6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Markaya tecavüz nedeniyle tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/1863 E. 2011/10947 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil niteliği ön inceleme aşaması kesin delil haksız fiil maddi ve manevi tazminat kusur yükleten (shipper) kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: İİK · CMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davalının işyerinde yapılan aramada ele geçirilen 3 adet formanın etiketlerinin üzerinde olduğu, numara veya yazı yazılmak için bırakıldıkları savunmasının yerinde olmadığı, formaların taklit olduğu ve ticari amaçla bulundurulduğu, davalının fiillerinin markaya tecavüz niteliğinde olduğu, davacının lisans sözleşmelerinin uygulanmasını talep ettiği gerekçesiyle 2.500 TL maddi, 2.500 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı temyiz edilmiştir.

1- Dava, markaya tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde, “Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hâkimini takyit etmez.” hükmü öngörülmüştür. Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ne var ki, Hukuk Hâkiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, Ceza Hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile Hukuk Hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan Ceza Mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Ceza Mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun Hukuk Mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.

Dava konusu olayda, davalı hakkında Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesince 2004/486 esas, 2006/81 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda CMK. 223/2-b maddesi uyarınca, 'Suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması' gerekçesiyle beraat kararı verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, her ne kadar Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamamakta ise de, ceza mahkemesince belirlenecek olgular hukuk hakimini bağlayacağından, mahkemece ceza mahkemesi dosyasının sonucu beklenerek ortaya çıkacak duruma göre karar verilmesi gerekirken, ceza davası kararının tespitine itibar edilmeyerek belirtilen şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar verilmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3865 E. 2012/10605 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4480 E. 2017/7291 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Maddi-Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3280 E. 2010/10572 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12621 E. 2018/4020 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4761 E. 2020/6028 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4280 E. 2024/6129 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/1863 E.  ,  2011/10947 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/09/2008 tarih ve 2006/357-2008/231 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının işyerinde mahkeme kararıyla yapılan aramada müvekkili adına tescilli BJK markalı taklit ürünler ele geçirildiğini, davalının bu şekilde müvekkiline ait markalara tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek lisans sözleşmesinden doğan haklar dikkate alınarak 10.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, işyerinde yapılan aramada tescilli ve orjinal formalar ile 3 adet orjinal olmayan formalar bulunduğunu, 3 adet formanın kendisine ait olmadığını, müşteri tarafından isim yazılması için bırakılan forma olduğunu, ticari amaçla 3 adet formanın bulundurulmadığını, bunların satışa arzedilmediğini, zira orjinal formaların rafta olup bunların satıldığını, ceza davasında beraat kararı verildiğini, tazminat istemlerinin dayanağının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davalının işyerinde yapılan aramada ele geçirilen 3 adet formanın etiketlerinin üzerinde olduğu, numara veya yazı yazılmak için bırakıldıkları savunmasının yerinde olmadığı, formaların taklit olduğu ve ticari amaçla bulundurulduğu, davalının fiillerinin markaya tecavüz niteliğinde olduğu, davacının lisans sözleşmelerinin uygulanmasını talep ettiği gerekçesiyle 2.500 TL maddi, 2.500 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı temyiz edilmiştir.

1- Dava, markaya tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde, “Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hâkimini takyit etmez.” hükmü öngörülmüştür. Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ne var ki, Hukuk Hâkiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir.

Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, Ceza Hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile Hukuk Hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan Ceza Mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Ceza Mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun Hukuk Mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.

Dava konusu olayda, davalı hakkında Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesince 2004/486 esas, 2006/81 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda CMK. 223/2-b maddesi uyarınca, 'Suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması' gerekçesiyle beraat kararı verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, her ne kadar Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamamakta ise de, ceza mahkemesince belirlenecek olgular hukuk hakimini bağlayacağından, mahkemece ceza mahkemesi dosyasının sonucu beklenerek ortaya çıkacak duruma göre karar verilmesi gerekirken, ceza davası kararının tespitine itibar edilmeyerek belirtilen şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar verilmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030868300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.