Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4280 E. 2024/6129 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tebligat usulsüzlüğü↗ delil niteliği↗ kesin delil↗ menfi tespit davası↗ ciro↗ tespit davası↗ derdestlik↗ kötü niyet tazminatı↗ kötü niyet↗ tebligat↗ haciz↗ çek↗ taşıyan↗ menfi tespit↗ kusur↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2017/1420 E., 2020/298 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine başlatılan takibe konu iki adet çekteki imzaların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, şirket hesaplarına haciz konulması üzerine durumun farkına varıldığını, nitekim yapılan tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürerek haksız ve kötü niyetli takibin iptali ile davalının % 20 oranında iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığını, dava konusu edilen çeklerin müvekkiline alacağına karşılık olarak Emircan Reklam Yapı Ürünleri İnş. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince çeklerdeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davacının Adana 12. İcra Dairesinin 2016/14822 E. sayılı takip dosyasına konu 70.000,00'er TL bedelli iki adet çek nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının dava konu çekleri ciro yolu ile aldığı, davalının kötü niyetli takip yaptığı ve imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğunu bilebilecek durumda olduğunun ispat edilemediği bu nedenle davacının tazminat talebinin reddine, şartları oluşmadığından bahisle davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, hukukumuzda 6098 sayılı Kanun'un "Ceza hukuku ile ilişkisinde" başlıklı 74 üncü maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Anılan Kanun maddesinde yer alan "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." şeklindeki açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücünün ve yükletilme yeterliğinin, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusuyla hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Yani, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacak, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacaktır. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması söz konusu olmayacaktır.
Dava, kambiyo senetlerine özgü başlatılan icra takibine konu çeklerdeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı, dolayısıyla icra takibine konu alacak nedeni ile borçlu olunmadığına ilişkin menfi tespit davası olup, davalı tarafın suç duyurusu üzerine aynı konuya ilişkin olarak Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/4098 E. sayılı soruşturma dosyasının bulunduğu hususunun dosya kapsamından sabit olduğu, davalı yanca istinaf ve temyiz dilekçelerinde bu dosyanın halen derdest olduğunun bildirildiği, ancak mahkemece bu dosya getirtilip incelenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, yukarıda yapılan tespitler ve ilkesel değerlendirmeler çerçevesinde İlk Derece Mahkemesince Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/4098 E. sayılı soruşturma dosyası getirtilerek dava konusu çeklerle ilgili iş bu davadaki iddia ve savunmalar yönünde sonuca etkileri değerlendirilip, gerektiğinde sonucunun beklenilmesi, sonuca etkili olmadığının anlaşılması durumunda esasa ilişkin karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmediğinden Bölge Adliyesi Mahkemesi kararının kaldırılıp İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15139 E. 2015/4630 K.
Ortak:derdestlik · kusur
İncelediğiniz karardaAynı şekilde, ceza hâkiminin «kusurun» değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." şeklindeki açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücünün ve yükletilme yeterliğinin, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
… latılan icra takibine konu çeklerdeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı, dolayısıyla icra takibine konu alacak nedeni ile borçlu olunmadığına ilişkin «menfi tespit davası» olup, davalı tarafın suç duyurusu üzerine aynı konuya ilişkin olarak Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/4098 E. sayılı soruşturma dosyasının bulunduğu hususunun dosya kapsamından sabit olduğu, davalı yanca istinaf ve temyiz dilekçelerinde bu dosyanın halen «derdest» olduğunun bildirildiği, ancak mahkemece bu dosya getirtilip incelenmeden «eksik inceleme» ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaAynı şekilde, ceza hâkiminin «kusurun» değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." Bu durumda, hukuk mahkemesi ceza mahkemesinin kararı ile bağlı olmayıp somut uyuşmazlıkla ilgili ceza davasının neticesinin beklenmesine gerek bulunmadığından, Dairemiz bozma ilamının 2. bendindeki "soruşturma sonucunda bir ceza davası açılmış ve «derdest» ise sonucununda beklenmesine" ilişkin bozma gerekçesine yönelik karar düzeltme isteminin kabulü ile bu yöne ilişkin bozma gerekçesinin Dairemiz kararından çıkarılm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12621 E. 2018/4020 K.
Ortak:ciro
İncelediğiniz karardaİcra Dairesinin 2016/14822 E. sayılı takip dosyasına konu 70.000,00'er TL bedelli iki adet «çek» nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının dava konu çekleri «ciro» yolu ile aldığı, davalının kötü niyetli takip yaptığı ve imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğunu bilebilecek durumda olduğunun ispat edilemediği bu nedenle davacının tazminat talebinin reddine, şartları oluşmadığından bahisle davalının «kötü niyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaDavacı, senet borçlusu davalı ...’ın ödemeyi diğer davalı ...’a yaptığını ileri sürmüş olup, davalılardan ... da cevap dilekçesinde senedi tahsil için «teslim» aldığını, «ciro» etmek suretiyle ...’tan tahsil ettiği bedeli ise davacı ...’a ödediğini savunmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:teslim
Benzer bu karardaDavacı, senet borçlusu davalı ...’ın ödemeyi diğer davalı ...’a yaptığını ileri sürmüş olup, davalılardan ... da cevap dilekçesinde senedi tahsil için «teslim» aldığını, «ciro» etmek suretiyle ...’tan tahsil ettiği bedeli ise davacı ...’a ödediğini savunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2619 E. 2024/6478 K.
Ortak:delil niteliği · kesin delil · derdestlik · taşıyan · kusur · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaYani, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden «kesin delil niteliği» «taşıyacak», maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacaktır.
Aynı şekilde, ceza hâkiminin «kusurun» değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." şeklindeki açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücünün ve yükletilme yeterliğinin, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
… latılan icra takibine konu çeklerdeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı, dolayısıyla icra takibine konu alacak nedeni ile borçlu olunmadığına ilişkin «menfi tespit davası» olup, davalı tarafın suç duyurusu üzerine aynı konuya ilişkin olarak Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/4098 E. sayılı soruşturma dosyasının bulunduğu hususunun dosya kapsamından sabit olduğu, davalı yanca istinaf ve temyiz dilekçelerinde bu dosyanın halen «derdest» olduğunun bildirildiği, ancak mahkemece bu dosya getirtilip incelenmeden «eksik inceleme» ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaYani, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden «kesin delil niteliği» «taşıyacak», maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacaktır.
Aynı şekilde, ceza hâkiminin «kusurun» değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." şeklindeki açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücünün ve yükletilme yeterliğinin, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/208 Esas sayılı dosyasının 10.01.2023 tarihli celsesinde ..., ... ve ... hakkındaki kamu davasının «tefriki» ile ayrı esasa kaydedilmesine karar verildiği ve davanın halen «derdest» olduğu anlaşılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hamiline yazılı hisse senedi · asli müdahale · zilyetlik · tefrik · yemin delili · olağanüstü genel kurul · satış sözleşmesi · şikayet
Benzer bu kararda… eri 100,00 TL nominal değerli 10.200 adet, müvekkili ...'ın ise 5.100 adet olmak üzere toplam 15.300 adet, sermaye paylarının karşılığı 1.530.000,00 TL bedelli olan «hamiline yazılı hisse senedine» sahipken yaşadıkları ekonomik güçlükler nedeni ile müvekkillerinin toplam 15.300 adet senedi noter aracılığıyla asli müdahil ...'e devrettikten sonra senetlerin yerinde olmadığını fark ettiklerini, bu konuda savcılığa «şikayette» bulunduklarını, senetlerin «zilyetliğinin» devredilememiş olması nedeni ile mülkiyet devrinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) anlamında sağlanamadığını, müvekkillerinin malik olmaya devam ettiklerini, bu arada davalı ... tarafından adı geçen şirkete ait 15.300 adet pay senedinin 17.08.2018 günü şirkete «ibraz» edilmesi üzerine 11.01.2019 tarihinde «olağanüstü genel kurul» toplantısının yapıldığını, bu nedenle «istirdat» davasının açıldığını, davalının müvekkillerinin yeğeni olup, senetlerin üçüncü kişilerin eline geçmemesi amacıyla bu yola başvurduğunu yakınlarına ve tanık ...'a beyan ettiğini, davalının, zilyetliği hukuka uygun yollarla elde etmediğini ileri sürerek, hisse senetlerinin mülkiyetinin davacılara ait olduğunun tespiti ile iş bu hisse senetlerinin davacı müvekkillerine «teslimine»/devrine, mümkün olmadığı takdirde iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un 489 uncu maddesine göre, «hamiline» yazılı «anonim şirket» pay senedini elinde bulunduranın yasal hak sahibi olduğuna ilişkin yasal karinenin aksinin eldeki davada davacı ve müdahil tarafça ispat edilemediği, davacıların, pay senetlerinin «zilyetliği» geçirilmeksizin müdahil davacıya satış yaptığına ilişkin noterde düzenlenen «satış sözleşmesinin», hamiline yazılı pay senetlerini elinde bulunduran davalıya karşı hüküm ifade etmeyeceği, davacı yanca «yemin deliline» dayanılmış ise de davalının hamiline yazılı pay senetlerini davacı tarafın iddia etmiş olduğu şekilde aldığı hususunda yemin etmesinin kendisini ceza soruşturması ve/veya kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıa olması nedeni ile bu tür vakıarın yeminin konusu olamayacağı, davalının hamiline yazılı pay senetlerini elinde bulundurmasının hak sahipliğini ispatladığı, davacının ve müdahilin, pay senetlerinin davalı tarafından ne şekilde elinde bulundurduğunun ispatlanmasının gerektiği yönündeki değerlendirme ve beyanlarının 6102 sayılı Kanun'un 489 uncu maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile davanın ve «asli müdahale» davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ile asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmiştir.
… rinin başkasına devri halinde zarar görecek olanın sadece müvekkilinin olduğunu, şirketin % 30 hissesini 1.530.000,00 TL'ye satın aldığını, 31.08.2018 tarihli noter «ihtarnamesi» ile devir belgesini göndererek «pay defterine» işlenmesini istediğini, aynı şekilde «hamiline» yazılı senetlerinin de «ibraz» edilmesini talep ettiğini, ancak davacıların senetlerin çalındığı iddiası ile savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını ileri sürerek «asli müdahale» taleplerinin kabulüne ve hisseden doğan hakların müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/208 Esas sayılı dosyasının 10.01.2023 tarihli celsesinde ..., ... ve ... hakkındaki kamu davasının «tefriki» ile ayrı esasa kaydedilmesine karar verildiği ve davanın halen «derdest» olduğu anlaşılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4280 E. , 2024/6129 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1024 Esas, 2022/1711 Karar
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/1420 E., 2020/298 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine başlatılan takibe konu iki adet çekteki imzaların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, şirket hesaplarına haciz konulması üzerine durumun farkına varıldığını, nitekim yapılan tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürerek haksız ve kötü niyetli takibin iptali ile davalının % 20 oranında iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığını, dava konusu edilen çeklerin müvekkiline alacağına karşılık olarak Emircan Reklam Yapı Ürünleri İnş. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince çeklerdeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davacının Adana 12. İcra Dairesinin 2016/14822 E. sayılı takip dosyasına konu 70.000,00'er TL bedelli iki adet çek nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının dava konu çekleri ciro yolu ile aldığı, davalının kötü niyetli takip yaptığı ve imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğunu bilebilecek durumda olduğunun ispat edilemediği bu nedenle davacının tazminat talebinin reddine, şartları oluşmadığından bahisle davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, hukukumuzda 6098 sayılı Kanun'un "Ceza hukuku ile ilişkisinde" başlıklı 74 üncü maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Anılan Kanun maddesinde yer alan "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." şeklindeki açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücünün ve yükletilme yeterliğinin, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Ancak Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusuyla hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Yani, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacak, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacaktır. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması söz konusu olmayacaktır.
Dava, kambiyo senetlerine özgü başlatılan icra takibine konu çeklerdeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı, dolayısıyla icra takibine konu alacak nedeni ile borçlu olunmadığına ilişkin menfi tespit davası olup, davalı tarafın suç duyurusu üzerine aynı konuya ilişkin olarak Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/4098 E. sayılı soruşturma dosyasının bulunduğu hususunun dosya kapsamından sabit olduğu, davalı yanca istinaf ve temyiz dilekçelerinde bu dosyanın halen derdest olduğunun bildirildiği, ancak mahkemece bu dosya getirtilip incelenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, yukarıda yapılan tespitler ve ilkesel değerlendirmeler çerçevesinde İlk Derece Mahkemesince Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/4098 E. sayılı soruşturma dosyası getirtilerek dava konusu çeklerle ilgili iş bu davadaki iddia ve savunmalar yönünde sonuca etkileri değerlendirilip, gerektiğinde sonucunun beklenilmesi, sonuca etkili olmadığının anlaşılması durumunda esasa ilişkin karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmediğinden Bölge Adliyesi Mahkemesi kararının kaldırılıp İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1083589100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz