Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5694 E. 2022/9195 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari defter delili↗ irsaliyeli fatura↗ hmk 222↗ geçici 7. madde↗ aktif husumet yokluğu↗ irsaliye↗ direnme kararı↗ aktif husumet↗ pasif husumet yokluğu↗ kesin süre↗ ispat yükü↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ usulden reddi↗ ticari defter↗ fatura↗ ibraz↗ teslim↗ kesin hüküm↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece Kapatılan 19. Hukuk Dairesi'nin 26.06.2018 tarih ve 2017/1618 E.-2018/3610 K. sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; 6100 sayılı HMK'nın 219. maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorunda olduğu, bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda, karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçların HMK'nın 220. maddesindeki genel düzenlemelere tabi olduğu, anılan madde uyarınca bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğinin düzenlendiği, bu durumda somut olay değerlendirildiğinde, davalı tarafın cevap dilekçesinin deliller bölümünün 8 nolu bendinde davacı firma ve şahsın ticari defterlerine delil olarak dayandığı, alınan bilirkişi raporlarında da vurgulandığı üzere; davalı satıcı üretici mühtahsil olduğundan mükellef olmaması sebebiyle irsaliyeli fatura tanzim edilmemiş olduğundan davalı taraf teslim olgusunu ispat edememekte, davacı taraf ise ispat yükünün davalı tarafta olduğundan bahisle ticari defter ve belgelerin ibrazdan kaçındığı, davacı tarafın ticari defterlerinin davalı taraf açısından vesika niteliğinde olduğu, davacı tarafın verilen kesin süre içerisinde ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, değerlendirildiğinde HMK 220/3 maddesi uyarınca davalı tarafın teslim olgusunu kendisi açısından vesika niteliğinde olan davacı defterlerinin ibrazından kaçınılması ile kanıtladığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan dava yerinde görülmediğinden reddine, davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, dosyada tedbir kararı verildiği, davalı ...'un alacağına bu nedenle daha geç kavuştuğu anlaşılmakla dava değeri olan 178.000,00 TL'nin %40'ı olarak hesaplanan 71.200,00 TL tazminatın davacı Turaz Gıda Nak. San.ve Tic. Ltd. Şti'.den alınarak davalı ...'a verilmesine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 15.06.2021 tarih ve 2020/4127E.-2021/5107K. sayılı ilamı ile mahkeme kararı oyçokluğu ile bozulmuştur.
Bu kez mahkemece 07.12.2021 tarihli karar ile Dairemizin bozma ilamına aynı gerekçelerle direnilmiştir. Direnme kararını davacılar vekili temyiz etmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunun Geçici Madde 4/4. bendi uyarınca yerel mahkemece verilen direnme kararı üzerine dosyanın yeniden incelenmesi sonucu, yerel mahkemece verilen direnme kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, HMK'nın 373/5. maddesi gereğince Dairemizin 15.06.2021 tarih ve 2020/4127 E.-2021/5107 K. sayılıbozma ilamının kaldırılarak davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkeme kararının onanması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4127 E. 2021/5107 K.
Ortak:aktif husumet yokluğu · aktif husumet · pasif husumet yokluğu · kesin süre · ispat yükü · pasif husumet · husumet yokluğu · usulden reddi · dava şartı · Menfi tespit
İncelediğiniz kararda… yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; 6100 sayılı HMK'nın 219. maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğu, bir davada «ispat yükü» kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın «ticari defterlerine» de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda, karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçların HMK'nın 220. maddesindeki genel düzenlemelere tabi olduğu, anılan madde uyarınca bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğinin düzenlendiği, bu durumda somut olay değerlendirildiğinde, davalı tarafın cevap dilekçesinin deliller bölümünün 8 nolu bendinde davacı firma ve şahsın «ticari defterlerine delil» olarak dayandığı, alınan bilirkişi raporlarında da vurgulandığı üzere; davalı satıcı üretici mühtahsil olduğundan mükellef olmaması sebebiyle «irsaliyeli fatura» tanzim edilmemiş olduğundan davalı taraf «teslim» olgusunu ispat edememekte, davacı taraf ise ispat yükünün davalı tarafta olduğundan bahisle ticari defter ve belgelerin ibrazdan kaçındığı, davacı tarafın ticari defterlerinin davalı taraf açısından vesika niteliğinde olduğu, davacı tarafın verilen «kesin süre» içerisinde ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, değerlendirildiğinde HMK 220/3 maddesi uyarınca davalı tarafın teslim olgusunu kendisi açısından vesika niteliğinde olan davacı defterlerinin ibrazından kaçınılması ile kanıtladığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan dava yerinde görülmediğinden reddine, davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine, dosyada tedbir kararı verildiği, davalı ...'un alacağına bu nedenle daha geç kavuştuğu anlaşılmakla dava değeri olan 178.000,00 TL'nin %40'ı olarak hesapl …
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacı tarafın «ticari defterlerinin» davalı taraf açısından vesika niteliğinde olduğu, davacı tarafın verilen «kesin süre» içerisinde ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, HMK 220/3 maddesi uyarınca davalı tarafın «teslim» olgusunu, kendi açısından vesika niteliğinde olan davacı defterlerinin ibrazından kaçınılması ile kanıtladığı kanaatine varıldığı, davacı ... tarafından açılan davanın bu davacının sözleşmeyi davacı şirket adına vekaleten imzaladığı, kendisinin şahsının sözleşmede taraf olarak yer almadığı, çeklerde isminin ve imzasının bulunmadığı, davacı şirketin yetkili «temsilcisi» ve hatta ortağı bile olmadığı anlaşılmakla taraf sıfatı bulunmadığından «aktif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar vermek gerektiği, davacı şirket tarafından davalı ... ...hakkında açılan davanın her ne kadar bu davalı 19/02/2010 tarihli çekte «lehtar» olarak bulunmakta ise de çekin davalı ... ...hesabına ödendiği ve bu davalıya yapılmış bir ödeme bulunmadığı, bu davalının anlaşmanın tarafı da olmadığı anlaşılmakla bu davalı hakkında açılan davanın da «pasif husumet yokluğu» nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı şirket t …
Ancak HMK'nın 222/5. maddesi gereğince işlem yapılabilmesi için Dairemizin yerleşik kararları gereğince «ispat yükü» kendisinde olan tarafın «münhasıran» karşı tarafın «defterlerine» delil olarak dayanması gerekmekte olup davalı delil listesinde davacı defterleri yanında sair delillere de dayanmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:lehtar · münhasırlık · menfi tespit · temsil
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacı tarafın «ticari defterlerinin» davalı taraf açısından vesika niteliğinde olduğu, davacı tarafın verilen «kesin süre» içerisinde ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, HMK 220/3 maddesi uyarınca davalı tarafın «teslim» olgusunu, kendi açısından vesika niteliğinde olan davacı defterlerinin ibrazından kaçınılması ile kanıtladığı kanaatine varıldığı, davacı ... tarafından açılan davanın bu davacının sözleşmeyi davacı şirket adına vekaleten imzaladığı, kendisinin şahsının sözleşmede taraf olarak yer almadığı, çeklerde isminin ve imzasının bulunmadığı, davacı şirketin yetkili «temsilcisi» ve hatta ortağı bile olmadığı anlaşılmakla taraf sıfatı bulunmadığından «aktif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar vermek gerektiği, davacı şirket tarafından davalı ... ...hakkında açılan davanın her ne kadar bu davalı 19/02/2010 tarihli çekte «lehtar» olarak bulunmakta ise de çekin davalı ... ...hesabına ödendiği ve bu davalıya yapılmış bir ödeme bulunmadığı, bu davalının anlaşmanın tarafı da olmadığı anlaşılmakla bu davalı hakkında açılan davanın da «pasif husumet yokluğu» nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı şirket t …
Dava, satım konusu malın «teslim» edilmemesi nedeniyle bedele mahsuben verilen çekler nedeniyle «menfi tespit» istemine ilişkin olup mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemizin öncelikle 02.05.2013 tarihli ve bilahare 26.06.2018 tarihli bozma ilamlarında dava dışı Çiftçiler Tarım Ürünleri San. ve Tic.
Ancak HMK'nın 222/5. maddesi gereğince işlem yapılabilmesi için Dairemizin yerleşik kararları gereğince «ispat yükü» kendisinde olan tarafın «münhasıran» karşı tarafın «defterlerine» delil olarak dayanması gerekmekte olup davalı delil listesinde davacı defterleri yanında sair delillere de dayanmıştır.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/173 E. 2014/18970 K.
Ortak:ticari defter · ibraz · e-defter
İncelediğiniz kararda… yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; 6100 sayılı HMK'nın 219. maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğu, bir davada «ispat yükü» kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın «ticari defterlerine» de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda, karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçların HMK'nın 220. maddesindeki genel düzenlemelere tabi olduğu, anılan madde uyarınca bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğinin düzenlendiği, bu durumda somut olay değerlendirildiğinde, davalı tarafın cevap dilekçesinin deliller bölümünün 8 nolu bendinde davacı firma ve şahsın «ticari defterlerine delil» olarak dayandığı, alınan bilirkişi raporlarında da vurgulandığı üzere; davalı satıcı üretici mühtahsil olduğundan mükellef olmaması sebebiyle «irsaliyeli fatura» tanzim edilmemiş olduğundan davalı taraf «teslim» olgusunu ispat edememekte, davacı taraf ise ispat yükünün davalı tarafta olduğundan bahisle ticari defter ve belgelerin ibrazdan kaçındığı, davacı tarafın ticari defterlerinin davalı taraf açısından vesika niteliğinde olduğu, davacı tarafın verilen «kesin süre» içerisinde ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, değerlendirildiğinde HMK 220/3 maddesi uyarınca davalı tarafın teslim olgusunu kendisi açısından vesika niteliğinde olan davacı defterlerinin ibrazından kaçınılması ile kanıtladığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan dava yerinde görülmediğinden reddine, davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine, dosyada tedbir kararı verildiği, davalı ...'un alacağına bu nedenle daha geç kavuştuğu anlaşılmakla dava değeri olan 178.000,00 TL'nin %40'ı olarak hesapl …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre HMK'nın 222 ve TTK'nın 83. maddeleri doğrultusunda «ticari defterlerin ibrazı» için davalı şirket adına «ihtaratlı» davetiye çıkartılarak tebliğ edildiği ancak davalının ticari defterlerin ibrazından kaçındığı, davalı şirketin ticari defterleri ibrazdan kaçındığı için davacının iddiasını ispat ettiği, bilirkişi raporu uyarınca da davacının davalıdan alacaklı olduğunun ortaya çıktığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacı tarafından davalı şirket hakkında yapılan «ilamsız icra takibi» sırasında davalı şirketin takibe vaki itirazının iptaline, «asıl alacak» üzerinden % 20 oranı üzerinden hesap edilen 6.960,20 TL «inkar tazminatının» davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ibrazı · ihtarat · ilamsız icra takibi · asıl alacak · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre HMK'nın 222 ve TTK'nın 83. maddeleri doğrultusunda «ticari defterlerin ibrazı» için davalı şirket adına «ihtaratlı» davetiye çıkartılarak tebliğ edildiği ancak davalının ticari defterlerin ibrazından kaçındığı, davalı şirketin ticari defterleri ibrazdan kaçındığı için davacının iddiasını ispat ettiği, bilirkişi raporu uyarınca da davacının davalıdan alacaklı olduğunun ortaya çıktığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacı tarafından davalı şirket hakkında yapılan «ilamsız icra takibi» sırasında davalı şirketin takibe vaki itirazının iptaline, «asıl alacak» üzerinden % 20 oranı üzerinden hesap edilen 6.960,20 TL «inkar tazminatının» davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
-
Menfi tespit | Menfi tespit | İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5623 E. 2024/2732 K.
Ortak:direnme kararı · kesin süre · ispat yükü · ticari defter · ibraz · teslim · kesin hüküm · e-defter
İncelediğiniz kararda… yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; 6100 sayılı HMK'nın 219. maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğu, bir davada «ispat yükü» kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın «ticari defterlerine» de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda, karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçların HMK'nın 220. maddesindeki genel düzenlemelere tabi olduğu, anılan madde uyarınca bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğinin düzenlendiği, bu durumda somut olay değerlendirildiğinde, davalı tarafın cevap dilekçesinin deliller bölümünün 8 nolu bendinde davacı firma ve şahsın «ticari defterlerine delil» olarak dayandığı, alınan bilirkişi raporlarında da vurgulandığı üzere; davalı satıcı üretici mühtahsil olduğundan mükellef olmaması sebebiyle «irsaliyeli fatura» tanzim edilmemiş olduğundan davalı taraf «teslim» olgusunu ispat edememekte, davacı taraf ise ispat yükünün davalı tarafta olduğundan bahisle ticari defter ve belgelerin ibrazdan kaçındığı, davacı tarafın ticari defterlerinin davalı taraf açısından vesika niteliğinde olduğu, davacı tarafın verilen «kesin süre» içerisinde ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, değerlendirildiğinde HMK 220/3 maddesi uyarınca davalı tarafın teslim olgusunu kendisi açısından vesika niteliğinde olan davacı defterlerinin ibrazından kaçınılması ile kanıtladığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan dava yerinde görülmediğinden reddine, davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine, dosyada tedbir kararı verildiği, davalı ...'un alacağına bu nedenle daha geç kavuştuğu anlaşılmakla dava değeri olan 178.000,00 TL'nin %40'ı olarak hesapl …
Hukuk Muhakemeleri Kanunun Geçici Madde 4/4. bendi uyarınca yerel mahkemece verilen «direnme» kararı üzerine dosyanın yeniden incelenmesi sonucu, yerel mahkemece verilen direnme kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, HMK'nın 373/5. maddesi gereğince Dairemi …
Benzer bu kararda… ilen Direnme Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki karar gerekçesi yanında, her iki tarafın kendi ellerindeki vesikaları Mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğu, bir davada «ispat yükü» kendisine ait olan tarafın başka delillerle birlikte karşı tarafın «ticari defterlerine» de dayandığı, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği durumlarda karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiği ya da bundan kaçınması hâlinde bağlanması gereken hukuksal sonuçların 6100 sayılı Kanun'un 220 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin düzenlemelere tabi olduğu, aynı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasının bir tarafın Mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi hâlinde, Mahkemenin o tarafın maksadını gözeterek diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngördüğü, bu hükmün taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hâllerde ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulandığı, taraflar arasındaki hukukî uyuşmazlığın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 82 nci maddesindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, ticari işlerden dolayı «tacirler» arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin maddede gösterilen koşulların mevcut olması «kaydı» ile «kesin delil niteliğinde» bulunduğunu öngördüğü, bu nedenle davacının iddialarına itibar edilerek dava konusu çeklerin «bedelsiz» olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
… uyuşmazlığın, dava konusu çeklerin davacı tarafından davalıya sipariş edilen malların karşılığı avans olarak verilen çeklerden olup olmadığı ya da davalı tarafından «teslim» edilen malların karşılığı ödeme olarak davalıya verilen çeklerden olup olmadığı noktasında toplandığı, tarafların «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesi için taraf vekillerine «kesin süre» verildiği, davalının ticari defter ibrazından kaçındığı, davacının ticari defter ve kayıtlarını inceleyen bilirkişinin raporuna göre, davacının resmî defterleri "işletme defteri" şeklinde olduğundan işletme defterine cari kayıtların işlenemediği, bu nedenle davalıya verilen on iki adet çekin «kaydının» olmadığı, davacının 2011, 2012 ve 2013 resmî kayıtlarında davalıdan satın aldığı herhangi bir mal veya hizmet kaydının bulunmadığının belirlendiği, davacı tarafından davalıya gönderilen 26.11.2012 tarihli «ihtarname» ile davaya konu on iki adet toplam 93.500,00 TL bedelli çeklerin anlaşma konusu çoraplar teslim edilmediğinden iadesinin istendiği, akabinde on iki adet çekten beş adet toplam 37.500,00 TL bedelli çeklerin davacıya teslim edildiği, her ne kadar «çek» bir ödeme vasıtası olup, teslim edilen malın karşılığı olarak verildiğine «karine» teşkil etmekte ve bunun aksinin «yazılı delil» ve belge ile ispat edilmesi gerekmekte ise de; davacının davalıya gönderdiği ihtarnameye istinaden on iki adet çekten beş adedinin davalı tarafça; "çeklerin «bedelsiz» olduğu" belirtilerek davacıya teslim edildiği, ayrıca davalının defter ibrazından kaçındığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci …
Hukuk Dairesinin 22.10.2015 tarihli ve 2014/15954 E., 2015/13466 K. sayılı kararı ile; “…Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre her ne kadar «çek ödeme» vasıtası olup «teslim» edilen mal karşılığı verildiğine dair karinenin aksinin «yazılı delille ispatı» gerekmekte ise de davacının «ihtarı» üzerine davalının 12 adet çekten 5 tanesinin ''çeklerin «bedelsiz» olduğu'' belirtilerek davacıya teslim edildiği, davalının «defter» ibrazından kaçındığı, HMK'nun 222. maddesi uyarınca davacı iddialarına itibar edildiği, buna göre dava konusu çeklerin bedelsiz kaldığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, davaya konu çeklerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödenen üç adet çek bedeli 20.500 TL'nin davalıdan «istirdatına» karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avans çeki · çekin bedelsizliği · çek ile ödeme · yazılı delille ispat · yemin deliline dayanma · delil niteliği · kesin delil · yetkili hamil
Benzer bu karardaMahkemece Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası verilen kararıyla; davada söz konusu çekler yönünden «ispat külfeti» çeklerin avans olarak verildiğini iddia eden davacıda olup davacının bu yöndeki iddiasını 6100 sayılı Kanun'un 201 inci maddesi uyarınca «yazılı delille ispatı» gerekmekte olup çeklerden beşinin iade edilmiş olması tek başına dava konusu çeklerin karşılıksız olduğunu göstermeyeceğinden ve dava konusu çeklerin «avans çeki» olduğunu gösterir yazılı bir delile de rastlanmadığı gibi «bedelsiz» kaldığına dair bir delil de bulunmamakla; «son» olarak davacı delillerinde «yemin deliline dayanmış» olmakla Mahkemece davacı tarafa «yemin teklifinde» bulunup bulunmayacağı hususunda beyanda bulunmak üzere iki hafta süre verilmiş, davacı vekili tarafından yemin deliline başvurulmadığı, davanın ispatlanamadığı ger …
Hukuk Dairesinin 22.10.2015 tarihli ve 2014/15954 E., 2015/13466 K. sayılı kararı ile; “…Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre her ne kadar «çek ödeme» vasıtası olup «teslim» edilen mal karşılığı verildiğine dair karinenin aksinin «yazılı delille ispatı» gerekmekte ise de davacının «ihtarı» üzerine davalının 12 adet çekten 5 tanesinin ''çeklerin «bedelsiz» olduğu'' belirtilerek davacıya teslim edildiği, davalının «defter» ibrazından kaçındığı, HMK'nun 222. maddesi uyarınca davacı iddialarına itibar edildiği, buna göre dava konusu çeklerin bedelsiz kaldığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, davaya konu çeklerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödenen üç adet çek bedeli 20.500 TL'nin davalıdan «istirdatına» karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya sipariş ettiği mallara karşılık on iki adet «çek» verildiğini, mal «teslim» edilmemesi üzerine davalıya çekilen «ihtarname» üzerine bu çeklerden beş adedinin «bedelsiz» olarak iade edildiğini, ancak kalan yedi adet «çekin bedelsiz» kaldığı halde iade edilmediğini, bunlardan üçünün dava dışı «yetkili hamiller» tarafından «ibraz» edilmesi üzerine ödenmek zorunda kaldığını iddia ederek, «menfi tespit» ve «istirdat» talebinde bulunmuştur.
… ilen Direnme Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki karar gerekçesi yanında, her iki tarafın kendi ellerindeki vesikaları Mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğu, bir davada «ispat yükü» kendisine ait olan tarafın başka delillerle birlikte karşı tarafın «ticari defterlerine» de dayandığı, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği durumlarda karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiği ya da bundan kaçınması hâlinde bağlanması gereken hukuksal sonuçların 6100 sayılı Kanun'un 220 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin düzenlemelere tabi olduğu, aynı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasının bir tarafın Mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi hâlinde, Mahkemenin o tarafın maksadını gözeterek diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngördüğü, bu hükmün taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hâllerde ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulandığı, taraflar arasındaki hukukî uyuşmazlığın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 82 nci maddesindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, ticari işlerden dolayı «tacirler» arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin maddede gösterilen koşulların mevcut olması «kaydı» ile «kesin delil niteliğinde» bulunduğunu öngördüğü, bu nedenle davacının iddialarına itibar edilerek dava konusu çeklerin «bedelsiz» olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İnkar tazminatı | Sözleşme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16599 E. 2014/17323 K.
Ortak:kesin süre · ispat yükü · ticari defter · ibraz · kesin hüküm · e-defter
İncelediğiniz kararda… yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; 6100 sayılı HMK'nın 219. maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğu, bir davada «ispat yükü» kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın «ticari defterlerine» de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda, karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçların HMK'nın 220. maddesindeki genel düzenlemelere tabi olduğu, anılan madde uyarınca bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğinin düzenlendiği, bu durumda somut olay değerlendirildiğinde, davalı tarafın cevap dilekçesinin deliller bölümünün 8 nolu bendinde davacı firma ve şahsın «ticari defterlerine delil» olarak dayandığı, alınan bilirkişi raporlarında da vurgulandığı üzere; davalı satıcı üretici mühtahsil olduğundan mükellef olmaması sebebiyle «irsaliyeli fatura» tanzim edilmemiş olduğundan davalı taraf «teslim» olgusunu ispat edememekte, davacı taraf ise ispat yükünün davalı tarafta olduğundan bahisle ticari defter ve belgelerin ibrazdan kaçındığı, davacı tarafın ticari defterlerinin davalı taraf açısından vesika niteliğinde olduğu, davacı tarafın verilen «kesin süre» içerisinde ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, değerlendirildiğinde HMK 220/3 maddesi uyarınca davalı tarafın teslim olgusunu kendisi açısından vesika niteliğinde olan davacı defterlerinin ibrazından kaçınılması ile kanıtladığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan dava yerinde görülmediğinden reddine, davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine, dosyada tedbir kararı verildiği, davalı ...'un alacağına bu nedenle daha geç kavuştuğu anlaşılmakla dava değeri olan 178.000,00 TL'nin %40'ı olarak hesapl …
Benzer bu kararda332.) maddesi uyarınca, «ibrazı» istenen belgenin («ticari defterlerin»), ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için «kesin» bir süre verir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalıya servis hizmeti sunduğunu «yazılı delillerle ispat» etmek zorunda olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, davacının delil olarak «ticari defter» ve faturalarına ve davalı defterlerine dayandığı, davalının «ticari defterlerini ibraz» etmediği, davacının da delillerini davalının defterlerine hasretmediği, bu nedenle davalının defterlerini ibraz etme zorunluluğu olmadığı, davacı defterlerinin sah …
İspat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın «ticari defterlerine» de dayandığı, eş söyleyişle, sadece karşı tarafın defterlerine dayanmadığı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye «ibraz» etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK'nın 219'ncu ve ardından gelen maddelerde düzenlenmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ibrazdan kaçınma · ticari defter ibrazı · ihtar tebliği · yazılı delille ispat · mazeret · yemin · ikrar · ihtar
Benzer bu karardaBu bağlamda, somut olayda davacı taraf diğer delilleri yanında davalının «ticari defterlerine» de açıkça delil olarak dayanmış, mahkemece davalıya 2010-2011 yıllarına ilişkin defterlerini belli edilen günde «ibraz» edilmemesi halinde HMK'nın 220. maddesi uyarınca işlem yapılacağı hususunda «ihtar tebliğ» edilmiş, davalı defterlerini «ibrazdan kaçınmıştır».
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalıya servis hizmeti sunduğunu «yazılı delillerle ispat» etmek zorunda olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, davacının delil olarak «ticari defter» ve faturalarına ve davalı defterlerine dayandığı, davalının «ticari defterlerini ibraz» etmediği, davacının da delillerini davalının defterlerine hasretmediği, bu nedenle davalının defterlerini ibraz etme zorunluluğu olmadığı, davacı defterlerinin sah …
Belgeyi «ibraz» etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.
332.) maddesi uyarınca, «ibrazı» istenen belgenin («ticari defterlerin»), ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için «kesin» bir süre verir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11201 E. 2012/2856 K.
Ortak:direnme kararı
İncelediğiniz karardaHukuk Muhakemeleri Kanunun Geçici Madde 4/4. bendi uyarınca yerel mahkemece verilen «direnme» kararı üzerine dosyanın yeniden incelenmesi sonucu, yerel mahkemece verilen direnme kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, HMK'nın 373/5. maddesi gereğince Dairemi …
Benzer bu karardaDava, tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, davanın reddine dair mahkemece verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya kısmen direnilmiş olup, davacı vekilinin temyiz istemi «direnme» hükmüne ilişkindir.
2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca «direnme» kararlarının temyiz incelemesi Dairemizin görevi dışında olup, Yargıtay Yüksek Hukuk Genel Kurulu'na aittir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5694 E. , 2022/9195 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen 29.11.2019 gün ve 2018/1063-2019/1276 sayılı hükmün Dairemizce 15.06.2021 gün ve 2020/4127 -2021/5107 sayılı ilamla bozulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararına ilişkin dava dosyası 02.12.2016 tarih ve 6763 sayılı Yasa'nın 43 ve geçici 4/1. maddesi uyarınca dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacı ...'in, diğer davacı şirketin yetkilisi olduğunu, adı geçen davacı ile davalı ... arasında 24.11.2009 tarihinde üzüm satışı konusunda sözleşme imzalandığını, yapılan sözleşme uyarınca keşidecisi davacı şirket, toplam tutarı 595.000,00 TL olan 6 adet çekin davalılar adına düzenlenerek teslim edildiğini, bu çeklerden toplam tutarı 417.000,00 TL olan 4 adedinin tahsil edildiğini, davalılarca, davalıların tedarik ettikleri üzümleri, dava dışı Aydemir Ltd. Şti'ye ait araçlarla davalılara ait depodan peyderpey teslim almaya başladıklarını, ancak davalıların taahhüt ettikleri günde ve miktarda üzümü hazır etmediklerini, mal tedarik işleminin gecikmeli yapıldığını, son 78.200 kg 'lık kısmın ise hiç teslim edilmediğini, davacıların, geç ve eksik teslim nedeniyle zarara uğradığını, yurt dışında yapılan ticari anlaşmalar gereği 3.
şahıslardan mal almak zorunda kaldıklarını ileri sürerek tazminat davası açma hakları saklı kalmak üzere ödenmeyen toplam bedeli 178.000,00 TL olan iki adet çek nedeniyle davacıların, davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davalıların taahhüt ettikleri üzümleri fazlasıyla davacı tarafa teslim ettiklerini, ürünlerin Çifçiler...Ltd.Şti.'ye ait depodan davalılar adına tesliminin yapıldığını, davacıların dava konusu çeklerin dışında 11.12.2009 tarihli 150.000,00 TL'lik çeki de ödemediklerini, davacıların iddialarının doğru olduğu bir an için kabul edilse dahi teslim edilmediği iddia edilen üzümlerin tutarının 115.545,00 TL olduğu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Kapatılan 19. Hukuk Dairesi'nin 26.06.2018 tarih ve 2017/1618 E.-2018/3610 K. sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; 6100 sayılı HMK'nın 219. maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorunda olduğu, bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda, karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçların HMK'nın 220.
maddesindeki genel düzenlemelere tabi olduğu, anılan madde uyarınca bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğinin düzenlendiği, bu durumda somut olay değerlendirildiğinde, davalı tarafın cevap dilekçesinin deliller bölümünün 8 nolu bendinde davacı firma ve şahsın ticari defterlerine delil olarak dayandığı, alınan bilirkişi raporlarında da vurgulandığı üzere; davalı satıcı üretici mühtahsil olduğundan mükellef olmaması sebebiyle irsaliyeli fatura tanzim edilmemiş olduğundan davalı taraf teslim olgusunu ispat edememekte, davacı taraf ise ispat yükünün davalı tarafta olduğundan bahisle ticari defter ve belgelerin ibrazdan kaçındığı, davacı tarafın ticari defterlerinin davalı taraf açısından vesika niteliğinde olduğu, davacı tarafın verilen kesin süre içerisinde ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, değerlendirildiğinde HMK 220/3 maddesi uyarınca davalı tarafın teslim olgusunu kendisi açısından vesika niteliğinde olan davacı defterlerinin ibrazından kaçınılması ile kanıtladığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı ...
tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan dava yerinde görülmediğinden reddine, davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, dosyada tedbir kararı verildiği, davalı ...'un alacağına bu nedenle daha geç kavuştuğu anlaşılmakla dava değeri olan 178.000,00 TL'nin %40'ı olarak hesaplanan 71.200,00 TL tazminatın davacı Turaz Gıda Nak. San.ve Tic. Ltd. Şti'.den alınarak davalı ...'a verilmesine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 15.06.2021 tarih ve 2020/4127E.-2021/5107K. sayılı ilamı ile mahkeme kararı oyçokluğu ile bozulmuştur.
Bu kez mahkemece 07.12.2021 tarihli karar ile Dairemizin bozma ilamına aynı gerekçelerle direnilmiştir. Direnme kararını davacılar vekili temyiz etmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunun Geçici Madde 4/4. bendi uyarınca yerel mahkemece verilen direnme kararı üzerine dosyanın yeniden incelenmesi sonucu, yerel mahkemece verilen direnme kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, HMK'nın 373/5. maddesi gereğince Dairemizin 15.06.2021 tarih ve 2020/4127 E.-2021/5107 K. sayılıbozma ilamının kaldırılarak davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkeme kararının onanması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Dairemizin 15.06.2021 tarih ve 2020/4127E.-2021/5107K. sayılı bozma ilamının KALDIRILARAK, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 19.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/863566100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz