Çağrı usulsüzlüğü tek başına iptal doğurmaz; iptali istenen tüm kararlar incelenmeli, rüçhan hakkı korunmalıdır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2277 E. 2011/15964 K. · · İlk derece: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Genel kurula usulüne uygun çağrılmamak tek başına alınan kararların iptali veya yokluğu sonucunu doğurmaz; çağrılmayan ortak ancak kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyete aykırılığını ispatlayarak (TTK 368, 381) iptalini isteyebilir. Mahkeme iptali istenen tüm kararları ayrı ayrı incelemeli, denetime elverişli hüküm kurmalıdır (HUMK 388). Ortaklar kâr payı karşılığı rüçhan hakkı kullanmaya zorlanamaz; bir kısım ortağın alacağına karşılık hisse verilerek diğer ortakların rüçhan hakkının engellenmesi hukuka aykırıdır.
Ele alınan sorunlar
Çağrı usulsüzlüğünün tek başına iptal/yokluk sonucu doğurup doğurmayacağı → ret
İddia: Davacı genel kurula usulünce çağrılmadığından ve sermaye artırımı ile unvan değişikliği bu şekilde alındığından kararlar iptal edilmelidir.
Gerekçe: TTK 368'de gösterilen çağrı usulüne uyulmaması halinde genel kurula usulünce çağrılmayan ortak, TTK 381 gereğince alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ispatlamak suretiyle iptalini talep edebilir; bir başına çağrı usulsüzlüğü alınan kararların iptali veya yokluğu sonucunu doğurmaz. Bu nedenle sermaye artırımının faydalı ve zaruri, ana sözleşme, yasa ve iyiniyete uygun bulunmasına ilişkin değerlendirmede usul ve yasaya aykırılık yoktur.
Gerekçe kaynağı: özgün
İptali istenen diğer kararların hiç incelenmemesi → tartışılmadı
Gerekçe: Mahkemece yalnızca sermaye artırımı kararının yasaya, ana sözleşmeye ve iyiniyete aykırı olmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş, iptali istenen diğer kararlara ilişkin hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır; HUMK 388'e uygun ve Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde bu kararlar hakkında da hüküm kurulması gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Sermaye artırımının kâr payı/alacaklardan karşılanmasıyla rüçhan hakkının engellenmesi → tartışılmadı
Gerekçe: Sermaye artırımına şirketin ihtiyacı bulunsa da, artırılan sermayenin bir kısmının geçmiş yıl kârlarından, bir kısmının ortakların alacaklarından, bir kısmının nakitten karşılanmasına karar verilmiştir; ortakların kâr payı karşılığı rüçhan hakkı kullanmaya zorlanması doğru olmadığı gibi, bir kısım ortağın alacağına karşılık artırılan sermayeden hisse verilerek davacı ve diğer ortakların rüçhan haklarını kullanmalarının engellenmesi de doğru değildir; bu konu üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayalı karar verilmesi hatalıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Çağrı usulsüzlüğünün tek başına iptal doğurmayacağı ve ortakların kâr payı/alacak karşılığı rüçhan hakkı kullanmaya zorlanamayacağı yönünde bağlayıcı Yargıtay içtihadıdır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurula çağrı usulü↗ genel kurul kararının iptali↗ rüçhan hakkı↗ sermaye artırımı↗ iç kaynaklardan sermaye artırımı↗ eksik inceleme↗ denetime elverişli hüküm↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7529 E. 2011/2232 K.
Ortak:sermaye artırımı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının usulüne uygun şekilde genel kurul toplantısına davet edilmediği, buna karşın alınan bilirkişi raporu sonucunda davalı şirketin «sermaye artırımına» gitmesinin faydalı ve zaruri olduğu, bu durumun anasözleşme, yasa ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, davacı 30/12/2008 tarihinde gerçekleştirilen davalı şirketin 2007 yılına ait genel kuruluna usulünce çağrılmadığını, şirketin sermayesi ve unvanının değiştirildiğini tesadüfen öğrendiğini, kârın «dağıtılmayarak» ortakların hisseleri oranında sermayeye eklenmesine karar verilmiş olduğunu bildirerek genel kurulda alınan kararların iptalini talep etmiş olup, mahkemece bilirkişi raporu alınarak şirketin «sermaye artırımı» kararının yasaya, anasözleşmeye, «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, diğer kararlara ilişkin hiç bir değerlendirme yapılmamıştır.
3- Ayrıca, bilirkişilerce «sermaye artırımına» şirketin ihtiyacının olduğu ve bu nedenle sermaye artırım kararının iptalinin gerekmediği bildirilmiş ise de aynı genel kurulda artırılan sermayenin bir kısmının şirketin geçmiş yıl karlarından, bir kısmının ortakların şirketteki alacaklarından, bir kısmının ise nakit olarak karşılanmasına karar verilmiş olup ortakların «kar payı» karşılığı «rüçhan hakkı» kullanmaya zorlanması doğru olmadığı gibi bir kısım ortakların şirketteki alacaklarına mukabil artırılan sermayeden bu ortaklara hisse verilmek suretiyle davacı ve …
Benzer bu kararda… leşmenin 13. maddesinde esas sermayenin artırılmasına ilişkin kararların oy birliği ile alınacağının kararlaştırılmasına rağmen davacının çağrılmadığı genel kurulda «sermaye artırımına» karar verildiği, bu nedenle alınan kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davaya konu 29.09.2006 tarihli ortaklar genel kurul kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmiştir.
Mahkemece anasözleşmenin 13 ncü maddesine dayanılarak yazılı şekilde hüküm verilmiş ise de, davaya konu «ortaklar kurulu» kararından önce anasözleşmenin anılan maddesi değiştirilerek «sermaye artırımı» için gerekli olan oybirliği şartı kaldırılmış, buna ilişkin değişiklik 20.03.2003 tarihinde tescil edilip, 01.04.2003 tarihli «ticaret sicili» gazetesinde «ilan» edilmiş olması nedeniyle davaya konu ortaklar kurulu kararının geçerli olup olmadığının anılan değişiklik nazara alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · ortaklar kurulu kararı · ticaret sicili · ilan
Benzer bu karardaMahkemece anasözleşmenin 13 ncü maddesine dayanılarak yazılı şekilde hüküm verilmiş ise de, davaya konu «ortaklar kurulu» kararından önce anasözleşmenin anılan maddesi değiştirilerek «sermaye artırımı» için gerekli olan oybirliği şartı kaldırılmış, buna ilişkin değişiklik 20.03.2003 tarihinde tescil edilip, 01.04.2003 tarihli «ticaret sicili» gazetesinde «ilan» edilmiş olması nedeniyle davaya konu ortaklar kurulu kararının geçerli olup olmadığının anılan değişiklik nazara alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dava, davalı şirketin 29.09.2006 tarihli «ortaklar kurulu» kararının «hükümsüzlüğünün tespiti» istemine ilişkindir.
… leşmenin 13. maddesinde esas sermayenin artırılmasına ilişkin kararların oy birliği ile alınacağının kararlaştırılmasına rağmen davacının çağrılmadığı genel kurulda «sermaye artırımına» karar verildiği, bu nedenle alınan kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davaya konu 29.09.2006 tarihli ortaklar genel kurul kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece yapılan anasözleşme değişikliği üzerinde durulup davaya konu «ortaklar kurulu» kararının yapılan değişiklik uyarınca değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, sözkonusu değişiklik nazara alınmadan eski anasözleşme hükmü uyarınca yapılan değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
2, 3, 4, 5, 6 no'lu ortaklar kurulu kararlarının iptalini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15703 E. 2014/5578 K.
Ortak:rüçhan hakkı · sermaye artırımı
İncelediğiniz kararda3- Ayrıca, bilirkişilerce «sermaye artırımına» şirketin ihtiyacının olduğu ve bu nedenle sermaye artırım kararının iptalinin gerekmediği bildirilmiş ise de aynı genel kurulda artırılan sermayenin bir kısmının şirketin geçmiş yıl karlarından, bir kısmının ortakların şirketteki alacaklarından, bir kısmının ise nakit olarak karşılanmasına karar verilmiş olup ortakların «kar payı» karşılığı «rüçhan hakkı» kullanmaya zorlanması doğru olmadığı gibi bir kısım ortakların şirketteki alacaklarına mukabil artırılan sermayeden bu ortaklara hisse verilmek suretiyle davacı ve …
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının usulüne uygun şekilde genel kurul toplantısına davet edilmediği, buna karşın alınan bilirkişi raporu sonucunda davalı şirketin «sermaye artırımına» gitmesinin faydalı ve zaruri olduğu, bu durumun anasözleşme, yasa ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, davacı 30/12/2008 tarihinde gerçekleştirilen davalı şirketin 2007 yılına ait genel kuruluna usulünce çağrılmadığını, şirketin sermayesi ve unvanının değiştirildiğini tesadüfen öğrendiğini, kârın «dağıtılmayarak» ortakların hisseleri oranında sermayeye eklenmesine karar verilmiş olduğunu bildirerek genel kurulda alınan kararların iptalini talep etmiş olup, mahkemece bilirkişi raporu alınarak şirketin «sermaye artırımı» kararının yasaya, anasözleşmeye, «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, diğer kararlara ilişkin hiç bir değerlendirme yapılmamıştır.
Benzer bu karardaDairemizin 28.10.2004 tarih, 2003/13782 Esas, 2004/10454 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; esas sermaye, pay sahiplerinin ortaklığa getirmeyi yükümlendikleri «malvarlığının» toplamı ve bunun nakit olarak ifadesi olup, esas «sermaye artırımı» yasanın tanıdığı bir hak olması nedeniyle kural olarak zorunlu değildir.
Artırılan sermayeye katılmada öncelik («rüçhan) hakkı» ise, mevcut hisseleri ile orantılı olmak «kaydı» ile hisse sahiplerine ait olup, bu hakkın kullanımı kural olarak isteğe bağlı olması nedeniyle iradeleri dışında ortaklar rüçhan hakkını kullanmaya ve ek «taahhüt» altına girmeye zorlanamazlar.
Bununla birlikte, ortaklığın çıkarları veya ihtiyacının zorunlu kılmamasına rağmen «sermaye artırım» kararı ile bir kısım paydaşların rüçhan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veya dolaysız sınırlanır veya tamamen kaldırılırsa esas sermaye artırımı kararlarının «objektif iyiniyet kurallarına» uygunluğundan söz edilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çağrı usulsüzlüğü · objektif iyiniyet · iyiniyet kuralları · mutlak butlan · ortaklar kurulu kararının iptali · karar nisabı · iyiniyet kuralı · butlan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacıya 6762 Sayılı TTK'nun 538/4. maddesi uyarınca 5 gün önceden toplantıya davet yapılmadığı, yapılan «çağrının usulsüz» olduğu, usulsüz çağrının toplantının iptalini talep etme hakkı tanıdığı, ancak kararın iptali için alınan kararın yasaya, anasözleşmeye, «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olması gerektiği, davacının «payının» toplantı ve karar «nisabını» etkilemediği, bunun dışında «yoklukla» ve «mutlak butlanla» sakatlık iddia ve ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, sermayenin artırılmasına ilişkin «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece toplantıya çağrının 6762 sayılı TTK'nın 538/4. maddesine uygun olarak yapılmadığı, ancak toplantının yasaya, anasözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olması gerektiği, davacının «payının» toplantı ve karar «nisabını» etkilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bununla birlikte, ortaklığın çıkarları veya ihtiyacının zorunlu kılmamasına rağmen «sermaye artırım» kararı ile bir kısım paydaşların rüçhan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veya dolaysız sınırlanır veya tamamen kaldırılırsa esas sermaye artırımı kararlarının «objektif iyiniyet kurallarına» uygunluğundan söz edilemez.
Davacı taraf toplantıya «çağrının usulsüz» yapıldığını, hukuka aykırı işlem sonucu paylarının küçüldüğünü, haklarının «kısıtlandığını» ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
-
Genel kurul kararının iptal/hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7537 E. 2011/429 K.
Ortak:sermaye artırımı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının usulüne uygun şekilde genel kurul toplantısına davet edilmediği, buna karşın alınan bilirkişi raporu sonucunda davalı şirketin «sermaye artırımına» gitmesinin faydalı ve zaruri olduğu, bu durumun anasözleşme, yasa ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, davacı 30/12/2008 tarihinde gerçekleştirilen davalı şirketin 2007 yılına ait genel kuruluna usulünce çağrılmadığını, şirketin sermayesi ve unvanının değiştirildiğini tesadüfen öğrendiğini, kârın «dağıtılmayarak» ortakların hisseleri oranında sermayeye eklenmesine karar verilmiş olduğunu bildirerek genel kurulda alınan kararların iptalini talep etmiş olup, mahkemece bilirkişi raporu alınarak şirketin «sermaye artırımı» kararının yasaya, anasözleşmeye, «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, diğer kararlara ilişkin hiç bir değerlendirme yapılmamıştır.
3- Ayrıca, bilirkişilerce «sermaye artırımına» şirketin ihtiyacının olduğu ve bu nedenle sermaye artırım kararının iptalinin gerekmediği bildirilmiş ise de aynı genel kurulda artırılan sermayenin bir kısmının şirketin geçmiş yıl karlarından, bir kısmının ortakların şirketteki alacaklarından, bir kısmının ise nakit olarak karşılanmasına karar verilmiş olup ortakların «kar payı» karşılığı «rüçhan hakkı» kullanmaya zorlanması doğru olmadığı gibi bir kısım ortakların şirketteki alacaklarına mukabil artırılan sermayeden bu ortaklara hisse verilmek suretiyle davacı ve …
Benzer bu kararda… menin 13 ncü maddesinde esas sermayenin artırılmasına ilişkin kararların oy birliği ile alınacağının kararlaştırılmasına rağmen davacının çağrılmadığı genel kurulda «sermaye artırımına» karar verildiği, bu nedenle alınan kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davaya konu 07.05.2003 tarihli ortaklar genel kurul kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmiştir.
Mahkemece anasözleşmenin 13 ncü maddesine dayanılarak yazılı şekilde hüküm verilmiş ise de davaya konu «ortaklar kurulu» kararından önce anasözleşmenin anılan maddesi değiştirilerek «sermaye artırımı» için gerekli olan oybirliği şartının kaldırıldığı, buna ilişkin değişikliğin 20.03.2003 tarihinde tescil edilip, 01.04.2003 tarihli «ticaret sicili» gazetesinde «ilan» edilmesine göre davaya konu ortaklar kurulu kararının geçerli olup olmadığının anılan değişiklik nazara alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · ortaklar kurulu kararı · ticaret sicili · ilan
Benzer bu karardaMahkemece anasözleşmenin 13 ncü maddesine dayanılarak yazılı şekilde hüküm verilmiş ise de davaya konu «ortaklar kurulu» kararından önce anasözleşmenin anılan maddesi değiştirilerek «sermaye artırımı» için gerekli olan oybirliği şartının kaldırıldığı, buna ilişkin değişikliğin 20.03.2003 tarihinde tescil edilip, 01.04.2003 tarihli «ticaret sicili» gazetesinde «ilan» edilmesine göre davaya konu ortaklar kurulu kararının geçerli olup olmadığının anılan değişiklik nazara alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
… menin 13 ncü maddesinde esas sermayenin artırılmasına ilişkin kararların oy birliği ile alınacağının kararlaştırılmasına rağmen davacının çağrılmadığı genel kurulda «sermaye artırımına» karar verildiği, bu nedenle alınan kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davaya konu 07.05.2003 tarihli ortaklar genel kurul kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmiştir.
Dava, davalı şirketin 07.05.2003 tarihli «ortaklar kurulu» kararının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Bu durumda mahkemece yapılan anasözleşme değişikliğinin geçerli bulunup bulunmadığı, geçerli olduğunun tespiti halinde ise davaya konu «ortaklar kurulu» kararının yapılan değişiklik uyarınca değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken sözkonusu değişiklik nazara alınmadan eski anasözleşme hükmü u …
1 benzer karar daha
-
HUMK 440 kapsamına girmeyen karar düzeltme isteminin reddi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18786 E. 2015/5565 K.
Ortak:Genel kurul kararının iptali
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/2277 E. , 2011/15964 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/12/2009 tarih ve 2009/78-2009/789 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 30.12.2008 tarihinde yapılan genel kuruluna çağrılmadığını, genel kurul toplantısında sermayenin artırılmasına, şirket karının dağıtılmamasına sermaye artırımında kullanılmasına, şirket unvanının değiştirilmesine karar verildiğini, bu şekilde davacının hisse oranı azaldığı gibi kardan da mahrum kaldığını, sermaye artırımına katılıp katılmayacağının sorulmadığını ileri sürerek söz konusu genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının usulüne uygun şekilde genel kurul toplantısına davet edilmediği, buna karşın alınan bilirkişi raporu sonucunda davalı şirketin sermaye artırımına gitmesinin faydalı ve zaruri olduğu, bu durumun anasözleşme, yasa ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, TTK nun 368 nci maddesinde gösterilen çağrı usulüne uyulmaması halinde genel kurula usulünce çağrılmayan ortağın TTK nun 381 nci maddesi gereğince alınan kararların kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ispatlamak suretiyle iptalini talep edebilecek olmasına, bir başına çağrı usulsüzlüğünün alınan kararların iptali veya yokluğu sonucunu doğurmayacak olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup, davacı 30/12/2008 tarihinde gerçekleştirilen davalı şirketin 2007 yılına ait genel kuruluna usulünce çağrılmadığını, şirketin sermayesi ve unvanının değiştirildiğini tesadüfen öğrendiğini, kârın dağıtılmayarak ortakların hisseleri oranında sermayeye eklenmesine karar verilmiş olduğunu bildirerek genel kurulda alınan kararların iptalini talep etmiş olup, mahkemece bilirkişi raporu alınarak şirketin sermaye artırımı kararının yasaya, anasözleşmeye, iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, diğer kararlara ilişkin hiç bir değerlendirme yapılmamıştır. Genel kurulda alınan ve iptali talep edilen diğer kararlara ilişkin olarak mahkemece hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmaması doğru görülmediğinden HUMK' nun 388 nci maddesine uygun ve Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde hüküm kurulmak üzere mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Ayrıca, bilirkişilerce sermaye artırımına şirketin ihtiyacının olduğu ve bu nedenle sermaye artırım kararının iptalinin gerekmediği bildirilmiş ise de aynı genel kurulda artırılan sermayenin bir kısmının şirketin geçmiş yıl karlarından, bir kısmının ortakların şirketteki alacaklarından, bir kısmının ise nakit olarak karşılanmasına karar verilmiş olup ortakların kar payı karşılığı rüçhan hakkı kullanmaya zorlanması doğru olmadığı gibi bir kısım ortakların şirketteki alacaklarına mukabil artırılan sermayeden bu ortaklara hisse verilmek suretiyle davacı ve diğer ortakların rüçhan haklarını kullanmalarının engellenmesi de doğru değildir. Mahkemece, bu konu üzerinde durulmadan sermaye artırımına şirketin ihtiyacı bulunduğu gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle davacı vekilinin sair temyizlerinin reddine, (2) ve (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle, mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034538400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz