Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/189 E. 2014/19333 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
işveren mali sorumluluk sigortası↗ mali sorumluluk sigortası↗ sigorta teminatı↗ sorumluluk sigortası↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ acentelik↗ ek prim↗ çek↗ sigorta poliçesi↗ eksik inceleme↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, işveren mali sorumluluk sigorta poliçesinin 29.02.2008-2009 tarihlerini kapsayacak şekilde 26.03.2008 tarihinde düzenlendiği, davalı tarafından prim bedelinin rizikonun kendisine bildirilmesinden sonra tahsil ettiği, buna göre davalının poliçeden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, işveren mali sorumluluk sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İlke olarak, sigorta hukukunda sigorta akdinin meydana gelmiş olması, sigortacının sorumluluğunun başlamış olmasını gerektirmez. Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga TTK’nın 1279. maddesi hükmüne göre riziko, genel olarak sigorta sözleşmesinin vücut bulması ve yine aynı yasanın 1295. maddesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde sigorta teminatı içerisinde kabul edilir. Sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için de TTK’nın 1282 ve 1295. maddeleri hükümleri uyarınca primin tamamının veya ilk taksitinin ödenmiş olması zorunludur.
Somut olayda, davalının acentesi tarafından 26.03.2008 tarihinde 29.02.2008-2009 tarihlerini kapsayacak şekilde sigorta poliçesi düzenlenmiş olup, riziko ise poliçenin düzenlenmesinden önce 01.03.2008 tarihinde meydana gelmiş ve prim bedeli de 21.06.2008 tarihli çek ile acenteye ödenmiştir. Her ne kadar mahkemece, rizikonun sigorta teminatı altında olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, sigorta poliçesinin rizikonun meydana gelmesinden sonra yapılmış olması karşısında gerçekleşmiş bir riziko nedeniyle sigorta şirketinin sorumluluğundan bahsedilemez.
Bu itibarla, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2003/11930 E. 2004/5924 K.
Ortak:sigorta teminatı · sigorta sözleşmesi · riziko · ek prim · sigorta poliçesi · teminat
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan mülga TTK’nın 1279. maddesi hükmüne göre «riziko», genel olarak «sigorta sözleşmesinin» vücut bulması ve yine aynı yasanın 1295. maddesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde «sigorta teminatı» içerisinde kabul edilir.
Her ne kadar mahkemece, «rizikonun» «sigorta teminatı» altında olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, «sigorta poliçesinin» rizikonun meydana gelmesinden sonra yapılmış olması karşısında gerçekleşmiş bir riziko nedeniyle sigorta şirketinin sorumluluğundan bahsedilemez.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «işveren mali sorumluluk sigorta poliçesinin» 29.02.2008-2009 tarihlerini kapsayacak şekilde 26.03.2008 tarihinde düzenlendiği, davalı tarafından «prim» bedelinin «rizikonun» kendisine bildirilmesinden sonra tahsil ettiği, buna göre davalının poliçeden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTTK.nun 1279. maddesi hükmüne göre, «riziko», genel olarak «sigorta sözleşmesinin» vücut bulması ve yine aynı yasanın 1295. maddesi uyarınca, sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde «sigorta teminatı» içerisinde kabul edilir.
Prim ödenmesine ilişkin «özel şartlarda», «sigorta teminatının» başlangıç tarihinin poliçenin üzerindeki belirtilmiş olan başlangıç tarihi olduğu, sigorta «prim» peşinatının veya primin ilk taksitinin, poliçenin başlangıç tarihini, taksitlerin de «vadelerini» takip eden 15 gün içine ödenmesi gerekeceği, 15 günlük sürede ödeme yapılmadığı takdirde sorumluluğun duracağı hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, «sigorta poliçesinin» 30.12.1999 tarihinde düzenlendiği, dava konusu dorsenin 2.1.2000 tarihinde çalındığı, «primin» peşinatının 12.1.2000 tarihinde ödendiği, davalının sorumluluğunun başlamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özel dava şartı · sigorta ettiren · emredici hüküm · kasko sigortası · teminat kapsamı · vade
Benzer bu karardaTTK.nun 1295. maddesi «emredici» nitelikte bir düzenleme olmasına rağmen, aynı yasanın 1264/4 ncü maddesi hükmü uyarınca, «sigorta ettiren» yararına aksine düzenleme yapmak mümkündür.
Prim ödenmesine ilişkin «özel şartlarda», «sigorta teminatının» başlangıç tarihinin poliçenin üzerindeki belirtilmiş olan başlangıç tarihi olduğu, sigorta «prim» peşinatının veya primin ilk taksitinin, poliçenin başlangıç tarihini, taksitlerin de «vadelerini» takip eden 15 gün içine ödenmesi gerekeceği, 15 günlük sürede ödeme yapılmadığı takdirde sorumluluğun duracağı hükme bağlanmıştır.
1- Dava, «kasko sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Esasen, davalı sigorta şirketi de sigorta beledini ödememe konusundaki gerekçesini «prim» ödenmemesine değil, «teminat kapsamına» dayandırmış, ancak bilirkişi raporundan sonra buna yönelik bu savunmaya yönelmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1523 E. 2011/11191 K.
Ortak:sigorta teminatı · sigorta sözleşmesi · riziko · acentelik · ek prim · eksik inceleme · teminat
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan mülga TTK’nın 1279. maddesi hükmüne göre «riziko», genel olarak «sigorta sözleşmesinin» vücut bulması ve yine aynı yasanın 1295. maddesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde «sigorta teminatı» içerisinde kabul edilir.
Somut olayda, davalının «acentesi» tarafından 26.03.2008 tarihinde 29.02.2008-2009 tarihlerini kapsayacak şekilde «sigorta poliçesi» düzenlenmiş olup, «riziko» ise poliçenin düzenlenmesinden önce 01.03.2008 tarihinde meydana gelmiş ve «prim» bedeli de 21.06.2008 tarihli «çek» ile acenteye ödenmiştir.
Her ne kadar mahkemece, «rizikonun» «sigorta teminatı» altında olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, «sigorta poliçesinin» rizikonun meydana gelmesinden sonra yapılmış olması karşısında gerçekleşmiş bir riziko nedeniyle sigorta şirketinin sorumluluğundan bahsedilemez.
Benzer bu karardaTTK’nun 1279. maddesi hükmüne göre «riziko», genel olarak «sigorta sözleşmesinin» vücut bulması ve yine aynı yasanın 1295. maddesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde «sigorta teminatı» içerisinde kabul edilir.
Bu itibarla, mahkemece, davalı «defterlerinde» poliçe «prim» bedellerinin poliçe bazında kayıtlı olmayıp, «acente» tarafından toplam ödemeye göre kayıt edildiği, yani «acentenin» yaptığı prim ödemesinin hangi poliçeye ilişkin olduğuna yönelik bir «kaydın» bulunmadığı göz önüne alınarak davaya konu poliçeyi düzenleyen acentenin defter ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak davacının ödediğini iddia ettiği prim bedellerinin acente defterlerinde kayıtlı olup olmadığı belirlenmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Somut olayda, davacıya ait işyeri yangın «rizikolarına» karşı 05.05.2007 tarihinden itibaren «teminat» altına alındığı, rizikonun ise 16.05.2007 tarihinde meydana geldiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zeyilname · sigorta ettiren · işyeri sigortası · acente · emredici hüküm · uyuşmazlık konusu · bilirkişi incelemesi · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaDavalı «defter» ve belgeleri üzerinde inceleme yapan bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda ise, davalının defterlerinde davaya konu poliçenin «acente» hesaplarında kayıtlı olduğu, ancak 29.11.2007 tarihinde iptal «zeyilnamesi» düzenlendiği, davalı defterlerinde primlerin poliçe bazında kayıtlı olmayıp, acente tarafından «prim» tahsilâtının yapılması nedeniyle «acentenin» yaptığı toplu ödemeler olarak kayıtlı olduğu, bu nedenle davaya konu poliçe primine ilişkin doğrudan «kaydın» bulunmadığı, davalı tarafından «ibraz» edilen çeklerin ise bedelleri itibariyle poliçe prim bedeli ile örtüşmediği, davacının da bu çeklere bir açıklama getirmediği, bu itibarla davaya konu poliçenin pr …
Bu itibarla, mahkemece, davalı «defterlerinde» poliçe «prim» bedellerinin poliçe bazında kayıtlı olmayıp, «acente» tarafından toplam ödemeye göre kayıt edildiği, yani «acentenin» yaptığı prim ödemesinin hangi poliçeye ilişkin olduğuna yönelik bir «kaydın» bulunmadığı göz önüne alınarak davaya konu poliçeyi düzenleyen acentenin defter ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak davacının ödediğini iddia ettiği prim bedellerinin acente defterlerinde kayıtlı olup olmadığı belirlenmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Oysa, davalı tarafından olaydan 6 aydan fazla bir süre sonra 29.11.2007 tarihinde kısmi «hasar» nedeniyle iptal «zeyilnamesi» düzenlenmiş olup, bu zeyilnamenin altında davalı tarafından yapılan açıklamada “kısmi hasar nedeniyle poliçe genel şartlarının hasar ve tazminat sonuçları başlıklı maddesi gereğince poliçenin hüküm ifade eden tarihten başlayarak anılan tarihler arasındaki sürede iptal edildiği ve bu nedenle belirlenen «primin» «sigorta ettirene» iadesi gerektiği” açıklamasına yer verilmiş, iptal zeyilnamesinde iadesine karar verilen prim bedeli olarak da 7.256,16 TL belirtilmiştir.
Bu iptal «zeyilnamesinin» gerçek bir «prim» ödemesine dayalı düzenlenip düzenlenmediğinin de «acente» kayıtlarında yapılacak inceleme ile belirlenmesi mümkündür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4946 E. 2020/2839 K.
Ortak:işveren mali sorumluluk sigortası · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · riziko · acentelik · ek prim · çek · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «işveren mali sorumluluk sigorta poliçesinin» 29.02.2008-2009 tarihlerini kapsayacak şekilde 26.03.2008 tarihinde düzenlendiği, davalı tarafından «prim» bedelinin «rizikonun» kendisine bildirilmesinden sonra tahsil ettiği, buna göre davalının poliçeden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, davalının «acentesi» tarafından 26.03.2008 tarihinde 29.02.2008-2009 tarihlerini kapsayacak şekilde «sigorta poliçesi» düzenlenmiş olup, «riziko» ise poliçenin düzenlenmesinden önce 01.03.2008 tarihinde meydana gelmiş ve «prim» bedeli de 21.06.2008 tarihli «çek» ile acenteye ödenmiştir.
1- Dava, «işveren mali sorumluluk sigorta sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava, «işveren mali sorumluluk sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davalı yan, davacı tarafından «çek» ile yapılan ödemelerin kendisi tarafından düzenlenen birden fazla poliçeye dayalı olarak yapıldığını ayrıca ve açıkça savunmamış, tersine poliçede öngörülen «teminatın» ödendiğini ve fakat «primin» «rizikonun» doğumundan sonra tahsil edildiğini ileri sürmüştür.
Dairemiz bozma ilamında, sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için TTK 1282 ve 1295. maddeleri uyarınca «primin» tamamının veya ilk taksidinin ödenmesinin gerektiği ve prim ödeme yükümlülüğünün sigortalıya ait olduğu, somut uyuşmazlıkta davacı sigortalının, sigorta primlerini ödediğine ilişkin birtakım çekler sunduğu, ancak davacı tarafından sunulan çeklerin tarihleri ve bedellerinin sigorta primlerinin «vade» tarihleri ve bedelleri ile uyumsuz olduğu, mahkemece yapılması gerekenin; davacı taraftan hangi çekle hangi poliçenin priminin ödendiği hususunda açıklama istenerek, gerekirse ödemenin yapıldığı iddia edilen dava dışı «acentenin» de kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak poliçe primlerinin ödenip ödenmediği ve dolayısıyla davalı sigortacının TTK 1295. madde uyarınca sorumluluğunun başlayı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibrazdan kaçınma · ek mehil · acente · ispat yükü · vade · ibraz · e-defter · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, davalının «acentesinin» faaliyetine «son» verdiğinin anlaşılması üzerine, «acente» ile ilgili kayıtların dosyaya kazandırılması için davalıya «mehil» verilmiş; ancak kayıtlar «ibraz» edilmemiştir.
Bu durumda, değişen «ispat yükü» kurallarına dayalı olarak davalının çekle tahsil edildiği anlaşılan primlerin, düzenlenen ve «prim» ödeme «vadesi» daha önce olan «sigorta poliçelerine» hasredildiğini, 818 sayılı Borçlar Kanunu 85 ve 86 . maddeleri kapsamında hakkın kullanıldığını uygun delillerle ispat etmesi gerekir.
Davalı bu ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi, «defter» ve kayıtları da «ibrazdan kaçınmıştır».
Dairemiz bozma ilamında, sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için TTK 1282 ve 1295. maddeleri uyarınca «primin» tamamının veya ilk taksidinin ödenmesinin gerektiği ve prim ödeme yükümlülüğünün sigortalıya ait olduğu, somut uyuşmazlıkta davacı sigortalının, sigorta primlerini ödediğine ilişkin birtakım çekler sunduğu, ancak davacı tarafından sunulan çeklerin tarihleri ve bedellerinin sigorta primlerinin «vade» tarihleri ve bedelleri ile uyumsuz olduğu, mahkemece yapılması gerekenin; davacı taraftan hangi çekle hangi poliçenin priminin ödendiği hususunda açıklama istenerek, gerekirse ödemenin yapıldığı iddia edilen dava dışı «acentenin» de kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak poliçe primlerinin ödenip ödenmediği ve dolayısıyla davalı sigortacının TTK 1295. madde uyarınca sorumluluğunun başlayı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/189 E. , 2014/19333 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KAYSERİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 03/10/2013
NUMARASI 2012/217-2013/253
Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/10/2013 tarih ve 2012/217-2013/253 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09/12/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. D.. A.. ile davalı vekili Av. M.. Ö.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 29.02.2008-2009 tarihlerini kapsar şekilde işveren sorumluluk sigortası düzenlendiğini, 01.03.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle yaralanan işçi tarafından müvekkili hakkında açılan tazminat davası sonucu müvekkilinin 159.340,00 TL tazminat ve 11.033,70 TL mahkeme masrafı ve harç ödemek zorunda kaldığını, toplam 170.373,70 TL’den davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçenin rizikodan sonra 26.03.2008 tarihinde düzenlendiğini, müvekkilinin sorumluluğunun bu tarihten sonra başladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, işveren mali sorumluluk sigorta poliçesinin 29.02.2008-2009 tarihlerini kapsayacak şekilde 26.03.2008 tarihinde düzenlendiği, davalı tarafından prim bedelinin rizikonun kendisine bildirilmesinden sonra tahsil ettiği, buna göre davalının poliçeden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, işveren mali sorumluluk sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İlke olarak, sigorta hukukunda sigorta akdinin meydana gelmiş olması, sigortacının sorumluluğunun başlamış olmasını gerektirmez. Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga TTK’nın 1279. maddesi hükmüne göre riziko, genel olarak sigorta sözleşmesinin vücut bulması ve yine aynı yasanın 1295. maddesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde sigorta teminatı içerisinde kabul edilir. Sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için de TTK’nın 1282 ve 1295. maddeleri hükümleri uyarınca primin tamamının veya ilk taksitinin ödenmiş olması zorunludur.
Somut olayda, davalının acentesi tarafından 26.03.2008 tarihinde 29.02.2008-2009 tarihlerini kapsayacak şekilde sigorta poliçesi düzenlenmiş olup, riziko ise poliçenin düzenlenmesinden önce 01.03.2008 tarihinde meydana gelmiş ve prim bedeli de 21.06.2008 tarihli çek ile acenteye ödenmiştir. Her ne kadar mahkemece, rizikonun sigorta teminatı altında olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, sigorta poliçesinin rizikonun meydana gelmesinden sonra yapılmış olması karşısında gerçekleşmiş bir riziko nedeniyle sigorta şirketinin sorumluluğundan bahsedilemez.
Bu itibarla, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102123800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz