Sigorta poliçesine dayalı tazminat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/3081 E. 2011/14821 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rücuen tahsil↗ davanın açılmamış sayılması↗ açılmamış sayılma↗ görevsizlik kararı↗ tebligat↗ dosya masrafı↗ yetkisizlik kararı↗ hasar↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hasarın meydana gelmesinde davalının %25 oranında kusurlu olduğu gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne (2.728) TL tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sigortalıya ödenen tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
HUMK'nun 193. maddesi uyarınca; "görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa görevli veya yetkili mahkemede tebligat yaptırması zorunludur. (Değişik üçüncü fıkra: 26/9/2004 – 5236/13 md.) Her iki hâlde kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren on gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kâğıdı tebliğ ettirilmesi gerekir."
Anılan düzenlemeye göre davacının süresi içinde mahkemeye başvurarak tebligat masrafı yatırması veya tahrik dilekçesi vermesi gereklidir.
Somut olayda dava ilk önce Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, mahkemece yetkili mahkemenin Anamur Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan bahisle 24.07.2007 tarihinde yetkisizlik kararı verilmiş, karar, davacı vekiline 09.10.2007, davalıya 10.10.2007 tarihinde tebliğ olunmuş, temyiz edilmeyerek 25.10.2007 tarihinde kesinleşmiştir. Yetkisizlik kararı veren Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesince kararın 27.11.2007 tarihinde kesinleştiği hatalı olarak karara şerholunduktan sonra aynı tarihli üst yazı ile dosya Anamur Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmiştir.
Ancak, dosya içerisinde davacı tarafça dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine yönelik süresi içerisinde yapılmış yazılı bir müracaat bulunmadığı gibi aynı süre içesinde tebligat masrafı yatırıldığı da sabit değildir. Davacı tarafından süresi içerisinde bu prosedürün yerine getirildiği usulünce ispatlanamadığından, mahkemece kendiliğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6189 E. 2010/12226 K.
Ortak:yetkisizlik kararı · hasar · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «hasarın» meydana gelmesinde davalının %25 oranında kusurlu olduğu gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne (2.728) TL tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
HUMK'nun 193. maddesi uyarınca; "«görevsizlik» veya «yetkisizlik» kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa «görevli» veya yetkili mahkemede «tebligat» yaptırması zorunludur. (Değişik üçüncü fıkra: 26/9/2004 – 5236/13 md.) Her iki hâlde kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren on gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kâğıdı tebliğ ettirilmesi gerekir." Anılan düzenlemeye göre davacının süresi içinde mahkemeye başvurarak tebligat «masrafı» yatırması veya tahrik dilekçesi vermesi gereklidir.
Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, mahkemece yetkili mahkemenin Anamur Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan bahisle 24.07.2007 tarihinde «yetkisizlik» kararı verilmiş, karar, davacı vekiline 09.10.2007, davalıya 10.10.2007 tarihinde tebliğ olunmuş, temyiz edilmeyerek 25.10.2007 tarihinde kesinleşmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kazanın meydana geldiği yer olan Anamur Mahkemeleri'nin yetkili olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «yetkisizliğine» karar verilmiştir.
Somut olayda, davacıya sigortalı emtianın davalı tarafından Antalya’dan, Mersin’e taşınması sırasında Anamur’da aracın tek taraflı olarak kaza yapması sonucu emtianın «hasar» gördüğü, davacı tarafından sigortalısına hasar bedelinin ödendiği ve TTK’nın 1301. maddesi hükmüne göre davacının sigortalısına halef olarak iş bu davayı Mersin’de açtığı, davalının ikametgâhının ise Konya olduğu hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık yoktur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel yetki kuralı · sözleşmenin ifa yeri · genel yetki · ifa yeri · kesin yetki · sigorta sözleşmesi · rücuen tazminat · taşıma sözleşmesi
Benzer bu karardaBu itibarla, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda «taşıma sözleşmesinin ifa yeri» olan davanın açıldığı mahkeme iş bu davaya bakmada yetkili olup, mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken, ortada «kesin yetki» durumu sözkonusu değil iken, HUMK’nın 21. maddesine göre kazanın meydana geldiği Anamur mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
HUMK’nın 9. maddesi hükmü ile her davanın davalının ikametgahı mahkemesinde açılacağına ilişkin «genel yetki kuralı» getirilmiş olup, anılan Yasa'nın 10. maddesinde de bu genel kural ile birlikte akdin «ifa yeri» mahkemesinin de yetkili olacağına ilişkin özel bir yetki kuralı öngörülmüştür.
Gerçekten de HUMK'nun 10. maddesinde, sözleşmenin «ifa» edildiği veya davalı yada vekilinin dava tarihinde orada bulunması kaydıyla, sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinde de dava açılabileceği düzenlenmiş olup, davaya konu «taşıma sözleşmesinin ifa yeri» varma yeri olan Mersin’dir.
2- Dava, taşıma «sigorta sözleşmesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5771 E. 2011/16931 K.
Ortak:davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · görevsizlik kararı · tebligat · dosya masrafı · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaHUMK'nun 193. maddesi uyarınca; "«görevsizlik» veya «yetkisizlik» kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa «görevli» veya yetkili mahkemede «tebligat» yaptırması zorunludur. (Değişik üçüncü fıkra: 26/9/2004 – 5236/13 md.) Her iki hâlde kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren on gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kâğıdı tebliğ ettirilmesi gerekir." Anılan düzenlemeye göre davacının süresi içinde mahkemeye başvurarak tebligat «masrafı» yatırması veya tahrik dilekçesi vermesi gereklidir.
Ancak, dosya içerisinde davacı tarafça dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine yönelik süresi içerisinde yapılmış yazılı bir müracaat bulunmadığı gibi aynı süre içesinde «tebligat» «masrafı» yatırıldığı da sabit değildir.
Davacı tarafından süresi içerisinde bu prosedürün yerine getirildiği usulünce ispatlanamadığından, mahkemece kendiliğinden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaHUMK'nun 193. maddesi uyarınca; «görevsizlik» veya «yetkisizlik» kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa «görevli» veya yetkili mahkemede «tebligat» yaptırması zorunludur.
Anılan düzenlemeye göre davacının süresi içinde mahkemeye başvurarak «tebligat» «masrafı» yatırması veya tahrik dilekçesi vermesi gereklidir.
Bu durumda, mahkemece, davacı vekilince HUMK'nun 193/3. maddesinde belirtilen usuli işlemlerin süresinde yerine getirilmediği nazara alınarak aynı Yasa' nın 193/4 ncü maddesince «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:son hamil · ticari faiz · hamil · havale · çek · ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 3167 sayılı Yasa'nın 10. maddesinin başvuran kişinin «son hamil» olması konusunda zorunlu kılmadığı, davacının çekleri elinde bulundurmakla son hamil konumuna geldiği, her ne kadar davacı çeklerin aslını bankaya «ibraz» etmemiş ise de davacının davasında haklı olduğu ve «çek» asıllarını mahkeme dosyasına ibraz ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne ve 2.000,00 TL'nın 10.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1-Dava, 3167 sayılı Yasa'nın 10. maddesi uyarınca her bir «çek» yaprağı için bankanın ödemekle yükümlü olduğu meblağın tahsili talebine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından davanın yetkili Hakkari Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için 15.09.2009 «havale» tarihli tahrik dilekçesi verilmiş olup, bu dilekçe üzerine dosya yetkili mahkemeye gönderilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12994 E. 2010/4122 K.
Ortak:hasar
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «hasarın» meydana gelmesinde davalının %25 oranında kusurlu olduğu gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne (2.728) TL tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı sigortacının ödediği «hasar» miktarını TTK'nun 1301. maddesi gereğince zarar sorumlusu davalılardan talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 19.354,00 YTL'nın 15.02.2007 tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuan tazminat · sigorta poliçesi · kusur · eksik inceleme · avans faizi
Benzer bu karardaDava, yangın «sigorta poliçesine» dayalı «rücuan tazminat» istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir,ancak olaya ilişkin Anamur Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2006/417 esas sayılı dosyasının getirtilip incelenerek, olayda davalıların kusurlu olup olmadığı, varsa «kusur» oranları tespit edilip zarardan sorumlu olup olmayacakları belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu konuda bir değerlendirme yapılmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmaya gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı sigortacının ödediği «hasar» miktarını TTK'nun 1301. maddesi gereğince zarar sorumlusu davalılardan talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 19.354,00 YTL'nın 15.02.2007 tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6787 E. 2011/16588 K.
Ortak:davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · görevsizlik kararı · tebligat · dosya masrafı · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaHUMK'nun 193. maddesi uyarınca; "«görevsizlik» veya «yetkisizlik» kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa «görevli» veya yetkili mahkemede «tebligat» yaptırması zorunludur. (Değişik üçüncü fıkra: 26/9/2004 – 5236/13 md.) Her iki hâlde kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren on gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kâğıdı tebliğ ettirilmesi gerekir." Anılan düzenlemeye göre davacının süresi içinde mahkemeye başvurarak tebligat «masrafı» yatırması veya tahrik dilekçesi vermesi gereklidir.
Ancak, dosya içerisinde davacı tarafça dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine yönelik süresi içerisinde yapılmış yazılı bir müracaat bulunmadığı gibi aynı süre içesinde «tebligat» «masrafı» yatırıldığı da sabit değildir.
Davacı tarafından süresi içerisinde bu prosedürün yerine getirildiği usulünce ispatlanamadığından, mahkemece kendiliğinden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu kararda1086 sayılı HUMK'nun 193. maddesi uyarınca; "«görevsizlik» veya «yetkisizlik» kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa «görevli» veya yetkili mahkemede «tebligat» yaptırması zorunludur. (Değişik üçüncü fıkra: 26/9/2004 – 5236/13 md.) Her iki hâlde kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren on gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kâğıdı tebliğ ettirilmesi gerekir." Anılan düzenlemeye göre davacının süresi içinde mahkemeye başvurarak tebligat «masrafı» yatırması veya tahrik dilekçesi vermesi gereklidir.
… belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkilinin ticari ilişkisi nedeniyle, alacağının bir kısmına karşılık olarak «ciro» yolu ile davalıdan aldığı 05/05/2005 keşide tarihli (20.000) TL bedelli «çekin ibraz» tarihinde karşılığının çıkmadığını, ancak zaman içerisinde «çek» bedelinden (15.000) TL'nın ödendiğini, ödenmeyen (5.000) TL'nın tahsili için «keşideci» ile birlikte davalı «ciranta» aleyhine başlatılan takibe, ciranta imzasının kendisine ait olmadığı ve çek bedelinin ödendiği gerekçesi ile davalının itiraz ettiğini, itirazın iptali davasında verilen «görevsizlik» kararından sonra süresi içerisinde «görevli» mahkemeye müracaat edemediklerinden iş bu davayı açtıklarını, davalının bakiye borcunu ödemediğini ileri sürerek, (5.000) TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsi …
Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, 26.11.2008 tarihli «yetkisizlik» kararı ile talep halinde dosyanın yetkili ve «görevli» Kağızman Sulh Hukuk Mahkemisine gönderilmesine karar verilmiş, bu karar davacı vekiline 20.07.2009, davalıya ise 16.07.2009 tarihinde tebliğ olunmuş, temyiz edilmeyerek 29.07.2009 tarihinde kesinleşmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:basit yargılama usulü · adli tatil · çekin ibrazı · ciranta · ciro · keşideci · havale · çek
Benzer bu kararda… belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkilinin ticari ilişkisi nedeniyle, alacağının bir kısmına karşılık olarak «ciro» yolu ile davalıdan aldığı 05/05/2005 keşide tarihli (20.000) TL bedelli «çekin ibraz» tarihinde karşılığının çıkmadığını, ancak zaman içerisinde «çek» bedelinden (15.000) TL'nın ödendiğini, ödenmeyen (5.000) TL'nın tahsili için «keşideci» ile birlikte davalı «ciranta» aleyhine başlatılan takibe, ciranta imzasının kendisine ait olmadığı ve çek bedelinin ödendiği gerekçesi ile davalının itiraz ettiğini, itirazın iptali davasında verilen «görevsizlik» kararından sonra süresi içerisinde «görevli» mahkemeye müracaat edemediklerinden iş bu davayı açtıklarını, davalının bakiye borcunu ödemediğini ileri sürerek, (5.000) TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsi …
Davalı; davacı ile aralarında ticari bir ilişki bulunmadığını, çekteki «ciranta» imzasının kendisine ait olmadığını, dava konusu çeki, aldığı otobüs bedeli karşılığı dava dışı Şahsuvaroğlu şirketine verdiğini, davacının bu şirketin sadece çalışanı olduğunu, «görevsizlik» kararının kesinleşmekle «kesin» hüküm oluşturduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
1086 sayılı HUMK'nun 176/10-11 fıkraları uyarınca «adli tatilde» görülecek davalarda aynı Yasa'nın 177.maddesi uygulanamayacağından süreler işlemeye devam eder ve sürenin «son» günü adli tatile gelse bile adli tatil sonrasına uzamaz.
Sulh Hukuk Mahkemelerinde «basit yargılama usulü» uygulandığından HUMK'nun sürelerin uzamasına ilişkin 177.maddesindeki düzenlemenin Sulh Hukuk Mahkemelerince bakılan işler ve verilen kararlar yönünden uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17404 E. 2014/18636 K.
Ortak:davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · tebligat · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaHUMK'nun 193. maddesi uyarınca; "«görevsizlik» veya «yetkisizlik» kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa «görevli» veya yetkili mahkemede «tebligat» yaptırması zorunludur. (Değişik üçüncü fıkra: 26/9/2004 – 5236/13 md.) Her iki hâlde kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren on gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kâğıdı tebliğ ettirilmesi gerekir." Anılan düzenlemeye göre davacının süresi içinde mahkemeye başvurarak tebligat «masrafı» yatırması veya tahrik dilekçesi vermesi gereklidir.
Davacı tarafından süresi içerisinde bu prosedürün yerine getirildiği usulünce ispatlanamadığından, mahkemece kendiliğinden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, mahkemece yetkili mahkemenin Anamur Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan bahisle 24.07.2007 tarihinde «yetkisizlik» kararı verilmiş, karar, davacı vekiline 09.10.2007, davalıya 10.10.2007 tarihinde tebliğ olunmuş, temyiz edilmeyerek 25.10.2007 tarihinde kesinleşmiştir.
Benzer bu karardaBozova Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen «yetkisizlik» karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 Sayılı HUMK’nın 193/3 maddesi hükmü uyarınca; kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren on gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kâğıdı tebliğ ettirilmesi gerektiği, aksi taktirde «davanın açılmamış sayılmasına» karar verileceği hususu düzenlenmiştir.
Bu durumda «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
1 - Dava, önce Bozova Asliye Hukuk Mahkemesine açılmış, anılan mahkemece verilen «yetkisizlik» kararı taraflara tebliğ edilerek kesinleşmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/3081 E. , 2011/14821 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Anamur Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.07.2009 tarih ve 2008/20 - 2009/213 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkiline nakliyat sigortası poliçesi ile sigortalanan dava dışı Delta İth. İhr.Tic ve Paz. LTD ŞTİ'ne ait cam emtinanın, Gebze'den Gaziantep'e davalı tarafından nakliyesi sırasında, kamyonun yolun sağ tarafına kaçması ve yükün yan yatması sonucu hasarlandığını, sigortalıya (10.912) TL hasar tazminatı ödediklerini, davalının sözlü ve yazılı bildirimlere rağmen bu bedeli kendilerine ödemediğini ileri sürerek, ödenen hasar tazminatının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin gerek taşıyıcı, gerekse sürücü olarak kusurlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hasarın meydana gelmesinde davalının %25 oranında kusurlu olduğu gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne (2.728) TL tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sigortalıya ödenen tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
HUMK'nun 193. maddesi uyarınca; "görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa görevli veya yetkili mahkemede tebligat yaptırması zorunludur. (Değişik üçüncü fıkra: 26/9/2004 – 5236/13 md.) Her iki hâlde kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren on gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kâğıdı tebliğ ettirilmesi gerekir."
Anılan düzenlemeye göre davacının süresi içinde mahkemeye başvurarak tebligat masrafı yatırması veya tahrik dilekçesi vermesi gereklidir.
Somut olayda dava ilk önce Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, mahkemece yetkili mahkemenin Anamur Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan bahisle 24.07.2007 tarihinde yetkisizlik kararı verilmiş, karar, davacı vekiline 09.10.2007, davalıya 10.10.2007 tarihinde tebliğ olunmuş, temyiz edilmeyerek 25.10.2007 tarihinde kesinleşmiştir. Yetkisizlik kararı veren Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesince kararın 27.11.2007 tarihinde kesinleştiği hatalı olarak karara şerholunduktan sonra aynı tarihli üst yazı ile dosya Anamur Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmiştir.
Ancak, dosya içerisinde davacı tarafça dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine yönelik süresi içerisinde yapılmış yazılı bir müracaat bulunmadığı gibi aynı süre içesinde tebligat masrafı yatırıldığı da sabit değildir. Davacı tarafından süresi içerisinde bu prosedürün yerine getirildiği usulünce ispatlanamadığından, mahkemece kendiliğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazının kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034445800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz