Markaya tecavüz nedeniyle tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/1863 E. 2011/10947 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil niteliği↗ ön inceleme aşaması↗ kesin delil↗ haksız fiil↗ maddi ve manevi tazminat↗ kusur↗ yükleten (shipper)↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalının işyerinde yapılan aramada ele geçirilen 3 adet formanın etiketlerinin üzerinde olduğu, numara veya yazı yazılmak için bırakıldıkları savunmasının yerinde olmadığı, formaların taklit olduğu ve ticari amaçla bulundurulduğu, davalının fiillerinin markaya tecavüz niteliğinde olduğu, davacının lisans sözleşmelerinin uygulanmasını talep ettiği gerekçesiyle 2.500 TL maddi, 2.500 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz edilmiştir.
1- Dava, markaya tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde, “Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hâkimini takyit etmez.” hükmü öngörülmüştür. Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ne var ki, Hukuk Hâkiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, Ceza Hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile Hukuk Hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan Ceza Mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Ceza Mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun Hukuk Mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.
Dava konusu olayda, davalı hakkında Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesince 2004/486 esas, 2006/81 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda CMK. 223/2-b maddesi uyarınca, 'Suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması' gerekçesiyle beraat kararı verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, her ne kadar Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamamakta ise de, ceza mahkemesince belirlenecek olgular hukuk hakimini bağlayacağından, mahkemece ceza mahkemesi dosyasının sonucu beklenerek ortaya çıkacak duruma göre karar verilmesi gerekirken, ceza davası kararının tespitine itibar edilmeyerek belirtilen şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3865 E. 2012/10605 K.
Ortak:haksız fiil · kusur
İncelediğiniz karardaBorçlar Kanunu'nun 53. maddesinde, “Hakim, «kusur» olup olmadığına, yahut «haksız fiilin» faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir.
Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, «kusurun» takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hâkimini takyit etmez.” hükmü öngörülmüştür.
Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, «kusur» ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Benzer bu kararda2-Davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince, BK.’nun 53. maddesine göre, “Hakim, «kusur» olup olmadığına yahut «haksız fiilin» faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir.
Bundan başka ceza mahkemesi kararı, «kusurun» takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hâkimini takyit etmez.” Mahkemece, BK.’nun 53. maddesine aykırı olarak ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporu aynen benimsenmiştir.
Tarafların «kusur» durumunun tespiti için Yargıtay «denetimine elverişli rapor» aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ceza yargılamasında düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmesi doru görülmemiş, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar ... ve ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli rapor · yetki itirazı · denetime elverişlilik · taşıma sözleşmesi · yetki · zamanaşımı
Benzer bu kararda… , toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporlarına göre, olay nedeniyle davacının 2/8, davalı sürücünün 6/8 oranında kusurlu olduğu, davalı sigorta şirketinin «zamanaşımı» itirazını süresinde yapmadığı ancak davacının buna bir itirazının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile, davalı sigorta şirketinin «yetki itirazını» reddine, davalı sigorta şirketine karşı açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, 723,60 TL maddi 3.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle davalılardan ... …
Yolcu «taşıma sözleşmelerinden» kaynaklanan ölüm veya cismani zararlara ilişkin davalarda TTK.'nun 767/5. maddesi hükmü uyarınca aynı maddedeki «zamanaşımı» süresi uygulanmayacağından, bu davalar BK.'nun 125. maddesi gereğince on yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Tarafların «kusur» durumunun tespiti için Yargıtay «denetimine elverişli rapor» aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ceza yargılamasında düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmesi doru görülmemiş, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar ... ve ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Bu nedenle mahkemece davalı sigorta şirketine karşı açılan davanın «zamanaşımı» sebebiyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4480 E. 2017/7291 K.
Ortak:kusur
İncelediğiniz karardaBorçlar Kanunu'nun 53. maddesinde, “Hakim, «kusur» olup olmadığına, yahut «haksız fiilin» faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir.
Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, «kusurun» takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hâkimini takyit etmez.” hükmü öngörülmüştür.
Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, «kusur» ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaKarar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı B.K.'nun 53) uyarınca ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, «kusur» ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı açık ise de, ceza hakiminin tespit ettiği maddi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3280 E. 2010/10572 K.
Ortak:haksız fiil · kusur · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaBorçlar Kanunu'nun 53. maddesinde, “Hakim, «kusur» olup olmadığına, yahut «haksız fiilin» faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir.
Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, «kusurun» takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hâkimini takyit etmez.” hükmü öngörülmüştür.
Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, «kusur» ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaBorçlar Kanunu’nun 53. maddesinde hakimin «kusur» olup olmadığına yahut «haksız fiil» failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamıyla bağlı olmadığı gibi ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet olmadığı, ceza mahkemesi kararının kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmeyeceği açıkça düzenlenmiştir.
Hükme esas alınan ceza mahkemesi kararı davalının savunmasını dayandırdığı olguyu her türlü şüpheden uzak, «kesin» olarak tespit eden bir karar olmadığından davalının savunmasının ispatlanmış olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece, tarafların dayandıkları tüm «deliller değerlendirilerek» sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ceza mahkemesinin maddi olguyu «kesin» olarak tespit etmeyen, bu itibarla hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olmayan kararının esas alınarak, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil değerlendirmesi · maddi tazminat · eksik inceleme
Benzer bu karardaO halde mahkemece, tarafların dayandıkları tüm «deliller değerlendirilerek» sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ceza mahkemesinin maddi olguyu «kesin» olarak tespit etmeyen, bu itibarla hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olmayan kararının esas alınarak, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
1-Dava, mali haklara tecavüzün ref’i, men’i ve «maddi tazminat» istemlerine ilişkindir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12621 E. 2018/4020 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ciro · teslim
Benzer bu karardaDavacı, senet borçlusu davalı ...’ın ödemeyi diğer davalı ...’a yaptığını ileri sürmüş olup, davalılardan ... da cevap dilekçesinde senedi tahsil için «teslim» aldığını, «ciro» etmek suretiyle ...’tan tahsil ettiği bedeli ise davacı ...’a ödediğini savunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4761 E. 2020/6028 K.
Ortak:delil niteliği · kesin delil · haksız fiil · kusur · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaDiğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan Ceza Mahkemesi kararı, taraflar yönünden «kesin delil niteliğini» taşır.
Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde, “Hakim, «kusur» olup olmadığına, yahut «haksız fiilin» faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir.
Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, «kusurun» takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hâkimini takyit etmez.” hükmü öngörülmüştür.
Benzer bu karardaYani, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden «kesin delil niteliği» «taşıyacak», maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacaktır.
818 sayılı BK’nın "Ceza Hukukuyla Medeni Hukuk Arasında Münasebet" başlıklı 53. maddesinde, "Hakim, «kusur» olup olmadığına yahut «haksız fiilin» faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir.
Bundan başka ceza mahkemesi kararı, «kusurun» takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez," hükmü yer almaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:delil değerlendirmesi · teminat mektubu · taşıyan · eksik inceleme · avans faizi · teminat · teslim
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/18 esas sayılı dava dosyasında idarenin asıl davaya konu «teminat mektubu» bedellerini düşerek dava açmış olmasına göre davacı-birleşen davalı vekilinin asıl davaya yönelik bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. (2) Davacı-birleşen davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; Birleşen davada davacı vekili, davalının aradaki sözleşmeye uygun nitelikte yakıt «teslim» etmediğini, davalıya haksız olarak 734.105,00 TL fazla ödeme yapıldığını iddia ederek bu fazla ödemenin ödeme tarihlerinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
… emece, davacı Aladağ Petrol Kolektif Şirketi’nin, davalı idareye bağlı Tokat Sigara Fabrikası’na sözleşmede ve eki şartnamede belirtilen 4 numaralı kalorifer yakıtı «teslim» etmesi gerekirken, daha kalın, kükürdü yüksek ve daha ucuz olan 6 numaralı kalorifer yakıtını ve kalitesi bilinmeyen yakıtı teslim ettiği, bu şekilde sözleşmeye aykırı davrandığı, sözleşmeye aykırı davranışın «teminatı» olarak verilen teminat mektuplarının davalı idarece nakde çevrilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu sebeple asıl davanın sübuta ermediği, birleşen davada ise davacı şirketin sözleşmeye aykırı yakıt teslim etmesi nedeniyle davalı idarenin 734.105,00 TL zararının oluştuğu, bu zararın ödeme tarihlerinden itibaren «avans faizi» ile tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sayfalarında yer aldığı ve ayrıca Tokat Sigara Fabrikasına «teslimatları» genellikle şüphelilerden İlyas Tavşan, Dilaver Uyumaz, Yakup Atagün ve ...’ın yaptıkları tesbitinin yapıldığı görülmüştür.
Her ne kadar mahkemece yukarıda anılan ceza dava dosyasının sonucu beklenilmeden ve bu dosyadaki «deliller değerlendirilmeden» yargılama aşamasında alınan 22.10.2012 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile araştırma ve soruşturma raporları dayanak alınarak birleşen davanın kabulüne karar veril …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4280 E. 2024/6129 K.
Ortak:delil niteliği · kesin delil · kusur · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaDiğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan Ceza Mahkemesi kararı, taraflar yönünden «kesin delil niteliğini» taşır.
Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde, “Hakim, «kusur» olup olmadığına, yahut «haksız fiilin» faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir.
Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, «kusurun» takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hâkimini takyit etmez.” hükmü öngörülmüştür.
Benzer bu karardaYani, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden «kesin delil niteliği» «taşıyacak», maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacaktır.
Aynı şekilde, ceza hâkiminin «kusurun» değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." şeklindeki açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücünün ve yükletilme yeterliğinin, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebligat usulsüzlüğü · menfi tespit davası · ciro · tespit davası · derdestlik · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · tebligat
Benzer bu karardaİcra Dairesinin 2016/14822 E. sayılı takip dosyasına konu 70.000,00'er TL bedelli iki adet «çek» nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının dava konu çekleri «ciro» yolu ile aldığı, davalının kötü niyetli takip yaptığı ve imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğunu bilebilecek durumda olduğunun ispat edilemediği bu nedenle davacının tazminat talebinin reddine, şartları oluşmadığından bahisle davalının «kötü niyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
… latılan icra takibine konu çeklerdeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı, dolayısıyla icra takibine konu alacak nedeni ile borçlu olunmadığına ilişkin «menfi tespit davası» olup, davalı tarafın suç duyurusu üzerine aynı konuya ilişkin olarak Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/4098 E. sayılı soruşturma dosyasının bulunduğu hususunun dosya kapsamından sabit olduğu, davalı yanca istinaf ve temyiz dilekçelerinde bu dosyanın halen «derdest» olduğunun bildirildiği, ancak mahkemece bu dosya getirtilip incelenmeden «eksik inceleme» ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine başlatılan takibe konu iki adet çekteki imzaların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, şirket hesaplarına «haciz» konulması üzerine durumun farkına varıldığını, nitekim yapılan «tebligatın usulsüz» olduğunu ileri sürerek haksız ve kötü niyetli takibin iptali ile davalının % 20 oranında iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/1863 E. , 2011/10947 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/09/2008 tarih ve 2006/357-2008/231 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının işyerinde mahkeme kararıyla yapılan aramada müvekkili adına tescilli BJK markalı taklit ürünler ele geçirildiğini, davalının bu şekilde müvekkiline ait markalara tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek lisans sözleşmesinden doğan haklar dikkate alınarak 10.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, işyerinde yapılan aramada tescilli ve orjinal formalar ile 3 adet orjinal olmayan formalar bulunduğunu, 3 adet formanın kendisine ait olmadığını, müşteri tarafından isim yazılması için bırakılan forma olduğunu, ticari amaçla 3 adet formanın bulundurulmadığını, bunların satışa arzedilmediğini, zira orjinal formaların rafta olup bunların satıldığını, ceza davasında beraat kararı verildiğini, tazminat istemlerinin dayanağının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının işyerinde yapılan aramada ele geçirilen 3 adet formanın etiketlerinin üzerinde olduğu, numara veya yazı yazılmak için bırakıldıkları savunmasının yerinde olmadığı, formaların taklit olduğu ve ticari amaçla bulundurulduğu, davalının fiillerinin markaya tecavüz niteliğinde olduğu, davacının lisans sözleşmelerinin uygulanmasını talep ettiği gerekçesiyle 2.500 TL maddi, 2.500 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz edilmiştir.
1- Dava, markaya tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde, “Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hâkimini takyit etmez.” hükmü öngörülmüştür. Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ne var ki, Hukuk Hâkiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir.
Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, Ceza Hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile Hukuk Hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan Ceza Mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Ceza Mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun Hukuk Mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.
Dava konusu olayda, davalı hakkında Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesince 2004/486 esas, 2006/81 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda CMK. 223/2-b maddesi uyarınca, 'Suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması' gerekçesiyle beraat kararı verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, her ne kadar Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamamakta ise de, ceza mahkemesince belirlenecek olgular hukuk hakimini bağlayacağından, mahkemece ceza mahkemesi dosyasının sonucu beklenerek ortaya çıkacak duruma göre karar verilmesi gerekirken, ceza davası kararının tespitine itibar edilmeyerek belirtilen şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030868300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz