Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/1523 E. 2011/11191 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zeyilname↗ sigorta teminatı↗ sigorta ettiren↗ işyeri sigortası↗ acente↗ emredici hüküm↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ acentelik↗ ek prim↗ uyuşmazlık konusu↗ bilirkişi incelemesi↗ cy/cy kaydı↗ hasar↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ teminat↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının poliçe prim bedelini veya peşinatını ödediğini ispat edemediği, dolayısı ile poliçenin yürürlüğe girmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Kural olarak, sigorta hukukunda sigorta akdinin meydana gelmiş olması, sigortacının sorumluluğunun başlamış olmasını gerektirmez. TTK’nun 1279. maddesi hükmüne göre riziko, genel olarak sigorta sözleşmesinin vücut bulması ve yine aynı yasanın 1295. maddesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde sigorta teminatı içerisinde kabul edilir. Sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için de TTK’nun 1282. ve 1295. maddeleri hükümleri uyarınca primin tamamının veya ilk taksitinin ödenmiş olması zorunludur. TTK'nun 1295. maddesi emredici nitelikte bir düzenlemedir.
Somut olayda, davacıya ait işyeri yangın rizikolarına karşı 05.05.2007 tarihinden itibaren teminat altına alındığı, rizikonun ise 16.05.2007 tarihinde meydana geldiği hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Taraflar arasındaki çekişme, rizikodan önce primin ödenip ödenmediği, davalının sorumluluğunun başlayıp başlamadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı vekili, poliçe prim bedelinin peşin ödendiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise prim bedelinin hiç ödenmediğini savunmuştur. Davaya konu poliçeyi düzenleyen davalının acentesi olan şirket yetkilisinintanık olarak vermiş olduğu beyanında; davacının prim bedeli karşılığı olarak bir kısım çekler verdiğini, ancak bu çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle poliçenin iptal edildiğini belirtmiş ve davalı tarafından bu çekler dosyaya ibraz edilmiştir.
Davalı defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapan bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda ise, davalının defterlerinde davaya konu poliçenin acente hesaplarında kayıtlı olduğu, ancak 29.11.2007 tarihinde iptal zeyilnamesi düzenlendiği, davalı defterlerinde primlerin poliçe bazında kayıtlı olmayıp, acente tarafından prim tahsilâtının yapılması nedeniyle acentenin yaptığı toplu ödemeler olarak kayıtlı olduğu, bu nedenle davaya konu poliçe primine ilişkin doğrudan kaydın bulunmadığı, davalı tarafından ibraz edilen çeklerin ise bedelleri itibariyle poliçe prim bedeli ile örtüşmediği, davacının da bu çeklere bir açıklama getirmediği, bu itibarla davaya konu poliçenin prim bedelinin ödenip ödenmediğini belirlenmesi için acente kayıtları üzerinde inceleme yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece acente defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davalı tarafından olaydan 6 aydan fazla bir süre sonra 29.11.2007 tarihinde kısmi hasar nedeniyle iptal zeyilnamesi düzenlenmiş olup, bu zeyilnamenin altında davalı tarafından yapılan açıklamada “kısmi hasar nedeniyle poliçe genel şartlarının hasar ve tazminat sonuçları başlıklı maddesi gereğince poliçenin hüküm ifade eden tarihten başlayarak anılan tarihler arasındaki sürede iptal edildiği ve bu nedenle belirlenen primin sigorta ettirene iadesi gerektiği” açıklamasına yer verilmiş, iptal zeyilnamesinde iadesine karar verilen prim bedeli olarak da 7.256,16 TL belirtilmiştir. Bu iptal zeyilnamesinin gerçek bir prim ödemesine dayalı düzenlenip düzenlenmediğinin de acente kayıtlarında yapılacak inceleme ile belirlenmesi mümkündür.
Bu itibarla, mahkemece, davalı defterlerinde poliçe prim bedellerinin poliçe bazında kayıtlı olmayıp, acente tarafından toplam ödemeye göre kayıt edildiği, yani acentenin yaptığı prim ödemesinin hangi poliçeye ilişkin olduğuna yönelik bir kaydın bulunmadığı göz önüne alınarak davaya konu poliçeyi düzenleyen acentenin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının ödediğini iddia ettiği prim bedellerinin acente defterlerinde kayıtlı olup olmadığı belirlenmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/189 E. 2014/19333 K.
Ortak:sigorta teminatı · sigorta sözleşmesi · riziko · acentelik · ek prim · eksik inceleme · teminat
İncelediğiniz karardaTTK’nun 1279. maddesi hükmüne göre «riziko», genel olarak «sigorta sözleşmesinin» vücut bulması ve yine aynı yasanın 1295. maddesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde «sigorta teminatı» içerisinde kabul edilir.
Bu itibarla, mahkemece, davalı «defterlerinde» poliçe «prim» bedellerinin poliçe bazında kayıtlı olmayıp, «acente» tarafından toplam ödemeye göre kayıt edildiği, yani «acentenin» yaptığı prim ödemesinin hangi poliçeye ilişkin olduğuna yönelik bir «kaydın» bulunmadığı göz önüne alınarak davaya konu poliçeyi düzenleyen acentenin defter ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak davacının ödediğini iddia ettiği prim bedellerinin acente defterlerinde kayıtlı olup olmadığı belirlenmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Somut olayda, davacıya ait işyeri yangın «rizikolarına» karşı 05.05.2007 tarihinden itibaren «teminat» altına alındığı, rizikonun ise 16.05.2007 tarihinde meydana geldiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan mülga TTK’nın 1279. maddesi hükmüne göre «riziko», genel olarak «sigorta sözleşmesinin» vücut bulması ve yine aynı yasanın 1295. maddesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde «sigorta teminatı» içerisinde kabul edilir.
Somut olayda, davalının «acentesi» tarafından 26.03.2008 tarihinde 29.02.2008-2009 tarihlerini kapsayacak şekilde «sigorta poliçesi» düzenlenmiş olup, «riziko» ise poliçenin düzenlenmesinden önce 01.03.2008 tarihinde meydana gelmiş ve «prim» bedeli de 21.06.2008 tarihli «çek» ile acenteye ödenmiştir.
Her ne kadar mahkemece, «rizikonun» «sigorta teminatı» altında olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, «sigorta poliçesinin» rizikonun meydana gelmesinden sonra yapılmış olması karşısında gerçekleşmiş bir riziko nedeniyle sigorta şirketinin sorumluluğundan bahsedilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işveren mali sorumluluk sigortası · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · çek · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «işveren mali sorumluluk sigorta poliçesinin» 29.02.2008-2009 tarihlerini kapsayacak şekilde 26.03.2008 tarihinde düzenlendiği, davalı tarafından «prim» bedelinin «rizikonun» kendisine bildirilmesinden sonra tahsil ettiği, buna göre davalının poliçeden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, «işveren mali sorumluluk sigorta sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalının «acentesi» tarafından 26.03.2008 tarihinde 29.02.2008-2009 tarihlerini kapsayacak şekilde «sigorta poliçesi» düzenlenmiş olup, «riziko» ise poliçenin düzenlenmesinden önce 01.03.2008 tarihinde meydana gelmiş ve «prim» bedeli de 21.06.2008 tarihli «çek» ile acenteye ödenmiştir.
Her ne kadar mahkemece, «rizikonun» «sigorta teminatı» altında olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, «sigorta poliçesinin» rizikonun meydana gelmesinden sonra yapılmış olması karşısında gerçekleşmiş bir riziko nedeniyle sigorta şirketinin sorumluluğundan bahsedilemez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2003/11930 E. 2004/5924 K.
Ortak:sigorta teminatı · sigorta ettiren · emredici hüküm · sigorta sözleşmesi · riziko · ek prim · teminat
İncelediğiniz karardaTTK’nun 1279. maddesi hükmüne göre «riziko», genel olarak «sigorta sözleşmesinin» vücut bulması ve yine aynı yasanın 1295. maddesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde «sigorta teminatı» içerisinde kabul edilir.
Somut olayda, davacıya ait işyeri yangın «rizikolarına» karşı 05.05.2007 tarihinden itibaren «teminat» altına alındığı, rizikonun ise 16.05.2007 tarihinde meydana geldiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Taraflar arasındaki çekişme, «rizikodan» önce «primin» ödenip ödenmediği, davalının sorumluluğunun başlayıp başlamadığı noktasında toplanmaktadır.
Benzer bu karardaTTK.nun 1279. maddesi hükmüne göre, «riziko», genel olarak «sigorta sözleşmesinin» vücut bulması ve yine aynı yasanın 1295. maddesi uyarınca, sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde «sigorta teminatı» içerisinde kabul edilir.
Prim ödenmesine ilişkin «özel şartlarda», «sigorta teminatının» başlangıç tarihinin poliçenin üzerindeki belirtilmiş olan başlangıç tarihi olduğu, sigorta «prim» peşinatının veya primin ilk taksitinin, poliçenin başlangıç tarihini, taksitlerin de «vadelerini» takip eden 15 gün içine ödenmesi gerekeceği, 15 günlük sürede ödeme yapılmadığı takdirde sorumluluğun duracağı hükme bağlanmıştır.
TTK.nun 1295. maddesi «emredici» nitelikte bir düzenleme olmasına rağmen, aynı yasanın 1264/4 ncü maddesi hükmü uyarınca, «sigorta ettiren» yararına aksine düzenleme yapmak mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özel dava şartı · kasko sigortası · teminat kapsamı · vade · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaPrim ödenmesine ilişkin «özel şartlarda», «sigorta teminatının» başlangıç tarihinin poliçenin üzerindeki belirtilmiş olan başlangıç tarihi olduğu, sigorta «prim» peşinatının veya primin ilk taksitinin, poliçenin başlangıç tarihini, taksitlerin de «vadelerini» takip eden 15 gün içine ödenmesi gerekeceği, 15 günlük sürede ödeme yapılmadığı takdirde sorumluluğun duracağı hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, «sigorta poliçesinin» 30.12.1999 tarihinde düzenlendiği, dava konusu dorsenin 2.1.2000 tarihinde çalındığı, «primin» peşinatının 12.1.2000 tarihinde ödendiği, davalının sorumluluğunun başlamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «kasko sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Ancak, taraflar arasındaki «sigorta poliçesinin» özel şartları değerlendirilmeden hüküm kurulmuştur.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14360 E. 2016/6408 K.
Ortak:zeyilname · ek prim · cy/cy kaydı · hasar · ibraz
İncelediğiniz karardaDavalı «defter» ve belgeleri üzerinde inceleme yapan bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda ise, davalının defterlerinde davaya konu poliçenin «acente» hesaplarında kayıtlı olduğu, ancak 29.11.2007 tarihinde iptal «zeyilnamesi» düzenlendiği, davalı defterlerinde primlerin poliçe bazında kayıtlı olmayıp, acente tarafından «prim» tahsilâtının yapılması nedeniyle «acentenin» yaptığı toplu ödemeler olarak kayıtlı olduğu, bu nedenle davaya konu poliçe primine ilişkin doğrudan «kaydın» bulunmadığı, davalı tarafından «ibraz» edilen çeklerin ise bedelleri itibariyle poliçe prim bedeli ile örtüşmediği, davacının da bu çeklere bir açıklama getirmediği, bu itibarla davaya konu poliçenin pr …
Oysa, davalı tarafından olaydan 6 aydan fazla bir süre sonra 29.11.2007 tarihinde kısmi «hasar» nedeniyle iptal «zeyilnamesi» düzenlenmiş olup, bu zeyilnamenin altında davalı tarafından yapılan açıklamada “kısmi hasar nedeniyle poliçe genel şartlarının hasar ve tazminat sonuçları başlıklı maddesi gereğince poliçenin hüküm ifade eden tarihten başlayarak anılan tarihler arasındaki sürede iptal edildiği ve bu nedenle belirlenen «primin» «sigorta ettirene» iadesi gerektiği” açıklamasına yer verilmiş, iptal zeyilnamesinde iadesine karar verilen prim bedeli olarak da 7.256,16 TL belirtilmiştir.
Davaya konu poliçeyi düzenleyen davalının «acentesi» olan şirket yetkilisinintanık olarak vermiş olduğu beyanında; davacının «prim» bedeli karşılığı olarak bir kısım çekler verdiğini, ancak bu çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle poliçenin iptal edildiğini belirtmiş ve davalı tarafından bu çekler dosyaya «ibraz» edilmiştir.
Benzer bu karardaBilirkişi raporunda davacı sigorta şirketinin alacağına dayanak olarak sunmuş olduğu «sigorta poliçelerine» göre davacının 16.105,84 TL tutarında «prim alacağının» görüldüğü, sigorta ücretinin ödenmemesi nedeniyle iptal ifadesiyle «kasko sigorta» «zeyilnamelerinin» düzenlendiği, zeyilnamelerde eksi işareti konulmak ve iade ibaresi kullanılmak suretiyle iptaller nedeniyle davacı şirketin prim borcundan düşülecek miktarın 20.676,63 TL olduğu, prim mahsubu miktarı davacının alacaklı olduğu bedelden yüksek bulunduğundan davacının prim alacağı olmadığı bildirilmiş; ek raporda ise taraflar arasındaki sigorta poliçelerinin düzenlendikleri ve iptal edildikleri tarihler itibari ile yürürlükte bulunan eski Türk Ticaret Kanununun ödeme zamanı başlıklı 1295 maddesine göre sigorta priminin tamamının, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışa ilk taksidin, akit yapılır yapılmaz ve poliçenin «teslimi» karşılığında ödenmesi gerektiğinin, sigortacının sorumluluğunun primin veya ilk taksidin ödendiği tarihte başlayacağının düzenlendiği, böylece taksitle ödeme kararlaştırılan sigorta poliçelerine ilişkin olarak ilk taksit ödenmeden poliçenin yürürlüğe girmeyeceği ve sigortacının sorumluluğunun başlamayacağı, bu kapsamda davalı şirketin ilk taksit borcunu yerine getirmemesi nedeni ile davacı sigorta şirketinin «hasar» bedeli ödeme yükümlülüğünün doğmadığı, dolayısı ile ilk taksitleri ödenmeyen poliçelerin yürürlüğe girmediği ve davacı şirket tarafından düzenlenen zeyilnameler ile de poliçelerin iptal edildiği, davacı şirketin iptal edilen poliçeler nedeni ile davalı şirketten sigorta primi talep etmeye yasal hakkı bulunmadığı, bu dönem içinde sigorta şirketinin prim borcu ödenmemesine rağmen hasar ödeme sorumluğunu kabul ettiğine dair bir yazılı «taahhütte» de bulunmadığı, bu nedenlerle, davacı vekilinin poliçelerin düzenlenme tarihi ile iptal tarihleri arasında geçen süre için prim hesaplaması yapılması yönündeki itirazının yerinde bulunmadığı ifade edilerek, sunulan sigorta poliçelerinin prim alacağı toplam miktarı 16.105,84 TL olarak bildirilmiş ise de, davacı şirket tarafından düzenlenen iptal zeyilnamelerine göre davacı şirketin 21.503,12 TL tutarında «prim iadesi» «kaydı» yapmış olması nedeni ile davacı şirketin davalıdan prim alacağı olmadığı belirtilmiştir.
… yer alan açıklamaların çelişkili olduğu ve dava konusu uyuşmazlığı aydınlatmadığı anlaşıldığından poliçe bazında inceleme yapılmak suretiyle, talepte belirtilen ve «ibraz» edilen poliçeler ve bu poliçelerin «zeyilnameleri» ile yapılan «prim» ödemeleri incelenip belirlenmeli, bu suretle iddia edilen poliçeler nedeniyle davalının prim borcunun bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken, «denetime elverişli» bulunmayan bilirkişi raporları uyarınca karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından düzenlenen iptal «zeyilnameleri» nedeniyle takip tarihi itibariyle davacının davalıdan herhangi bir «prim alacağının» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine, takip tarihi itibarıyle asıl alacağın %40'ı oranında «kötü niyet tazminatının» davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:prim iadesi · prim alacağı · kasko sigortası · denetime elverişlilik · icra takibine itiraz · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · taahhütname
Benzer bu karardaBilirkişi raporunda davacı sigorta şirketinin alacağına dayanak olarak sunmuş olduğu «sigorta poliçelerine» göre davacının 16.105,84 TL tutarında «prim alacağının» görüldüğü, sigorta ücretinin ödenmemesi nedeniyle iptal ifadesiyle «kasko sigorta» «zeyilnamelerinin» düzenlendiği, zeyilnamelerde eksi işareti konulmak ve iade ibaresi kullanılmak suretiyle iptaller nedeniyle davacı şirketin prim borcundan düşülecek miktarın 20.676,63 TL olduğu, prim mahsubu miktarı davacının alacaklı olduğu bedelden yüksek bulunduğundan davacının prim alacağı olmadığı bildirilmiş; ek raporda ise taraflar arasındaki sigorta poliçelerinin düzenlendikleri ve iptal edildikleri tarihler itibari ile yürürlükte bulunan eski Türk Ticaret Kanununun ödeme zamanı başlıklı 1295 maddesine göre sigorta priminin tamamının, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışa ilk taksidin, akit yapılır yapılmaz ve poliçenin «teslimi» karşılığında ödenmesi gerektiğinin, sigortacının sorumluluğunun primin veya ilk taksidin ödendiği tarihte başlayacağının düzenlendiği, böylece taksitle ödeme kararlaştırılan sigorta poliçelerine ilişkin olarak ilk taksit ödenmeden poliçenin yürürlüğe girmeyeceği ve sigortacının sorumluluğunun başlamayacağı, bu kapsamda davalı şirketin ilk taksit borcunu yerine getirmemesi nedeni ile davacı sigorta şirketinin «hasar» bedeli ödeme yükümlülüğünün doğmadığı, dolayısı ile ilk taksitleri ödenmeyen poliçelerin yürürlüğe girmediği ve davacı şirket tarafından düzenlenen zeyilnameler ile de poliçelerin iptal edildiği, davacı şirketin iptal edilen poliçeler nedeni ile davalı şirketten sigorta primi talep etmeye yasal hakkı bulunmadığı, bu dönem içinde sigorta şirketinin prim borcu ödenmemesine rağmen hasar ödeme sorumluğunu kabul ettiğine dair bir yazılı «taahhütte» de bulunmadığı, bu nedenlerle, davacı vekilinin poliçelerin düzenlenme tarihi ile iptal tarihleri arasında geçen süre için prim hesaplaması yapılması yönündeki itirazının yerinde bulunmadığı ifade edilerek, sunulan sigorta poliçelerinin prim alacağı toplam miktarı 16.105,84 TL olarak bildirilmiş ise de, davacı şirket tarafından düzenlenen iptal zeyilnamelerine göre davacı şirketin 21.503,12 TL tutarında «prim iadesi» «kaydı» yapmış olması nedeni ile davacı şirketin davalıdan prim alacağı olmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından düzenlenen iptal «zeyilnameleri» nedeniyle takip tarihi itibariyle davacının davalıdan herhangi bir «prim alacağının» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine, takip tarihi itibarıyle asıl alacağın %40'ı oranında «kötü niyet tazminatının» davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava, sigorta «prim» borcunun tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece bilirkişi raporları nazara alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
… yer alan açıklamaların çelişkili olduğu ve dava konusu uyuşmazlığı aydınlatmadığı anlaşıldığından poliçe bazında inceleme yapılmak suretiyle, talepte belirtilen ve «ibraz» edilen poliçeler ve bu poliçelerin «zeyilnameleri» ile yapılan «prim» ödemeleri incelenip belirlenmeli, bu suretle iddia edilen poliçeler nedeniyle davalının prim borcunun bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken, «denetime elverişli» bulunmayan bilirkişi raporları uyarınca karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14292 E. 2018/5467 K.
Ortak:acente · sigorta sözleşmesi · riziko · acentelik · ek prim · ibraz · teminat · e-defter
İncelediğiniz karardaDavalı «defter» ve belgeleri üzerinde inceleme yapan bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda ise, davalının defterlerinde davaya konu poliçenin «acente» hesaplarında kayıtlı olduğu, ancak 29.11.2007 tarihinde iptal «zeyilnamesi» düzenlendiği, davalı defterlerinde primlerin poliçe bazında kayıtlı olmayıp, acente tarafından «prim» tahsilâtının yapılması nedeniyle «acentenin» yaptığı toplu ödemeler olarak kayıtlı olduğu, bu nedenle davaya konu poliçe primine ilişkin doğrudan «kaydın» bulunmadığı, davalı tarafından «ibraz» edilen çeklerin ise bedelleri itibariyle poliçe prim bedeli ile örtüşmediği, davacının da bu çeklere bir açıklama getirmediği, bu itibarla davaya konu poliçenin pr …
Bu itibarla, mahkemece, davalı «defterlerinde» poliçe «prim» bedellerinin poliçe bazında kayıtlı olmayıp, «acente» tarafından toplam ödemeye göre kayıt edildiği, yani «acentenin» yaptığı prim ödemesinin hangi poliçeye ilişkin olduğuna yönelik bir «kaydın» bulunmadığı göz önüne alınarak davaya konu poliçeyi düzenleyen acentenin defter ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak davacının ödediğini iddia ettiği prim bedellerinin acente defterlerinde kayıtlı olup olmadığı belirlenmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
TTK’nun 1279. maddesi hükmüne göre «riziko», genel olarak «sigorta sözleşmesinin» vücut bulması ve yine aynı yasanın 1295. maddesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde «sigorta teminatı» içerisinde kabul edilir.
Benzer bu karardaKural olarak, «sigorta sözleşmelerinde» belirlenen «primin» alacaklısı «rizikoya» «teminat» veren sigorta şirketidir.
Ancak «acente» tarafından «prim» borçlusundan sigorta prim bedelinin talep edilebilmesi için, sigorta şirketi tarafından «acenteye» verilmiş prim tahsil etme «yetkisinin» bulunması gerekmekte olup, bu halde bile acentenin kendi adına olmayıp acentesi bulunduğu şirkete ... prim tahsilini talep etmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, sigorta şirketinin «prim alacağını» «acenteye» «temlik» etmesi veya «acente» tarafından prim borcunun sigorta şirketine ödenmiş olması halinde de acentenin prim tahsil talep etme hakkı mevcuttur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:prim alacağı · kasko sigortası · icra takibine itiraz · temlik · taraf ehliyeti · yetkisizlik kararı · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda1- Dava, davacı «acente» tarafından ferdi kaza, yangın ve «kasko sigorta poliçelerinden» kaynaklanan «prim alacağının» tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacıya ferdi kaza grup «sigorta poliçesinin» peşinatının ve birinci taksitinin ödendiği, yangın sigorta poliçesinin peşinatının ödendiği, «kasko sigorta» poliçesinin bedelinin tamamının ödendiği, davalı şirket tarafından sigorta poliçelerinin ilk taksitleri ve sonraki ödemeleri yaptığına ilişkin herhangi bir belge «ibraz» edemediği, davalının borçlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bununla birlikte, sigorta şirketinin «prim alacağını» «acenteye» «temlik» etmesi veya «acente» tarafından prim borcunun sigorta şirketine ödenmiş olması halinde de acentenin prim tahsil talep etme hakkı mevcuttur.
Ancak «acente» tarafından «prim» borçlusundan sigorta prim bedelinin talep edilebilmesi için, sigorta şirketi tarafından «acenteye» verilmiş prim tahsil etme «yetkisinin» bulunması gerekmekte olup, bu halde bile acentenin kendi adına olmayıp acentesi bulunduğu şirkete ... prim tahsilini talep etmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3085 E. 2011/14828 K.
Ortak:acente · hasar
İncelediğiniz karardaDavalı «defter» ve belgeleri üzerinde inceleme yapan bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda ise, davalının defterlerinde davaya konu poliçenin «acente» hesaplarında kayıtlı olduğu, ancak 29.11.2007 tarihinde iptal «zeyilnamesi» düzenlendiği, davalı defterlerinde primlerin poliçe bazında kayıtlı olmayıp, acente tarafından «prim» tahsilâtının yapılması nedeniyle «acentenin» yaptığı toplu ödemeler olarak kayıtlı olduğu, bu nedenle davaya konu poliçe primine ilişkin doğrudan «kaydın» bulunmadığı, davalı tarafından «ibraz» edilen çeklerin ise bedelleri itibariyle poliçe prim bedeli ile örtüşmediği, davacının da bu çeklere bir açıklama getirmediği, bu itibarla davaya konu poliçenin pr …
Oysa, davalı tarafından olaydan 6 aydan fazla bir süre sonra 29.11.2007 tarihinde kısmi «hasar» nedeniyle iptal «zeyilnamesi» düzenlenmiş olup, bu zeyilnamenin altında davalı tarafından yapılan açıklamada “kısmi hasar nedeniyle poliçe genel şartlarının hasar ve tazminat sonuçları başlıklı maddesi gereğince poliçenin hüküm ifade eden tarihten başlayarak anılan tarihler arasındaki sürede iptal edildiği ve bu nedenle belirlenen «primin» «sigorta ettirene» iadesi gerektiği” açıklamasına yer verilmiş, iptal zeyilnamesinde iadesine karar verilen prim bedeli olarak da 7.256,16 TL belirtilmiştir.
Bu iptal «zeyilnamesinin» gerçek bir «prim» ödemesine dayalı düzenlenip düzenlenmediğinin de «acente» kayıtlarında yapılacak inceleme ile belirlenmesi mümkündür.
Benzer bu karardaDava, «hasar» nedeniyle «sigorta tazminatı» istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde davalı bankanın, hem «acente» hem de krediyi kullandıran sıfatıyla zarardan sorumlu olduğu ileri sürülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta tazminatı · kredi sözleşmesi · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaO halde, davalı bankanın kredi kullandıran sıfatıyla, «kredi sözleşmesi» ve «sigorta poliçesi» hükümlerine göre zarardan sorumluluğu bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir,
Dava, «hasar» nedeniyle «sigorta tazminatı» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/1523 E. , 2011/11191 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.11.2009 tarih ve 2008/138 - 2009/599 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait işyerinin davalı nezdinde yangın sigorta sözleşmesi ile sigortalı iken meydana gelen yangın sonucu işyerinde hasar oluştuğunu, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, 15.000,00 TL’nın temerrüt faiz ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının poliçe prim bedelini veya peşinatını ödediğini ispat edemediği, dolayısı ile poliçenin yürürlüğe girmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Kural olarak, sigorta hukukunda sigorta akdinin meydana gelmiş olması, sigortacının sorumluluğunun başlamış olmasını gerektirmez. TTK’nun 1279. maddesi hükmüne göre riziko, genel olarak sigorta sözleşmesinin vücut bulması ve yine aynı yasanın 1295. maddesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde sigorta teminatı içerisinde kabul edilir. Sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için de TTK’nun 1282. ve 1295. maddeleri hükümleri uyarınca primin tamamının veya ilk taksitinin ödenmiş olması zorunludur. TTK'nun 1295. maddesi emredici nitelikte bir düzenlemedir.
Somut olayda, davacıya ait işyeri yangın rizikolarına karşı 05.05.2007 tarihinden itibaren teminat altına alındığı, rizikonun ise 16.05.2007 tarihinde meydana geldiği hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Taraflar arasındaki çekişme, rizikodan önce primin ödenip ödenmediği, davalının sorumluluğunun başlayıp başlamadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı vekili, poliçe prim bedelinin peşin ödendiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise prim bedelinin hiç ödenmediğini savunmuştur. Davaya konu poliçeyi düzenleyen davalının acentesi olan şirket yetkilisinintanık olarak vermiş olduğu beyanında; davacının prim bedeli karşılığı olarak bir kısım çekler verdiğini, ancak bu çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle poliçenin iptal edildiğini belirtmiş ve davalı tarafından bu çekler dosyaya ibraz edilmiştir.
Davalı defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapan bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda ise, davalının defterlerinde davaya konu poliçenin acente hesaplarında kayıtlı olduğu, ancak 29.11.2007 tarihinde iptal zeyilnamesi düzenlendiği, davalı defterlerinde primlerin poliçe bazında kayıtlı olmayıp, acente tarafından prim tahsilâtının yapılması nedeniyle acentenin yaptığı toplu ödemeler olarak kayıtlı olduğu, bu nedenle davaya konu poliçe primine ilişkin doğrudan kaydın bulunmadığı, davalı tarafından ibraz edilen çeklerin ise bedelleri itibariyle poliçe prim bedeli ile örtüşmediği, davacının da bu çeklere bir açıklama getirmediği, bu itibarla davaya konu poliçenin prim bedelinin ödenip ödenmediğini belirlenmesi için acente kayıtları üzerinde inceleme yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece acente defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davalı tarafından olaydan 6 aydan fazla bir süre sonra 29.11.2007 tarihinde kısmi hasar nedeniyle iptal zeyilnamesi düzenlenmiş olup, bu zeyilnamenin altında davalı tarafından yapılan açıklamada “kısmi hasar nedeniyle poliçe genel şartlarının hasar ve tazminat sonuçları başlıklı maddesi gereğince poliçenin hüküm ifade eden tarihten başlayarak anılan tarihler arasındaki sürede iptal edildiği ve bu nedenle belirlenen primin sigorta ettirene iadesi gerektiği” açıklamasına yer verilmiş, iptal zeyilnamesinde iadesine karar verilen prim bedeli olarak da 7.256,16 TL belirtilmiştir. Bu iptal zeyilnamesinin gerçek bir prim ödemesine dayalı düzenlenip düzenlenmediğinin de acente kayıtlarında yapılacak inceleme ile belirlenmesi mümkündür.
Bu itibarla, mahkemece, davalı defterlerinde poliçe prim bedellerinin poliçe bazında kayıtlı olmayıp, acente tarafından toplam ödemeye göre kayıt edildiği, yani acentenin yaptığı prim ödemesinin hangi poliçeye ilişkin olduğuna yönelik bir kaydın bulunmadığı göz önüne alınarak davaya konu poliçeyi düzenleyen acentenin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının ödediğini iddia ettiği prim bedellerinin acente defterlerinde kayıtlı olup olmadığı belirlenmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030953300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz