Hisse senedi satışının iptali | Hisse senedinin iadesine karar verilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/9868 E. 2010/9899 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
infazda tereddüt↗ infaz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce “davalı Bankanın Çorum Şubesi'nin 02.01.2003 tarihinde davacı hesabından yapmış olduğu satış işleminin iptali ile satılan hisse senetlerinin davacı hesabına iadesine karar verilmiş ise de, davalı tarafından satılan ve davalının iade ile yükümlü olduğu hisse senetlerin hangi senetlerden ibaret olduğu nitelikleriyle birlikte açıkça belirtilmemiş olup, bu hususun infazda tereddüt yaratacağı kuşkusuzdur. O halde, mahkemece, davalı tarafından talimatsız satılan hisse senetlerinin teker teker dökümü yapılarak infazda duraksamaya yol açmayacak bir şekilde hüküm tesisi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile bozma ilamı doğrultusunda hüküm tesis edilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Hisse senedi satışının iptali | Hisse senedinin iadesine karar verilmesi 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16361 E. 2011/1797 K.
Ortak:infazda tereddüt · infaz · Hisse senedi satışının iptali | Hisse senedinin iadesine karar verilmesi
İncelediğiniz kararda… rafından satılan ve davalının iade ile yükümlü olduğu hisse senetlerin hangi senetlerden ibaret olduğu nitelikleriyle birlikte açıkça belirtilmemiş olup, bu hususun «infazda tereddüt» yaratacağı kuşkusuzdur.
O halde, mahkemece, davalı tarafından talimatsız satılan hisse senetlerinin teker teker dökümü yapılarak «infazda» duraksamaya yol açmayacak bir şekilde hüküm tesisi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile bozma ilamı doğrultusunda hüküm tesis edilmiştir.
Benzer bu kararda… rafından satılan ve davalının iade ile yükümlü olduğu hisse senetlerin hangi senetlerden ibaret olduğu nitelikleriyle birlikte açıkça belirtilmemiş olup, bu hususun «infazda tereddüt» yaratacağı kuşkusuzdur.
O halde, mahkemece, davalı tarafından talimatsız satılan hisse senetlerinin teker teker dökümü yapılarak «infazda» duraksamaya yol açmayacak bir şekilde hüküm tesisi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın k …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15154 E. 2017/2562 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:resen araştırma ilkesi · çekişmesiz yargı işi · eksik araştırma · çekişmesiz yargı · zayi belgesi · tasdik kararı · zayi · ticari defter
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketlerin «defterlerinin» bulunduğu dükkanın sel baskınına uğradığı, olayın 17/06/2014 tarihinde meydana geldiği, davanın ise 01/07/2014 tarihinde 15 günlük sürede açıldığı, «zayi» olduğu iddia edilen defterlerin «tasdik» edildiği ilgili noterlere gerekli müzekkerelerin yazıldığı, davacı şirketlere ait su baskını sonucu «hasar» gören defter ve belgelerin bilirkişi marifetiyle teker teker tespit edildiği gerekçesiyle tespit edilen defterler için «zayi belgesi» verilmesine, davacıların diğer defterlerle ilgili taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Bu nitelikteki davalar «çekişmesiz yargı işi» niteliğinde olup «resen araştırma ilkesi» hakimdir.
Nitekim davacı tarafça hakkında «zayi belgesi» isteminde bulunulan 2010 ve 2012 yıllarına ait «defter» ve belgelerin açılış onaylarının varlığı bakımından ilgili notere müzekkere yazılmış, ancak bu yazının yanıtı beklenmeden söz konusu «ticari defterlerin» noter onaylarının bulunmadığından bahisle bu defterler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava «zayi» olan «defter» ve ticari belgeler için belge verilmesi istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14359 E. 2013/12155 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılamanın yenilenmesi · ara karar · dava şartı yokluğu · rücu · yenileme · usulden reddi · ihtar · havale
Benzer bu karardaSomut olayda, 23.03.2012 tarihli tensip 1 nolu «ara» kararı uyarınca davacı vekiline 30.000,00 TL «teminat» yatırmak üzere «kesin» olduğu belirtilmeksizin 30 günlük süre verilmiş, davacı vekili 24.04.2012 «havale» tarihli dilekçesiyle bu ara karardan «rücu» edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece, 30.04.2012 tarihli ara karar ile bu talebin reddine karar verilmiş, bu ara kararın tebliği üzerine davacı vekili tekrar teminat yatırılmasına ilişkin ara karardan rücu edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece yapılan 07.06.2012 günlü ilk duruşmada, kısa kararla belirlenen teminatın süresi içinde yatırılmadığı , teminata ilişkin itirazın reddine dair kararın taraflara tebliğ edildiğinin belinlendiği belirtilerek dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiş, daha sonra yazılan gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "kesin" ibaresi kullanılmıştır.
Dava, «yargılamanın yenilenmesi» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Her ne kadar gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu 23.03.2012 tarihli «ara» kararda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmediği gibi, bu süre içinde «teminat» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmediğinden HMK'nın 94. maddesindeki unsurları içermemekte olup, verilen bu süre içinde öngörülen teminatın yatırılmadığından bahisle davanın reddi doğru görülm …
Mahkemece, belirlenen «teminatın» süresi içinde yatırılmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 378, 114 ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14805 E. 2012/17433 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı · ihtiyati tedbir · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaMahkemece, istenilen «ihtiyati tedbirin» davayı sonlandırıcı nitelikte olduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş ise de, istem bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı tarafın uygulamaları nedeniyle «şirketin zarara» uğradığı ve şirketin faaliyet gösteremez durumda bulunduğu iddiasını içerdiğinden, yukarıda yazılan yasa maddesi gereğince davacı taleplerinin teker teker değerlen …
Mahkemece, davacı vekili tarafından talep edilen «ihtiyati tedbir» talebinin davayı sonlandırıcı mahiyetinin bulunduğu ve davayı sonlandırıcı nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
HMK'nun 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde, «uyuşmazlık konusu» hakkında tedbir kararı verilebilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16419 E. 2014/18212 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kesin yetki · yetki itirazı · tazminat davası · usulden reddi · haksız fiil · yetki · taşıyan · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, bir «haksız fiilin» birden fazla kişi tarafından işlenmesi halinde bu kişilere karşı açılacak «tazminat davası» için ortak yetkili mahkemenin davalılardan birinin yerleşim mahkemesi olmayıp, haksız fiilin gerçekleştiği yer mahkemesi olduğu, buranın aynı zamanda davacının ikametgahı bulunduğu, HMK'nın 7. maddesindeki ortak yetkili mahkemenin «yetkisinin» «kesin yetki» haline getirildiği, HMK'nın 114/1-ç maddesi gereğince de kesin yetkinin dava şartı olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine», kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık süre içinde başvuru halinde dosyanın «görevli» ve yetkili Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, davalılar tarafından «yetki itirazında» bulunulmadığı halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 7/1. maddesi gereğince davalıların tamamı hakkında ortak yetkili mahkemenin 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesi gereğince «haksız fiilin» işlendiği yer mahkemesi olduğu ve bu yetkinin de «kesin» olduğu gerekçesi ile «yetkisizlik» kararı verilmiştir.
Bu nedenle, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 19/4. maddesi gereğince «yetkinin» «kesin» olmadığı davalarda süresi içinde ve usulüne uygun olarak «yetki itirazında» bulunulması gerektiği gözönüne alınarak somut uyuşmazlıkta da yetki itirazı olmaması nedeni ile davanın esasına girilmesi gerekirken, «yetkisizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, anılan madde gerekçesinde mahkemenin «kesin» yetkili olduğunun yazılı olmasının da, madde metni ve yetkiye ilişkin diğer hükümlerde «kesin yetkinin» açıkça belirtilmesi karşısında bağlayıcı olduğu kabul edilemez.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/9868 E. , 2010/9899 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13.04.2010 tarih ve 2009/324-2010/86 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı Bankanın Çorum Şubesindeki hesabından müvekkilinin talimatı olmaksızın davalı tarafından hisse senedi satışının yapıldığını ileri sürerek, müvekkilline ait hisse senetlerinin satış işleminin iptaline, bu hisse senetlerinin davacı hesabına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce “davalı Bankanın Çorum Şubesi'nin 02.01.2003 tarihinde davacı hesabından yapmış olduğu satış işleminin iptali ile satılan hisse senetlerinin davacı hesabına iadesine karar verilmiş ise de, davalı tarafından satılan ve davalının iade ile yükümlü olduğu hisse senetlerin hangi senetlerden ibaret olduğu nitelikleriyle birlikte açıkça belirtilmemiş olup, bu hususun infazda tereddüt yaratacağı kuşkusuzdur. O halde, mahkemece, davalı tarafından talimatsız satılan hisse senetlerinin teker teker dökümü yapılarak infazda duraksamaya yol açmayacak bir şekilde hüküm tesisi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile bozma ilamı doğrultusunda hüküm tesis edilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 07.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1031770800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz