Maddi-Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/3280 E. 2010/10572 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil değerlendirmesi↗ haksız fiil↗ maddi tazminat↗ kusur↗ eksik inceleme↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ceza mahkemesi tarafından ...’ın dava konusu programa katılmış olabileceği ve dolayısıyla da sanatçının eserinin çalınmasına izin verdiği kabul edilerek beraat kararı verildiği, ceza mahkemesinin maddi olguların tespitine ilişkin kararının hukuk mahkemesini bağlayacağından eserin sanatçının izniyle çalındığı kanaatine varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, mali haklara tecavüzün ref’i, men’i ve maddi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacının iddialarına konu eylemlerle ilgili olarak ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonunda mahkemece delil yetersizliğine dayalı olarak beraat kararı verilmiş, mahkemece işbu davada ceza mahkemesi kararı esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir.Ceza mahkemesi tarafından verilen karar temyiz edilmiş olduğundan karar tarihi itibariyle henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinde hakimin kusur olup olmadığına yahut haksız fiil failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamıyla bağlı olmadığı gibi ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet olmadığı, ceza mahkemesi kararının kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmeyeceği açıkça düzenlenmiştir. Somut olayda davacı, davalıya ait radyo yayınında Birlik üyesi olan sanatçı ...’ın “Merdo” isimli eserinin yayınlandığını noter marifeti ile tespit ettirmiştir. Davalı ise bu yayının anılan sanatçının izni ile olduğunu savunmuştur. Davalının savunmasını dayandırdığı bu hususu ispat etmesi gerekirken mahkemece bu husus üzerinde durulmadan ceza mahkemesinin delil yetersizliği nedeniyle verdiği beraat kararına dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir. Hükme esas alınan ceza mahkemesi kararı davalının savunmasını dayandırdığı olguyu her türlü şüpheden uzak, kesin olarak tespit eden bir karar olmadığından davalının savunmasının ispatlanmış olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiştir. O halde mahkemece, tarafların dayandıkları tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ceza mahkemesinin maddi olguyu kesin olarak tespit etmeyen, bu itibarla hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olmayan kararının esas alınarak, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3865 E. 2012/10605 K.
Ortak:haksız fiil · kusur
İncelediğiniz karardaBorçlar Kanunu’nun 53. maddesinde hakimin «kusur» olup olmadığına yahut «haksız fiil» failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamıyla bağlı olmadığı gibi ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet olmadığı, ceza mahkemesi kararının kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmeyeceği açıkça düzenlenmiştir.
Benzer bu kararda2-Davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince, BK.’nun 53. maddesine göre, “Hakim, «kusur» olup olmadığına yahut «haksız fiilin» faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir.
Bundan başka ceza mahkemesi kararı, «kusurun» takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hâkimini takyit etmez.” Mahkemece, BK.’nun 53. maddesine aykırı olarak ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporu aynen benimsenmiştir.
Tarafların «kusur» durumunun tespiti için Yargıtay «denetimine elverişli rapor» aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ceza yargılamasında düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmesi doru görülmemiş, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar ... ve ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli rapor · yetki itirazı · denetime elverişlilik · taşıma sözleşmesi · yetki · zamanaşımı
Benzer bu kararda… , toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporlarına göre, olay nedeniyle davacının 2/8, davalı sürücünün 6/8 oranında kusurlu olduğu, davalı sigorta şirketinin «zamanaşımı» itirazını süresinde yapmadığı ancak davacının buna bir itirazının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile, davalı sigorta şirketinin «yetki itirazını» reddine, davalı sigorta şirketine karşı açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, 723,60 TL maddi 3.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle davalılardan ... …
Yolcu «taşıma sözleşmelerinden» kaynaklanan ölüm veya cismani zararlara ilişkin davalarda TTK.'nun 767/5. maddesi hükmü uyarınca aynı maddedeki «zamanaşımı» süresi uygulanmayacağından, bu davalar BK.'nun 125. maddesi gereğince on yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Tarafların «kusur» durumunun tespiti için Yargıtay «denetimine elverişli rapor» aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ceza yargılamasında düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmesi doru görülmemiş, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar ... ve ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Bu nedenle mahkemece davalı sigorta şirketine karşı açılan davanın «zamanaşımı» sebebiyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Markaya tecavüz nedeniyle tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1863 E. 2011/10947 K.
Ortak:haksız fiil · kusur · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaBorçlar Kanunu’nun 53. maddesinde hakimin «kusur» olup olmadığına yahut «haksız fiil» failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamıyla bağlı olmadığı gibi ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet olmadığı, ceza mahkemesi kararının kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmeyeceği açıkça düzenlenmiştir.
Hükme esas alınan ceza mahkemesi kararı davalının savunmasını dayandırdığı olguyu her türlü şüpheden uzak, «kesin» olarak tespit eden bir karar olmadığından davalının savunmasının ispatlanmış olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece, tarafların dayandıkları tüm «deliller değerlendirilerek» sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ceza mahkemesinin maddi olguyu «kesin» olarak tespit etmeyen, bu itibarla hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olmayan kararının esas alınarak, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBorçlar Kanunu'nun 53. maddesinde, “Hakim, «kusur» olup olmadığına, yahut «haksız fiilin» faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir.
Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, «kusurun» takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hâkimini takyit etmez.” hükmü öngörülmüştür.
Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, «kusur» ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil niteliği · kesin delil
Benzer bu karardaDiğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan Ceza Mahkemesi kararı, taraflar yönünden «kesin delil niteliğini» taşır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/3280 E. , 2010/10572 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.12.2008 tarih ve 2003/165 - 2008/348 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin icracı sanatçıların haklarını korumak için 5846 sayılı Kanun uyarınca kurulmuş bir meslek birliği olduğunu, davalının Medya FM logosu ile yaptığı radyo yayınlarında müvekkilinin temsil ettiği yorumcu sanatçıların yorumlarını izinsiz ve hak bedeli ödemeden kullandığını, bu şekilde davalının 5846 sayılı Kanun hükümlerini ihlal ettiğini ileri sürerek, davalının müvekkilinin üyelerinin icralarını izinsiz ve mali hak bedeli ödemeden kullanımının FSEK’na aykırı ve haksız olduğunun tespitine, davalının mali haklara tecavüzünün ref’ine ve men’ine, davalının müvekkili meslek birliği üyelerinin mali haklarını ödememiş olması sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 3.000,00 USD’nin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında yapılan ıslah ile maddi tazminat miktarı olarak 50.400,00 YTL’nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu edilen yorumcu ...’ın müvekkili şirkete ait radyonun canlı yayın programına katılarak “Merdo” isimli türküyü bizzat kendisinin yorumladığını, bu nedenle davanın haksız olduğunu savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ceza mahkemesi tarafından ...’ın dava konusu programa katılmış olabileceği ve dolayısıyla da sanatçının eserinin çalınmasına izin verdiği kabul edilerek beraat kararı verildiği, ceza mahkemesinin maddi olguların tespitine ilişkin kararının hukuk mahkemesini bağlayacağından eserin sanatçının izniyle çalındığı kanaatine varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, mali haklara tecavüzün ref’i, men’i ve maddi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacının iddialarına konu eylemlerle ilgili olarak ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonunda mahkemece delil yetersizliğine dayalı olarak beraat kararı verilmiş, mahkemece işbu davada ceza mahkemesi kararı esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir.Ceza mahkemesi tarafından verilen karar temyiz edilmiş olduğundan karar tarihi itibariyle henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinde hakimin kusur olup olmadığına yahut haksız fiil failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamıyla bağlı olmadığı gibi ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet olmadığı, ceza mahkemesi kararının kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmeyeceği açıkça düzenlenmiştir. Somut olayda davacı, davalıya ait radyo yayınında Birlik üyesi olan sanatçı ...’ın “Merdo” isimli eserinin yayınlandığını noter marifeti ile tespit ettirmiştir. Davalı ise bu yayının anılan sanatçının izni ile olduğunu savunmuştur. Davalının savunmasını dayandırdığı bu hususu ispat etmesi gerekirken mahkemece bu husus üzerinde durulmadan ceza mahkemesinin delil yetersizliği nedeniyle verdiği beraat kararına dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Hükme esas alınan ceza mahkemesi kararı davalının savunmasını dayandırdığı olguyu her türlü şüpheden uzak, kesin olarak tespit eden bir karar olmadığından davalının savunmasının ispatlanmış olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiştir. O halde mahkemece, tarafların dayandıkları tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ceza mahkemesinin maddi olguyu kesin olarak tespit etmeyen, bu itibarla hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olmayan kararının esas alınarak, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 20.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1031824100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz