gerekir. Çeklerden beşinin iade edilmiş olması tek başına dava konusu çeklerin karşılıksız olduğunu göstermez. Dosyada dava konusu çeklerin avans çeki olduğunu gösterir yazılı bir delile rastlanmadığı gibi bedelsiz kaldığına dair bir delil de bulunmamaktadır. Mahkemece, bu yönler gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Verilen Direnme Kararı
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki karar gerekçesi yanında, her iki tarafın kendi ellerindeki vesikaları Mahkemeye ibraz etmek zorunda olduğu, bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği durumlarda karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiği ya da bundan kaçınması hâlinde bağlanması gereken hukuksal sonuçların 6100 sayılı Kanun'un 220 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin düzenlemelere tabi olduğu, aynı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasının bir tarafın Mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi hâlinde, Mahkemenin o tarafın maksadını gözeterek diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngördüğü, bu hükmün taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hâllerde ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulandığı, taraflar arasındaki hukukî uyuşmazlığın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 82 nci maddesindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydı ile kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngördüğü, bu nedenle davacının iddialarına itibar edilerek dava konusu çeklerin bedelsiz olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.11.2021 tarih 2017/(19)-1662 E., 2021/1357 K. sayılı ilamıyla tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
E. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası verilen kararıyla; davada söz konusu çekler yönünden ispat külfeti çeklerin avans olarak verildiğini iddia eden davacıda olup davacının bu yöndeki iddiasını 6100 sayılı Kanun'un 201 inci maddesi uyarınca yazılı delille ispatı gerekmekte olup çeklerden beşinin iade edilmiş olması tek başına dava konusu çeklerin karşılıksız olduğunu göstermeyeceğinden ve dava konusu çeklerin avans çeki olduğunu gösterir yazılı bir delile de rastlanmadığı gibi bedelsiz kaldığına dair bir delil de bulunmamakla; son olarak davacı delillerinde yemin deliline dayanmış olmakla Mahkemece davacı tarafa yemin teklifinde bulunup bulunmayacağı hususunda beyanda bulunmak üzere iki hafta süre verilmiş, davacı vekili tarafından yemin deliline başvurulmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının çeklerin bedelsiz olduğuna ilişkin yazılı belge düzenlediğini, tarafların tacir olduğunu, ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu, davacının 6100 sayılı Kanun gereği ispat yükünü yerine getirdiğini belirterek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
F. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11201 E. 2012/2856 K.
Ortak:direnme kararı
İncelediğiniz kararda… ilen Direnme Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki karar gerekçesi yanında, her iki tarafın kendi ellerindeki vesikaları Mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğu, bir davada «ispat yükü» kendisine ait olan tarafın başka delillerle birlikte karşı tarafın «ticari defterlerine» de dayandığı, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği durumlarda karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiği ya da bundan kaçınması hâlinde bağlanması gereken hukuksal sonuçların 6100 sayılı Kanun'un 220 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin düzenlemelere tabi olduğu, aynı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasının bir tarafın Mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi hâlinde, Mahkemenin o tarafın maksadını gözeterek diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngördüğü, bu hükmün taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hâllerde ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulandığı, taraflar arasındaki hukukî uyuşmazlığın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 82 nci maddesindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, ticari işlerden dolayı «tacirler» arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin maddede gösterilen koşulların mevcut olması «kaydı» ile «kesin delil niteliğinde» bulunduğunu öngördüğü, bu nedenle davacının iddialarına itibar edilerek dava konusu çeklerin «bedelsiz» olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen «direnme» kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
… nlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle «direnme» kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, davanın reddine dair mahkemece verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya kısmen direnilmiş olup, davacı vekilinin temyiz istemi «direnme» hükmüne ilişkindir.
2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca «direnme» kararlarının temyiz incelemesi Dairemizin görevi dışında olup, Yargıtay Yüksek Hukuk Genel Kurulu'na aittir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9848 E. 2010/11227 K.
Ortak:direnme kararı
İncelediğiniz kararda… ilen Direnme Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki karar gerekçesi yanında, her iki tarafın kendi ellerindeki vesikaları Mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğu, bir davada «ispat yükü» kendisine ait olan tarafın başka delillerle birlikte karşı tarafın «ticari defterlerine» de dayandığı, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği durumlarda karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiği ya da bundan kaçınması hâlinde bağlanması gereken hukuksal sonuçların 6100 sayılı Kanun'un 220 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin düzenlemelere tabi olduğu, aynı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasının bir tarafın Mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi hâlinde, Mahkemenin o tarafın maksadını gözeterek diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngördüğü, bu hükmün taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hâllerde ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulandığı, taraflar arasındaki hukukî uyuşmazlığın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 82 nci maddesindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, ticari işlerden dolayı «tacirler» arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin maddede gösterilen koşulların mevcut olması «kaydı» ile «kesin delil niteliğinde» bulunduğunu öngördüğü, bu nedenle davacının iddialarına itibar edilerek dava konusu çeklerin «bedelsiz» olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen «direnme» kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
… nlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle «direnme» kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, davanın 3 aylık «hak düşürücü sürede» açılmamasından dolayı reddi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahalli mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca «direnme» kararının onanmasına diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Dairemize gönderilmesine karar verilmiş, Dairemizin 29.04.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı o …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak düşürücü süre
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, davanın 3 aylık «hak düşürücü sürede» açılmamasından dolayı reddi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahalli mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca «direnme» kararının onanmasına diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Dairemize gönderilmesine karar verilmiş, Dairemizin 29.04.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı o …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5044 E. 2010/4709 K.
Ortak:direnme kararı
İncelediğiniz kararda… ilen Direnme Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki karar gerekçesi yanında, her iki tarafın kendi ellerindeki vesikaları Mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğu, bir davada «ispat yükü» kendisine ait olan tarafın başka delillerle birlikte karşı tarafın «ticari defterlerine» de dayandığı, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği durumlarda karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiği ya da bundan kaçınması hâlinde bağlanması gereken hukuksal sonuçların 6100 sayılı Kanun'un 220 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin düzenlemelere tabi olduğu, aynı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasının bir tarafın Mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi hâlinde, Mahkemenin o tarafın maksadını gözeterek diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngördüğü, bu hükmün taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hâllerde ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulandığı, taraflar arasındaki hukukî uyuşmazlığın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 82 nci maddesindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, ticari işlerden dolayı «tacirler» arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin maddede gösterilen koşulların mevcut olması «kaydı» ile «kesin delil niteliğinde» bulunduğunu öngördüğü, bu nedenle davacının iddialarına itibar edilerek dava konusu çeklerin «bedelsiz» olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen «direnme» kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
… nlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle «direnme» kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, davanın 3 aylık «hak düşürücü sürede» açılmamasından dolayı reddi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahalli mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca «direnme» kararının onanmasına diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak düşürücü süre
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, davanın 3 aylık «hak düşürücü sürede» açılmamasından dolayı reddi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahalli mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca «direnme» kararının onanmasına diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/239 E. 2014/7351 K.
Ortak:direnme kararı
İncelediğiniz kararda… ilen Direnme Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki karar gerekçesi yanında, her iki tarafın kendi ellerindeki vesikaları Mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğu, bir davada «ispat yükü» kendisine ait olan tarafın başka delillerle birlikte karşı tarafın «ticari defterlerine» de dayandığı, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği durumlarda karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiği ya da bundan kaçınması hâlinde bağlanması gereken hukuksal sonuçların 6100 sayılı Kanun'un 220 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin düzenlemelere tabi olduğu, aynı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasının bir tarafın Mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi hâlinde, Mahkemenin o tarafın maksadını gözeterek diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngördüğü, bu hükmün taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hâllerde ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulandığı, taraflar arasındaki hukukî uyuşmazlığın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 82 nci maddesindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, ticari işlerden dolayı «tacirler» arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin maddede gösterilen koşulların mevcut olması «kaydı» ile «kesin delil niteliğinde» bulunduğunu öngördüğü, bu nedenle davacının iddialarına itibar edilerek dava konusu çeklerin «bedelsiz» olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen «direnme» kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
… nlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle «direnme» kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavacı vekilinin temyiz itirazı «direnme» kararına ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:haksız rekabet
Benzer bu karardauyuşmazlık, «haksız rekabetin» tespiti ve tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karar Dairemizce bozulmuş, yerel mahkemece, eski kararda direnilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4805 E. 2012/5825 K.
Ortak:direnme kararı
İncelediğiniz kararda… ilen Direnme Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki karar gerekçesi yanında, her iki tarafın kendi ellerindeki vesikaları Mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğu, bir davada «ispat yükü» kendisine ait olan tarafın başka delillerle birlikte karşı tarafın «ticari defterlerine» de dayandığı, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği durumlarda karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiği ya da bundan kaçınması hâlinde bağlanması gereken hukuksal sonuçların 6100 sayılı Kanun'un 220 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin düzenlemelere tabi olduğu, aynı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasının bir tarafın Mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi hâlinde, Mahkemenin o tarafın maksadını gözeterek diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngördüğü, bu hükmün taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hâllerde ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulandığı, taraflar arasındaki hukukî uyuşmazlığın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 82 nci maddesindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, ticari işlerden dolayı «tacirler» arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin maddede gösterilen koşulların mevcut olması «kaydı» ile «kesin delil niteliğinde» bulunduğunu öngördüğü, bu nedenle davacının iddialarına itibar edilerek dava konusu çeklerin «bedelsiz» olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen «direnme» kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
… nlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle «direnme» kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavalılar vekillerinin temyiz itirazı «direnme» kararına ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/173 E. 2014/18970 K.
Ortak:ticari defter · ibraz · e-defter
İncelediğiniz kararda… ilen Direnme Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki karar gerekçesi yanında, her iki tarafın kendi ellerindeki vesikaları Mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğu, bir davada «ispat yükü» kendisine ait olan tarafın başka delillerle birlikte karşı tarafın «ticari defterlerine» de dayandığı, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği durumlarda karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiği ya da bundan kaçınması hâlinde bağlanması gereken hukuksal sonuçların 6100 sayılı Kanun'un 220 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin düzenlemelere tabi olduğu, aynı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasının bir tarafın Mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi hâlinde, Mahkemenin o tarafın maksadını gözeterek diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngördüğü, bu hükmün taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hâllerde ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulandığı, taraflar arasındaki hukukî uyuşmazlığın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 82 nci maddesindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, ticari işlerden dolayı «tacirler» arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin maddede gösterilen koşulların mevcut olması «kaydı» ile «kesin delil niteliğinde» bulunduğunu öngördüğü, bu nedenle davacının iddialarına itibar edilerek dava konusu çeklerin «bedelsiz» olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
… uyuşmazlığın, dava konusu çeklerin davacı tarafından davalıya sipariş edilen malların karşılığı avans olarak verilen çeklerden olup olmadığı ya da davalı tarafından «teslim» edilen malların karşılığı ödeme olarak davalıya verilen çeklerden olup olmadığı noktasında toplandığı, tarafların «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesi için taraf vekillerine «kesin süre» verildiği, davalının ticari defter ibrazından kaçındığı, davacının ticari defter ve kayıtlarını inceleyen bilirkişinin raporuna göre, davacının resmî defterleri "işletme defteri" şeklinde olduğundan işletme defterine cari kayıtların işlenemediği, bu nedenle davalıya verilen on iki adet çekin «kaydının» olmadığı, davacının 2011, 2012 ve 2013 resmî kayıtlarında davalıdan satın aldığı herhangi bir mal veya hizmet kaydının bulunmadığının belirlendiği, davacı tarafından davalıya gönderilen 26.11.2012 tarihli «ihtarname» ile davaya konu on iki adet toplam 93.500,00 TL bedelli çeklerin anlaşma konusu çoraplar teslim edilmediğinden iadesinin istendiği, akabinde on iki adet çekten beş adet toplam 37.500,00 TL bedelli çeklerin davacıya teslim edildiği, her ne kadar «çek» bir ödeme vasıtası olup, teslim edilen malın karşılığı olarak verildiğine «karine» teşkil etmekte ve bunun aksinin «yazılı delil» ve belge ile ispat edilmesi gerekmekte ise de; davacının davalıya gönderdiği ihtarnameye istinaden on iki adet çekten beş adedinin davalı tarafça; "çeklerin «bedelsiz» olduğu" belirtilerek davacıya teslim edildiği, ayrıca davalının defter ibrazından kaçındığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci …
Hukuk Dairesinin 22.10.2015 tarihli ve 2014/15954 E., 2015/13466 K. sayılı kararı ile; “…Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre her ne kadar «çek ödeme» vasıtası olup «teslim» edilen mal karşılığı verildiğine dair karinenin aksinin «yazılı delille ispatı» gerekmekte ise de davacının «ihtarı» üzerine davalının 12 adet çekten 5 tanesinin ''çeklerin «bedelsiz» olduğu'' belirtilerek davacıya teslim edildiği, davalının «defter» ibrazından kaçındığı, HMK'nun 222. maddesi uyarınca davacı iddialarına itibar edildiği, buna göre dava konusu çeklerin bedelsiz kaldığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, davaya konu çeklerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödenen üç adet çek bedeli 20.500 TL'nin davalıdan «istirdatına» karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre HMK'nın 222 ve TTK'nın 83. maddeleri doğrultusunda «ticari defterlerin ibrazı» için davalı şirket adına «ihtaratlı» davetiye çıkartılarak tebliğ edildiği ancak davalının ticari defterlerin ibrazından kaçındığı, davalı şirketin ticari defterleri ibrazdan kaçındığı için davacının iddiasını ispat ettiği, bilirkişi raporu uyarınca da davacının davalıdan alacaklı olduğunun ortaya çıktığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacı tarafından davalı şirket hakkında yapılan «ilamsız icra takibi» sırasında davalı şirketin takibe vaki itirazının iptaline, «asıl alacak» üzerinden % 20 oranı üzerinden hesap edilen 6.960,20 TL «inkar tazminatının» davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ibrazı · ihtarat · ilamsız icra takibi · asıl alacak · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre HMK'nın 222 ve TTK'nın 83. maddeleri doğrultusunda «ticari defterlerin ibrazı» için davalı şirket adına «ihtaratlı» davetiye çıkartılarak tebliğ edildiği ancak davalının ticari defterlerin ibrazından kaçındığı, davalı şirketin ticari defterleri ibrazdan kaçındığı için davacının iddiasını ispat ettiği, bilirkişi raporu uyarınca da davacının davalıdan alacaklı olduğunun ortaya çıktığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacı tarafından davalı şirket hakkında yapılan «ilamsız icra takibi» sırasında davalı şirketin takibe vaki itirazının iptaline, «asıl alacak» üzerinden % 20 oranı üzerinden hesap edilen 6.960,20 TL «inkar tazminatının» davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5694 E. 2022/9195 K.
Ortak:direnme kararı · kesin süre · ispat yükü · ticari defter · ibraz · teslim · kesin hüküm · e-defter
İncelediğiniz kararda… ilen Direnme Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki karar gerekçesi yanında, her iki tarafın kendi ellerindeki vesikaları Mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğu, bir davada «ispat yükü» kendisine ait olan tarafın başka delillerle birlikte karşı tarafın «ticari defterlerine» de dayandığı, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği durumlarda karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiği ya da bundan kaçınması hâlinde bağlanması gereken hukuksal sonuçların 6100 sayılı Kanun'un 220 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin düzenlemelere tabi olduğu, aynı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasının bir tarafın Mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi hâlinde, Mahkemenin o tarafın maksadını gözeterek diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngördüğü, bu hükmün taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hâllerde ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulandığı, taraflar arasındaki hukukî uyuşmazlığın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 82 nci maddesindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, ticari işlerden dolayı «tacirler» arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin maddede gösterilen koşulların mevcut olması «kaydı» ile «kesin delil niteliğinde» bulunduğunu öngördüğü, bu nedenle davacının iddialarına itibar edilerek dava konusu çeklerin «bedelsiz» olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
… uyuşmazlığın, dava konusu çeklerin davacı tarafından davalıya sipariş edilen malların karşılığı avans olarak verilen çeklerden olup olmadığı ya da davalı tarafından «teslim» edilen malların karşılığı ödeme olarak davalıya verilen çeklerden olup olmadığı noktasında toplandığı, tarafların «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesi için taraf vekillerine «kesin süre» verildiği, davalının ticari defter ibrazından kaçındığı, davacının ticari defter ve kayıtlarını inceleyen bilirkişinin raporuna göre, davacının resmî defterleri "işletme defteri" şeklinde olduğundan işletme defterine cari kayıtların işlenemediği, bu nedenle davalıya verilen on iki adet çekin «kaydının» olmadığı, davacının 2011, 2012 ve 2013 resmî kayıtlarında davalıdan satın aldığı herhangi bir mal veya hizmet kaydının bulunmadığının belirlendiği, davacı tarafından davalıya gönderilen 26.11.2012 tarihli «ihtarname» ile davaya konu on iki adet toplam 93.500,00 TL bedelli çeklerin anlaşma konusu çoraplar teslim edilmediğinden iadesinin istendiği, akabinde on iki adet çekten beş adet toplam 37.500,00 TL bedelli çeklerin davacıya teslim edildiği, her ne kadar «çek» bir ödeme vasıtası olup, teslim edilen malın karşılığı olarak verildiğine «karine» teşkil etmekte ve bunun aksinin «yazılı delil» ve belge ile ispat edilmesi gerekmekte ise de; davacının davalıya gönderdiği ihtarnameye istinaden on iki adet çekten beş adedinin davalı tarafça; "çeklerin «bedelsiz» olduğu" belirtilerek davacıya teslim edildiği, ayrıca davalının defter ibrazından kaçındığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci …
Hukuk Dairesinin 22.10.2015 tarihli ve 2014/15954 E., 2015/13466 K. sayılı kararı ile; “…Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre her ne kadar «çek ödeme» vasıtası olup «teslim» edilen mal karşılığı verildiğine dair karinenin aksinin «yazılı delille ispatı» gerekmekte ise de davacının «ihtarı» üzerine davalının 12 adet çekten 5 tanesinin ''çeklerin «bedelsiz» olduğu'' belirtilerek davacıya teslim edildiği, davalının «defter» ibrazından kaçındığı, HMK'nun 222. maddesi uyarınca davacı iddialarına itibar edildiği, buna göre dava konusu çeklerin bedelsiz kaldığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, davaya konu çeklerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödenen üç adet çek bedeli 20.500 TL'nin davalıdan «istirdatına» karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Benzer bu kararda… yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; 6100 sayılı HMK'nın 219. maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğu, bir davada «ispat yükü» kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın «ticari defterlerine» de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda, karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçların HMK'nın 220. maddesindeki genel düzenlemelere tabi olduğu, anılan madde uyarınca bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğinin düzenlendiği, bu durumda somut olay değerlendirildiğinde, davalı tarafın cevap dilekçesinin deliller bölümünün 8 nolu bendinde davacı firma ve şahsın «ticari defterlerine delil» olarak dayandığı, alınan bilirkişi raporlarında da vurgulandığı üzere; davalı satıcı üretici mühtahsil olduğundan mükellef olmaması sebebiyle «irsaliyeli fatura» tanzim edilmemiş olduğundan davalı taraf «teslim» olgusunu ispat edememekte, davacı taraf ise ispat yükünün davalı tarafta olduğundan bahisle ticari defter ve belgelerin ibrazdan kaçındığı, davacı tarafın ticari defterlerinin davalı taraf açısından vesika niteliğinde olduğu, davacı tarafın verilen «kesin süre» içerisinde ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, değerlendirildiğinde HMK 220/3 maddesi uyarınca davalı tarafın teslim olgusunu kendisi açısından vesika niteliğinde olan davacı defterlerinin ibrazından kaçınılması ile kanıtladığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan dava yerinde görülmediğinden reddine, davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine, dosyada tedbir kararı verildiği, davalı ...'un alacağına bu nedenle daha geç kavuştuğu anlaşılmakla dava değeri olan 178.000,00 TL'nin %40'ı olarak hesapl …
Hukuk Muhakemeleri Kanunun Geçici Madde 4/4. bendi uyarınca yerel mahkemece verilen «direnme» kararı üzerine dosyanın yeniden incelenmesi sonucu, yerel mahkemece verilen direnme kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, HMK'nın 373/5. maddesi gereğince Dairemi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter delili · irsaliyeli fatura · aktif husumet yokluğu · irsaliye · aktif husumet · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu
Benzer bu kararda… yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; 6100 sayılı HMK'nın 219. maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğu, bir davada «ispat yükü» kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın «ticari defterlerine» de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda, karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçların HMK'nın 220. maddesindeki genel düzenlemelere tabi olduğu, anılan madde uyarınca bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğinin düzenlendiği, bu durumda somut olay değerlendirildiğinde, davalı tarafın cevap dilekçesinin deliller bölümünün 8 nolu bendinde davacı firma ve şahsın «ticari defterlerine delil» olarak dayandığı, alınan bilirkişi raporlarında da vurgulandığı üzere; davalı satıcı üretici mühtahsil olduğundan mükellef olmaması sebebiyle «irsaliyeli fatura» tanzim edilmemiş olduğundan davalı taraf «teslim» olgusunu ispat edememekte, davacı taraf ise ispat yükünün davalı tarafta olduğundan bahisle ticari defter ve belgelerin ibrazdan kaçındığı, davacı tarafın ticari defterlerinin davalı taraf açısından vesika niteliğinde olduğu, davacı tarafın verilen «kesin süre» içerisinde ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, değerlendirildiğinde HMK 220/3 maddesi uyarınca davalı tarafın teslim olgusunu kendisi açısından vesika niteliğinde olan davacı defterlerinin ibrazından kaçınılması ile kanıtladığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan dava yerinde görülmediğinden reddine, davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine, dosyada tedbir kararı verildiği, davalı ...'un alacağına bu nedenle daha geç kavuştuğu anlaşılmakla dava değeri olan 178.000,00 TL'nin %40'ı olarak hesapl …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5623 E. , 2024/2732 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/1445 Esas, 2023/758 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne verilmiştir.
Kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkeme tarafından Dairemiz ilamına karşı direnilmiştir.
Direnme kararının davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(19)-1662 E., 2021/1357 K. sayılı ilamıyla" direnme kararının bozulmasına karar verilerek davalı vekilinin temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketle 14400 adet çorap alımına ilişkin olarak anlaştığını, söz konusu çorapların 01.11.2012 tarihine kadar müvekkiline teslim edilmesi gerektiğini, karşılığında toplam 93.500,00 TL bedelli on iki adet çek verdiğini, bu çeklerden vadesi gelmesi nedeniyle 05.09.2012 tarihli ve 4.000,00 TL bedelli, 28.02.2013 tarihli ve 6.500,00 TL bedelli, 30.03.2013 tarihli ve 10.000,00 TL bedelli çeklerin ödendiğini ancak çorapların teslim edilmediğini, davalı tarafından toplam 37.500,00 TL bedelli beş adet çek iade edilmesine rağmen dört adet çekin geri verilmediğini, ödemesi yapılan üç adet çek bedelinin de geri ödenmediğini ileri sürerek ödenen üç adet çek ve geri verilmeyen dört adet çek toplamı 56.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, ödenen üç adet çek bedeli 20.500,00 TL’nin ve %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin dava konusu çeklerden dolayı alacaklı olduğunu, çeklerin bir malın sipariş avansı olarak değil ödeme amacıyla verildiğini, davacının, çeklerin avans olarak verildiğinin müvekkillinin imzasını taşıyan yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini, böyle bir belgenin söz konusu olmadığını, müvekkili tarafından iade edilen çeklerden dolayı alacak hakkının saklı tutulduğunu, bu çeklerden dolayı müvekkilinin alacak hakkının devam ettiğini ispatlamak için de çek fotokopisi üzerine bedeli alınmadan iade edildiğine dair davacı tarafın imzasının olduğunu, davacının çekleri belirtilen tarihte ödeyemeyeceğini, çeklerin bankaya iade edilmesi gerektiğini, bu çek bedellerini daha sonra ödeyeceğini söyleyip müvekkilinin iyi niyetini kullanarak çeklerin bedelini ödemeden geri aldığını belirterek davanın reddi ile %20 oranında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Mahkemece Verilen ilk Karar
Mahkemece 04.06.2014 tarihli ve 2013/296 E., 2014/130 K. sayılı kararı ile; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dava konusu çeklerin davacı tarafından davalıya sipariş edilen malların karşılığı avans olarak verilen çeklerden olup olmadığı ya da davalı tarafından teslim edilen malların karşılığı ödeme olarak davalıya verilen çeklerden olup olmadığı noktasında toplandığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için taraf vekillerine kesin süre verildiği, davalının ticari defter ibrazından kaçındığı, davacının ticari defter ve kayıtlarını inceleyen bilirkişinin raporuna göre, davacının resmî defterleri "işletme defteri" şeklinde olduğundan işletme defterine cari kayıtların işlenemediği, bu nedenle davalıya verilen on iki adet çekin kaydının olmadığı, davacının 2011, 2012 ve 2013 resmî kayıtlarında davalıdan satın aldığı herhangi bir mal veya hizmet kaydının bulunmadığının belirlendiği, davacı tarafından davalıya gönderilen 26.11.2012 tarihli ihtarname ile davaya konu on iki adet toplam 93.500,00 TL bedelli çeklerin anlaşma konusu çoraplar teslim edilmediğinden iadesinin istendiği, akabinde on iki adet çekten beş adet toplam 37.500,00 TL bedelli çeklerin davacıya teslim edildiği, her ne kadar çek bir ödeme vasıtası olup, teslim edilen malın karşılığı olarak verildiğine karine teşkil etmekte ve bunun aksinin yazılı delil ve belge ile ispat edilmesi gerekmekte ise de;
davacının davalıya gönderdiği ihtarnameye istinaden on iki adet çekten beş adedinin davalı tarafça; "çeklerin bedelsiz olduğu" belirtilerek davacıya teslim edildiği, ayrıca davalının defter ibrazından kaçındığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesi uyarınca; davacı tarafın iddialarına itibar edilerek dava konusu çeklerin bedelsiz olduğunun ve bu çeklerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile toplam 56.000,00 TL bedelli yedi adet çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, dava konusu çeklerden 05.09.2012 keşide tarihli ve 4.000,00 TL bedelli 28.02.2013 keşide tarihli ve 6.500,00 TL bedelli, 30.01.2013 keşide tarihli ve 10.000,00 TL bedelli çeklerin davacı tarafça karşılığının ödendiği dikkate alınarak toplam 20.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 22.10.2015 tarihli ve 2014/15954 E., 2015/13466 K. sayılı kararı ile;
“…Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre her ne kadar çek ödeme vasıtası olup teslim edilen mal karşılığı verildiğine dair karinenin aksinin yazılı delille ispatı gerekmekte ise de davacının ihtarı üzerine davalının 12 adet çekten 5 tanesinin ''çeklerin bedelsiz olduğu'' belirtilerek davacıya teslim edildiği, davalının defter ibrazından kaçındığı, HMK'nun 222. maddesi uyarınca davacı iddialarına itibar edildiği, buna göre dava konusu çeklerin bedelsiz kaldığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, davaya konu çeklerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödenen üç adet çek bedeli 20.500 TL'nin davalıdan istirdatına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava yedi adet çek nedeniyle menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Davacı, davalıya sipariş ettiği mallara karşılık on iki adet çek verildiğini, mal teslim edilmemesi üzerine davalıya çekilen ihtarname üzerine bu çeklerden beş adedinin bedelsiz olarak iade edildiğini, ancak kalan yedi adet çekin bedelsiz kaldığı halde iade edilmediğini, bunlardan üçünün dava dışı yetkili hamiller tarafından ibraz edilmesi üzerine ödenmek zorunda kaldığını iddia ederek, menfi tespit ve istirdat talebinde bulunmuştur. Davalı vekili ise çekin kural olarak ödeme vasıtası olduğunu ve bu nedenle davacının avans iddiasını kanıtlaması gerektiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.
Bu durumda somut olay bakımından ispat külfeti çeklerin avans olarak verildiğini iddia eden davacıda olup davacının bu yöndeki iddiasını 6100 sayılı HMK 201. maddesi uyarınca yazılı delille ispatı gerekir. Çeklerden beşinin iade edilmiş olması tek başına dava konusu çeklerin karşılıksız olduğunu göstermez. Dosyada dava konusu çeklerin avans çeki olduğunu gösterir yazılı bir delile rastlanmadığı gibi bedelsiz kaldığına dair bir delil de bulunmamaktadır. Mahkemece, bu yönler gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Verilen Direnme Kararı
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki karar gerekçesi yanında, her iki tarafın kendi ellerindeki vesikaları Mahkemeye ibraz etmek zorunda olduğu, bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği durumlarda karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiği ya da bundan kaçınması hâlinde bağlanması gereken hukuksal sonuçların 6100 sayılı Kanun'un 220 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin düzenlemelere tabi olduğu, aynı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasının bir tarafın Mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi hâlinde, Mahkemenin o tarafın maksadını gözeterek diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngördüğü, bu hükmün taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hâllerde ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulandığı, taraflar arasındaki hukukî uyuşmazlığın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 82 nci maddesindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydı ile kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngördüğü, bu nedenle davacının iddialarına itibar edilerek dava konusu çeklerin bedelsiz olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.11.2021 tarih 2017/(19)-1662 E., 2021/1357 K. sayılı ilamıyla tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
E. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası verilen kararıyla; davada söz konusu çekler yönünden ispat külfeti çeklerin avans olarak verildiğini iddia eden davacıda olup davacının bu yöndeki iddiasını 6100 sayılı Kanun'un 201 inci maddesi uyarınca yazılı delille ispatı gerekmekte olup çeklerden beşinin iade edilmiş olması tek başına dava konusu çeklerin karşılıksız olduğunu göstermeyeceğinden ve dava konusu çeklerin avans çeki olduğunu gösterir yazılı bir delile de rastlanmadığı gibi bedelsiz kaldığına dair bir delil de bulunmamakla; son olarak davacı delillerinde yemin deliline dayanmış olmakla Mahkemece davacı tarafa yemin teklifinde bulunup bulunmayacağı hususunda beyanda bulunmak üzere iki hafta süre verilmiş, davacı vekili tarafından yemin deliline başvurulmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının çeklerin bedelsiz olduğuna ilişkin yazılı belge düzenlediğini, tarafların tacir olduğunu, ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu, davacının 6100 sayılı Kanun gereği ispat yükünü yerine getirdiğini belirterek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
F. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1038524200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz