6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/3541 E. 2010/3730 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mükerrer ödeme kooperatifler kanunu ciro silsilesi lehdar sorumluluk davası mükerrerlik lehtar ciro yönetim kurulu kararı

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, icra dosyalarında senetlerin borçlusu davacı kooperatif tarafından ödemeler yapıldığı, bu senetlerin davacı tarafından iş yaptığı ...lehine düzenlendiği, bu kişinin de takip alacaklısına ciro ettiği, davalının bir rolünün olmadığı, anılan senetlerin lehdarı tarafından davalıya iade edildiği belirtilmiş ise de bu tutanakta iade alanın imzasının bulunmadığı, kayıtlarda inceleme yapılmasına gerek olmadığı, ciro silsilesine uygun tahsile konulduğu, davalıya iadenin kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, tazminat istemine ilişkindir. Davacı kooperatif vekili, bedeli ödenen ve lehtarı tarafından iade edilen senetlerin müvekkilinin eski yönetim kurulu başkanı olan davalı tarafından haksız yere başkasına ciro edildiğini, mükerrer ödeme yapmak zorunda kalındığını iddia ederek ödenen senet bedellerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. İşbu dava, esas itibariyle davacı kooperatifin eski yönetim kurulu başkanı aleyhine açılan sorumluluk davası niteliğindedir. Anılan davanın görülebilmesi, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98 nci maddesinin yollamasıyla TTK.nun 341 nci maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır. Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usulü bir eksikliktir. Dolayısıyla, mevcut bu usulü eksiklik, hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir. Uyuşmazlığa konu olayda dava doğrudan doğruya açılmıştır. O halde mahkemece, HUMK.nun 39-40 ncı maddeleri uyarınca davacı tarafa uygun süre verilerek genel kurulda açıklanan şekilde bir karar alınmasının sağlanması ve şirketin denetçilerinin davayı takibi veya onlardan vekaletname sunulması olanağı tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kooperatifler kanunu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5532 E. 2010/12040 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kooperatifler kanunu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5033 E. 2010/11652 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8932 E. 2010/10129 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

3 benzer karar daha
  • Genel Kurul Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12299 E. 2011/276 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5386 E. 2014/14890 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel Kurul Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12531 E. 2018/6449 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/3541 E.  ,  2010/3730 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Sincan Asliye 1.Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Sincan Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.04.2007 tarih ve 2006/228-2007/197 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin önceki dönem yönetim kurulu başkanı olduğunu, yapılan inşaatların doğrama işlerini üstlenen kişinin ücreti için senet verildiğini, müvekkilinin senet bedellerini ödediğini, alacaklının senetleri davalıya verdiğini, davalının da bedelsiz kalan senetleri dava dışı damadına ciro yoluyla devir ettiğini, bu kişinin de icra kanalıyla senet bedellerini tahsil ettiğini, müvekkilinin mükerrer ödeme yaptığını, davalının zarara neden olduğunu ileri sürerek, 9.245.000.000 TL’nin tahsiline karar verilmesin talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, senetlerin mizanda halen ödenmediğine dair kayıt olduğunu, müvekkilinin cirosunun bulunmadığını, iddiaların yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, icra dosyalarında senetlerin borçlusu davacı kooperatif tarafından ödemeler yapıldığı, bu senetlerin davacı tarafından iş yaptığı ...lehine düzenlendiği, bu kişinin de takip alacaklısına ciro ettiği, davalının bir rolünün olmadığı, anılan senetlerin lehdarı tarafından davalıya iade edildiği belirtilmiş ise de bu tutanakta iade alanın imzasının bulunmadığı, kayıtlarda inceleme yapılmasına gerek olmadığı, ciro silsilesine uygun tahsile konulduğu, davalıya iadenin kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, tazminat istemine ilişkindir. Davacı kooperatif vekili, bedeli ödenen ve lehtarı tarafından iade edilen senetlerin müvekkilinin eski yönetim kurulu başkanı olan davalı tarafından haksız yere başkasına ciro edildiğini, mükerrer ödeme yapmak zorunda kalındığını iddia ederek ödenen senet bedellerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. İşbu dava, esas itibariyle davacı kooperatifin eski yönetim kurulu başkanı aleyhine açılan sorumluluk davası niteliğindedir. Anılan davanın görülebilmesi, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98 nci maddesinin yollamasıyla TTK.nun 341 nci maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır.

Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usulü bir eksikliktir. Dolayısıyla, mevcut bu usulü eksiklik, hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir. Uyuşmazlığa konu olayda dava doğrudan doğruya açılmıştır. O halde mahkemece, HUMK.nun 39-40 ncı maddeleri uyarınca davacı tarafa uygun süre verilerek genel kurulda açıklanan şekilde bir karar alınmasının sağlanması ve şirketin denetçilerinin davayı takibi veya onlardan vekaletname sunulması olanağı tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016789100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.