İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/173 E. 2014/18970 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 222↗ ticari defter ibrazı↗ ihtarat↗ ilamsız icra takibi↗ icra takibine itiraz↗ ticari defter↗ asıl alacak↗ inkar tazminatı↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre HMK'nın 222 ve TTK'nın 83. maddeleri doğrultusunda ticari defterlerin ibrazı için davalı şirket adına ihtaratlı davetiye çıkartılarak tebliğ edildiği ancak davalının ticari defterlerin ibrazından kaçındığı, davalı şirketin ticari defterleri ibrazdan kaçındığı için davacının iddiasını ispat ettiği, bilirkişi raporu uyarınca da davacının davalıdan alacaklı olduğunun ortaya çıktığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacı tarafından davalı şirket hakkında yapılan ilamsız icra takibi sırasında davalı şirketin takibe vaki itirazının iptaline, asıl alacak üzerinden % 20 oranı üzerinden hesap edilen 6.960,20 TL inkar tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacı tarafından davalı şirket adına yapılan ödemelerin davalıdan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı tarafından şirket adına yapılan ödemelerin davacıya ödendiğinin davalı tarafça temyizde ileri sürülerek, ödemeye ilişkin belgelerin de sunulmuş olmasına göre mahkemece, sunulan belgeler de incelenerek davalı tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı ile ödeme yapılmış ise ödenen tutarların tespit edilmesi ve sonucuna göre davacının bir alacağının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğinden kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11518 E. 2014/8092 K.
Ortak:ticari defter · ibraz · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre HMK'nın 222 ve TTK'nın 83. maddeleri doğrultusunda «ticari defterlerin ibrazı» için davalı şirket adına «ihtaratlı» davetiye çıkartılarak tebliğ edildiği ancak davalının ticari defterlerin ibrazından kaçındığı, davalı şirketin ticari defterleri ibrazdan kaçındığı için davacının iddiasını ispat ettiği, bilirkişi raporu uyarınca da davacının davalıdan alacaklı olduğunun ortaya çıktığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacı tarafından davalı şirket hakkında yapılan «ilamsız icra takibi» sırasında davalı şirketin takibe vaki itirazının iptaline, «asıl alacak» üzerinden % 20 oranı üzerinden hesap edilen 6.960,20 TL «inkar tazminatının» davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre davanın 1 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı, davacının alacağını ispatlamakla yükümlü olduğu, bu anlamda «bilirkişi incelemesi» yapılabilmesi için gerekli olan «ticari defterlerini» ibrazdan kaçındığı, verilen «kesin süre» içerisinde davalının «ticari defterlerini inceletmek» istediklerine dair beyanda da bulunmadığı, taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamadığından, davacının takip konusu faturalar nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı, davacının «yemin deliline» de dayanmaması karşısında davanın ispatlanamadığı, her ne kadar davalı tarafça bir takım ödeme belgeleri sunulmuş ve bunlardan bir kısmı davacı tarafça kabul edilmiş ise de; toplam 18.600 USD'lik ödemelerin takibe konu faturalara ilişkin olup olmadığı tespit edilemediğinden bu ödemelerin takip konusu faturalara ilişkin olması ihtimali halinde dahi 18.600 USD'lik kısımla ilgili davanın, «hukuki yararın» bulunmaması nedeni ile reddi gerekeceği,bununla beraber davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından «kötü niyet tazminatı» talebinin de koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın ve kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
… i sunmuştur.Davacı ise davalı tarafından yapıldığı savunulan 18.600 USD 'lik ödemeyi kabul etmiş,bunun dışındaki ödemeleri kabul etmediğini beyan etmiştir.Mahkemece,«ispat yükünün» davacıda olduğu benimsenerek davacının «defter» ve kayıtlarının «ibrazı» ve davacı tarafından «bilirkişi incelemesi» yaptırılması gerektiği üzerinde durularak davacının defterleri ibrazdan kaçındığının kabulü ile «yemin teklifi» de hatırlatılarak davacının «yemin deliline dayanmaması» karşısında da davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Oysa, dava konusu nakliye bedelinin ödendiği davalı tarafından savunulmuş olup, «bağlantılı bileşik ikrar» niteliğindeki bu savunmanın davalı tarafından ispatı gerekir.Bu durumda mahkemece,«ispat yükünün» davalıda olduğu kabul edilerek davalı delillerinin toplanması,davalının «ticari defter» ve kayıtları üzerinde de «bilirkişi incelemesi» yaptırılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken ispat yükü yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış,kararın bu nedenle …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bağlantısız bileşik ikrar · ticari defter incelemesi · yemin deliline dayanma · yemin teklifi · yemin delili · yemin · ikrar · kesin süre
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre davanın 1 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı, davacının alacağını ispatlamakla yükümlü olduğu, bu anlamda «bilirkişi incelemesi» yapılabilmesi için gerekli olan «ticari defterlerini» ibrazdan kaçındığı, verilen «kesin süre» içerisinde davalının «ticari defterlerini inceletmek» istediklerine dair beyanda da bulunmadığı, taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamadığından, davacının takip konusu faturalar nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı, davacının «yemin deliline» de dayanmaması karşısında davanın ispatlanamadığı, her ne kadar davalı tarafça bir takım ödeme belgeleri sunulmuş ve bunlardan bir kısmı davacı tarafça kabul edilmiş ise de; toplam 18.600 USD'lik ödemelerin takibe konu faturalara ilişkin olup olmadığı tespit edilemediğinden bu ödemelerin takip konusu faturalara ilişkin olması ihtimali halinde dahi 18.600 USD'lik kısımla ilgili davanın, «hukuki yararın» bulunmaması nedeni ile reddi gerekeceği,bununla beraber davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından «kötü niyet tazminatı» talebinin de koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın ve kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
… i sunmuştur.Davacı ise davalı tarafından yapıldığı savunulan 18.600 USD 'lik ödemeyi kabul etmiş,bunun dışındaki ödemeleri kabul etmediğini beyan etmiştir.Mahkemece,«ispat yükünün» davacıda olduğu benimsenerek davacının «defter» ve kayıtlarının «ibrazı» ve davacı tarafından «bilirkişi incelemesi» yaptırılması gerektiği üzerinde durularak davacının defterleri ibrazdan kaçındığının kabulü ile «yemin teklifi» de hatırlatılarak davacının «yemin deliline dayanmaması» karşısında da davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Oysa, dava konusu nakliye bedelinin ödendiği davalı tarafından savunulmuş olup, «bağlantılı bileşik ikrar» niteliğindeki bu savunmanın davalı tarafından ispatı gerekir.Bu durumda mahkemece,«ispat yükünün» davalıda olduğu kabul edilerek davalı delillerinin toplanması,davalının «ticari defter» ve kayıtları üzerinde de «bilirkişi incelemesi» yaptırılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken ispat yükü yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış,kararın bu nedenle …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3960 E. 2025/2432 K.
Ortak:ticari defter ibrazı · ihtarat · ticari defter · inkar tazminatı · ibraz · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre HMK'nın 222 ve TTK'nın 83. maddeleri doğrultusunda «ticari defterlerin ibrazı» için davalı şirket adına «ihtaratlı» davetiye çıkartılarak tebliğ edildiği ancak davalının ticari defterlerin ibrazından kaçındığı, davalı şirketin ticari defterleri ibrazdan kaçındığı için davacının iddiasını ispat ettiği, bilirkişi raporu uyarınca da davacının davalıdan alacaklı olduğunun ortaya çıktığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacı tarafından davalı şirket hakkında yapılan «ilamsız icra takibi» sırasında davalı şirketin takibe vaki itirazının iptaline, «asıl alacak» üzerinden % 20 oranı üzerinden hesap edilen 6.960,20 TL «inkar tazminatının» davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının «ıslah» dilekçesi ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 222/5. hükmü gereğince delil olarak «münhasıran» davalı tarafın «ticari defterlerine» dayandığı, davalının «ihtaratlı» davetiyeye rağmen ticari defterlerin ibrazdan kaçındığı, bu nedenle davacının iddiasını ispat ettiği, davalıdan talep etmiş olduğu miktar kadar alacaklı olduğunun kabul edildiği, «alacağın likit olması» nedeniyle kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacının icra inkâr tazminatı talebinin de kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 616.000,00 TL üzerinden takip talebindeki şartlarla devamına, kabul edilen miktar üzerinden belirlenen 123.200,00 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça istinaf edilmiştir.
İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın «ıslah» dilekçesi vererek «münhasıran» davalı «ticari defterlerine» dayandıklarını bildirdiği, ancak karşı tarafın ticari defterlerine münhasıran dayanmanın delillerin mahkemeye sunulması sırasında olması gerektiği, davacının bildirmiş olduğu tüm «delilleri toplanıp» incelendikten sonra iddiasını ya da savunmasını ispat edemeyeceğini anlayarak «tahkikat» aşamasında karşı tarafın «ticari defterlerini delil» olarak kabul edeceğini beyan etmenin bu anlamda münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanmak olarak kabul edilemeyeceği, keza her iki tarafın ticari defterlerini delil olarak gösterdikten sonra, kendi ticari defterlerinin kanuna uygun tutulmadığının tespit edilmesinden sonra, karşı tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesinden faydalanarak münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanamayacağı, eldeki uyuşmazlıkta «ispat yükünün» davacıda olduğu, davacının dayandığı «havale» makbuzlarının iddiasını ispatlamaya yeterli olmayan «karine» gereği borç ödemesi olarak kabul edilen evraklardan sayıldığı, dava değeri dikkate alındığında alacağın senetle ispatlanması gerektiği, bu konuda herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, «yemin deliline» başvurulmayacağının da duruşmada beyan edildiği, sonuç olarak davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, iddiasını ispat etmek için delil olarak davalının «ticari defterlerine» de dayanmış olup; HMK'nın 220. maddesi; "(1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin «ibrazı» için «kesin» bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin «yemin teklif» edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir." hükmünü haiz olup, aynı Kanun'un 222. maddesinde ise; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların «ticari defterlerinin ibrazına» kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan «ticari defter kayıtlarının» sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter delili · alacağın likit olması · kesin mehil · aleyhe delil · mazeret · ticari defter incelemesi · delillerin toplanmaması · ek mehil
Benzer bu karardaSomut olayda, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor alınmış, 17.01.2019 tarihli «ara» karar kapsamında «bilirkişilerce inceleme» yapılıp rapor sunulmuş ve raporda davalı şirket yetkilisinin «ticari defterleri incelemeye» «ibraz» etmekten kaçındığı belirtilerek davalı ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamamış ise de, davalının ticari defter ve kayıtlarının da davacının delil listesine göre ve davanın mahiyeti itibariyle incelenmesi gerektiğinden, davalıya ticari defter ve kayıtların ibrazı için HMK'nın 220/3. maddesi uyarınca bu maddede belirtilen husus «ihtar» edilerek «kesin mehil» verilmesi, süresi içerisinde defter kayıtlarının ibraz edilmesi halinde davacının iddiaları bakımından davalı defterlerinin bilirkişiye incelettirilerek sonucuna g …
İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın «ıslah» dilekçesi vererek «münhasıran» davalı «ticari defterlerine» dayandıklarını bildirdiği, ancak karşı tarafın ticari defterlerine münhasıran dayanmanın delillerin mahkemeye sunulması sırasında olması gerektiği, davacının bildirmiş olduğu tüm «delilleri toplanıp» incelendikten sonra iddiasını ya da savunmasını ispat edemeyeceğini anlayarak «tahkikat» aşamasında karşı tarafın «ticari defterlerini delil» olarak kabul edeceğini beyan etmenin bu anlamda münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanmak olarak kabul edilemeyeceği, keza her iki tarafın ticari defterlerini delil olarak gösterdikten sonra, kendi ticari defterlerinin kanuna uygun tutulmadığının tespit edilmesinden sonra, karşı tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesinden faydalanarak münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanamayacağı, eldeki uyuşmazlıkta «ispat yükünün» davacıda olduğu, davacının dayandığı «havale» makbuzlarının iddiasını ispatlamaya yeterli olmayan «karine» gereği borç ödemesi olarak kabul edilen evraklardan sayıldığı, dava değeri dikkate alındığında alacağın senetle ispatlanması gerektiği, bu konuda herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, «yemin deliline» başvurulmayacağının da duruşmada beyan edildiği, sonuç olarak davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
İhtaratlı «kesin mehile» rağmen, «ticari defter» ve kayıtların sunulmaması halinde, belirtilen madde hükümlerine göre davanın esası değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının «ıslah» dilekçesi ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 222/5. hükmü gereğince delil olarak «münhasıran» davalı tarafın «ticari defterlerine» dayandığı, davalının «ihtaratlı» davetiyeye rağmen ticari defterlerin ibrazdan kaçındığı, bu nedenle davacının iddiasını ispat ettiği, davalıdan talep etmiş olduğu miktar kadar alacaklı olduğunun kabul edildiği, «alacağın likit olması» nedeniyle kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacının icra inkâr tazminatı talebinin de kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 616.000,00 TL üzerinden takip talebindeki şartlarla devamına, kabul edilen miktar üzerinden belirlenen 123.200,00 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça istinaf edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10262 E. 2016/4875 K.
Ortak:ticari defter · ibraz · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre HMK'nın 222 ve TTK'nın 83. maddeleri doğrultusunda «ticari defterlerin ibrazı» için davalı şirket adına «ihtaratlı» davetiye çıkartılarak tebliğ edildiği ancak davalının ticari defterlerin ibrazından kaçındığı, davalı şirketin ticari defterleri ibrazdan kaçındığı için davacının iddiasını ispat ettiği, bilirkişi raporu uyarınca da davacının davalıdan alacaklı olduğunun ortaya çıktığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacı tarafından davalı şirket hakkında yapılan «ilamsız icra takibi» sırasında davalı şirketin takibe vaki itirazının iptaline, «asıl alacak» üzerinden % 20 oranı üzerinden hesap edilen 6.960,20 TL «inkar tazminatının» davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafa 2011 yılına ait «defter» ve belgelerini «ibraz» etmesi yönünde meşruhatlı davetiye tebliğ edildiği, ancak yasal süre içerisinde defter ve belgelerin sunulmadığı, HMK'nın 222/5. maddesinde "Taraflardan biri «tacir» olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul edeceği belirtilir, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır" yönündeki açık usul hükmü dahilinde da …
Mahkemece, davalı şirkete meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen «defterlerin» «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, gönderilen davetiyede 2011 yılına ait defterlerin 2 haftalık «kesin süre» içinde ibraz edilmesi «ihtar» olunmuş, ancak HMK'nun 222/5 maddesi uyarınca defterlerin ibrazından kaçınıldığı takdirde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağı yönünde bir «şerhe» yer verilmediği gibi, davetiye 27.11.2014 tarihinde muhatap şirkete tebliğ edildiği halde «tebligat» zarfı üzerinde duruşma günü 28.10.2014 tarihi olarak belirtilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, HMK'nın 222/5 maddesi uyarınca "«defterlerin» «ibraz» edilmemesi halinde davacının iddiasını ispat etmiş sayılacağı" «şerhini» ihtiva eden meşruhatlı davetiyenin usulüne uygun olarak davalı şirkete tebliği ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken gerekli meşruhatı içermeyen ve üzeri …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borçlu olunmadığının tespiti · ticari defter kayıtları · cy/cy şerhi · kesin süre · ihtar · tebligat · tacir · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, davalı şirkete meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen «defterlerin» «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, gönderilen davetiyede 2011 yılına ait defterlerin 2 haftalık «kesin süre» içinde ibraz edilmesi «ihtar» olunmuş, ancak HMK'nun 222/5 maddesi uyarınca defterlerin ibrazından kaçınıldığı takdirde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağı yönünde bir «şerhe» yer verilmediği gibi, davetiye 27.11.2014 tarihinde muhatap şirkete tebliğ edildiği halde «tebligat» zarfı üzerinde duruşma günü 28.10.2014 tarihi olarak belirtilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafa 2011 yılına ait «defter» ve belgelerini «ibraz» etmesi yönünde meşruhatlı davetiye tebliğ edildiği, ancak yasal süre içerisinde defter ve belgelerin sunulmadığı, HMK'nın 222/5. maddesinde "Taraflardan biri «tacir» olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul edeceği belirtilir, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır" yönündeki açık usul hükmü dahilinde da …
2- Dava, bonodan dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup davacı 6100 sayılı HMK'nın 222/5. maddesi uyarınca davalı şirket «defterlerindeki» kayıtlara dayanmıştır.
Bu durumda, mahkemece, HMK'nın 222/5 maddesi uyarınca "«defterlerin» «ibraz» edilmemesi halinde davacının iddiasını ispat etmiş sayılacağı" «şerhini» ihtiva eden meşruhatlı davetiyenin usulüne uygun olarak davalı şirkete tebliği ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken gerekli meşruhatı içermeyen ve üzeri …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/173 E. , 2014/18970 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR (KAPATILAN) 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 03/10/2013
NUMARASI 2012/602-2013/219
Taraflar arasında görülen davada İzmir (Kapatılan) 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/10/2013 tarih ve 2012/602-2013/219 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02/12/2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 1 yılı aşkın bir süre müdürlük görevinde bulunduğunu, davalı şirket sahibinin özel sorunları nedeniyle şirket işleriyle ilgilenemediğini ve müvekkilinden bu süreçte gerekli ödemeleri yapmasını istediğini, müvekkilinin de bu istem uyarınca davalı şirketin ticari ilişkisinin bulunduğu Antalya Alkollü İçecekler Üretim San...A.Ş'ye toplamda 75.298,00 TL ödemede bulunduğunu, davalı şirketin müvekkiline kısım kısım ödemeler yaptığını ancak son olarak kalan ve icra takibine konu edilen 34.801,00 TL'lik ödemeyi yapmadığını, başlatılan icra takibine karşı da haksız olarak itirazda bulunduğunu ileri sürerek, icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre HMK'nın 222 ve TTK'nın 83. maddeleri doğrultusunda ticari defterlerin ibrazı için davalı şirket adına ihtaratlı davetiye çıkartılarak tebliğ edildiği ancak davalının ticari defterlerin ibrazından kaçındığı, davalı şirketin ticari defterleri ibrazdan kaçındığı için davacının iddiasını ispat ettiği, bilirkişi raporu uyarınca da davacının davalıdan alacaklı olduğunun ortaya çıktığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacı tarafından davalı şirket hakkında yapılan ilamsız icra takibi sırasında davalı şirketin takibe vaki itirazının iptaline, asıl alacak üzerinden % 20 oranı üzerinden hesap edilen 6.960,20 TL inkar tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacı tarafından davalı şirket adına yapılan ödemelerin davalıdan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı tarafından şirket adına yapılan ödemelerin davacıya ödendiğinin davalı tarafça temyizde ileri sürülerek, ödemeye ilişkin belgelerin de sunulmuş olmasına göre mahkemece, sunulan belgeler de incelenerek davalı tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı ile ödeme yapılmış ise ödenen tutarların tespit edilmesi ve sonucuna göre davacının bir alacağının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğinden kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102040500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz